Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 2 misafir, 2 mobil kullanıcı
118
Cevap
22465
Tıklama
2
Öne Çıkarma
Cevap: Ülke Ülke Film Önerileri (Çoğunlukla Bağımsız ve Az Bilinen Filmler) (2. sayfa)
S
12 yıl (210 mesaj)
Teğmen

Eline sağlık hocam, çok güzel bir konu olmuş. Sık sık uğrayacağız buraya :)



M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi




Çeşitli Ülkelerden Bir Güzelleme



Costa-Gavras
Sıkıyönetim Üçlemesi


Z - Ölümsüz (1969) - Fransa

Sol görüşlü bir senatör olan Dr. Lambrakis, ülkedeki diğer devrimci-sol görüşlü insanlardan oluşan bir grup ile ülkedeki yolsuzlukları, açlığı, işsizliği konuşmak üzere bir toplantı düzenleyecektir. Ama ülke sağ görüşlü hükümetin yönetimi altındadır ve toplantı başlamadan önce birçok aksaklık meydana gelir. Toplantı esnasında dışarıdaki sağ görüşlü saldırgan kitle, sol görüşlülerin toplantısını sabote etme derdindedir. Ve polis sağcıların saldırgan hâl ve hareketlerine asla müdahale etmez. Dr. Lambraski toplantı çıkışında saldırıya uğrar. Hastaneye götürülür fakat durumu iyiye gitmez. Lambraski’nin ölümü ardındaki sis perdesinin aralanması çok güç olacaktır. Çünkü bu işin ardında, hükümet, ordu ve sağ görüşlü halk iç içedir. Fakat görevine bağlı bir savcı müthiş zekâsı ve cesaretiyle yılmadan araştırmalarına devam edecektir.

Aslında olmayan demokrasileriyle övünen, yalnızca kendi ideolojilerini halka nüfuz ettirmeye çalışan, üçüncü dünya ülkesi devletlerinin politik durumunu çarpıcı ve gerçekçi bir biçimde ortaya koyan bir yapım. Kendi fikirlerine ve çıkarlarına uymayanları hiç acımadan öldürüp, dış siyasette ülkenin itibarı sarsılmasın ve halk kendilerine daha çok itimat etsin diye bu cinayetleri örtbas eden bir ilişkiler ağı, yani derin devlet çok sağlam bir şekilde ortaya çıkarılıyor. Ama nedir, böyle ülkelerde durum asla değişmeyecektir. Derin devletin halktan insanları da maşa olarak kullanması, cinayetlerde onları azmedenlerin aslında derin devlet olması da gösterilmiş. Azmettirilen Vago gibi insanları da yönetmen inceden inceden çok güzel betimlemiş.

1963 yılında Yunanistan’da suikaste kurban giden Grigoris Lambrakis olayı anlatılıyormuş aslında filmde. Zaten filmin başında ‘Gerçek kişilerle herhangi bir benzerlik kasıtlıdır’ deniyor. Bir de filmin girişinde askerin konuşması tüm durumu özetliyor.

Görüşü ne olursa olsun herkesin bu filmi izlemesi gerek. Çünkü bu filmde devletler hakkında kimsenin açığa çıkarmaya cesaret edemediği gerçekler var. Bir devlet nasıl halkın gözünü boyar, nasıl suçsuzu suçlu ilân eder, bunlar ve dahası var. Bazı yerlerde yalan söyleyen ordu insanları ve devlet görevlilerinin hâlleri çok komikti. Muhakkak izleyin.



Artur London'un gerçek hayatı beyaz perdeye aktarılmış. Film kesinlikle komünizm karşıtı değil. Fakat Rusya'da devrimden sonra, Stalin zamanında ne katliamlar işlendiğini herkes biliyor. Ki bu da komünizmi idare edememiş ve gittikçe totaliterleşmiş yönetimler yüzünden. Gerçekten de komünist parti öyle paranoyak ki, kuşkulandığı en ufak şeyde, devrime onca emeği olan insanları tutuklayıp acımasızca sorguluyor. Film bir zamanın Çekoslovakya'sında geçiyor. O zamanın Çekoslovakya'sını Milan Kundera'nın romanlarından da biliriz. Yves Montand yine harika oynamış. Rolü için de çok kilo vermiş, çökmüş resmen adam. Filmde dediğim gibi, aslında hiç işlenmemiş suçları itiraf ettirme ve suçlu çıkarma çalışması var. Bunun mantığı asla anlaşılmaz ve bağlı bulundukları ideolojiye de öyle ters ki. Sorgulanan London'un evi aranmaya gidildiğinde, adamın karısının söylediği söz durumun vahametini ortaya koyuyor zaten, "Aynı Naziler gibi davranıyorsunuz". Gavras yine ustaca işlemiş konusunu. Bu tarzda konu işleyen bir film daha var: Güneş Yanığı (1994) (Utomlyonnye solntsem). Onu da muhakkak izleyin.

État de siège - Sıkıyönetim (1972) - Fransa
< Resime gitmek için tıklayın >
http://www.imdb.com/title/tt0070959/


Gavras bu filminde de bir devletin iç yüzünü ortaya koyuyor. Bir de ne görelim Amerika yine işin içinde. E gerçek bu zaten. Tupamaro gerillaları, Philip Michael Santore adındaki önemli bir şahsiyeti alıkoyuyorlar. Bunun karşılığında hükümetten belirli istekleri var (Film Fransız yapımı ancak Uruguay'daki olaylar anlatılıyor). Amerikan güdümlü hükümetse, polis teşkilatının da yardımıyla gerillalara karşı yenilmemeye kararlı gözüküyor.

Hâlen gelişmekte olan ülkelerin siyasi gerçeklerini açıkça gösterebildiği için çok önemli bir film. Haklarını savunan gerillalara da gerçek bir açıdan bakabilme şansı veriyor ve hükümetin faşist eğilimini gözler önüne seriyor. Bilinçlenmek isteyenler izlemeli.

Sans toit ni loi - Çatısız Kuralsız (1985) - Agnès Varda - Fransa
< Resime gitmek için tıklayın >

Özgürlüğü, kuralsız, evsiz, ekonomik baskı altında olmadan yalnızca karnını doyurarak ve gün gün farklı yerlerde kalarak benimsemiş olan Mona'nın hikâyesi. Mona, evsiz, pis, beş parasız bir insana, parası olan insanların kötü ve ötekileştirici tavırlarından dolayı gittikçe umursamaz bir hâl alıyor. Kendi yalnızlığı ve belirsizliği içinde eriyip gidiyor.
Bu filmi biraz daha irdelersek paraya endeksli hayatların özgürlüğünü yitirmiş hayatlar olduğunu ve bu hayatların özgürlüklerini para kazanmak için üstlerine devrettiklerini görürüz. Mona bu dünyaya karşı yaratılmış bir karakter. Ama herkes gibi. Yalnızca daha fazla asi, toplumun kurduğu dayatmalara, normlara karşı, savaşmasını bilen bir kadın. Dediğim gibi hiçbir insanı önemsemediğinden umursamaz bir tavrı var ama toplumsal normlara, etik ya da ahlaksal değerlere uyum sağlamadığından da kaynaklı bu durum. Bu yüzden Mona toplum için bir hiç. Toplum da onun için bir hiç. Ve aslında o da kendi için yaşamıyor.
Güçlü bir film. Hatta hayatımda izlediğim en iyi ve önemli filmlerden biri. Tavsiye ederim.

Ma nuit chez Maud - Maud'lardaki Gecem (1969) - Eric Rohmer* - Fransa

(Rohmer'in Altı Ahlâk Hikayesi Altılamasının üçüncü filmidir)

Rohmer’in din ve felsefe üzerinden ahlâki çıkarımlar yaptığı, epey kafa yoran yani kafayı çalıştıran öğretici bir film. Yalnız Hıristiyanlık, Paskal gibi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor. Hayatında hiç Paskal kitabı okumamış biri olarak onun hakkında verilen düşüncelere biraz yabancı kaldım.

Yurt dışında yaşamını sürdüren Jean-Louis ülkesine döner. Jean-Louis koyu Katolik bir Hıristiyan’dır. Her Pazar ibadet etmeye kiliseye gider. Orada sarışın bir kadından hoşlanır. Onun evleneceği kadın olduğunu düşünür ve onun hakkında varsayımlar yapmaya başlar. Jean-Louis bir gün on dört yıldır görüşmediği arkadaşı Vidal’le tesadüf eder. Vidal üniversitede felsefe hocasıdır. Lois’ye aşık olduğu bir kadından bahseder, onunla randevusu vardır ve Louis’yi de davet eder. Kadının adı Maud’ur. Maud’ya gittikleri gece birbirlerinden üç farklı fikir taşıyan bu insanlar arasında beyin fırtınası kopacaktır. Özellikle Lous’nin katı bir Katolik olması, Maud ve Vidal’in onu zorlamasına neden olacaktır.

Katı bir Katolik ile inançsız bir kadını aynı yatağa sokan film Lous’nin ahlâki değerlerine ne kadar bağlı olduğunu da sorgulamaktadır. Louis hem inancı gereği hem de aşık olduğu o sarışın kadın yüzünden Maud ile sevişmez ama ona karşı cinsel bir çekimi olur. Öte yandan ertesi gün Louis belki de Maud’da geçirdiği gecenin etkisiyle cesaretini toplamıştır ve sarışın kızla tanışır. Tanıştığı fakat hiç tanımadığı sarışın kız onun gözündeki kadar masum biri midir acaba?


L'amour l'après-midi - Öğleden Sonra Aşk (1972) - Eric Rohmer - Fransa

(Rohmer'in Altı Ahlâk Hikayesi Altılamasının son filmidir)

Frédéric mutlu bir evliliği ve kendine ait bir işi olan müreffeh bir adamdır. Üç bölümden oluşan filmin giriş bölümünde Frederic’in kadınlar hakkındaki görüşlerini onun ağzından dinleriz. Evlenmesine rağmen kadınlara daha düşkün hâle geldiğini, ancak herhangi bir kadınla iletişim kuramayacağını söylemektedir. Filmin birinci bölümünde filme Frederic’in eski bir arkadaşının eski sevgilisi olan Chloé dâhil olur. Chloe ile Frederic geçmişte duygusal yakınlaşma içerisine girmişlerdir. Onun bu ani dönüşü Frederic’i tedirgin eder. Onu baştan çıkaracağından ve evliliğini tehlikeye düşüreceğinden korkmaktadır. Sık sık iş ve birlikte olduğu adamları değiştiren, ciddi ilişkileri küçümseyen, burjuvazi hayatının samimiyetine inanmayan bir karakterdir Chloe. Frederic de içinde bulunduğu rahat hayattan sıkılmıştır. Aslında da yapayalnız bir adamdır. Sırlarını anlatabileceği, uzun uzun konuşabileceği kimse yoktur. İşte onun imdadına Chloe yetişmiştir. İki eski dost ilk başta Frederic’in istememesinden dolayı görüşemeseler de daha sonra birbirlerinin yanında ne kadar mutlu olduklarını fark edeceklerdir. Birbirlerini sevdiklerini itiraf edemeseler de üstü kapalı bir aşk yaşamaktadırlar. Fakat Chloe hâlâ başka adamlarla birlikte olmaktadır.
Alt metinleriyle, diyaloglarıyla, verdiği ahlaksa yapıyla bambaşka bir film.
*Eric Rohmer 1920 ve 2010 tarihleri arasında yaşamış, Fransız Yeni Dalga Akımı'na öncülük etmiş bir Fransız yönetmen ve senaristtir.


İkarus'un İ'si bir politik gerilim filmi. Derin devlet meselesini, bir suikast soruşturması üzerinden ele alıyor. Soruşturmayı yürüten savcı, azimli ve çalışkan. Fakat derin devleti yani ülkenin sözde ulusal çıkarlarını koruduğunu söyleyen istihbarat teşkilatını soruşturmaya çalışmaksa bu kadar kolay olmasa gerek. Haberlerde filan pek çok kere duyulur şu faili meçhul kaldı bu faili meçhul kaldı. Bunların tetikçileri belki bulunabilir ama bunlar zayıf halka. Ya azmettiriciler. Onları suçlu ilan edebilmek büyük bir cesaret ya da delilik ister. Zaten onlar da sözde ulusal çıkarları koruyarak kendi yapılarını güçlendirmekte, ülkenin de içine etmekte, siyasi gerilimi had safhaya çıkarmaktadır. Bir de şu var ki derin devlet denilen olgu onu yok edeceğiz diyenlerle yakın ilişki içinde olmalıdır muhakkak.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Meursault. -- 16 Mayıs 2015; 18:02:15 >

M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

@Mr.Pacino O konuda haklısın, kotalılardan da çok ah almışımdır, sen sayfayı tıkla bi' çay koy gel o zamana kadar açılır sayfa Kotalılar kusuruma bakmasın ama imdb künyesi gözükmeyince resim yüklüyorum.

@Sergio Lucas Barbosa Sağ olasın her zaman bekleriz :)



Bu arada sevgili yöneticiler resimlerin bazıları gözükmüyor, değiştirip başka resim koyuyorum yine gözükmüyor ve iletiyi gönderdiğimde sayfa hata veriyor, yine de gidiyor ileti.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Meursault. -- 18 Mayıs 2014; 13:07:09 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Mr.Pacino @Sergio Lucas Barbosa
G
12 yıl (1373 mesaj)
Yüzbaşı

Güzel bir konu sinemanın sanat anlayışını öncü tutan filmler olduğundan şüphem yok sırayla izlemeye çalışacağım.
Bu arada koyu bir Hollywood düşmanıyım savaşa her daim hazırım


Bu mesaja 1 cevap geldi.
E
12 yıl (20660 mesaj)
Moderatör

Eline emeğine sağlık hocam. Ayrı olarak şu bölümü bir düzeltemediler gitti. Ne filmlerin künyesi gözükür, ne resim yüklenir.. Hayır bölüm baya yoğun olmasa önemsemeyeceğim de hep dolu. Şaşılacak şey.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @diminishedtriad
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

@Ed Wood, Sağ olasın. Aynen yöneticilere duyuramadık sesimizi de, umarım düzeltirler yakında.

@goncerivoo, Aynen öyle, sinema sanatına sadık kalan filmler, beğenirsiniz umarım. Hollywood düşmanlarını görmek güzel, umarım daha da çoğalırız


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Ed Wood , @goncerivoo
D
12 yıl (17864 mesaj)
Yarbay

Elinize emeğinize sağlık hocam tam aradığım konu !!



M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Çeşitli Ülkelerden Film Güzellemesi


Un homme qui dort - Uyuyan Adam (1974) - Bernard Queysanne - Fransa
< Resime gitmek için tıklayın >

Georges Perec'in aynı adlı romanından uyarlama.

Edebiyat ve felsefe. Var oluşçuluk. Erkek bir karakter, onun hâlini seslendiren bir kadın. Ve siyah-beyaz, kafayı söylenenler hakkında yoğunlaştırmaya sevk eden bir film, Uyuyan Adam.

Pekâlâ bir Meursault diyebiliriz, kimliksiz, eylemsiz, varlığına karşı kayıtsız kalmaya başlayan adamımıza. Fakat burada özne önemli değil. Burada anlatılan önemli. Zamanı ölçen pek çok şey vardır, onun en bilinen ölçü birimi saattir. Ya da musluktan ritmik bir şekilde akan damlalar. Önce zaman durmalıdır. Günlük işler artık yapılmamalı, sınavlara girilmemeli, arkadaşlarla kafeteryada toplanılmamalı, vs. vs.dir. Böylece kayıtsız kalırız, dünyaya, biz varız diye var olan dünyaya. Solduğumuzda bizimle solan, düşündüğümüzde canavarlaşan insanların yaşadığı. Hareket etme kuvveti kalmaz, istekler, hevesler bizim değildir. Tepki verecek kadar önemli değildir olaylar. Toplumun yabancısıyızdır. Ve tüm insanlar bir parçası değildir senin, senden uzaklaşmaya başlayan dünyanın. Amaçsızca dolaşılır sokaklarda, artık bedenen yaşayan fakat ruhen ölü bir varlık, kendini dünyadan sakınan, saklanan, koşuşturmacadan kaçan bir varlıktır, yalnızca zamansızlıklarca yürüyen sokaklarda.

Akışın içine dâhil olmanın ne önemi var!

Çok fazla cümle türetilir bu filmin üstüne. Uzatmak istemiyorum o yüzden. Edebiyata, felsefeye ilgisi olanlar ve sabredecekler izlesin diyorum bu filmi.



Tierra - Toprak (1996) - Julio Medem - İspanya


Şarap üretimi yapılan bir yerde aşırı tespih böceğinden dolayı üretilen şarapların tadı toprağımsı olmaktadır. Bir ilaçlama şirketi görevlisi olan Angel o bölgeye ilaçlama yapmak için gelir. Tuhaf ve karmaşık bir kişiliği vardır. Kasabada, bir eve şarabın tadı hakkında bilgi almak için girer. Oradaki kız ile arasında ani bir duygu ortaklığı gelişir. Kızın adı da Angela'dır. Angel kasabadaki insanlara kısa sürede alışacak, onlarla hayatına yön veren ilişkiler kuracaktır.

Julio Medem'in alışılmışın dışında bir anlatımla izleyiciye sunduğu Tierra izlemesi son derece keyifli bir film. Filmin işlenişi ve senaryosu çok özgün. Bana kalırsa Medem, İspanya'dan çıkmış usta yönetmenlerden sonra gelen çok iyi bir yönetmen. Sinema severler takip etmeli.

Monsieur Hire - Mösyö Hire (1989) - Patrice Leconte | Fransa


İşlenmiş bir cinayetle başlayan film, olayı inceleyen dedektifin elde edilen bulgular sonucu Mösye Hire'e ulaşmasıyla devam ediyor. Konuşkan olmayan, asosyal bir yapıya sahip orta yaşlı adam, karşı dairedeki güzel bir kadını gözlüyor. Aşkı hayatına sokamamış adam, perdelerini herkese kapatmış olsa da evinin perdelerini karşıdaki kadını görebilmek için açık bırakıyor. Zamanla cinayet olayında ortaya çıkan gerçekler, olayların akışını değiştiriyor. Sandrine Bonnaire güzel bir oyunculuk sergiliyor. Tavsiye edilir.

L'humanité - İnsanlık (1999) - Bruno Dumont - Fransa

Cannes Film Festivali, En İyi Erkek-Kadın Oyuncu ve Büyük Ödülü.


Uzun ve durgun sahneler bolca var. Ancak film ilerledikçe, filmin, adına yakışır şeyler anlattığını anlıyoruz. Baş karakter içine kapanık, sönük bir komiser. Çevresi tarafından ezilen biri. Komşusu Domino ve onun sevgilisi Joseph ile arkadaşlık ediyor. Domino ile arasında tuhaf bir ilişki var. Komiser Pharaon'un görevi 11 yaşında tecavüz edilip, öldürülen kızın katilini bulmak. Bu cinayet vakasından epey etkilendiğini, hatta pek çok şeyden kolay kolay etkilendiğini görüyoruz. Filmin sonu içinse şunu söyleyebilirim,
Suçluyu öper Pharaon. Yine filmin içinde daha önceden başka bir vakayla ilgili suçlanan Cezayirli bir adama bu şekilde bir yakınlık göstermiştir. Suçluya verdiği tepki sert değildir. İşte onun insanlığını da burada görüyoruz.
Filmde açık sahneler bol. Herkese tavsiye edemiyorum, çokça uzun sahne var. Beğendiğim filmlerdendir.

La vie de Jésus - İsa'nın Hayatı (1997) - Bruno Dumont - Fransa


Dumont'un izlediğim ikinci filmi. Bu filminde de aynı durgunluk var. Yönetmen karakterlerin yalnızlıklarıyla bizi baş başa bırakıyor. Bazı şeyler derinden derinden gelişiyor. Film kısaca Fransa'nın kırsal kesimindeki bir grup işe yaramaz genci, onların aralarındaki ilişkileri anlatıyor. O ıssız kasabada gençlerin çok da istedikleri gibi yaşayamadıklarını görüyoruz. Gerçekten yaşamak için felaket sıkıcı bir yer. Filmin akışı boyunca Fransa'daki Araplara karşı yapılan ırkçılık da gösteriliyor. Çok garip bir etkisi var filmin, uzun ve konuşmasız sahnelerine rağmen sıkmıyor. Ben epey beğendim ama herkese de öneremiyorum. İzleyecek olan çıkarsa da uyarayım sevişmeden öte sahnelere sahip bir film.

Johnny Got His Gun - Johnny Silahını Kaptı (1971) - Dalton Trumbo - ABD

Dalton Trumbo'nun kendi yazdığı romanından uyarladığı filmin konusu şöyle; gönüllü olarak I. Dünya Savaşı'na katılan genç Joe, ölümcül bir yaralanmaya maruz kalmıştır. Onun bilinci açıktır fakat nasıl bir hâlde olduğunu bilmemektedir. Çok feci bir hâlin içine girerek hayatta kalmış olan Joe'yu hekimler tıp bilimi için kullanacaklardır. Film boyunca Joe'nun geçmişinde gezinmesini, hayallere dalmasını, hayalle gerçeği ayırt etmeye çalışmasını izlerken, savaşın ağır psikolojik sonuçlarını da izleriz. Gerçekten izleyenin üzerinde ağır etkiler bırakan bir film.
Eklemek gerek, Luis Bunuel bu filmde İsa peygamberin olduğu sahneleri yazmış, bu yönüyle ilgimi çekmişti. Zaten rüya sahneleri filan, Bunuel'in işin içinde olduğunu gösteriyor. Not verme konusunda biraz kararsız kaldım, beni iten sahneler de oldu çünkü.

Klopka - Tuzak (2007) - Srdan Golubovic - Sırbistan


Film, çocuğunuz için ne fedakârlıklarda bulunabilirsiniz sorusunun yanıtını veriyor. Mladen ve Marija'nın çocukları Nemanja, nadir görülen bir kalp rahatsızlığına yakalanır. Ameliyat olması için yüksek miktarda paraya ihtiyaçları vardır. Peki bu parayı orta hâlli durumdayken nereden bulacaklardır?

Film vicdan duygusunu da çok iyi vermiş seyirciye. Sıkılmadan az sonra neler olacak diye izledim filmi. İzlemeyen herkese tavsiye ederim. Bu arada Sırpların da sinema konusunda bir hayli geliştiğinin bir örneğidir bu film. Zamanında çok beğenip de 9 puan verdiğim filmlerden.

Control - Kontrol (2007) - İngiltere


" Yaşamak. Ne önemi var ki? Yaşayabileceğim en iyi şekilde yaşıyorum. Dün artık yarınımın
bir parçası oldu. Bugünüm kontrolden çıktı.
"

Bir zamanların punk grubu Joy Division'un vokalisti olan Ian Curtis'in hayat öyküsü. Oldukça depresif ve olağanüstü bir film. İzlenmeli.

Welt am Draht - Yalan Dünya (1973) - Rainer Werner Fassbinder - Almanya
< Resime gitmek için tıklayın >
http://www.imdb.com/title/tt0070904/


Bir araştırma enstitüsünde gerçek dünyanın benzeri bir yapay dünya yaratıyorlar ve oradaki her karakteri programlıyorlar. Fakat o 'yalan dünya'da yaşayanlar kendilerinin gerçek dünyada yaşadıklarını sanıyorlar. Dolayısıyla bir üst devreden haberleri yok. Filmde de gerçekliğin ve yapaylığın sonsuza doğru gidebileceğinden bahsediliyor. Bilim-kurgu olmasının yanında felsefî bir alt yapısı da var. Gerçekliğe şüpheci bir tavır almamızı sağlıyor. Matrix, 13th Floor gibi filmlere esin kaynağı olduğu söyleniyor. İzlediğim bilim-kurgu türündeki filmleri göz önüne alırsam, bu türdeki çoğu filmin fikir babası olduğunu söyleyebilirim. Hatta filmin ekmeğini epey yemişler gibi. Fassbinder'den de bilim-kurgu filmi izlemek tuhaf oldu ama ilgi çekici, iyi bir film ortaya çıkarmış. Tavsiye ederim.

My Childhood (1972) / My Ain Folk (1973) / My Way Home (1978)
Bill Douglas'ın Üçlemesi - İngiltere


< Resime gitmek için tıklayın >
http://www.imdb.com/title/tt0068983/
http://www.imdb.com/title/tt0070424/
http://www.imdb.com/title/tt0077964/


Ağabeyi ve büyükannesiyle yaşayan Jamie'nin küçüklüğünden, erginliğe kadar olan dönemini ele alıyor üçleme. Aralıklı olarak çekilmesine rağmen aynı oyuncular yer alıyor filmde. Filmin çekildiği yerin kasvetli ve soğuk havasını hissediyorsunuz. Üstü kapalı bir anlatım yoluna başvurulmuş. Zaten çocukluk hatıralarına dönüş olarak anlatıldığından, bazı durumlar eksik gibi kalıyor. Genel olarak beğendim, herkese tavsiye etmem.

El verdugo - Cellat (1963) - Luis García Berlanga - İspanya


Cenaze işleri yapan José Luis'nin bir gün, bir cellat olan Amadeo ile bir işi olur. Daha sonra celladın kızıyla tanışır ve evlenirler. Fakir bir hayat sürmektedirler ve talih yüzlerine gülmüş, onlara ev şansı doğmuştur. Film de bu ev mevzusu üzerinden, idam cezasını gündemine alır. Esasında doğrudan idam cezasına bir yergi yok fakat cellat olmak zorunda kalan adamın insanın yatağında ölmesi gerektiğini savunuyor olması, yani idam karşıtı olması, buna karşın İspanya'daki maddi koşulların onu cellatlığa itmesi ortaya tuhaf bir durum çıkarmaktadır. Film dram filmi değil, bir mizah filmi. Fakat kah kah gülmelik sulu mizah değil, doğal bir mizah söz konusu.

Bulutları Beklerken (2003) - Yeşim Ustaoğlu
< Resime gitmek için tıklayın >
http://www.imdb.com/title/tt0418309/


Türkiye'de politik duyarlığa sahip ender yönetmenlerden biri Ustaoğlu. Ama politik bir konuyu siyasi bir amaçla değil insancıl bir amaçla işliyor. Bu filmde Türkiye'nin bir dönemine işaret ediyor. Harika Karadeniz manzaraları eşliğinde hüzünlü bir hikâye izlemek isteyenler için uygun bir film.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Meursault. -- 16 Mayıs 2015; 17:52:39 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
T
12 yıl (1091 mesaj)
Yüzbaşı

Bayadan beri girmiyordum. Çok güzel konular açmışsın. İzlediğim filmlerin yazılarını okudum.
İtalyan sinemasına nedense çok ön yargım vardı. Konu benim için bu açıdan çok yararlı oldu. Teşekkür ederim, baya bir filmi listeme aldım.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

İlgin için ben teşekkür ederim.
İtalyan sinemasına hiç önyargın olmasın şu an belki çok da iyi filmler çıkmıyor ancak eski filmleri öyle sağlam ki, hepsini izle derim. Şu an İtalyan sineması benim için önde.
Ayrıca Latin Amerika'dan Macario (1960) ile O Pagador de Promessas (1962) filmlerini şiddetle öneririm.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Casco!
K
12 yıl (5102 mesaj)
Yarbay

Gözlerim yaşarıyor burda bu konuları görünce.

Genelde burada sinema izlemek yada sinema bilgisi için imdb denilen yeri referans aldıkları için insanlar, çok şaşırıyorum bu konuları görünce :)

Eline sağlık.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Ne kadar işe yarıyordur, ne kadar talep karşılar bilmem ama birilerinin de başka yerlerde de güzel, iyi filmler çekildiğini bilmesi lazım. Hele ki Amerikan kültürünün iyice yiyip bitirdiği bizlerin Amerika'dan biraz uzaklaşması lazım.
Umarım konu film seçiminde yardımcı olur :) Sağ olasın.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Meursault. -- 25 Mayıs 2014; 21:20:30 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Karpuzcu.
P
12 yıl (677 mesaj)
Yüzbaşı

çok yaralı konu teşekkür ederim neredeyse %90 nını nilmiyorum filmleri


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Ne demek.
Senin daha yaş küçük, izlersin hepsini zamanla


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @patr10felline
S
12 yıl (5710 mesaj)
Yarbay

Bi kısmını izlemiştim, kalan filmleri de lys'den sonra izlerim. Çok iyi konu


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
12 yıl (16354 mesaj)
Yarbay

Çok değerli konu. Teşekkür ederim emeğin için, ben de faydalanırım listemi bitirdiğim zaman.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @diminishedtriad
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

İlgin için ben teşekkür ederim Özellikle en beğendiğim filmleri yazmaya çalışıyorum, umarım sen de beğenirsin izlediğinde.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @St.Rendroy
D
12 yıl (17864 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: diminishedtriad

İlgin için ben teşekkür ederim Özellikle en beğendiğim filmleri yazmaya çalışıyorum, umarım sen de beğenirsin izlediğinde.

Seçim yapmak zor hocam acaba hangisinden başlasam oldum.. Cidden çok güzel değerli bi konu yukarıdaki arkadaşında belittiği gibi!!


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Ben sana bir kolaylık yapayım, hangi tür filmlerden hoşlanırsın bilmiyorum ama genel olarak da beğenilen filmlerden bir özet geçeyim. Filmlerin geneli dram ağırlıklıdır yalnız ve aksiyon, bilim-kurgu ve fantastik neredeyse yok.

Dzien swira, Dekalog Dizisi, Most, Az ötödik pecsét, Yi yi, La meglio gioventù, Divorzio all'italiana, Rosso come il cielo, Utomlennye solntsem, Ostrov, Sibir, Monamur, Halimin put, Savrseni krug, Bad Boy Bubby, El método, Den brysomme mannen, Spoorloos, Karakter, Englar alheimsins, Jagten, Hævnen, Los olvidados, Nueve reinas, Central do Brasil, Dayereh, Chaharshanbe-soori, I compagni, Z, Jean de Florette, Manon des sources, I... comme Icare, Nobi, Marathon, Un air de famille.

İlk olarak bunları önerebilirim ama kalan filmlerden daha iyiler diye önermiyorum, benim için hemen hemen hepsi aynı değerdedir.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Dark Saga
D
12 yıl (17864 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: diminishedtriad

Ben sana bir kolaylık yapayım, hangi tür filmlerden hoşlanırsın bilmiyorum ama genel olarak da beğenilen filmlerden bir özet geçeyim. Filmlerin geneli dram ağırlıklıdır yalnız ve aksiyon, bilim-kurgu ve fantastik neredeyse yok.

Dzien swira, Dekalog Dizisi, Most, Az ötödik pecsét, Yi yi, La meglio gioventù, Divorzio all'italiana, Rosso come il cielo, Utomlennye solntsem, Ostrov, Sibir, Monamur, Halimin put, Savrseni krug, Bad Boy Bubby, El método, Den brysomme mannen, Spoorloos, Karakter, Englar alheimsins, Jagten, Hævnen, Los olvidados, Nueve reinas, Central do Brasil, Dayereh, Chaharshanbe-soori, I compagni, Z, Jean de Florette, Manon des sources, I... comme Icare, Nobi, Marathon, Un air de famille.

İlk olarak bunları önerebilirim ama kalan filmlerden daha iyiler diye önermiyorum, benim için hemen hemen hepsi aynı değerdedir.

EyvAllah hocam saolasın ilgine jagten hariç izlemediğim filmler hepside sırasıyla başlayım o halde teşekkürler.


Bu mesaja 1 cevap geldi.