Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 5 misafir, 3 mobil kullanıcı
18408
Cevap
1113471
Tıklama
410
Öne Çıkarma
Cevap: EVLİLİK ÜZERİNE SOHBETLER (2. sayfa)
_
11 yıl (1480 mesaj)
Yüzbaşı

25,09,2012 tarihinde evlendik.
Evlenmeden önceki düşüncemiz minimum borç ile evlenmekti çünkü etrafımızda düğün borcu o borcu bu borcu takmış, belini bir türlü doğrultamamış kötü örnek evlilikler vardı. Zaten evlilik öncesi ve evlilik yaklaşan durumlardaki hazırlık evrelerinde 2 aile tarafıda geri adım atmak zorunda kaldı. Çünkü ortada henüz aile olmamış fakat kafa kafaya vermiş 2 birey aile taraflarını yok saymak yerine, var olan ekonomik planlarda her ihtimali düşünüp buna göre adım atıyordu. Filanca markanın mobilyasına binlerce lira para bayılmaktansa mobilya üretim ve satım çarşılarını dolaşıp sadece gerekli olanlar üzerine yoğunlaşıyorduk. Hatta nakliye masrafının yükselmesinden dolayı bu çarşılardanda vazgeçtik. Spotçularda sıfır uygun fiyatlı eşya bulanca, zaten kent geneli eşya fiyatlarınıda ögrenince bulduğumuz uygun ürünleri aldık.
Hatta bu alışverişler sırasında bulduğunuz çekyatların satıcının söylediği 1500 lira fiyattan, Annem pazarlıkla 1350 liraya çekip zafer kazanmış edasıyla bakarken, lafa girip 2 çekyatı 1000 lira nakliye dahile indirince sulalelerde sus payı arttı.

Nişanlık, gelinlik, damatlık vs vs alışverişlerinin hepsini eşim ve ben çarşıları talan edip, alınabilir olanları çıkardığımızdan büyüklerle gezmeye gerek kalmadı, bu dükkanda budur dedik aldık.
Beyaz eşya vs yardım aldık, bunlarında en uygun fiyatlılarını aldırdık.
Bizim bakış açımıza göre lüks, evliliğin başında sırtımıza vurulacak semerdi, lüks kıssaslarına ilerde çoçuklarımız büyürken ulaşmak finansal açıdan daha kolay görülüyordu.
Ve evlendik, ilk başta kiradaydık, on yıllık bir apartman dairesinde sadece 300 liraya güzel bir 1+1 bulmuştuk. Kira dönemi sekizinci ayda kapanmayan finansal bir çukur olarak gördüğümüzden dolayı kapattık.
Ben bir evin altıncı çoçuğuydum, eşim ikinci çoçuğu. Benim aile tarafım aldıkları arsaya ilk yerleştiklerinde 1+1 küçük bir ev yapmış, sonrasında altı dükkan, üstü ev bir ev daha yapmışlardı. Evdeki nüfüs azaldığından dolayı çoçukluk ve gençlik yıllarımdaki odalarını kendi odam gibi kullandığım eski eve geçtik. Suyunu elektriğini bağlattık banyo mutfak bankosunu yapıp geçtik. Kira borcu artık kapanmıştı.
Hayat süprizlerle doluydu. Eşimin ögrenim kredisinin borç olarak varlığını öğrendik. Kredi çekip ödeyip bitirdik. Var olan alişveriş darağacında patlak veren kredi kartı borçlarını krediyle kapattık. Kredi kartı kullanımı kısıtlamalar getirdik, artık yanlızca değeri yüksek ürünleri taksitlendirmek için kullanıyoruz. Hatta krediyle kapatma işinide geçip, büyük aile bireylerimizim üçbinliraya dayanmış kredi kartı borçlarınıda zor durumdaki aylarında biz kapattık, ardından aylar sonra geri aldık.
Aileler içindeki duruşumuz stabildi. Ben çok fazla konuşmayan, eşiyle hiç kavga etmemiş fakat konuştuğu zaman yasalar yasaklar ve izinler verebilen bir birey haline geldim. Son söz bendeydi. Bunun acı sonuçlarıda vardı, bazı kendimi aile büyüklerimin önünde aile bireyi hakkında karar verme evrelerinde buldum. Babam değildim ben, belkide hiçbir zaman kendimi Babam yerine koyamıyacam fakat aile büyüklerimin yaklaşımı bu tarzdaydı, bunu anladığım an şok oldum.
Küçük ailem eşim ve ben durumunda gene bu tarzdaydım. İlk eşime saç boyası yasağı koydum, azalmış saçları gürleşti, uzatamadığı saçları çoçukluğunda en çok uzadığı hale geldi. Çips kola hazır yemek fast food yadakları getirdim haftada 1 ayda bire indirgedim, diş ve diş eti problemleri azaldı. Yeni yasağımız henüz yürürlüğe girmedi, oda sigara yasağı olacak. İçki evliliğin ilk dönemlerinde yıktım. Hayatım boyunca sevmediğim içkiyi, aşırı tatlı tüketimi olan ve birazda göbekli olan vücudum tok karınla ilk suyla karışık ardından sek kadehler şeklinde bağazımdan akmaya başlayınca, asırılık karşışında dayanan vucudumun bunu alışması durumunda aileyi çökerteceği kanısına varılınca 3 kadehte sarhoş olan aile bireyleri vazgeçti, içki artık evimize girmiyor, çünkü kazana düşmüşcesine içibilecek olan ben, içkinin amaçsızlığı önünde koça bir sünger gibi durdum. Aşırık işe yaradı. İçki artık yok. Sıra sigarada, onunda 1 ayı ya var ya yok.

Tabi aşırılıkta kötü birşey, birçok online oyun oynadım bazen 8 saat başından kalkmadığım oldu. Fakat kendimi toparlamayı bildim. Ev işlerinde çamaşır, bulaşık, süpürge, yemek, tuvalet temizliğine kadar girdim, giriyorum. Bana hiçbirşey kaybettirmiyor. Aksine eşimin tek başına saatlerce tağabileceği ev işlerinin süresini yarı yarıya azaltıp, beraber veya solo takılaçağımız zamanları uzatıyorum bu yüzden pc başında oyun oynamak pek problem olmuyor 12 saate yaklaşmazsa eğer☺.

Ailede sayğıyı farketmeden elde ettik diyebilirim. Eşimin annenesi hastalandı, yaşlılık sonucunda envai çeşit hap, hapların birbiriyle reaksiyonu sonucunda, seker hastalığı vs 1 yıl ayrılmadık, ne yazıktır ki en son kaybettik. Fakat bu süre içinde kimseye ağzını açıpta "keske" kelimesini kullandırtmadık. Yaşam hastalık ve ölümüde yaşadık. Eşim ve ben beraberce.

Her iki taraftanda büyük ailenin en küçük bireyleri olmamızdan dolayı gelen eleştirilere, yok o çamaşırlar oraya mı konur, yok efendim içerde sigara içmişşiniz perdeler sapsarı, yok efendim o yemek öğle yapılmaz, o oraya konmaz şurasıdır yeri laflarına, HÖT NOLOLUYOZ BU EVİN HANIMI KARAR VERİR deyince, can sıkıcı kaynanacılık oyunlarınada son verdim.

Şu an hala ilk baştaki gibiyiz aynı vıcık vıcık sevgi pıtırcığı yaşantımız devam ediyor. Evlilik hayatımızdaki çoçuklu günlerden önümüzdeki tek engel sigara kaldı. Onuda bıraktığımızda bir vites daha arttıraçağız yaşamımıza. Sevgi verdik, emek verdik, güven verdik, ayağımızı yorganımıza göre uzattık, tıngır mıngır yaşamaya devam ediyoruz. Küçük aile işlerimize kimse karışamıyor, yönlendirme olmadığı için başımız ağrımıyor. İki bedende tek kafa gibiyiz.

Olayı baştan doğru temeller üzerine atalirseniz ne mutlu size. Bu arada karınızı dövmeyin, geçin yanına anlatın anlaşın, ben sen o biz siz onlar ile başlayan cümlelerden uzak durun uzak durdurun, biz kelimesini kullanın, ve hatta bir konu hakkında tartışırken karşılıklı durmayın yanyana oturun, ortak hedefler koyun, bu hedeflere ilerleyin, bazen iktirin bazen o sizi iktirsin izin verin. Kadınların duygusal olduklarını aklınızdan çıkarmayın fakat mantıklı olaylarda mantıklarının sizden daha güçlü çalıştığınıda unutmayın.

Evlilik hayatınızda mutluluklar dilerim.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
G
9 yıl (45067 mesaj)
Yarbay

çok ilginç bir evlenme olayını anlatayım.

izmir'deki evimizden 20 senelik bi komşumuz var, 4 çocuk 3'ü kız, babaları yok anneleriyle yaşıyolar. çocukların yaşları küçük, evde sadece anne çalışıyor. bunların en büyük kızı önce yıllarca bi çocukla çıktı sonra nişanlandı ve nişan bozdu ayrıldı.

sonra evlenecek erkek aradı, 1-2 kişiyle görüştü, en son bi çocuk buldu. çocuğun düzenli bir işi yok. araç kiralama yeri varmış ama iki kişi işletiyolar ve iki otomobilleri var sadece, yani gelen para az.

neyse bizim kız buna diyo ki benle evleneceksen şurda nişan, burda kına, orda düğün yapacan. çocuk para yok diyo ama istersen borç-kredi ile bu salonlarıtutup düğünleri yapayım sonra da yurt dışında bi iş var (hani şu şantiyeden çıkmadan çalışılan işler) gidip orda 3-5 ay çalışıp geleyim borcu kapatayım diyo. bu kız da tamam diyo.

dikkat, çocukla evlenecek ve çocuk düğünden hemen sonra alıp başını gidecek çalışmaya(!) hem de daha dün tanışmış bu çocukla.

neyse salonlar tutuldu düğünler yapıldı bizim kız muradına erdi, evlenir evlenmez çocuk gitti. lafta kısa sürece dönecekti ama borçlar tahmin ettiklerinden çok tuttuğu için dönemedi. bir de ev tutturmuş çocuğa, ulan bari evi sonra tutun, sıfır mobilyalar alınmış.


çocuk gitti kız hamile. doğum zamanı yaklaştı çocuk yok gelmiyo. erkek yok, kendi babası da yok. yeni tuttukları evi zaten hiç kullanmadı, tutulan ev sıfır mobilyalarla duruyo öyle, kız annesinin evinde duruyo ama bi yandan da üzülüyo nasıl yapacam doğumu diye. neyse ki doğuma ramak kala damat döndü. borçları halen kapatamadılar ama neyse ki bebek babasız doğmadı.

yeni tutulup sıfır eşyalarla düzülen ev, düğünden 9 ay sonra ilk defa insan yüzü gördü. aslında eleştirdiğim şey o evin direk baştan düzülmüş olması da değil, eleştirdiğim şey o evi düzebilmek için çiftlerin 9 ay ayrı kalmış olmaları. hem de sözüm ona "evlendikten" sonra(!)


ne düğünmüş ne evmiş be arkadaş, evlenilecek kocadan bile daha önemli. şu düğün sorunu insanlık tarihi boyunca hiçbir dönemde şu an günümüz türkiyesindeki kadar büyük sorun olmamıştır heraldi. 1000 yıl önce yaşamış Afrika yerli kabilelerinde bile böyle bir sorun yaşandığını sanmam. medeniyetleri ya da teknolojileri yoktu belki ama ritüellerini yapıp evlenirlerdi. bizde elalemin konuşacağı düğün+ev o kadar önemli ki igerekirse kocayla anlaşma yapılıyo koca gitsin bi sene yurt dışında çalışsın diye bunu da kabul etmezse evlilik gerçekleşmiyo çünkü amaç evlilik (birbirinin seven iki kişinin bir arada yaşamaya başlaması) değil, amaç düğün+hava

bizim evlilikler evlilik olmaktan çıkmış. illa yukarıda anlattığım kadar garip olay yaşanmasına gerek yok. günümüz türkiyesinde kızlar erkeklerdne kopmuş erkekler kızlardan kopmuş, biz burda kızlara sövüyoz onlar diğer forumda erkeklere sövüyo sonra herkes gidiyo sevmediği kişiyle yapmacık bi ilişkiye başlıyo, ilişkinin "evlilik cüzdanı" isimli belgesi var diye "evlilik kurumuna saygı duyun" oluyo. cüzdan yoksa namussuz oluyosun ama cüzdan varsa "saygı duy evlilik kurumuna". ben böyle yapmacık ilişkilere gülüp geçerim, bunlara "evlilik" bile demem. ahlaksızlık dediğimiz, "evlilik değil bu" dediğimiz o batı ülkelerindeki nüfus cüzdansız evliliklere çok daha saygı duyarım. aleksiz çipras mesela, belki evlilik cüzdanları yok belki namussuz-ahlaksız bize göre ama emin olun o adam ve eşi bize göre 100 kat daha "insan"lar. biz robot olmuşuz.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-430D04FC4 -- 17 Eylül 2017; 17:39:37 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
14 yıl (473 mesaj)
Teğmen

ben de başıma geleni anlatayım,

2 senedir görüştüğüm ve nişanlanmak üzere oldugum kız arkadasım vardı. Kızın 3 abisi var ve en büyük olan tefecilerden 1 milyonun üzerinde zamanın parasıyla trilyon işte para almış ve bunların tüm evleri arabaları vs ellerinden alınmış. neyse tabi satılanlar borcu karşılamıyor haliyle ve tefeciler tehditlere başlıyor, en buyuk abi ve babası korkudan şehri terkedip kaçıyor, ortanca abi karşılıksız çekten hapse giriyor, en ufak abi de ben çekemem bunları diyip evlenıp gidiyor.

benım kız ve anası tek kalıyorlar, ne abiler ne baba bir kez arayıp sormuyorlar 1 sene boyunca.. tefeciler kızı anasını tehdit ediyor kaçırmaya çalışıyorlar falan bir kez aramıyorlar siz dusunun.... tabi bunlar benle görüşmeden öncekı 1 sene içinde olan durumlar.. bir de kız çalışıyor 1.000 tl maaşı var, abileri bunun adına kredi çektirmişler 3 tane ve kız halen her ay 900 tl kredi parası ödüyor.. kız da bana hep insan ailesini seçemiyor ne yazık ki babamdan ve abilerimden nefret ediyorum diyordu...

herneyse ben bu kıza maddi manevi her türlü desteği verdim, ailesine de... kız hergun bize gelirdi annem anneannem babam vs hep iyi davrandılar, bir gun olsun ailesine söz söylemediler.. şimdi anlatamayacagım bazı çok ciddi sorunlarda bile kızın hep arkasında durdum sonra ben ciddi bir sağlık sorunu geçirdim ve hatun beni terketti:) aynı mahallede oturuyoruz ve komsulara ayrılık sebebi olarak benım ailemi begenmedıklerını onlara uygun olmadıgımızı söyluyorlarmış:))

çok afedersiniz ama kadın milletinden tiksinir oldum, sözüm meclisten dışarı tabi

edit: yaşım 29





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi dennisrodman -- 5 Aralık 2012; 14:31:13 >
Bu mesaja 4 cevap geldi.
K
14 yıl (14318 mesaj)
Yarbay

42 yaşında evli 2 çocuk sahibi bir arkadaşınız olarak banada söz düşüyor galiba.
Öncelikle senet imzalayan arkadaş yazdıklarını okudukça kalkıp karımı dövesim geldi
Evli arkadaşlarım karınıza taviz vermeyin dik durun en fazla 3 gün küs kalıp barışırsınız.
Bu devirde iş güç sahibi erkektir değerli olan kadın değil.
Ne demek istediğimi boşandıktan 1 sene sonra durum kıyaslaması yapınca anlarsınız.
Çevremde çok boşanmalar oldu aradan 1-2 sene geçtikten sonra kadınlar sefil perişan olup geri dönmek istedi bazıları tekrar birleşti bazılarıda sokak ortasında bağıra çağıra salya sümük af diledi yinede affettiremedi kendini.
Kendini ezdiren olduktan sonra kimse ezmem demez heleki kadın milleti hiç demez.
Nereye kadar taviz vereceksiniz bunun hesabını yaptınızmı?


Bu mesaja 3 cevap geldi.
K
14 yıl (14318 mesaj)
Yarbay

Eli sopalı adamla evlenen karı muma dönüyorda medeni biriyle evlenen kadına rahat neden batıyor?


Bu mesaja 2 cevap geldi.
W
11 yıl (6527 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Uacellat_62

İnsan neden evlenir ki ? Toplumun ve sistemin baskısına boyun eğmeyin. Evleneceksiniz de tamamen kendi özgür iradenizle evlenin. Eş, dost, akraba söylüyor diye değil ! Bana göre iki kişi birbirini seviyorsa birlikte yaşamak istiyorsa evlenmelerine de gerek yok. İki yetişkin insanın birlikte yaşamak için ailesinden ve devletten izin alması mı gerekiyor ? Evliliğin en kötü sonucu boşanma da değildir. Mutsuz ilişki, mutsuz aile, mutsuz hayat ve mutsuz çocuklarla süren bir yaşamdır.

Tamam millet istiyor diye baskıyla evlenilmez ama bu yorum da pek saglikli degil.

İki kisi birbirini seviyorsa evlenmelerine gerek yok nedir? Modernlik, çağdaşlık boyle mi olmali?

19 yaşında "yetişkin" bir kızın olsa, "baba ben seviyorum ama evlenmek istemiyorum, şu adamla beraber nikahsız yaşayacağım" dese, "afferin benim çağdaş kızım" mı diyeceksin?

Hamilelikte ki o 9 ay nasıl geçiyor,
Doğum da nasıl ölüp ölüp diriliyorsun,
Meme emecek mi emmeyecek mi,
Aman mama yemesin, sağlıksız,
Kabız mı olmuş, burnu mu tıkanmış,
Hasta olduğu zaman bir sabahla başında,
Ateşi çıktığında bir korku kaplasın içini,
.
.
.
.

O zaman bakalım modernlik, çağdaşlık der misin, böyle kolay sokağa, elin adamının kucağına atabilir misin kızını!

Böyle bol keseden saçma sapan yorumlar yapmak kolay!



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 2 cevap geldi.
D
11 yıl (8676 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Balmumsuz Kadın

Gerçek , eşitlikçi bir evlilik size göre değil ki. Sorumluluk almayı bilmezsiniz. Çalışmayan kadını geçiyorum kadın çalışsa dahi ev işiyle , bebek bakımıyla yine tek başına ilgileniyor. Tüik istatistiklerine göre çalışan kadın eve geldiğinde 5 saat sadece çocukla ilgileniyor. Baba ne yapıyor ? Kıçını devirip futbol maçı seyrediyor. Ev işi , yemek , çocuk bakımı vs. evlilikte ''ortak'' olur.Aksi bir tarafın sömürüsü oluyor. Evlilik budur. Böyle sorumluluklarının bilincinde olan Türk erkeği toplamda 7 adet falandır.

Sen kadını kızlık zarına , güzelliğine , hamaratlığına göre değerlendir. Onu bir hizmetçi ve seks kölesinden öte görme. Sonra gel çıkarsız evlilik isterim , maddi gücümü önemsemesin zırt vırt.

Çıkarsız evlilik tanımından yola çıkarak yazdım bunları.

Alayım artıları.

Yaw he he.

Sorumluluk almayı bilmezmişiz. Asıl siz sorumluluktan kaçıp adına özgürlük dediğiniz embesil bir hayat yaşama derdindesiniz.

Ben bulaşık da yıkarım, temizlik de yaparım, yemek de yaparım, bebeğin kıçını da temizlerim. Sanki bir siz çalışansınız, benim annem de çalışan bir kadındı. Ben bırak eşime/sevgilime yardım etmeyi anneme de yardım ederdim, üstelik yetişkin sayılacak yaşlarda da değil 10lu yaşlardan beri.

Ben sayayım mı?

* Sürekli kurduğumuz her cümlenin altında ima arama; halbuki netizdir.
* Bugün he dediğine yarın yok deme. Hemen hemen tüm konularda istisnasız her hatunda rastladığım mevzu.(Sen kadınları anlamamışsın diyene de yaw he he. Dengesizlik ne zamandan beridir anlama olmuş?)
* Aile dayatma. Kendi ailesini göğe çıkarma, seninkini yer altına indirgemeye çalışma. Üstelik tanımadığı halde saçma sapan laflar edenler var. Bırak çıkmayı daha flört aşamasında yapıyorsunuz bunu.
* Arkadaş dayatma. Bana ne senin arkadaşlarından hayatımın geri kalanını sürekli senin arkadaş çevrenle mi geçireceğim? Ben benimkini dayatmaya uğraşıyor muyum? Arkadaşlarımızı beğenmeme vs.
* Kazandığı paranın 10 kuruşu ziyan oldu mu ağzından çıkan lafı esirgememe; fakat iş makyaja geldi mi cebindekini saçma.
* İyi niyet yok zaten.
* Tek derdi sağda solda check-in yapma. Ona buna hava atmaya yer arıyorsunuz. Bunun da son zamanlarda klasik yolu check-in ve fotoğraf. Ha bu dangalaklığı yapan bir ton erkek de var.
* Orta doğu ülkesi olmamıza rağmen açık giyinmeyi kendinize bir hak görerek kimse bana karışamaz modundasınız; ancak her gün haberlerde çıkan tecavüz olaylarına kulak tıkıyorsunuz. Açık giyinmek tecavüze uğratır demiyorum; ancak riski artırıyorsunuz ve inatla bu konuyu başka bir yerinizden anlamaya yer arıyorsunuz.
* Eşitlik diyorsunuz; ancak erkeği aşağılamaya yer arıyorsunuz.
* Saçma sapan feminizm ayakları.
* Bilsin ya da bilmesin her konuya müdahale etme, çok bilmişlik kısacası.
* Evin içerisinde tamamen farklı bir profile bürünme. Beş kuruş etmeyecek şeyler için kalp kırıyorsunuz, farkında olduğunuz halde tek tanımlama 'ben böyleyim' demek.
* Sürekli erkeğe üstünlük kurma çabası. Fiziki olarak değilsiniz işte bunu inatla kabul etmiyorsunuz. Doğa bile kabul ediyor fiziği; ancak size ettiremedik.
* Onca yıl siyaset takip etmiş dünyada petrolün önemini kavrayamamış bir hatuna harcadığım saatlerime yanarım. Takip ettiğinizi bile doğru takip etmiyorsunuz.
* Kendi yaptığı işi yere göğe sığdıramama, senin yaptığın işi önemsememe.

falan filan.

Saysam sayfalar sürer burada da gerek yok daha fazlasına.

Evliler maddelere baksınlar en az 3-4 tanesi kendi eşlerinde var mı yok mu? Standart profil bu.

Al sana çıkarsız evlilik.

Ekleme:

Bunları yaptıktan sonra hamaratlık, zar filan hepsi az ötede dursun. Ben bir kadını hiçbir zaman güzelliğine, hamaratlığına göre değerlendirmem zira hamaratlık kapacağı yıllarda zaten eğitimle uğraşıyor lise(ygs/lys - öss her neyse) üniversite, master, doktora vs. Varsa değerlendiren değerlendirmesin bu da benim tavsiyem. Güzellik zaten göreceli bir kavram. Makyajla ilgili de yakın zamanda bir yorumum var zaten konuda. Seks kölesi ne ya? Seks dediğin karşılıklı keyif işi. Olmaz dediğinde zorlayan kaç erkek kaldı yeni nesilden? Varsa da yapmasın. Olmazsa olmazdır zorlamak anlamsız zaten benim hevesim kaçıyor olmaz dendiğinde.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi danGerfuLL -- 19 Ocak 2016; 10:16:20 >
Bu mesaja 4 cevap geldi.
K
11 yıl (66 mesaj)
Er

hocam benim anlamadığım kadınların sergilediği saygısızca davranışlara tahammül edip hala görüşen erkekler.
insan olan karşısındakine hele de böyle hassas konularda nezaketle yaklaşmalı ve karşısındaki bireyin de duyguları olduğunu unutmamalı. moda ismiyle empati yapmalı.

madem bu insanlar böyle davranıyor çekin siktiri kalkın. meseleyi ne uzatıp kendinizi üzüyorsunuz.

kadın veya erkek olmak değerli kılmaz insanı.

karşınızdaki bunun farkında olmadığını buluşmanın ilk anlarında bu şekilde belli ediyorsa, o masada oturmanın anlamı yok.
erkekler kadınların peşinde koşmalı ve emek vermeli safsatasını da anlamıyorum.
evlilik tek başına yapılan bir eylem değil ki sadece erkekler emek versin.
bu şekilde bencilce fikirlere sahip olan kadınlara bir kaç erkek eyvallah demese bak neler oluyor.

para kazanıyorsunuz. öyle veya böyle hobileriniz vardır. vaktinizi yapmaktan hoşlandığınız işlerle doldurarak kafanızı da boşaltırsınız.

herkes evlenmek zorunda da değil.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

üniversiteden tanıştığım bir abimin evlenme maceralarını anlatayım. bu abinin yaşadıklarını görünce anladım gerçekleri.

bu abi iyi bir üniversiteden mühendis olarak mezun oldu. mezun olduğu zamanlarda global ekonomik krize denk geldiği için iş bulmakta zorlandı. öyle veya böyle buldu sonunda. babası da pazarcılıktan emekli olmuş gariban insandı. aileden de birşey yok.
yine de iyi niyetle ve islamiyette evlenmenin öğütlenmesini dikkate alarak evlenmek için çaba harcadı.

Türkiye'den tam 3 sefer teşebbüste bulundu.
1 tanesinde sevdiği bir tanıdığının aracı olmasıyla biriyle nişanlandı. ama hanımefendinin kaprisleri, istekleri ve ailesinin dengesizlikleri yüzünden nişanı attı. özellikle kızın ailesinin dengesizlikleri yenilir yutulur cinsten değildi. ailenin yaptıkları sadece abiyi hedef almıyordu. kızla da aralarında sorunlar varmış. zaten ne olduğunu da çözemedik.



sonra bir başka hanımefendi ile nişanlandı. nikah kıyıldı. düğüne 1 hafta kala araları bozuldu boşandı. evi de dayayıp döşemişti. çok üzüldü, nasip değilmiş dedi.

nedenine gelince.
müstakbel eşi ailesine yakın ev tutulmasını istiyormuş. abide istenilen semtlerde fiyatların yüksek olduğunu zor geçineceklerini söylemiş.
sonra müstakbel kayınbabası abinin işinde kaç para kazanıldığını öğrenip, olay çıkarmış.
bu abi brokerlık yapıyordu. maaşın yanında yaptıkları işten komisyonda alıyorlar.
ama abi işe yeni başladığı için yani 1-2 senedir bu işte olduğu için yeterli düzeyde komisyonu yoktu. bir ay olsa bir ay olmuyordu. abi de risk almak istemedi. ne olur ne olmaz diye.
buradan çıkan kavga boşanmayla sonuçlandı.


3.girişim nasıl oldu, ne oldu bilmiyorum.
ama bu abinin bir arkadaşı endonezyadan evlenmiş. 3.de de olmazsa endonezyayı deneyeceğim diyordu.

bu abi endonezyaya gitti 1 ayda herşeyi halledip evlenip döndü.
eşinden de çok memnundu.
dünya varmış ne kapris ne nazla uğraştım dedi.
----------------------------------------------------------------------------------------
işin özü, kızların bu kadar kapris yapmasının nedeni talep.

iktisatta arz talep dengesi vardır. bu teori her ne kadar sosyal bir konu olsada, buraya da uygulanabilir.
eğer erkekler yabancı kadınlarla evlenip talebi azaltırlarsa, arz aynı kalacağından, bu seferde kadınların ve ailelerinin nazları ve talepleri azalacak.

ilk baş erkekler kendi kıymetlerini bilecekler ki kıymet görsünler.
-----------------------------------------------------------------------------------------

geçen kurban bayramında ailecek ziyaret ettiğimiz ihtiyar bir amca ile teyze vardı. gittiğimizde bu ihtiyar ailenin dostları da vardı.
amca da ağzı laf yapan, insanları iğneleyip rahatsız etmeyi seven bir tip.
babama beşi bir yerdeleri hazırladın mı oğlanlarda büyüdü diye sataştı. babama baktım kem küm ediyor.

ulan dedim öyle trollenmez böyle trollenir.

dedim niye illa Türkiye'den evleneyim. 2 milyar müslüman var. aralarında evlenebileceğim milyonlarca kadın var. hadi hristiyanları falan da dahil edersen olasılık daha da artıyor dedim. istanbulda üniversitede tanıştığım afganistan, pakistan gibi ülkelerden gelen arkadaşlar siz gidip bizim memleketten kız isteseniz size hemen verirler demişlerdi. Türkiye'nin ve Türklerin çok itibarı var diyorlardı.

ben böyle dediğimde ihtiyarların hepsi morardı. olmaz öyle şey falan dediler.

neyse işin özü susturdum. öyle kaldılar.

kendi evlenmelerini anlatırken hiçbirşeyimiz yoktu, şöyle yokluk çektik böyle fakirlik çektik diye anlatıyorlar. ama iş kendi kızlarını veya torunlarını evlendirmeye gelince istemedikleri kalmıyor.

bende amcaları trollüyorum.

ömür kısa. eğlenmenize bakın.

kadınlar gibi evlenemedik diye hayatı zindan etmenin ne anlamı var.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi KILICARSLAN1277 -- 3 Şubat 2016; 22:39:54 >
Bu mesaja 2 cevap geldi.
F
10 yıl (2212 mesaj)
Yüzbaşı

benim ablam evlenmişti bi kaç sene önce, eşide kendide 10bin civarı kazanan insanlar.
ev düzme falan gerek yoktu vardı zaten kurulu düzeni, sade bir nikah ve aile içi bir akşam yemeği ile bitti.
Totalde gelinlik/damatlık olmasa 2000 lira harcamamışlardır.
Siz 2-3bin lira kazanan adamlar hangi akla hizmet 50-60bin lira harcayabiliyosunuz benim aklım almıyor.
Eskiden başlık parası varmış bunun ondan ne farkı var, bu toplumun daha çok fırın ekmek yemesi lazım çağ atlaması için...


Bu mesaja 1 cevap geldi.
R
14 yıl (3395 mesaj)
Yüzbaşı

Gelecekteki eşime sesleniyorum akıllı ol aklını alırım artislik yapma lan


Bu mesaja 1 cevap geldi.
B
11 yıl (11224 mesaj)
Yarbay

Çok yakın bir arkadaşım evlendi. Sağdıç ben oldum. İşte nikah memuruna parası, bahşişler,traş vs hepsini verdim, yemeğe götürdüm tüm gün ilgilendim vs vs. Kıza da dedim ki bak bu çocuk benim kardeşim sende kardeşimsin bu saatten sonra. Neyse bunlar balayına gitti arkadaşım dönüşte freeshop tan sana İçki alırım demişti. Bende 3-4 gün sonra aradım ulaşamadım mesaj attım "kardeşim siz kendinize alın hak artarsa bana alırsınız" diye. Neyse ses yok bir gün bir mesaj arkadaşımın! Eşi "işte biz yeni evliyiz keşke aramasaydın balayımızda vs vs yardırmış" arkadaşıma söylemedim yeni evli sorun yaşamasınlar diye neyse doğum günüydü 2 ay önce aradım kutladım. Adam evlendikten sonra beni bir kere aramadı yani kadında bitmiyor erkek biraz erkek gibi durmayı bilecek



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 3 cevap geldi.
M
8 yıl (574 mesaj)
Yüzbaşı

Hata senin.

Buralara bakan biri değildim, bugün dikkatimi çekti, senin mesajını gördüm.

46 yasında 3 cocuk babasıyım.

Yazdıkların kadar ve tecrübelerimle beraber;

Burayı okuyan herkese tavsiyem

Sen bütün ipleri kıza vermişsin. Kız isterse oluyor istemezse olmuyor. ''YANLIŞ''. Sen istersen olacak. Aptal olmayın.

Bir kadın, sizin ondan önceki hayatınızı değiştiriyorsa yanlış yoldasınız, girdiğiniz yoldan acil u yapın. Evli değilsiniz. Geri dönüşünüz kolay olur. En fazla üzüleceğiniz 2 ay.

Asla ve asla bir kadını parayla tavlamayın. Kötü bileziğe geliyorsa gelsin. Gelmiyorsa uğurlar olsun. Güzelliğe aldanmayın.

Net ve acık olun, kıvırtmayın. Karşınıza cıkacak kız cok güzel olabilir cok güzel kaçırmayayım deyip tamam sen nasıl istersen tamam olur demeyin. Benim hayatım işim ve yasantımız böyle olacak deyin. işine gelmiyorsa kırmızı kart oyun dışı yapın.

Hemen evlilik muhabetti yapmayın. Özellikle 30+ olan bayanlarla. Yiyin için gezin tozun. 1 yıl 1,5 yıl gezin. iyice tanıyın tanıtın.

Her aradığında, her mesaj yazdığında cevap vermeyin. Vermek zorunda değilsiniz.

Aşarı ilgi göstermeyin, sonucta eşiniz değil sevgiliniz, köpek gibi de davranın demiyorum.

Sizin sözünüz geçsin.

Evlilik bambaşka bir boyuttur. Kimileri bedava seks yada bişeyler derler. Öyle değil. İnanın o iş aklınıza bile gelmiyor her hareketi belli bir süre sonra gözünüze batmaya başlıyor. Hele ki aileler vs ooo.

Sana da tavsiyem, ara verelim demişsin, aferim. ondan bir karşılık gelmeden biRşey yapma. Bırak. Bitiriyorsa da bitsin. Hayatına daha iyileri daha güzelleri de çıkar. Bir kız için üzülmeye değmez. Üzülürsün en fazla 2 ay. Ama dayanamayıp, ondan karşılık gelmeden harekete geçersen işin zor. Aptallığın luzumu yok.


Bu mesaja 4 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @sinus67
T
14 yıl (47905 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: farukdanis

quote:

Orijinalden alıntı: Treth

quote:

Orijinalden alıntı: mur@t_fb

dostum inan ki düşündüm bunu. kapıyı açıp çık git desem mi dedim kendi kendime.

sonra çocukların odasına gidip o melek yüzlerini görünce ; bu kuzucukları anne baba ayrı büyütmeye hakkımız yok diye düşünüp, hep vazgeçiyorum.

yapılanları Allaha havale ediyorum sadece.

düğün zamanı ailesinin bana yaptıklarını duysanız, bende gercekten peygamber sabrı olduğuna inanırsınız

tek bir örnek vereyim ; nikah yapılmadan 1 gün önce senet yapmışlar, ilk cümleyi aynen aktarıyorum.

'' kız evi tarafından daha önce alınan ; LCD TV, bulaşık, çamaşır mak, oturma grubu, yatak odası vs.vs. gibi eşyalar boşanma durumunda yine kız tarafına teslim edilecektir. bu eşyaların olmaması halinde şu kadar para ödemeyi kabul ediyorum ''

bahsedilen eşyalardan LCD TVnin taksidini 2 ay önce bitirmiştim, diğer bütün eşyaları ise kredi kullanarak alıp, 4er taksitlerini ödemiştim.

sırf eşim bu senede karşı çıktı diye onun hatırına imzaladım ve '' sevr anlaşması mı bu '' sözümden başka laf söylemedim.

Allah var yukarıda eşim çok karşı çıktı bu senede.

ben bunu göze alıp ailesinin yaptıklarına ses çıkarmıyorken, eşimin her fırsatta ailem hakkında söyledikleri gercekten zoruma gidiyor.

Bana benzer bir şey denediler. Hemen parmağımdan yüzüğü çıkarıp eline verdim. kuzu kuzu geri dönmek zorunda kaldılar.

Neyse işte sonra evlilikte sorunlar oldu bir gün ben gidiyorum dedi.. Kapıyı açtım çabuk ol ev soğumasın dedim gitti.. Klasik ardımdan köpek gibi geleceksin filan lafları 7 ay ne aradım ne sordum.. Dayanamayıp aradılar bi kaç güne boşanma celbiniz ulaşır elinize dedim. Nitekim 5 yıllık bir süreç içindede boşandım..

nafaka mal paylaşımı vs konusunu nasıl hallettiniz hocam?

Düğün evresinde 40.000 tl kadar para harcadım. Kız tarafı hiç bir şeye dokunmadı..

üstüne birde imam nikahında dinde bir şey vardı şu kadar gram altın ayrılık esnasında verilecektir diye adın unuttum orayada 500 gr. altın borç yazdılar.. Üstüne takılacak takılar için PAZARLIK.... yaptılar.. Kız kardeşlerin hepsine ( 4 tane ) 22 ayar yüzük almamı istediler .Her neyse cahillik aptallık ne derseniz diyin adına bu kadar şeye bir şekilde katlandım.

Aslında katlanmamın tek sebebi de hani delikanlıyız erkeğiz ya söz verdik bir kere o sözü bozmak istemedim "kız severek hazırlanıyordu çocuk gibi seviniyordu ailesinin hayvanlığını kıza yüklemeyeyim" dedim.

Neyse ayrılık çanları çalmaya başladığımda bütün bu kızgınlık ve nefreti saldım içimdeki. İlk önce işten çıktım sırf nafaka bağlatamasın diye. Sonra üstümdeki neyim var yok afedersin donum hariç her şeyi annemin üstüne geçirdim. En ufak adıma fatura bile kalmadı sonra boşanma davasını açtım.

120 bin tl tazminat aylık 500 tl nafaka istemi ile geldi mahkemeye + boşanmak istemiyorum dedi.

bir yandan da dünyanın en kötü kocası olarak gösterilmişim dilekçelerinde örnek olarak ;

İçki sofrası kurdurup bir yandan içip onu dansöz gibi oynatıyor muşum ( hayatım boyunca bir bardak bile alkol kullanmadım sigara uyusturucu alkol ile işim yok )

Her gün dövüyor muşum

Eve hiç gitmiyor muşum.. vs. vs. görseniz sanki işkence makinesiyim. Ve dilekçenin sonunda ben kocamı seviyorum boşanmayacağım

Hakim bu şartlara rağmen hem şikayet edip hem boşanmak istemiyorum diyen ve üstüne 120 bin tl + 500 tl nafaka isteyen kadını boşamadı neden bu kadar kendinle çelişiyorsun diye sormadı bile çünkü kadın hakimdi.


Sonucunda 120 tl nafaka bağlandı tazminat isteği reddedildi ve boşanma davası reddedildi yani boşanamadım. Gidip çalışmıyorum işşizim diyip nafakaya itiraz davası açıp onuda iptal ettirdim.

1 yıl sigortasız olarak ( özel olarak böyle istedim.. ) çalıştım. Sosyal haklarım ve nafaka kesilince kuyruğu sıkışmış kedi gibi dolanmaya başladılar peşimde ama acımadım hiç.

En sonunda da Medeni kanundaki bir madde sayesinde ( 3 yıl bu maddenin süresinin dolmasını bekledim ) şartsız sadece taraflardan birinini isteğine bağlı olarak kesin boşanmaya karar verilen bir maddesi ile kurtuldum.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Treth -- 5 Aralık 2012; 19:01:53 >
Bu mesaja 6 cevap geldi.
S
14 yıl (2436 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: zero01

Hocam 2 yıl Amerikada kaldım.
1960lı yıllardan sonra Avrupada ve Amerikada evlilik kavramı yok oldu.

Sıra Türkiyede.
Tv programları, medya, globalleşen dünya, sosyal ağlar bunun önünü açtı artık.
Kısacası kapitalizm bizim bekar olmamızı istiyor.

Üzülerek söylüyorum.
Çevremdeki 30 evlilikten 29unda aynı sorun var.
Muhafazakarında da, Solcusunda da...


Önemsemiyoruz dalga geçiyoruz ama bu konuda çok çok haklısınız,

maalesef kapitalizm gerçekten ayrılmamızı - mutsuz olmamızı istiyor, çünkü "mutsuz insan" daha çok alışveriş yapar, bekar insan daha çok gezer - para harcar, 2 kişinin tek evde aynı makineleri TV - buzdolabı kullanması yerine "2 ayrı ev, 2 şer ayrı TV vs". satın alınması kapitalist düzen için daha iyidir.

Kadınlar bütün gün medyada , gazetede ne izliyor ne okuyor bir düşünün ;

* aldatmayan erkek yoktur - kadınlar mutlu olma şansınız yok, kocanız mutlaka sizi aldatıyor!
* kariyer de yap- bebek de (eve ve çocuğa bağlı kalma )
* kadın erkek eşitliği = ( evlilikte ve beraberlikte kadın erkek rollerini unutturma yayınları)
* kendini şımart - mutlu et ,sen buna layıksın, alışveriş yap , tarzını yarat, tarzını değiştir, " ihtiyaç için değil zevk için" alışveriş yap.. gibi gibi...

Bu ve benzeri alt mesajlar toplumumuzda kadınların beyinlerine yıllardır artan bir şekilde kodlanıyor, çevreleri tarafından ise bilinçsizce tekrarlanıyor. (aman kızım kendini ezdirme)

Kadınlarımızın da fazla suçu yok, bu dünya düzenini ve bu oyunu anlayabilmek ve karşı koymak kolay değil, özellikle kitap okumanın bile unutturulduğu , popüler kültür ile beyinlerimizi meşgul ederek cahilliğin pompalandığı bu dönemde...

bu sebeple sabahtan akşama "evi -karısı - çocuğu için" para kazanmak amacı ile kim bilir hangi iş yerinde kimlere kölelik yapan , "gerektiğinde patrona kendini ve gururunu ezdiren" kocaya eve gelince "çocuğu çişe götür" kavgası yapılabiliyor.

amacım ortalığı kızıştırmak değil, huzurlu bir ilişki arıyorsak (ki erkek olarak hepimizin amacı budur) bunun çözümü için sorunu tam anlamak adına yazıyorum.

erkek milletinin evi = kalesi gibidir, evlilikte de heyecandan çok bu sığınacak kalenin huzurlu olmasını ister, tüm gün dışarıda avlandıktan , para kazanmak için yorulduktan sonra kalesine sığınıp huzur içinde dinlenip ailesi ile vakit geçirmek , mutlu olmak ve ertesi güne hazırlanmaktır amacı...

maalesef günümüzde yukarıdaki sebeplerden dolayı, bu huzur kadınlarımıza yetmiyor, onlar sürekli "hala kendilerini sevip sevmediğimizden" emin olmak için veya "kendilerini değerli hissetmek" için arayış durumunda oluyorlar, çünkü huzur ve sakinlikte eksiklik hissediyorlar , ilgilenilmek istiyorlar, "emin değiller" ne sizden, ne ilişkinizden aslında ne de kendilerinden... aslında sözde ezilmemek için uğraşıyorlar ama bazen yavaş yavaş üste çıkıyorlar.. biz erkekler de huzursuzluğu sevmediğimizden dolayı alttan alıp bu ortamı hazırlayabiliyoruz.

burada "alttan almak" yanlış değil, sakın öyle anlaşılmasın, alttan alıp o anda sorunu büyütmemek ama daha sonra uygun zamanlarda konuyu konuşarak olması gerektiği halini (bazen çaktırmadan bilinç altına işleyebilmek) anlatabilmek gerekiyor. Kolay değil, karşımızda da bilinç altına bir yığın olumsuz mesajlar yüklenmiş bir kızcağız var.

zaman zaman düzenli olarak övgü ve sevgi gösterisi ile maalesef kaba tabirle "gazını almak " işin olmazsa olmazı... ama haftada bir bu gaz alma sonrasında her konuşmada o bilinç altı mesajları yıkmaya çalışmak önemli..

evlilik hazırlığında bunları sık sık konuşmak, evlilikte eşlerin görevlerinden bahsetmek önemli, hatta eş dost sohbetlerinde bile genel muhabbetler arasında bunları konuşabilmek önemli..

doğada değişmeyen kurallar var, kadının doğurganlığı, erkeğin çalışma ve avlanma yeteneği, bu varoluştan beri bu şekilde, günümüzde değişkenlikleri olsa da temelde aynı.. yuvayı dişi kuş yapar, adam da çalışır harcını koyar..

bugün modern ilişkilerin sorunlarının en büyük kaynağı budur. (modern olmayan ilişkilerde zaten tekme tokatlar konuşuyor- orası konumuz dışı)

evlilikler keşke bitirilmese, o çocuklar mutsuz büyümese, her "ayrılık mağduru çocuk" maalesef yine ilerde mutlu ilişkiler kuramayan birey adayı oluyor.

bu gidişatı değiştirebilecek bilinç, sabır ve sağlıcakla...


Bu mesaja 4 cevap geldi.
G
10 yıl (45067 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Utkuhan

...bakın bizim toplum gerçekci bi toplum değil mesela bi kız deseki yaf benim için para önemli paralı adam severim hepimiz o kızı kötüleriz değil mi ama dışarda sorun bunu kızlara herkes adam gibi adam severim diyiyor ama nedense kimse gidipte bi garsonu tercih etmiyor...

aklıma şey geldi mesela futbol takip ediyosanız eğer bizim türk futbol forumlarında hep c.ronaldo'nun ya da işte mario gomez'in falan yaptıkları yardım faaliyetleri, ya da işte efendime söyliyim bi engelliye yardım etmeleri falan gösterilir ve adam gibi adam oldukları vurgulanır, bu yüzden bu futbolcuları sevikleri söylerler yazanlar.

messi-cronaldo tartışmalarında sıklıkla ronaldo'nun adam gibi adam olduğunu ve ronaldo'yu bu yüzden sevdiklerini söylerler.

bunların hepsi tamamen kendimizi kandırma lafları. kimse cronado'yu engelli çocukla fotoğraf çekildi ve onun masraflarını üstlendi diye sevmiyor. ronaldo'yu sevmemeizin tek bir nedeni var, iyi futbolcu olması.

neden mi böyle söylüyorum? çünkü iyi futbol oynayamayan bir oyuncunun saha dışı faaliyerleri sayesinde taraflarca sevildiğine, hakkında: "adam gibi adam...." diye başlayan konular açıldığına rastlamadım. adam gibi adam konuşarı açılan oyuncular hep: ronaldo, messi, mario gomez, sneijder..

mesela selçuk şahin istediği kadar adam gibi adam olsun, isterse dünyanın en iyi insanı olsun, kötü futbol oynadığı için kimse selçuk şahin'in futbol dışı yaşamındaki yaptığı iyi şeyleri merak etmeyecek, hiçbir zaman kendisinden: "adam gibi adam" diye bahseden bir taraftar kitlesine sahip olmayacak ve sonsuza kadar ana-avrat küfür yemeye devam edecek.




benzer şekilde mesela biz de erkekler olarak hep: "kızların iç güzelliklerinin önemli olduğu"nu söyleriz ve bu da bir yanlış lafdır, en azından bu haliyle yanlış. bu lafın gerçeği: "dış güzelliğini beğendiğimiz kızların iç güzellikleri önemlidir" şeklindedir. şişman, kapkara bir kız gençlik çağı boyunca kendisine yakınlaşıp kendisinin iç güzelliği keşfetmeye, kendisini tanımaya çalışan bir erkek belki bulabilir belki bulamaz, ama öte yanda fiziksel olarak iyi bir kız gençliği boyunca kendisinin iç güzelliğini keşfetmek için kendisine yakınlaşan onlarca erkek bulur ve hatta çok çok büyük ihtimalle üniversiteden mezun bile olmadan bir erkek tarafından kapılır. o kızı kapan erkeğe o kızla neden evlenmeyi düşündüğünü sorsan: "çünkü çok iyi bi kız, iç güzelliği denilen şey bu kızda var, çok iyi anlaşıyoruz" diyecektir. fiziğini beğendiğinden asla bahsetmeyecetir.

bu yüzden; toplum içinde söylenen laflar:

- ronaldo'yu yardım yaptığı için, mütevazi olduğu için, yani adam gibi adam olduğu için seviyorum.
- önemli olan kızın iç güzelliği abi.

tercümeleri:

- ronaldo'yu iyi topçu olduğu için seviyorum.
- önemli olan "dış güzelliğini beğendiğin kızın" iç güzelliği abi.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-430D04FC4 -- 6 Haziran 2016; 12:10:44 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
N
9 yıl (4228 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: Orange.


quote:

Orijinalden alıntı: NEVERDIES

Bu isyerindeki eleman mevzuundan bende dertliyim. Benimkinin calistigi yerde bi meriç vardı. Ateist biri enteresan bi tip. Benimkinin en yakın arkadaşı, islami bir ortamda çalışıyorlar herkes cumaya gider yanlız bu meriç gitmez, benim kızda onunla öğle gemeğine beraber giderdi. Oyarmısın sabahamı bırakırsın. İğrenç bir durum, kızdan da tiksiniyorsun o adamdan da, uyardığın zaman ben kendimi biliyorum diyor. İyi o zaman ben gece 5e kadar kızlarla eğleniyim sarmaş dolaş gecenin sonunda kendimi biliyorum ben ya deyim. Neyseki kızdan soğudum da ayrıldık bitti, böyle yapması benim ayrılmamı kolaylaştırdı. Yemin ederim kız milleti tam anlamıyla mal arkadaşlar.

Burada mal olan kız değil gibi. Kız sadece öğle yemeğine gitmiş sen bunu gece 5te sarmaş dolaş olmakla kıyaslamışsın. Çok mantıklı(!)



O kadar özgüvensizsin ki o herifi bile kıskanmış ve aldatılmaktan korkmuşsun. Senin gibi 6 özgüvensiz de beğenmiş.

Bir kez değil defalarca tekrarlanan bir olay. Bir kızın hayatına onunla ciddi düşünen bir erkek girdiği zaman bir zahmet diğer erkeklerle olan ilişkisini belli bir düzeye çekecek bunu yapmak zorunda. Ben watsaplaştığını da, defalarca öğle yemeğine gittiğini de ve gün içerisinde birden fazla telefonla görüştüğüne de gördüm. Sen bunları kaldırabiliyorsan o senin genişliğindir kusura bakma. Sana modern hayatında mutluluklar dilerim.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
G
10 yıl (3807 mesaj)
Yarbay

Ben zamanında cok gezdım tozdum ama hıc bıkmadım.Bırlıktelıklerım oldu fakat hıcbırısıne evlenme gozuyle bakamadım.Hep karsıma zaman gecırecegım kısıler cıktı.Kızlar daha 1 ay dolmadan evlenmek ıcın plan yapmaya baslıyor genelde.Benımde bu yuzden ılıskılerım hıc 1 ayı gecmedı yasım 32 bu arada.Evlılık lafını duyunca kısmet dıyıp gecıstırıyorum.
Hıc unutmam 4 sene evvel bı kız vardı evlenmek ıstıyordu benımde soguk baktıgımı anlayınca bana soyle demıstı.Sen yalnızlıga kendını o kadar alıstırmıssın kı benım yada bır baskasının hayatında olup olmaması umrunda degıl demıstı.Kız hakıkaten dogru soylemıstı.Kendımı yalnızlıga cok alıstırdım kımseye ıhtıyacım yok.Bu dogru bırsey mı yanlıs mı ınanın bılmıyorum.Ama halımden memnunum.

Evlenmek maddı gucun dısında karsıdakınden aldıgın enerjıyede baglı.Kızı sevıyorsan ne ıcın sevdıgını sorgulamalısın kendınce.Guzellıgını sevıyorsan eger bır sure sonra alısıyorsun sıradan gelmeye baslıyor.Konusmasını veya sesını sevıyorsan yıne aynı sekılde alısıyorsun.Bazen derız ya 24 saat konussun ben dınlerım dıye ıste o oyle degıl.Gerceklesınce sıkılıyor ınsan.

Bır kızı gercekten sevdıgımızde kotu/olumsuz yanlarını hıc gormeyız hep olumlu taraflarını goruruz ya ıste bu kızın dıs gorunusunden(guzellıgı,konusması veya sesı,davranısları) kaynaklı oluyor.Sonra bu sekılde evlılık yapanlar bosanmak ıcın sıraya gırıyor.Halbukı kendımıze gelsek o anda ben bu kızı ne ıcın sevıyorum dıye sorsak kendımıze cevabını bulamayız.Cevabı yoktur cunku anlamsız bır sekılde sevmısızdır.Eger durum bu sekıldeyse o kızla evlenmeyın.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
G
9 yıl (36069 mesaj)
Yarbay

Hayat küçük ayrıntılarda gizlidir, öğle yemeği, iş arkadaşı diyerek geçmemek lazım.



< Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @Orange.
B
11 yıl (11224 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: yusufgulcemal

Yorum yapan herkese teşekkürler. 17 yaşındayım şu an. Hani olur da 38'imde böyle bir durumla karşılaşırsam ne yaparım diye yazmıştım. Peçeteden üremeye karar verdim, çocuğumun adı da Selpak olacak. Iyi akşamlar dilerim.

keşke babanda aynı kararı verseymiş zamanında. sana da iyi akşamlar





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Blue_Knight -- 20 Şubat 2016; 21:57:35 >
Bu mesaja 2 cevap geldi.
T
10 yıl (1791 mesaj)
Yüzbaşı

Yas 35. Bosanali 3 sene oldu 7 yillik evliligin ardindan. Evlenmeden once uzun soluklu iliskimiz oldu. Bu surede bildiginiz sekerpare gibiydi. O kadar zarf atmama ragmen bir tane bile falso vermedi. Guzel desen guzel, akillimi dersen akilli. Evlendikten sonra isler 180 derece degisti ama iyi dayandim. Kisa sayilabilecek bir bosanma surecimiz oldu. Hanimefendi halen rahatsiz eder arada sirada. Simdi de nafaka artirim davasi acacakmis, sadece gicikligina. Ailelerimiz amerikada yasiyor. Ucak biletine , giyinmesine, tatiline sozde alim gucu azalmis ve ailesini gormek zaruri ihtiyaciymis mis. Yalan yalan yalan. Cok seviyorsa toplar pilini pirtisini yerlesir ailesinin yanina. Beni bosayamaz sandi ama kurtulabilmek icin muthis bir servet odedim, get ini elimle verdim. yaninda da 14k civarinda halen nafaka oduyorum. ( Nafaka istegi bunun nerdeyse 10 katiydi ama Turkiye de isler istedigi gibi yurumuyor ) Onun yuzunden butun sosyal medya hesaplarimi kapattim. Hesaplarimdaki bekar bayanlari bile rahatsiz etmekten abeslik gormuyordu. Halen kudurmus it gibi, mutlu olmamam icin elinden geleni yapmaya devam edecekmis. Tam bir psikolojik manyak ama artik sadece gulup geciyorum. O tren raylardan bosandigimiz gun koptu. Anlasmali bosanabildigim icin dua ediyorum. Evlilik hayatim boyunca bana cektirmedigi kalmamisti. Sabahin 3-4 unde keyfi uyandirir kendisi birsey olmamis gibi arkasini doner yatardi. Maksat sinir etmek. Bir insanin haftanin 6 gunu basi agrir mi Insan dus alirken sicak suyu kapatir mi? Cene zaten tam otomatik, yeter ki firsatini bulsun. Cogu zaman evde kulaklarima farkettirmeden tikac takardim. Evde tesadufen fare ilaci buldum . 34. Kata nerden fare gelecekse artik. Beni zehirler diye evde yemek bile yiyemiyordum. O noktaya kadar gelmistik. Bunlari bile gorduk sayesinde. Kac defa sordum benimle neden evlendin diye? Tek cevabi icimde bir uhte idin seni baskasina kaptiramazdim. Madem oyle mutlu olalim derdim agzini bicak acmazdi. Kiskanclikta yaptigi zirveyi dagcilikta yapsa emin olun everestin tepesine 5 kez cikardi. Evlilik hayatim boyunca ulser oldum, mide kanamasi bile gecirdim. Agridan sancidan duramazdim. Simdi ise oturup 1 kilo meksika aci biberi yeyim banamisin demiyor :) 3 yildir kafam o kadar rahat ki. Bir daha evlenmek mi? Imkansizdan daha imkansiz...



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 4 cevap geldi.