1. sayfa
| Neden bir enerji kaynağına dönüşmesin ki.. |
| Ay sonu gelen elektrik faturasından sonra bilim adamları: |
| Karadelikleri anlamanın en iyi yolu doğadaki analoglarını üretebilmek ve inceleyebilmek. Nihayetinde karadelikler doğanın ürünü ve doğada karadeliklere ilişkin süreçlerin karşılıkları bulunabilir. |
| matematigin ve fizigin sevdigim yani bu. elinde iyi bir model varsa hic gormedigin belkide goremiyecegin seyleri cok buyuk dogrulukla ongorebiliyor. |
|
@darkaura şahane yorum. Estetikte kaybolmayıp deneysellikle desteklendiği sürece bilimde matematikselliğin gücü. Mesela Paul Dirac'ın kendi adıyla anılan denkleminin elektron negatif enerji çözümleri elektronun aynı kütlede pozitif yüklü karşıtı pozitronu / anti-elektronu dolayısıyla anti maddeyi veriyor. Düşünsenize sadece matematikle fiziksel gerçekliğin diğer bir yönünü (anti maddeyi) ortaya çıkarıyorsunuz. Sonra geriye deneysel olarak bunu test etmek, edebilmek kalıyor. Yalnızca bunu yapmakla kalmıyor, yeni soruların ufuklarını açıyor. Evrenin başlangıcında şekillenmiş bir süreç olarak anti maddeye nazarla madde dominasyonu ve aralarındaki miktar asimetrisi hala fiziğin büyük gizemlerinden birisi ve Dirac'in matematiği bizi bu soruya götüren yolun kapısını açıyor. Normalde madde ve anti madde etkileşimleri enerjiye çözülmeyle sonuçlanır ve Büyük Patlama esnasında standart modele göre eş miktarda madde ve anti madde birbirlerini götürmelilerdi ama çok az bir farkla bildiğimiz madde (elektronlar vs) kazanmış ve mevcut maddi kainatı oluşturmuş görünmekte. Muhtemelen madde anti madde asimetrisinin gizemini gerçekten çözmüş matematik model modern teorik fizik ve kozmogoni literatüründe bir yerlerde yatıyor ama ne yazık ki bunları test imkanlarımız - en azından şimdilik - yeterli değil. |
|
tesekkurler. dirac kendi denklemi icin "benden daha zeki, benim goremediklerimi goruyor" derdi. fizigin en keyifli yanida bu. bilinmeyeni matematikle gorup onun hakkinda yorum yapabilmek, tahmin edebilmek. madde antimadde miktar asimetrisi benimde aklimi kurcalayan konulardan biri. simdiye kadar fizik denklemlerinde gordugum her zaman bir simetri oluyor, simetri olmadigindada eksik kalan yer sanki simetrik sekilde kesilip alinmis gibi duruyor. acik sekilde evrenin gercekligin tamamini goremiyoruz test edemiyoruz, algilarimizin sensorlerimizin otesinde baska seyler var. nasilki 300-400 sene once gunes sisteminin otesinde baska bir sey oldugunu bilinmiyorsa, 100 sene once evren samanyolundan ibaretse simdide bilmedigimiz buyuk parcalar olmali. artik quantum coklu evreni mi, paralel boyutlar mi yada tersine akan zamanda ikinci bir evren mi, fizikde eksik olan simetrinin goremedigimiz test edemedigimiz baska yerlerde saklandigina inaniyorum. buyuk ihtimal farkli bir gerceklikde bir anti madde evreni var, hatta oradada ayni soruyu soran anti madden zeki varliklar olabilir. |
| knk bi 3-5 milyon ışıkyılı uzaklıkta yapsanıza |
| şapka çıkardım efendim. |
| gulmekten öldük |
1. sayfa
Radyo dalgalarıyla oluşturulan deney, teoriyi destekledi
Bu fikir ilk olarak 20. yüzyılın önde gelen fizikçilerinden Sir Roger Penrose tarafından ortaya atılmıştı. Penrose'un hesaplamalarına göre dönen bir kara deliğin çevresindeki uzay-zaman, yalnızca kütle çekimiyle değil aynı zamanda dönme hareketi nedeniyle de bükülüyor. Bu bükülme, belirli koşullar altında sisteme dışarıdan giren bir parçacığın veya dalganın başlangıçta sahip olduğundan daha fazla enerjiyle ayrılmasına imkan tanıyabiliyor. Teori, fizik literatüründe "Penrose mekanizması" olarak anılıyor ve onlarca yıldır kara deliklerin enerji dinamiklerini açıklayan en dikkat çekici modellerden biri kabul ediliyor.
Bu mekanizmanın merkezinde, kara deliğin olay ufkunun hemen dışında bulunan ve "ergoküre" adı verilen bölge yer alıyor. Genel görelilik kuramına göre dönen büyük kütleler çevrelerindeki uzay-zamanı da sürüklüyor. "Çerçeve sürüklenmesi" olarak bilinen bu etki Dünya gibi gök cisimlerinde son derece zayıf seviyelerde gözlenirken, kara deliklerde çok daha güçlü hale geliyor. Penrose'un önerisine göre ergoküreye giren bir sistem, bu dönme enerjisinden yararlanarak başlangıçta taşıdığından daha yüksek bir enerjiyle bölgeden ayrılabiliyor. Teorik açıdan bu durum, kara deliğin dönme enerjisinin dolaylı biçimde sisteme aktarılması anlamına geliyor.
Gerçek bir kara delik üzerinde deney yapmanın mümkün olmaması nedeniyle CUNY ekibi, uzay-zamanın dönme etkisini laboratuvar ortamında taklit edebilecek alternatif bir yöntem geliştirdi. Araştırmacılar, modüle edilmiş radyo dalgalarını kullanarak mekanik sistemlerle ulaşılamayacak kadar yüksek dönüş özelliklerini simüle etti. Deneyde bu yapay sistem, dönen bir kara deliğin enerji aktarım dinamiklerini temsil edecek şekilde tasarlandı ve ortaya çıkan dalga davranışları ayrıntılı olarak incelendi.
Ayrıca Bkz.Geceyi gündüze çevirmeyi hedefleyen uyduya FCC'den onay geldi
Ekip, deney sonuçlarını analiz ederken fizikte periyodik sistemlerin incelenmesinde kullanılan Floquet teorisinden yararlandı. Günlük yaşamda salıncaktaki bir çocuğu doğru zamanlamayla itmeye benzetilebilecek bu yaklaşım, belirli frekanstaki dalgaların dönme hareketiyle etkileşimini hesaplamaya imkan tanıyor. Araştırmacılara göre uygun dönme özelliklerine sahip radyo dalgaları sistemden enerji çekerek güç kazandı ve böylece Penrose-Zel'dovich süreci olarak bilinen temel fiziksel davranış deneysel düzeyde yeniden üretildi.
Çalışmanın baş yazarı Hadiseh Nasari, elde edilen sonucun aşırı dönme dinamiklerine ilişkin fikirleri teoriden pratiğe taşıdığını ifade ediyor. Çalışmanın ortak yazarlarından doktora öğrencisi Hady Moussa ise deney sırasında uygun özelliklere sahip dalgaların sistemden enerji çekerek güçlendiğini ve bunun Penrose-Zel'dovich sürecinin temel fiziksel özelliklerini doğruladığını belirtiyor.
Deney, evlerde kullanılabilecek bir "kara delik enerji kaynağı" geliştirilmesi anlamına gelmiyor. Bunun yerine, bugüne kadar yalnızca matematiksel modellerle açıklanabilen bir sürecin kontrollü laboratuvar koşullarında gözlemlenebilmesi açısından önem taşıyor. Bu tür deneysel platformların gelişmesi, gelecekte kara deliklerin davranışı, uzay-zamanın yapısı ve aşırı kütle çekim ortamlarında gerçekleşen fiziksel süreçlerin daha ayrıntılı incelenmesine katkı sağlayarak modern astrofiziğin en zor sorularına yeni araştırma yolları açabilir.
Kaynak:https://asrc.gc.cuny.edu/headlines/2026/07/a-black-hole-theory-comes-to-life-in-the-lab/
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Haberi Portalda Gör