1. sayfa
|
Muhtemelen konfor için. Su dökülmediği sürece koltuk kılıfının altında poşetle gitmek istemez kimse. Rahatsız eder, hava almaz vs vs. |
|
Çünkü zannettiğiniz gibi final maliyet düşük gerçekleşmiyor da ondan. Bunların yaşanmadığı araçlar var peki siz alabiliyor musunuz? tabi ki hayır neden bütçeden dolayı. Yani tek bir nitelik geliştirme de ürünü oluşturmak ve tatmini için yeterli değil. Üretici için o maliyet kalemlendirmesinde alıcının çözdürebileceği birşey. Yani mesela ucuz bineklerin astar, boyaları, vernikleri daha kalın atılamaz mı çok mu değiştirir maliyeti? evet değiştirir sınıflandırmaları ölçeğinde, o yüzden zaten buna mukabil marka bazlı kalınlıklar değişiyor. Bırakın taban döşemesi kalitesini bazı markaların boyaları birkaç yılda kalkabilir durumda. Çünkü üretici yine bahsettiğim aynı mantıklı yaklaşıyor. Döşeme temizletilebilir, değiştirilebilir, tekrar boyatılabilir. Asıl konumuza gelirsek bunları biraz daha anlayabilmek için araçların üretim maliyetlendirmesi ve satış sınıflarının nasıl gerçekleştiğini bilmek gerekli. Ki otomobil üretim proseslerine değinmeden ve bilmeyenlere anlatılması biraz güç olabilir. Şöyle diyelim hem müşteri hem üretici tarafında şunlar olur; ya keşke taban halisi daha iyi olsa +15 $, şu düğmeler keşke daha kaliteli olsa +8 $, keşke konsolun şurası hemen çizilmese +30$, keşke koltukların dikişi kumaşı azıcık daha iyi olsa +40 $, bagaj zangırdamaya başladı keşke içinde birazcıkta olsa yalıtım olsa +60$ böyle akar gider ufak keşkelerimiz. Bunlar tasarım sonrası ürünün oluşturma aşamasında fabrikada da yaşanıyor. Ne yaptı şuana kadar sıraladıklarımız; 153 $ sadece bu kadarlık bir eklenti. Sallıyoruz diyelim ki sadece bu kadarı 28670 $ 'a 28,900'e yaklaştı ve sizin daha ilk planladığınız sonrasında araca eklemek istediğiniz elektronik opsiyonlar var. Ve aracı da 29k $'ın üzerinde satmama kararı vermiştiniz. Peki aynı içerikte otomobillerde ağırlıklar nasıl oluşur veya daha spor dünyasında nasıl hafifletirsiniz yine aynı, kabin içindekiler ile 5-10-30 kg 'lar ile. Hepi topu finalde birçok şeyi çıkardığınızda 150 kg hafifletme ancak elde etmişsinizdir. İşte o döşemeler ve yalıtımlar da siz yüksek maliyetli aluminyum ve carbon fiber alaşımlar kullanamayacağınız için kullandığınız ucuz alaşımlar itibariyle aracın toplam satış ağırlığında o kadar etkili ki. Mesela finalde birçok bineğin son plan aşamasında dahi koltukları çıkarılıp kalitesi düşürülebiliyor. Kabaca dünyada ürünün şekillendirilmesinde 2 ana metot vardır. Başta Toyota ve japonların kullandığı hedef maliyete göre tasarım (bu en iyi ve başarılı metot); zaten bellidir ancak hedefi baştan koyarsınız. Siz o sedanı 28499 $'a hazır hale getirmelisiniz... Diğer metot ise daha çok avrupalıların kullandığı model/hedef pazar'a ve marka gerçekliğine göre planlama. Başta toplantı da 29000 $ satmalıyız derler ama sonra ekleye ekleye ARGE ve fabrika zaafiyetleriyle de o aracın final maliyeti 32200$'a çıkabiliyor. (Sonrada toyota dan nasıl daha fazla satarız diye pazarlama kasıyorlar) *Şuan çinliler karma metot uyguluyorlar ve halen öğreniyorlar bu işleri. Birinci için yine başta toyota japonların ve bazı asyalıların prensibi ise şudur. Bizim müşterimizin güvenirlilik ve dayanıklılık beklentisi yüksektir bu yüzden güç ünitesi ve işletim parçalarına daha fazla odaklanırız derler. Mesela bilmem ne pompası VW grubunun kullandığından dahi çok daha kalitelidir. Fakat işte herşeyin en iyisini kullanarak daha ucuza daha iyi yalıtımlı bir otomobil üretemezsin. O yüzden asyalılar da EU'lu markaların biz bunlardan fedakarlık yapamayız arkadaşlar dediği şeylerden fedakarlık yaparlar. Niye sandığınız gibi düşük gerçekleşmiyor dediğimiz bu konu; çünkü masada alt alta eklerken hesap işi değişir. Bir de mesela başka konularda hep örneklediğimiz asyalılar modellerini facelift döneminde ancak daha dolu hale getirebilirler. Öyle komik şeyler görürsünüz ki ucuz fiat'larda bile olan bazı elektroniklerin toyota, ucuz honda'larda facelifte kadar olmadığını görürsünüz. Çünkü hedef maliyete göre ilk dönemde araca eklenenler üreticinin birim kâr beklentisiyle anca kurtarmıştır. Üretime, satışa girer. Milyon adedi buldukça üreticiye maliyeti düşer ve üretici facelift öncesi dahi band'a mesela koymadığı park sensörünü koyabilir hale gelmiş olur. İnsanlar otomobil üretmeyi çok kârlı bir olay sanıyor ancak değil. Çok küçük rakamlar dönüyor ve bir tasarımın arge masraflarını çoğunlukla 800-1 milyon adetler üzerinde ancak karşılamaya başlıyor. *Dünyada 50 tane arabadan kâr edebilen kimse yok, RR/Bugatti dahil. Bir de geçmişten farklı daha yeni olan bir konu; bu sadece bizde yok birçok pazarda vergi dilimlendirmesi var. Her ülke artık bir başkasına kendi pazarını korumaya yönelik dilimlendirmeler getiriyor. Üretim tarafından maliyetlendirme orada da önemli. Sizin mesela +500 $ da kalmanız o lokalde bir üst dilime düşmenizi dolayısıyla atıyorum 30k altı değil de 31k $ piyasasıyla rekabet etmenizi doğurabiliyor. Çok karışık oldu çünkü kolay değil anlatılması, umarım fikir alt yapısı verebilir, birkaç cümleyle ne söylesem yersiz gelecekti. |
|
su geçirmeyen malzeme genel olarak hava da geçirmiyor. Koltukta kesinlikle konforsuz, Alt taban döşemesinde ise hava almayınca nem-küf oluşumuna yol açar ve tesisat vs çok kısa sürede kullanılmaz hale gelir. |
|
Hayır hocam nem ve küf oluşumu istenirse hiç olmsz.Bakın aşağı videosunu ekleyorum.Bu tür bir uygulamada nem de küf de olmaz.Bazı firmalar bu isin çaresini bulmuş.Benim istediğim şey bu videodaki gibi birşey https://www.facebook.com/share/v/19ENYkZp3g/ |
|
Biraz baktım şuna emin ol o ürün henüz çok yeni, kullandıkları suni deriden o şey su geçirir hele kışın karlı ayakkabılarla ve ayakkabı topuklarına asla dayanmaz. Tam görünmüyor videolarda tabanında kullandıkları malzemeden yani belki alta su geçirmez ama sırılsıklam kalır dolayısıyla da yıpranır kastettiğim o. Görsel birşey yapmışlar daha çok, 1-1.5 seneden fazla dayanması imkansız onun. Deri/suni deri türü malzemelerle olabilecek birşey değil maalesef ayak altı, paspas tarafı. İşte araçların üzerinde gelen naylon türevi hepsi petrokimya temelli paspasların düzeyine bile yaklaşamıyorsun piyasadan bunlar suyu katmanlı emiyor alta geçirmiyor ve dayanıyor hepsi yüksek sıkıştırmalı katlı malzeme. İşte dediğim aynı kullanım düzeyine kalın plastik havuzlarla ancak yaklaşılabiliyor onda da emme sıfır olduğu için su birikiyor içinde ağır, kalın mlz her seferinde çıkartması da dert. Benim son demek istediğim bence bu sıvı konusunu konfor, kolaylıklar dışında çok takmamak lazım. Üreticilerin yaklaşımı neyse orada kalmak lazım aynı PPF gibi meselelerde olduğu gibi. Yaşanılırsa ancak bakılır. Bu konulardan önce geçenlerde bende düşündüm bunu, kaloriferden koku gelme sorunu olan birinin konusu vardı ve başkaca birileri koku sindi ve baş edemedim sattım demiş. Eh sen sorunu çözmedin ki kaçtın alan adama giydirdin, aldatmak bu. Ona takıldım onun üzerinden düşündüm. Yani yaşanırsa çözümsiz bir konu değil bunlar asla, verirsin o gün parasını adam gibi, temizlenmeyecek, kokusu giderilmeyecek hiçbir zemin yok, hadi yine olmadı o gün sök döşemeyi at çöpe bir daha yaptır yani. Süreğen maliyete girileceğine yaşandığında düşünülür benim ppf, seramik kaplamada ki yaklaşımım da benzerdir zaten bunlara karşıyım. Ne bmw'e biniyorum nede bentley'e neyini takacam bu kadar. Koltukta ki derdim sadece konfor. Örnek senin verdiğin şirket üzerinden hazır kesilmiş sadece tampon kaplamaya baktım 6 bin küsür tutuyor. Eh kardeşim ben daha yeni tamponu kırıkları dahil boyası 5 bin küsüre yaptırdım ki zaten.:) Yeni boyandı, taş çok geliyor diye ppf mi yapsan diye düşünmüştüm, bir mantığı yok bu maliyet kaleminin. Arabanın her tarafı taş izi dolu birkaç yıl sonra komple boyatıcam (hyundai) zaten. (Ben anlamayan bir insan değilim benim hiçbir zaman satamam, boyalı almam gibi bir endişem yok.) Bu da benzer, böyle birşey yaşadım bende geçmişte. Kiralık arabayla altınolukta balık suyu dökülmüş yer döşemesine baştan farketmedik. Allahım rüzgar girdikçe o nasıl bir koku canlı ölmüş gibi. Süreğen değildi ara ara sızıyordu sonra ist.a dönünce hava serinken ev imkanlarıyla güya etraflıca temizledim ben bunu, oldu sandım. Kiraladığım da sürekli çalıştığım firma söylemedim onlara yaşananı saklama niyetim yoktu. Meğer olmamış sıcaklarda yine çıkmış. 10 yıl önce felan 4000 tl ödedik çözüldü gitti.:) Şimdi 15-20 bin olabilir tabi onun güncel değeri. Yani millet hem para harcamayayım diyor hem de baş edemiyoruz diyor. Ben birşey yaşanırsa öderim köküne kadar tarafında olan tiplerdenim, yaşanmadan dengini de üretemiyorsam niye süreğen maliyete gireyim ki. Diyelim ki her 2 yılda 1 o derimsi paspası alacam eh harcama kalemi birikiyor ki zaten. Süt dökersem bi seferde veririm fazlaca parasını olur biter. Zaten o şeyi yaşadığım günden beri çok dikkatliyim tabi rahatlığım çocuğum yok. İnsanları da anlıyorum benim avantajım aracın paspasları sağlam sadece bir kenarı sökülmüştü artmasın diye diktim. İnsanların paspasları artık ölmüş oluyor 8 aydır ara ara denk geliyorum bende şöyle 10 bin tl'a altına adam gibi bir paspas çözümü yok gerçekten. Eh bulamıyorsan markanın yedek parça yönünden varsa git orjinal paspaslarından al kurtul ama türk insanı fakir zihinli hep paradan kaçıyor, toplam maliyet kafası diye birşey yok sonra da çözemedim diyor. Ben de kaçıyorum işte hazır sport lux koltuk var biliyorum girsem 150 bini geçecek muhtemelen.:) Kaçtığım rakam bu, 30 bine çözüleceğini bilsem kaçmayacağım. Fazla uzattım :) adam yaz dedi diye herhalde.:P |
1. sayfa
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >