Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
868
Cevap
31535
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Cevap: - Ekonomik KRİZ kime KRİZ? - (4. sayfa)
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

peki kanıt değil ama bir araştırma vereceğim bir analiz nasıl yapılıyor bir incleyin ,sonra neden yüzeysel değerlendirmelere bu şekilde tepki verdiğimi belki daha kolay anlayabilirsiniz. Buyrun okuyun , katkı veya görüş istendiğinde bunun sadece bir alışveriş olmasını tavla maçı olmaması için gayret ediyorum

http://eisemp8.inonu.edu.tr/bildiri-pdf/emec-gulay.pdf


quote:




Orijinalden alıntı: neverlate


quote:

Orijinalden alıntı: vezir

sayın neverlate ,
Bir bilgi sunduğumda bunun sonucunu biliyor isem zaten artıyor yada azalıyor nedenleri şudur derdim. Sadece bunu bir tabloya bakarak söyleyen (sonradan siz de aynı tablodan yorum yapabildiniz) çıktığında majör faktörler bilinmeden sadece üretim artışının üreticileri bağlayacağını bunun ülkemiz insanının zoğazından geçtiğinin bir kanıtı olamayacağını belki direk değil dolaylı olarak ifade ettim.


Bir şey kanıtlamaya uğraşmadığımı söyledim.

quote:


alkol izni alan veya izni kaldırılanlar sizce bir vakayı incelerken neyi gösterir. Bunun sizin görüşünüzü öğrenmeden açıklamayı doğru bulmuyorum. sonra uzun uzun anlatmaya çalıştığım ancak ''genel kavramlar '' ile size bir şey sunamamış olmanın burukluğunu hissediyorum.


İzin alan büfelerin ne anlama gelebileceğini de söyledim.

Yine aynı şeyleri tekrar etmişsiniz. En çok yazıyı siz yazıyorsunuz ama konuya derinlik katan hiçbir bilgi veya görüş sunmuyorsunuz. İstatistikler kanıt değildir. Bunu anladık. Sizin dışınızdakiler cahildir. Bunu da anladık. Eee peki benim sorularımın yanıtları ne olacak?





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 2 Mart 2010; 20:21:08 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

bir döküman linki daha veriyorum nu da pazarlama için temel kavramları ve satış için ele alınan ürünün değerlendirilmesi ile ilgili şeyleri özetleliyor.

PazarlamayıEtkileyen Makro Ve Mikro DışÇevre Faktörleri,

http://193.140.176.19/dersler/halkan/ol_pazarlama/pazarlama_2.pdf



G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

Minareyi çalmak için kılıfı hazırlamak zorunlu tabi Dellci. Bu kılıflar belli de güya değişiklikler AB ye uyum için yapıldı deniliyor, öyleyse AB de niye yok bu kriterler? Eminim Almanya da kurumsal olan insan sayısı daha fazladır. Fakat onlar Alman istatistik hesaplarında bizdeki gibi hesap dışı tutulmuyorlar. Bizde ki minare kılıfı değilse nedir?

Öyle yalanlar halka gerçek diye yutturuluyor ki insanın küçük dilini yutası geliyor. Mesela şu:

quote:

Emekli sayısı 100 ülkenin nüfusunu geçti
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, Türkiye'de 8 milyonu aşan emekli sayısı 100 ülkenin nüfusunu geçti.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=597619


Buradan ne anlaşılıyor? Ülkede korkunç sayıda emekli var. Oysa kazın ayağı hiç te öyle değil. Mesela Almanya'da 8 değil 20 milyon emekli var ve Almanlar 150 ülkenin nüfusunu geçti emekli sayımız diye çığırmıyorlar.
http://www.sozialpolitik-aktuell.de/tl_files/sozialpolitik-aktuell/_Politikfelder/Alter-Rente/Datensammlung/PDF-Dateien/tabVIII4.pdf

Yukarıdaki soruma yanıt alamadım. İşgücü sayımız neden AB gibi nüfusun yarısı değil de sadece 1/3 ü?
Hangi AB ülkesinde işgücüne katılım oranı bu kadar düşük?
İşgücüne katılım oranı düşük tutularak işsizlik oranları çarpıtılıyor mu?


Bu mesaja @Guest cevap verdi.
G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

quote:

Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi tarafından istihdam oranlarına ilişkin belirlenen Lizbon hedefi ne ulaşabilmesi için
Türkiye’nin 2010 yılına kadar 14 milyon iş yaratması gerekecektir.
Mevcut GSYİH ve istihdam büyüme oranları, gerçekte oluşturulacak iş sayısının 1,5 milyon civarında olacağına işaret etmektedir.


http://siteresources.worldbank.org/INTTURKEY/Resources/361616-1144320150009/Ozet-Overview.pdf


Benim yaptığım hesap dünya bankasının hesabını tutuyor. Bizim TUİK'in yaptığı hesaplamalar dünya için fasaryadan öte bir anlam ifade etmiyor. Öyleyse bu rakamlar ile dünya kıyaslamaları neyin nesi? Bunlar sadece Türk'ün Türk'e propagandası...



V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

quote:

büyük savaş başlasa da rahatlasanız artık


ekteki el aksa camisi ve olası olayları iyi takip ediniz bir kıvılcım için önemli bir noktadır . Buraya yapılacak bir israil askeri saldırısı birçeok olayı tetikleyecek kadar vahim olayları çıkarabilir. bahane arayanların ilk kaşıyacağı yer burası olma olasılığı vardır

http://www.timeturk.com/El-Aksada-T%C3%BCrkiye-ve-Erdo%C4%9Fan-sesleri_114563-haberi.html



P
17 yıl (223 mesaj)
Teğmen

en az üç çocuk yapın diyeceksin, sonra o üç çocuk okuyup üniversiteden mezun olunca her okuyan iş bulmak zorunda değil diyeceksin...
formül bu!
adamlar başarılı bırakın ülkemizi dünyadaki amerikan kaynaklı krize bile çözüm bulmuşlar!
ali babacan bizim aldığımız önlemlerin dörte birini amerika almış olsaydı, dünya genelinde kriz olmazdı diyor.
hety be babacan yürrrüüü sizi kim tutar!

http://www.porttakal.com/haber-bizim-tedbirlerimizin-dortte-birini-abd-de-alsaydi-kriz-olmazdi-672674.html

şaka mı bu adam?
başbakan demiyor muydu kriz teğet geçecek diye? teğet geçecek kriz için önlem mi almışlar yani?





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi platonx -- 3 Mart 2010; 16:39:39 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
E
17 yıl (3730 mesaj)
Yarbay

G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: eloko

Artma vardır belki ama şubat 2010 raporunda bir gariplik var.renkleri karıştırmışlar sanırım
http://www.odd.org.tr/web_2837_1/entitialfocus.aspx?primary_id=70&type=17&target=categorial1&detail=double&sp_table=&sp_primary=&sp_table_extra=&openfrom=sortial


Krizden en çok etkilenen Avrupa ülkesi olan 45 milyonluk İspanya'da sadece Ocak ayında 70.000 binek otomobil satılmış, 72 milyonluk Türkiye'de iki ayda 33.000 binek araç satılmış. Sadece iki aylık veriyi baz alarak değerlendirme yapmak sağlıklı sonuç vermez.


Bu mesaja @Dellci cevap verdi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci


quote:

Orijinalden alıntı: lehrer35

Küresel baronların kuklaları

Kim bunlar?

quote:


ulusal çıkarları temel alıp gözeten kişiler

Kim bunlar?


ben soruyu '' küresel baronlar kimdir'' şeklinde sormak istediğinizi düşünerek kukla ve kuklacıyı bulmak için çok da aranmasının bir anlamı olmayacağını belirtmek isterim.
önce tarihi olarak ne zaman devreye girmişler olnu anlayalım sonra başka bir yazıda bugunkü savaşlar ile ilişkisine bakalım

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=5586

http://www.mudafaaihukuk.com/91-dura.htm

http://www.internetajans.com/default.asp?t=wa&wid=18&aid=525

2008 krizinin gerçek sorumluları da bunların taşeronlarıdır

http://www.finansgundem.com/haber/oku/ichaber/17079/baronlar_hata_yaptik_ozur_dileriz_/print/print





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 8 Mart 2010; 0:56:27 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

kirizin etkilerini daha iyi anlamak ve analiz edebilmek için hakın büyük yüzdesinin hayatını yeni şartlara nasıl adepte ettiğini incelemek gerekir. Yoksa durumları zaten iyi olanların krizden etkilenmeleri hayat yaşam standardını etkilemeyecek yazılanlar sadece bir gazete kupürü olarak görülecektir. bakalım gerçekler nasılmış.Yoksulluk sınırındakiler yeni koşullara nasıl uyum sağlamaya çalışıyor . unutulmaması gereken her şeyin bir sınırı olduğudur .Sınırları sündürmek belirli bir yere kadar mümkündür fazla sündürmek ise yırtılmalara neden olur.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Krizden çıkış yolları

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) hazırladığı "Ucuz Hayat" raporuna göre, vatandaş, elektrikten doğalgaza, akaryakıttan gıdaya kadar her alanda tasarruf yapmanın bir yolunu buluyor. Ucuz yaşam formüllerini uygulayarak şirketler aylık giderlerinde yüzde 50'ye varan oranlarda, vatandaş ise yüzde 20-30 oranında tasarruf sağlıyor.
"Ucuz Hayat" Raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, her gelir düzeyinden vatandaşın ekonomik sıkıntılar nedeniyle tasarrufa yöneldiğini kaydetti. Aygün, global kriz paniğinin atlatılmaya başlandığını, şirketlerin de buna paralel olarak normalleşme sürecine girmeye başladığını ifade etti. Türk halkının ve özel sektörünün ekonomik krizleri kendi yöntemleri ile aşmayı başardığını, bu kez de başaracağına inandığını belirten Aygün, 2010 yılıyla birlikte hissedilir bir düzelmenin ortaya çıkacağını kaydetti.

Aygün, şirketlerin uyguladıkları tasarruf yöntemleriyle aylık giderlerini yüzde 50'ye varan oranlarda, vatandaşların ise yüzde 20-30 oranında düşürdüğüne dikkat çekti. Global ekonomik kriz nedeniyle özellikle işini kaybeden aile bireylerinin, daha çok tasarruflu davranmaya yöneldiğini, bunun yanı sıra orta ve dar gelirli vatandaşların ve hatta şirketlerin bile akıl almaz tasarruf yöntemlerine başvurduğunu belirten Aygün, şu noktalara dikkat çekti:

"Krizler yaşam kalitemizi düşürdü. Halkımız global ekonomik krizi tasarruf yaparak aşmaya çalışıyor. Sadece vatandaşlar değil, şirketler de masraf kısmak için ciddi önlemlere başvurdular. Şirketlerde de iki telefondan biri kapatıldı. Pahalı kiralar anlaşma yoluyla indirildi ya daha ucuz yerlere taşınıldı. Hizmet sektöründe çalışanların önemli bir bölümü de, ofisleri kapatıp, evleri ev ofis şekline dönüştürdü. Küçük şirketlerin sekreter çalıştırmaya bile gücü yetmiyor, şirket sahipleri sekreterden vazgeçip telefonlara kendi bakıyor, temizliğini, çayını, ayak işlerini yine patron üstleniyor. Deterjan, kağıt havlu, hijyenik maddelerden önemli miktarda tasarruf sağlanıyor. Şirkete ucuz kredi sağlamak için ticari kredi yerine tüketici kredisi tercih ediliyor. Aylık yüzde 2.5 gecikme faizi ödemek yerine banka kredileri kullanılarak vergi borçları kapatılmaya çalışılıyor. Güç ekonomik şartlarda artık devir hesap devri."

EV KADINLARI MARKETTE ÖNCE "NE ALIRSAN 1 LİRA' REYONLARINA BAKIYOR

Özellikle ev kadınları tasarruf konusunda mucizeler yaratıyor. Kadınlar, marketlerdeki indirimleri yakından takip ediyor. Raf ömrü dolmak üzere olan tavuk, süt, yoğurt, salça, ketçap, meyve suyu, bisküvi gibi ürünleri yarı fiyatına satan marketlere gidiyor. Markete gittiğinde önce "promosyonlu ürünler', "indirimli ürünler', "Ne alırsan 1 lira' reyonlarına bakıyor. Bu reyonlarda, bisküviden bebek mamasına, kolalı içeceklerden küçük mutfak eşyalarına kadar pek çok ürün bulunabiliyor. Sebze-meyve pazarına, fiyatların daha düşük olduğu akşam saatlerinde gidiyor. Giysi alışverişini sezon sonuna bırakıyor. Saçını evde kendisi boyuyor ya da komşusundan yardım istiyor. Fönünü kendisi çekiyor. Manikür-pedikür, ağda gibi kişisel bakımlarını evde yapıyor. Çamaşır makinasından boşalan deterjanlı suyla önemsiz çamaşırlar ile elde yıkanması gereken çamaşırları ya da balkonu yıkıyor. Durulama suyunu yerleri silmede ya da tuvalet temizliğinde kullanıyor. Şofben veya kombiden sıcak su gelene kadar akan soğuk suyu biriktiriyor. Çamaşır ve bulaşık yıkamak için makinanın tamamen dolmasını bekliyor. Çamaşır makinasını düşük ısıda çalıştırıyor. Çamaşırı nemliyken ütülüyor. Bir poşet çaydan iki bardak çay çıkarıyor. Daha ucuz olduğu için toz şekeri küp şekere tercih ediyor. Daha ucuz olduğu için kırık yumurta, kırık peynir, kırık pirinç alıyor. Sağlığını riske atarak kızartma yağını birkaç kez kullanıyor. Kış yiyeceklerini yazdan hazırlıyor. Kışın pahalı sebze almamak için yazın patlıcan, fasulye, bamya, domates ve biber kurutuyor, donduruyor ya da konserve yapıyor. Salça, turşu, reçel gibi yiyecekleri satın almak yerine evde yaparak ucuza getiriyor. Sütü, kapıdan alıyor. Yoğurdu kendisi yapıyor.

AKILLI SAYAÇ KULLANILIYOR

Elektrik, su ve yakıt giderleri ailelerin bütçesinde kiradan sonra en önemli yeri tutuyor. Tasarruf yapan aileler, aydınlatmada floresan lamba ya da az enerji tüketen tasarruflu ampullere yöneliyor. Televizyon izlerken ışığı kapatıyor. Saçını, fön makinası yerine havlu ile kurutuyor. Beyaz eşya alırken, az enerji ile çalışan ürünleri tercih ediyor. Kimi aileler de günün belli saatlerinde indirim imkanı sağlayan "akıllı sayaç"ları kullanarak aylık elektrik tüketimini aşağıya çekmeye çalışıyor. Çamaşır ve bulaşık makinasını 22.00-06.00 saatleri arasında çalıştırarak yüzde 55 civarında tasarruf sağlıyor. Ütüyü de geç saatlerde yapıyor. Su tüketimini azaltmaya çalışan vatandaş, banyoda sabunlanırken, diş fırçalarken ve traş olurken musluğu kapatıyor. Suyu havayla karıştıran ya da elini altına tuttuğunda açılıp çektiğinde kapanan fotoselli muslukları tercih ediyor. Bu tasarruf yöntemine özellikle işyerlerinde başvuruluyor.

KULLANILMAYAN ODALARIN RADYATÖRLERİ TAMAMEN KAPATILIYOR

Özellikle kış aylarında yakıt masrafları ailelerin bütçelerine ağır bir yük getiriyor. Konutlarda ısı yalıtımı yaygınlaşıyor. Ahşap yerine PVC malzemesinden üretilen pencere ve kapıların kullanımı yaygınlaşıyor. Bakımı ve temizliği kolay olan bu malzeme, ısı yalıtımı sağlıyor. Tüm aile bireylerinin işe ya da okula gittiği için günü dışarıda geçirdiği evlerde, kombiler kapatılıyor ya da iyice kısılıyor. Kullanılmayan odaların radyatörleri tamamen kapatılıyor. Sobalı evde oturan alt gelir düzeyindeki vatandaş ise sokaklardan odun parçaları, sebze-meyve kasaları, karton kutu, gazete toplayıp yakacak yapıyor. Yemeğini ve çayını soba üzerinde pişiriyor. Sobada ısıttığı suyla yıkanıyor. Yazın suyu güneşte ısıtıyor. Pencerelerine naylon, kapı kenarlarına sünger yapıştırarak ısı izolasyonu yapıyor. Özellikle sanayideki işyerinde ısınmak için pet şişe ve eski otomobil lastiği yakılıyor. Doğalgaz kartlarını da nisbeten daha ucuz olan yaz aylarında dolduruyor.

MARKET İNDİRİMLERİ SIKI TAKİPTE

Geçim sıkıntısının tasarruf yapmaya zorladığı aileler, marketlerin indirimlerini sıkı bir şekilde takip ediyor. Emekli vatandaşlar marketleri tek tek dolaşarak fiyat araştırması yaparken, dolaşmaya vakti olmayanlar indirim kataloglarına bakıyor. İndirimleri yakından takip ediyor. Pek çok tüketici, marketlerin kapıdan kapıya servis araçlarını tercih ediyor. Yakıt giderlerini kısmak isteyen aileler internetten market alışverişi yapıyor. Ucuz elektronik eşya almak isteyen tüketiciler elektronik market zincirlerinin indirimli açılışlarında geceden sıraya giriyor. Tüketiciler marketlerin verdiği indirim kartlarına rağbet gösteriyor. Kiminin cebinde birkaç tane market indirim kartı bulunuyor.

MARKET MARKALI ÜRÜNLER GÖZDE

Marketler, alım gücü düşük müşterileri için kendi isimlerini taşıyan ucuz ürünlere de raflarında geniş yer veriyor. "Market markaları" pazarı her yıl büyüyor, ürün çeşidi gittikçe artıyor. Meyve suyu, süt, ayran, peynir, zeytin, kuruyemiş, çikolata, kraker, gofret, kek, bakliyat, makarna, sıvı yağ, margarin, baharat, salça, ketçap, mayonez, sirke, çay, küp şeker, toz şeker, bal, reçel, pekmez, puding, un, salam, sucuk, deterjan, çamaşır suyu, yumuşatıcı, yüzey temizleyici, koku giderici, temizlik bezi, bulaşık süngeri, tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt peçete, kağıt mendil, şampuan, duş jeli gibi pek çok ürün artık market markalı olarak da satılıyor. Dar gelirli vatandaşlar da markalı ürünler yerine organize perakende mağazaların kendi isimleriyle fason olarak yaptırdıkları bu ürünleri kullanıyor.

DAR GELİRLİNİN YEMEĞİ BAYAT EKMEK BÖREĞİ

Vatandaşın kemer sıktığı dönemlerde ekmek tüketimi de artıyor. Özellikle kalabalık aileler, belediyelerin ürettiği ucuz ekmeği tercih ediyor. Kimileri "halk ekmek" büfeleri önündeki uzun kuyruklara girerken, kimileri de ucuz bayat ekmek satan fırınlara yöneliyor. Dar gelirli ailelerde ekmek ziyan edilmiyor. Bayatlayan ekmekler, ekmek balığı, bayat ekmek böreği ya da köfte yapımında değerlendiriliyor.

MARKETLERİN SERVİS ARAÇLARINA MÜŞTERİ GİBİ BİNEREK KAÇAK YOLCULUK YAPIYOR

Otomobili olan ailelerde akaryakıt giderleri bütçeye ek bir yük getiriyor. Sürekli artan akaryakıt fiyatları karşısında bocalayan vatandaş, akaryakıt giderlerini paylaşmak için, işyeri aynı güzergahta olan yol arkadaşları buluyor. Yol arkadaşlığı özellikle İstanbul'da yaygın olarak uygulanıyor. Hatta, yol arkadaşı arayanları buluşturmak için kurulmuş internet siteleri bile var. Benzin masrafları ile baş edemeyen sürücüler araçlarına LPG taktırıyor. Dolayısıyla, araçlarda LPG kullanımı giderek artıyor. 2008 yılı sonu itibariyle 13 milyon 765 bin araçtan 2 milyon 276 bini LPG'li. Kimileri mecbur kalmadıkça otomobilini kullanmıyor. İşine servisle ya da toplu taşım araçlarıyla gidiyor. Bazıları ise otostop yapıyor. Kimileri de metroya kadar otomobiliyle gidip yola metro ile devam ediyor. Otomobil için parça lazım olduğunda orijinali yerine çıkma parçaları tercih ediyor. Otomobilin lastiğini değiştirmek yerine kaplatıyor. Otoyollar yerine parasız yolları kullanıyor. Otomobili olmayan vatandaş ise yakın mesafelere yürüyerek, uzak mesafelere toplu taşım araçlarıyla gidiyor. Bazıları da marketlerin servis araçlarına müşteri gibi binerek kaçak yolculuk yapıyor. Uçakla seyahat etmesi gerekiyorsa biletini günler öncesinden satın alarak erken rezervasyon indirimlerinden yararlanıyor.

SİNEMAYA GİDEMEYİNCE KORSAN VCD ALIYOR

Dar gelirli vatandaş, bütçesinden sinemaya pay ayıramayınca, sinemayı eve taşıyor. Sinema biletine vereceği parayla 5-6 adet korsan DVD-VCD satın alarak ya da internet sitelerinden film indirerek evinde izliyor. Müziksever vatandaşlar da kaset ve CD'ye para vermek yerine, yine internet sitelerinden müzik parçaları indirmeyi tercih ediyor. Kitap ihtiyacını da ya eş-dosttan karşılıyor ya da korsan kitap satın alıyor. Konsere gidecek parası olmayan vatandaş, belediyelerin halk konserlerine gidiyor. Eğlence yerlerine gidemeyince, alışveriş merkezlerinde vitrin seyrederek vakit geçiriyor. Dışarıda yemek yemiyor, evinde yiyor.

İLANLARINI İNTERNET SİTESİNE VERİYOR

Vatandaş ücretsiz olduğu için satılık otomobil, satılık ve kiralık ev gibi ilanlarını gazetelere değil bu amaçla kurulmuş internet sitelerine veriyor. Özellikle öğrenciler, internete para ödememek için, ücretsiz olarak bağlanabileceği alışveriş merkezlerine gidiyor.

BİT PAZARI VE SOSYETE PAZARI

Bütçesini denkleştirmeye çalışan alt gelir grubu "bit pazarı"nın, orta gelir grubu ise "sosyete pazarı"nın yolunu tutuyor. Alt gelir grubuna mensup aileler, mobilya, beyaz eşya ve giysi alımında ikinci el ürünleri tercih ediyor. "Bit pazarı" olarak tabir edilen ikinci el eşya satılan mekanlara ve ikinci el mağazalarına ilgi gittikçe artıyor. Orta gelir grubu ise giysi, çanta ve ayakkabı gibi ihtiyaçlarını karşılarken markalı ürünler yerine, sosyete pazarlarında satılan taklit ürünleri tercih ediyor. Outlet ve spot mağazalar da orta gelir grubunun alışveriş yaptığı yerler arasında yer alıyor.

AÇIK PARFÜM, AÇIK DETERJAN, AÇIK MAKARNA

Vatandaş, kozmetik, temizlik ürünleri ve kuru gıdada, ambalajlı ve markalı ürünler yerine daha ucuz olan açık ürünleri tercih ediyor. Onlarca lira ödeyerek parfüm almaya gücü yetmeyen vatandaş, açık parfüm tüketiyor. Açık bulaşık deterjanı, açık çamaşır deterjanı, açık çamaşır suyu ve açık şampuan gibi ürünler, dar gelirlileri temizlik ürünleri için büyük masraflar yapmaktan kurtarıyor. Vatandaş, makarna, mercimek, pirinç, bulgur, şehriye, kuru fasulye, nohut gibi kuru gıdalarda da pazarlarda satılan açık ürünlere yöneliyor.

ETİ GRAMLA, KUMAŞI KİLOYLA ALIYOR

Kemer sıkan vatandaş, gıda ihtiyaçlarını kiloyla değil gramla alıyor. Özellikle et, kıyma, pastırma gibi pahalı gıdalarda gramla alışveriş yaygın. Eti gramla alan vatandaş kumaşı kiloyla alıyor. Kiloyla, eteklik, gömleklik, nevresimlik, perdelik kumaş satan mağazalar yaygınlaşıyor.

KAÇIK ÇORAPLARDAN BULAŞIK BEZİNE, ESKİ PANTOLONLAR ŞORTA

Vatandaş, eski ya da modası geçmiş giysilerini ve ayakkabılarını çöpe atmak yerine tamir ettirerek ya da modelini değiştirerek kullanmaya devam ediyor. Ortanın üzerinde gelir düzeyine sahip olanlar bile modası geçmiş ayakkabılarını, topuk ya da burun şeklini değiştirerek yeniliyor. Alt gelir grubundakiler tabanı delinmiş ya da sökülmüş ayakkabılarını tamir ettiriyor. Eski giysiler de çöpe atılmıyor, modeli değiştirilerek modaya uygun hale getiriliyor. Kışlık gömlek, kolları kesilerek yazlık gömlek haline getiriliyor. Eski pantolonlar şorta dönüşüyor. Eskiyen gömlek yakaları sökülüp ters çevriliyor ya da tamamen kesilerek hakim yaka yapılıyor. Alt gelir grubundaki vatandaşlar eski kazakları bile söküp paspas, elbezi, lif örerek değerlendiriyor. Kaçık çoraplardan bulaşık bezi, eski tişört, atlet, havlu ve çarşaflardan toz bezi ya da yer bezi yapılıyor. Büyük çocukların küçülmüş giysileri kardeşlerine giydiriliyor. Eski buzdolaplarına kaplama yapıyor, koltuk yüzleri değiştiriliyor.

ARAMAK YERİNE ÇAĞRI YAPMAK

Köyü ile bağını koparmayan düşük gelir düzeyindeki ailelerin kışlık erzağı memleketten geliyor. Sofraya kırmızı et koyamayan, beyaz et ya da sakatat alıyor. Zeytinyağı yerine mısır özü ya da ayçiçeği yağı, damacana su yerine çeşme suyu kullanıyor. Çocuğuna hazır mama alamayan pirinç unundan mama yapıyor. İşyerinde yiyeceği yemeği evinden götürüyor. Şehirlerarası yolculuk için kumanya hazırlıyor. Gelir düzeyi çok düşük olanlar, kış aylarında buzdolabını çalıştırmıyor, yiyecekleri balkonda muhafaza ediyor. Sigaranın ucuzunu içiyor, onu da alamazsa tütün sarıyor. Faturalı hat yerine kontörlü cep telefon kullanıyor. Faturalı hat kullanan tanıdığını aramak yerine çağrı yaparak "sen beni ara" mesajı veriyor. Doğrudan aramak yerine kısa mesajla haberleşiyor. Faturalı hat kullananlar GSM şirketlerinin indirimli tarifeleri arasından en hesaplısını seçmeye çalışıyor. Ucuza konuşmak için GSM şirketleri arasında dolaşıyor, kampanyaları takip ediyor. İkinci el cep telefonu alıyor.

GELENEKSEL AİLEYE DÖNÜŞ

Kira giderini karşılamakta zorlanan çiftler aile büyüklerinin yanına taşınıyor ya da aile büyükleri evlerini kapatıp çocuklarının yanına taşınıyor. Aile büyüklerinin emekli maaşı da haneye ek gelir olarak giriyor. Büyük şehirlerde, bekarlar aynı evi paylaşıyorlar. Böylece kira, elektrik, su ve doğalgaz faturaları hafifliyor. Ev kiralanırken kombili, kapıcısız ve asansörsüz olanlar tercih ediliyor.

SAĞLIKTAN TASARRUF

Dar gelirli vatandaş, grip, nezle, soğuk algınlığı için doktora gitmek yerine bitki çaylarıyla, şifalı otlarla ya da ucuz ve bilindik ilaçlarla kendi kendini tedavi ediyor. Ağrılarını ağrı kesici ile dindiriyor. Çocuğunun dişini kendisi çekiyor.

BESLENME ÇANTASI" DÖNEMİNE GERİ DÖNDÜ

Çocuklu ailelerle eğitim giderleri de önemli bir masraf kalemi. Eğitim giderlerine yetişemeyen vatandaş, çocuğunu özel okuldan alıp devlet okuluna gönderiyor. Çocuğuna okul harçlığı veremeyen alt gelir düzeyindeki aileler ise "beslenme çantası" dönemine geri döndü. Pek çok dar gelirli aile çocuğuna harçlık vermek yerine sandviç hazırlıyor. Okul kitaplarını alamayan aileler, bir üst sınıftaki öğrencilerin kullanılmış kitaplarını istiyor ya da ikinci el kitap ders kitabı satın alıyor. Defteri ise kiloyla alıyor. Üniversite öğrencileri özellikle pahalı yabancı dil kitaplarını fotokopi yoluyla çoğaltıyor.

DÜĞÜN YERİNE NİKAH TÖRENİ

Dar gelirli çiftler düğün yerine sade bir nikah töreni ile dünya evine giriyor. Düğünü evde ya da apartmanın bahçesinde yapıyor. Gelinlik ve damatlığı kiralıyor. Düğünde takılan takıları bozdurup eşyaların borcunu ödüyor. Çiftler balayı yerine memleketlerine gidiyor.

kaynak :http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/13/krizden_kurtulmanin_yollari


Bu mesaja 1 cevap geldi.
C
17 yıl (60830 mesaj)
Yarbay

Avrupa Birliği'ne üye ülkelerdeki ocak ayı sanayi artışı tarihi bir performans göstermesine karşın Türkiye'nin ocak ayı verilerinin gerisinde kaldı. Avro Bölgesi'nde sanayi üretimi ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1.4 arttı. Bu performansta sadece Malta 14.3 ile Türkiye'nin artışını geride bırakırken geri kalan 26 ülke Türkiye'nin gerisinde kaldı. Türkiye Ocak ayında sanayi üretim artışı ise yüzde 12.1 olmuştu.

Avro Bölgesi'nde sanayi üretimi ocak ayında, bir önceki aya göre yüzde 1,7 ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,4 arttı.

AB istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre sanayi üretimi 27 üyeli AB'de ise aynı dönemde aylık bazda yüzde 1,8 ve yıllık bazda yüzde 1,5 artış kaydetti.
Avro Bölgesinde Aralık 2009'a göre sanayi üretiminde sağlanan yüzde 1,7 artış, Avro Bölgesi tarihinin en iyi performansı oldu.

AB'de geçen yılın aynı dönemine göre ocak ayında sanayi üretimi yüzde 14.3 ile Malta'da gerçekleşirken, Polonya'da yüzde 11, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 8, Romanya'da yüzde 6,8, Almanya'da yüzde 2,9, Fransa'da yüzde 2,4 ve İtalya'da yüzde 0,1 artarken İngiltere'de yüzde 0,2, İspanya'da yüzde 2,5, Yunanistan'da yüzde 4,4 ve Danimarka'da yüzde 9,8 geriledi.

TÜRKİYE'DE ARTIŞ YÜZDE 12.1 OLDU

EKONOMİK büyümenin öncü göstergesi olan sanayi üretimi yeni yıla, ocak ayında yüzde 12.1 artış gösterdi. Ancak üretimin beklentilerin çok üzerine çıkarak yüzde 25.2 oranında arttığı bir önceki aya aralık ayına göre yüzde 15.3 düşüş yaşandı.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14087930.asp?gid=373


Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
17 yıl (2034 mesaj)
Binbaşı

IMF'siz Türkiye güvenini 5'e katladı

Hazine dün IMF beklentisi olmadan eurobond ihraç etti. 1 milyar dolarlık satış için 11 yıllık eurobond çıkaran Hazine'nin ihracına 5 milyar $ talep geldi. Üstelik düşük maliyetle borçlandı
Hazine Müsteşarlığı, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir stand-by imzalanmayacağının açıklanmasının hemen ardından eurobond ihracı düzenledi. 11 yıllık (2021 vadeli) dolar cinsi tahvil deyim yerindeyse kapışıldı. Hazine'nin 1 milyar dolarlık satışta kestiği 2021 vadeli eurobonduna 5 milyar dolarlık talep geldi. Üstelik tahvilin faizi yüzde 5.75 oldu. Bu son yıllarda yapılan uzun vadeli eurobond ihraçları içinde en düşük maliyetlilerden biri oldu. İhale IMF çapası olmadan maliyetler yükselir söylemini de tekzip etti. Uzmanlar ihalenin başarısını Türkiye'nin düşen risk primine bağladı. Abank Bono Masası Müdürü Barbaros Özüyılmaz "Yüksek talep, düşük faiz Türkiye'nin mali durumunun iyi olduğunun göstergesi" değerlendirmesinde bulundu.

ABD 10 YILLIĞIYLA FARK 2 PUAN
Bu faizi ABD 10 yıllık tahvilleriyle karşılaştırıldığında da oldukça olumlu bir tablo ortaya çıkıyor. ABD'nin 10 yıllık tahvilleri bugün yüzde 3.72'den işlem görüyor. Türk eurobondu ise 5.75'ten satıldı. Bir başka deyişle aradaki fark (spread) sadece 2 puan. Hazine, ocakta 30 yıllık dolar tahvili ihalesi düzenlemiş ve 2 milyar dolar satış gerçekleştirmişti. 30 yıllık tahvilin getirisi ise yüzde 6.85 olmuştu. Tahvile 25 ülkeden 250 civarında yatırımcı ilgi göstermişti. Hazine bu yıl uluslararası piyasalardan 5.5 milyar dolar borçlanılması öngörüyor.

www.sabah.com.tr




Türkiye, IMF 'nin vereceği paraya muhtaç değil. Görüldüğü gibi Hazine'nin açtığı 1 milyar dolarlık ihaleye 5milyar dolar talep gelmiş. IMF daha düşük faizle borç veriyor diye dokuz takla atacak, elalemi iç işlerine karıştıracak halimiz yok. İstikrar ve güven korunduğu müddetçe faiz oranları kendiliğinden düşecektir zaten.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
C
16 yıl (60830 mesaj)
Yarbay

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre mart ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 34,34 artışla 9 milyar 569 milyon 397 bin dolar seviyesinde gerçekleşti.

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'ın da katıldığı Kahramanmaraş'ta düzenlenen basın toplantısında TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, mart ayı ihracat rakamlarını açıkladı.

Büyükekşi'nin verdiği bilgiye göre, bu yılın ilk üç ayında ihracat yüzde 22,36 artışla 25 milyar 686 milyon 32 bin dolar oldu.

Son 12 aydaki ihracat rakamı ise yüzde 13,21 düşüşle, 101 milyar 777 milyon 88 bin dolar olarak gerçekleşti.


http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/04/01/iste_mart_ayi_ihracat_rakamlari


Bu mesaja 1 cevap geldi.
2
16 yıl (7082 mesaj)
Yarbay

Dûsük kur politikasini sürdürebilmek için elde olan her sey satildi ve borçlanildi.Bilmiyorum daha ne kadar dayanacagiz.Hûkümet para bulamadigi gün batariz!
Uganda ile neredeyse ayni derecelendirmeye sahibiz.Tunus bile bize fark atmis.Batmis denen yunanistan bile bizden daha iyi bu degerlendirmede.
http://www.standardandpoors.com/ratings/sovereigns/ratings-list/en/us/?sectorName=Governments&subSectorCode=39&subSectorName=Sovereigns
Su anda elinizdeki para çok degerli.Haddinden fazla degerli.Baska ülkelerin ürerttigini satin aliyoruz.Lale devri geri gelmis.çalismadan saltanat sürûyoruz.
Bakalim bu yaldizli fakat içi kof durumu ne kadar sürdürecegiz!
Benim tahminim Yunanistan öyle veya böyle para bulacak.Durumunu düzeltecek.Peki biz ne yapacagiz?


Bu mesaja 1 cevap geldi.
H
16 yıl (1104 mesaj)
Binbaşı

quote:

Her neyse, kayıtlara geçsin. Imf'yi savunuyorum, türkiye'nin şu anki hali için. Çünkü batmış durumdayız.

Devlet borçlarıyla cebelleşmekten, büyümeye odaklanamıyor. Borç ödemek için bankalardan sıcak parayı çekiyor, bankalar özel sektöre kredi vermiyor dolayısıyla. Büyüme yoksa işsizlik devam eder. Kısır döngü. Imf'den gelecek 40-50 milyar dolar ciddi bir fark yaratabilirdi.


İyi de borçla kalkınabileceğini nasıl düşünüyorsun, dışarıdan gelen harç borçla ekonomi düzelmez, düzelse bu hale gelmezdi.. Ayrıca bizimkilerin unuttuğu bir şey var, artık büyümeye dayalı dünya ekonomik sistemi çökmüştür, siz ''büyümeye dayalı sistem üzerine devam ederseniz, her şartta çökersiniz, stabiliteyi muhafaza edin yeter, ya da az küçülün yeter..

quote:

Hükümetin imf ile anlaşmak istememesinin asıl sebebi bütçeyi rahatça kontrol etmek istemesi. Elbette hiçbir hükümet başkası burnunu soksun istemez. Benim demek istediğim, imf anlaşması olsa, seçim öncesi kesenin ağzı açılamayacaktı. Makarna kömür dağıtımlarına çeki düzen verilecekti.


Hayır, IMF ile anlaşmak istememesi, IMF'nin ''kaynağı belirsiz paraları ülkeye sokma'' demesi yüzünden.. Oysa kaynağı belirsiz paranın ekonomideki yeri devasa.. Bu konu ile ilgili bir yazı.. Okuyunca hemen anlaşılır durum..

http://www.milliyet.com.tr/-doviz-girisi-az-rezervden-yiyoruz-/gungor-uras/ekonomi/yazardetay/13.04.2010/1224237/default.htm


Bu mesaja 4 cevap geldi.
C
16 yıl (1489 mesaj)
Binbaşı

Başbakan esnaflara destek paketini açıklıyor, diğer yandan mahalle bakkalı dönemi bitti diyor, (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13636514.asp )
ama her zaman fire veriyor.

Bir taraftan sıvıyor, diğer taraftan akıtıyor.

Avrupa aksine bu AVM olayına kısıtlama getirirken, bizimkiler marifet yapıyormuş gibi, ha bire AVM açılışına katılıyorlar, (http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=32008&rid=2 )
ha bire AVM'lere destek verip, diğerleri ölsün bitsin bana ne diye es geçiyorlar.

Gross Marketlere tanınan vergi indirimi yüzünden küçük esnaf rekabet edemez hale getiriliyor. Eczanele devri bitsin GrossMarketlerde ilaç satsın diye, sağolsun zengini daha çok zengin olsun diye çabalıyor. Avrupalı küçük esnaf canlansın diye Pazar günleri AVM'leri kapatıyorken bunlar hala AVM'ler için çalışıyorlar.

İyi niyet arayacak olursak, evet AVM'lerde birçok işçi çalışıyor ama işçi olarak ve düşük maaşla çalışıyor. Kendi işletmesini kurmasına izin verilmiyor, insanlar para babalarına sadece işçi-çalışan haline getirilip, köleliştiriliyor.
Tüm iktidarlar fakirden oy alır ama zengine yatırım yapar. Sadece a yada b partisi için geçerli değil.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
E
16 yıl (3730 mesaj)
Yarbay

Ekonomik krizin geldiği son nokta!
http://haber.mynet.com/detay/guncel/aile-butcesine-katki-striptiz/506150
damadın gazetesi yine ilginç başlıklar atmış.ilginç olan şu;
hani bunlar imf yi kovduk! "kaka imf!" propagandası yapıyorlar ya. övünüyorlar yani.
aynı zamanda imf nin içerideki sözcülüğünüde yapıyorlar.onların ağzı ile saf vatandaşı kandırıyorlar.
ilginç değil mi!


Bu mesaja 1 cevap geldi.
T
16 yıl (932 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: fizisyen

yabancı elindeki ekonomi sadece biz degilizki, bu konuda cok karamsarsınız. artık dünyanın herhangi bir noktasındaki firma , dünyanın herhangi bir ülkesine cok rahatbir sekilde girip kar-zarar edebiliyor.kurumsal degilde bireysel olarakta bakınız isvicre.
simdi o adamlar bankalarda eriyen parayı odemeyecekler. bu durumda cogu insan artık o ulkede faize para yatırmayacak.dünyanın nerdeyse bolluk ferah ülkesi saat, balık ve milka :)) ile basbasa kalacak.zamanla epeybi düşcek 38000 dolar.

çoko parti düzenlerler artık:))


isviçre diyince aklıma geldi buyrun size şaka gibi ama yüzde yüz gerçek bir haber

http://www.milliyet.com.tr/faili-mechul-zengin-kim-ve-bu-parayi-nasil-kazandi-/ekonomi/sondakika/15.04.2010/1225362/default.htm

haberin can alıcı ifadesi

Servetini tıpkı Soros veya Mobius gibi uluslararası piyasalarda oynayarak yaptı.
Bir günde 200 milyon dolar kaybettiği de, kazandığı da oldu.
Türk ekonomisini, yaşadığı ülkenin ekonomisinden daha güvenli bulduğu ve Varlık Barışı'nın sağladığı vergi avantajını beğendiği için, getirdi parasını.

neymiş efendim türk ekonomisini isviçreden daha güvenli buluyormuş

insan bunda bir bit yeniği vardır diyor ama nihayetinde ülkeye büyük bir para girişi olmuş

buda başka şaka gibi bir haber

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=973691&title=yazilim-devi-microsofta-cinli-gencleri-somuruyor-suclamasi

bu topicteki başka bir mesajımda ayda 100 dolara çalışacak insanların varlığından bahsetmiştim fazla fiyat vermişim günde 52 cente çalışıyorlarmış, allahım bizi korusun.

belçikalılar, ispanyollar, yunanlılar yan gelip yatan vatandaşlarına ayda 1500-2000 dolar gibi maaşlar vermeye devam etsinler.

bi 10-15 yıl içinde çin ve hindistan hatta burunlarının dibindeki biz arge üretmeye başladığımızda işsizlik maaşları ancak nefes alıp karınlarını doyurabilecekleri çok cüzi mertebelere inecek.

avrupanın geleceği 2-3 ülke hariç türkiyeden çok daha kötü olacak zira tembelliğe alışmış durumdalar


Bu mesaja 1 cevap geldi.
H
16 yıl (1104 mesaj)
Binbaşı

quote:

büyüme olmadıgı içinmi devletin borçlanma faizleri düşük diyorsunuz yani.

yada bankalar kişiye ne kadar cok faiz verirse okadar iyi büyüyoruz, az faiz verirse artık büyümüyoruz.

bu durumda ödedigin faiz ne kadar büyükse o kadar büyüyorsun, ne kadar azsa o kadar az büyüyorsun diyosunuz yani.


Tersten anladınız, eğer büyüme olmazsa devletin gelirleri de düşer, devlet de bu gelirler arasından faize %20 gibi bir pay ayıramaz, ödediği faiz miktarı azalır.. Demek istediğim buydu..

Diğer bir konu da Türkiye'nin güvenli bulunma meselesi ise şudur, Türkiye'de ''nereden buldun yasası'' yoktur, yani siz o parayı nasıl kazanırsanız kazanın, buraya getirme özgürlüğünüz vardır...

Ekonomiyi damarından ilgilendiren bir rapor koymak istiyorum buraya..

http://www.iea.org/textbase/nppdf/free/response_system.pdf

Raporun 10. sayfasına dikkat.. Eğer İngilizce bilmeyen olursa tercüme edebilirim.. Yani 10-15 sonranın hayalini kurmak yerine bugünün gerçeğine hazırlanmak lazım..


Bu mesaja 1 cevap geldi.
A
16 yıl (16373 mesaj)
Yarbay

vardı ya. eminim ben. hatta bakanın biri yargılandı ya.

du bi bakıyım.

http://arsiv.sabah.com.tr/2004/04/28/gnd101.html aha başka ornek cıktı:)
hatta 2003 te kaldırılmış.


Bu mesaja 1 cevap geldi.