|
Allah ilk sözde müminleri yargılayacak merak etme sen. uydurma hindu namaskarıyla, sahte hadislerle, bilmediğiniz dilde okuduğunuz dualarla cennete gideceğinizi sandınız. sizi hakiki salattan(namaz) alıkoydular haberiniz yok. vaziyet ortada zaten müslüman demeye bin şahit arap özentileri, muaviye ve yezidin geleneğini din sandınız yazık |
|
dinimizislam.com sitesi, milyonlarca ziyaretçisi bulunan meşhur bir Ehl-i Sünnet sitesidir. Bu siteye baktığımda, senin içinde bulunduğun tayfa açıkça ifşa edilmiş. O siteden naklederek aşağıya yazıyorum: Sahih hadislere uydurma diyenler 5 çeşittir: 1- (Bütün hadis kitapları uydurma hadisle doludur. Bir hadis kitabında birkaç tane uydurma hadis varsa, ötekilere de güvenilmez. Birkaç hadiste ihmal gösteren âlimin, diğerlerinde de ihmal gösterme ihtimali mevcut olduğu için hiçbir hadise güvenilmez) diyenler, 2- (Buhârî hadis kitabı hariç, diğer bütün hadis kitaplarında uydurma hadis bulunur) diyenler, 3- (Buhârî ve Müslim hariç, diğer bütün hadis kitaplarında uydurma hadis bulunur) diyenler, 4- (Kütüb-i sitte hariç, diğer bütün hadis kitaplarında uydurma hadis bulunur) diyenler, 5- (Hadis kitapları hariç, İslam âlimlerinin yazdığı her kitapta uydurma hadis bulunur) diyenler. Birinci gruptakiler, Yalnız Kur'an diyenlerdir. Bunlar mezhepsizlerden de ileridir. Birçok konuda küfre düşüyorlar. Az çok dini bilen kimseler için, bunlar o kadar tehlikeli sayılmaz. Çünkü bunların aşırılığını, yanlışlığını sokaktaki insan bile biliyor. Mesela bir Hristiyan, Müslümanlığı kötülese kaç kişi inanır? Bu bakımdan, birinci gruptaki hadis düşmanlarına aldanan çok kimse olmaz. Diğer gruptakiler, birinci gruptakilere göre daha çok zararlıdır. Özellikle beşinci gruptakiler çok zararlıdır. Hadis âlimlerine itibar ediyor görünüp, kitaplarına uydurma hadis koyabilirler diyerek, fıkıh ve tasavvuf kitaplarını yazan Ehl-i sünnet âlimlerine olan güveni yıkıyorlar. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Bid’at ehlinin zararı, kâfirin zararından daha fazla olur) buyuruyor. Çünkü kâfirin, Müslümanlık hakkında söylediğine kimse itibar etmez, ama bid’at ehli, namaz kılıp her ibadeti yaptığı için, ona inananlar çıkar ve çok zararı olur. Bu bakımdan uydurma hadisçilerin zararı küçümsenemez. Bunlara inanan kimse, hadis âlimlerinin çoğuna suizan eder, İslam âlimlerini cahillikle suçlar. İslam âlimlerini cahillikle suçlamak insanı küfre kadar götürür. Sahih hadislere uydurma diyen zatlara bakılırsa, hepsinin birçok yamukluğu görülür. Bunların içinde en âlim olanı Molla Aliyy-ül Kâri’dir. Bu zatın bile, birçok uygunsuz yazıları vardır. Aliyy-ül Kâri, El- Mevduat-ül-kübra isimli kitabında, sahih hadislere mevdu demiş, tasavvuf büyüklerine de iftira atmıştır. (Turub-ül-emâsil) (Turub-ül-emasil bi-teracim-il-efadıl) kitabında diyor ki: (Aliyy-ül-kâri, din büyüklerine çirkin itirazlar etti. İmam-ı Şâfiî’nin ve İmam-ı Mâlik’in ictihadlarına dil uzattı. Büyük âlim Muhammed Miskin, ona gerekli reddiyeyi yazdı. (Sedad-üd-din fi-ispatin-necat-i lil-valideyn)de, (Aliyy-ül-kâri, Fıkh-ı ekberi şerh ederken, Resulullah'ın ana babasına dil uzatmıştır. Şifa kitabını şerh ederken, öğünerek onlara kâfir demiştir. İmam-ı Abdülkadir Taberi, o şerhi reddeden bir eser yazmıştır) diyor. (Seadet-i Ebediyye) Böyle sicilli bir zatın, sahih hadislere uydurma demesine itibar edip de, muhaddislerin, müfessirlerin ve fakihlerin, sahih hadislere, sahih demesine, itibar etmemek, cahillik değilse hainliktir. Resulullah efendimiz, hadis uyduran ve uydurma hadisi nakleden için ağır tehditlerde bulunmuştur. Mesela (Hadis uyduran, Cehennemdeki yerine hazırlansın) hadis-i şerifi din kitaplarında var. Böyle bir hadis-i şerif olmasa bile, hangi İslam âlimi kitabına uydurma hadis alır? Sahih hadislere uydurma diyen meşhur mezhepsizler, (Uydurma hadisi kitabına almak, ya ihmal, ya gaflet, ya cehalet veya ihanetten ileri gelir) diyorlar. Peki, Kütüb-i sittede, diğer hadis ve tefsir kitaplarında veya İhya’da uydurma hadis var denirse, bu büyük zatlar ihmal, gaflet, cehalet veya ihanetle suçlanmış olmuyor mu? O mübarek zatlara bunlar nasıl yakıştırılabilir? Bir İslam âlimi uydurma hadisi kitabına alır mı hiç? Cehalet denirse hâşâ İslam âlimi cahil olursa kim âlim olur ki? Gaflet de öyle. Onlar gâfil ise, biz nasıl müteyakkız [uyanık] oluruz? Ehl-i sünnet âlimlerini cahillikle suçlamak, aşağılamak, onlara hakaret etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi, İslam Ahlakı, Miftah-ül-cennet, Faideli Bilgiler) Allahü teâlâ, (Âlimlere sorun) buyuruyor. Peygamber efendimiz ise, (Âlimler, peygamberlerin vârisleridir ve Allah’ın güvendiği kimselerdir) buyuruyor. Bu kıymetli âlimler kimdir? Kütüb-i sitte sahipleri veya Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazali gibi büyük zatlar, bu âlimlere dâhil değil mi? Resulullah'ın (Vârislerim) dediği âlimler bunlar değilse, Abduh mu? Şevkanî mi? Sehavî mi, Kardavî mi? Ebu Gudde mi? Dört mezhep imamı veya bir İmam-ı Rabbanî, İmam-ı Taberanî, İmam-ı Deylemî eğer Resulullah'ın vârisi değilse, başka kim vâris olur? İbni Lal hazretleri de hadis âlimlerinden biridir. Bu âlimlere dil uzatılırsa, ortada din kalır mı? Muhtemelen musafahayı, hinduların namaskarına benzettin. Alakası yok. Dua arapça da edilebilir, kendi anadilinde de edebilirsin. Orada ille de arapça edilecek diye bir şart yok. Sual: Kitaplarınızda Muaviye övülmektedir. İyi biri olsa idi, oğlu Yezidi iyi yetiştirirdi. Oğlu Yezidin melanetleri ortada iken, babasını övmek Müslümanlığa aykırı değil midir? CEVAP Bu mantık Müslümanlığa aykırıdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Kim doğru yola girerse, kendi lehine girer. Kim, kendi aklına uyarsa, sapıtırsa, kendi zararına sapıtır. Kimse kimsenin günahını çekmez.) [İsra 15] Kocası yüzünden karısı, karısı yüzünden kocası, Babasından dolayı oğlu, oğlundan dolayı babası suçlanamaz. 1- Kabil’in yaptığı cinayetten babası Adem aleyhisselam suçlanamaz. İlk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselam için (Eğer oğlunu iyi yetiştirseydi, kâfir olmasını önlerdi) demek doğru olur mu? 2- Kenan’ın inkârcılığı yüzünden gemiye binmemesi, “Dağa çıkıp kurtulurum” demesi, kâfirlerden olması yüzünden, babası Nuh aleyhisselam suçlanamaz. Nuh aleyhisselam için (Eğer oğlunu iyi yetiştirseydi, kâfir olmasını önlerdi) demek doğru olur mu? 3- İkrime radıyallahü anh, babası Ebu cehil idi. Her sahabi gibi cennetlik idi. Babası Ebu cehil diye suçlanamaz. Eshab-ı kiramdan bir çok sahabinin babası kâfir idi. 4- Hazret-i Ali’nin babası Ebu Talib kâfir idi. Bundan dolayı Hazret-i Ali suçlanamaz. [Ebu Talib, öldükten sonra diriltilip iman etti.] 5- Hazret-i Asiye, Firavunun hanımı idi. Kocası Firavun kâfir diye, hanımı Hazret-i Asiye suçlanamaz. 6- Lut aleyhisselam ile Nuh aleyhisselamın hanımları kâfir idi. Hanımları yüzünden kocaları suçlanamaz. 7- Peygamber efendimizin amcası Ebu Leheb müşrik idi. Yukarıda bildirilen âyetten de anlaşılacağı gibi, hiç kimse, yakınlarından dolayı suçlanamaz. Hele Eshab-ı kiramın hiç biri suçlanamaz. Çünkü hepsini Allahü teâlâ Cennete koyacağına söz vermiştir. (Hadid 10) Hepsinden razı olduğunu bildirmiştir. (Maide 119) Hazret-i Muaviye, Resulullah efendimizin "Aleyhisselam" kayınbiraderi olup, vahiy kâtiplerindendi. Oğlu Yezid'in melanetleri diye anlatılanların çoğu da, İbni Sebecilerin uydurmalarıdır. Hepsi doğru olsa bile, âyet-i kerimelerle ve hadis-i şeriflerle Cennetlik olduğu sabit olan babasına nasıl dil uzatılabilir? NOT: İbni Sebeciler, hadis-i şeriflere uydurma derken, kendileri uydurma tarihlere inanmaktadır. Genelde tarihi yazanlar sıradan insanlardır. Ama hadisleri toplayanlar büyük İslam âlimleridir. Yalan yazmaktan korkan dindar insanlardır. |
|
"İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir; onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden (veya sözünden) sonra hangi söze/hadise inanacaklar?" [1, 2, 3] Câsiye Suresi'nin 6. ayet nerden biliyorsun hadislere yahudilerin, müşriklerin sızmadığını? Allah garantisini mi vermiş? Peygamber kefil mi olmuş? |
|
Din düşmanları ve bid’at ehli çıkardıkları bazı sözlere hadis demişlerse de, Ehl-i sünnet âlimleri bu sözleri kitaplarına almamışlardır. Hiçbir İslam âliminin kitabında uydurma hadis yoktur. Kitabına uydurma hadis alan kimse zaten İslam âlimi denmez. İslam âlimleri, hadis uydurmanın ve uydurulmuş hadisi nakletmenin vebalinin büyüklüğünü bildikleri için, kitaplarına uydurma hadis almazlar. Çünkü hadis-i şerifte, (Benden duyduğunuz âyet ve hadisi tebliğ edin! Beni İsrail’den bildirdiklerimi de söyleyin! Yalnız bana bilerek yalan isnat eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın!) buyuruluyor. (Buhari) Nerden biliyorsun bu hadislere yahudilerin, müşriklerin sızdığını?. Nerde yazıyor, kaynak göster, hangi kitapta yazıyor ispatla. Senin uydurma dediğin hadislerin uydurma olduğunu da ispatlayacaksın. Bir İslam alimi Hadis-i Naklederken kaynağını da yazar. O kaynağa baktın mı? Kontrol ettin mi? Kontrol ettiysen yalan olduğuna ne delil göstereceksin? |
|
yaw hadi kulaktan kulağa oyna din sanıp. Allah kitabını apaçık indirmiş. ayetlerle belirtmiş. Allah eksik kitap indirir mi? namazın insana faydası ne? eski putperestlerde namaz kılıyordu? bugün Müslüman daha okuduğu fatihayı bilmiyor. namaz kılanlar çalıyor çırpıyor. https://www.youtube.com/shorts/Q1XYMslfTrE al sana namazın kökeni |
|
Kuş gibi daldan dala sekiyorsun, sorularımı yutup duruyorsun, cevap veremiyorsun, işine gelmeyince, köşeye sıkışınca, bu sefer de namaza sardın. Namazın nasıl kılınacağını Muhammed Aleyhisselam bildirmiş ve göstermiştir. Bizler Ona tabiyiz ve onun gösterdiği yoldayız; ibadetleri onun gösterdiği şekilde yaparız. Sen kendi derdine yan. Başkalarının hal ve hareketleri müslümanları ilgilendirmez. Sen inançsızlıktan hidayete ermemişsin, doğru yolu bulmamışsın. Bir zındığın, din düşmanının, mezhepsizin kuyruğuna takılıp başka bir felaketin içine dalmışsın, buna da hakiki inanç diyorsun ama maalesef hakiki değil. Yanlış yoldasın. Kim kulağına tek kaynak Kur'an demiş, Hadislerin uydurma olduğu safsatasını beynine işlemiş ve diğer konularda da beynini yıkamış bilemiyorum ama Ehl-i Sünnet alimlerinin kitaplarını okumazsan, itikadını düzeltmezsen işin yaş senin. Benden uyarması. |
|
reis ondan mı Allah'ı bulduktan, dine yöneldikten sonra başıma gelmeyen kalmadı. babam annemi aldattı 4. eş hakkım var diye, gitti genç kızla evlendi. üstüne cafe markasını kıza ortak yaptı. birsürü kavga cart curt. en son bypass olmuş kız başında bekliyor. ve hiç iyi davranmadım bu durumda. ve son dönem Allah'a yöneldikten sonra muhteşem bir kontrol takıntısı başladı bende. her düşüncemi, eylemimi, öyle bi kastım ki. müthiş stresler geçirdim. sempatik sistemim müthiş aktif kaldı o yüzden aşırı kavgayla, gürültüyle geçti son dönem. ne durumdayım bilmiyorum yani senin sistemin açısından. yani çok kontrolü kaybettim ağzıma geleni söylediğim, hır gür, kavga bir dönem oldu yani anlayacağın. zihnimi yönlendirip ruhumu sıkıp sıkıp bıraktılar resmen |
| Allah'a yönelmek ve dua nın gerçekten tesiri var mı deneyimledin mi bu frekans mevzusunda etkili mi |
| 11.000 TL olur, yani çeyrek altın |
|
Altın fiyatları fırıl fırıl dönerken biz geleceğe dair asıl büyük yatırımdan, yani insanın kendi biyolojik hisselerinden bahsedelim biraz. :) Evrimleşme demiştik en başta; Evrimleşme sürecinde ışık beden ve hücresel dönüşüm spiritüel öğretilere göre yaklaşık nasıl olur, biraz bahsedeyim. İncelediğim ve araştırdığım kaynakların ortaklaşa söylediği şey; dünyanın ve üzerinde yaşayan bizlerin gitgide 'daha hafif ve ışık merkezli' bir beden formuna doğru evrildiğimizdir. Şu anki bedenlerimiz karbon tabanlı ve bundan dolayı oldukça katı, ağır ve dış etkenlere (yani mesela hastalıklara, yaşlanmaya) çok açık bir yapıda. ancak insan bilinci sevgide, kabulde ve özgür iradeye saygıda (%51 barajının üzerinde) kalıcılaşmaya başladıkça, bu yüksek frekans hücrelerimize sirayet etmeye başlıyor. Hücrelerimizin içindeki ışık miktarı artıyor. Bedenler, karbon tabanlı ağır bir yapıdan, kristalize/ışık tabanlı daha esnek bir yapıya doğru çok çok yavaş bir dönüşüm geçiriyor. İşte bu dönüşümün ortaya çıkardıklarının bir kısmı şunlar oluyor (Üç madde sıraladım): Hastalıkların Azalması: Yüksek frekanslı bir bedende hastalığa neden olan düşük enerjiler (korku, öfke, yoğun stres) barınamıyor. Bağışıklık sistemi çok güçleniyor. Biyolojik hafifleme: Katı ve ağır yiyeceklere olan gereksinimimiz azalırken, canlı ve sıvı gıdalara yönelim başlıyor. Beden enerjiyi sadece yemek ve içmekten değil, doğrudan evrensel yaşam enerjisinden almaya başlıyor. Zihinsel yönetim: Zihin ve beden arasındaki bağ o kadar güçleniyor ki, insan düşünce gücüyle kendisini şifalandırabilir ve sakinleştirebilir hale geliyor. Yani evrimleşme dediğimiz şey sadece soyut bir inanç veya ruhsal bir yükseliş değil; etimizle, kemiğimizle, hücrelerimizle yaşadığımız; bedenimizi de içeren bütünsel bir biyolojik dönüşümdür. Bir nevi dünyamız frekansını yükseltirken, bizlerin de bu 'ışık beden' dönüşümüne ayak uydurmamızı bekliyor. Biz bilincimizi yükselttikçe, bedenimiz de buna ayak uyduruyor. Aramızda son yıllarda bedeninin daha hassaslaştığını, doğaya, sessizliğe ve hafif beslenmeye olan ihtiyacını daha yoğun hisseden (mesela et yemeyi eskisi kadar istemeyen gibi) var mı? Belki de kimilerimiz bu dönüşümün ilk sinyallerini farkında olmadan zaten almaya başladık ama hiç böyle düşünmemiştik... Elbette 'herkes aynı anda ve hep birlikte evrimleşecek' diye bir şey de yok. Ama yeni dünya evrimleşenler için olacak diyor bu işin bilgeleri. |
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi dekareme -- 16 Ekim 2026; 20:18:7 >
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Bu mesajda bahsedilenler: @ahmet758