|
Arkadaşlar siyasi ve dini tartışmalarınızı özel mesaj yoluyla yapıp konuyu çöplüğe çevirmezseniz iyi olur . Bu konu birkaç kez bu yüzden kapandı. Zor açıldı lütfen. |
Bunlamı ölçüyorsun zengiliği ? Kaç milyon kişi yoksulluk sınırı altında yaşıyor haberim varmı ? Yolda 5 tane bmw gördün 5 tane lüks ev satıldı tamam ülke zenginleşmiş 78 milyon kişiyi kapsıyor zatem bunlar En yüksek teknoloji vergisi en yüksek ekran kartı akıllı telefon fiyatı hangi ülkede ? Neden istanbulda trafik var çünkü 20 milyonluk dünyadaki en büyük nufuslu şehirlerden Türkiyede zengin oranı %10-15 ise kuzey avrupa ülkelerinde %60-70 Geçen ay almanyada 230 bin otomobil satılmışken türkiyede sadece 70 bin adet satılmış Türkiyenin ihracatı almanyanın sıradan bir eyaletinden daha az Avrupadan amerikadan bir haber insanlarsınız senin ülkende günde 10 saat çalışıp 1300 lira maaş alan milyonlarca insan var |
|
maddiyata önem veren kızlar için yazlmış güzel bir hikaye gerçek mi değil mi orasını bilemem ama etkileyici olduğu kesin. Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan'ın CEO'su James Dimon tarafından zengin koca avcısı kıza verildiği söylenen cevap ; SORU: Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ? Sizinle dürüst olacağım. Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. Aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar orta sınıf sayılıyor. Çok şey istemiyorum. Bu sitede yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? Hepiniz evli misiniz? Sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek? Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum: 1) Zengin bekarlar nerede takılır? (Lütfen bar, restaurant, spor salonu gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazın.) 2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım? 3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar. 4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Bayan Güzel CEVAP: Sevgili Bayan Güzel, Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple okuyan kimsenin zamanını çalmadığımı ümit ediyorum. Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Cevap çok basit, lütfen açıklamama izin verin. Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak. Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de iyi bir fikir değil. Aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli. Söylediklerim size zalimce geliyorsa şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam lazım. Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek. CEO J.P. Morgan |
| silikon vadisini tercih etmek emin ol daha mantıklı |
Baska isiniz mi yok arkadaslar? WhatsApp'a ne zaman girmis, ne zaman cikmis bunlara bu kadar takilirsaniz hayat gecmez. Istiyorsa cevap verir, istemiyorsa vermez bu kadar basit. Siz 2-3 defa belirtirsiniz donerse sizindir, donmezse hic sizin olmamistir. |
Insanin en enerjik, en mutlu, en dolu dolu gecirmesi gereken evlilik sureci, milattan kalma ritüellerle cehenneme dönüyor. Ben bu türk milletindeki kültürü anlayamiyorum arkadas. Yok ailesi bunu alacakti almadi, kiz dugunu havuzlu salonda yapmak istiyor yoksa bu is olmazmis, yok su kadar kilo altin takilacak yok sunun markasini begenmedim buna mi layigim. Abi neden en mutlu gecirmeniz gereken donemin icine edilmesine izin veriyorsunuz? Ben almanyada yasiyorum ve yasadiklarinizi duyunca, okuyunca size samimiyetimle soyluyorum acimaya basliyorum. Emin olun bazi seyleri asmis milletler bu tür cirkefliklerle ugrasmiyorlar, hayatin hep pozitif yonlerine kafa yoruyorlar. Oyle sevimli esler ve sevgililer gordum ki burda, onlarla konusurken aldigim enerjiye turkiyede gecirdigim 10 yil boyunca hicbir evlilikte 1 defa rastlamadim. Keske yasamayanlar gelip gorebilseler de gencliklerini nasil heba ettiklerini anlayabilseler. Lan tut iste sevdiginin elinden birlikte bi yola cik hayatini yasa. Baskalari icin yasamak bana cok ilkel geliyor. Bu dugunler bana tas devri kutlamalarinin modern hali gibi geliyor, tek fark artik ciplak dans edilmiyor ve muzikler dijitallesti |
| Çevremde son zamanlarda evli ve mutlu bir çift göremedim. Kadını ayrı erkeği ayrı mutsuz. 45-50 yaş üstü kuşak böyle değil mesela. Çok daha mutlular. Bunun beklentilerden kaynaklandığını düşünüyorum. O kuşak daha zor dönemlerde yetişti. Beklentileri daha düşüktü. Sonraki kuşak ise biraz daha rahat ve sakin dönemde yetişti. Bunu en çok etkileyen durum da bence şu son zamanlarda artık cılkı çıkmış türk dizileri. Herkes zengin, holdingler, villalar havalarda uçuşuyor. Ama bu insanların tek sorunu aşk... İnsanlar kendilerini otomatik olarak başroldeki zengin karakterle hayal ediyor ve kendini onun yerine koyuyor. Bu olay kadınlarda daha çok var maalesef. Bugün 25 yaş civarında çevremdeki neredeyse kimse çoğunlukla şartları bahane ederek evlenmeyi düşünmüyor. Evlenme arayışı içinde olanlar da 30 yaşın vermiş olduğu zorunluluk hissinden dolayı bu arayışta. Yoksa gönüllerinde böyle birşey yok. Nasıl 7 yaşına gelince ilkokula başlamak zorundaysan 30 da da evlenme arayışına girmek zorundasın gibi bir mantık var ülkemizde erkek için. Diğer gözlemlediğim bir olay da ne kadar şüpheyle yaklaşılsa da yabancı kadınlarla evlenenlerin mutsuz olduğunu görmedim. Bence bunun en önemli sebebi ailelerin işe karışamaması. Yabancı kadınlara yönelmek hem türkiye piyasasındaki piremses kızların kalkmış totolarını indirmek hem de gen yapımızın biraz daha düzelmesi bakımından faydalı olur gibi görünüyor. |
| evlenmeyin beyler ben geçen ay boşandım eğer illa çocuğum olsun demiyosanız boşuna hayatınızı karartmayın |
|
iş arkadaşımın çocuğu olmuştu 7-8 ay önce, dün öğle arasında yemekten sonra çocuğa ağızlık almak için (içi su dolu olan ve çiğnenen şey, dişi çıkarken çocuğun diş etlerinin kaşıntısını gideriyormuş sanırım) bebek mağazasına gittik. iki katlı son derece büyük uçsuz bucaksız bir mağaza, tamamı bebek ürünleri. ve tabi müşteriler hep bebek arabalı kadınlar. ürünleri-oyuncakları ve etraftaki çocukları görünce çocukluğumu hatırladım. bizim zamanımızda şartlar çok zayıftı tabi. arkadaşlarıma bakıyorum çocukta en ufak bir şey hissetseler hemen özel doktora gidiyorlar. adam iki haftada bir doktora götürüyor çocuğu. bi sorun da yok aslında haa. ben küçükken beni iki kere araba çiğnedi, ikisinde de doktora götürmemişlerdi. kardeşimin eli çıkmış, bizimkiler çıkıkçı dedeye götürdüler, adam kardeşimin elini çekti, çocuk çıldırıyor ağlamaktan, bi hafta ağladı, susmayınca doktora götürdüler. doktor kızmasın diye de yeni oldu dediler yalandan. orda ortaya çıktı elinin çıkmış olduğu. eskiden o kadar çok çocuk ölümü olmasının başlıca nedenlerinden biri bu olsa gerek. 97-98 sonrası doğanlar günümüz şartlarında (cep telefonu dahil) dünyaya gözlerini açtılar ama biz bu kişilerden sadece 10-15 sene önce doğmuş kişiler olarak gerçekten inanılmaz bir değişime şahitlik ettik. en teknolojik şeyin radyo olduğu devir, gerçekten evde teknolojik hiçbir şey yoktu yav. ampül vardı işte, telli şartel vardı, şartel atarsa tel kopuyordu. babam da şarteli açıp içine kablo bağlıyordu, elektirikler geri geliyordu. gaz lambasını da çok kullanıyorduk. annem bize banyo yaptırmak için güğümün altına odun atıp gazeteyle tutuşurup su ısıtıyordu. doğal olarak o şartlarda sık sık banyo yapamıyorduk. şu anda ben her sabah duş alıyorum, ve haftada 3 gün iş çıkış spor salonuna gidiyorum ve spordan sonra da duş alıyorum, yani günde iki kez. şu anda haftada bir duş almayı hayal edemiyorum. geçen sabah kalktım sular kesilmiş, terli idim, sular gelmeyince işe gitmedim, izin yazayım dedim, sonra aklıma geldi, eşyaları alıp spor salonuna gidip orda duşa girip sonra işe geçtim. hep konuşuruz ya hani eski çağlarda insanlar 6 ayda bir banyo yaparlarmış diye, hiç de düşünmeyiz, ulan su yok adam nasıl banyo yapsın. içme suyunu bile varille eşşeğin üzerinde evine taşıyan adam nasıl banyo yapsın? şebeke yok, boru yok, su yok. bizim eskiden haftada bir banyo yapışımızın nedeni de sıcak suyun (şofben) olmaması idi. o zamanlar bitlenme salgınları bile yaşanırdı. şimdiki nesil çok mu şanslı? tartışılır. artık bir tuş ile sıcak su geliyor, bir tuş ile yemek geliyor, bir tuş ile gideceğin yere uçuyorsun (babamın öğretmenlik yaptığı adana'dan memleket izmir'e dönmek için tren yolculuğu iki gün sürüyordu), bir tuş ile bulaşıklar yıkanıyor çamaşırlar yıkanıyor ütüleniyor, ısınmak için kömür sobasını boşaltıp temizleyip sıfırdan yakmana gerek yok sadece bir tuşa basman yetiyor, tanıdığım çoğu kişi evini para verip teyzelere temizletiyor, ancak kolaylaşan yaşam şartlarıyla birlikte dejenere olan insani ilişkiler, stres gibi birçok negatif şey de geldi. ben 80 li yıllarda yaşamış zengin ailelere gıpta ediyorum. bu kişiler hem güzel bir deviri kaçırmadılar, hem de, zengin olmaları sayesinde bizim günümüzde sahip olduğumuz çoğu standarta sahiptiler. bizde telefon yokken bunlarda televizyon vardı, bizde çamaşır makinası yokken bunlarda şofben vardı, bizde elektrik sobası yokken bunlarda klima vardı. 70lerde çekilmiş ABD sinemalarından denk gelirse görürsünüz, onlar daha da eskiden bu imkanlara sahip oldular. şu anda bu imkanlara kitleler sahip ama dünya çok değişti artık. eskiden evlerde 3 balkon vardı, yakında istanbulda kapsüllerde yaşamaya başlayacağız. çıldıran iletişim ile insanların değişmelerini saymıyorum bile. |
|
Bi bikmadiniz arkadaş!!! Konunun içine ettiniz!!!! İki üç kişi el ele vermiş, trolluk yapıyor. Kendilerini ovutmayi böyle yapıyorlar. Yok neymiş evliler bir gün boşanacak, yok neymiş kadınlar ahlaksız, kadınlar böyle söyle. Açık açık yazın, biz bir halti beceremiyoruz kendimizi tatmin ediyoruz diyin. Şundan da çok eminim ki,cici kuslara böyle yardiranlarin belki hiç, belki bir, belki iki kez kız arkadaşı olmuştur. Şundan da çok eminim ki, karşılarına çıkan kötü cici kuşların 10 katı benim de karşıma çıktı, hiç bir zaman söyleler böyleler demedim. Kendinize uygun bir konu açın orada oynayın. Bir diğer dikkatimi çeken konu, görücü usulü oldu. Bak onda da ret yiyen, tinlanmayanlar görücü usulü saçma yea, görücü ne yae diyor. Tam bir komedi. Görücüye bende karşıyım ama görucu de sizi tanistirirlar, telefon vsvs veriler. Burayi geçtikten sonra buluşursun, gezersin. Tanırsın. Bir günde evlenmekte senin elinde, iyice taniyip evlenmekte. Askere gittim geldim. Askere giderken 3 arkadaş 3 muz de evliydik, kışlada 450 adam vardi, bölük komutanı evli kaç kişi el kaldırsın diyince yarisindan fazlası el kaldırdı. Aramızda 1 aylık evli, 7-8 yıllık evli olanda vardı. Hepimiz mutluyuz. Ufak tefek sikintisi olanlar vardı. Bunlar olur. Eşim havalimanina bıraktığında aglamisti, beraber gittiğimiz diğer arkadaşların da ağlamış. Sizi sevenin olmasi, sizin sevdiğiniz biri olması güzel bişey. Benim kayın valide de siktinti vardı. Askere gitmeme bir ay kala arayıp sordu. Askerdeyken Kendi ailemden daha çok aradilar. Hatta duygulandigim bir olay olmuştu, ben hatunun arabayı satmistim, yeni arabada tam istediğimizi bulamayınca araba kiralıyorduk, kayinpeder boşuna para verme benim arabayı kullansaniza, askerden gelince araba alalim size, oglumla kızıma düğün hediyesi olsin demişti. Askere gitmeden bir gün önce kaynana aradı, sen neden böyle yapıyorsun, sen bizim oğlumuzsun, biz bir aileyiz, bir birimizi desteklemek, yardımcı olmamiz lazım, bizim araba boşta onu alin, vsvs laflar söylemişti. Ama şunu gördüm ki ailenin varlığı önemliymis. Askere gitmeden önce nasıl olacak, nasıl kalir, endiselerim vardı, askerden önce yakın markajlar gelince mutlu oldum. Birde askere evlenmeden gitmek lazımmış. Zor oluyor. Ozluyorsunuz falan. Telefon da konuşurken aglamisti bir kaç kez. Evlilik güzel. Eşiniz, arkadasinizsa o çok daha ayrı güzel. Artık şu, boş muhabbetleri bıraksaniz yada gidin kendinize bir konu açın cici kuşları orada gömün kendinizi orada tatmin edin. Burada yapmayın. Sıktinz, baydiniz artık. |
|
Ben gerçekten mutlu bir evliliğe inanmıyorum. Mutluluk anlıktır. Yaşanılan olaylara bağlıdır ve kısa sürelidir. Evlenip de sürekli mutlu olan kimse yoktur. Ülkemizde ekonomi ve sosyal ilişkiler iyi olsa evliliğe gerek bile yoktur. Buna rağmen evlenen çiftler için ben 3 tespit yapıyorum: 1-Çocuk doğurma istekleri, evlilik dışı çocuk doğuranların ülkede psikolojik recm'e maruz kalması 2-Mahalle baskısı; ''e hadi evlen, yaşın geldi'' vs.. 3-Anne-baba-kardeşten sıkılma ve yeni bir hayat isteme 'Düzenli hayat' bir sebep değildir. Bekar olup düzenli hayatı olan tonla insan var. |
| evliliği açıklayan en güzel söz bence bu. ''dışarıdan baktım bir yeşil türbe, içeri girdim tövbe Allah'ım tövbe.'' |
|
Türk kızı bana numarasını aracıyla verir(ben istemedim), aradan biraz zaman geçer, bir tanışayım der ve mesaj atarım. Ben : merhaba vs. (birkaç satır) 45 dakika sonra... Türk kızı : merhaba (tek kelime) Ben : nasılsın vs. (birkaç satır) 1.5 saat sonra... Türk kızı : iyiyim sen nasılsın (tek cümle) baktım yazışarak olmayacak ... Ben : müsait olduğunda bi çay/kahve içip sohbet edelim ertesi günün akşamı Türk kızı : tabiki Ben : şu zaman müsait misin Türk kızı : maalesef değilim Ben : peki müsait olduğun bir vakit bakarız o zaman Türk kızı : ... bu ne abi, ne sanıyor bunlar kendilerini, hem numara veriyor hemde tek kelimelik cevaplar fln ağzından laf çıkmıyor, sever misin sabaha mı bırakırsın... |
| 6,5 yıllık evliyim. Bu süre zarfında 65 defa yurt dışına çıkıp gezmişiz. Ekonomik durumumuz orta-iyi. Karı koca çalışıyoruz. 3.5 yaşında çocuğumuz var. Ev işlerinde eşime yardımcı oluyorum. Sonuç ne mi oldu? Aldatıldım. |
|
38 yaşında ve bekarım , senet önüme konmadan, senedin kokusunu aldım hep... yaşanmış gerçek hikaye layı 2. elden dinledim 2004 krizi borsacı bir arkadaş kriz olunca askere gitmeye karar veriyor, iki arabaları var birini eşi kullanıyor, araçlar erkege ait hanımına diyorki : hazır kriz varken askerligi aradan çıkarayım senin kullandıgın arabayı satalım , sen benim arabayı kullan, arabanın parasıyla da ben yokken idare et dönüncede Allah kerim, çalışır gene alırız, karısı bişey demiyor ertesi akşam adam işten geliyor kayınvalide-kayınpeder gelmiş sen kimsin kızımızın arabasını satıyorsun diye çıkışıyorlar adam bunları dinliyor cevap: arabayı siz mi aldınız, ben malıma istedigimi yaparım evimden defolun gelin hanım hiç ses çıkarmadan kapıda annesini ugurluyor ortam buz gibi adam, hanımına: sen ne duruyorsun sende ailenle beraber .... diyor iki arabayıda satıyor, askere gidiyor, hatunuda boşuyor, şu anda da bizim firmada çalışıyor.(çocukları yokmuş bu arada onuda belirteyim) -------------------------------------------------------------------------- hikaye kısmı bir yana: hocam senin ilişkin bir şansı hakkediyor size evlilik terapisti araya iyice mesafeler grmeden. |
eğer 22 yaşındayken falan bunları okumuş olsaydım seni bir sokak kabadayısı olarak görür ve sana ateş püskürürdüm. ama aradan geçen zamanda gerek kendi yaşadıklarım gerekse arkadaşlarımın yaşadıklarından gözlemlediklerim ile harfiyen katılıyorum ve ekliyorum: olay aynen şu: eğer iyi niyetli bi erkeksen ve eşini sevip adam yerine koyduğunu ona gösterebilmek için her isteğine hı deyip kavga çıkardığında da alttan alırsan eşin senin hakkında şunu düşünüyo: bu adam pasif, bu adamın bir fikri-rolü yok. ve kadın eşi hakkında bunu düşündüğü anda eşine olan saygısı sıfıra iniyo ve sınırsız kavga çıkarma süreci başlıyo. şuanda birlikte çalıştığım bi arkadaşım var, sözlüsü ile askerlik arkadaşıymış gibi konuşuyo mesela sözlüsü aramış ama arkadaş görmemişse 'ne ya görmedim işte allah allah' diyo, yani kıza hiçbir şekilde oyy canım cicim muamelesi yapmıyo, samimi bi arkadaşa nasılsa kıza da öyle. mesela bikere kıza telefonda yarım saat bişey anlattı ama kız anlamadı ve kıza kurduğu cümle aynen: "yav kızım yarım saatir deli ettin artık beni yeter yahu" ve sonuç: kız gıkını çıkarmıyo ve inanılmaz derecede rahat bi ilişkisi var arkadaşın. bi söz vardı: kadın yönetmek istediğini zanneden, ama yönettiğinde mutsuz olan, yönetildiğinde tamin olan bir varlıktır. ek: casper çizgi filminde bizim casper taş devrine gidiyodu ve mağara adamının kadını saçından tutup sürüklemesini görüyodu (kadın gülüyo bu arada) bunu görünce adama sinirlenip adamı korkutuyo ve hem adam hemde kadın koşarak kaçmaya başlıyolar. sonra kadın koşarken adamın elini alıp kendi saçını tutturuyo ve gene bilerek adamın kendisini sürüklenmesini sağlıyo ve sürüklenmeye başladığı anda tekrar gülümsemeye başlıyodu gayet de açıklayıcı bi çizgi film olduğunu küçükken anlayamamıştım |
| Bundan 4 ay önce aileminde baskısıyla uzaktan akrabamız olan bir ailenin kızıyla tanıştım kız bir hastanede sağlık görevlisi tanışma faslında bana gelecek göremediği için ilişkisinin yeni bittiğini bana zaman vermemi söyledi bende diyelim ki zaman verdim ilerleyen zamanda karşına çıkarsa yada hayatına girmeye çalışırsa tepkin ne olur dedim bana çelişkili cevap verdi yani karşısına çıksa beni yüzüstü bırakacak bende sen bence kafanı dağıtmak ve unutmak için beni kullanıyorsun dedim abartıyorsun ne olacak sanki dedi utanmadan rahatça söylüyor ben ileriyi düşünemem senle diyip muhabbeti kestim ailemede tanışmamda ısrarcı olduğunuz imanlı iyi aile kızı dediğiniz kız böyle çıktı dedim bir daha beni evlendirmek için uğraşmayın dedim çevremde evli kadınların bile yediği naneleri duydukça evliliği kesinlikle düşünmüyorum bayanlardan tiksiniyorum istediği kadar güzel olsun bir samimilik hissedemiyorum olumlu düşündüğüm zamanlarda tanık olduğum duyduğum olaylar aklıma geliyor ve yine soğuyorum lanet olsun bu karaktersiz insanlara şimdide ortaya swınger denen rezıllık cıkmış ve git gide yaygınlaşıyor Allahım sen insanlara akıl fikir ver doğru yolu göster ben artık umut beslemekten yoruldum yıprandım belki aile kuramıyacağım için mutsuz ve yanlız bir yaşam sürecek olsamda kararımı verdim evli arkadaşlara tavsiyem mutluysanız ailenize ve eşinize sımsıkı sarılın ve kıymetini bilin sizi gercekten seven ve deger veren kısıler onlar. |
Millet resmen evlilik budalasi olmus memlekette. Yas ilerledikce bunu cok daha ciddi bir sekilde anliyorum. Gecmisten hayalet gibi cikip geliyorlar yemin ederim, liseden uni'den yazliktan vs. Ulan seni en son Lise'de gormusum. Aradan gecmis 15 sene. Ne amacin olabilir ki benimle tekrar iletisime gecmek icin? Etrafimdaki birkac kisinin basina geldi, ulan hatunlar resmen kapatti cocuklari kafese. Goz gore gore evlendirdiler kendileriyle resmen. Simdi goruyorum sosyal paylasim sitelerinde. Omletin uzerinde etiketleniyorlar "kocisimle kahvalti keyfi" diye. Bosanma sebebi yemin ederim Millet resmen evlenme meraklisi olmus, ozellikle turk ablalar. |
Hocam guluyoruz ama aci, yurek daglayan gercekler bunlar Basit bir ornek vereyim, bu benim etrafimdaki onlarcasindan sadece biri. Kiz ogretmen, zorunlu hizmet icin doguda. Eger ki hatunlarin evlenme konusunda bir tehlike skalasi varsa bu hatun 10 uzerinden 9.5. Benim arkadasi aradan 10 sene gectikten sonra buluyor facebook'ta. Cocuk da yalniz, kendi halinde takilan, duzenli isi ve basit bir hayati olan ideal koca adayi. Internetten hemen veriyor ayari, "iste cok yalnizim burada yapacak birsey yok, cok slklLlyorum" falan. Oltaya geldikten sonra ayarin dozunu arttiriyor ve 'senin dostlugunu gercekten cok ozlemisim, bana cok iyi geliyor seninle dertlesmek vs. vs" diye sokuyor kendini cocugun hayatina. Ince ince isliyor bizim delikanliyi. Tabi ablamiz biliyor avina nasil yaklasacagini. Bizim toplum olarak zaten en can alici noktamiz, en yumusak karnimiz olan noktadan yakaliyor. Nedir bu nokta? Erkegin tutunulacak dal olmaktan, yaslanilacak omuz olmaktan sonsuz gurur duymasi, haz almasi. Neyse Facebook kisa sure sonra yerini skype'a birakiyor. Goruntulu sohbetler, uyumadan once konusmalar falan. Boyle boyle cocugun bilinc altina isliyor kendini. Sonra iste izin alip gelmeler ve iliskinin iliskinin temel atma torenleri, ardindan cocugu darlamalar, "ozledim" diyerek yanina cagirmalar falan. Sonuc; gecen gun kahve fincaninin yanindaki lokumun uzerinde etiketlendi cocuk. "Kocacigimla yemek sonrasi kahve keyfi"... |
geçen hafta izmir e gittim, bir hafta eski dostlarımı, abilerimi, akrabalarımı ziyaret ettim.
kimin yanına gitsem, sanki ben ondan öğüt istemişim gibi hemen konuya girip evlilik hakkında öğüt vermeye başlıyolar. bir de, sana hiç sormadan seni kimseyle görüşmüyomuş gibi varsayıyolar. tabi bunda benim çevremin dindar olmasının da etkisi büyük.
yahu bi destur be arkadaşım, seni ziyarete gelmiş adam, neden adamı görür görmez: "kız bulurken şunlara şunlara dikkat et.." ya da: "bizim şöyle bi kız var sana düşündük.." moduna giriyosun? 10 yıldır görüşmeidğim kişi bile bu muameleyi çekiyo.
karşındaki kişinin zaten görüştüğü biri olabilir.
karşıdndaki kişi sevgilisinden ayrılmış olabilir, üzgün olabilir, bu muhabbete balıklama dalarak onu üzebilirsin.
benden 15 yaş büyük, eski bi tanıdığım ve sevdiğim abim de aynı muameleyi çekyti. 10 yıldır görmemişim adamı, adamın konuştuğu şey sadece evlilik. en sonunda: "senin evlilik nasıl gidiyo abi" diye sordum, "biz boşanıyoruz" dedi.
10 yaşında çocuğu var, eşiyle kavgalılar, boşanıyor, ve bu adam: "dinimizin gereği olarak belli yaşa gelmiş kimseyi bekar bırakmamalıyız aman diyim zina yaparlar" mantığıyla karşısına çıkan her bekar tanıdığına zorla evlendirme nutku çekiyor, kız bulmaya kasıyor, karşısındaki istese de istemese de.
bide diyo ki: "bu devirde evlilik çok zor, çalışan bulsan tepene çıkar vs.." içimden düşündüm, be kardeşim, madem evlilik bu kadar zor, hem kendin 10 yışında çocuğu yakacaksın boşanıp, o zaman bana neden sorgusuz sualsiz (ve istemediğimi ısrarla söylediğim halde) zorla kız ayarlamaya kasıyorn.
bu da benim çevremin sıkıntısı işte. evet türkiyedeki her çevre bekar evlendirme meraklısıdır, doğru. türk milleti olarak çöpçatan doğmuşuz, doğru. ama benim çevrede olay daha da farklı. benim çevre gerçekten çok dindar oldukları için, belli bi yaştan sonra evlenmemeyi kaldıramıyolar. direk serseri gözüyle bakıyolar. zina yapan pislik serseri.
ama evlenip, çocuk yapıp, ayrılıp, o çocuğun psikolojisini küçük yaştan etkilemek? ona laf edemezsin. hele bi laf söyle. ağzına sıçarlar.
kısacası, haram seks değil helal seks yapmak için, ne olursa olsun, herkes evlenmek zorunda. önemli olan sadece bu. başka bir şeyin önemi yok.
bu adamı öğrenciyken tanırdım, o zamanlar yanına gidip: "kız arkadaşım var" desem, ağzıma sıçardı, kızı bırakmam için elinden geleni yapardı, vazgeçmezsem aforoz ederdi :) şimdi tam tersi olmuş. bu kadar mantıksız insanların arasında yaşamak hakkaten zor. dostumdur diyosun, ziyaretine gidiyosun, kafasını bozuyolar insanın. en sonunda ilişkiyi kesecem hepsiyle, başka çare kalmayacak. çünkü tüm çevrem böyle.
Bu mesaja 2 cevap geldi. Cevapları Gizle