Evet aktarabiliyoruz, konuya mesaj atarken en altta buraya resim koymak için tıklayın seçeneği ve onun yanında "mesajda resmi görüntüle" seçeneği var. Ama ben öyle yapmadım www.imageshack.de adresine girince "host it" yazan yere basarak bilgisayarımızdaki resmi gönderebiliyoruz, gelen sayfadaki "direct link" i kopyalayıp mesaja koyarsak ve linkin başına < Resime gitmek için tıklayın > koyarsak resim mesajda gözüküyor. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > 21 sm=s15.gif] |
@drony erkek miymis! uyelerin bulusmasi icin bir topic acilmis di da orada arkadaslardan birisi drony'nin avatarindaki resimden etkilenip eger resimdeki sensen ben de mutlaka gelirim demisdi. ay ne komik bir durum. hatirladim da cok guldum simdi. drony'de hatirliyordur eminim. bu arada cok tatli oldugunu soylemeden de edemiyecegim. 25 yasinda olmak da guzelmis bir yerde rahat rahat tatlisin sirinsin diyebiliyoruz biden kucuklere ve yanlis anlasilmiyoruz ne guzel. |
http://www.imageshack.us/ sitesine gir, gözata bas resmi göster. sonra host it tuşuna bas. resim upload olunca yeni açılan sayfada en alttaki "direkt link to image" yazan yerdeki linki kopyala, sonra forumda mesaj yazdığın yerdeki image tuşuna bas, < Resime gitmek için tıklayın > yazan yerin ortasına o kopyaladığın linki yapıştır |
|
emell en iyisiwww.imageshack.us adresine girip. resmi upload ettikten sonra çıkan linki buraya kopyalamak. Ancak linkin başında < Resime gitmek için tıklayın > olacak. |
1 sn ile seni geçmişim ![]() |
www.imageshack.com sitesine gidip resminizi upload ediniz. en alt kısımda ki linki alıp cevaplama alanına yapıştırınız. umarım bir sorun yoktur... |
MAŞAALLAH: Allah'ın istediği gibi. * Allah korusun, Allah saklasın (meâlinde duâdır.) kaynak: Osmanlıca Türkçe Lügat değişik kullanımlar söz konusu ancak dini literatürde yazılan kitaplarda hep bu şeklini gördüm ... |
Sende mi ban yemiştin Benim 1hafta ceza vardı bugün doldu özlemişim valla forumu... Ban nedenim ve foruma dünüş topicim :D http://forum.donanimhaber.com/m_7236226/tm.htm |
sayfa da bir sorun var sanırım link doğru mu acaba? |
|
Bir de _fisico_ var, mfiz var, mimayınkaf var, dasdasq var, dennoo var, etusch var... bir de hayattakiler vardı ama iş yoğunluğu dolayısıyla fazla giremiyor Bu listenin orijinal kaynağı su*fi ortalarda gözükmüyor Kendim hakkında ilave: Anadolu Uni. SHYO mezunuyum. Universiteye hazırlananlara bizim okulu tavsiye ederim. http://www.shyo.anadolu.edu.tr/ Antalyalıyım, Antalya'da oturuyorum. |
ya utandım şimdi ama tamam o zaman iflas bayrağını çekiyorum; Adım, Ali Kayıkçı, 17.04.1984 doğumluyum, Bursa'da yaşıyorum ve Uludağ Üniversitesi End. Kalıpçılık Bölümünü bitireli iki hafta oldu :) Liseye giderken Bilim ve Teknik dergisi hastasıydım fakat asıl ilgi alanım Astronomi. koca dergiyi "gökyüzü" sayfası için alıyordum desem herhalde bana deli dersiniz :) ama işte ne yapayım ben gök taşlarını ve yıldızları seviyorum . neyse onun dışındaki ana ilgi alanım ise Formula 1 ve ismimden de anlayacağınız üzere Giancarlo Fisichella fanıyım. Giancarlo'yu herhangi bir iddiası olup olmadığı için değil sadece sevdiğim için seviyorum, bilmem bunu açıklayamıyorum ama Giancarlo beni bana anlatıyor :S Felsefe'yi çok fazla sevmem, bilmiyorum felsefe bana kuru geliyor, herşeyi düşünerek çözebileceğimize inanmıyorum, kesinlikle araştırmaya ve gerçekçiliğe önem veren birisiyim. fallar, uzaylılar, radikal dini konular ve şehir efsanesi diye anılan biri yalan atmış kendide inanmış haberlerine çok gıcık olurum. üstüne üstlük çokda alıngan birisiyim; küçücük bi tartışmada bile kendimi berbat hissederim :( huyum kurusun :P bu yüzden çok fazla yorum yapmıyorum kusura bakmayın. ve bunlarda resimlerim; Bu yeni sürümüm ali2.0 :p http://i27.photobucket.com/albums/c161/_fisico_/Ali/ali_12.jpg Bu bir kaç hafta önceki update halim ali1.01 :p http://i27.photobucket.com/albums/c161/_fisico_/Ali/Ali_02.jpg ve son olarak geçen seneden bir önceki versiyonum ali1.0, yanımdaki uzun boylu olan Ralf, kısa boylu olanda benim :( http://i27.photobucket.com/albums/c161/_fisico_/Ali/EmreAli_03.jpg şimdilik benden bu kadar |
|
forumlardaki klasik durumdur, eski tadı alamamak. yani sırf burası için değil her forum için aynı nerdeyse. eski tadı alamayanlar, arama butonundan eski topicleri okuyup nostalji yapabilirler. ben merak ediyorum acaba ilk mesajımda ne yazmışım diye. kayıt tarihim haziran-2005 diye gözüküyor. o tarihi aramak lazım. buldum galiba işte ilk mesajım. 18 Haziran 2005 http://forum.donanimhaber.com/m_2860811/mpage_1/key_//tm.htm#3174373 |
Konu neydi hatırlamıyorum ama benim de ilk azar işittiğim kişi sendin galiba hayattakiler... Bu arada...işte ilk mesajım: (biraz agresif mi girmişim foruma! ) 19 Temmuz 2005 http://forum.donanimhaber.com/m_3422391/mpage_1/key_//tm.htm#3474359 |
|
http://www.f5haber.com/haber.aspx?id=159001&cat_id=1&title=fanatik_cemaate_fanatik_cami_haber hayatımızda her şey hafifledi. toplumun ciddi olarak üzerinde durduğu neredeyse hiçbir konu kalmadı. Belki de en son ciddiye alınmayacak kurum olan camiler son zamanlarda maçkolik insanların eğlence yeri oldu. Hayırlı olsun bakalım. |
Aziz Nesinden biraz uzun bir hikaye,ama canı sıkılanlar,biraz güümseyerek düşünmek isteyenler için akşam 5 çayı arası tadında M e m l e k e t i n B i r i n d e LA FONTAINE'İN YAZAMADIĞI MASAL Hayvanlar, kendi aralarında, en zeki hayvan yarışması düzenlemişlerdi. Her hayvan, kendini hayvanların en zekisi sandığından, bu yarışmayı kazanacağını sanıyordu. Ama hepsi de yarışmanın birinciliğine iki güçlü aday olduğunu bilmekteydi; bu adaylardan biri tilki, biri de sansardı. Kurnazlıkta, zekada, bu ikisine üstün başka hiçbir hayvan yoktu. Bu yarışmayı ya biri, ya öbürü kazanacaktı. En zeki hayvan yarışmasının yapılacağı gün yaklaştıkça, yarışma birinciliğine iki güçlü aday olan sansarla tilki arasında korkunç bir rekabet başlamıştı. Bu iki zeki hayvan birbirlerine düşman olmuşlardı. Sansar tilkinin, tilki de sansarın kazanmaması için, elinden geleni yapıyordu. Sansar, - Tek tilki kazanmasın da, zarar yok, ben de kazanmamaya razıyım... diyordu. Tilki de, - Tek sansar kazanmasın da, kim kazanırsa kazansın... diyordu. Durum bu denli düşmanlığa varınca, sansarla tilki, en zeki hayvan yarışmasının birinciliği için başka bir aday aramaya başladılar. Öyle bir hayvan bulmalıydılar ki, zeka konusunda kendileriyle yarışa çıkamasın, onlara bir zararı olmasın, yani hayvanların en aptalı olsun. Araya araya buldular bu hayvanı: Öküz... Bir sabah sansar, yemyeşil bir çayırlıkta otlamakta olan öküzün yanına gidip, - Merhaba öküz kardeş, diye söze başladıktan sonra, öküzün zekasını övmeye başladı. Öküz büyük bir alçakgönüllülükle gülümseyerek, - Benimle alay mı ediyorsun sansar kardeş? dedi. Sansar, - Ne diye alay edecekmişim, dedi, hayvanların en zekisiyle alay etmek haddime mi kalmış... Sansar, öküzü hayvanların en zekisi olduğuna inandırmak için diller döktü. Bununla da yetinmeyip öbür hayvanları da, öküzün en zeki hayvan olduğuna inandırmaya çalıştı. Sansardan sonra çayırda otlayan öküzün yanına tilki gitti. Kendisine bön bön bakan öküze, - Ah öküz kardeş, dedi, gözlerinden zeka kıvılcımları çıkıyor. Öküz, - Ben her ne kadar öküzsem de sandığın kadar da öküz değilim, kendimi bilirim, dedi. Tilki, - İnan olsun öküz kardeş, dedi, senin o zeka kıvılcımları çakan pırıl pırıl gözlerine bakarken, ipnotize olup kendimden geçiyorum. En zeki hayvan yarışmasının rakipsiz tek adayı sensin. Tilki, öküzün zekasını tanıtmak için, can düşmanı sansardan daha büyük bir reklam kampanyasına girişti. Hayvanlar, öküzün zeki olmadığını, yarışmayı kesinlikle kazanamayacağını elbet biliyorlardı. Ama sansarla tilkinin, kendilerinden baskın çıkıp en zeki hayvan seçilmemesi için, öküzün zeki olduğu yalanına inanmadıkları halde inanmış göründüler. Birbirlerine öküzün ne büyük zekası olduğunu ballandıra ballandıra anlatmaya başladılar. - Aman zürafa kardeş, bizim öküz yok mu, ben onun kadar zeki hayvan görmedim... - Hiç bilmez olur muyum, devekuşu kardeş, öküz benden bile zekidir. Sen ne dersin leylek kardeş? - En zeki hayvan yarışmasında ben oyumu, gözümü kırpmadan öküze vereceğim. Dağlar, taşlar, ormanlar, çöller, kayalar, dereler, hayvanların öküz övgüleriyle yankılanıyordu: - Hayvanların en zekisi öküzdüüüür! - Öküzden daha zeki hayvan yoktuuuur! - Bizim en zekimiz öküüüüz! Bütün hayvanların bu yoğun propagandası karşısında öküz de yavaş yavaş, gerçekten hayvanların en zekisi olduğuna inanmaya başlamıştı. Kendi kendine şöyle diyordu: - Çakal, sansar, tilki, bütün hayvanlar söylüyor, hayvanların en zekisi benmişim. Hepsi de aldanmıyor ya, öyleyse dedikleri doğru... Yarışma günü geldi. Bütün hayvanlar, öküzün hayvanların en zekisi olduğunda anlaştılar. Böylece öküzün hayvanlar toplumundaki yeri, işi, görevi, düzeyi, yükselmiş oldu. Öküz artık kasıla kasıla yürüyor, şişine şişine böğürüyor, yayıla yayıla kuyruk altından mayıs bırakıyordu. Gel zaman, git zaman... Hayvanlar arasında, çiftesi en pek hayvan yarışması yapılacaktı. Hiç kuşkusuz, çiftesi en pek hayvan, ya at yada katırdı. Eşek de, - Benim de çiftem güçlüdür! diye araya giriyorduysa da, katırla atın çiftesi yanında eşeğin çiftesinin adı bile geçmezdi. Katır atın, at da katırın çiftesi en güçlü hayvan diye seçileceğinden korkuyordu. Bu iki hayvan arasında tarih boyunca süren kanlı bir çifte atma rekabeti vardı. Bu iki can düşmanı, yarışma günü yaklaştıkça birbirlerine atıp tutmaya başladılar. At şöyle diyordu: - Hıh, katırın çiftesi de çifte mi sanki... Öküz bile ondan daha sert çifte atar. Babası eşek olan bir hayvanın çiftesinden ne çıkar.. Katır da şöyle demekteydi: - Atın çiftesiyle sinek bile ezilmez. Öküzün çiftesi bile atınkinden daha güçlüdür. At derede su içmekte olan öküzün yanına gidip ona şöyle dedi: - Ey sayın öküz, sen dünyanın yalnız en zeki değil,hem de çiftesi en güçlü hayvanısın! Art sol ayağıyla bastıgı taze fışkıdan fos diye bir ses çıkaran öküz, - Aman at kardeş, dedi, sen varken benim çiftemin lafı mı olur. At üsteledi: - Yoo, sayın öküz, sen bir çifteyle katırı devirirsin. Boşuna alçakgönüllülük gösterme. At gitti, arkasından katır, öküzün yanına geldi, - Dünyanın çiftesi en güçlü hayvanı sayın öküze saygılarımı sunarım, dedi. Öküz, bu sözlere önce inanmak istemedi, ama katır, - Benim çifte de, atın çiftesi de seninkinin yanında hiç kalır.. deyince, - Ben onlardan daha iyi bilecek değilim ya... diyerek, çiftesinin pekliğine inanmaya başladı. Her hayvan kendini çiftesi en güçlü hayvan sanıyordu. Horoz bile, mahmuzuyla çifte atabileceğini sanmaktaydı. İşte bu yüzden bütün hayvanlar, çiftesi zayıf bir hayvanın çiftesi en pek hayvan olarak seçilmesini istemekteydi. Yarışma günü geldi. Bütün hayvanlar, öküzün çiftesi en güçlü olduğunda birlik gösterdiler.. Böylece en zeki hayvan olan öküzün çiftesi en güçlü hayvan olarak da hayvanlar toplumundaki yeri, işi, görevi, düzeyi daha da yükseldi. Gel zaman, git zaman... Hayvanlar arasında hızlı koşma yarışı yapılacaktı. Her hayvan, hatta kaplumbağa bile, kendisini en hızlı koşan hayvan sanmaktaydı. Ama yine her hayvan içinden, en hızlı koşan hayvanın ya tavşan yada tazı olduğunu biliyordu. Hepsinin içinde de, her zaman, her yerde olduğu gibi, en güçlüye, en başarılıya düşmanlık, kıskançlık, çekemezlik duyguları vardı. Onun için, en hızlı koştuklarını bildikleri halde, tavşanla tazının yarışmayı kazanmasını istemiyorlardı. Hızlı koşmada en amansız rakip olan tavşanla tazı, yarışma günü yaklaştıkça birbirlerine can düşmanı olmuşlardı. Tazı, - Ben birinci olmayacaksam, öküz olsun daha iyi... diyordu. Tavşan da aynı düşüncede olduğundan öküze gidip, - Sen yalnız en zekimiz, en çiftesi güçlümüz değil, hem de bizim en hızlı koşanımızsın sayın öküz, dedi. Öküz, tavşana, - Tazı da senin gibi düşünüyor... dedi. Yarışma günü gelip çattı. Bütün hayvanlar koşmaya başladılar. Hızlı koşabilenler, rakipleri birinci olmasın diye birbirlerini çelmelediklerinden, önleyip engellediklerinden düşüp devriliyorlardı. Hepsi de, içlerinde en yavaş koşan öküzün birinci gelmesini istiyorlardı, ona yol veriyorlardı. Bunun sonunda öküz birinci oldu. En zeki, en çiftesi pek, en hızlı koşan hayvan seçildiğinden, öküzün hayvanlar toplumundaki yeri, düzeyi, işi, görevi daha da yükselmişti. Öküzün burnu büyümüştü, yanına varılmıyordu artık. Gel zaman, git zaman... En yakışıklı hayvan seçimi yapılacaktı. Bütün hayvanlar kendilerini en yakışıklı sanmaktaydı. Ama hepsi de en güzel hayvanın dağ keçisiyle geyik olduğunu da biliyorlar, bu iki güzel hayvanı kıskanıyorlardı. Tek onlar birinci seçilmesin de, isterse öküz en yakışıklı, en güzel hayvan seçilsin... Geyikle, dağ keçisine gelince, bu iki rakip birbirlerinin aleyhine propagandaya girmişlerdi. İkisi de birbirlerinin çok çirkin olduğunu yayıp duruyordu. Dağ keçisi geyik, geyik de dağ keçisi için, - Öküz bile ondan yakışıklıdır... diyordu. Öbür hayvanlar da, yalan olduğunu bildikleri halde öküzün en yakışıklıları olduğuna inanmış görünmeye başlamışlardı. Seçim günü geldi. Bütün hayvanlar oylarını öküze verdiler. Böylece öküz en yakışıklı, en güzel hayvan seçildi. Bu seçimden hayvanların en güzeli, en yakışıklısı olan geyikle dağ keçisi bile memnundu. Gel zaman, git zaman... Hayvanlar arasında en yırtıcı olanı seçilecekti. İki aday vardı, biri kurt, biri de kuş... Kuş deyince serçe kuşu değil, kartal. Kurtla kartaldan daha yırtıcı hayvan yoktu. Ama yine.de bütün hayvanlar, bu gerçeği bildikleri halde, kendilerinin en yırtıcı olduğunu sanıyorlardı. Kartal, yatıp geviş getirmekte olan öküzün yanına gitti: - Sayın öküz, dedi, akılsız kurt, kendisini senden daha yırtıcı sanıyor. Öküz, - Ben hiç yırtıcı değilimdir, dedi, çünkü ot yerim. - Yooo, hiç alçakgönüllülük göstermeyin boşuna... Siz kurda göre çok daha yırtıcısınız. Az sonra da yanına gelen kurt, öküze, - Dünyanın en yırtıcı hayvanını selamlarım... dedi. Öküz, - Yanılıyorsun kurt kardeş, dedi, evet ben en zeki hayvanım. Evet, en çiftesi pek hayvan benim. Evet, en hızlı koşan hayvan benim. En yakışıklı hayvan da benim. Ama en yırtıcı değilim. Sen benden çok daha yırtıcısın. - Hayır, hayır... İstersen sen benden üstün olabilirsin yırtıcılıkta... Seçim günü gelip çattı. Öküz, hayvanların oybirliğiyle en yırtıcı hayvan seçildi. Bu birincilikten sonra, hayvanlar toplumundaki yeri, işi, düzeyi daha da yükseldi. Gel zaman, git zaman... Hayvanların en düşünür olanı seçilecekti. Elbette bu yarışmada en güçlü iki aday kazla hindiydi. Her zaman olduğu gibi, bu iki güçlü aday birbirlerine düşünce, yine öküz en düşünür hayvan seçildi. Gel zaman, git zaman... En koruyucu hayvan seçimi yapılacaktı. Elbette hak, çoban köpeğiyle kurt köpeğinden birinindi. Ama en koruyucu hayvan seçiminde çoban köpeğiyle kurt köpeği bile oylarını öküze vermişlerdi. Öküzün, - Ben kendimi bile koruyamam... demesi, seçilmesini önlemedi. Ama seçimden sonra, öküz de kendisinin en koruyucu hayvan olduğuna inanıp böğürerek, köpek taklidi yapıp havlamaya çalıştı. Gel zaman, git zaman... En büyük hayvan seçimi yapılacaktı. Ya fil, ya deve kazanacaktı yarışmayı. Ama karınca bile kendini hayvanların en büyüğü sandığından, fille deveyi büyüklükte çekemiyor, başka bir hayvanın birinci olmasını istiyordu. Fille deveye gelince, onlar da birbirlerine düşmüşlerdi. Seçim yapıldı. Çok demokratik bir seçim olmuştu. Öküz, seçimi kazanmış, hayvanların en büyüğü seçilmişti. Artık böbürlenmesinden, öküzün yanına varılamıyordu. Gel zaman, git zaman... En sütlü hayvan yarışması yapılacaktı. Yarışmayı, ya ineğin ya mandanın kazanacağı biliniyordu Ama gelgelelim, memeleri olmayan, bütün yaşamında bir damla süt bile görmemiş olan tavuklar bile, kendilerini en sütlü hayvan sanıyorlar, bu yüzden de mandayla ineği kıskanıyorlardı. Aralarındaki rekabet yüzünden birbirlerine düşmüş olan mandayla inekse, tek rakibi birinci olmasın diye, öküzün en sütlü hayvan olduğunu söylüyorlardı. Manda, öküzün yanına gidip, ona en sütlü hayvan olduğunu söyleyince, öküz, - Siz beni kızkardeşim inekle karıştırdınız galiba, dedi, ben hiç süt vermedim şimdiye dek... Memelerim de yok. Manda, - Maşallah siz o kadar sütlü bir hayvansınız ki, dedi, süt vermek için memeye bile ihtiyaç yok. Arkadan inek, öküzün yanına geldi. Ağabeyine en sütlü hayvan olduğunu söyledi. Öküz, - Yahu, memem bile yok ki, süt vereyim... dedi. Öküz böyle söylerken, biyandan da işiyordu. Bunu gören inek, - İşte, işte bak ne güzel de süt veriyorsun! diye bağırdı. Öküz, - Ne sütü yahu, işiyorum... dedi. İnek de ona, - Demek sen şimdiye dek hep süt işiyormuşsun da haberin bile yokmuş... dedi. Bütün hayvanlar, başta en sütlü hayvan olan mandayla inek, öküzün en sütlü hayvan olduğunu yaymaya başladılar. Dağ-taş onların yaydıkları reklamla inledi. - En yağlı süt, öküz sütü! - Sütlerin en temizi öküzün sütüdür. - Öküz öyle sütlüdür ki, süt işer! Bu yoğun reklamlarla artık öküz de sidiğinin süt olduğuna, sanrı renkli süt işediğine inanmıştı. Seçim zamanı geldi. Bütün hayvanlar, en başta da inekle manda, oylarını öküze verdiler. Böylece öküz, en sütlü hayvan seçildi. Gel zaman, git zaman... Hayvanlara yeni bir başkan seçilecekti. Oldum bittim hayvanların başkanı elbet aslandı. Yine bir aslanın başkan seçileceğine hiç kuşku yoktu. Ama ne var ki, kaplan da başkanlığa adaylığını koymuştu. Kaplan, - Ya o, ya ben!... diyordu. Kaplan böyle diyordu ama, aslanın yine başkan seçileceğinden korkuyordu. Bunun üzerine "Ya o, ya ben!" diyen kaplan, - Ne o, ne ben! demeye başladı. Aslan da, kaplanın başkanlığa adaylığından sonra başkan olmaktan umutsıızluğa kapılmaya başlamıştı. Ya kaplanı başkan seçerlerse... Tek kaplan seçilmesin diye, aslan da, - Ne o, ne ben! demeye başladı. Bütün hayvanlar, hak etmediklerini, layık olmadıklarını bile bile hayvanların başkanı olmak istiyorlardı. Her başarılı, her güçlü kıskanıldığından, onlar da aslanla kaplanı çekemiyor, kıskanıyorlardı. İşte böyle böyle hayvanların başkanlığına öküz aday gösterildi. Çünkü hayvanlar, inanmadan öküzü en zekileri seçmişler, ama sonra sonra inanmaya başlamışlardı. Öküzü, yalan olduğunu bile bile, en sütlü hayvan, en güzel hayvan seçmişler, sonradan bu seçim resmileşince kendi yalanlarına inanmaya başlamışlardı. E böyle olunca, en zeki, en çiftesi pek, en hızlı koşan, en yakışıklı, en yırtıcı, en düşünür, en iyi koruyan, en büyük, en çok süt veren hayvan olan öküz, neden hayvanların başkanı olmasındı? Bu denli çok üstünlük ne aslanda vardı, ne de kaplanda... Kaldı ki, rakibi kaplan seçilmesin diye, tarih boyunca hayvanların başkanı olan aslan bile, öküzün başkanlığa kendisinden daha layık olduğunu söylüyordu. Yeni başkan adayı kaplansa, - Başkanlık öküzün hakkıdır! diyor da başka bişey demiyordu. Öbür hayvanlara gelince, nasıl olsa kendileri başkan olamayacaklarına göre, onlara en az zararı olan, hiç de rakip saymadıkları öküzün başkan olmasını istiyorlardı. İşte böylece seçim zamanı gelince, bütün hayvanların oybirliğiyle öküz başkan seçildi. Başkan öküz, kendini gerçekten başkan sanarak başkan gibi davranmaya başlayınca, hayvanlar da bu davranışı karşısında onu gerçekten başkan sanmaya başladılar. Hayvanların tarihini yazan gergedan, çağını yazdığı tarih kitabına bu olayı şöyle yazdı: "Atla katır tepişir, olan eşeğe olur. Öyle zaman gelir, güçlüler birbirine girer, arada öküz bile başkan olur." 1001 kitap |
şubat 2006 dan daha önceki bir tarih ... konudışından kurtulmak 01 konudışından kurtulmak 02 konudışından bunalınca açmıştım bu topiği. arkadaşların desteği ile açtık kültür-bilimi ... hey gidi günler ... |
http://www.code-tr.com Bu siteye bakmanı tavsiye ederim vese... Binlerce üyesi var ve herhangi bir format yok. Üstelik bunu yapan kişi bizim arkadaş. DH, Frum tr gibi siteler varken orada zaman harcanıyorsa, sırf ciddi konuların az bulunduğu ülkemizde böyle bir forumun tutmayacağını zannetmiyorum. |
Dış görünüşlerimiz bazen fikirlerimizin önüne geçebiliyor. Daha çekici görünenler ya da pozitif elektrik verenler diyelim, insanlar tarafından daha çok ciddiye dinleniyor ve ciddiye alınıyor.
Forumdaki tartışmalarımızda konuşmalarımızda birbirimizi görmeyiz. Böylece beyindeki "ilk intiba" bölümü boş kalır. Yavaş yavaş fikirlerini okudukça tanırız birbirimizi. Bu durumun tek bir istisnası var...Avatarlar ve görünen isimlerimiz...
Peki foruma yeni biri mesaj attığında onun ismi ve avatarı sizde ne gibi düşünceler oluşturuyor? Sadece isme ve altındaki resme bakıp daha az ciddiye aldığınız insanlar oluyor mu?
Mesela ben bir örnek vereyim: Avatarında çiçek resmi olan bir insandan hiçbir zaman aykırı, ilginç düşünceler beklemiyorum. Avatarında kendi fotoğrafı olanlar çok samimi geliyor.
Mesela kullanıcı adında "Türk" kelimesi geçenler ya da bir ünlünün ismini koyanlar ilk bakışta itici geliyor.
Ben "bakayım şu forum nasıl bişeymiş" dedim ve öylesine saçma sapan bir kullanıcı adı ve avatar seçtim. Sonra da değiştiremedim. Mesela bunlar sizde ne gibi düşünceler oluşturuyor? Mesela sizin beyninizde ben nasıl biriyim? Beyninizde nasıl bir karikatür var?
Bunları çok merak ediyorum.
Forum tartışmalarının güzel ve kötü yanları nelerdir?
Kimsenin birbirini tanımaması, belli önyargılara sahip olmaması, kimsenin kimse üzerinde bir menfaati ya da statü farkı olmaması, yaş farkının önemli olmaması(çoğu kişinin yaşını bile bilmiyorum), birbirimizin yüzünü görmememiz iyi şeyler midir?
Acaba birbirimizi görsek ve tanışsak her gün bu kadar konuyu konuşabilir miyiz?
Merak ediyorum....
------------------------------------------------
Başlıktaki 'tartışmak' kelimesi genel istek üzerine 'tanışmak' şeklinde düzeltilmiştir. H.R.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >