Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir
85
Cevap
3671
Tıklama
2
Öne Çıkarma
Cevap: nicholai ramazan sebebiyle duruldu (3. sayfa)
M
11 yıl (4321 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Nicholai Hel

Fitneci olan rumuzumu babamın kredi kartı ile aldığım kalbim kadar temiz RP'ler karşılığında Ramazan'da Fitreci yaptım, oyun atmak isteyen olursa beni eklemesin, oynadığım falan yok.

Emziren anneler ve 65 yaş üstü otobüs bedave diye hunharca bir yerlere giden emekli teyzeler, sözüm size.

Sizleri tekrardan görmek güzel efenim. Malum, bölüm ölmüş vaziyette.



B
11 yıl (11095 mesaj)
Yarbay

Nice hort bro.




Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
B
11 yıl (7239 mesaj)
Yarbay

dalgalandımda duruldum



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >

D
11 yıl (6893 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Nicholai Hel

Aranızda arapların eline düşse huri niyetine götürülecek birkaç parlak genç arkadaş dışında eli yüzü düzgün bağyan bulunmamakta.

Böyle bir ortam istesem iş yerime yakın yerde askerlik şubesi var, evime yakın yerde ticaret meslek lisesi.

Yıllardır sizi arayıp duran gözlerim efil efil dışarıya bakmaktan artık kör oldu. Şahsım olarak düşünüyorum ki bedenen veya belki ruhen buralara dönmekten vazgeçmiş olabilirsiniz. Siz buralarda olmasanız da ilkokul çocuğunun öğretmen masasının örtüsünü yıkama arzusuyla bayrağı sizden devralmak isterim. O bayrağın temiz kalacağına da söz veririm.

Şimdi ciddiyeti cebimde kalan son 10 liraymış gibi yavaşça masanın üstüne bırakıyorum. Ee, ne demiş şair; "Adam olduğunu sanmış şimdiki troller, mumla aranır olmuş eskiler." Buradan eski sevgilime selamlarımı iletmek istiyorum. Umarım beni 10 kuruşa satın aldığı sakızı çiğneyip attığı gibi yenisini de atıyordur. Buradaki sakız ben değilim, bilhassa sakızın paketiyim. 10 kuruş bile etmiyorum yani.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Deathspell Omega -- 21 Ekim 2015; 1:23:03 >

E
11 yıl (6891 mesaj)
Yarbay

Oğlum seni ve KıL*'ı özledim lan cidden



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicolai hel
-
11 yıl (2506 mesaj)
Binbaşı

@Nicholai Hel kaliteli trolldün şimdikilerin zeka seviyesi idiot ile debil arasında gidip geliyor.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Benim yazma, şakalaşma, takılma yöntemim troll'lük imiş, bunu burada öğrendim. Daha önce de öyle yazardım ama komik denirdi, şakacı denirdi, hem eğlenilecek hem evlenilecek erkek denirdi, keşke birlikte olabilsek, onun çocuğunu taşıyabilsem denirdi. Sene 2010 mu 2011 mi ne, Türkiye'ye de troll'lük müessesesi (Müslüm Gürses'in mail adresi gibi) yeni gelmiş, arkadaşlar da beni lâyık görmüşler sağolsunlar.

Aslında troll'lük bir nevi kendini aptal yerine koyma sanatıdır. Karşısındakine laf sokmak, ıspanaklı sözler söylemek troll'lük olmuyor. Tamam, genel olarak insanların aptal olduğunu kabullenmek ve benim bağyanlarla anlaşmakta, partilerin aranılan yüzü olmakta zorluk çeken arkadaşlara zevce adayı tavsiyesi olarak söylediğim gibi kadınları gereğinden fazla ciddiye almamak gerek, yani biraz da zekice, inceden, zamanında Zeki Metin'in yaptığı gibi dokundurmak, kelimelerle oynamak gerek ama bunu "Neriman bak ben troll'lük yapıyorum şu an." diye değil, gerçekten de eğlendiği için yapmalı insan.

Eğlenmediğin takdirde eğlendiremezsin. Kendini sevmiyorsan başkasına da kendini sevdiremezsin. Ciddi gibi yazdığım ama eğlendiğim zamanlarda karşımdakinin de ciddi ciddi cevap verdiğine ve gerildiğine, saçmaladığına ve doğru kelimeyi bulabilmek için yazarken silebilmenin, doğru kelimeyi, karşısındakinden daha fazla şey bilmediğini daha çok kelime ile ifade edebilmenin lüksü ile olmadığı biri gibi, sırtında altın semerle burada yazdığına sinirlendiğinde hakaret ettiği an, tartışma adabını hiçe saydığı zaman şahit olmak eğlendiriyor.

Onun dışında Türk forumlarında gözlemlediğim kadarıyla insanlar kelimeleri kendilerine dokunmadığı sürece eğlenceli buluyor. Özgüven eksikliği ve burada yaratılmak istenen güçlü ve bilgili bir sanal karakter arzusu bunun sebebi. Burada, bu oyun konusunda kimseyle tanışmadım ama mesajlaşırken düzgün şeyler yazabilen, eğitimli intibası bırakan kişilerle karşı karşıya geldiğimde olmadığı biri gibi görünmek için kırk takla attığını görmek bir insan sevicisi olan beni bile üzüyor. Belki de ben karşımdakini heyecanlandırıyorumdur (187 boyunda 80 kiloyum, kumralım, bana tapan bir eşim ve iki mükemmel çocuğum yok ama kafamı sokacak bir evim var).

Bu yüzden ilk buluşmadan sonra görüşmediğim kadın sayısı çoktur. Çirkinlikten 3 yıl yemiş zevce adayları, mesaj atmayı düşünmeyin bile.



O
11 yıl (3012 mesaj)
Yarbay

KıL* dan haber var mı



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >

P
11 yıl (8170 mesaj)
Yarbay

Yeniler > Eskiler



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
P
11 yıl (5768 mesaj)
Yarbay

Cümle düşüklüğüdür o,hatta eski kullanıcılar>yeni kullanıcılar denmek istenmiştir bence. Kaldı ki yıllardır 'Eskilerin yaptığı hataları iyi öğrenip aynı hataları yapmayın' diye öğretiliyor, bu söylem de hep eskileri yüceltmeye yenileri de hata yapmaktan korkmaya itiyor, hata yapmadan da her şeyden korkup herkesten korkup 'acaba ne derler' diyerek orta yollu yürümeye çalışıyoruz. Uz derken kendimi ve benzerlerini de dahil ettim ben de tırsak yaşıyorum çoğu konuda.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Kesinlikle. Ben her zaman söylerim, başkası olamayacağımıza kendimiz olamamalıyız diye. Sorumlu olduğumuz, sorumluluk duyduğumuz kişiler var, olabilir, ama her şeyden vazgeçmediğiniz sürece asla özgür sayılmazsınız. Özellikle başkalarının ne düşündüğünü umursamamayı, ama gerçek anlamda umursamamayı 15 yıldır başarı ile gerçekleştiriyorum. Yanlış olmasın, yaşça ufak arkadaşları yanlış yönlendirmeyelim, başkasının ne düşündüğünü umursamamak aklına her geleni yapmak demek değildir. Hata yapma ihtimalini sıradanlaştırmak da değildir. Doğru bildiğin, kendi doğrumuz bile olsa doğru sandığın şeyi acaba ne derler diye düşünmemektir.

Nezaket abartılıyor, beceriksizliği ve aptallığı tolere edebilirim, gerçek anlamda sarışın kız arkadaşlarım oldu ve 3-4 kelimeden fazla kelime ile cümle kuramıyordum, anlaşamıyorduk ama samimiyetsizliği kabullenmemeliyiz. Hata yapmakta sorun yok, yeter ki normalde dikkatli davranıyor olun. Tetikte ve vicdanlı olduktan sonra aynı hatayı ikinci kez yakın sürede yapmazsınız zaten.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
P
11 yıl (5768 mesaj)
Yarbay

Zaten başkalarının ne düşündüğünü umursamıyorum diye aklına gelen her şeyi yapman demek senin ahlaki anlamda bir şeyleri yanlış yapıyor olman demek, o da seni sen yapan şeyi yapmıyor olman demek. Ahlaksız biri olamazsın, ancak kötü ahlaklı biri olabilirsin ve haraketlerini sadece ahlakın ile değil deneyimlerin ile de tartarsın. Bu açıdan bakınca başkaların ne düşündüğünü umursamıyor sanıyorsun aslında ama içten içe ahlaki değerlerin toplumun ahlakına yaklaştığı için sen farketmesen de seni etkiliyor.
Daha doğru cümle şu, başkalarının ne dediklerini tartarak umursa.

Bu konuya nereden geldim bilmiyorum ama uzun zamandır bu konuları biriyle konuşmadığımdan mı olsa gerek dolmuşum, iyi oldu.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Hayır, başkalarının ne düşündüğünü gerçekten umursamamak gerek. Başkalarının istediği gibi biri olmaya çalışarak kendin olma, öznel olma, sevdiklerin için özel olma şansını ıskalamış oluyorsun. Yaptığımız şeyleri tercih ettiğimiz için yapmalıyız, yapmadığımız şeyleri de yapmamayı tercih ettiğimiz gibi. Bir de bu güç kavramından şikâyetçi olanlar genelde zayıf olanlar, güce sahip olmayanlar oluyor. Eşitliği isteyenler diğerleriyle eşit olmayanlar. Hannibal'ın dediği gibi, "İkimiz eşit olursak yamyamlık olur." Eşit değilken eşitlik istemek sen de bizim seviyemize in, kendimizi iyi hissedelim, hepimizin aynı olduğunu bilmek bizi normal hissettirsin demek oluyor, ben bunu toplumsal iki yüzlülük olarak görüyorum. Öğretmen olmayanların ya da olamayanların öğretmenlerin yaptığı tatili ve çalışma sürelerini düşünüp hayıflanması, fazla maaş alıyor diye yakınması gibi. Bizim niye benzer şartlarımız yok, ben niye öğretmen olamıyorum yerine daha iyi şartlara sahip olanın şartlarının elinden alınmasını tercih ediyoruz. Yapıyoruz ediyoruz diyorum ama açıkçası ben yapmıyorum, düşüncenin yönlendirilmesi ve hatasız düşünme sanatının günlük hayatta kullanılması için olağan hale gelmesi adına çok çabaladım ve düşündüm. Uğraşlar sonucu ortaya çıkan üründen ben mutluyum, ailem mutlu, sevgililerim mutluydu, ileridekiler de mutlu olacaktır, baktığım evcil bebekler mutlu, arkadaşlarım dostlarım ve çalıştığım yerdekiler mutlu, bana hizmet edenler mutlu, hizmet ettiklerim mutlu, yemek yediğim yerin sahibinden asgari ücretle çalışıp çocuğunun okulu için yapacağı masrafı düşünen mutlu. Her şeyden önce Lerzan mutlu (38 yaşında ama erik gibi).

Tercihlere bir örnek vereyim, anlaşılması kolay olsun ümidi ile; sokakta daha zayıf birine vurmak istiyoruz ama vurursak toplum bizi dışlar, din bizi dışlar, hukuk bizi cezalandırır o halde vurmamalıyız düşüncesi yerine bu güce muktedir iken gücü kullanmamayı irade ile tercih etmeliyiz. Hatta üçüncü kişilerin bilemeyeceği, bu sebeple bizi cezalandıramayacağı, yaptırım uygulayamayacağı olaylarda bile, yalnızken bile bir başka olgunun, vicdanın bizimle birlikte olduğunu bilmeliyiz. Aklına geliyorsa söylemeye, diline geliyorsa uygulamaya da niyet vardır.

Doğru bildiğimiz şeyleri yapmalıyız. Acaba bu yapacağım şey doğru mu dışında kişinin kendisine sorduğu her soru bir şeylerin eksikliğine sebep olur. Önemli olan doğru bildiğimiz şeylerin doğruluğundan ne kadar eminiz.

Sokrates bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim demiş. Hiçbir şey bilmiyorsan hiçbir şey bilmediğini nasıl bilebiliyorsun? Kesin çeviride hata var.

Ben forumda böyle şeyler yazmayı sevmiyorum. Tanımadığım birine yatırım yapmak gibi geliyor, kusura bakmayın. Sizlere değer veriyorum ama forum benim eğlence podyumum. Sahip olduğum bilgiyi keyfim yerindeyse ve istiyorsam paylaşmak, onun dışında forumu kendimi eğlendirmek için kullanmak istiyorum. O yüzden bu tarz yazıları çok yazmam, yazınca da yazılarıma istinaden atılan mesajlara yanıt vermem. Hangi kitabı okuyorsun, hangi bölümü okudun, tanışabilir miyiz, eski kız arkadaşım amcamla Şendullar Adası'na kaçtı, ne yapmalıyım, abızıttın mı gibi sorular beni ziyadesiyle yoruyor ve biraz utandırıyor. Tam olarak kelimelerle kim olduğumuzu değil, kim olmadığımızı aktarabiliriz.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
P
11 yıl (9646 mesaj)
Yarbay

Lol bölümünü felsefeye çevirdin.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Gülmek kadar bunlara da ihtiyaç var, neye güldüğümüz zekâmızı nasıl güldüğümüz kişiliğimizi gösterir. Seviyeyi "Yakarsa dünyayı garipler yakar." seviyesinden "Toplumsal konumu gereği proletarya, sınıflı toplumsal yapıyı sona erdirecek olan iradedir." seviyesine getirdiğim için kusura bakmayın siz de artık.

Bir sevgi insanı olarak Nikko (N harfini değiştirip de serbest çağrışım yapmayın, hayattan tad alamama sebebiniz olurum).



S
11 yıl (2848 mesaj)
Yarbay

Saçı uzatırsın tamamda, işte özgürlükte değindiğin nokta bununla doğru orantılı aslında. Saçı uzatmak mesele değil, seni ondan ayıracaklarla savaşmak mesele :D Ki zaten seçenekte yok hani, ya olsun ya olmasın diyorlar. Olup olmaması arasındada belli kayıp yada kazançların var.

Saçlarım belime geliyordu 3 hafta öncesine kadar. Ya askerlik alacak dedim yada kasım sonunda başlayacağım o iş. İyisimi kendi rızamla kestireyim... Yarısını kestirdim. Özgür olunmuyor yani senin dediğin anlamda hep bağlı hep muhtaçsın. Güçlü olamamak güçlü olamamaktır. Zayıf olmaksa yine güçlü olamamaktır. Güçlü değilsen, ki ben bence yeterince güçlü değilim... aksi halde gitmezdi saçlarım :) Şahsen ben saç konusunda senin gibi uzatın demiyorum. Aklı olan uzatmasın ikilemde kalıyor insan, azacıkta canı yanıyor.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Bizim hayatımızın kontrolü tamamen bizde değil. Hayat dediğimiz şey de iki boyutlu, başlangıcı, aşamaları ve bitişi olan, sayısal olarak değerlendirilebilir, her noktasında kontrol edilebilir ve müdahale edilebilir bir nüans değil. Bu durum özgürlüğü kısıtlayacak bir durum değil, bunu olduğu gibi kabul etmek gerek. Birini kaybetmek gibi. Ben de saçlarımı öğretmenlik yaptığım bir dönemde kestirmek zorunda kaldım. Saçlarım uzundu, ama okuldaki kızlar hareketliydi. Müdüre Hanım da buna şahit olunca konuştu, bana mantıklı geldi, işi inada bindirmek gerekmiyordu, üzülerek kestirdim.

Kofti anarşist olmamak gerek. Her istediğimizi yapmak eyvallah, başkalarını rahatsız etmeyen tercihler için kimse hiçbir konuda yargılanamaz, yadırganamaz, küçük düşürülemez, zorlanamaz. Yalnız her istediğimizi yapamadığımızda ya da hayat bize yeni şeyler yapmamızı önümüze sunuyorsa değerlendirmek gerekir. Değerlendirmek diyorum, bölümü bırakıp saçlarımla mutlu ve huzurlu yaşamayı tercih de edebilirdim ve bundan dolayı hiç gocunmazdım. Ama o an saç uzatmak değil belki ama uzun saça bu denli anlam yükleyip kozmetiğe tutunmaya çalışmak saçma geldi. Tercih yaptım.

Önceliği belirlemek gerek. Önceliğin nedir, saç uzatmak mı? O zaman bu önceliğini riske atmayacak şeyler yapmalısın. Bir arkadaşım riski hiç sevmez. Ama hiçbir konuda, görmelisiniz. İş yerinde huzursuz olma riski mi var, ortam istediği gibi değil mi, sorunlu insanlar mı var? İşi bırakır. Sevgilisi ilerleyen zamanlarda mutsuz olabilme/edebilme riski mi taşıyor? Arkadaşım kavun koklarmış gibi hatundan anladığı için çok önceden bunun farkına varır ve bağyan arkadaşı terk eder. Şehirde sorun mu var, iyice şehir baydı mı onu? Şehirleri bildiğin araştırır, günü birlik gider gelir ve taşınarak şehir değiştirir. Huzur arkadaşım için riske atılmayacak bir konudur, diğer her şey değiştirilebilir. Saç da sizin için öyleyse askere gitmeyecektiniz, çalışmak için rahat bir iş bulacaktınız. Askere gitmeyeyim de ne yapayım? Orada çalışmak zorundayım, ne yapabilirim? gibi sorular sizin saç uzatma lüksünüze bahane değil. Golf sopanız yokken golf oynamayı beceremiyorum diye kendinize kızamazsınız. Sahip olduğunuz şeyi korumak için sorumluluk almanız gerek, en baştan sahip olmasaydınız o şeyi özlemezdiniz.

Domalımhaber yönetimine başvuruda bulundum, mahlası Nicholai Abla olarak değiştirecekler.



P
11 yıl (5768 mesaj)
Yarbay

Ama şu da gerçk seni gerçek sen yapan değerler çoğunlukla eğitiminden (anne babandan tut hocana okudun kitap izlediğin dizilere kadar) dışarıdan gelme. Dışarıdan gelme bilgilerin ne kadarı onların dışarısına yalıtılmış olabilir ki? Annem bana 3 yaşımdayken ikizimin eteğini giydiğimde 'Giyme seni ayıplarlar dalga geçerler' demeseydi, ya da toplumsal ahlakımızda eteğin yeri 'etek kızlar içindir' olmasaydı, biz de iskoçya gibi olabilirdik, ama olmadık ve olamayız. Şimdi sorsan etek giyer misin diye boş bulunduğum anda 'Dalga mı geçiyon' düşündüğüm anda 'Niye giyeyim ki' derim. Yani kendimizi biz yapan ahlaki değerlerin kaynağı dışarısı, bu da demek oluyor ki bir yanımıza ister istemez bu dokunuyor. Ama öyle deftere yazılır gibi değil de belki defterin 5-10 sayfa arkasında bıraktığı iz gibi etki ediyor.
İnsanlar bazı dış kaynakları da kendi seçemediği için kötü ahlaklı -yanlış anlaşılma olmasın, kötü ahlak derken başkasının ahlakını kendi ahlakın ile tarttığında bunun sonucuna ulaşıyorsun, o da sana uymayınca kötü ahlaklı oluyor, yoksa kimine sokakta etek giymek ayıp olmuyor kimine sokakta sevişmek, bir farkı yok- insanlar yetişiyor ve yetişecek. Ancak seçebildiğin kaynaklar senin ahlakını sen taraflı değiştiriyor, bazılarını istemesen bile. Okuduğun kitabı sen seçiyorsun, fakat içeriğini seçemiyorsun ve o kitabın senin dünya görüşüne ne derece ve nasıl etkiyeceği bilgisine sahip değilsin.

Eşit değiliz, eşit olmamız da imkansız çünkü benim için benim dünyam var ve ben herkesten üstünüm. İnsanın doğası bu, herkes için kendi en üst planda, denizde boğulan birini kurtarmaya çalışırken eğer daha da denerse kendi boğulacağını bile bile öteki insanı kurtamaya çalışmaz.

Dizilerden konu açılmışken şunu da eklemek gerekir, 'Eğer kimse senden nefret etmiyorsa, bazı şeyleri yanlış yapıyorsun demektir' demiş House, ki bu da ilk konunun bir özeti oluyor, çünkü seni sen yapan değerler bazılarına muhakkak batıyor ve insanlar batan şeylerden çok hoşlanmıyor(bazı batan şeyler harıç), Lerzan bile, (erik anlayışımda Lerzan ablamız yok, suratı çok yeşilçam kokuyor ve ben yeşilçam sevmiyorum) o yüzden muhakkak mutlu etmediğin ve etmemen gereken insanlar vardır ve bence olmalı da.

Tercih konusunda da vicdanın tanımı çok önemli, o yüzden vicdandan kastının ne olduğunu tam kavrayamadığım için çok dokunmak istemiyorum, zira bu konuda daha önce çok battım, en dibe varınca da gidebileceğin tek yer yukarısı oluyor, mazallah daha da batarsam belki nirvanaya ulaşırım, gerek yok.

Ben forumda daha önce 2 kere bu tarz şey yazdım, birinde ban yedim (30 gün hemi de az değil) diğerini de sildim. Sevmediğiniz şey için de sizi zorlamak istemem, sevmediğimiz şeyleri yapmalı mıyız bilmiyorum ama o kadar çok zamanımız var mı bilmiyorum, belki burada yazmaktansa birilerini götürmek var, o yüzden duruşunuza saygılıyım.Zaten az daha bu mevzulara girersek biri burayı menşınlayıp Devlet gibi ovırreytıd kitap yazar diye korktum.




Sokrates olayında da kesin ip var
Edit: Düşük cümle yazmışım, kendime tokat mahiyetinde dokunmuyorum, avel ben





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Playinq -- 21 Ekim 2015; 16:55:18 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nicholai Hel
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Evet, gök kubbe altında söylenmemiş söz kalmadı ve bizi şu anki halimize dönüştüren şeyler okuduklarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve bunları birbirine bağlayan beynimiz (Ben bilmem beyin bilir). Ancak öznel olabilmek bizim elimizde, nasıl yapılır bunun eğitimini almadığımdan anlatamam, yapılabilir. Şüpheci olmak ile başlanabilir. Bir şeyi anlamak istiyorsan o şeyi değiştirmeye çalışmalısın. Verdiğin örneği kullanacak olursam, eğer ki etek giymenin bana yararı olduğunu ve doğru olanın bu olduğunu düşünürsem şu toplumda etek de giyerdim. Sorun değil. Ama bunu istediğim şeyi giyebileceğim ortamlarda giyerdim, özgürlük özgürlük diye bayrakla koşmak ile yerine göre davranmak arasında fark var. Tercihlerimiz toplumun tercihleriyle örtüşebilir, bunda kötü bir şey yok. Çoğu insanı kötü yoldan korumak, kötülük yapmasını engellemek, yaptığında ise örnek olsun da kendisi ve diğerleri yapmasın diye cezalandırmak için ahlâk, din ve kanun ortaya çıkmıştır. Her ahlâk kendi vicdanından sorumludur, herkesin Allah ya da tanrı -aynı anlamda ama her iki taraftan da alınan arkadaşlar olmasın diye ikisini de kullanalım- inancı farklı. Anlayışı farklı. Saydığında semavi dinlerin sayısı belli ama ufak bir detay var, herkes içerisinde x kardeşiyiz dediği birlik hissiyatını farklı yaşıyor. Burada vicdan devreye giriyor, ahlâk ya da düzeni ve dirayeti sağlayan diğer değerler vicdandan sonra geliyor.

Biz burada geneli eleştiriyoruz, genel zayıftır, genel acizdir, düşük seviyelidir. O yüzden geneli alıp kendimize örnek göstermemeliyiz. Herkes için kendi üst plânda demişsin ama benim için öyle değil meselâ. Hayat tatlı, yaşamak güzel. Bir kaza anında kurtarabileceksem ya kendimi ya da birden fazla genci, çocuğu kurtarma şansım varsa ben kendimden feragât edebilirim. Doğmadan önce sahip olmadığım şeyleri ölümle kaybedeceğim diye korkmam. Bu konudaki düşüncelerimde etkili olan kişi Schopenhauer'dır.

Doktor Bey doğru bir şey söylemiş ama doğrunun da seviyeleri vardır. Eğer çok sayıda farklı kültüre ve yetişme tarzına sahip insanlara ulaşmıyorsan, yaptıkların ulaşmıyorsa doğru şeyler yapıp kimsenin nefretini kendine yönlendirmeyebilirsin. Aslolan sayı, nicelik değildir. Niteliktir. Bazıları dediğiniz az sayıda kişiyi temsil ediyor, çok sayıda kişi yaptıklarınızdan ve dahî varlığınızdan rahatsız olsa da bu sizin yanlış yaptığınızı göstermez. Doğru yaptığınızı da göstermez. Üstün bir empati ve iyi gelişmiş bir vicdan ile, tartışma adabını bilerek, doğru duyguya doğru kelime kullanabilerek doğru bir insan olabilirsiniz. Mutlu olur musunuz, bu onun garantisi değil. Kimisi eşektir, her şeyi alttan alır ve anaçlık yapar, hep özür diler ve mutludur. Eşektir ama mutlu bir eşektir. Mutluluk konusuna girmeyelim, benim için düşüncelerimi tam olarak anlatmak yazı ile mümkün olmayacak ya da çok uzun yazarak olacak bir konu.

Lerzan Mutlu'nun yüzüne çoğu zaman bakmıyorum, erik gibi yüzü olduğunu iddia etmedim. İnsanları sadece yüz güzelliğine göre değerlendirmemeliyiz. Daş daş.

Benim bu yazdıklarım ile hiçbir amacım yok. Yazıyorum çünkü yazabiliyorum. Birkaç yazı okumam gerekiyordu ama okuyasım yoktu. Daha iyi değerlendirebilirdim ama değerlendirmemek benim tercihim oldu. Burada herkesin görebildiği bir platformda yazmak hem enaniyet hem kendini cilalamak hem de karşıma gelip konuşmadığım sürece tam olarak anlatamayacağımdan eksik bir sohbet, monolog gibi geliyor. Yönetim de umrumda değil, yaptığım şeylerden ötürü beni susturacaklarsa bu bana dert olur, kimleri yönetici diye koymuşlar der onların adına üzülürüm. Ama önlerinde eğilip ceza süresine üzülmem, hareketlerime ket vurmam, yazacaklarımı ceza alırım diye yazmamazlık yapmam, bu da onlara dert olsun.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
N
11 yıl (20646 mesaj)
Yarbay

Ben kaçıyorum beyler. Kaç saattir konuşuyoruz abimize bir garı yollayalım demediniz, kaç saattir bir Beren, bir Selin, bir Göknil demedik. Kültür isteseydim geçen hafta aldığım Dost Yoğurt'u açıkta bırakırdım.

Kahrolsun Converse giyen komünist sahte sarışınlar.