1. sayfa
| Isıtıp ısıtıp veriyorlar böyle haberleri bize.😀 |
| denizde kum evrende gezegen. bu tabir bile evrende ne kadar cok gezegen ne kadar cok yildiz oldugunu ifade etmede yetersiz. tahmini dunyadaki her bir kum tanesi basina gorulebilir evdende bin ila 10bi... |
| denizde kum evrende gezegen. bu tabir bile evrende ne kadar cok gezegen ne kadar cok yildiz oldugunu ifade etmede yetersiz. tahmini dunyadaki her bir kum tanesi basina gorulebilir evdende bin ila 10bin arasi yildiz var. bu kadar cok gok cismi varken yasamin baska yerde olmasi ne kadar imkansiz ne kadar zor dersek diyelim, ne kadar kucuk ihtimal hesapliyalim, 0'dan buyuk her ihtimal evrende sayisiz yasam var anlamina gelir. |
| Gene de bu yeniden değerlendirmeye göre evrenden bekleyebileceğimiz yaşam yoğunluğu kayda değer biçimde azalacaktır; akıllı yaşam formları muhtemelen daha da azalacaktır; hele gerçekten... |
| Gene de bu yeniden değerlendirmeye göre evrenden bekleyebileceğimiz yaşam yoğunluğu kayda değer biçimde azalacaktır; akıllı yaşam formları muhtemelen daha da azalacaktır; hele gerçekten ciddi teknolojiler üretebilmiş olanları iyicene nadir olacaklardır. Yaşam ihtimali ile hepsi arasında pozitif korelasyon bulunmakta. Yaşam sıklığı veya beklentisi arttıkça doğal olarak akıllı yaşam beklentisinin artması, akıllı yaşam yoğunluğu arttıkça görece yüksek teknolojik yaşam yoğunluğunun da artması beklenir - en azından kaba bir matematiksel olasılıksal mantıkla. |
| denizde kum evrende gezegen. bu tabir bile evrende ne kadar cok gezegen ne kadar cok yildiz oldugunu ifade etmede yetersiz. tahmini dunyadaki her bir kum tanesi basina gorulebilir evdende bin ila 10bin arasi yildiz var. bu kadar cok gok cismi varken yasamin baska yerde olmasi ne kadar imkansiz ne kadar zor dersek diyelim, ne kadar kucuk ihtimal hesapliyalim, 0'dan buyuk her ihtimal evrende sayisiz yasam var anlamina gelir. |
| Ölüm sonrası gibi.. Ama bu biraz farklı. NASA ve diğleri milyarlarca var diyor ama sen bilmiyorsun. Onların dediğini biliyorsun sadece. |
| Evet bencede çok nadir o yüzden biz yanlız değiliz mutlaka birinde bir yaşam vardır |
| yaşam olma.ihtimali sıfırdan büyük bu dogru ve evreni hatta gorunebilir evreni ele aldigimizda bile gorebildigimiz yerde yasam olma ihtimali baya bir yüksek ama gitme ihtimalimiz yada gelme ihtimali sıfır var olma ihtimali yanlız olmanı değiştirmez çünkü en yüksek hız ışık hızı ve o hıza ulaşacak bir meteryal yok iletisimi bile maksimum isık hiziyla yapabilirsin oda insan neslinin yetisebileceği bir süre değil. |
| Isıtıp ısıtıp veriyorlar böyle haberleri bize.😀 |
| Gitme ihtimali olmadıktan sonra neyleyeyim. İstanbul Ankara hoştır ama bene na😃 |
| Gene de bu yeniden değerlendirmeye göre evrenden bekleyebileceğimiz yaşam yoğunluğu kayda değer biçimde azalacaktır; akıllı yaşam formları muhtemelen daha da azalacaktır; hele gerçekten ciddi teknolojiler üretebilmiş olanları iyicene nadir olacaklardır. Yaşam ihtimali ile hepsi arasında pozitif korelasyon bulunmakta. Yaşam sıklığı veya beklentisi arttıkça doğal olarak akıllı yaşam beklentisinin artması, akıllı yaşam yoğunluğu arttıkça görece yüksek teknolojik yaşam yoğunluğunun da artması beklenir - en azından kaba bir matematiksel olasılıksal mantıkla. |
| Bu kadar emin olduğunuza göre gittiniz gördünüz? |
| Anunakileri gönderin orada da imalat yapsın sonra kendi kendine evrim mevrim şeyetsinler 😂 Elimizdekinin kıymetini biliyormuyuz ki gözü başka yere dikelim ? |
| Sanırsım milyon tane var sanılıyordu da binlere düştü. 1 tane bulsan bile gidemiyorsun. Neyin tantanası :) |
| Sadece görülebilir evrende 200 milyar trilyon yıldız var. Sadece gözlemlenir evrende 1 septilyon gezegen var. Kısacası illaki yaşamın olduğu gezegen vardır ben yaşamın bu kadar nadir olabileceğini düşünmüyorum ki rastgele bulduğumuz göktaşında bile yaşam için gereken organik malzeme var. Önemli olan mesafe kendi galaktik kümemizde bile mesafeleri aşmak imkansız evren aşırı büyük ve boş. |
Abimiz yılların tecrübesiyle,görmüşlüğüyle görüşünü belirtmiş yoksa bu kadar emin yazabilir miydi? |
| aklımda hep şu soru bizden önce insanlık varmıydı kıyametleri koptu yok mu oldular daha sonra çarpışma ile tekrar mı başlandı sıfırdan bizde mi öyle olucaz bizimde kıyametimiz kopucak tekrardan reset atılıp bir çarpışma daha ve başka varlıklar yaratılcak ?????????? |
|
bilmediğimiz çok şey var. Herkes ışık hızından bahsediyor ancak bu bizim sadece keşfedebildiğimiz bilim. Kuantum dolanıklığı sadece halen daha büyüleyici bir fenomen olarak duruyor ancak nasıl bir atomun zıt eşleniği ile ışık hızından daha uzakta yer almasına rağmen uzayda anlık etkileşime geçiyor kimse bilmiyor. Çift yarık deneyini bile çözemedik. ışık hızının da alternatifi bulanacak inanıyorum. Ve nulunduğunda öyle aylarca seyahat işi de ortadan kalkar. Şu an için insan ışınlanamıyor ancak hücrelerimizi de enerji yoluyla transfer etmenin bir yolu elbet bulunur. Daha medeniyetimizin çok başındayız. Hayal edin 2000 yıl sonraki bizden ileride bir insanlık neleri icat edebilir. Biz şurada 2000 yıl öncesinde Romada at arabası yarışlarını hipodromda izleyen birine kablosuz veri transferi, elektrikten bahsetsek ve hatta kucağına cep telefonu koysaydık muhtemelen bizi büyücü zanneder asarlardı meydanda. |
|
Sistemi tasarlayan yaratıcının belli bir patikası olmuş gibi görünüyor. Sonsuzluğa doğru büyüyen bir oyun alanı. Belli elementler ve mineraller var, bazı fizik ve kuantum yasaları var. Gezegenler oluşuyor, yok oluyor vs. Tıpkı kodlanmış bir bilgisayar oyunu gibi. Yaşam formu bulmak önemli olan konu değil. Önemli olan akıllı yaşam formu bulmaktır. - Eğer "Theia" adındaki gök cismi 4.5 milyar yıl önce Dünyamız ile çarpışmasaydı, - Çarpışma sonucu Dünyadan kopan toz bulutu Ay'ı oluşturarak Jüpiter gibi dev gezegenlerin Dünya eksenini sürekli değiştirmesini engellemeseydi, - Kısaca eksen eğikliği sabit olmayacaktı ve yaşam da olmayacaktı. Tıpkı Mars gezegeni veya diğer gezegenler gibi, ölü bir toprak gezegeni. Dünya'da canlıların oluşumuna ve akıllı yaşam olan insan evrimine baktığımızda, uzayda bu ihtimal sandığımızdan da düşük, belki hiç olmayabilir. Daha da önemli bir konu: yaratıcının bizden haberi var mı acaba? |
|
Işık hızı görelilik fiziği çerçevesinde sabit ve yapısal bir unsur-sınır; aşılabilecek bir şey değil. Kuantum dolanıklık kuantum alan teorisine işaret eden tuhaf ve ilginç bir olgu ama görelilikle çatışmıyor; ışık hızında iletimden ziyade aynı kuantum dalga-parçacık sistemi haline gelen iki parçacık arasındaki - mesafeden bağımsız - anlık kuantum durumlarındaki korelasyonu anlatmakta yani birisinin kuantum durumunu öğrenmen anında öbürününkini de sana açığa vuruyor ama olasılıksal dalga fonksiyonunun parçacığın etkileşimle tespitiyle çökmesi gibi bu gözlemin dolanıklığı yıkıyor. Işık hızına yakın rölativistik hızlarda neden gidilemeyeceğinin dair kısa bir tartışma yürütmüştük; doğa aslında rölativistik hızlarda makro nesneler için radyoaktif sürtünme (friction) üretiyor. Bu hızlar bizim gibi makro nesnelerden ziyade kuantum parçacıkların domain'i: https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/163415329 Işık hızının alternatifi Alcubierre sürücüsü ama bana diğer bilimsel teorilerin aksine gerçekliğin münasip bir modellenmesinden ziyade genel görelilik denklemleri ve geometrisi kullanan matematiksel bir zihin egzersizi gibi geliyor. Açıkçası antik Roma'ya gidebilseydik hangi dönemine gittiğimize de bağlı olarak bahsettiğiniz karşılaşma ilginç olabilirdi. Ne olacağı pek açık değil ve birçok faktöre bağlı. Ama şüphesiz çerçeveleme (framing) etkisini nasıl kullandığımız önemli olurdu yani teoride diğer toplumlar da dahil Romalıların kendi bağlamlarıyla anlayabileceği bir dilden onlara ulaşabilmeniz aslında mümkündür. Sizin senaryonuzda muhtemelen ilgili kişi quaestor, praetor, praefectus praetorio, konsül hatta sonunda imparator gibi özellikle o an bir yabancı olarak Roma yasalarına uyup uymamasına bağlı biçimde yetkili basamakları tırmanacağı bir sorguya tabi tutulurdu. Eğitimli Romalılara bunlar "Yunan bilimi ve teknik becerilerinin gelecekte yeni bir boyut kazandığı ve çok yaygınlaştığı, herkes tarafında kullanılmaya başlandığı ama Roma'nın buna uyum sağlayamamasının Roma'nın başına büyük işler açıp felaketler getirdiği" şeklinde anlatılabilir. Dil bilgisi, nüans ve telaffuz kaynaklı iletişim problemlerini es geçersek Romalılar özellikle de zaten kolayca garip addedebilecekleri yabancılardan gelme yeni şeylere karşı açık ve uyanıklardı. Bence esas sıkıntı Romalıların gelecekten getirdiğiniz teknolojileri kendileri için üretme talebinizi büyük ölçüde karşılayamamanızdan doğacaktır. Yoksa Romalılar Jüpiter'in kendilerine verdiklerine inandıkları sınırsız hükme (imperium sine fine) başka halklardan gelen adet ve teknolojileri uydurmaya ve bunları kendi menfaatlerine göre benimsemeye meraklılardı. |
1. sayfa
Suyun Varlığı Tek Başına Yeterli Değil
Washington Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir çalışma, yüzeyinde su bulunabilecek sıcaklıklara sahip olmanın bir gezegeni yaşanabilir kılmak için yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre bir gezegenin uzun vadede yaşamı destekleyebilmesi için sadece suya sahip olması değil, aynı zamanda bu suyun belirli bir miktarın üzerinde olması gerekiyor. Hatta çalışmaya göre Dünya büyüklüğünde bir gezegenin yaşanabilir kalabilmesi için, en az Dünya okyanuslarının yüzde 20 ila 50’si kadar su barındırması şart.
Bugüne kadar doğrulanan 6 binden fazla ötegezegenin önemli bir kısmı yaşanabilir bölgede yer alıyor. Ancak araştırmacılara göre bu gezegenlerin önemli bir bölümü “çöl gezegenler” olabilir ve bu da onları düşündüğümüzden çok daha az yaşanabilir kılıyor. Çünkü suyun varlığı tek başına yeterli değil; önemli olan bu suyun gezegenin iklim sistemini nasıl etkilediği.
Çalışmanın başyazarı Haskelle White-Gianella, özellikle yüzeyinde çok az su bulunan gezegenlere odaklandıklarını belirtiyor. Bu gezegenler teorik olarak yaşanabilir bölgede yer alsalar bile, pratikte yaşamı destekleyemeyebilirler. Bunun temel nedeni ise gezegenlerin sıcaklığını uzun vadede dengeleyen karbon döngüsünün suya bağımlı olması.
Karbon Döngüsü Bozulursa Ne Olur?
Dünya'da atmosfere salınan karbondioksit, yağmur yoluyla yüzeye geri döner ve kayaçlarla etkileşime girerek okyanuslara taşınır. Bu süreç milyonlarca yıl boyunca devam eden bir döngü oluşturarak gezegenin sıcaklığını dengede tutar. Ancak bu mekanizmanın çalışabilmesi için yeterli miktarda suya ihtiyaç vardır. Eğer bir gezegende yeterince yağış oluşmazsa, bu döngü sekteye uğrar. Karbondioksit atmosferde birikmeye devam ederken, onu dengeleyecek mekanizmalar devre dışı kalır. Sonuç olarak sera etkisi giderek güçlenir, sıcaklıklar artar ve mevcut su da zamanla buharlaşır. Araştırmaya göre bu süreç, gezegeni geri dönülmez şekilde yaşanamaz hâle getirebilir.
Ayrıca Bkz.Sismik veriler şaşırttı: Dünya'nın iç çekirdeğinin içinde ayrı bir bölge olabilir
Araştırma ekibi, bu süreci daha iyi anlayabilmek için gelişmiş bilgisayar simülasyonları kullandı. Özellikle daha önceki modellerde yeterince dikkate alınmayan rüzgâr ve buharlaşma gibi faktörler de yeni analizlere dâhil edildi. Bu sayede kurak gezegenlerde suyun nasıl davrandığı daha gerçekçi şekilde modellenebildi. Elde edilen sonuçlar, az suya sahip gezegenlerin zamanla tamamen kuruyabileceğini ve başlangıçta yaşanabilir olsalar bile bu özelliklerini kaybedebileceklerini gösteriyor. Yani bir gezegenin yaşam barındırma ihtimali, yalnızca bulunduğu konuma değil, aynı zamanda zaman içinde geçirdiği evrime de bağlı.
Bu teoriye en yakın örneklerden biri ise Venüs. Dünya ile benzer boyutlara sahip olan Venüs’ün geçmişte su barındırmış olabileceği düşünülüyor. Ancak bugün gezegenin yüzey sıcaklığı son derece yüksek ve atmosferi yoğun karbondioksitle kaplı. Araştırmacılara göre Venüs, başlangıçta Dünya’dan biraz daha az suya sahip olduğu için karbon döngüsünü sürdürememiş olabilir. Bu da zamanla sera etkisinin kontrolden çıkmasına ve gezegenin bugünkü aşırı sıcak koşullarına ulaşmasına yol açmış olabilir.
Bu çalışma, uzayda yaşam arayışında kullanılan kriterlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmacılara göre sınırlı gözlem kaynaklarıyla tüm gezegenleri incelemek mümkün olmadığı için, adayları daha iyi filtrelemek gerekiyor. Ve bu noktada suyun miktarı, en az varlığı kadar kritik bir faktör hâline geliyor.
Kaynak:https://scitechdaily.com/earths-secret-advantage-why-most-alien-worlds-may-be-too-dry-for-life/
Haberi Portalda Gör