Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 2 misafir, 2 mobil kullanıcı
31
Cevap
330
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Evrimleşme Yolu
P
dün (2397 mesaj)
Binbaşı

Benim sorum şu: altın yıl sonunda 10 bin olur mu?


Bu mesaja 2 cevap geldi.
A
dün (274 mesaj)
Er

bu hayatın özü egodan sıyrılıp iyilikte yarışarak bütüne
hizmet etmek ve birliğe dönmektir.

2 yıl bende bu mevzuları araştırdım ve Kur'an Müslümanı oldum. Tanrıyı tek hepsini bir bildim.


< Resime gitmek için tıklayın >

Atman'ın nefsini yenerek egosundan sıyrılıp Brahman ile Mümin'in Rahman ile bir olup tekrar ona dönmesi bu simulasyonun özüdür.

https://streamable.com/qzz1ae
https://youtu.be/NjPMNo__DGk?si=EQYc9jw0-xkP6ABi
"Biz Allah'a aidiz ve elbette O'na döneceğiz."
(Bakara 2:156)

"Sonra hepiniz O'na döndürüleceksiniz. O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."
(Maide 5:105)

"Sonunda hepinizin dönüşü Allah'adır."
(Yunus 10:4)

"Şüphesiz dönüşünüz Rabbinizedir."
(Alak 96:8)

"Sonra Allah'a döndürüleceksiniz. O da yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."
(Cuma 62:8)

"Öyle bir günden sakının ki o gün Allah'a döndürüleceksiniz."
(Bakara 2:281)





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ahmet758 -- 16 Ekim 2026; 10:21:55 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Bütün evrensel sistemde amaç bütünün olgunlaşması ve tekamül etmesi (yani ruhların olgunlaşması) diye düşünüyorum. İncelediğim kaynakların ortak noktası bu.

Dinler birer hızlı sıçrama yolu görevi görüyor. Mesela İslam direkt olarak reenkarnasyondan bahsetmez. Araştırıldığı zaman Kuran'da reenkarnasyonun olduğuna dair ya da olmadığına dair delil sayıldığını söylenen ayetler bulunabilir. Ancak direkt olarak vardır ya da yoktur denmez. Ancak satır aralarına bakınca, bu konuya kapı aralayan çok ciddi yorumlar ve işaretler olduğu da görülebilir. Dinde bahsedilmemesinin nedeni, dinin bir kısa yol göstermesi, bir hızlı sıçrama aracı olmasıdır. Kuran'ın Hawkins ölçeğinde 700'ün üzerinde, çok yüksek bir frekans değeri vardır. 700 değeri insan olarak "Aydınlanma" sınırının başlangıcıdır. Bu az bir değer değildir.

Diğer taraftan bir dolu farklı yüksek bilinçli kaynak da reenkarnasyonun varlığını tartışmasız kabul ederek, bilgilerini sunmuşlardır. Reenkarnasyon inancı hafife alınmayacak kadar kapsamlı bilgiler içerir. Özetle, ruh bedenlenir ve deneyimler yaşar. Bunlar sayesinde olgunlaşır ve ölür. Daha sonra başka dersler almak için yine bedenlenir. Bu şekilde olgunlaşma basamaklarını yavaş yavaş tırmanır. her yeniden gelişinde bir unutma perdesiyle doğar. Bu çok kabul görmüş bir inanıştır ve hakkında çok sayıda kitap vardır.

İşte her yeniden doğuş sonrasında bir hayatında sonunda %51 seviyesini aşar. Bu da ruhsal bir evrimleşme sürecidir. Ancak gelişim yani evrimleşme henüz bitmemiştir.



A
dün (274 mesaj)
Er

En‘âm 159
“Dinlerini parça parça edenler, fırka fırka olanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.”
→ Peygamber’in, dini bölenlerle bağı olmadığı vurgulanır.Rûm 32
“Onlar ki dinlerini parçalara ayırdılar ve fırka fırka oldular; her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.”
→ Mezhepçilik ve grupçuluğun yanlışlığına dikkat çekilir.Şûrâ 13–14
Şûrâ 13–14
Allah’ın Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’ya verdiği dini Muhammed’e de verdiği; fakat insanların ayrılığa düştüğü anlatılır.
→ Dinî ayrılığın tarih boyunca tekrarlandığına işaret edilir.

Allah'ın dediğine mi inanacaz sana mı inanacaz bilader. sen kimsin ayrıca vasfın ne.

Hadisleri Allah mı yazdırmış, peygamberin yazdırdığı ne malum 200 yıl sonra iranda toplanmış.

Kulaktan kulağa Peygamberin sözüne mi itimat edilir.
Peygamber diyeceğini Kur'an'da demiş kulluğunu ve elçiliğini yapmış. ayrıca peygamberde yalnızca bir kuldur. ne yaptığından bize ne.
nereden bileyim ben elalemin uydurmadığını.

Bakara 62
“Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sâbiîler’den Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve salih amel işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”Maide 69
“İman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve Hristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve salih amel işleyenler için korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”
→ Bakara 62’nin neredeyse aynı tekrarıdır, evrensel kurtuluş mesajını pekiştirir.

Hac 17
“Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hristiyanlar, Mecusiler ve müşrikler… Allah kıyamet günü onların arasında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.”
→ Burada daha geniş bir dinler listesi verilir; nihai hükmün Allah’a ait olduğu vurgulanır.


Maide 69
“İman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve Hristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve salih amel işleyenler için korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”
→ Bakara 62’nin neredeyse aynı tekrarıdır, evrensel kurtuluş mesajını pekiştirir.


Bu kadar ayette Allah iyi insanlar, ehli-i kitap cennete gidecek derken, sahte munafık din şeytanları yahudiyi, hristiyanı, müslümanı birbirine düşürüyor bugün tek bir ayeti çarpıtıp. oradada dininiz islamdır diyor oradaki esas anlam sizin dininiz barıştır diye anlamak yerine insanları birbirine düşürdünüz üstüne sünni, şii ayırdınuz. Allah bunların hesabını sormayacak mı sanıyorsunuz. kafir, örten, gerçeği saklayan demektir. siz hakiki ayetleri hadislerle örttünüz.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ahmet758 -- 16 Ekim 2026; 22:25:48 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @dekareme
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Önceki iletide dinlerin özünden ve var edenin sisteminden bahsetmişken, akıllara sıkça gelen o meşhur soruyu sormak gerekiyor:

"Peki Allah neden kötülüğe izin veriyor?"

Aslında sistem, kötülüğe bir 'hata' olarak izin vermiyor, onu bizim olgunlaşmamız için bir araç olarak kullanıyor. Konuyu biraz daha pratik hayata indirmek adına, evrensel sistemin bizi nasıl evrimleştirdiğine dair çok önemli bir kavramdan bahsetmek istiyorum: Katalizörler.

Kimya dersi/bölümü okuyanlar daha iyi bilir; katalizör, bir tepkimenin hızını artıran maddelerdir. Ruhsal gelişimde de 'katalizör', ruhumuzun olgunlaşma reaksiyonunu başlatan, bizi sarsan, konfor alanımızı bozan her türlü zorlu olaydır. Hastalıklar, Maddi kayıplar, ayrılıklar, uğradığımız haksızlıklar ya da trafikte bizi çileden çıkaran o insan… Hepsi aslında evrensel sistemin önümüze koyduğu birer gizli katalizör, yani ruhsal gelişim aracıdır.

Mutlaka sistem bu zorlukları bizi cezalandırmak için önümüze çıkarmaz. Amaç, bizim o kriz anında hangi kutbiyetimizi (iyiliği mi kötülüğü mü) seçeceğimizi, özgür irademizi ne yönde kullanacağımızı görmektir.

Örneğin, bir haksızlığa uğradığımızda önümüzde iki yol açılır:

1-) Negatif Yol: Öfke, intikam, nefret ve kurban psikolojisi üretmek (kendine hizmet / kontrolcülük oranını artırmak).

2-) Pozitif Yol: Yaşanan olayı bir ders olarak görüp kabul etmek, hakkını savunurken bile nefret etme tuzağına düşmemek ve o kişiyi / durumu serbest bırakabilmek (Başkalarına hizmet, yani %51 pozitif oranını yükseltmek ya da bu orana yaklaşmak).

Yani hayatımızdaki o 'kötü' dediğimiz insanlar ve olaylar, aslında bizim %51 sevgi ve kabul barajını geçip geçemeyeceğimizi test eden gizli öğretmenlerimizdir. (Yani dinde 'sınav' dediğimiz kavram.) Onlar olmasaydı, evrimleşmek için hangi kutbiyette yol alacağımızı ve neyi seçeceğimizi bilemezdik. Işığın değerini anlamak için karanlığın katalizörlüğüne ihtiyacımız var. Bu durumda 'kötülük' dediğimiz şey, sistemin işleyen bir mekanizmasından ibarettir.

Tüm bu değerlendirmelerden sonra; siz hayatınızda yaşadığınız büyük zorlukları sonradan geriye dönüp baktığınızda birer 'büyüme vesilesi' (katalizör) olarak gördünüz mü? Kendi hayatınızdan aktarabileceğiniz buna benzer ciddi dönüm noktalarınız var mı?


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Kabul etmek gerekir ki, bir deneyimin içinden geçmiş olmak, onu karşıdan izlemek kadar kolay değil. Bu nedenle yaşadığın zorlukları en iyi sen hissetmişsindir. Bu nedenle çok geçmiş olsun.

İşte bu yaşadıklarında gerçekten büyük bir katalizör. Yani sınav. Sistem seni en hassas yerlerinden sarsmış. Dini kuralları mükemmel uygulama arzusu sende ters tepip kontrol takıntısı haline dönüşmüş. Bunlar insani durumla. Bu nedenle kendini suçlama.

Babanın yaptıklarına öfkelenmen, teoride %49'da kalacağını söylediğim, olumsuzluk barındıran tarafın oluyor. Şu andan itibaren ne yapacağın önemli. Babanın hayatını ya da kendi düşüncelerini kontrol etmeyi bırakıp, sakinleşmeye çalışırsan ve 'kabul'de kalmaya odaklanırsan, %51 pozitif baraja yeniden yaklaşabilirsin ve daha önceden geçmediysen, belki de zamanla geçersin.

Yani yaşadıkların seni sınıfta bırakmaz. sadece sınavın dozajı ağırmış diyebiliriz.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Dua zaten Allah'a yönelmek oluyor ve kaygıdan, öfkeden ve kontrol etme arzusundan sıyrılma etkisi oluşturur. Bu da titreşimimizi yükseltme etkisi yaratır. Çünkü dua etmek bir nevi teslimiyettir. Pozitif kutbiyete yönelmeye karşılık gelir. Çünkü içten olursa, kalp de devreye girmiş olur. Bedenin ve ruhun frekansı yükselir. Samimiyetle duaya yöneldiğimde bunu ben de çoklarca kez deneyimledim.

Yalnız dua ederken, pozitif sözcükleri de seçmek önemlidir. Çünkü bilinçaltı da devrededir ve çekim yaratır. Örneğin "Allahım beni kötü deneyimlerden ve insanlardan koru" yerine, (ki burada 'kötü' sözcüğü olumsuz sözcüktür). "Allahım beni iyi deneyimlerle ve iyi insanlarla karşılaştır." gibi.



M
2 gün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Bilinen şudur ki; genellikle yüksek bilinçli varlıklar daha gelişkin bedenlerde olurlar. Bu da aynı zamanda ruhsal olgunlukla paraleldir.

Evrende tekamül için iki kutbiyet vardır. Aydınlığa hizmet ya da karanlığa hizmet. Yani iyi ve kötü. Bir diğer söylemle başkalarına hizmet ve kendine hizmet. Ya da pozitif ve negatif. Var eden iki tarafın da tekamül edebilmesine olanak sağlamıştır. Bununla birlikte kendine hizmet yönünde tekamül %95 kutuplaşma gerektirir. (Kontrolcülük) Bu da çok zorlu bir orandır. Başkalarına hizmette ise %51 yeterlidir. (Özgür iradeye saygı)

Biz burada iyiliğin yolundan bahsedeceğiz. Yani başkalarına hizmetin yolundan. Yani iyilik, sevgi ve özgür iradeye sevgi kutbiyetinden. İnsan dünya hayatında başkalarının özgür iradesine saygı duydukça ve kontrolcülüğünü azalttıkça, herkese sevgiyi arttırdıkça ve zihniyetini bu anlamda değiştirdikçe, başkalarına hizmet yönünde kutbiyetini artırır. Bu da onun gitgide evrimleşmesine karşılık gelir. Hatta hala %49 oranında olumsuzluk barındıran bir insan dahi en az %51 iyi tarafını tamamladıysa, evrimleşme yolunda mesafe katetmiş demektir.

Amaç din konuşmak değil ve lütfen bu yöne çekmeyelim ve cemaatçiler ve fanatikler uzak dursun ama bu %51 oranı İslami inanışa göre de cennete hak kazanmaya karşılık gelir. Yani iyiliklerimizi sayan sağ tarafımızdaki meleğin, kötülüklerimizi sayan melekten daha fazla puan elde edebilmesi olarak da bakabiliriz.

İşte tüm evrendeki işleyiş bu ana iskelet üzerinedir. Amaç özgür irade ile aydınlığın yolunda mesafe katetmek ve dünya'da insan bedenleriyle bu limiti aşabilmektir. Bu zihniyete ve başarı oranına sahip, olunca, bu duruma beden de karşılık verir ve evrimleşme sürecine girer. İleri aşamalarda hastalıklar ortadan kalkar.

Bunları yazmamın nedeni, herkesin bilinçli olarak kutbiyetini artırabilmesi yolunu açmak. Aynı zamanda bu da pozitif bir eylem. Evrimleşme sadece bedenen değil, aynı zamanda ruhen de olan, bütünleşik bir kavramdır.

Bu bilgiler evrenin iskelet bilgilerinin bir mini özetidir. Kendine yakın bulan var mı? Ya da sorusu olan? Bilebilirsem yanıtlarım. :)

DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.

Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.

Üye Ol Şimdi Değil



4
dün (5282 mesaj)
Yüzbaşı

% kaç olduğumuzu nasıl öğreniyoruz. Ben tam %51 de bırakıp geri kalan %49 la eğlenmeme bakayım.



N
dün (13299 mesaj)
General

Biraz fazla kesin veya mutlak bir okuma değil mi? Bir de bu iyi kötü düalizmli kişisel tekamül iddiasına "evrimleşme" yerine basitçe kişisel veya ruhen ya da etik yönde gelişim demek, çok daha geniş ama özel bir anlama sahip evrim konsepti içerisinde kaybolmadan ölçeği sınırlandırmak bence daha doğru olur. İyi kötü düalizmi faydacı ve toplumsal açıdan kullanışlı. Ama eleştiriye açık. Çünkü gayet izafi, etikete veya referansa dayalı. Bir toplum veya birey için iyi olan başkası için kötüdür. Ha, bu demek değildir ki bazı ortak veya temel noktalarda buluşmayasın ya da objektif bir moralite yoktur.

Mesela cinayet. Her canlının yaşamak istediğini farz edersek ve ölüm zor ve talih eseri kazanılmış hayatın bir ziyanıysa birisinin öldürülmesi her türlü kötü ve kabul edilemez bir edimdir. Öte yandan seni bu sonuca ulaştıran aynı akli pusula sana çok ağır addettiğimiz fiiller işlemiş birilerinin öldürülmesinin (kısaca idamın) makul olduğunu söyleyebilir. Bu durumda eğer her halukarda birisine karşı kötülük barındırdığı için - bir zanlının hayatını hiçe sayarak cezai, misillemeci veya caydırıcı nitelik taşısa da - infazın kötü olduğunu varsayarsak doğrunun, iyiliğin, yerinde edimin teşhisinde devreye akıl kadar vicdanın da mı devreye girdiği söylenmelidir? Çünkü alenen cani veya sapık olarak nitelenebilecek birisini ibreti alem şekilde infaz etmemeyi akıldan ziyade vicdan söyler.

Buradan vurgulamak istediğim özellikle gümüş ve altın ilkeler çerçevesinde başkalarına duyarlı olacağını farz edeceğimiz kişisel veya ruhani gelişimin tek kaynağının akıl olamayacağı, duygular ve vicdanın da aynı derece hatta belki daha fazla önemli olduğudur. Zira fazla akıllı ve akılcı ama zalim birisi çevresine rasyonalitesiyle zulm etmeye meyilli olur. Ama kesinlikle şunu dersin: Akla uygun davranmayan birisinin vicdanı ve iyiliği çok büyük zararlara gebe olabilir. Atalarımız boşuna cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir demiyor.



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Kelime oyunu yaptığınızı algılamak isterdim. Öyle olduğunu varsayarak altın çağa girişe vurgu yaptığınız şekilde, güzel bir ironi olmuş diye yanıtlayayım. Maddi anlamda bakarsak da %90 üstünde olasılıkla altının gramı yıl sonuna kadar on bin lirayı geçmez. Ama evren sürprizlerle doludur. Her sürprize açık olmak gerek. Bu nedenle yine de bir açık kapı bırakalım. :)




Bu mesajda bahsedilenler: @pelstina
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Güzel strateji. Tam da paçayı kurtarma planı. :) Ama bu işte bu planı tutturmak kolay değil. Çünkü tam %51'i tutturdum derken, %49'da da kalabilirsin. Ölçmek için bir terazi sistemi yok. Özgür iradeye saygı gibi, katalizörlere (yani olumsuz gelişmelere) verilen tepki gibi, hizmet odağı gibi (mesela eylemlerinizin ne kadarı sadece kendi çıkarınızı ve konforunuzu korumaya yönelik, ne kadarı başkalarına ve topluma fayda sağlıyor), zihinsel dürüstlük gibi (kıskançlık, öfke, kibir gibi duyguları bastırmak yerine onlarla yüzleşmek gibi) faktörlerin dengesi ve yarıdan bir gıdım fazla olması gerekir. Sevgi, kabul, dürüstlük ve özgür iradeye saygı önemlidir.



M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Ben de aslında inanç sistemlerini ve evrensel doğruların ortak noktalarını dikkate almaya çalışarak başlamıştım araştırmaya ve sorgulamaya. Anlattıklarım ortak noktalardır.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Kriter özgür iradeye saygı çerçevesidir. Akıl tek başına doğru gibi gelebilir ancak işin içine vicdan yani kalp girdiğinde, akıl tek başına pusula olmayabilir. Vicdanla dengelenmiş bir aklı savunmak daha doğru olur diye düşünüyorum.




Bu mesajda bahsedilenler: @Nat Alianovna
A
dün (274 mesaj)
Er

ee dinler hakkında ne düşünüyorsun genel olarak. öbür dünya vs inancın var mı


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Mobidik
M
dün (8397 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Dinler insanlığın özellikle de olumsuzluklar yaşadığı farklı dönemlerinde, insanlığı kitlesel uyanışa yönlendiren, sıçrama basamakları olarak görüyorum. Ancak insanlar dinlerin verdiği mesajları çokça şekilciliğe dökebiliyorlar. Aslında dinler insanları evrensel ahlaka, sevgiye, birliğe yönlendiriyor.

Öbür dünya inancım tabii ki var. Ölüm bir son değil bir boyut değiştirmektir şeklinde değerlendirebilirim. Beden ölür, ruh devam eder diye bakıyorum. Ancak öte tarafta ruh kendi cezasını kendi vicdan muhasebesiyle en ağır şekilde veriyor diye düşünüyorum. Öbür dünyada bu boyutta yaptığımız seçimlerin sonuçlarının muhasebesiyle başbaşa kalıyoruz.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758
A
dün (274 mesaj)
Er

aynen öyle. yaradan öyle bir sistem kurmuş ki çok farklı alemler var. Kur'an'dan anladığım bu.

reenkarnasyon bile olabilir, Kur'an'da net açıklanmıyor. ama defalarca et giydiririzdeki mana bu olabilir.

ama bütün dinler Tek bir Yaratıcıdan geldiği için bazı verilmeyen bilgiler diğerlerinde verilmiş.

buna inanıyorum.

Kur'an gerçektende dil, din, ırk ayrım yapmadan insanın evrensel bütünlüğe davet ediyor.

Şeytan, Hakkın doğru yoluna pusu kurarak din adamları yoluyla insanları çok saptırıyor.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ahmet758 -- 16 Ekim 2026; 18:26:36 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Mobidik
D
dün (22926 mesaj)
Binbaşı

Kur'an-ı Kerim'i, ana dili arapça olanlar bile anlayamyorlar. Kaldı ki sen nerden anlayacaksın. Senin okudukların, onu tercüme edenin anladıklarıdır.

Eğer araplar Kur'an-ı Kerim'i anlasalardı, hepsi alim olurlardı. Nitekim hıristiyan araplar da var. Arapça, bunların anadili olduğu halde bile anlayamıyorlar. Anlasalar çoktan müslüman olmuşlardı.

Sen inançlı değilmişsin önceden. Sonrada hidayete ermişsin. Ama kimin kuyruğuna takılıp da tek kaynak Kur'an diyen tayfaya katıldın bilemiyorum. Dinde kaynak 4 olduğu tüm meşhur din kitaplarında yazılıdır. Tek kaynak Kur'an değildir. Kur'an, 4 kaynağın ilkidir.

Sen ki, en samimi arkadaşının bile niyetini anlayamıyorken, alemlerin Rabbi olan Allahü tealanın ayetlerini nasıl anlayacaksın.

Kur'an-ı Kerim'in manasını anlayabilmek için lügat ilmi, bedî ilmi, beyan ilmi, meânî ilmi, belâgat ilmi, usûl-i tefsir gibi çeşitli ilimleri iyi öğrenmek; sarf, nahiv ve mantık gibi alet olan bilgilerde derinleşmek; ayet-i kerimelerin mânâ-yı zahirî, mânâ-yı zımnî, mânâ-yı mutabıkî ve mânâ-yı iltizamîsini ve her ayet-i kerimenin ne zaman, ne sebeple ve kimler için nazil olduğunu, ayet-i kerimelerin hangi hadis-i şeriflerle ve nasıl açıklandığını iyi bilmek lazımdır. Ancak böyle bir İslam alimi Kur'an-ı Kerim'i tefsir edebilir; yani kelâm-ı ilâhîden murâd-ı ilâhîyi anlayabilir. Böyle bilgisi olmayanların Kur'an-ı Kerim'den hüküm çıkarmaya kalkışması, ilkokul talebesinin üniversite kitabı okumasına veya kimya deneyleri yapmaya kalkışmasına benzer. Yani herkes haddini bilmeli.

Sen kendine lazım olan ve öğrenilmesi farz olan fıkıh ve ilmihal bilgilerini öğren, meallerle uğraşma.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi dekareme -- 16 Ekim 2026; 20:5:23 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758
A
dün (274 mesaj)
Er

zırva.

hadisçileri kaale bile almıyom



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 2 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @dekareme
D
dün (22926 mesaj)
Binbaşı

Almazsan alma. Zırva mı yoksa hakikatın ta kendisi mi toprağın altına girince görürsün.




Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758