D

Firma Yetkilisi
01 Aralık 2001
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
40 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
D
3 hafta
Jules Verne: Hayal Gücünüzü Merkezine Seyahat
Jules Verne Kimdir?

Jules Verne ya da tam adıyla Jules Gabriel Verne, 8 Şubat 1828 tarihinde Batı Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya gelmiştir. Yazarın doğduğu Nantes şehri, yazılarında da oldukça önemli bir yere ve büyük bir etkiye sahiptir. Fransa’nın önemli şehirlerinden biri olan Nantes, 19. yüzyılda gemi yapımcılarına ve tüccarlara hizmet sunan, yoğunluğunun ve kalabalığın eksik olmadığı bir liman şehridir ve Jules Verne’in ailesi de Loire Nehri’nin bir kolundaki yapay bir ada olan Feydeau’da yaşamıştır. Çocukluğu gemileri seyrederek, onlara tırmanmayı hayal ederek geçen Verne’in bu anıları ve hayalleri, yazdığı kitaplarda büyük bir yol gösterici ve ilham kaynağı olmuştur.

Gençlik zamanlarından itibaren yazmaya yönelik tutkusu peşini bırakmayan Jules Verne’in babası onun da kendi izinden ilerlemesini ve hukuk eğitimi almasını istiyordu. Verne’i Paris’te hukuk okumaya ikna eden babası sayesinde yazar, 1851 yılında hukuk fakültesinden mezun oldu. Ancak bu mezuniyeti, onun için hiçbir anlam ifade etmez ya da başka bir deyişle hukuk yolundan ilerlemez. Babasının hukuk alanında çalışması için ortaya koyduğu çabalarına rağmen Jules Verne, hayatını yazarak sürdürmeye karar verir.

Hayatın sunduğu bu uzun ve karmaşık yolculuk, aslında Jules Verne için hep kilometre taşı görevi bir başka deyişle ilham kaynağı olan ve dersler veren bir yapı olmuştur. Verne’in Paris’te geçirdiği günleri şehrin siyasi istikrarsızlık dönemine denk gelmektedir. 1848 Fransız Devrimi’ne tanık olan Jules Verne, Fransa’da İkinci Cumhuriyet’in sona ermesine yol açan olayları oldukça yakından takip etmiştir. Siyasi karışıklıklardan uzak durmayı başaran, Verne’in yazacağı kitaplarda ve yazılarda devlet çatışması olgusu kendisini fazlasıyla belli edecektir. Örneğin yazarın 1864 yılında yazdığı “Chatelaine Sayısı: Fransız Devriminin Hikâyesi” isimli novellası, sıradan ve soylu Fransızların mücadelelerini konu edinmektedir.

Voyages Extraordinaires

Günümüzde Jules Verne’in kitaplarını okumak oldukça kolaydır fakat bir zamanlar insanlar onun hikâyeleri için bir sonraki bölümü beklemek zorundaydı. Çünkü yazar, 1860’lı yılların başında köklü bir yayıncı ve dergi editörü olan Pierre-Jules Hetzel ile tanışmış ve romanlarını Hetzel’in dergisinde bölüm yayımlamaya başlamıştır. İlk romanı Balonla Beş Hafta, ardından Denizler Altında 20.000 Fersah gibi birçok eseri kitaplaştırılmadan önce bölümler halinde dergide yayımlanmıştır.

1863 ve 1905 yılları arasında Voyages Extraordinaires adlı bu dizi dâhilinde seyahat, macera, bilim, tarih ve teknoloji temalarında tam 54 roman yayımlayan Jules Verne; yaşamı boyunca, bir kısmı da onun ölümünden sonra yayımlanacak, 65 roman yazmıştır.


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Kış Seyahatlerini Çekici Hale Getiren Aktiviteler
Özellikle okuyan çocukları olan ebeveynlerin sömestrde-ara tatilde planladıkları kış tatillerinde yapılacak pek çok aktivite mevcuttur. Kayak yapmaktan karda yürüyüş yapmaya kadar çok çeşitli olan bu aktivitelerin pek çoğu kayak merkezlerinde misafirlerini beklemektedir. Kayak yapmak sevmeyen ya da korkan insanlar için de pek çok aktiviteler mevcuttur. “Kış Seyahatlerini Çekici Hale Getiren Aktiviteler” başlıklı bu yazımızda kış tatilinde yapılabilecek aktiviteleri mercek altına aldık.

Kar Ayakkabısı İle Yürüyüş
Güzel bir kış tatili için yapabileceğiniz aktivitelerden biri olan kar ayakkabısı ile yürüyüş için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok . Tek başına kafa dinleyebileceğiniz ya da grup olarak yürüyüş yaparak eğlenebileceğiniz bu aktivitede ihtiyacınız olan tek şey; bir çift kar ayakkabısı olabilir. İlk başta biraz zor gibi görünse de biraz egzersiz ve alıştırma yaptıktan sonra kar ayakkabılarıyla yürümek oldukça kolay bir aktivite olarak gelmeye başlayacaktır. Karla kaplı dağların ve tepelerin sunduğu güzel manzaraların eşliğinde çok güzel bir yürüyüş ve kar tatili yapabilir ve temiz havanın keyfini çıkarabilirsiniz.


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Doğayı Tanrı’nın Bir Parçası Kabul Eden İnanış: Şamanizm
Türk toplumlarının ilk inanışı olarak da görülen Şamanizm’in tarihi, İlk Çağlar’a kadar dayanır. Hindistan’da kullanılan yerel dillerden biri olan Palice’de “ruhlardan esinlenen kişi” anlamına gelen “samana” kelimesinden türetildiğine inanılan Şamanizm, bir din olmanın ötesinde kültürü yaşatan bir miras olarak görülür. Anaerkil dönemden beri varlığını sürdürdüğüne inanılan Şamanizm hakkında işte detaylar…

Şamanizm Nedir?

Farklı uygarlıklar tarafından benimsendiği için ortak bir uygulanma stili olmasa da Şamanizm’in tüm uygarlıklarda ortak bir felsefesi olduğunu söylemek mümkün. Bu felsefe doğrultusunda Şamanizm; ata ruhlarla iletişime geçen, ruhlar arasında bir elçi görevi gören ve ruhlara yol göstericiliğiyle iyileştiren bir görüşü benimser. Bu inanışta dünya üçe ayrılır: gök, yer ve yer altı. Göktanrı inanışını benimseyen bu inançta ruhlar da iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır. İyi ruhlarla iletişim sağlanırken; kötü ruhlardan korunur. Şaman inancına mensup kişiler, Şamanist olarak adlandırılır. Şamanistler’in başındaki kişiyse Şaman’dır. Tüm insanlar Şamanist olabilir ancak Şaman olmak için belli özelliklere doğuştan sahip olmak gerekir. Doğaüstü varlıkları görmek, sinirli olmak ve sürekli yalnız kalmak bu özelliklerden bazılarıdır. Şaman’ın rehberliğinde yapılan ayinlere Şamanistler’in katılımı sağlanarak ruhlarını geliştirmeleri sağlanır. Bunun yanı sıra Şamanizm’e değer katan inanışlardan biri de Şamanlar’n hayvana dönüşebilme yeteneğidir.


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Japonlara Göre Bütün Hastalıklara Deva: Yeşil Çay
Son yıllarda popülerliği giderek artan yeşil çay, Japon kültüründe yüzyıllardır kendisine yer bulan bir bitki çayıdır. Japon kültüründe yeşil çay, bütün hastalıklara deva olarak görülmektedir. Sağlığa olumlu etkiler, kilo vermeye yardımcı olması, vücuttan ödem atılması, sakinleştirici özelliği ile her geçen gün daha büyük bir tüketici tarafından tüketilmektedir.

Yeşil Çay Nedir?
Yeşil çay, Camellia Sinensis yapraklarından üretilen bir bitki çayıdır. Siyah çay gibi fermante edilmediği-oksidasyon işleminden geçirilmediği için açık yeşil rengini korumaktadır. İlk kez Çin’de üretilen ve Japon kültüründe önemli yere sahip olan bu bitki çayı, halk arasında yağ yakıcı ya da ödem atıcı olarak bilinmektedir. Son günlerde büyük bir üne kavuşan matcha çayı, yeşil çayoın öğütülmesi ile elde edilmektedir.



Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Ülkemizde Yaşayan Küçük Kuş Türleri
Türkiye’deki küçük kuşlar arasında yer alan çitkuşu, yuvarlak gövdesi ve kısa kalkık kuyruğu ile dikkat çeker. Koyu kestane rengi tüylerinde enine doğru koyu renk çizgiler vardır. Alt kısımları ise daha açık renkte ve gri çizgilidir. Yaklaşık 9,5 santim boyunda ve 9,1 gram ağırlığındadır. Ayrıca ormanlar, parklar ve bahçeler olmak üzere pek çok yerde yaşar. Diğer yandan ülkemizde ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu hariç her bölgede görülebilir.

Sürmeli çalıkuşları yaklaşık olarak 9-10 santim boyundadır ve 5,6 gram ağırlığındadır. Vücutlarının üst kısımları yeşil, alt kısımları beyaz, kanatları ise koyu renktedir. Ayrıca kanatlarının üzerinde iki adet beyaz bant vardır. Diğer yandan sürmeli çalıkuşlarını, çalıkuşlarından ayıran en önemli özellik gözlerinin üzerindeki beyaz çizgidir. Sürmeli çalıkuşları günde yaklaşık olarak kendi ağırlıkları kadar beslenmelidir. Ayrıca büyük soğuklarda ve göç sırasında bunun iki katı kadar beslenmeleri gerekir. Sürmeli çalıkuşları Avrupa ve Kuzey Afrika’da yaşarlar. Ülkemizde ise Trakya, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yaşamını sürdürürler.


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Sine-i Suzanıma Ahım Yeter - Notası ve Hikayesi
Makam: Hicaz Bestekar: Lemi Atlı Sanatçı: Perihan Altındağ Güftekar: - Usül: Curcuna Sine-i Suzanıma Ahım Yeter Lemi Bey Büyük Zaferden sonra İzmir’de Deniz Ticaret Müdürlüğünde işe başlamıştır. O tarihlerde İzmir Sanat çevresi de bayağı hareketli imiş. Dr. Şükrü Şenozan, Rakım Elkutlu gibi zamanın birçok üstadı da İzmir de bulunuyormuş o zamanlar. Bunlarla birlikte kalabalık bir sanatsever gurup hemen her akşam bir evde toplanır, bir taraftan kendi elleri ile hazırladıkları çilingir sofralarında, terbiye ve nezaket kuralları içinde içerlerken, diğer yandan saz ve söz âlemleri yaparlar, gecelerin geç saatlere kadar bu toplantılar sürermiş. Bunun neticesi olarak da Lemi Bey sabah erken uyanamaz ve çoğu zaman işe geç gelirmiş. Lem’i Bey’in amiri de bu toplantılara katılma arzusu duymuş, pek çok defalar isteğini dile getirmişse de, Lemi Bey ve arkadaşları tarafından nazik bir tavırla reddedilmiş. Üstat bu guruba uygun olmadığı düşünülmekteymiş. Nitekim guruba dâhil olamamasının verdiği hiddetle hemen her sabah işe geç gelen üstada kin bağlamış. Yine bir sabah Lem’i Bey işe geç gelir. Masasına tam oturacağı sırada bir yazı gözüne çarpar. Bu Daire Amirinin yazılı ve imzalı bir talimatıdır. Talimat aynen şöyledir: “Lemi Bey her sabah İzmir’in çöplerini açık denize dökecek olan çöp mavnalarına binecek ve çöplerin tespit edilen mahalde denize dökülmesine nezaret edecektir.” Üstat emri okur. Musiki çevresinde değerli bir insan olduğu kadar, terbiye ve nezaket kurallarını da içine sindirmiş bir kimse olduğundan, derhal yerinden kalkar, harekete hazır çöp mavnalarından birine atlar ve denize açılır. Bir yandan bu sıcak, diğer yandan çöplerden çıkan dayanılmaz pis kokular üstadı perişan eder. Yanında daima bulundurduğu kâğıdını, kalemini alır, bu haleti ruhiye içinde, çektiği üzüntü ve sıkıntıları dile getiren “Sine-i suzanıma ahım yeter” sözleriyle başlayan dörtlüğü meydana getirir. Sine-i suzanıma, ahım yeter Pek perişan oldum, Allahım yeter Ye’sime feryâdı can gahım yeter Pek perişan oldum, Allahım yeter Yanan kalbime ettiğim ah yeter. Allahım, çok perişanım, artık yeter. Üzüntüme canevimden gelen feryadım yeter. Allahım, çok perişanım, artık yeter. Bu dörtlük daha sonra Hicaz Makamında ve Curcuna usulünde bir şarkı olur. Ertesi gün durum İzmir Valisi bulunan Kazım Dirik Paşa’nın kulağına gider. Paşa bu olaya çok üzülür. Böyle büyük bir besteci, aynı zamanda kibar, nazik ve terbiyeli bir insana yapılan bu haksızlık ve yersiz davranışa tahammül edemez. Hemen Deniz Ticaret Müdürlüğüne gelir. Lemi Bey aldığı emir üzerine o sabahki görevini yerine getirmek için mavnalardan birine binmek üzeredir. Paşa'nın Lemi Bey’e gösterdiği sevgi ve saygıyı gören Müdür telaşa kapılır, şaşkına döner, utanır. Nihayet yaptığı hatayı sür'atle düzeltme yoluna gider. O da Üstada Paşa'nın gösterdiği sevgi ve saygıyı aynen göstermek suretiyle yaptığı büyük ayıbını örtme yolunda çaba sarf eder. Lemi Atlı eski görevine döner. Yaratılış itibariyle son derece terbiyeli, mültefit, nazik, alçak gönüllü bir kimse olan Lemi bey, kendine "Üstadım" diyenlere, büyük bir mahcubiyetle üstat olmadığını, musikide amatör bir kimse olduğunu söylermiş. Başından dört evlilik geçen ve bu evliliklerden çocuğu olmayan Lemi Atlı, yaşamış olduğu duyguları şarkılarına da yansıtmıştır. Yakın dostu Kemal Niyazi Seyhun'la dolaşır, Çamlıca'ya gider, Setbaşı gazinosunda fasıl dinler, orada bulunduğunu hisseden gazino sanatkârları fasla çeki düzen verir ve dikkatli ....


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
3 hafta
Yiyeceklere ve İçeceklere Tarçın Eklemenin Faydaları
Tarçının kokusu hepimizi cezbeder, en sevdiğimiz tatlının üzerine koyduğumuzda, fırında pişen tarçınlı kurabiyenin kokusu tüm eve yayıldığında, ya da kışın içtiğiniz salebin üzerine biraz eklediğinizde mutfakta kullandığımız en çok baharatlardan biridir tarçın. Mutfağınızı sıcak kokularla doldurur ve pek çok yemeğe muhteşem bir lezzet katar. Ve muhtemelen tarçını en sevdiğiniz yiyeceklere lezzet katmakla biliyor olsanız da bu baharatın tıbbi özellikleri için yüzyıllardır kullanıldığını ve tarçının sağlığa sayısız faydası olduğunu fark etmemiş olabilirsiniz. Bu yaygın ev baharatı, bir zamanlar Eski Mısırlılar tarafından Tanrılara bir hediye olarak sunuldu. Sadece lezzeti ve koruyucu güçleri için değil, aynı zamanda tıbbi amaçları için de ödüllendirildi. Son araştırmalar bunun nedenini ortaya çıkardı. Tarçın iltihabı azaltmaya, kan şekeri seviyelerini dengelemeye, ruh hali ve enerji dalgalanmalarına yardımcı olur. HDL'yi veya iyi kolesterolü artırırken LDL veya kötü kolesterolü düşürür ve beyinde tau proteini oluşumunu durdurma yeteneği nedeniyle Alzheimer denemelerinde bile çalışılmıştır. İşte yediklerinize ve içtiklerinize tarçın eklemenize neden olacak faydaları…


Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
geçen ay
Kaybetmek İçin Kazanıyorsun ...!
Ne tuhaf, insan hırsla kaybetmek için kazanıyor ; Ama Kazanmak için kaybetmeyi göze alamıyor ? O zaman ; kazanmak için neyi kaybetmeyi göze alacağımızı iyi bilmeliyiz. Kaybetmeyi öğreneceğiz, hepimiz. Hem de severek, isteyerek veya istemeyerek, arzulayarak, biriktirerek, üstüne titreyerek, vazgeçemeyerek, kaybetmeyi öğreneceğiz.

Dünya doğallığını kaybetti, dostluk ihanet ile arkadaş oldu, çocuklar büyümeden yaşlandı, tüm doğal güzelliklerin yüzü soldu, hepsi bizim kazanma hırsı yüzümüzden. Kazanmak için sattık her şeyin ruhunu o çok aldatıcıya.

Bir düşünün; tüm kazancınızı harcamak veya kaybetmek için biriktiriyorsunuz. Delicesine çalışıp, tatil günlerinde tüm çalışmanızı delicesine tüketmekten başka bir şey değil bu kısır döngü. Aslında ironi burada değil, kaybederken ve harcarken, bir illüzyon gibi kazandığımızı zannediyoruz. İşte bu yanılgı ile başlıyor tüm ruhların sonsuz susuzluğu. Kazanmak adına kaybediyor kendini, insanlığını, şerefini, haysiyetini. Hâlbuki ki yaşamak adına en çok biriktirmemiz gereken değerlerdi bunlar.

Varlığınızın kendisi bizzat bedeldir, en büyük sermaye. Ben'liğinin değerini bilen, O'nu otuz kuruşa heva ve hevesinin boş arzularına satmaz. Ben'liğin değerini en iyi bilen mutlak Öz'ünüzdür. Ben'lik sevgi ve gönül pazarında harcayabileceğiniz kıymetli bir akçedir. Neyi satın alırsınız bunun karşılığında, biraz ironi olacak ama, karşılıksız, özgecil sevmeyi, ihsan etmeyi, mesela bir çiçek ile dostluğu kazanırsın, bir kedinin bakışında bulursun kendini, güneşin sıcaklığında bulursun ayrım yapmadan kucaklamayı. Kazanmak için kaybetmeyi öğrenecek insan. Kaybederek kazanacaksın, düşerek kalkacaksın, ağlayarak güleceksin, terk ederek kavuşacaksın. Kaybetmeden kazanılmaz. Sevdiğinin yanına ben ben diye gitmez insan olan.


Ben'lik içi boş bir küptür, her şeyin kalbine sunulacak olan. Sen O küpün içine doldurduğun şeyler kadar değerlisin. Biz bu dünyadan göçtükten sonra, Ben'lik küpümüz kırılınca ortalığa saçılır öz hazinemiz. O gün ahvalimiz öylesine meydana çıkarılır ki hiçbir şeyiniz gizli kalmaz. Ve bizi güzel yâd eder can içinde canlar. Kaybetmeyi öğreneceğiz, hepimiz. Hem de severek, isteyerek veya istemeyerek, arzulayarak, biriktirerek, üstüne titreyerek, vazgeçmeyerek, kaybetmeyi öğreneceğiz.

İnsan hırsla kaybetmek için kazanıyor ; Bu hırs şan ve şeref için verilen anlamsız bir savaştır. Dostuna yenildiğin zaman O'nun gönlünü kazanırsın. İnsan kaybettiği şan ve şeref'i ancak Dost'un gönlünde bulabilir. Ama kazanmak için Ben'liğini O'nda kaybetmeyi göze alabiliyor musun ? Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle etrafta gördüğünüz her şeye aittir (sadece kendimizde değil). Güzel sözler ancak gönüllerin sahibine yükselir. İyi niyetle olan tüm davranışları da güzel sözler yükseltir.

Yazının Orjinali Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
geçen ay
Doğada Yönünüzü Bulmanıza Yardımcı İpuçları
Hangimiz doğayı sevmeyiz ki! Neredeyse hepimiz bir ormanda yürümeye, piknik yapmaya ya da kamp ateşinin çevresinde oturup kahvemizi yudumlamaya bayılırız. Hatta aramızda o kadar sevenler vardır ki, bunu günlük hayatının bir standardı haline çevirir ve kendini doğanın kollarına tamamen bırakır. Doğayla iç içe yaşamaya olanak tanıyan kampçılık, bir keşfetme yolculuğudur. Bu keşfetme yolcuğundaysa genellikle teknolojik aletler çekmez ve o güzel ormanların derinliklerinde kendi kendimize kalırız. Peki ya yolumuzu kaybeder ve yönümüzü bulamazsak? İşte o zaman bizi zor dakikalar bekliyor olabilir. Böyle bir durumda yanımızda pusula olması büyük şans olacaktır. Ancak yanımızda yönümüzü gösteren bir pusula yoksa da tedirgin olmanıza gerek yok! Doğada yön bulmanıza yardımcı basit ipuçlarıyla keşfetme yolculuğunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz! Hadi, güneş batmadan; karanlık doğmadan yönümüzü bulalım!

Yazının Devamı ve Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
D
geçen ay
Bakmıyor Çeşm-İ Siyah Feryâde Hikayesi


Şiirlerini Gülşen-i Âsâr adındaki 194 sayfalık "Divançe"de toplamış. Ünlü halk müziği sanatçısı Sâdi Yaver Ataman'ın dedesi oluyor. Çengelköy'deki konağında her Cuma gecesi yapılan musiki sohbet ve fasıllarında, dönemin ünlü bestekâr, hanende ve sazendeleri yer almıştır.
Hacı Arif Bey her Cuma günü konağa düzenli gider gece geç vakte kadar meşk ederler ve o gece konakta kalırmış. Hatta bazı geceler Hacı Arif Bey, Sadi bey’i uykudan uyandırıp güfte yazdırırmış.


Yine böyle bir gecede Hacı arif Bey, Sadi Bey’i uyandırmış ve Çeşmi Dilber’e olan aşkını anlatmaya başlamış. Çeşmi Dilber’in saçlarının, gözlerinin ve endamının güzelliklerini hayal kurarcasına heyecan ile anlatmış ve yinede onu sendiğini söylemiş. Fakat kendisini terk etmesini bir türlü içine sindiremediğini ve hatta geri döneceğine bir ihtimal dahi olsa inandığını söylemiş. Sadi Bey’den onun için bir güfte yazmasını istemiş. Arkadaşının bu çaresizliğini içinde duyan Sadi Bey için güfteyi yazmak zor olmamış:


Bakmıyor çeşm-i siyah feryâde
Yetiş ey gamze yetiş imdâde
Gelmiyor hançer-i ebrû dâde
Yetiş ey gamze yetiş imdâde
Gel ne korkarsın ecel sîmâ-yı zerdimden benim
Kurtar Allah aşkına dünyayı derdimden benim
"O kara gözlü sevgili feryadıma bakmıyor.
Ey sevgilinin bakışı imdadıma yetiş.

O hançer kaşlar yardıma gelmiyor.

Ey sevgilinin bakışı imdadıma yetiş.
Gel korkma benim sararmış yüzümden."

Hacı Arif Bey, bu güfteyi Nihavent makamında besteliyor.Fakat Çeşmi Dilber, Arif Bey’in feryadına yetişmiyor.

Yazının Devamı ve Kar Amacı Gütmeyen Sitemizi Desteklemek İçin TIKLAYINZ..
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.