|
bu liberal solcuların ki her toplumun amerikancısı olarak bilinirler; yapmayacakları şey yoktur. geçenlere haber çıktı. Bu Kursk'a salırı öncesi birkaç ukrayna kökenli rus; nato birliklerine fotoğraflar gönermiş. hava savunma füzeleri , radarları neree. bunkerlar toprak altına neree adamlara 10 ay boyunca bilgi taşımışlar. hepsinin tipler, şekiller aynı. hepsi bir amerikan rüyası içinde. sorunca "amerika özügürlük koruyucusu" falan sallayanlarına da denk geliyorsun vs. şüphe uyandırmıyor eğil. kıza bilerek bile hastalığı bir şekilde enjekte etmiş olabilirler. keza bahsedilen bölge doğu rusya'a, kuzey moğolistan'a yakın. moskova'da çıksa çok kolay batıya sıçrarı. orada çıkıp yayılırsa, kore, çin, moğolistan kazakistan iran gibi ülkelere bela olacak. yehudinin yapmayacağı yok. zaten bu corona masalını da çinliye yıktılar. |
| Az önce uprising 2026 filmini aeyrettim. Filmde nüfusun yarısı vebadan ölmüştü. Bu bir işaret mi ? Yeni nesil veba mı geliyor ? |
|
Veba bakterisi kesinlikle hafife alınacak bir patojen değil ama günümüzde veba ile modern imkanlarla donanmış bir popülasyonu kırıma uğratmak çok zor. Antik-ortaçağlar bizdeki bilgi ve imkanların çoğundan yoksundu. En basitinden Ortaçağ Avrupası'nda fare popülasyonunun kontrolünde rol oynayarak özellikle bubonik vebanın yayılımını sınırlandırabilecek kedilere batıl inançlarla cahilce bir düşmanlık sergiliyorlardı. Tabii bu evrimsel biyoloji tablosu diğer konulardaki cehaletle birleşince Ortaçağların Avrupalıları açısından vebanın faturası çok daha ağır oldu. Gerçi bu farelerle bubonik değil, ihtimal dahilinde solunumla pnömonik veba yayılımı ama olsun. Günümüzde mesela Türkiye fare popülasyonunu kıracak şekilde bir kedi cenneti. Esasında farelerden veba yayılım döngüsünün esas aracısı pireler ama fareler bir çeşit çok daha uzun erimli ara platform görevi görüyor. Veba salgın dinamiklerinde fare popülasyonu durumu o sebeple önemli. En azından eskiden öyleydi. |
|
Şunu unutmamak gerekiyor. İnsanlık tarihi boyunca yaşanan en yıkıcı/öldürücü salgınlar hayvan insan etkileşimi sonucu hayvan türemiş bir hastalığın insana atlaması sonucu gerçekleşir. Fare, kedi veya köpek farketmez hatta Aids denen hastalığın da maymundan insana geçtiği bilinen bir gerçek. Yani fare ile kediyi ayırma ihtiyacının mantıklı bir gerekçesi yok çünkü fareden insana atlayan bir hastalık ne kadar tehlikeli ise kediden insana atlayabilecek hastalıklarda o kadar tehlikelidir . Yani sokakların yuzbinlerce basibos kedi ile doldurulması onlarında her türlü parazit ve hastalığı uzerlerinde taşıması da ideal bir senaryo değildir. Not : İnsan kendi hastalığına dayanıklıdır. Ama hayvan hastalıkları bizi kırıp geçirir. Örneğin köpekler ve kediler üzerinden insana bulaşan kuduz bugün yüzde 99 oranında olumculdur . Çünkü insan hastalığı değildir. |
| Siz düşünün gençler bende FMF var. Akdeniz ateşi hastalığı yani. Büyük oranda vebaya şerbetliyim. Yıllarca çektiğim hastalık ilk defa işe yarayabilir. |
| Ülkemizin kedi ve köpek avantajını bitirmek üzereler. Mesela İngiltere tilki cennetidir. Londra sokaklarında geceleri tilkiler gezer ve kimse dokunmaz. Onlar da insanlara dokunmaz. Ancak çoğu kemirgene karşı korur yaşadıkları bölgeleri. Mesela Paris kedileri ve köpekleri sokaklardan sildi. Ve en büyük hatayı yaptıklarını itiraf ettiler. Sokaklarda dev fareler geziyor artık kedi ve köpekler yerine. Bir düşünün; salgın hastalık riski kedi ve köpeklerde mi daha fazladır yoksa farelerde mi? Kedi ve köpekler sokaklarda fare popülasyonunun insanlara gereğinden fazla yaklaşmasını önleyerek salgın hastalık riskini azaltmaktadır. Kedi ve köpekleri birkaç sene uğraşıp sokaklardan silebilirsiniz ancak fareleri hiçbir zaman silemezsiniz ve dengeyi kuranlar ortadan kalkınca işin rengi değişir. Kaç nesildir ülkemizde insanlarla kediler ve köpekler birlikte yaşıyor. Kaç defa kedi ve köpek kaynaklı salgın hastalık yaşandı? Sıfır. Avrupa farelerden dolayı bunu yaşadı, çünkü kedi ve köpekleri katletmişlerdi. Bu kafayla gidersek biz de yaşayacağız. |
|
Gelişmiş ülkelerde sokak hayvanlarının temizlenmeye nedeni kuduzdur . Bugün Tutkiye'de her yıl 10 / 13 yerde kuduz karantinasi uygulanır. Her yıl 300.000 kuduz aşısı vurulur . Belirti gösterdiğin anda iğrenç bir ölüm kaçınılmaz olur. Batı ülkeleri büyük oranda kuduzdan temizlenmestir. |
|
Batı ülkelerinde kuduzun neredeyse tamamen kökünün kazınmış olmasının temel nedeni, yıllardır uygulanan sistematik aşılamalar ve katı evcil hayvan kontrol politikalarıdır. Bunu sağlayan ana unsurlar şunlardır: Yaban Hayatı Aşılaması: Ormanlık alanlara helikopter ve uçaklarla aşı içeren özel yemler atılarak tilki, porsuk ve rakun gibi yaban hayvanları kitlesel olarak aşılanmıştır. Zorunlu Evcil Hayvan Aşılaması: Kedi ve köpeklerin yıllık kuduz aşısı yaptırması yasal zorunluluktur; aşısız hayvan sahiplerine ağır cezalar uygulanır. Sokak Hayvanı Nüfusunun Olmaması: Sokaklarda sahipsiz kedi veya köpek bulunmaz. Tüm hayvanlar mikroçip ile kayıt altındadır; sahipsiz kalanlar derhal barınaklara alınır veya sahiplendirilir. Sıkı Karantına ve Seyahat Kuralları: Ülkeye giren tüm evcil hayvanlar için kan testi (titre analizi), mikroçip ve zorunlu karantina şartı aranır. |
| Hayvanlardan insanlara hastalık geçmesi için çok uğraşmak gerekiyor. Dünya çapında yaygın olarak hayvanlardan insana geçtiği iddia edilen hastalıkların hepsi laboratuvar üretimidir. Sizler de Avrupa ortaçağında yaşamak isteyenlerdensiniz sanırım. Hayvanları öcü gibi göstermeye çalışmak çağımızın hastalığı haline geldi. Aslında bunu yapan insanlar bence öcü ve hayvanlar onlardan daha güvenilir insanlar için. |
|
Çok uğraşmaniza gerek yok. Kuduz bir kedi veya köpeğin kolunuzu tirmalaması yeterli . 1 hafta içinde mezara gidersiniz. Kimse kedi veya köpekleri yoketmek istemiyor , kedi veya kopeklerin evcil hayvan olarak insan denetiminde olması gerektiği savunuluyor. Sokakta serseri mayın gibi hayvanların dolaşması riskli bir olay . |
|
Şunu unutmayın Tutkiye kuduz salgın bölgesidir. Bölge ayırt etmeneden ullenin her yanında 10 / 12 bölgede sürekli kuduz çıkar ve karantina altına alınır. Birsey olur ve devlet kontrolü gevserse çok satışa insan feci şekilde hayatını kaybedebilir . Avrupalilar , Amerikalilar veya Japonlar keyfinden sokak hayvanlarını ortadan kaldırmadılar. |
|
Evet, kuduz nedeniyle ölüm son derece ağrılı ve acı vericidir. Virüs doğrudan merkezi sinir sistemini ve beyni etkileyip iltihaplandırdığı için hastalığın ilerleyen evrelerinde şu ağır tablo ortaya çıkar: Yutma Güçlüğü ve Su Korkusu (Hidrofobi): Boğaz kaslarında şiddetli ve ağrılı kramplar oluşur. Kişi su içmek istediğinde hatta su sesi duyduğunda bile yemek borusu ve boğaz kasları kasılarak yoğun panik ve acıya yol açar. Hava Korkusu (Aerofobi): Yüze hafif bir rüzgar veya hava akımı gelmesi dahi ağrılı kas spazmlarını tetikler. Şiddetli Huzursuzluk ve Sanrılar: Beyin iltihaplandıkça hasta yoğun anksiyete, ajitasyon, kafa karışıklığı, hezeyanlar ve halüsinasyonlar yaşar. Solunum ve Organ Yetmezliği: Son aşamada felç gelişir; hasta komaya girer ve solunum kaslarının felç olması ya da kalp durması sonucu hayatını kaybeder. Belirtiler bir kez ortaya çıktıktan sonra hastalığın tıbbi bir tedavisi yoktur ve ölüm oranı neredeyse %100'dür. Bu nedenle şüpheli bir ısırma veya temas durumunda belirtilerin çıkması beklenmeden derhal kuduz aşısı ve serumu uygulanmalıdır. |
| İngiltere'deki tilkilerden kuduz bulaşmaz mı? Neden Londra'nın göbeğinde tilkilerin dolaşmasına izin veriliyor, hatta avlanmaları yasaklanmış? Ülkemiz kuduz bölgesi değildir. Oldukça düşük seviyede nadir kuduz vakaları görülmekte o oran da Avrupa civarındadır. Bence insanlar hayvanlarla birlikte yaşamayı öğrenmeli. Atalarımız biliyordu, şimdiki nesil unuttu. Nasıl her şey unutulduysa! Atalarımız hayvanları evde değil dışarıda, bahçesinde vs. beslerdi. En evcimen hayvanlardan kediler bile dışarı gidip gelmek ister. Bu arada bir kedi veya köpeği kendine saldırtmak için baya uğraşman gerekir. Özellikle şehirlerde sokaklarda yaşayanlar insanlara dokunmaz. Tek istisna onlara karşı saldırgan tavır göstermektir. |
|
Türkiye'de yılda 300.000 kuduz aşısı uygulanıyor nasıl kuduz bölgesi değil ? İnanılmaz tehlikeli bir hastalık , çok hafife alıyorsunuz fakat size şunu söyleyeyim ülkemizde kuruşa yakalanan çocuklar feci biçimde acı cekmesin diye uyutuluyorlar bunu hiliyor musunuz ? Japonya'da en son kuduz vakası 1950de görülmüş , Batı Avrupa'da 1900lerde , İskandinavya'da 250 yıl önce. Türkiye'de ? Geçen yıl bir çocuk daha kuduzdan ötürü uyutuldu . Nereden bulaştı ? Sokak hayvanın dan , |
|
"Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, insanlara bulaşan kuduz vakalarının %99'u köpeklerin ısırması sonucu meydana gelmektedir. Kediler, yaban hayatındaki yarasalar, tilkiler, çakallar ve rakunlar da kuduz taşıyıcısı olabilse de, insan sağlığına yönelik küresel çaptaki birincil vektör tartışmasız olarak köpeklerdir. Sokak Hayvanlarını "Sıfırlamak" Kuduzu Önler mi? Epidemiyoloji bilimine, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) raporlarına göre, sokaklardaki kedi ve köpekleri tamamen toplamak veya itlaf etmek (sıfırlamak) kuduz hastalığını önlemez. Aksine, bu müdahale salgın riskini daha da kontrol edilemez hale getirebilir. Bunun bilimsel ve ekolojik nedenleri şunlardır: Boşluk Etkisi (Vacuum Effect): Bir bölgedeki hayvanlar tamamen toplanıp alan "sıfırlandığında", o bölgedeki gıda ve barınma kaynakları boşa çıkar. Bu fiziksel boşluk; çevre bölgelerden, kırsaldan veya ormandan gelen, aşı durumu tamamen belirsiz ve potansiyel olarak kuduz taşıyan yeni (ve genellikle daha agresif) hayvanlar tarafından hızla doldurulur. Sürü Bağışıklığının (Herd Immunity) Çökmesi: Bir mahallede yaşayan aşılı sokak köpekleri, o bölgenin "biyolojik kalkanı" görevini görür. Kendi bölgelerini (territory) şiddetle korudukları için, dışarıdan kuduz bir tilkinin, kurdun veya yabancı bir enfekte köpeğin insan yaşam alanına girmesini engellerler. Bu aşılı kalkan ortadan kaldırıldığında, yaban hayatındaki virüs doğrudan insanla temas edebilir hale gelir. Üreme Hızının ve Popülasyon Döngüsünün Artması: Toplama kampanyaları, geride kalan az sayıdaki hayvanın daha az gıda rekabetiyle karşılaşmasına yol açar. Hayatta kalanlar çok daha hızlı ürer ve popülasyon sürekli olarak "genç, aşısız ve enfeksiyona açık" yeni yavrularla dolar. Bu durum aşılama döngüsünü imkansızlaştırır. Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Tek Çözüm WHO ve OIE'nin kuduzla mücadele rehberine göre, hastalığı kökünden kazımanın bilimsel olarak kanıtlanmış tek yolu Kitlesel Aşılama'dır. Kuduz virüsünün yayılma zincirini kırmak için bir bölgedeki köpek popülasyonunun en az %70'inin aşılanmış olması yeterlidir. Hedef %70 aşılanma oranına ulaşıldığında, virüs yayılacak konak bulamaz ve o bölgede kendiliğinden yok olur. Günümüzde kuduzu tamamen yenmiş olan gelişmiş ülkeler, bunu hayvanları yok ederek değil, ormanlara uçaklarla aşılı yemler atarak (yaban hayatı aşılaması) ve sokak/sahipli hayvan popülasyonlarında mutlak sürü bağışıklığı yaratarak başarmışlardır. Sokakları tamamen boşaltmak virüsü yok etmez, sadece virüsün bulaşma yollarını değiştirir ve aşıyla takip edilebilirliğini ortadan kaldırır. Kuduzla mücadelenin tıbbi hedefi konak hayvanı ortadan kaldırmak değil, virüsün kendisini aşı yoluyla yok etmektir." Mantığınız son derece yanlış görünüyor. |
|
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48235102.amp Kurtardığı sokak köpeğinden kuduz bulaşan Norveçli kadın hayatını kaybetti Tatil için gittiği Filipinler'de sokaktan kurtardığı yavru köpekten kuduz bulaşan Norveçli turist yaşamını yitirdi. 24 yaşındaki Birgitte Kallestad ve arkadaşları Filipinler'de tatil yaptıkları sırada yol kenarından kurtardıkları yavru köpeği kaldıkları yere götürmüştü. Köpeğin Kallestad'i bu sırada ısırdığı düşünülüyor. Norveç'te 200 yıldan fazla süredir kuduza bağlı ölüm vakası kayda geçmemişti. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre kuduz salgınının en tehlikeli boyutta olduğu ülke Filipinler. |
|
Japonya'da yerel kaynaklı (ülke içi bulaşlı) en son kuduz vakası 1957 yılında bir kedide görülmüş, insanlardaki son yerel vaka ise 1954 yılında kayıtlara geçmiştir. (Not: Bu tarihten sonra görülen tek tük vakalar, hastalığı yurt dışında kapıp Japonya'ya dönen kişilerden oluşmaktadır.) Japonya'nın kuduz hastalığını başarıyla ortadan kaldırmasını sağlayan temel adımlar şunlardır: Kuduz Önleme Kanunu (1950): 1950 yılında çıkarılan bu sert kanunla kuduzla mücadele yasal bir zorunluluk haline getirildi. Zorunlu Aşı ve Kayıt: Tüm evcil köpeklerin yetkili birimlerce sisteme kaydedilmesi ve her yıl düzenli olarak aşılanması zorunlu kılındı. Başıboş Hayvan Kontrolü: Sahipsiz, kayıtsız veya aşısız hayvanlar sokaklardan toplanarak karantinaya alındı veya el çektirildi. Sıkı Gümrük Karantinası: Ülkeye giren hayvanlar için (özellikle köpek, kedi vb.) aylarca süren çok sıkı bir karantina ve aşı takip protokolü uygulandı. Sorumluluk Dağılımı ve Veteriner Hizmetleri: Aşılamalar yerel kliniklerdeki veteriner hekimlerin yetkisine verilerek halkın aşıya erişimi ve aşılama oranları hızla artırıldı. |
| Zaten yapay zeka benzer şeyleri söyledi bana. Ancak tek farkı konak hayvanları ortadan kaldırmanın tam tersi etki yaptığını nedenleriyle anlatmış. Gönderdiğim yazıyı iyice okuyun. Başıboş hayvan kontrolü maddesinden siz farklı anlıyorsunuz ben farklı anlıyorum. Aramızdaki tek fark bu. Dİğer konularda aynı fikirdeyim. Bir veya birkaç hayvan grubunu yok ederek sorunu çözemezsiniz. Aksine sorunu büyütürsünüz ve kontrol edilemez hale getirirsiniz. İşin can alıcı noktası da burada zaten. |
|
Hayvan beslemeden önce kısırlaştırma ve aşılama yaptırılsa sorun büyük oranda çözülecek fakat sadece sokağa yem döküldüğü için riskli durumlar ortaya çıkabiliyor. Yarım sorumluluk almak hiç alamamaktan daha zararlı oluyor. |
Orta Çağ'dan bu yana insanlık tarihindeki en ölümcül salgınlarla ilişkilendirilen vebaya, "yersinia pestis" adlı bakteri neden oluyor. Veba, enfeksiyonun nasıl yayıldığına bağlı olarak bubonik, septisemik ve pnömonik olmak üzere farklı formlarda görülebiliyor. Bunlar arasında özellikle pnömonik veba, akciğerleri etkilediği ve insandan insana solunum yoluyla bulaşabildiği için halk sağlığı açısından daha büyük bir risk oluşturuyor. Rusya'da paniğe sebep olan vakada da ölen kişinin pnömonik vebaya yakalanmış olduğundan korkuluyor.
Yaklaşık 200 kişi gözlem altında tutuluyor
Rus makamları şu ana kadar pnömonik veba teşhisini doğrulamadı. Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, araştırmacının ölüm nedenini "nedeni bilinmeyen zatürre" olarak açıkladı. Kurum, Irkutsk bölgesi ile Irkutsk ve Shelekhov şehirlerindeki sıhhi ve epidemiyolojik durumun stabil olduğunu belirtti. Bununla birlikte araştırmacının pnömonik vebaya maruz kalmış olabileceği yönündeki iddialar üzerine, kendisiyle temas eden yaklaşık 200 kişi tıbbi gözetim altına alındı. Rus basınında yer alan bilgilere göre araştırmacının tedavi gördüğü hastane de karantina amacıyla kapatıldı. Shelekhov Belediye Bölgesi Başkanı Maksim Modin, söz konusu kişilerin önlem amacıyla gözlem altında tutulduğunu söylese de veba ihtimali bölgede korku yaratmış durumda.
Küresel Bir Salgına Dönüşebilir mi?
Dünya Sağlık Örgütü, pnömonik vebanın özellikle bulaşıcı olduğunu ve ciddi salgınlara yol açabileceğini belirtiyor. Hastalığın bir diğer önemli özelliği ise hızlı şekilde ilerleyebilmesi. Bu nedenle şüpheli vakaların mümkün olduğunca erken tespit edilmesi ve uygun antibiyotik tedavisinin başlanması gerekiyor. Tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen hastalık, hızlı müdahale edildiğinde ise antibiyotiklerle kontrol altına alınabiliyor.
Ayrıca Bkz.Microsoft, biyoloji için geliştirdiği yapay zekâ modeli Quine'yi tanıttı
Dünyanın dört bir yanından uzmanlar Rusya'da yaşanan bu olayı dikkatle takip ediyor olsa da bunun otomatik olarak geniş çaplı bir salgın anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Eski Beyaz Saray COVID-19 müdahale koordinatörü Ashish Jha da tek bir pnömonik veba vakasıyla sınırlı kalması ve başka ölümler görülmemesi durumunda olayın daha geniş bir salgına dönüşmeyebileceğini söyledi. Jha, hastalığın insanlar arasında yayılmasının aslında oldukça zor olduğunu ve küresel bir pandemiye dönüşme ihtimalinin son derece düşük olduğunu ifade etti.
Kaynak:https://www.nbcnews.com/world/europe/russia-plague-suspected-lab-worker-dies-200-medical-observation-rcna601559
Haberi Portalda Gör