| O sözünü ettiğiniz döngünün yüzeye dönüş tarafı bizim tüketimimizden/buharlaştırmamızdan çok daha yavaş çalışıyor. Yani bu döngünün kendisiyle çözebileceğiniz bir sorun değil; bilakis zaten dengesiz bir döngüyü biz daha da dengesizleştirerek iyicene bozuyoruz. :) |
|
Coin mining kesinlikle en boş enerji kullanımıydı, AI en azından ne için kullandığına bağlı olarak işe yarar şeyler üretmeni sağlayabiliyor. Tabi AI'ı da uyduruk slop videolar yapmak için kullanan kitle de mevcut. Ama üretim için kullanıldığı ve faydalı kullanımları da yadsınamaz bir gerçek. Coin miningde ise enerji amaçsız yere değerini insanların belirlediği sanal bir ürün için buhar olup uçuyordu. |
|
Kısa cevap: BTC, özel helikopterler, özel jetler, savaşlar; hiçbirisi veri merkezleri ve yapay zeka kadar su tüketmiyor. 1,3 milyar insanın tüketimine eşdeğerlik aşağı yukarı 8,5 milyar seviyesindeki dünya nüfusunun ciddi bir kısmının tüketimine karşılık düşmekte. Bu açıkça görülebilir ki muazzam bir tüketimdir. BTC ile çağdaş yapay zeka arasındaki tüketim skalası farkı devasa. Karşılaştırmalarınız o sebeple çok yanlış. Kaldı ki, diğer kirleticiler konusunda bilim insanları uyarmıyor değil. Bu yapay zeka karşıtlığı değil; yapay zekanın verilmiş bir boyutu, ekoloji boyutuna dair bilgilendirmedir. Konu zaten niye bu kadar ekolojik etkiyi küçümseyen cahilce yapılmış yorumlarla dolup taşmış anlamadım. Demek yapay zekayı seven ve ekolojiye dair tek satır yazı okumayan çokmuş. 😀 |
| Tuzlu su en korozif sıvılardan biridir, kullanılsaydı kısa sürede soğutma sistemini çöpe çevirirdi. |
|
Abi bilme3digim konuda yorum yapiyorum insallah komik duruma dusmem ama o zaman korozyona dayanikli sistem kurulsa. Buyuk ihtimnalle yapilabilir ama pahalidir . Ama bu bizim sorunumuz degil ki sirketin sorunu ve hepsi cok zengin. Devletlerin bunu sirketlere zorlamasi lazim cok gec olmadan. Bu arada korozyon dediginiz sey tuzlu suyun asidik olmasindan dolayi temas ettigi nesneleri asindirmasi demi. |
|
Evet suyun içindeki tuzun paslanma sürecinde mükemmel bir katalizör olmasından kaynaklanır korozyon. Bildiğimiz metal yerine titanyum vb. gibi egzotik ve çok pahalı metaller kullanılırsa yapılabilir ama tek sorun paslanma değil. Deniz suyu içi mikro organizma ve alg dolu bir sıvı. Deniz suyu kullanıldığında bu organizmalar soğutma sisteminde hızla çoğalarak sistemi tıkar ve bozar. Ayrıca denize sıcak su akıtmak eko sistemi korumak amacıyla bir çok ülkede yasalarca engellenmiştir. Bunlara ilaveten, deniz kenarı veri merkezi yatırımı için uygun bir yer değildir. Deniz kenarı arsa maliyetleri çok yüksektir. Ayrıca veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu büyük fiber ağlar deniz kenarındaki turistik kasabalardan çok büyük metropollerde bulunur. Bu gibi nedenlerle deniz suyu soğutma için uygun bir alternatif olarak görülmez. Çözüm kapalı devre soğutma. Evet daha pahalı ama bu işten çok para kazanmayı hayal eden dev şirketler bu maliyete katlanmak zorunda. Tabii kapalı devre soğutma da dikensiz gül bahçesi değil. O da elektrik tüketimini artırıyor. |
|
Neden ? Nükleer santraldeki benzer sorunu bertaraf etmek için deniz ve okyanuslar kullanılıyor. Ona göre bir filtreleme sistemi yapılabilir. Soğuk suyu derinden çekip yüzeyden verseler su hızlıca havayla soğur buharlaşıp bulutlara çıkan da zaten yağmur olarak geri düşer. Titanyum korozyona dayanıklı olabilir ama biz orada şu İSKİ, ASKİ nin kullandığı beton borularla işi çözeriz |
|
Cevap: Ölçek ekonomisi. Bir nükleer santral 20-30 milyar dolara mal olur ve 60 yıl çalışacak şekilde tasarlanıp inşa edilir. Bir veri merkezi ise 500 milyon ile 1 milyar dolar arasında bir paraya mal olur ve yaklaşık her 5 yılda bir içindeki sunucular demode kaldığı için değiştirilir. Bir nükleer santralın 30 milyar dolarlık maliyeti içinde sıcak suyu derin denize akıtacak onlarca km uzunluğundaki boru hatları için harcanacak bir kaç yüz milyon dolar para yatırımın tamamı içinde küçük bir miktardır ama 500 milyon dolarlık veri merkezi kurarken bir kaç yüz milyon dolarlık boru hattı tesis etmek yatırımın geri dönüş süresini devasa uzatır. O yüzden bir veri merkezi sıcak suyunu kıyıya bırakmak zorundadır ama buna da yasalar izin vermez, yasalar derin deniz deşarjını şart koşar. Bir nükleer santralın 30 milyar dolarlık maliyeti içinde tüm soğutma sisteminin deniz suyu ile temas eden kısımlarını titanyumdan veya süper alaşımlardan yapmak belki maliyeti bir kaç yüz milyon dolar artırır ama 60 yıl kullanılacak 30 milyar dolar maliyetli bir santral için bu ekstra yatırım devede kulaktır. Ayrıca deniz suyundaki mikro canlıları ve midyeleri yok etmek için deniz suyu sürekli klorlanır ve bu klorlu su çoğu tesiste denize bırakılmadan önce klordan arındırılır, yani bir de arıtma tesisi kurmak gerekir. Nükleer santralları deniz kenarına kurmak, devasa soğutma ihtiyacı nedeniyle bir nevi zorunluluktur. Nükleer santrallar göl ve nehir kıyılarına da kurulur ancak burada sıcak su nehire veya göle geri verilemeyeceği için devasa soğutma kuleleri kurulup, su bu kulelerde soğutulduktan sonra geri verilir. Yani bir nükleer santral kurarken ya deniz kenarına kurar ama kilometrelerce uzunlukta derin denize inen boru hatları döşer ve klor arıtma tesisleri kurarsınız ya da nehir kenarına yapıp devasa soğutma kuleleri kurarsınız. 500 milyon dolarlık bir veri merkezi içinse bu kadar zahmete ve paraya girmezsiniz. Girerseniz, bulut kiraları katlanarak artar ve kimse bulut kullanmaz olur, token başına maliyetler uçuşa geçer ve yapay zeka astarı yüzünden pahalıya gelmeye başlar ve hedef kitleniz çok daralarak zarar edersiniz. Yatırım yaparken firmalar her kuruşu hesap ederler ve veri merkezinin kullanım ömrüne bölerler. Çıkan rakam size bu tesisi kurmanızın fizibil olup olamadığını söyler. Özeltle, 30 milyar dolarlık bir nükleer tesiste çok pahalı titanyumlu, süper alaşımlı, klor arıtmalı soğutma sistemini fazlaca dert etmezler çünkü onun maliyeti 60 yıla yayılır ama 1 milyar dolar maliyetli, 10-20 yıl ömürlü bir veri merkezinde bu yatırım mantıklı değildir, yatırımın geri dönüşünü ekonomik olmayan bir süreye çıkarır. Çözüm kapalı devre soğutmadır ama bu da elektrik faturasını biraz daha şişirmektedir fakat bu şişme ne yatırımcılar ne de müşteriler açısından katlanılamaz değildir. Yeter ki elektrik yeşil kaynaklardan gelsin. Not: Boruları betondan yaptın diyelim (ki bunun nükleer santrallarda sakıncaları var), pompaları ve vanaları da mı betondan yapacaksın? |
|
buzulların erimesini hızlandırır.
Benim düşüncem o kadar AI altyapıları var, kendileri de biraz faydalansın ve sürdürülebilir, düzgün bir soğutma sistemi de tasarlasınlar işte.
Halen eski teknikler ile uğraşıyorlar.