Seviyeden bahsedene bakın hele. Aşağıdakileri dedeniz mi yazdı? Ne istiyordunuz: TUİK'in yanılgılarını. Görünce hemen çevir kazı yanmasın ayağı ile konuyu değiştirmece. Tipik yandaş taktiği. Burun sürtülünce hemen konuyu saptırma denemesi. Artık emin oldum ki, Başbakan bile sizin kadar tarafgir değildir.
quote:
Orijinalden alıntı: Dellci
Sayın Reasonable, TÜİK 'in güvenilmez olduğunu, gösterdiği verilerin yalan olduğunu, söylediniz. Benim ısrarla bahsettiğim nokta burasıdır, başka birşey değil.
Ben kurulan ve kapanan şirketler hakkında herhangi bir yorum yapmadığım halde sanki herşeyi güllük gülistanlıkmış gibi gösterdiğimi de söylediniz. Bakın, kurulan ve kapanan şirketler hakkında bir tane yorum yazmış mıyım? Yok. Varsa gösterin, durmayın. Hiçbir yorum yazmadığıma göre, sadece TÜİK'in verilerini taşıdığıma göre benim hakkımda "güllük gülistanlık gösteriyor" imajı yaratamazsınız. Bu yaptığınız iftira atmaktır. Böyle yaparak ancak kendinizi kandırırsınız, aynı TÜİK'in verilerinin sahte olduğunu söylerken ki gibi...
Ya TÜİK hakkında ileri geri konuşmayın, yada konuşuyorsanız iddialarınızı kanıtlarla destekleyin. Kanıt göstermediğiniz takdirde yaptığınız tek şey, açık konuşayım, iftira atmaktır. Size kaç mesajdır anlatmak istediğim sadece ve sadece budur, kurulan veya kapanan şirketler değil...
TÜİK 'in üzerine attığınız çamuru temizlemeniz gerekir. "millet aç", "etrafımda kapanan dükkanlar görüyorum", "haberlerde izliyoruz" gibi kanıtlardan(!) yola çıkarak TÜİK'in verileri sahte, istatistikleri gerçek değil türü cümlelerle kurumda çalışan binlerce insanın hakkını yiyorsunuz. Oturduğunuz yerden insanların onurlarıyla oynuyorsunuz. Hiç tanımadığınız insanları kanıt göstermeden infaz ediyorsunuz. Vicdanınız hiç mi sızlamıyor?
Elbette gereksiz zamlara karşı olmak ve tepki göstermek gerekir ancak yeri geldiğinde zamların gerekli olduğunu da bilmek gerekir.
eğer enflasyonun düşük olduğunu öne süren bir yönetim var ise , merkez bankası ve piyasadaki bankalar faiz oranlarını buna göre aşağı çekmiş ve uzun süredir artırmıyor ve düşüş eğilimindeyse ZAM GEREKLİ değildir ancak pilin bittiğinin ve elde finans için kaynak olmadığının ve deflasyonun çok bariz bir göstergesidir. Bir sabah kalkınca faizlerin deli gibi artmasını şimdiden öngörmek bu duruma bakınca çok da büyük bir tahmin sayılmaz. ancak halen görmeyen gözler için artık ameliyat imkanları kalmadığının ve lokma için savaş verilmesini bir yansımasıdır. halkın talepleri bugun için normal bir hak talebi iken yarın bunun yağömaya dönüşmesi arasında çok ince bir çizgi varDIR.
EKEN ANCAK EKTİĞİNİ BİÇER. şimdi biçmeye başladılar ancak teğet geçerek değil daireyi önce elips yaparak ve sündürerek yapılıyor. hadi hayırlısı
1 yıl önce yapılan hesaplar bazı belirsizliklerden ötürü tam olarak kestirelemeyeceğinden dolayı tahmin edilmektedir. Bu tahminler, çoğu zaman yaklaşık değerlere ulaşır ancak kimi zaman ulaşmaz. Kaldı ki kurum revizyon yapıyor ve bunları yayınlıyor. Kimseden saklamıyor. Sizin gibilerin eline koz olsun diye revizyon yapmıyor, görevini yapıyor.
Burayı atlamışım. Demek TUİK istatistik tutmuyor, tahmin yapıyor öyle mi? Açıkladığı veriler gerçek bilgi değil tahmin demek ki.
Bizde ciddiye alıp yanıt veriyoruz. Herhalde uygun bir yerlerinizle gülmekten kırılıyorsunuzdur.
Sevgili Dellci, Bu konunun başından beri ekonomimizin ne kadar iyi durumda olduğunu, iktidarın ne kadar büyük şeyler başardığını iddia ettiniz. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmayı başardığımızı, kurulan firma sayısının kapanan firma sayısından çok daha fazla olduğunu, devlet gelirlerinin her yıl arttığını ve ekonominin çok iyi durumda olduğuna dair başka deliller sundunuz.
Yeni yıla girdiğimizde ise, bir anda ekonomide durgunluk olduğunu söylediniz ve devletin kendini çevirecek kadar parası olmadığını söylediniz. Hazinenin borçlanması ile daha fazla vergi kıyasınız bir yana, durgunluktan bahsedip de vergileri artırmak ekonomiyi canlandırmak açısından sizce nasıl bir fayda sağlayacaktır? Ben zaten mal alamıyorum, vergiler artıyor ve doğal olarak, alamadığım malın fiyatı da artıyor. Bu işte bir gariplik yok mu? Yoksa, vergi konulan ürünlere bakarak konuşmamız gerekirse, akaryakıta gelen zam sonucunda ekmek de dahil olmak üzere bütün hayati ihtiyaçlarımıza zam gelmiş olmaz mı? Aynı şekilde enerfiye gelen zamlar bu tür bir etki yaratmaz mı? Bunun çözümü nedir sizce? Daha az ekmek yemek mi, yoksa işsizliğin rekor üzerine rekor kırdığı dönemde ek iş bulmak gibi olağanüstü bir yetenek mi sergilemek gerekir?
Yukarıdaki zamlar kesinlikle gereklidir. Bu konuda sanırım aynı fikirdeyiz. Biz baştan beri bu zamları savunuyoruz zaten, çünkü devletin artık kendi borçlarını ödeyemeyecek duruma geldiğini, satacak kıymetli bir KİT'in kalmadığını, ekonominin çöktüğünü ve devletin artık üretimden ya da istihdamdan vergi kaynağı sağlayamadığını son olarak boğazımızdan geçen ekmeğe saldırdığını söylüyoruz.
Sayın webbie, sizin için herşey biranda oluyormuş gibi olabilir, ona birşey diyemem. Ben en başından beri gerçekçiyim ama her yorumum ısrarla bir tarafa itiliyor...
Bakınız ben ekonominin iyi taraflarını söylediğimde, bu asla ekonomi MÜKEMMEL demek değildir... Finansal krizin teğet geçtiğini söylerim ama bu demek değildir ki krizden hiç etkilenmiyoruz. "Zamlar gereklidir" demek "Hazine iflas etmiştir" demek değildir... Ekonomi iyiye gidiyor dediğim zaman, ilginç bir şekilde durgunluğu görmezden geldiğimi sanıyorunuz. Söylediklerimi o kadar yanlış değerlendiriyorsunuz ki anlatamam... "Durgunluk var" diyorum, bu seferde "hani ekonomi süperdi?" edebiyatı yapıyorsunuz...
Bütün bunların bir ortası yok mudur? İlla hep en uçlarda mı olmak gerekir?... Şu "ya hep ya hiç" , "ya bizdensin ya onlardan!" anlayışını bir kenera bırakmanızı tavsiye ederim.
Bakınız, siz diyorsunuz ki "ekonomi çöktü! Bu yüzden devlet de vatandaşın boğazından geçen ekmeğe saldırıyor!" Bense "Devletin borçlanmasıyla vatandaşın ödeyeceği vergi arasındaki denge iyi kurulmalıdır" diyorum.
Mal alamadığınızı söylüyor, "alamadığım gibi bir de zam geliyor" diyorsunuz. Eğer mal alamasaydınız devlet zam yaparak "daha fazla" gelir elde edemezdi. Demek ki devlet mal alabileceğinizi tahmin ediyor ve buradan gelecek "daha fazla" geliri çoktan hesaplamış durumda. Aynı şekilde, bir kaç ay önce, devlet mal almayacağınızı tahmin edip, "ötv indirimi" yaptığında daha çok gelir elde edeceğini hesapladığı gibi şimdi de tam tersini yapıyor. Siz, devletin, sizden bir adım önde olduğunu göremiyorsunuz. Gariplik işte tam da burada.
Ayrıca lütfen biraz gerçekçi olun... Devletin borçlarını ödeyemeyecek duruma geldiğini de nereden çıkartıyorsunuz? Kendinizi kandırmayın. Hazine'nin borçlarını çeviremediğine dair en ufak bir belirti gösteremezsiniz (varsa gösterin). Hazine'nin para bulma sorunu yoktur, faizler de tarihin en dip seviyesindedir. Böyle tarihi bir tablo varken "Hazine borcunu çeviremiyor!" edebiyatı yaparak ancak kendinizi kandırırsınız. Sanırım siz hala IMF'den dilendiğimiz günlerin etkisinden bir türlü kurtulamadınız. Hazine para bulamıyor ve borcunu çeviremiyor olsaydı şimdi deli gibi para basıyor olurdu ki bu da enflasyonun artmasına sebep olurdu. Enflasyon da tarihi bir dipte olduğuna göre herhalde yine dönüp dolaşıp "yakın zamanda çözülmesi imkansız olan" işsizlik hakkında konuşacağız.
1 yıl önce yapılan hesaplar bazı belirsizliklerden ötürü tam olarak kestirelemeyeceğinden dolayı tahmin edilmektedir. Bu tahminler, çoğu zaman yaklaşık değerlere ulaşır ancak kimi zaman ulaşmaz. Kaldı ki kurum revizyon yapıyor ve bunları yayınlıyor. Kimseden saklamıyor. Sizin gibilerin eline koz olsun diye revizyon yapmıyor, görevini yapıyor.
Burayı atlamışım. Demek TUİK istatistik tutmuyor, tahmin yapıyor öyle mi? Açıkladığı veriler gerçek bilgi değil tahmin demek ki.
Bizde ciddiye alıp yanıt veriyoruz. Herhalde uygun bir yerlerinizle gülmekten kırılıyorsunuzdur.
Sayın lehrer35... Ben "TUİK tahmin yapıyor" demedim Benim "bir yerlerimden" bahsetmeden önce bir düzgün okumayı öğrenin...
Devlet, bütçe görüşmeleriyle gelirlerini giderlerini, herşeyini 1 yıl önceden tahmin eder. Fakat TÜİK asla tahmin etmez. TÜİK gerçekleşen veri neyse onu istatistik olarak tutar.
TÜİK istatistik yayınlayacağı zamanları önceden belirler ve buna göre çalışır. Bu yüzden istatistik yayınlandığı zaman ancak o an elinde olan verileri kullanarak istatistik yapabilir. Revizyonun nedenide burada yatmaktadır. TÜİK istatistik yayınlarken eline henüz daha yeni bilgi geçmemiş olabilir. Bazı veriler TÜİK'e eksik yada geç ulaşmış olabilir, gayet normaldir. Sonuçta TÜİK revizyon yapıyor ve gerçek değerleri eninde sonunda ne olursa olsun gösteriyor. Önemli olan budur.
Bu yüzden istatistik yayınlandığı zaman ancak o an elinde olan verileri kullanarak istatistik yapabilir. Revizyonun nedenide burada yatmaktadır. TÜİK istatistik yayınlarken eline henüz daha yeni bilgi geçmemiş olabilir. Bazı veriler TÜİK'e eksik yada geç ulaşmış olabilir, gayet normaldir.
TUİK ile Ergenekon savcılarını karıştırdınız sanırım. TUİK verilerini "bir dost" rumuzlu ihbarcılardan değil bizzat 3000 in üzerindeki personeli ile direkt kaynağından alır. Kurumun çalışmasından bile haberiniz yok, hababam fikir üretiyorsunuz. TUİK olası bilgiler üzerinden değil, personeli vasıtası ile elde ettiği net bilgilerden üretir. Bu nedenle yanlışlık mümkün değildir. Bu iktidara gelinceye kadar (hoş, ozamanlar DİE idi!) hiç revizyon falan yapmazdı. Tıpkı muadili diğer dünya devletlerinin istatistik kurumları gibi. Her ne hikmetse akepe iktidarında hata yapmaya başladı. Bu nedenle TUİK hakkında şüpheler haklıdır ve bu şüpheleri dile getirenler devlet düşmanlığı yapmakla suçlanamaz. Şimdi sn. Reasonable'dan şu ithamlarınız için özür dilemelisiniz.
quote:
Ya TÜİK hakkında ileri geri konuşmayın, yada konuşuyorsanız iddialarınızı kanıtlarla destekleyin. Kanıt göstermediğiniz takdirde yaptığınız tek şey, açık konuşayım, iftira atmaktır.
TÜİK 'in üzerine attığınız çamuru temizlemeniz gerekir. "millet aç", "etrafımda kapanan dükkanlar görüyorum", "haberlerde izliyoruz" gibi kanıtlardan(!) yola çıkarak TÜİK'in verileri sahte, istatistikleri gerçek değil türü cümlelerle kurumda çalışan binlerce insanın hakkını yiyorsunuz. Oturduğunuz yerden insanların onurlarıyla oynuyorsunuz. Hiç tanımadığınız insanları kanıt göstermeden infaz ediyorsunuz. Vicdanınız hiç mi sızlamıyor?
TUİK ile Ergenekon savcılarını karıştırdınız sanırım. TUİK verilerini "bir dost" rumuzlu ihbarcılardan değil bizzat 3000 in üzerindeki personeli ile direkt kaynağından alır. Kurumun çalışmasından bile haberiniz yok, hababam fikir üretiyorsunuz. TUİK olası bilgiler üzerinden değil, personeli vasıtası ile elde ettiği net bilgilerden üretir. Bu nedenle yanlışlık mümkün değildir.
Sayın lehrer35, ben revizyonun nedenlerini yazdım. Revizyonun nedeni bilgilerin eksik veya geç gelmesiyle ilgilidir. Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz İdeolojiniz çerçevesinde konuşuyorsunuz. Konuyu yine akepeyle doldurdunuz. Akepeniz batsın
quote:
Bu iktidara gelinceye kadar (hoş, ozamanlar DİE idi!) hiç revizyon falan yapmazdı. Tıpkı muadili diğer dünya devletlerinin istatistik kurumları gibi. Her ne hikmetse akepe iktidarında hata yapmaya başladı.
Üzerinde Atatürk'ün resmi olan Türk Lira'sına takır takır 6 tane sıfır yerleştirilirken DİE 'nin hesaplarının ne kadar modern(!) olduğu ortadaydı. TÜİK ile birlikte modern hesaplama yöntemlerine geçildi. Dünya Bankası, Eurostat, OECD ülkeleriyle uyum çerçevesinde hesaplamama sistemleri çok daha güvenilir hale getirildi.
quote:
Bu nedenle TUİK hakkında şüpheler haklıdır ve bu şüpheleri dile getirenler devlet düşmanlığı yapmakla suçlanamaz. Şimdi sn. Reasonable'dan şu ithamlarınız için özür dilemelisiniz.
Bir kere revizyon yapılması, bütün şüpheleri ortadan kaldırır. Revizyon yapılmasaydı eksik bir bilgiye bakmış olurduk. Şimdi bunu bir hazmedin, gelin. Sonra yine yazacak ideolojik birşeyler bulursunuz
Ben sayın Reasonable 'ı asla devlet düşmanlığıyla suçlamıyorum. Sadece kanıt göstermeden ortaya atılan iddialar devletin kurumuna zarar verir diyorum. Sayın Reasonable'ın bir devlet kurumuna isteyerek zarar vereceğini hiç aklımın ucundan geçirmedim. Bu arada başkasının avukatlığına soyunmanıza hiç gerek yok
Sayın JP!!!!!!!, söylediklerinizde çok haklısınız.
Türkiye'de 48milyondan fazla insan çalışma çağı yaşında olmasına rağmen Türkiye'nin yaratabildiği istihdam 21milyon civarında. Kimsenin elinde sihirli değnek olmadığına göre istihdam rakamları kısa ve orta vadede 30-40milyon olamayacak. Yani Türkiye'nin işsizlik problemi yakın zamanda çözülebilecek durumda değil. "İşsizlik!" diye ağlamanın hiç kimseye bir faydası yok...
Öncelikle gerçekler kabul edilmeli. Devletten yetkililer 2010-2011-2012 falan diye planları açıklıyorlar, millet isyan ediyor "işsizlik!" diye... Yahu sanki adam "yarın çekilişsiz kurasız 1 milyon kişiye iş veriyoruz!" diye açıklama yapacaktı Öyle bile olsa 1 milyon yine yetmez, az gelir... Düşünün artık... Sonra bakıyorsunuz istihdam rakamları belli ama insanlar henüz kendileri gibi milyonlarca rakipleri olduğunun farkına varabilmiş değil. "72milyon nüfus" deyince sanal birşeymiş gibi geliyor insanlara. "50milyona yakın insan çalışma çağı yaşında" deyince kimse aldırış etmiyor. Sanki birgün bir mucize olacak da hayata bir yerden atılacaklarmış gibi beklemekteler. Herşeyi devletten bekleyen zihniyet öylesine kökleşmiş ki... Sanıyorlarki devlet adamı elinden tutuyor işe götürüyor... Hayatında ilköğretim ve liseyi bitirmek dışında özel hiçbir başarısı olmamış insanlar, iyi kötü üniversiteden de mezun olunca kendilerini nitelikli atfediyorlar. "Ne iş bilirsin?" Cevap yok... Tamam eğitim sistemimiz de kötü ama ne yapalım? Eğitim sistemi değişse sen bu saatten sonra kurtulacak mısın? Yok... Eğitim sistemi kötü, istihdam az diye sen işsiz kalmak zorunda mısın?... Hani nerede taşı sıksa suyunu çıkartacak, tuttuğunu koparan, yaratıcı Türk gençleri? Atatürk, yatsınlar yatsınlar günün birinde devlete kapağı atsınlar diye mi Cumhuriyeti gençlere emanet etti?! Telekom'da 100bin (Yunan ordusu gibi) insanın çalıştığı devirler, o denizler artık yok. Yeni deniz "vasıfsız eleman denizi". Önce herkes nitelikli elemanın mumla arandığı bir ülke olduğumuzu anlamalı. İnsanlar kendilerini geliştirmeye bakacaklar, en az bir konuda uzmanlaşacaklar. Başka çare yok...
"Armuş piş ağzıma düş" devri kapandı, artık "Bu deve güdülecek!" devri başladı. Bence Olması gereken de budur.
Adamın elinde kendini geliştirecek imkanlar yoksa ne yapacak peki? Okuyamadıysa örneğin? Vasıfsız olmak bitek onun suçu mu? Bu devlet neden acaba vasıfsız işçilerinden daha çok yararlanmak için projeler üretmez. Mesela meslek edindirme projeleri? Devletin tabiki amacı insanlara bir gecede iş bulmak değil, iş istihdamlarının oluşmasını sağlamaya aracı olmaktır Üniversiteyi bitiren nitelikli sayar kendini falan filan demişssin. Bu ülkede insanların üniversiteye gitme amacının nasıl oluyor da bu kadar görmezden gelebiliyorsun? Ben hatırlatayım bari, dünyada gelişmiş ülkelerde üniversiteye gitmenin amacı insanların bilgiye ulaşma isteği/ihtiyacıdır. Biz de ise daha iyi koşullarda çalışabilme isteğidir.
Evet bu ülkede boş boş oturan insanlar devri kapandı. Devir artık ona buna yaranıp dayın varsa biryerlere gelebilme devridir. Devir ya zenginsin ya fakirsin zamanıdır..
Sayın lehrer35, ben revizyonun nedenlerini yazdım. Revizyonun nedeni bilgilerin eksik veya geç gelmesiyle ilgilidir. Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz İdeolojiniz çerçevesinde konuşuyorsunuz.
Bir kere revizyon yapılması, bütün şüpheleri ortadan kaldırır. Revizyon yapılmasaydı eksik bir bilgiye bakmış olurduk. Şimdi bunu bir hazmedin, gelin. Sonra yine yazacak ideolojik birşeyler bulursunuz
Revizyonların nedenini ne siz yazdınız, ne de TUİK başkanı tatmin edici bir şekilde açıkladı. Sadece "işte açıkladık ya daha ne olsun(!)" açıklaması ile millet saf yerine konularak üstü örtülmeye çalışıldı, kimse de üstüne gitmedi.
En büyük hata, 9 Şubat 2009 Sanayi üretim verisi açıklamasında textil sektöründe % 40 büyüme gösterilerek yapıldı. Merakla bekleyen kamuoyu bu bilginin doğru olamayacağı itirazında bulununca 4 saat sonra veri, doğrusu olan % 23,7 küçülme ile düzeltildi. Bu hata konusunda başkanın açıklaması şu idi: "Öyle zannediyorum ki belli durumlarda bu içsel tutarlılık programları çalışmamış. Bu neden olabilir? Bu bir bilgisayar çökmesinden kaynaklanmış olabilir, o sırada editten kaçmasından olabilir o verilerin. Ama nihai sonucu biz bu incelemenin, araştırmanın sonucunda ancak elde edebileceğiz"
Ömer Toprak, yaşanan hataya ilişkin incelemeyi bir hafta içinde sonuçlandırmaya çalışacaklarını da kaydederek, yapılan hatadan dolayı TÜİK olarak, çok üzgün olduklarını söyledi.
Bir hafta sürmesini beklediği inceleme hiç bitmedi anlaşılan. Daha sonra seçmen sayıları skandalı patlak verdi. Onunla ilgili açıklamasında bu hataya da değindi. Güya(!) açıklama şu: Akıllı programla çalıştığımızı söylemiştim. Bu sıkıntı ilk çıktığı zaman da akıllı programda bu hatanın normalde olmaması gerektiğini hissettik. Hemen bir hata olup olmadığına baktık. Soruşturduk. Sonunda bulduk. Hayır akıllı programdan olmamış. Akıllı program gerekli alarm mekanizmalarını vermiş. Birim hatası yapılmış. Evet TÜİK hata yaptı ama zaten hatayı ben söyledim. Kimse şunu söylemedi TÜİK hata yaptı ama hemen de hatasından döndü. Bu Türkiye'de çok alışılmış bir şey değildir. O ayın üretiminde bana rakam geldiği zaman ben her zaman bakarım, sorarım neden olmuş, bana getiren kişi benden önceki en üst makamdaki kişidir. Onun açıklamasını dinlerim. Tatmin olmazsam alt düzeye kadar inerim. Bizim zaten farkında olduğumuz bir şeydi o. Kendi verimize, alandan gelen veriye güvenden kaynaklandı. Biz alandan gelen veriye teslim olacağız. Alandan derlediğim rakam kutsaldır ben onun hiç bir şeyine dokunmam. Hadi canım öyle olmaz diyemem dedektiflik değil benim görevim. Sanayi üretiminde gördünüz. Hata yaparsak da açıklarız. Şahsen bununla ilgili bir bedel vardıysa hemen ödemeye hazırdım. Bunu da paylaştım. Ama bir tepki olmadı."
Neymiş hatanın nedeni, anlayan beri gelsin. Birim hatası. Sonra sizin yaptığınız demogojiye başlıyor. Revizyon olur da, cart ta curt ta. Ne demek revizyon olur da? Sen devletin en önemli kurumusun kardeşim. Dünyadaki benzerlerin neden yapmıyor böyle hatalar? Hiç böyle savunma mı olur? Hadi bir defa olur onlarca kez, hem de hep en önemli konularda hata yapılır durur ve bu savunulabilir mi? Bu adam, eğer, o hataları yapması için oraya getirilmedi ise, orada tutulur mu?
Özetle: TUİK'e güvenmeyenlerin bir sürü haklı nedenleri vardır. Türkiyenin en güvenilir kurumu olması gereken TUİK siyasi etki nedeniyle hatalı açıklamaalr yapmaktadır.
Tekstilde bir birim hatası yapılmış ve 4 saat içinde düzeltilmiş. Düşüşte olduğu apaçık ortada olan bir sektörde %40 gibi devasa bir üretim artışı görülmesi olanaksızdır. Bu hemen herkesin gözüne batar. Rakamlarla oynayarak milleti kandıracak kadar sinsi, sahtekar, hain insanlar inanın böyle hatalar yapmazlar. En azından artış olan sektörlere 1er puan eklerler kimsenin ruhu duymaz. -23 'de olan bir veriyi +40 'a çıkararak sinsi(!) misyonlarını kimseye çaktırmazlar.
6 milyon hayali seçmen sayısı yumurtlayan, yakalanınca suçu içişleri bakanlığına atan, geçen yıl 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 255 lira diye açıklayarak vicdansızlığını kanıtlayan, her birimizi bir gecede 2000 $ birden zenginleştiren, yalancı çoban durumuna getirilmiş bir kurumdan bahsediyoruz. Zaten artık hiç kimse ciddiye bile almıyor. İstatistik kurumu bilenlerin gözünde tarot falcısı durumuna düşürülmüştür. Verilerine bakarlar ama hiç ciddiye almazlar. Sanayi üretim verilerindeki büyük yanlışlık bir avrupa ülkesinde yaşanmış olsaydı o ülkenin para piyasaları müthiş hareketler yapardı. Bizde ise yaprak kıpırdamadı. İktidar, TUİK'i siyasallaştırarak, onun güvenirliğini yok etmiştir.
İkide bir "iktidar", "siyasallaştırmak" edebiyatı yapmayın. TÜİK'in siyasallaştırıldığına dair kanıt gösteremezsiniz.
Tüik başkanı Ömer Demir, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanmıştır. Daha sonra da yine aynı cumhurbaşkanı tarafından YÖK üyeliğine atanmıştır. YÖK başkanvekilidir. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a yakınlığı ile bilinmektedir.
"...Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal:
TÜİK, yılda 4 kez büyüme rakamlarını açıklıyor. Her açıklamada bir önceki verilerini yalanlıyor. Ne demek istediğimizi çarpıcı bir örnekle açıklayalım. Geçen yıl TÜİK birinci çeyrek büyüme rakamlarını açıklarken tarım sektörünün yüzde 1.1 büyüdüğünü duyurdu. Daha sonra ikinci, üçüncü ve son çeyrekteki büyüme rakamlarını açıklarken bu rakam her seferinde revize edildi. Ortaya çok komik bir durum çıktı. TÜİK’ in verilerine göre tarım sektörü 2007′nin ilk çeyreğinde yüzde 1.1 büyüdü, sonra bu rakam revize edildi ve tarımın yüzde 1.1 değil, yüzde 4.4 büyüdüğü açıklandı. Daha sonra yüzde 4.4 rakamı da 2.9 olarak revize edildi. Bir sonraki açıklamada tarım sektörünün büyümediği, yüzde 6.9 küçüldüğü açıklandı. Fakat bu rakamda revize edildi ve yıl sonunda tarım sektörünün 2007′nin ilk çeyreğinde yüzde 5.1 küçüldüğüne karar verildi. Yüzde 1.1 büyüme diye açıklanan rakam en sonunda yüzde 5.1 küçülme olarak kabul edildi. Yaşar Uysal’ın yaptığı çalışmaya göre büyüme rakamları 2006′da tam 14 kez, 2007′de 11 kez revize edildi. 2008′de de rakamlar sürekli revize ediliyor.
@Dellci kaynak kaynak diye bağırıyordunuz alın size kaynak...Nette aratırsanız karşınıza bunun gibi binlerce şey çıkıyor üşenmeyip bakabilirsiniz.
Ben Hazine daha az borçlansın diye daha çok vergi ödemeyi kabul ederim. Ancak başka birisi daha çok vergi ödemeyi kabul etmek istemez ve Hazine borçlansın isteyebilir. Arada çok ince bir çizgi olsa da bu denge inanılmaz önemlidir.
Elbette gereksiz zamlara karşı olmak ve tepki göstermek gerekir ancak yeri geldiğinde zamların gerekli olduğunu da bilmek gerekir. Önemli olan yanlış yönetim sonucunda değil, gerek görüldükçe zam yapılmasıdır. Aksi takdirde ne vatandaş vergisini ödeyebilir, ne de Hazine yeterli borç bulabilir. Hatırlarsanız bu acı durumu 2001 krizinde yaşamıştık
hazine'nin kaynakları çar çur edildiyse, ayrıca küresel kriz tedbirsiz karşılandıysa, bunun bedelini halk neden ödüyor. Ayrıca imf'den neden kredi çekmiyorlar, halkı soymak yerine. 2001 krizinde çok acı şeyler yaşandı ama bunun bedelini hükümet ödedi, ilk seçimde sandığa gömüldü. Bu hükümeti de benzeri bir akıbet bekliyor.
Bakınız, GSMH veya üretim rakamları hesaplanırken bazı bilgiler doğası gereği eksik veya geç gelebilir. Ancak TÜİK istatistikleri ne zaman açıklayacağını çok önceden belirler. Yani TÜİK bir veriyi açıklarken tam zamanında açıklar, ancak ülkenin dört bir tarafından toplanan veriler kuruma tam zamanında ulaşmayabilir.
Şimdi şurayı iyi anlamanız gerekiyor. TÜİK 2006 yılının ilk çeyreğinin büyüme rakamlarını "şu tarihte açıklayacağım" dediği zaman o tarihte açıklar. Veri açıklanmak için hazır olduğunda henüz bütün veriler kurumun eline geç veya eksik gelmiş olabilir (Bu durum kayıt dışı ekonomi ve hantal bürokrasinin bir sonucudur. "Avrupa'da niye hiç revizyon yok?" Sorusunun yanıtı da burada gizlidir çünkü Avrupa'da kayıt dışı ekonomi yoktur.). Artık veri açıklandı ve hepimiz rakamları gördük diyelim. Ama gördüğümüz rakamlarda kurumun eline eksik veya geç gelmiş bilgiler henüz bulunmamaktadır. Bu yüzden bir sonraki büyüme rakamları açıklanırken bu eksik veya geç gelmiş bilgiler doğrultusunda eski büyüme rakamı da revize edilerek vatandaşa gösterilir. Burada amaç gerçek rakamların tam olarak gösterilmesidir.
Farklı bir amaç olsa zaten hiç revizyon yapılmazdı. Bu durumda kimsenin hatadan haberi olmaz, ruhu duymaz, TÜİK mutlu mesut yaşardı
Şimdi 2006 ve 2007 rakamları neden bu kadar çok revize edildi kısmına gelelim. Arkadaşlar, sanırım hatırlamıyorsunuz ama TÜİK 2008 yılında AB 'ye uyum çerçevesinde yeni hesaplama metodlarının kullanımına geçti. Bugün Eurostat'ın bütün Avrupa'dan talep ettiği hesaplama yöntemlerini Türkiye de kullanıyor. Bu bağlamda bu yeni hesaplama yöntemleriyle 2006 ve 2007 rakamları tekrar hesaplandı ve eksi rakamlar revize edildi. Bundan daha doğal ne olabilir?
Kurumun bu çalışkanlığının ve mutlak dürüstlük için yaptığı revizyonların kurumun aleyhinde kullanılması gerçekten çok garibime gidiyor. Meyve veren ağaç taşlanır misali çalışan kurum göze batıyor. Zaten şu hükümet bir değişsin, eminim sizler de TÜİK'i çok seveceksiniz
İkide bir "iktidar", "siyasallaştırmak" edebiyatı yapmayın. TÜİK'in siyasallaştırıldığına dair kanıt gösteremezsiniz.
Tüik başkanı Ömer Demir, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanmıştır. Daha sonra da yine aynı cumhurbaşkanı tarafından YÖK üyeliğine atanmıştır. YÖK başkanvekilidir. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a yakınlığı ile bilinmektedir.
Yani? TÜİK başkanı Bakanlar Kurulu tarafından atanır. Türkiye İstatistik Kanunu'nda herşey açık ve net belirtilmiştir:
MADDE 23.- Başkanlığa atanacaklarda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen genel şartlara ilâve olarak; a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının istatistik, matematik ve sosyoloji bölümleri ile iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler, siyasal bilgiler, mühendislik ve hukuk fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak, b) Başkanlıkta veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında Kurumun görev alanı ile ilgili konularda en az daire başkanı, dengi veya üstü kadrolarda asgarî iki yıl görev yapmış ya da üniversitede en az beş yıl öğretim üyesi olarak çalışmış olmak, Şartları aranır. Başkan, Bakanlar Kurulu kararı ile beş yıl süre için atanır. Süresi dolan Başkan aynı göreve bir defaya mahsus olmak üzere tekrar atanabilir. Başkanın görev süresi dolmadan görevine son verilemez. Başkan, ancak, resmî sağlık kurulu raporuyla görevini devamlı yapmasına engel olabilecek durumun tespiti veya atamaya ilişkin şartları kaybetmesi hâlinde atama usûlüne göre süresi dolmadan görevden alınabilir.
Bahsi geçen şartlar sağlandığı müddetçe bir problem göremiyorum. Ayrıca TÜİK başkanlığı yapmış bir kimse, YÖK üyeliği yapamaz gibi bir kanun bir kural da yoktur. Ömer Demir 'in Yusuf Ziya Özcan'a yakınlığı olabilir, bu demek değildir ki ortada siyasi bir "üç kağıt" var... İnsanlar gereken şartları sağladığı sürece bazı görevlere atanabilirler. Öküz altında buzağı aramanın alemi yok.
Sata sata bitirdiler.Şimdi nereyi satacaklar acaba. 200 milyon dolara kuruluşu yandaşa ver, sonra yandaş onu 900 e dışarıya satsın. adamın cebinde beş kuruşu yokken zengin oluyor. sonrada bu rezaletleri örtbas edecek laf kalabalığı yap.
söylemeyi unuttum; o paraları tek başına adama yedirmezler
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi eloko -- 3 Ocak 2010; 19:39:49 >
Ben Hazine daha az borçlansın diye daha çok vergi ödemeyi kabul ederim. Ancak başka birisi daha çok vergi ödemeyi kabul etmek istemez ve Hazine borçlansın isteyebilir. Arada çok ince bir çizgi olsa da bu denge inanılmaz önemlidir.
Elbette gereksiz zamlara karşı olmak ve tepki göstermek gerekir ancak yeri geldiğinde zamların gerekli olduğunu da bilmek gerekir. Önemli olan yanlış yönetim sonucunda değil, gerek görüldükçe zam yapılmasıdır. Aksi takdirde ne vatandaş vergisini ödeyebilir, ne de Hazine yeterli borç bulabilir. Hatırlarsanız bu acı durumu 2001 krizinde yaşamıştık
hazine'nin kaynakları çar çur edildiyse, ayrıca küresel kriz tedbirsiz karşılandıysa, bunun bedelini halk neden ödüyor. Ayrıca imf'den neden kredi çekmiyorlar, halkı soymak yerine. 2001 krizinde çok acı şeyler yaşandı ama bunun bedelini hükümet ödedi, ilk seçimde sandığa gömüldü. Bu hükümeti de benzeri bir akıbet bekliyor.
-Hazine'nin kaynaklarının çar çur edildiğini hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz?
-Imf'den kredi çekmiyorlar çünkü Imf tamamiyle ithalata yönelik kredi vermek istiyor. Hükümet ise her türlü parayı büyümek için kullanmak istiyor. Ayrıca Imf, bütçe açığına sebep olan birçok kalemde kısılmaya gidilmesini talep ediyor. Hükümet ise sosyal devletin gereği olan harcamalardan kesinti yapmak istemiyor.
-Küresel kriz dalgası Türkiye'ye ulaşmadan önce ne gibi tedbirler alınmalıydı bunları söyler misiniz?
Benim bildiğim kadarı ile yabancılar her ihaleye doğrudan giremiyor. hem zaten girebilse bile bu işlerin nasıl kotarıldığını bilmemek için uzayda falan yaşamak lazım. Bu durumu da hükümet değiştirecekmiş zaten,verilen sözlerin doğrultusunda. kaldırım yenileme ihalesine bile girebilecekmiş yabancılar. karınlar iyice doysun diye beklendi sanırım. sayın dellci bugüne kadar hep başka yerden salata yediğiniz anlaşılıyor. birazda benim salatalarımı yiyin.tadı güzeldir.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
eğer enflasyonun düşük olduğunu öne süren bir yönetim var ise , merkez bankası ve piyasadaki bankalar faiz oranlarını buna göre aşağı çekmiş ve uzun süredir artırmıyor ve düşüş eğilimindeyse ZAM GEREKLİ değildir ancak pilin bittiğinin ve elde finans için kaynak olmadığının ve deflasyonun çok bariz bir göstergesidir. Bir sabah kalkınca faizlerin deli gibi artmasını şimdiden öngörmek bu duruma bakınca çok da büyük bir tahmin sayılmaz. ancak halen görmeyen gözler için artık ameliyat imkanları kalmadığının ve lokma için savaş verilmesini bir yansımasıdır. halkın talepleri bugun için normal bir hak talebi iken yarın bunun yağömaya dönüşmesi arasında çok ince bir çizgi varDIR.
EKEN ANCAK EKTİĞİNİ BİÇER. şimdi biçmeye başladılar ancak teğet geçerek değil daireyi önce elips yaparak ve sündürerek yapılıyor. hadi hayırlısı
Burayı atlamışım. Demek TUİK istatistik tutmuyor, tahmin yapıyor öyle mi? Açıkladığı veriler gerçek bilgi değil tahmin demek ki.
Bizde ciddiye alıp yanıt veriyoruz. Herhalde uygun bir yerlerinizle gülmekten kırılıyorsunuzdur.
Bu mesaja @Dellci cevap verdi. Cevapları Gizle
Sayın webbie, sizin için herşey biranda oluyormuş gibi olabilir, ona birşey diyemem.
Ben en başından beri gerçekçiyim ama her yorumum ısrarla bir tarafa itiliyor...
Bakınız ben ekonominin iyi taraflarını söylediğimde, bu asla ekonomi MÜKEMMEL demek değildir...
Finansal krizin teğet geçtiğini söylerim ama bu demek değildir ki krizden hiç etkilenmiyoruz.
"Zamlar gereklidir" demek "Hazine iflas etmiştir" demek değildir...
Ekonomi iyiye gidiyor dediğim zaman, ilginç bir şekilde durgunluğu görmezden geldiğimi sanıyorunuz.
Söylediklerimi o kadar yanlış değerlendiriyorsunuz ki anlatamam... "Durgunluk var" diyorum, bu seferde "hani ekonomi süperdi?" edebiyatı yapıyorsunuz...
Bütün bunların bir ortası yok mudur? İlla hep en uçlarda mı olmak gerekir?...
Şu "ya hep ya hiç" , "ya bizdensin ya onlardan!" anlayışını bir kenera bırakmanızı tavsiye ederim.
Bakınız, siz diyorsunuz ki "ekonomi çöktü! Bu yüzden devlet de vatandaşın boğazından geçen ekmeğe saldırıyor!"
Bense "Devletin borçlanmasıyla vatandaşın ödeyeceği vergi arasındaki denge iyi kurulmalıdır" diyorum.
Mal alamadığınızı söylüyor, "alamadığım gibi bir de zam geliyor" diyorsunuz. Eğer mal alamasaydınız devlet zam yaparak "daha fazla" gelir elde edemezdi. Demek ki devlet mal alabileceğinizi tahmin ediyor ve buradan gelecek "daha fazla" geliri çoktan hesaplamış durumda.
Aynı şekilde, bir kaç ay önce, devlet mal almayacağınızı tahmin edip, "ötv indirimi" yaptığında daha çok gelir elde edeceğini hesapladığı gibi şimdi de tam tersini yapıyor.
Siz, devletin, sizden bir adım önde olduğunu göremiyorsunuz. Gariplik işte tam da burada.
Ayrıca lütfen biraz gerçekçi olun... Devletin borçlarını ödeyemeyecek duruma geldiğini de nereden çıkartıyorsunuz? Kendinizi kandırmayın. Hazine'nin borçlarını çeviremediğine dair en ufak bir belirti gösteremezsiniz (varsa gösterin). Hazine'nin para bulma sorunu yoktur, faizler de tarihin en dip seviyesindedir. Böyle tarihi bir tablo varken "Hazine borcunu çeviremiyor!" edebiyatı yaparak ancak kendinizi kandırırsınız. Sanırım siz hala IMF'den dilendiğimiz günlerin etkisinden bir türlü kurtulamadınız. Hazine para bulamıyor ve borcunu çeviremiyor olsaydı şimdi deli gibi para basıyor olurdu ki bu da enflasyonun artmasına sebep olurdu. Enflasyon da tarihi bir dipte olduğuna göre herhalde yine dönüp dolaşıp "yakın zamanda çözülmesi imkansız olan" işsizlik hakkında konuşacağız.
Sayın lehrer35...
Ben "TUİK tahmin yapıyor" demedim
Benim "bir yerlerimden" bahsetmeden önce bir düzgün okumayı öğrenin...
Devlet, bütçe görüşmeleriyle gelirlerini giderlerini, herşeyini 1 yıl önceden tahmin eder. Fakat TÜİK asla tahmin etmez. TÜİK gerçekleşen veri neyse onu istatistik olarak tutar.
TÜİK istatistik yayınlayacağı zamanları önceden belirler ve buna göre çalışır. Bu yüzden istatistik yayınlandığı zaman ancak o an elinde olan verileri kullanarak istatistik yapabilir. Revizyonun nedenide burada yatmaktadır. TÜİK istatistik yayınlarken eline henüz daha yeni bilgi geçmemiş olabilir. Bazı veriler TÜİK'e eksik yada geç ulaşmış olabilir, gayet normaldir. Sonuçta TÜİK revizyon yapıyor ve gerçek değerleri eninde sonunda ne olursa olsun gösteriyor. Önemli olan budur.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
TUİK ile Ergenekon savcılarını karıştırdınız sanırım. TUİK verilerini "bir dost" rumuzlu ihbarcılardan değil bizzat 3000 in üzerindeki personeli ile direkt kaynağından alır. Kurumun çalışmasından bile haberiniz yok, hababam fikir üretiyorsunuz. TUİK olası bilgiler üzerinden değil, personeli vasıtası ile elde ettiği net bilgilerden üretir. Bu nedenle yanlışlık mümkün değildir. Bu iktidara gelinceye kadar (hoş, ozamanlar DİE idi!) hiç revizyon falan yapmazdı. Tıpkı muadili diğer dünya devletlerinin istatistik kurumları gibi. Her ne hikmetse akepe iktidarında hata yapmaya başladı. Bu nedenle TUİK hakkında şüpheler haklıdır ve bu şüpheleri dile getirenler devlet düşmanlığı yapmakla suçlanamaz. Şimdi sn. Reasonable'dan şu ithamlarınız için özür dilemelisiniz.
Bu mesaja @Dellci cevap verdi. Cevapları Gizle
Sayın lehrer35, ben revizyonun nedenlerini yazdım. Revizyonun nedeni bilgilerin eksik veya geç gelmesiyle ilgilidir. Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz
Üzerinde Atatürk'ün resmi olan Türk Lira'sına takır takır 6 tane sıfır yerleştirilirken DİE 'nin hesaplarının ne kadar modern(!) olduğu ortadaydı.
TÜİK ile birlikte modern hesaplama yöntemlerine geçildi. Dünya Bankası, Eurostat, OECD ülkeleriyle uyum çerçevesinde hesaplamama sistemleri çok daha güvenilir hale getirildi.
Bir kere revizyon yapılması, bütün şüpheleri ortadan kaldırır. Revizyon yapılmasaydı eksik bir bilgiye bakmış olurduk. Şimdi bunu bir hazmedin, gelin. Sonra yine yazacak ideolojik birşeyler bulursunuz
Ben sayın Reasonable 'ı asla devlet düşmanlığıyla suçlamıyorum. Sadece kanıt göstermeden ortaya atılan iddialar devletin kurumuna zarar verir diyorum. Sayın Reasonable'ın bir devlet kurumuna isteyerek zarar vereceğini hiç aklımın ucundan geçirmedim.
Bu arada başkasının avukatlığına soyunmanıza hiç gerek yok
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Adamın elinde kendini geliştirecek imkanlar yoksa ne yapacak peki? Okuyamadıysa örneğin? Vasıfsız olmak bitek onun suçu mu?
Bu devlet neden acaba vasıfsız işçilerinden daha çok yararlanmak için projeler üretmez. Mesela meslek edindirme projeleri?
Devletin tabiki amacı insanlara bir gecede iş bulmak değil, iş istihdamlarının oluşmasını sağlamaya aracı olmaktır
Üniversiteyi bitiren nitelikli sayar kendini falan filan demişssin. Bu ülkede insanların üniversiteye gitme amacının nasıl oluyor da bu kadar görmezden gelebiliyorsun? Ben hatırlatayım bari, dünyada gelişmiş ülkelerde üniversiteye gitmenin amacı insanların bilgiye ulaşma isteği/ihtiyacıdır. Biz de ise daha iyi koşullarda çalışabilme isteğidir.
Evet bu ülkede boş boş oturan insanlar devri kapandı. Devir artık ona buna yaranıp dayın varsa biryerlere gelebilme devridir. Devir ya zenginsin ya fakirsin zamanıdır..
Revizyonların nedenini ne siz yazdınız, ne de TUİK başkanı tatmin edici bir şekilde açıkladı. Sadece "işte açıkladık ya daha ne olsun(!)" açıklaması ile millet saf yerine konularak üstü örtülmeye çalışıldı, kimse de üstüne gitmedi.
En büyük hata, 9 Şubat 2009 Sanayi üretim verisi açıklamasında textil sektöründe % 40 büyüme gösterilerek yapıldı. Merakla bekleyen kamuoyu bu bilginin doğru olamayacağı itirazında bulununca 4 saat sonra veri, doğrusu olan % 23,7 küçülme ile düzeltildi. Bu hata konusunda başkanın açıklaması şu idi: "Öyle zannediyorum ki belli durumlarda bu içsel tutarlılık programları çalışmamış. Bu neden olabilir? Bu bir bilgisayar çökmesinden kaynaklanmış olabilir, o sırada editten kaçmasından olabilir o verilerin. Ama nihai sonucu biz bu incelemenin, araştırmanın sonucunda ancak elde edebileceğiz"
Ömer Toprak, yaşanan hataya ilişkin incelemeyi bir hafta içinde sonuçlandırmaya çalışacaklarını da kaydederek, yapılan hatadan dolayı TÜİK olarak, çok üzgün olduklarını söyledi.
Bir hafta sürmesini beklediği inceleme hiç bitmedi anlaşılan.
Neymiş hatanın nedeni, anlayan beri gelsin. Birim hatası.
Ya şu habere ne demeli? Bu adama nasıl güvenilir? Peşin peşin yanlış veri açıklayacağını ilan ediyor. Kardeşim boşver demogojiji. Yükle bir tane excel bak bakalım hiç hata olacak mı? İlkokul çocukları bile yemez bu tür masalları.
http://www.gozlemgazetesi.com.tr/haber/15194-il-bazinda-issizlik-verileri-yarin-aciklanacak.html
Özetle: TUİK'e güvenmeyenlerin bir sürü haklı nedenleri vardır. Türkiyenin en güvenilir kurumu olması gereken TUİK siyasi etki nedeniyle hatalı açıklamaalr yapmaktadır.
Bu mesaja @BARIŞA ÖZLEM cevap verdi. Cevapları Gizle
6 milyon hayali seçmen sayısı yumurtlayan, yakalanınca suçu içişleri bakanlığına atan, geçen yıl 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 255 lira diye açıklayarak vicdansızlığını kanıtlayan, her birimizi bir gecede 2000 $ birden zenginleştiren, yalancı çoban durumuna getirilmiş bir kurumdan bahsediyoruz. Zaten artık hiç kimse ciddiye bile almıyor. İstatistik kurumu bilenlerin gözünde tarot falcısı durumuna düşürülmüştür. Verilerine bakarlar ama hiç ciddiye almazlar. Sanayi üretim verilerindeki büyük yanlışlık bir avrupa ülkesinde yaşanmış olsaydı o ülkenin para piyasaları müthiş hareketler yapardı. Bizde ise yaprak kıpırdamadı. İktidar, TUİK'i siyasallaştırarak, onun güvenirliğini yok etmiştir.
Tüik başkanı Ömer Demir, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanmıştır. Daha sonra da yine aynı cumhurbaşkanı tarafından YÖK üyeliğine atanmıştır. YÖK başkanvekilidir. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a yakınlığı ile bilinmektedir.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
@Dellci kaynak kaynak diye bağırıyordunuz alın size kaynak...Nette aratırsanız karşınıza bunun gibi binlerce şey çıkıyor üşenmeyip bakabilirsiniz.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
hazine'nin kaynakları çar çur edildiyse, ayrıca küresel kriz tedbirsiz karşılandıysa, bunun bedelini halk neden ödüyor. Ayrıca imf'den neden kredi çekmiyorlar, halkı soymak yerine. 2001 krizinde çok acı şeyler yaşandı ama bunun bedelini hükümet ödedi, ilk seçimde sandığa gömüldü. Bu hükümeti de benzeri bir akıbet bekliyor.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Bakınız, GSMH veya üretim rakamları hesaplanırken bazı bilgiler doğası gereği eksik veya geç gelebilir. Ancak TÜİK istatistikleri ne zaman açıklayacağını çok önceden belirler.
Yani TÜİK bir veriyi açıklarken tam zamanında açıklar, ancak ülkenin dört bir tarafından toplanan veriler kuruma tam zamanında ulaşmayabilir.
Şimdi şurayı iyi anlamanız gerekiyor.
TÜİK 2006 yılının ilk çeyreğinin büyüme rakamlarını "şu tarihte açıklayacağım" dediği zaman o tarihte açıklar. Veri açıklanmak için hazır olduğunda henüz bütün veriler kurumun eline geç veya eksik gelmiş olabilir (Bu durum kayıt dışı ekonomi ve hantal bürokrasinin bir sonucudur. "Avrupa'da niye hiç revizyon yok?" Sorusunun yanıtı da burada gizlidir çünkü Avrupa'da kayıt dışı ekonomi yoktur.). Artık veri açıklandı ve hepimiz rakamları gördük diyelim. Ama gördüğümüz rakamlarda kurumun eline eksik veya geç gelmiş bilgiler henüz bulunmamaktadır. Bu yüzden bir sonraki büyüme rakamları açıklanırken bu eksik veya geç gelmiş bilgiler doğrultusunda eski büyüme rakamı da revize edilerek vatandaşa gösterilir. Burada amaç gerçek rakamların tam olarak gösterilmesidir.
Farklı bir amaç olsa zaten hiç revizyon yapılmazdı. Bu durumda kimsenin hatadan haberi olmaz, ruhu duymaz, TÜİK mutlu mesut yaşardı
Şimdi 2006 ve 2007 rakamları neden bu kadar çok revize edildi kısmına gelelim.
Arkadaşlar, sanırım hatırlamıyorsunuz ama TÜİK 2008 yılında AB 'ye uyum çerçevesinde yeni hesaplama metodlarının kullanımına geçti. Bugün Eurostat'ın bütün Avrupa'dan talep ettiği hesaplama yöntemlerini Türkiye de kullanıyor. Bu bağlamda bu yeni hesaplama yöntemleriyle 2006 ve 2007 rakamları tekrar hesaplandı ve eksi rakamlar revize edildi. Bundan daha doğal ne olabilir?
Kurumun bu çalışkanlığının ve mutlak dürüstlük için yaptığı revizyonların kurumun aleyhinde kullanılması gerçekten çok garibime gidiyor.
Meyve veren ağaç taşlanır misali çalışan kurum göze batıyor. Zaten şu hükümet bir değişsin, eminim sizler de TÜİK'i çok seveceksiniz
Yani?
TÜİK başkanı Bakanlar Kurulu tarafından atanır. Türkiye İstatistik Kanunu'nda herşey açık ve net belirtilmiştir:
MADDE 23.- Başkanlığa atanacaklarda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen genel şartlara ilâve olarak;
a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının istatistik, matematik ve sosyoloji bölümleri ile iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler, siyasal bilgiler, mühendislik ve hukuk fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,
b) Başkanlıkta veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında Kurumun görev alanı ile ilgili konularda en az daire başkanı, dengi veya üstü kadrolarda asgarî iki yıl görev yapmış ya da üniversitede en az beş yıl öğretim üyesi olarak çalışmış olmak,
Şartları aranır.
Başkan, Bakanlar Kurulu kararı ile beş yıl süre için atanır. Süresi dolan Başkan aynı göreve bir defaya mahsus olmak üzere tekrar atanabilir. Başkanın görev süresi dolmadan görevine son verilemez. Başkan, ancak, resmî sağlık kurulu raporuyla görevini devamlı yapmasına engel olabilecek durumun tespiti veya atamaya ilişkin şartları kaybetmesi hâlinde atama usûlüne göre süresi dolmadan görevden alınabilir.
Bahsi geçen şartlar sağlandığı müddetçe bir problem göremiyorum. Ayrıca TÜİK başkanlığı yapmış bir kimse, YÖK üyeliği yapamaz gibi bir kanun bir kural da yoktur. Ömer Demir 'in Yusuf Ziya Özcan'a yakınlığı olabilir, bu demek değildir ki ortada siyasi bir "üç kağıt" var... İnsanlar gereken şartları sağladığı sürece bazı görevlere atanabilirler. Öküz altında buzağı aramanın alemi yok.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
200 milyon dolara kuruluşu yandaşa ver, sonra yandaş onu 900 e dışarıya satsın.
adamın cebinde beş kuruşu yokken zengin oluyor.
sonrada bu rezaletleri örtbas edecek laf kalabalığı yap.
söylemeyi unuttum;
o paraları tek başına adama yedirmezler
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi eloko -- 3 Ocak 2010; 19:39:49 >
-Hazine'nin kaynaklarının çar çur edildiğini hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz?
-Imf'den kredi çekmiyorlar çünkü Imf tamamiyle ithalata yönelik kredi vermek istiyor. Hükümet ise her türlü parayı büyümek için kullanmak istiyor.
Ayrıca Imf, bütçe açığına sebep olan birçok kalemde kısılmaya gidilmesini talep ediyor. Hükümet ise sosyal devletin gereği olan harcamalardan kesinti yapmak istemiyor.
-Küresel kriz dalgası Türkiye'ye ulaşmadan önce ne gibi tedbirler alınmalıydı bunları söyler misiniz?
hem zaten girebilse bile bu işlerin nasıl kotarıldığını bilmemek için uzayda falan yaşamak lazım.
Bu durumu da hükümet değiştirecekmiş zaten,verilen sözlerin doğrultusunda.
kaldırım yenileme ihalesine bile girebilecekmiş yabancılar.
karınlar iyice doysun diye beklendi sanırım.
sayın dellci bugüne kadar hep başka yerden salata yediğiniz anlaşılıyor.
birazda benim salatalarımı yiyin.tadı güzeldir.