İngilterede, Fransada, Avustralyada, Abd'de, Norveçte, İsveçte, Kanada'da, Brezilya'da, İsrailde, Avusturyada bizden pahalı. Hatta Avustralyada 19 tl ye geliyor bir paket sigara. http://www.dumanavcilari.com/duman-avcilari/dunyadaki-sigara-fiyatlari/ buyrun. |
Niye laf salatası yapıyorsunuz? En pahalılarını seçmiş duman avcıları. Madem sigara fiyatlarını veriyorsunuz ortalama maaşları ile kaç paket sigara alabildiklerini niye vermiyorsunuz? Yukarıda yazdığım gönderide net olarak kıyaslamaları yazdım. Hepsi doğrudur. Ve açık olarak görüldüğü üzere Türkiye alım gücüne kıyasla en pahalı dünya coğrafyalarından biridir. Bu pahalı fiyatlara ürün tüketen Türk halkı koyun sürüsünden farksızdır. Sizin iddianız ise tam tersiydi. Dürüst olmak lazım. Hele bilmediğimiz konularda atıp tutmamak lazım... |
|
avrupada sigara ülkemizden pahalı değil mi siz karar verin. insan biraz araştırma yapar http://cigs.euro-cig.com/?lang=en§iune=5 belki eski fiyat olabilir ancak eğer shenken diye birşey (kendi aralarında )varsa posta ile herşey alınabilir .bunu unutmayalım. Eski doğu bloku ülkelerinde sigaranın kıyaslanmayacak kadar ucuz olduğunu belirtelim. Belki bizim memur maaşları ve yaşam standartlarımızı onlarla kıyaslamak daha doğru olur çünkü avupa ile kıyas yapmayı ancak hükümetteki kişiler yapar. bizlere yakışmıyor. en azından bilenler için. |
Gerçekten kör ise öyledir de kör rolü yapıyorsa siyaset bilimi bunlara "kara propagandacı" diyor. Krizde gerçek durum rezil ötesi. Her üç haneden birinin borcunu ödeyemediği için elektriği kesilmiş geçen yıl. Hükümetin memura öngördüğü 6 aylık enflasyon hedefi daha ilk ayda neredeyse yakalanmış. Siyaset gündemi kavgalarla değiştirilmek istendiğine göre krizin orta göbeğinde olmalıyız. ............................... 6 Milyon Abonenin Elektriği Kesildi . Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, son bir yılda Eylül 2009 itibanyla toplam 6 milyon 633 bin 481 abonenin borcu nedeniyle elektriğinin kesildiğini belirtti. http://www.enerjiplatformu.org/index.php?option=com_content&task=view&id=2473&Itemid=30 .......................... Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Ocak ayı itibarıyla aylık enflasyon TÜFE'de yüzde 1,85, ÜFE'de yüzde 0,58 arttı. 2009 yılı Ocak ayında TÜFE yüzde 0,29 oranında artarken, ÜFE'de yüzde 0,23 artış olmuştu. Buna göre aylık bazda enflasyon, geçen yıl Ocak ayına göre TÜFE'de 1,56 puan, ÜFE'de ise 0,35 puan artış gösterdi. http://www.samanyoluhaber.com/h_390949_enflasyon-rakamlari-aciklandi.html |
|
Kredi kartı ve krediler ödenemiyor Kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 2009'da bir önceki yıla göre yüzde 91.1, ferdi kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı da yüzde 195.5 yükseldi. http://www.posta.com.tr/ekonomi/HaberDetay/Krediler_odenemiyor.htm?ArticleID=18155 |
tüik verilerini ciddiye alıp almamak sorunu değil gerçekten kör olanlarla , kör taklidi yapanları ayırt etmek lazım. Bu sitede taklitçilerin başta gelenlenleri herkes biliyor. eğer zahmet edip bu haftaki newsweek dergisini alırsanız sizin neden yanlış sanuca vardığınız ve buna neyin neden olduğunu kavrayabilirsiniz. yazının giriş kısmı sanırım ikide bir ekonomiyi güzel göstermek isteyenler için aydınlatıcı olacaktır tabişki kör olmayanlarlar için geçerli . http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/36236/Bardagin-bos-tarafi çobanlar ve diğer tanımlamaların anlayabilenler için yeterli olduğunu ssanıyorum. Zaten bütün mesele istemek ve kavrayabilmekte bitiyor. Yoksa cehenemin içinde bile bir gül bize tüm sorunlarımızı unutmak ve içimizdeki umudun başlaması için yeterlidir. Ancak dibinde durduğunuz gülün dışına zoom yapıldığında gerçekler daha net görülebilir. |
|
ulus devlet ve yargı anayasa ve diğer unsurlar küreselleşmenin karşıtı ve yıkılması gereken unsurlar olarak görülmektedir. Ancak gerçekte bunların hedefi ayrıdır ve çok çok uzun hedefler ve kendilerine uygun ortam öngürürler. Bu nedenle sizlere gösterilene değil, üzerinde kafa yoran gençlerimiz sayısı arttıkça Atatürk 'ün neden ulus devlette direttiği ve gençlerimize miras bıraktığı anlaşılabilir. Aydınlanmanız için küreselleşmeye karşı çıkan diğer ülkelerdeki gençler ve forum tartışmalarını okumadan bir fikir sahibi olanlar, zaten bu tür uzun vadeli hedefi güden psikolojinin neferleri olmaktadır kendileri hiç istemese de maalesef durum budu r.Sizlere basit bir genel konu başlıklarını ifade eden notu okumalarını tavsiye ederim.Fikirlerin olgunlaşması için kök nedenlerin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Sizlere gösterilenler ise sadece gizli amaçları ifade eder ve kendilerine destek ararlar ki toplum benimsesin. http://www.aof.anadolu.edu.tr/kitap/IOLTP/1269/unite04.pdf |
|
Sahibinden SATILIK LİSE... İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul'da bazı okulların satışından elde edilecek gelirin, yeni okulların yapılması ve arsaların kamulaştırılmasında kullanılacağını söyledi. Vali Güler, Atatürk Havalimanı'nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Ankara'ya uğurladıktan sonra, gazetecilerin “İstanbul'da bazı okulların satışa çıkarılmasıyla” ilgili sorularını yanıtladı. Daha önceki yıllarda da, “ticari alanlarda, ana meydanlarda ve yol kavşaklarında kalan, eğitim-öğretim bakımından daha uygun mekanlara taşınabilecek, ama bulunduğu yer itibariyle gayri menkul anlamında rantı yüksek okulların satışı ve devriile ilgili bir kanunun bulunduğunu anımsatan Güler, bu okulların bir kısmının özel idareye ait ilköğretim, bir kısmının de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı orta öğretim kurumları olduğunu belirtti. haybeye satılmıyomus yani bu okullar. bence gayet mantıklı. http://www.nethaber.com/Toplum/108017/Camlica-Kiz-Lisesi-Kandilli-Kiz-Lisesi-Fenerbahce |
Ben size tercüme edeyim sevgili Fizisyen, Arsası ya da binası çok değerli olan bazı okulları, elimizdeki medya kuruluşlarını kullanarak "küçük geliyordu, atıl duruyordu, güvenli değildi, yeri kötüydü" naraları arasında kendi yakınlarımıza (Çalık Grubu ya da Albayraklar oluyor bu yakınlarımız) uygun, ama çok uygun fiyata satacağız. Onlar da bu okulları Araplara uygun fiyata satacak. Sonra da, ücra köşelere kendimize yakın hissettiğimiz firmalara (Çalık ya da Albayraklar) yeni okul ihalesi vereceğiz. Deneyimlerle kanıtlanmıştır bu durumlar. |
tebrik ediyorum o ihaleleri cok iyi izleyip-arastırmıssınız. helede yapılmamıs ihaleler ile ilgili ongorunuze hayran kaldım. amac dogrudur. iyi dusunmusler. orda 1 okul olacagına orası satılır baska bir yere 3 okul yapılır. hem sınız mevcutları azalır hemde daha fazla ogretmen alınır. |
Nereye yalan oluyormuş... Siz Taksim Topçu Kışlasını bilir misiniz? < Resime gitmek için tıklayın > Bu kışlanın yerinde şimdi Mc Donalds büfeleri, ve bir adet de otel bulunuyor.. Olmaz demeyin.. Arsa simsarlarına neler dayanmadı neler, Topkapı Sarayı mı dayanmaz? Ayrıca Topkapı sarayının bahçesinde gecekondu statüsünde bir yapı da mevcut idi hala yıkılmadıysa.. http://www.arkitera.com/h17144-topkapi-sarayi-nin-tarihi-avlusu-yeniden-duzenledi.html |
|
Sayın lehrer35 sizden birazda böyle haberler bekliyoruz Boğaz'ı hızlı delip Hazine'ye 35 milyon lira kazandırdılar http://www.arkitera.com/h50489-bogazi-hizli-delip-hazineye-35-milyon-lira-kazandirdilar.html |
2008 de ortaya cıkmıs bir uygulama ile ilgili bir ASIRI YARGILI ve DOGRULAR ANLATILMADAN yapılmış bir haberdir http://www.yenikampus.com/haber.php?id=239&baslik=dersanelerden-universite-atagi ve dahada cok haber bulabilirsiniz. benim yakındıgım konu budur. okuyun tabiki ama okudugnuz seyi bir arastırın. |
Başbakanın faşizm isteğinden çok etkilenmiş görünüyorsunuz. Verdiğiniz bilgiler doğru olmadığı gibi şark kurnazlığı ile üste çıkmaya da çalışıyorsunuz. Yetmiyor, sizi yalanladığı için terbiyesizlik yaparak susturmaya çalışıyorsunuz. Ayıp denen bir şey var da belli ki size yabancı. Her zamanki gibi sn. Vezir'in yazdıkları doğru. Ülkede kişi başına düşen alkol tüketiminin arttığı falan yok. Bu konuda ne idüğü belirsiz Tüketiciler birliği değil devlet kurumu referans olabilir. TAPDK sitesinden isteyenler gerçek rakamlara ulaşabilir. http://www.tapdk.gov.tr/alkol/istatistik/alkollu_icki_piyasa_arz_2003_2009.xls |
|
sayın neverlate , yazmış olduğunuz noktalar olayın sedece bir yönünü göstereceği için karar vermek için detaya inmek gereklidir. mesela üzerinde incelensin diye belirtiyorum, yazın alkol tüketiminde miktar ve yüzde olarak başı çeken nokta bira tüketimidir. havanın sıcak olması ve birçok nedenden dolayı tercih nedeni olarak bira nın satış rakkamları artmaktadır. Şimdi ülkemize gelen turisler ve otellerdeki açık büfe tüketimlerini göz önüne almadan bir yorum yapmaya kalksak ,hem yorumumuz acemice hemde tek parametre kullnırsak yanlış sonuca ulaşmak mümkündür .Evet ülkemize gelen trustlerin geldikleri ülkeler ve tükettikleri miktarları bilmiyor veya araştırma dışı tutarsak 10 milyon kişiden ne olur gibi yine cahilce bir fikre ulaşmış oluruz. gerçek araştırmalar her zaman yüzdeleri etkileyen faktörleri daha derinlemesine incler ki sonuçların doğruluk oranı da isabetli olsun . Bir alman bir rus trusit ülkemizde su gibi içiyorum diyen kişinin 5 katı tüketim yapabilmektedir. sayılar farazi olmasın diye daha kullanılabilir tabloları almak gerekir eğer yetersiz veri ise daha kesin veriler de kullnılabilir. Ayrıca açık büfe mantığında tek başına bir alman trustin ortalama tüketimin birkaç katı bira tüketebildiğini ifade etmek isterim.Aynı durum yerli turist de rakı ve yüksek alkollü içki olarak yer aldığını ben söylemesem de bu gibi yerlerde bulunanların gözlemleri ve işletme sahiplerinin uzun dönemli analizleri göstermektedir. Şimdi bira tüketimi trust sayındaki artışa bağlı olarak artıyor çıkarımını yapmak daha yüzeysel olan ifademizi , daha isabetli olarak değiştireceğini öngörmek zorundayız. http://www.finfacts.ie/Private/bestprice/alcoholdrinkconsumptionpriceseurope.htm diğer kıyaslamaları eğer bir farklılık varsa sanırım sayın lehler ve/veya dellci ifade edeceklerini umuyorum. |
Evet tabloyu tek tek hesapladım. 2009 ilk 3 çeyreğinde durum şu: Litre Üretim: 794.850.715 İthalat: 4.870.931 İhracat: 77.502.053 İçeride tüketilen: 722.219.593 2008 ilk 3 çeyreği Üretim: 790.149.401 İthalat: 4.427.618 İhracat: 58.845.341 İçeride tüketilen: 735.731.678 2009 da alkol tüketiminde düşüş olduğu tablodan net olarak görülmekte. Yani alkol tüketiminin arttığı tamamen sallama bir iddia. Ülkemizde kişi başı alkol tüketimi 150 cl bile değilken Avrupa da 12 litre civarındadır. Avrupadan 2003 te 14 milyon turist geliyorken 2009 da bu rakam 27 milyonu geçmiştir. Avrupalı 1 ayda 1 Türk'ün bir yılda tükettiği alkolü tüketmektedir. Türkiyede satılan alkol turistlere bile yetmez. Eldeki verilere göre alkol tüketen Türk neredeyse kalmamıştır. Daha nüfus artışına hiç değinmedik bile. http://www.gbe-bund.de/gbe10/abrechnung.prc_abr_test_logon?p_uid=gastg&p_aid=&p_knoten=FID&p_sprache=D&p_suchstring=10129::Alkoholische%20Getr%E4nke%20%28Preisindex%29 < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=1352 |
|
istatiksel bir olayı anlamaya çalışıyoruz ama ucundan dokunduğumuz konu hakkında iki satır yazablen çıkmadı. Demek ki polemik yapmak ,tavla kültürlü yaşamı benimsemek daha kolayımıza geliyor. yani basit bir konu değil anlıyorum , veriler kaba o da tamam ama bir konuda araştırma yaparken majör ve minör etmenler olduğunu bilmemek (malum kelimeyi artık kullanmak istemiyorum alınanlar oluyor) öğrenmeyi istememek veya şüpheye düşmeden pervasızca karar vermek , hepimizin yaptığı çok çok büyük hatalardan birisidir. yabancılara bir soru sorun o soruyu yanıtlarken bilmiyorlarsa araştırırlar ya bilmiyorum veya şu noktalar bilgim dahilinde değil derler. Ama asla karar vermezler , karar veriyorlarsa da kesin bir tecrübe ve verilere dayanan yansıma yapılır. ben yine konunun özünün sonucunu ,bilmediğime ancak araştırma yapmak isteyenler için temel majör etmenleri çıkarmadan bulacakları sonuçların yanlış olacağını , şüpheyi hep eksi değil artı bir değer olarak taşımalarını öğütlerim.Yine isteyen istediğini düşünebilir ama yazarken şu alınganlıklarımızı dik başımızı kasmak yerine , doğruyu nasıl bulacağımızı başın eğilmesinin eksi değil artı bir şey olduğunu hatırlatmak isterim. şimdi aşagıda bir yazı ver,yorum sayılar yanlış ise vereni bağlar ama en azından tüketim miktarını lütfen göz önüne alarak değerlendirme yapmaya çalışalım. varsın sonunda azalsın veya çoğalsın ama bir doğru nasıl bulunur onu doğru yapalım yeter.
http://www.otelvizyon.net/otellerde-1-milyon-ton-yiyecek-600-bin-ton-icecek-tuketiliyor-2/ http://www.turofed.org.tr/news.asp?HaberID=43&Lang=1&Title=%DD%C7K%DDDE%20%D6TV%20%DDND%DDR%DDM%DD%20RESM%DD%20GAZETE'DE%20YAYIMLANDI |
Bu konuda gelen turistlerin ülkelere göre dağılımı en çok geldikleri bölgeler verileri bulunmaktadır. İçkinin en çok hangi bölgelerde tüketildiği de bellidir tüketim artışını turistlere bağlamak veya başlamamak artık yorum yapanların bileceği iş. http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=266 http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=267 http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=40 http://www.ttyd.org.tr/tr/page.aspx?id=33 |
Ben bu tabloyu hiç anlamıyorum. Eminim bir çok insanda anlamıyor ama hiç kimse kalkıpta kral çıplak ey TUİK demiyor. TUİK insanları fena halde uyutuyor. Şöyle ki;
Bu nüfus verisi(kendi verisi), işsizlik tablosunda Kurumsal olmayan nüfus adı altında 70.542.000 olarak yuvarlanıyor? Almanya'nın gerçek nüfusu ne ise o rakam verilirken bizim TUİK niye mideden konuşuyor? Almanyanın nüfusu 82 135.000 olarak tablolarında gösteriliyor. Bunun 41 875.000 i (yani yarısı) işgücü ne dahil iken bizim neden 24.748.000 i (yani neredeyse üçte biri!) işgücüne dahil ediliyor? http://www.destatis.de/jetspeed/portal/cms/Sites/destatis/Internet/DE/Content/Statistiken/Bevoelkerung/MigrationIntegration/Migrationshintergrund/Tabellen/Content100/MigrationshintergrundBeteiligungErwerbsleben,templateId=renderPrint.psml Bizde de Almanyanın yaptığı gibi hesaplama yapılsa acaba gerçek işsizlik ne çıkar? İşgücü: 36.000.000 İstihdam: 21.277.000 .............................. İşsiz: 14.733.000 İşsizlik oranı: % 40.9 |
Bildiğim kadarıyla tekstil fabrikaları kriz olmadan önce de batıyordu. "Tekstil fabrikası" deyince biraz abartı oluyor. Batanların çoğu daha çok atölyedir aslında ama isimleri "fabrika" olarak çıkmış bir kere. Yani içinde makinelerin olduğu, teknolojik mekanlar değil. Yığınla insanı masaları oturtup terzilik yaptırıyorlar. Üretim durduğu an onca çalışanın maaşını ödeyemiyorlar haliyle. Tekstilde ve hazır giyimde Çin'in bütün dünyada kök söktürmesi de yadsınamaz bir gerçek. Yılların devleri rekabete dayanamayıp çökmüş olabilir. Diğer taraftan kurulan ve kapanan şirket sayılarına bakarsak 2009 yılında 40bin adet kurulan, 9bin adet de kapanan şirket görüyoruz. Türkiye kalkınamaz demek pek doğru olmaz.
Türkiye'de 2009'da vergi indirimleriyle piyasa canlandırıldı, bütçe gelirlerinde düşüş yaşamadık. 2010 yılında vergi zamlarıyla krizden güçlü çıkmaya yarayacak gelir hedefleniyor. İngiltere ise kendi iç piyasasını canlandıracak adımlar atamadı ve vergi gelirlerinde büyük düşüş kaydetti. Bugün tutup bir de vergilere zam yapması, gelirlerde daha da düşüşe sebep olacaktır. Türkiye'de vergi zamlarının gelirlerde düşüşe sebep olacağı hesaplansaydı inanın vergilere zam yapılmazdı. Bu konunun halkın koyun olup olmamasıyla bir alakası olduğunu sanmıyorum. Hesap kitap ne gerektiriyorsa o yapılıyor. İngiltere'de iç piyasa canlı olsaydı, kesinlikle bu canlılığı onlar da kullanırdı ama malesef yok.
Yasa dediğiniz gibiyse bende sizinle aynı fikirdeyim. Ticari aracın gerekli belgeleri varsa özgürce dolaşamaması gerçekten de çok saçma bir yaklaşım olur. Burada büyük bir yanlış yapılmış, kesinlikle değişmesi gerekir.
Bahsettiğiniz kanun metnini bulamadım, kanun tam olarak nedir? Buraya taşırsanız çok iyi olur.
Hazine varolduğu sürece bu işlem sürer. Hazine faizleri düşürerek ve vadeleri uzatarak (ki bu istikrar ve güvenle olur) büyüyebilir. Borç alma ve faiz ödeme dışında nasıl bir sistem getirebiliriz bilemiyorum. Vatandaş parasını götürüp bankaya yatıracaksa bunun bir sebebi olmalı. Banka faiz vermezse, vatandaş parasını niye bankaya teslim etsin ki?
Burada "borç" kelimesi ürkütücü gelebilir ama Hazine bu yolla çok büyük miktarda paraya hükmedebiliyor. Hazine boşken, piyasaları spekülatiflerle hop aşağı hop yukarı oynatırlar. Ancak Merkez Bankası Hazine'deki paraya güvenip "HÖT!" dediği zaman devletin denetleyici ve yönlendirici gücü ortaya çıkar. Hazine boşken devleti kimse dikkate almaz.
"Alacakları var" derken neyi kastettiğinizi anlayamadım. Türkiye de aynı Abd gibi, Japonya gibi, İngiltere gibi alıyor ve faiziyle geri ödüyor.
Ana para ödenmiyor dersek yanlış olur. Şimdi Hazine bono ve tahvillerini bankalara satar, bankalarda vatandaşa satar. Ben paramı götürdüm ve Hazine bonosuyla değiştirdim diyelim. 1 yıl sonra banka benim anaparamı da öder, anaparanın faizini de öder. Şimdi benim gibi milyonlarca insanın farklı zaman dilimlerinde Hazine bonosu aldığını düşünün. Bu durum Hazine'nin sırtında sonsuz bir faiz döngüsü yaratır. Ama bu demek değildir ki Hazine anapara ödemiyor. Elbette ödüyor. Ödemese olmaz zaten. Bütün borcun aslında sürekli ödenebildiğini ama bir taraftan da sürekli borç alındığını hayal edin. Zamanla faizler düşüyor ve de vadeler uzuyor.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle