1. sayfa
| Antalya yararlansın önce de İstanbul'a sıra gelir. Güney illerimizde güneşli gün oranı çok yüksek ama bunu değerlendiremiyoruz. |
| Kullanacağım tırnak içi tabirlerdeki zırcahilliğimi mazur görün, bu tarz projelerde "fotovolt" kısmını anlıyorum ama "depolama" ve "regülasyon" tarafı nasıl oluyor/olduruluyor? |
| Bence guzel bir yazı olmus. Toplam potansiyeli anlamak acisindan. Burada enerji depolama da onemli tabi. Elinize saglik. |
|
İstanbul'un fethinin 1000. yılı olan 2453 yılında olabilecek bir şey. Bence o zamana kadar tamamlanır gibi geliyor bana. Galiba yani herhalde. |
|
Depolamak elektriği kendisini üretmekten çok daha pahalı şu anda o yüzden biz tasarlarken hiç depolama koymadık zira yüksek gerilim hatları var hali hazırda diğer yerlerden alırız diye düşündük. Depolama çok fazla uzun dönem çeşidi yok pompajlı hidro elektrik santral var. Aslında iki tane göl düşün birisi üstte birisi altta elektrik fazlasında yukarı pompalıyorsun suları geri almak için elektriği baraj gibi çalıştırıyorsun aşağı gelirken. Diğeri ise dev bataryalar 2-10 saat arası yapan var arabalarda kullanılanlar pahalı 10 sene dayanıyor işte. Farklı teknolojiler ile arttırmaya çalışıyorlar sodyum iyon batarya geliyor en yakında o biraz daha ucuz. Regülasyon dediğin voltaj regülasyonu sanırım. Orada da elektrik kullanımı artıyor azalıyor anlık ona göre kaynak ekleyip çıkartıyorlar ama ani şoklara karşı cevap verebilen bataryalar çıktı. O bataryalar 0-2 dk kurtarınca yedek güç devreye giriyor. Elektrik fazlasıda olursa anlık bataryalar çekiyor. |
|
Enerji olduktan sonra her şeyi yapmak mümkün çünkü esas maliyet enerji oluyor. Başka kalemler içinde enerjiyi satıp onla ihitiyacın olanı alabiliyorsun. Şu anda petrol Zengini ülkeler var gelecekte elektrik zengini ülkeler olacak |
| istanbul arabistan körfezinde değil bir karadeniz şehri sayılır mevsimleri bulutlu yağışlı güneş konusunda verimli bir yer değil, rüzgar ve güneş enerjisi elbette güzel bir şey ama gelişmiş ülkelerde bile minicik yerleşimlere nüfusa hitap ediyor. |
|
Şu an İstanbul'a her an he saniye 5,4 GW elektrik "bir yerlerden" geliyor mu? Geliyor. Kesintisiz, sorunsuz geliyor mu? Geliyor. Uygun maliyetle geliyor mu? Geliyor. Hal böyleyken "enerji ihtiyacı" diye bir sorunu neden yaratıyorsunuz ki ? Aynı denklem Türkiye'nin her saniye sorunsuzca kullandığı 40GW elektrik için de, Çin'in kullandığı 900 GW elektrik ve nihayetinde dünyanın kullandığı 4000 GW elektrik için de geçerli. Dünyada elektrik, petrol, doğalgaz sorunu yok. Hiç olmadı. Hiç olmayacak. |
|
Kesinlikle katılıyorum, enerji herşeydir. Ama ülkeyi biz yönetmiyoruz ki. Acaba kaçıncı öncelikleridir... |
|
Bu mantıkla dünyada gıda sorunu da yok, nüfus 40-50 milyarlara çıkıncaya kadar da olmayacak... Ama burada konuşulan diğer üretim yöntemlerine göre daha "doğa dostu" elektrik üretimi diye düşünüyorum. Fotovoltaik üretim, rüzgar türbinlerine hatta hes'lere göre bile en fazla yönelinmesi gereken yöntem değil mi? Bana sorarsanız, mutlaka yüksek verimli paneller kullanılmasına da gerek yok. İyice düşük maliyet/düşük verim/uzun ömürle fotovoltaik çatı kaplamaları üretilmesinin mevcut teknolojiyle hiç zor olacağını sanmıyorum. Ardından da yapı yönetmeliğine yeni binalarda bu kaplamaların kullanılması zorunluluğu eklenmesine tahminen kimse karşı çıkmayacaktır. Bu sistemin şebekeye nasıl "verimli" bağlanacağı konusunu bilenler cevap verir diye umuyorum, depolamada maliyet sorunu gibi belki burada da verim sorunu oluyordur, sadece fikir olarak yazdım. "Yapay güneş" tarzı projelere ar-ge harcandığı haberleri yapılıyor, bunlar soğuk savaş dönemi "aya ilk kim gidecek"in modern türevleri mi yoksa yapay güneş yapılabilirse gerçekten insanlığa faydalı olacak mı? |
| Güneş olmayan günlerde ne yapacaksın? Bu tip projeler karmaşık smart grid lere ihtiyaç duyar, çarpık yapılaşma ile bu imkansızdır. |
|
"yüksek verimli paneller kullanılmasına gerek yok" dediniz. Gerçekten de yok. Dikkat ettiniz mi güneş paneli haberleri hep yaza girerken medyada boy gösteriyor. Yaz bitip havalar kapanınca bu haberler rafa kaldırılıyor. İstanbul'a her an 5,4 GW, Türkiye'ye her an (güneş açık/kapalı) 40GW elektrik sürekli geliyor bir yandan. Arka planda elektrik hep geliyor. Haberlerle bir algı yönlendirmesi yapılıyor. Elektrik sanki güneşten üretilebilirmiş algısı. Yapay güneş projesi bu algının nirvanası. Elektrik gerçekte başka yerden bambaşka şekilde üretiliyor. Konuya ilişkin daha fazla detay için: https://forum.donanimhaber.com/ruzgar-olmadigi-halde-bu-ruzgar-turbinleri-nasil-donuyor--146339135 |
Gerçekten ilginç bir konu, siz alıntılamadan farketmemiştim. Elektrik üretiminde "gerçek nedir"i o topicin konusu olarak kabul edip, burada "standart kabuller" üzerinden devam edersek, doğa dostu elektrik üretiminde rüzgar tribünlerine yaklaşımın gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 3-4 sene önce misafir olduğum bir (pek çiftlik denemez) kır evinde sahibi yakına kurulan rüzgar tribünlerinden sonra çevredeki tüm faunanın özellikle ses ama aynı zamanda hareketten dolayı değiştiğini anlatmıştı. "Kuş ve arılar en fazla etkilenen türler ama tüm hayvanlar etkileniyor, tribünler neredeyse bir km. uzakta olmasına rağmen bir kaç ineğimin bile davranışları değişti" demişti |
| İMKANSIZ; İstanbul enerjiden önce susuzluktan kuruyacak. Daha alt yapısına doğru düzgün para bulamayan şehir, deniz suyu arıtımına dünya kadar para harcamak zorunda kalacak. |
1. sayfa
İstanbul’un mevcut halindeki yıllık elektrik tüketimi ortalama 48 TWh (Terawatt-saat) seviyesinde. İstanbul dışarıdan tek bir gram kömür veya doğalgaz almadan, sadece kendi sınırları içindeki güneş potansiyelini kullanarak bu ihtiyacı karşılayabilir mi?
Cevap matematiksel ve fiziksel olarak net: Evet, kesinlikle karşılayabilir. Hatta doğru planlama ve fütüristik teknolojilerle, İstanbul sadece mevcut tüketimini karşılamakla kalmaz; yollardaki tüm araçları elektrikliye çevirip binalardaki doğalgazlı ısınmayı sonlandıracak güce bile erişebilir.
http://www.youtube.com/watch?v=tSn3JhNfCCc
İşte canlı yayında adım adım İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “Yeşil İstanbul Dönüşümü”
Adım 1: Tüm Çatılara Güneş Panelleri
Güneş enerjisi dendiğinde akla ilk gelen yer evlerin, fabrikaların ve AVM'lerin çatılarıdır. İstanbul'da yaklaşık 1,3 milyon bina bulunuyor.
Ayrıca Bkz.Elektrikli Toyota C-HR+ enerji tüketimiyle rakiplerine gözdağı verdi: Ezber bozan tasarruf
Adım 2: Devlete Ait Atıl Araziler (Kamu Rezervleri)
Çatılar doldu ama İstanbul'un çeperlerinde orman veya tarım vasfı taşımayan devasa hazine arazileri ve belediyelerin boş rezerv alanları yatıyor.
Adım 3: Dikey Yüzeyler (Gökdelenler ve Binalar)
İstanbul, Levent ve Ataşehir gibi devasa plaza merkezlerine sahip bir dikey mimari şehridir. Çatıları bitirdik, peki ya cepheler?
Adım 4: Kahverengi Alanlar (Çöplükler ve Eski Madenler)
Ormanlara dokunamayız ama yıllarca şehri inşa etmek için kazılmış ve sonra çürümeye terk edilmiş maden çukurları ile üstü kapatılmış çöp tepelerimiz var.
Adım 5: Otoparklar, Balkonlar ve Şehrin Damarları
Boşluk doldurma vakti! Şehrin o yoğun dokusunda kalan son akılcı "yatay" alanları toparlıyoruz.
Hedefe Ulaşıldı: %100
Tarım alanlarına (tarlalara) dokunmadan, gölleri ve denizleri kapatmadan, sadece inşa edilmiş çevreyi, atıl arazileri ve çatıları kullanarak İstanbul'un 48 TWh'lik mevcut elektrik faturasını sıfırlamayı başardık.
Peki %100'e ulaştık, duralım mı? Asla! Çünkü enerji üretiminde hedef her zaman şehri "Sıfır Karbon" ütopyasına taşımaktır.
"Güneşte Mega Güç" için Neler Yapılabilir?
Elimizde hala kullanmadığımız iki devasa silahımız var: Tarım Arazileri ve Sular.
Vites Yükseltiyoruz: Agrivoltaik ve Yüzer GES
(Not: Buna güneş takip sistemlerinin verimini de eklediğimizde, üretim kapasitemiz 113 TWh seviyelerine çıkarak %230'ları aşıyor).
"Fazla Güç" (65+ TWh) Ne İşe Yarayacak?
Artık sadece şehrin ışıklarını yakmıyoruz, yepyeni bir medeniyet kuruyoruz. Ürettiğimiz bu çılgın fazlalığı üç ana hedefe yönlendiriyoruz:
1. "Benzinlikleri Kapatıyoruz" (Ulaşımın Elektriklenmesi):
Şehirdeki 5,5 milyon aracın (taksiler, kargo minibüsleri, İETT otobüsleri, TIR'lar ve özel araçlar) tamamını elektrikliye (EV) dönüştürürsek, yaklaşık 36.00 TWh ekstra enerjiye ihtiyacımız olur. Tarım arazilerinden (Agrivoltaik) gelen o devasa güç, İstanbul'un tüm trafiğini tek başına, egzozsuz ve bedavaya yürütebilir.
2. "Kombileri Söküyoruz" (Isınmanın Elektriklenmesi):
Kalan o devasa güçle İstanbul'daki tüm doğalgaz ve kömür yakılan kombileri söküyoruz. Yerlerine, dışarıdaki havayı evlere ısı olarak basan süper verimli Isı Pompaları (yaklaşık 23.00 TWh yük) kuruyoruz.
3. "Ağır Sanayiyi Kurtarıyoruz" (Termal Bataryalar):
Elimizde kalan son kırıntılarla cam, demir ve çimento eriten fabrikaların doğalgazını kesiyor, enerjiyi 1500°C'lik Isı Tuğlalarına (Termal Bataryalar) depolayarak sanayiyi de sıfır karbon hale getiriyoruz.
Sonuç
İstanbul, elektrik tüketimini %100 oranında (48 TWh) kendi sınırları içindeki çatılardan ve atıl arazilerden karşılayabilecek potansiyele sahip. Tarım alanlarını ve su havzalarını da sisteme akıllıca entegre ettiğimizde ise, şehir sadece elektrikte değil ısınmada, ulaşımda ve sanayide de doğalgaz/petrol bağımlılığını tamamen sıfırlayan, kendi kendine yeten mutlak bağımsız bir "Mega Ütopya"ya dönüşür.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Haberi Portalda Gör