![]() İşte Google Play oyun ekosistemine eklenen yeni özellikler:Yeni özellik ile birlikte kullanıcılar Play Store’daki desteklenen bir oyunun profil sayfasına girdiklerinde standart satın alma seçeneğinin yanında "Dene" ibaresini görebilecek. Bu seçeneğe dokunulduğunda, oyunun ücretsiz deneme süresi hakkında bilgi gösterilecek ve oyuncular oyunu bu süre boyunca tam sürüm deneyimine yakın şekilde oynayabilecek. Deneme süresi sona erdiğinde ise kullanıcıya oyunu satın alma ya da cihazdan kaldırma seçenekleri sunulacak. Google’ın paylaştığı örneklerden biri olan hayatta kalma ve korku türündeki Dredge oyununda bu deneme süresinin 60 dakika olarak belirlendiği belirtiliyor. Google’ın duyurusunda yalnızca deneme özelliği değil, Play Store’daki oyun ekosistemini genişletmeye yönelik başka planlar da yer aldı. Şirket önümüzdeki aylarda Moonlight Peaks, Sledding Game ve Low-Budget Repairs gibi bağımsız geliştiricilere ait ücretli oyunların platformda yayınlanacağını açıkladı. Ayrıca Bkz.Google Docs Gemini güncellemesi: AI ile ortak düzenleme dönemi Platform tarafında yapılan bir diğer değişiklik ise PC oyuncularına yönelik yeni bir keşif alanı oluşturulması oldu. Google Play Store’da Windows PC’ler için optimize edilmiş oyunları öne çıkaran ayrı bir bölüm açıldı. Bu bölümde listelenen oyunlar, bilgisayar ortamında daha stabil performans ve kontrol desteği sunacak şekilde optimize edilmiş yapımlardan oluşuyor. Kullanıcılar bu oyunları doğrudan indirmenin yanı sıra istek listesine ekleyebiliyor. Böylece oyunlar indirim dönemine girdiğinde Play Store tarafından bildirim gönderiliyor. Bu sistem, Steam gibi PC platformlarında uzun süredir kullanılan istek listesi mantığını mobil uygulama mağazası deneyimine entegre ediyor. Google’ın oyun tarafındaki bir diğer yeniliği ise yapay zekâ destekli Play Games Sidekick aracının genişletilmesi oldu. Geçen yıl tanıtılan bu araç, Gemini tabanlı bir Android arayüzü olarak çalışıyor ve oyunculara oyun sırasında yardımcı bilgiler sunmayı amaçlıyor. Play Games Sidekick, kullanıcıların ayrı bir arama yapmasına gerek kalmadan oynadıkları oyun hakkında ipuçları, açıklamalar veya çeşitli oyun içi araçlar sağlayabiliyor. Son olarak Google Play’deki sosyal etkileşim tarafında da bazı güncellemeler yapıldı. Artık seçili oyunların Play Store sayfalarında Topluluk Gönderileri bölümü bulunuyor. Bu bölümde oyuncular deneyimlerini paylaşabiliyor ve oyun hakkında önerilerde bulunabiliyor. Daha önce farklı bölgelerde sınırlı olan bu özellik, artık İngilizce olarak da kullanılabiliyor. Bu sayede oyuncular yalnızca algoritmik öneriler veya yapay zekâ rehberleri yerine diğer oyuncuların yorumlarına da ulaşabiliyor. Kaynak:https://www.engadget.com/gaming/google-play-will-let-you-try-a-game-before-you-buy-it-051854016.html |
![]() Ayrıca Bkz.OpenAI ChatGPT-5.4 modelini tanıttı: Thinking ve Pro seçenekleri neler sunuyor? Gemini entegrasyonu Google Docs’ta belge yazma sürecini nasıl değiştiriyor?Yeni güncelleme, Google Docs içindeki yapay zekâ deneyimini daha merkezi hale getiriyor. Kullanıcı arayüzünde yer alan yenilenmiş “Bana oluşturmada yardımcı ol” deneyimi, Gemini yan paneli veya araç çubuğundaki yeni hap şeklindeki alt kontrol alanı üzerinden erişilebiliyor. Bu bölümde kullanıcıdan yalnızca oluşturmak istediği içeriği tanımlaması isteniyor. Ardından Gemini, Gmail yazışmaları, Google Drive belgeleri, Google Chat mesajları ve web kaynaklarından elde edilen bağlamsal verileri sentezleyerek talimatlara uygun bir taslak hazırlıyor. Ortaya çıkan sonuç, yalnızca düz bir metin değil; yapılandırılmış başlıklar, biçimlendirme seçenekleri ve akıllı çipler içeren tam formatlı bir ilk belge taslağı oluyor. Google Docs’ta Gemini entegrasyonunun en dikkat çekici yönlerinden biri, otomatik taslak oluşturma sürecinin kurumsal iş akışlarıyla entegre edilmesi. Örneğin bir kullanıcı, daha önce yürütülen başarılı kampanyalara dayanarak yeni bir pazarlama planı hazırlanmasını isteyebiliyor. Gemini bu noktada Workspace ekosisteminde bulunan ilgili belgeleri ve verileri tarayarak bir kampanya planı hazırlıyor. < Resime gitmek için tıklayın > Taslak oluşturma aşamasının ardından devreye giren “Yazmama yardım et” özelliği ise belgenin tamamını yeniden yazmak yerine belirli bölümlerin geliştirilmesine odaklanıyor. Kullanıcılar düzenlemek istedikleri metni vurgulayarak iyileştirme komutları verebiliyor. Bu komutlar, argümanların güçlendirilmesi, metnin daha akıcı hale getirilmesi veya yeni bakış açıları eklenmesi gibi farklı düzenleme seçeneklerini içeriyor. Sistem tarafından önerilen değişiklikler ise doğrudan belgeye uygulanmıyor; kullanıcı onay verene kadar öneri olarak kalıyor. < Resime gitmek için tıklayın > Yeni özellikler yalnızca metin üretimiyle sınırlı değil. Google, çok yazarlı belgelerde sıkça karşılaşılan stil ve ton farklılıklarını azaltmak için “Yazım Stili Eşleştirme” adı verilen yeni bir araç da sunuyor. Birden fazla editör tarafından hazırlanan belgelerde farklı anlatım biçimleri ve tonlar ortaya çıkabiliyor. Gemini bu durumda belgeyi analiz ederek dil yapısını, anlatım tarzını ve kelime seçimlerini değerlendiriyor. Ardından metnin tamamında daha tutarlı bir üslup elde edilmesi için düzenleme önerileri sunuyor. Google Docs güncellemesinin bir diğer unsuru ise kullanıcıların daha önce oluşturulmuş belgelerin biçim ve yapısını yeni dokümanlara yansıtabilmesi. Platform verilerine göre yeni oluşturulan Google Docs belgelerinin üçte birinden fazlası mevcut bir dokümanın kopyalanmasıyla hazırlanıyor. Yeni özellik sayesinde ise kullanıcılar, favori belgelerindeki başlık yapıları, stil ayarları ve düzen formatlarını yeni belgelerde otomatik olarak eşleştirebiliyor. Kaynak:https://9to5google.com/2026/03/10/google-docs-gemini-upgrade/ |
![]() İşte Xiaomi 18 Pro Max'in ilk ayrıntıları:Sızıntıya göre Xiaomi 18 Pro Max’in en dikkat çekici yönlerinden biri ekran tasarımı olacak. Cihazın 6,9 inç büyüklüğünde düz bir LIPO OLED panelle geleceği belirtiliyor. LIPO ekran teknolojisi, üretim sürecinde kullanılan özel paketleme tekniği sayesinde panel çevresindeki çerçevelerin daha ince hale getirilmesine olanak tanıyor. Bu yaklaşım, özellikle üst segment telefonlarda ekran-gövde oranını artırmak için tercih ediliyor. Paylaşılan bilgilere göre yeni modelin çerçeveleri yalnızca ince olmakla kalmayacak, aynı zamanda simetrik bir yapı sunacak. Yani ekranın dört tarafındaki çerçeve kalınlıklarının neredeyse aynı olması hedefleniyor. Bu yaklaşım özellikle premium cihazlarda görsel bütünlüğü artıran bir tasarım unsuru olarak kabul ediliyor. Önceki nesil Xiaomi 17 Pro Max’te de oldukça dar çerçeveler bulunuyordu ancak yeni modelin daha da ince bir yapı sunacağı ifade ediliyor. Ayrıca Bkz.iPhone Fold'a ait olduğu iddia edilen CAD görselleri sızdırıldı Ekran panelinin bir diğer teknik özelliği ise düşük parlaklık performansı olacak. Sızıntıya göre panel, ultra düşük ışık koşullarında 1 nit parlaklık seviyesine kadar düşebilecek. Panelin desteklediği renk standardı da dikkat çeken teknik detaylardan biri. Xiaomi 18 Pro Max’in ekranının BT.2020 renk uzayını destekleyeceği belirtiliyor. BT.2020 standardı, yüksek dinamik aralık ve geniş renk gamı sunan modern görüntü sistemleri için geliştirilmiş bir renk uzayı olarak biliniyor. Teorik olarak bu standart, daha geniş renk aralığı sayesinde özellikle HDR içeriklerde daha doğru tonlar ve daha canlı görüntüler sunulmasını mümkün kılıyor. Günümüzde birçok mobil cihaz DCI-P3 renk alanını desteklerken BT.2020 desteği hâlâ nispeten sınırlı sayıda panelde bulunuyor. Son olarak performans tarafında ise cihazın Qualcomm’un yeni nesil amiral gemisi işlemcisini kullanması bekleniyor. Sızıntıya göre Xiaomi 18 Pro Max, henüz resmi olarak tanıtılmamış Snapdragon 8 Elite Gen 6 işlemciyle çalışacak. Bu yonga setinin ise 2 nanometre üretim süreciyle üretileceği ifade ediliyor. Kaynak:https://weibo.com/6048569942/Qvp4iEBiF |
![]() Ayrıca Bkz.OpenAI ChatGPT-5.4 modelini tanıttı: Thinking ve Pro seçenekleri neler sunuyor? Gözlüksüz 3D ekran teknolojisi ve çift OLED panel yapısı nasıl çalışıyor?Yoga Book Pro 3D Concept’in merkezinde yer alan teknoloji, Lenovo’nun PureSight Pro Tandem OLED ekran mimarisi. Cihazda kullanılan çift ekranlı yapı, özellikle karmaşık 3D tasarım yazılımlarında sıkça karşılaşılan yoğun arayüz düzenlerini daha rahat yönetebilmek için geliştirilmiş durumda. Bu tasarımın en dikkat çekici yönlerinden biri ise gözlüksüz 3D görüntüleme teknolojisi. Geleneksel üç boyutlu ekranlarda kullanıcıların özel gözlükler takması gerekirken Yoga Book Pro 3D Concept, doğrudan panel teknolojisi üzerinden derinlik algısı oluşturmayı hedefliyor. Bu sayede bir tasarımcı, bir karakter modelinin yüz detaylarını veya bir mimari modelin yapısal katmanlarını ek bir ekipman kullanmadan inceleyebiliyor. Lenovo’nun konsept cihazda öne çıkardığı bir diğer unsur ise yapay zekâ destekli içerik üretim araçları. Üst ekranda yer alan yazılım sistemi, iki boyutlu bir görüntünün üç boyutlu modele dönüştürülmesini sağlayan bir 2D’den 3D’ye dönüşüm özelliği sunuyor. Kullanıcılar düz bir görsel dosyasını içe aktararak bunu düzenlenebilir bir üç boyutlu objeye dönüştürebiliyor. ![]() Cihazın etkileşim tarafında ise jest kontrolü öne çıkan bir başka özellik. Yoga Book Pro 3D Concept’te yer alan RGB kamera, kullanıcıların el hareketlerini takip ederek dokunmaya gerek kalmadan nesnelerle etkileşim kurmasına olanak tanıyor. Kullanıcılar dizüstü bilgisayarın önünde el hareketleri yaparak bir modeli döndürebiliyor, yakınlaştırabiliyor veya sahne içindeki konumunu değiştirebiliyor. Bu yaklaşım, özellikle 3D nesnelerle çalışırken fare ve klavye kombinasyonunun yanında daha doğal bir etkileşim yöntemi sunmayı hedefliyor. Bununla birlikte Lenovo, Yoga Book Pro 3D Concept’in ticari bir ürüne dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda henüz resmi bir plan paylaşmış değil. Gözlüksüz 3D ekran teknolojisi, yapay zekâ destekli içerik üretim araçları ve hareket tabanlı etkileşim yöntemleri, Lenovo’nun özellikle yaratıcı profesyonellere yönelik dizüstü bilgisayar kategorisinde hangi teknolojileri araştırdığını gösteren önemli ipuçları sunuyor. Kaynak:https://news.lenovo.com/pressroom/press-releases/consumer-mwc-2026-concepts-tablets-laptops/ |
![]() Ayrıca Bkz.Xiaomi 18 sızıntısı: Yapay zeka düğmesi ve AI destekli kalem geliyor Sızdırılan CAD çizimleri iPhone Fold tasarımına dair ipuçları veriyorSızdırılan CAD görselleri, üretim aşamasına geçmeden önce cihazın fiziksel tasarımını belirlemek için kullanılan mühendislik çizimlerine benziyor. Görsellerde yer alan detaylar, Apple’ın katlanabilir telefon tasarımında klasik iPhone çizgisini tamamen terk etmek yerine mevcut tasarım dilini yeni form faktörüne uyarlamayı tercih ettiğini düşündürüyor. Özellikle arka yüzeyde görülen kamera platformu, daha önce söylentilere konu olan donanım düzeniyle büyük ölçüde örtüşüyor. ![]() Görsellerde dikkat çeken bir başka unsur ise cihazın köşe yapısı. CAD çizimlerine göre telefonun iki köşesi klasik iPhone tasarımındaki gibi yuvarlatılmış. Buna karşın menteşe sisteminin bulunacağı taraftaki iki köşe daha keskin ve kare formuna yakın bir yapıda görünüyor. Bu tür bir tasarım yaklaşımı, katlanabilir telefonlarda menteşe mekanizmasının gövde içinde oluşturduğu yapısal farklılıklarla ilişkilendiriliyor. Katlanma noktası çevresindeki yapının daha keskin hatlara sahip olması, cihazın dayanıklılığı ve mekanik stabilitesi açısından tercih edilmiş olabilir. Kaynak:https://9to5mac.com/2026/03/08/iphone-fold-design-leaks-in-purported-3d-cad-rendering-files/ |
![]() Ayrıca Bkz.Exynos 2700 test aşamasında: Samsung Galaxy S27 için hazırlanıyor Xiaomi 18, yapay zeka düğmesi ve AI kalemiyle etkileşimi yeniden tanımlayabilirAkıllı telefon üreticileri son yıllarda yapay zekayı ürünlerinin merkezine yerleştirmeye çalışıyor. Ancak çoğu marka bu yetenekleri yalnızca yazılım özellikleri üzerinden sunarken Xiaomi’nin planı fiziksel kontrolleri yeniden gündeme getiriyor. Xiaomi 18’de bulunacağı iddia edilen özel AI düğmesi, kullanıcıların belirli yapay zeka görevlerine tek dokunuşla erişebilmesini sağlayacak. Sızıntılara göre bu düğme sabit bir komut yerine kullanım alışkanlıklarını analiz ederek bağlama duyarlı kısayollar sunabilecek. Örneğin kullanıcı sık sık not alma uygulamasını açıyorsa düğme bu işlemi doğrudan tetikleyebilir veya kamera, çeviri ya da sesli asistan gibi görevleri otomatik olarak öneren bir yapı sunabilir. ![]() Kaynak:https://www.gizchina.com/xiaomi-phones/xiaomi-18-poised-to-redefine-interaction-with-advanced-ai-featureshttps://www.gizchina.com/xiaomi-phones/xiaomi-18-poised-to-redefine-interaction-with-advanced-ai-features |
![]() Ayrıca Bkz.OpenAI ChatGPT-5.4 modelini tanıttı: Thinking ve Pro seçenekleri neler sunuyor? Dart çarpışması yalnızca hedefi değil tüm sistemi etkilediÇift Asteroit Yönlendirme Testi olarak adlandırılan Dart görevi, yaklaşık 560 fit genişliğindeki Dimorphos adlı küçük asteroit uydusunu hedef alacak şekilde tasarlanmıştı. Dimorphos, daha büyük olan Didymos adlı ana asteroitin etrafında dönen ikili bir sistemin parçası olarak biliniyor. Görevin temel amacı, bir uzay aracının kinetik çarpma yöntemiyle bir asteroitin yörüngesini değiştirip değiştiremeyeceğini pratik olarak test etmekti. Bu yaklaşım, olası bir tehdit durumunda Dünya’ya yaklaşan bir gökcismini çok küçük bir sapmayla güvenli bir rotaya yönlendirme fikrine dayanıyor. İlk analizler çarpışmanın beklendiği gibi Dimorphos’un Didymos etrafındaki yörüngesini değiştirdiğini göstermişti. Nasa’nın erken değerlendirmelerine göre asteroit uydusunun yörünge süresi belirgin biçimde kısalmıştı ve bu sonuç görev için önemli bir başarı olarak kabul edilmişti. Uzay ajansı bu verilerin ardından Dart görevini planlanan hedeflere ulaştığı gerekçesiyle başarılı ilan etmişti. Ancak sonraki yıllarda yapılan ayrıntılı gözlemler ve yeni hesaplamalar, çarpışmanın etkilerinin tahmin edilenden daha geniş kapsamlı olduğunu ortaya koydu. 2024 yılında yayımlanan takip çalışması, Dimorphos’un Didymos etrafındaki yörünge periyodunun yaklaşık 33 dakika kısaldığını gösterdi. Ayrıca asteroit uydusunun yörüngesinin, çarpışma öncesine kıyasla Didymos’a yaklaşık 120 fit daha fazla yaklaştığı hesaplandı. Bu değişiklikler, bir gökcisminin yörüngesini değiştirmek için gereken enerji miktarı ve çarpışma fiziği açısından önemli veriler sağladı. ![]() Uzay mekaniği açısından bakıldığında ise bu tür küçük değişimlerin uzun vadede büyük sonuçlar doğurabildiği biliniyor. Bir asteroitin yörüngesinde milimetre ölçeğinde başlayan sapmalar, yıllar ve hatta on yıllar boyunca birikerek binlerce kilometrelik rota farklılıklarına dönüşebiliyor. Bu durum özellikle Dünya’ya potansiyel olarak yaklaşabilecek asteroitler söz konusu olduğunda kritik bir önem taşıyor. Küçük bir hız değişimi, bir gökcisminin gezegenle çarpışma rotasından tamamen sapmasına veya tam tersine tehlikeli bir yakın geçişe girmesine neden olabiliyor. Dart görevinin ortaya koyduğu veriler, gezegen savunması stratejilerinin yalnızca hedef asteroit üzerinde değil, daha geniş bir sistem dinamiği içinde değerlendirilmesi gerektiğini de gösteriyor. İkili asteroit sistemleri Güneş Sistemi’nde oldukça yaygın ve bu tür sistemlerde yapılan müdahaleler, beklenmedik yan etkiler doğurabiliyor. Bilim insanları ise bu tür deneysel görevlerin, gelecekteki olası asteroit yönlendirme operasyonlarının planlanmasında kritik rol oynayacağını düşünüyor. DART’ın sağladığı veriler, yalnızca bir teknolojik demonstrasyon değil aynı zamanda asteroit dinamiklerini daha iyi anlamak için eşsiz bir veri seti olarak görülüyor. Kaynak:https://www.jpl.nasa.gov/news/nasas-dart-mission-changed-orbit-of-asteroid-didymos-around-sun/ |
![]() İşte 2 nm üretim süreci ve yeni ısı yönetimi mimarisi:Samsung son yıllarda amiral gemisi telefonlarında bölgesel işlemci stratejisi uyguluyor. Örneğin Galaxy S26 serisinin ABD pazarındaki tüm modelleri Snapdragon işlemcilerle piyasaya sunulurken, uluslararası pazarlarda Galaxy S26 ve S26+ modellerinde şirketin kendi geliştirdiği Exynos 2600 yonga seti kullanıldı. Aynı şekilde Exynos 2700’ün de özellikle Galaxy S27 serisinin bazı modellerinde ve belirli pazarlarda kullanılması planlanıyor. Yeni raporlarda öne çıkan teknik detaylardan biri, Exynos 2700’ün üretim süreciyle ilgili. Tıpkı önceki nesil Exynos 2600’de olduğu gibi yeni yonga setinin de 2 nanometre üretim teknolojisiyle üretileceği belirtiliyor. Yarı iletken dünyasında üretim sürecinin küçülmesi, transistörlerin daha küçük alana yerleştirilmesini sağlıyor. Bu durum yalnızca işlem gücünü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji tüketimini azaltarak pil verimliliğini iyileştirebiliyor. Ayrıca Bkz.Google Pixel 11 Pro XL kılıf sızıntısı, tasarıma dair ilk ayrıntıları ortaya çıkardı Exynos 2700 ile ilgili dikkat çeken bir diğer teknik unsur ise ısı yönetimine verilen öncelik. Samsung’un yeni çipte Heat Pass Block olarak adlandırılan bir bileşen kullanacağı belirtiliyor. Isı Yolu Bloğu olarak çevrilebilecek bu yapı, işlemcide oluşan sıcaklığın daha verimli şekilde dağıtılmasını amaçlıyor. Mobil işlemcilerde yüksek sıcaklık genellikle performans düşüşü anlamına gelen thermal throttling adı verilen mekanizmayı tetikleyebiliyor. Bu nedenle ısıyı kontrol altında tutan donanım çözümleri, özellikle uzun süreli yüksek performans gerektiren kullanım senaryolarında önemli rol oynuyor. Exynos 2700’ün şu anda test aşamasında olması, geliştirme sürecinin henüz tamamlanmadığı anlamına geliyor. Samsung’un çip tasarımını birkaç ay içinde tamamlamayı planlaması ise Exynos 2700’ün zaman çizelgesi açısından Galaxy S27 serisinin geliştirme süreciyle paralel ilerlediğini gösteriyor. Kaynak:https://www.yna.co.kr/view/AKR20260304093600003 |
![]() Ayrıca Bkz.DxOMark sonuçları: Pixel 10a kamera skorunda Pixel 8a’nın gerisinde kaldı İşte Pixel 11 kamera çubuğu tasarımındaki incelme iddiası:Ortaya çıkan görseller, aramid elyafından üretilmiş ve MagSafe uyumluluğu sunduğu belirtilen bir telefon kılıfına ait. Bu tür kılıflar genellikle cihaz üreticilerinden veya tedarik zincirinden alınan ölçülere göre üretildiği için tasarım konusunda erken ipuçları sağlayabiliyor. Paylaşılan iki farklı görselde kılıfın arka bölümünde yer alan kamera çubuğu boşluğu özellikle dikkat çekiyor. Bu boşluğun beklenenden daha sığ olması, Pixel 11 Pro XL’de kamera modülünün gövdeden daha az çıkıntı yapabileceği yönünde yorumlanıyor. Görsellerde dikkat çeken bir diğer nokta ise kamera çubuğunun formu. Pixel 10 serisinde uzun oval biçimli bir kamera barı kullanıldığı biliniyor. Pixel 11 Pro XL için hazırlanan kılıf tasarımında ise bu alanın daha büyük ve yuvarlatılmış dikdörtgen benzeri bir forma sahip olduğu görülüyor. ![]() Pixel 11 Pro XL kılıf görselleri ayrıca cihazın genel boyutlarının selefine oldukça yakın olabileceğini de ima ediyor. Kılıfın kalınlık ve kenar yapısı, Pixel 10 Pro XL ile benzer ölçülere işaret ediyor gibi görünüyor. Bu durum, Google’ın yeni nesil modelde radikal bir gövde değişikliği yerine daha çok iç donanım ve kamera teknolojisine odaklanabileceğini düşündürüyor. Google’ın Pixel serisi son yıllarda yapay zekâ destekli kamera yazılımları ve Android entegrasyonu ile dikkat çekiyor. Pixel 11 serisinin de benzer şekilde yazılım tabanlı kamera özelliklerine odaklanması bekleniyor. Ancak kamera modülünün fiziksel tasarımında yapılacak küçük değişiklikler bile hem ergonomi hem de cihazın masaya yerleştirildiğinde dengesi açısından önemli farklar yaratabiliyor. Kaynak:https://www.androidauthority.com/google-pixel-11-case-renders-3647310/ |
Ayrıca Bkz.Google Docs Gemini güncellemesi: AI ile ortak düzenleme dönemi
EMBridge teknolojisi EMG sinyalleri ile el hareketlerini eşleştiriyor
Çalışmanın merkezinde yer alan EMBridge, kasların ürettiği elektriksel aktiviteleri ölçen elektromiyografi yani EMG verilerini kullanarak el hareketlerini yorumlayan bir yapay zeka çerçevesi olarak tanımlanıyor. EMG teknolojisi tıp alanında uzun süredir kas fonksiyonlarını incelemek, fizik tedavi süreçlerini izlemek veya protez uzuvların kontrolünü sağlamak için kullanılıyor. Son yıllarda ise giyilebilir elektroniklerde, özellikle sanal ve artırılmış gerçeklik sistemlerinde alternatif kontrol mekanizmaları geliştirmek amacıyla yeniden ilgi görmeye başladı. Apple’ın araştırması, bu biyosinyalleri doğrudan kullanıcı etkileşimine dönüştürebilecek yöntemlerin geliştirilmesine odaklanıyor.
Araştırmanın veri tarafı da oldukça büyük ölçekli bir yapıya sahip. İlk veri seti, 193 gönüllüden elde edilen yaklaşık 370 saatlik yüzey elektromiyografi verisini ve senkronize el pozisyonlarını içeriyor. Yumruk sıkma, parmak sayma gibi hareketlerin yer aldığı 29 farklı davranış kategorisi bulunurken, el pozisyonları yüksek çözünürlüklü bir hareket yakalama sistemiyle kaydedildi. Toplamda 80 milyondan fazla pozisyon etiketi içeren veri seti, boyut açısından modern bilgisayarlı görü veri setleriyle karşılaştırılabilecek ölçekte. Kullanıcılar farklı EMG bant yerleşimleriyle dört kayıt oturumu tamamladı ve model, giriş verisi olarak örtüşmeyen iki saniyelik sinyal pencereleri üzerinde eğitildi.
Apple araştırmacıları ayrıca NinaPro adlı EMG veri setlerini de modelin eğitimi ve değerlendirmesi için kullandı. NinaPro DB2 veri seti, 40 katılımcının gerçekleştirdiği 49 farklı el hareketini içeriyor ve EMG sinyalleri ön kola yerleştirilen 12 elektrot üzerinden saniyede 2 bin örnekleme hızında kaydediliyor. Elin kinematik hareketleri ise veri eldiveniyle ölçülüyor. Hareket sınıflandırma testleri için kullanılan NinaPro DB7 veri seti ise 20 katılımcıdan elde edilen EMG verilerini kapsıyor. Bu veri setleri sayesinde model, farklı kas sinyallerini ve el hareketlerini karşılaştırarak daha geniş bir davranış yelpazesinde test edilebildi.
Apple’a göre EMBridge, giyilebilir cihazlardan gelen EMG sinyalleriyle sıfır atışlı jest sınıflandırması gerçekleştiren ilk çapraz modlu temsil öğrenme çerçevesi olarak tanımlanıyor. Yapılan testlerde modelin özellikle daha önce görülmemiş el hareketlerini tanıma konusunda mevcut yöntemlerden daha iyi performans gösterdiği ve bunu eğitim verisinin yalnızca yüzde 40’ını kullanarak başarabildiği belirtiliyor.
Çalışma herhangi bir ticari ürün planını doğrudan işaret etmese de giyilebilir insan-bilgisayar etkileşimi alanında önemli bir potansiyel ortaya koyuyor. EMG tabanlı kontrol sistemleri teorik olarak bileğe takılan bir cihaz aracılığıyla sanal bir avatarın, robotik bir elin ya da dijital arayüzlerin kontrol edilmesine olanak tanıyabilir. Bu yaklaşım, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik platformlarında fiziksel kumandaların yerini alabilecek alternatif kontrol yöntemleri yaratabilir. Apple’ın araştırmasının bu yönde ilerlemesi, gelecekte giyilebilir cihazların yalnızca dokunmatik ekranlar veya sesli komutlarla değil, doğrudan kas hareketleri üzerinden de kontrol edilebileceği yeni bir etkileşim modeline işaret ediyor olabilir.
Kaynak:https://machinelearning.apple.com/research/embridge