|
gif uzantılı resimlerin açılması için biraz bekleyiniz.... Kare Delik Nedir? < Resime gitmek için tıklayın > Günesten biRkaç kat daha büyük yildizlarin patlamalari ve tekrar kendi üzerlerine çökmeleri sonucu, ya da süpernova patlamasi ile olusan, muazzam seviyede bir çekim gücüne ve yogunluga sahip olan, bilinen en hizli sey olan fotonlarin (isik) dahi, olay ufkuna girdikten sonra kaçmalarina imkan vermeyen, isigi yuttugu için gözlemlenemeyen, ancak çevresine olan etkileri ile varligi bilinen gök cisimlerine ''kara delik'' denir... Bir karadelik Yıldızlardan milyonlarca defa küçüktür... fakat bir galaksiyi bile yok edebilir... < Resime gitmek için tıklayın > KARA DELİKLERİ BU KADAR GÜÇLÜ YAPAN NEDİR? CEVAP: çekim kuvveti! < Resime gitmek için tıklayın > Dünyanın çekim kuvveti yanında güneş'i düşünelim... Güneş 1 milyon km çapındadır... Güneşten büyük öyle yıldızlar var ki, kütle çekimleri akıl almaz büyüklüktedir... Bu yıldızların çekim kuvveti bile kara deliklerin yanında çok zayıf kalır... < Resime gitmek için tıklayın > Kara Delikler çok küçük olmasına rağmen çekim kuvvetleri en büyük yıldız kadardır... Sadece boyutları bir tenis topuna kadar indirgenmiştir... Kara Delik kütle çekiminin çıldırdığı yerdir! Ondan hiçbirşey kaçamaz! < Resime gitmek için tıklayın > BÜYÜK BİR YILDIZ ÖLÜR KÜÇÜK BİR CANAVAR GELİR! Bilim adamları optik teleskopları ile uzayı gözlemlerken, bir ışık dalgası gözlemlediler... bu ışık dalgası bir süpernova'ya aitti... yani infilak eden bir yıldız! Patlamanın büyüklüğü daha önce kimsenin görmediği kadardı... < Resime gitmek için tıklayın > Bu olağan üstü patlama ve yıkımın tam ortasında çok korkunç birşey dikkati çeker... Büyük bir yıldız öldüğünde bir canavar doğmuş oluyordu! Ölü yıldız içine öyle çöküyordu ki sonunda oluşan muazzam basınçla dışarı uzaya doğru infilak ediyordu... < Resime gitmek için tıklayın > Bu yıldız olağanüstü büyük! Güneşi'mizden 100 defa daha büyük ve daha parlak! Yüzey katmanlar patlama ile dışarı savrulurken içim kısım daha içlere doğru sıkışmaktaydı... < Resime gitmek için tıklayın > Yıldız merkezi kendi içine doğru sıkışıp, milyonlarca ton ağırlığındaki malzemenin, çok küçük bir hacme sıkışmasına sebep olmaktaydı... Ta ki yıldızın kalan tüm maddesi iğne ucundan küçük bir hacme sıkışıncaya kadar... < Resime gitmek için tıklayın > Ölen bir yıldızın kalıntılarından ''kara delik'' doğdu...
< Resime gitmek için tıklayın > Kara Delik Nasil kütleleri yutar Bilim adamlarinin, 12 Aralik 1970 tarihinde Kenya kiyilarindan ilk X-isin uydusu "Uhuru" yu uzaya firlatmalari ile, astronominin ugrasi alani daha da genisledi. Uydu, kisa bir zaman içinde düzinelerce X-isin kaynagi bulmasina ragmen bu sayiyi ilk iki yil içinde 339 a çikartti. Bulunan bu kaynaklarin çogunun siddeti düzenli iken, az miktarda bulunan diger X-isin kaynaklarinin siddeti oldukça düzensiz idi. < Resime gitmek için tıklayın > Astronomlar yeni kaynaklari anlamaya çalistilar. Onlar için sorun, X-isinlarinin kaynaginin ne oldugu idi! X-isin gözlemlerinden elde edilen koordinatlarin optik yolla gözlenmesi ile çift yildizlarin böyle bir elektromanyetik isinima neden olabilecegi anlasildi. Bununla birlikte gözlemler çift yildizlardan birinin oldukça sönük oldugunu gösteriyordu. Teorisyenler, X-isinlarinin açiklanabilir bir modelini kisa bir zamanda formülize edip, ortak bir tahminde birlestiler. Görünür yildizin yüzeyindeki madde, görünmeyen bileseninin etrafindaki bir yörüngeye çekiliyordu. Çekilen bu madde helozonik bir yol ile görünmeyen bilesenin üzerine isik hizina yakin bir hizla düserek, X isin üretimine neden oluyordu. Ama görünmeyen bu bilesenler neydi? Astronomlar o zamanlara kadar yeni birkaç "nötron" yildizi bulmuslardi. Bu nötron yildizlari Günes'in kütlesinin 1.4 ile 3 kati arasinda bir kütleye sahipken, genislikleri birkaç kilometreyi geçmiyordu. Buradan anlasilacagi gibi, böyle büyük bir kütlenin, böyle küçük bir hacime sigmasi ile yildiz yogunlugu inanilmaz bir sekilde artiyordu. Bu da çevresinde olusturdugu inanilmaz çekim kuvvetini açiklayabiliyordu. Bu yolla yapilan açiklamalarla X-isin çiftlerinin dogasinin çözüldügü zannedildi. Daha sonra, kaynaklarin farkli oldugu görüldü ve hersey degisti. Astronomlar, kesfedilen bir X-isin kaynaginin, 9. kadirden HDE 226868 adli mavi bir yildizla iliskisini kesfettiler. Paul Murdin ve Louise Webster gözlemlerden yildizin kütlesini, Günes kütlesinin (Mo) 23 katina esit oldugunu buldular. Bu yildiz, bir çift yildiz sisteminin parçasidir. Sistem, Günes'ten 8,200 isik yili uzaklikta bulunmakta ve sistemin üyeleri birbirleri etrafinda 5.6 günlük bir peryot ile dönmektedirler. Astronomlar sistemin görünmeyen bileseninin kütlesini, HDE 226868'nin gözlemlerden elde edilmis kütle degeri ile dönme peryodundan itibaren hesapladilar. Bu görünmeyen bilesenin kütlesi, Günes kütlesinin 10 katina esitti. Bulunan bu deger bir nötron yildizinin kütlesinden oldukça büyüktü. O zaman bu bir "kara delik" olmaliydi! (Sekil 1) < Resime gitmek için tıklayın > Sekil 1. Bir çift sistemde kara deligin yoldas yildizla olusturdugu pozisyonu. Elde edilen bu deger astronomlari heyecanlandirdi. Kara delik veya en azindan yogun görünmeyen yildizlar, 1784'de Ingiliz astronom John Michell tarafindan önerilmisti. Ama böyle yildizlarin var olabilecegi ise 1939'da Robert Oppenheimer ve onun ögrencisi Hartland Snyder tarafindan gösterilmisti. Oppenheimer, arastirma sonuçlarinin bilim dünyasinda yayinlamasiyla, çevresinden büyük tepkiler gördü. Kara deliklerin sahip olduklari bu özellikler o güne kadar bulunan fizik teorilerine oldukça ters idi. Peki neydi bu farkli özellikleri? Büyük kütleli yildizlar korlarindaki yakitlarini bitirmeleriyle, koru dengede tutan nükleer kuvvet ve dolayisiyla iç basinç kaybolur. Böylece yildizin korunda bulunan agir elementlerin çekim kuvveti üstün gelerek yildizin kendi içine çökmesine yol açar. Çekimsel çökme kaçinilmaz sona dogru ilerledikçe yildizda üretilmis olan isik isinlari yildizin yüzeyine dogru çekilir. Sonunda çökme öyle kritik bir asamaya ulasir ki, artik yildizdan hiçbir isik isini kurtulamaz. Çöken yildizin isiginin bile kaçamayacagi boyutlara degin büzüldügünde yildiz, kendi "olay ufkunun" altinda kalir (Sekil 2). Olay ufku, ardinda ne olup bittigini bilmedigimiz bir duvar gibidir. Bu ufkunun içinde kalmis madde ve enerji sanki, evrenden izole olmustur ve buradan hiçbir sey kaçamaz. < Resime gitmek için tıklayın > Sekil 2. Bir kara deliginin iç yapisi. Astronomlar uzun arastirmalardan sonra ilk kara delik adayi olan Cyg X-1 i Uhuru uydusunun gözlemleri sayesinde kesfettiler (Sekil 3). Onlara göre X-isinlari, çift sistemin dev yildizinin yüzeyinden gelen maddenin kara delik adayi Cyg X-1 in yüzeyine düsmesi ile olusuyordu. 1970'lerin baslarinda, X-isin kaynaklarinin çogunun hala tam olarak ne oldugu belirlenememisti. 1978'de Nasa'nin, Einstein X-isin uydusunu uzaya yerlestirmesi ile astronomlar o güne kadar kesfedilmemis 1000 yeni X-isin kaynagi buldular. Bulunan bu kaynaklarin bazilari süphesiz kara delik olabilirdi ama astronomlarin bu kaynaklar hakkindaki çalismalari onlarin birer nötron yildizi oldugunu gösteriyordu. Nötron yildizlarinin sayilari bu gözlemlerle günden güne artarken, kara delik adaylarinin sayisi Cyg X-1 ile sinirli kaliyordu. < Resime gitmek için tıklayın > Sekil 3. Cyg X-1 sisteminin temsili bir resmi. Neden simdiye kadar kara deliklerden daha çok nötron yildizi bulundu? Karadeligin olusmasi için, nötron yildizlarinin kütlesinden daha fazla bir kütleye ihtiyaç vardir ki bu miktarda en az 3Mo olmalidir. Ama bir yildizin evrimi boyunca ve çökme esnasinda kaybettigi kütle, yildizin son kütlesinin önemini arttirmaktadir. Böyle bir karadeligin olusmasi için yildizin baslangiç kütlesinin en az 10Mo veya bu limitten daha fazla bir kütle içermesi gerekmektedir. Bununla birlikte yapilan hesaplar, astronomlar tarafindan bulunan her bir kara delik için 3 tane nötron yildizinin bulunmasi gerektigini göstermektedir ki bu durumda bazi seyler yanlis olabilir! Cyg X-1'nin bulunmasindan beri astronomlar iki yeni kara delik adayi buldular. Bu adaylarin belirlenmesi süreci içinde 500 den fazla nötron yildizi bulundu. Cyg X-1 hala en iyi kara delik adayidir. Fakat kesfinden 20 yil geçmesine ragmen bazi astronomlar Cyg X-1'in, bir kara delik adayi olugundan süphelenmektedirler. Büyük problemin en iyi adayini yildizin kütlesi belirlemektedir. Astronomlar iyi bir adayin en azindan 3Mo kütlesine sahip olmasi gerektigini bilmektedirler. Ama astronomlar, bir çift sistemin içinde bulunan bir kara delik adayinin kütlesini nasil bulabilirlerdi? Bunun için astronomlarin görünür yildizin kütlesini ve çift sistemin yörüngesinin egimini bilmeleri lazimdir. Hemen hemen bütün adaylar için bu parametreler bilinmemektedir. Örnegin, kütlenin bulunmasinda en önemli parametre olan yörüngenin egimi, çogu kara deliklik adayinda bulunamamistir. Çünkü kara delik adaylarinin içinde bulundugu sistem, bir örten çift yildiz sistemi degildir. Peki en iyi kara delik adayi olan Cyg X-1 in yörünge egimi nedir? Bunun için yapilan teorik hesaplar sistemin egimini 30o olarak göstermektedir. Buradan itibaren görünmeyen bilesenin kütlesi 7Mo olarak hesaplanmistir. HDE 226868 nin kütlesi tam olarak bilinemediginden Cyg X-1 e olan çekimsel etkisi de tam olarak anlasilamamaktadir. Gözlemler, HDE 226868 nin büyük, mavi bir dev oldugunu gösterir. Astronomlar bu özellikleri tasiyan yildizlarin spektrel tiplerinden itibaren kütle degerlerini bilmektedirler ama buradaki, belirsizlik kara delik adayinin bu yildizdan çaldigi madde miktaridir. Çalinan madde miktari hakkinda yapilan bir arastirmada Charles T.Bolton ve Douglas R.Gies HDE 226868'nin çok az bir kütle kaybettigini buldular. Bu çalismadan baska Bohdan Paczynski ve John Bahcall, Cyg X-1'in kütlesini HDE 226868'in kütlesinden bagimsiz hesaplayarak Cyg X-1 in yaklasik 10Mo e sahip oldugunu buldular. Astronomlar çok kuvvetli delillere sahip olsalar bile henüz Cyg X-1'in kesinlikle bir kara delik olup olmadigini bilememektedirler (Tablo 1). Tablo 1. Simdiye kadar bulunan en iyi kara delik adaylarinin yoldas yildizlariyla birlikte bazi fiziksel parametreleri Cisim Cyg X-1 LMC X-1 AO620-00 Takimyildiz Cygnus Doraba Monoceros Bilesen Yildiz OIb B3V KV Yörünge Peryodu (gün) 5.6 1.70 7.80 Adayin (kütlesi) 10 9 9 < Resime gitmek için tıklayın > Açgözlü canavarlar, Kara Delikler'in sirri çözülemiyor Amerikali bilim adamlari, uzaydaki kara delikler hakkinda daha önce bilmedikleri pek çok konuyu aydinlattiklarini bildirdi. BBC'nin haberine göre, ABD'deki Boston Üniversitesi'nden Profesör Alan Marscher ve arkadaslari, karadeliklerin derinligine su ana dek hiç olmadigi kadar inmeyi basardiklarini açikladi. Her ne kadar daha çok gaz, toz, zaman zaman da yildiz yutmalariyla bilinse de, kara deliklerin ayni zamanda parçaciklardan olusan yogun birtakim tepkisel akimlari, üstelik de isik hizinda yaydiklari biliniyor. Insanoglunun gelistirdigi hemen hemen bütün teleskop türlerini kullanan Marscher, bu patlama akimlarinin nerede ve ne sekilde olustugunu çözdüklerini söyledi. Marscher bu salimlarin kara deligin en ucunda yer alan, kivrimli bir manyetik alanda olustugunu, tepkisel parçaciklarin burada hizlanip yogunlastigini belirtti. Kara delikler, tam olarak anlasilamayan güçlü çekim bölgeleri. Uzaydaki tozlari, hatta bazi yildizlari bile yutabiliyorlar. Ancak bunlarin bilinmesine ragmen, gökbilimciler hala önlerine çikan herseyi, hatta isigi bile yutan bu "açgözlü canavarlar" hakkinda çok az sey biliyor. Kara deliklerin, yani uzay zamaninin büküldügü alanin içinde nelerin yer aldigi ise bir sir olmaya devam ediyor. Ve eger kuramsal fizikçiler hakliysa, bu garip fiziksel olgunun içinde neyin yer aldigini ögrenmemiz asla mümkün olamayacak < Resime gitmek için tıklayın > Kara Delikler'de büyür Uzaydaki karadelikler nasil büyüyor? Uzayda sirri hala çözülemeyen varliklarini sürdürürken gündengüne genisleyen karadeliklerin birbirine ates hortumlu saldiri düzenleyerek büyüdükleri ortaya çikti. NASA’nin Chandra X-Ray adli gözlem uydusu ve uzay teleskobu karadeliklerin mahiyetinin sanildigindan daha dehset verici oldugunu ve karadelikten komsusuna ates hortumlu saldiri yapildigini ortaya koydu. Son gelen verilerde Dünya’dan 20 bin yili uzaklikta büyük galaksinin küçük galaksiyi nasil yok ettigi görülüyor. Dev galaksinin merkezindeki büyük karadelikten çikan ates hortumlari küçük olanin yapisini degistirerek onu içine dogru çekerek yok ediyor. Bu islemden sonra kendisi de biraz daha büyümüs oluyor. Bu verileri yorumlayan Astrofizikçi Dan Evans’a göre burada görülen komsusuna saldiran Karadelik’in sergiledigi bir siddetten baska bir sey degil. < Resime gitmek için tıklayın > Kara delik de ölümlüdür Bayram Tekin ( ODTÜ Fizik Kuantum fizigi ile Albert Einstein`in Genel Gorelilik teorisini belli olcude birlikte kullanan Cambridge Üniversitesi profesörlerinden Steven Hawking 1970’lerin basinda yaptigi oldukça ünlü çalismalarinda su sonuca ulasmistir: Kara delikler cok da kara degiller! Bu kisa yazida Hawking`in ne demek istedigini anlamaya çalisacagiz. Princeton Üniversitesinden John A. Wheeler 1967`de `kara delik` ismini vermeden önce bu nesneler `çökmüs yildiz` veya `donmus yildiz` olarak biliniyorlardi. Hemen belirtmekte fayda var: kara deliklerle ilgili gözlemsel ve teorik bilgilerimiz henüz tatmin edici düzeyde degil. Nötron yildizlarini anladigimiz seviyede kara delikleri anlamak isteriz, ama çok uzun ve yogun çalismalara ragmen bu bilgi düzeyinden uzaktayiz. Kara delikler ve Evrenin büyük patlama zamanindaki durumu, kuantum fizigi ile gravitasyon teorilerinin ayni anda etkin olduklari, beraber uygulanmalarinin zorunlu oldugu, iki alandirlar. Belki de bu nedenle kara delikleri anlamak pek çok bilim insaninin temel hedeflerinden birisidir. Bu gizemli nesneler hakkinda 15,000den fazla bilimsel makale yayinlanmis ve binlerce bilim insani fikir üretmistir. Bu yaziya konu olan kara deliklerin termodinamigi ve kara deliklerin de radyasyon-isik yaymasi ve en nihayetinde `ölümleri` ( bu kavramlari kisaca izah edecegiz ) henüz teorik seviyede bilgilerdir, astrofizikten elimizde veri elimizde yoktur. Bu konudaki bütün çalismalar teorikdir. Örnegin teorik fizik literatüründe “ Kara deliklerin son 8 dakikalari`` gibi basliklara sahip makaleler bulmak mümkündür. < Resime gitmek için tıklayın > Jean-Pierre Luminet kara delikleri anlatirken eski bir Acem hikâyesinden bahseder: Kelebekler atesin-alevin mahiyetini, ne oldugunu, anlamak için bir araya gelirler. Ortaya pek cok model atilir ama hiç birisi pek ikna edici degildir. Cesur bir kelebek `gidip atese bakip gerçegi ögrenecegini’ söyler. En yakin kaleye gider ve mum alevini izler ve arkadaslarinin yanina döner. Gördüklerini anlatir ama kelebeklerin büyügü, bilgin kelebek açiklamayi tatmin edici bulmaz ve söyle der “daha önceki bilgilerimizin üstüne bir sey koyamadik”. Ikinci bir kelebek alevi anlamak icin yola cikar, kanatlarindan birisini mum alevine degdirir ve bin bir güçlükle geri doner, yasadiklarini anlatir. Bilgin kelebek yine tatmin olmamistir, üçüncü bir kelebek yola çikar ve kendisini aleve atar, yanar. Uzaktan bu durumu izleyen bilgin kelebek hükmü verir: “dostumuz alevin sirrini ögrendi ama bu sirri sadece o bilebilir! Kelebeklerden biraz daha zor durumdayiz: kara deliklerin sirrini asla geri dönemeyecek cesur bir astronotun da ögrenmesi mümkün degil, çünkü yakinimizda kara delik yok! < Resime gitmek için tıklayın > Günesten çok daha büyük yildizlarin sonu pek hazindir: nükleer yakitlari bitince, isgin kaçmasini tolere edemeyecek kadar yogunlasirlar ve klasik Genel Gorelilik teorisine göre, kütleleri ile orantili olarak, uzayin bir parçasini çikisi olmayan bir hapishaneye çevirirler. Bu (küresel) hapishanenin fiziksel bir materyelden olusmayan, gorunmez, tek tarafli geçirgen bir duvari vardir: bu duvara olay ufku denir. Burada önemli olan kavram yogunluktur. Dünyanin kara delik olabilmesi için bir kestane küçüklügüne sikistirilmasi gerekmektedir. Günesin de kara delik olabilmesi yariçapinin 3 Km`ye inmesi ile mümkündür. [Bu rakamlari ve asagida verecegim rakamlari dogru olarak çikartabilmek için detayli bir fizik bilgisine ihtiyaç vardir, bu yazida rakamlari veren formülleri çikarmak mümkün degildir. ] Her iki kütleyi de bu kadar yogun hale getirecek bir mekanizma bilmiyoruz. Ancak, galaksilerin merkezinde ve baska yerlerde kendi çekim kuvveti ile bir kara delige çökecek yeterince büyük kütleli yildizlar vardir. Gözlem yapan astrofizikçilerin elde ettigi veriler kara deliklerin varligi konusunda bilim insanlari arasinda büyük ölçüde bir fikir birligi olusturmustur. Klasik ( kuantum olamayan ) teoriye gore kara delikler bahsi geçen büyük yildizlarin bütün yakitlarini tükettikten sonraki halidir. Klasik teoriye göre, bir yildiz kara delige çöktükten sonra artik sonsuz ömrü vardir, üzerine düsen, olay ufkuna giren, madde ve isigi alir ve kütle olarak büyür ama olay ufkunun disina hiç bir maddenin veya isigin çikisina izin vermez. Kuantum fiziginin prensiplerini kara delik bulunan bir uzaya uyguladigimiz zaman ( Hawking bunu yapmistir) kara deligin bu `asla isik ve madde vermez` tavri degisir. Kara delikler sicakligi olan her nesne gibi isima yapmaktadirlar. Bu sonuca ulasmak çok da kolay olmamisti. Öncelikle su gerçegi hatirlayalim: sicakligi olan her cisim elektromagnetik dalga yayar, günes, insan, dünya, ampul, tavsanin gözleri vesaire. Bu isimaya Kara cisim isimasi denir (buradaki kara’nin kara delik ile dogrudan bir ilgisi yok ). Isimanin siddeti ve yayilan isigin hangi dalga boyunda oldugu ( veya görünür spektrumda ise, hangi renkte oldugu) o nesnenin sicakligi tarafindan belirlenir. Vücut sicakligi normal olan bir insan gözle görülemeyen Kizil-Ötesi isinlar yayar, günes veya ampul disaridan bakildiginda bir-kaç bin derece sicakliga sahip olduklari için elektromagnetik radyasyonun önemli bir kismini daha siddetli, görünür spektrumdaki isik seklinde yayarlar. [Tabi ki günesten, kizilötesi ve zararli mor-ötesi isinlar da, görünür isiga kiyasla, az miktar da gelmektedirler.] Evrenin kendisi de yaklasik 2.7Kelvin`lik sicakligi nedeniyle ( yildizlari ihmal edersek ki kolaylikla ihmal edebiliriz, evrende çok az yer kapliyorlar) koca bir mikro-dalga firin gibi çalismakta ve mikrodalga isinlar `yaymaktadir`. Kara cisim isimasi 20. yy basina kadar olusan klasik Newton, Maxwell teorisi ile açiklanamamistir. Max Planck 20. yy basinda kara cisim isimasinin nasil oldugunu ve deneyde elden edilen verileri, kuantum fizigini ortaya atarak izah etmistir. Isigin nasil olustugunu ve tanecikli yapisini anlamak için kuantum fizigine ihtiyaç vardir. Acaba kara delikler kara cisim isimasi resmi ile nasil örtüsmektedir? Klasik teoriye göre bir kara delik hiç isima yapmaz, yani sicakligi mutlak olarak sifirdir. Peki, kuantum fizigi bu resmi nasil degistirir? Aslinda bu soruya, bütün fizikçileri tatmin edecek bir cevap henüz bulunamamistir. Bu sorunun cevabi hali-hazirda sadece adi var olan hipotetik `kuantum gravitasyon` teorisi tarafindan verilebilir. Ama, Hawking, Jacob Bekenstein, ve baska pek çok fizikçinin katkisi ile belli ölçüde makul bir cevap verilmistir: astrofiziksel kara deliklerin çok düsük de olsa sicakligi vardir ve radyasyon (Hawking radyasyonu) yayarlar. Hatta kütleleri küçük olan kara delikler isigin haricinde pek çok maddeyi de uzaya atmaktadirlar. Küçüldükçe sicakliklari artar ve daha büyük kütleli temel parçaciklari atarlar. Dunya bir kara delik olsaydi sicakligi 0.02 Kelvin olurdu, günes kara delik olsaydi sicakligi 1 Kelvin`in 10 milyonda biri kadar olurdu. Radyasyon yayarak küçülen kara deligin kütlesini tamamen kaybetmesini bekleriz, ama bu sure cok uzundur. Günesin kütlesindeki bir kara delik 10 üzeri 65 yildan fazla yasar. Dolayisiyla büyük kara deliklere bakarak Hawking radyasyonu ölçme ümidimiz yok. Evrenin baslangicindaki ( yani yaklasik 14 milyar yil önceki) müthis sartlar nedeni ile Agri daginin kütlesine sahip küçük- bir kara delik olustugunu varsayarsak, su siralar çok parlak bir sekilde evrene radyasyon yayiyor olmali, ama bu tür küçük kara delikleri de henüz gözlemlemis degiliz. Kara delikler hangi mekanizma ile radyasyon yayar sorusunun henüz cevabini vermedik. Bu sorunun maalesef kolay verebilecegimiz bir cevabi yok. Kisaca sunu söylemekle yetinelim: buradaki etkin mekanizma kuantum mekanigindeki tünelleme Olayidir. Yani, klasik fizigin esaslarina göre kara deligin olay ufkunu disariya dogru, kara delikten kaçacak sekilde geçemeyen parçaciklar, daha dogru olan kuantum fizigin prensiplerine göre geçebilmektedirler. Tünelleme mekanizmasi elektronlari içeren baska deneylerde binlerce defa gözlenmistir, hatta bu mekanizmayi kullanan Tünelleme Mikroskoplarini piyasa satilmaktadir! < Resime gitmek için tıklayın > En küçük kara delik bulundu Bugüne kadar bilinen en küçük kara delik kesfedildi. Kara delik bir sehir boyutunda olmasina ragmen, kütlesi Günes’in dört kati kadar. NASA, bugüne kadar bilinen en küçük kara deligi kesfetti. J1650 adli kara delik, bir sehir boyutunda olmasina ragmen, kütlesi Günes’in dört kati kadar. Kara deligin bu yogunluk nedeniyle yarattigi müthis yerçekimi yüzünden, üzerine bir insan çikmasi durumunda, "vücudunun bir spagetti gibi uzayacagi" bildirildi. NASA’nin Goddard Uzay Merkezi’nden Nikolay Saposnikov, bu kara deligin "sinirlari gerçekten zorladigini" söyledi. Uzay bilimcilerin yillardir, bir kara deligin en fazla ne kadar "küçük" olabilecegini sorguladiklarini belirten Saposnikov, yeni bulunan kara deligin bu soruyu cevaplamak yolunda önemli bir adim oldugunu kaydetti. Saposnikov, galaksilerin merkezinde bulunan büyük kara deliklerden daha "güçlü" oldugu tahmin edilen J1650’nin, kendisine fazla yaklasmaya cüret eden bir insanin vücudunu "spagetti çubugu" gibi uzatacak kadar büyük bir çekim gücü oldugunu söyledi. Günes sistemi disinda bugüne dek gözlemlenen en küçük kara delik oldugu belirtilen J1650’nin kütlesinin, Günes’ten 3.8 kat büyük ve çapinin yaklasik 24 kilometre oldugu belirtiliyor. Bilim adamlari, J1650’den daha küçük bir sönmüs yildizin, kara delik degil nötron yildizi olacagini belirtiyor. < Resime gitmek için tıklayın > kaynaklar: Astronomy (Ekim 1994) Astronomy Picture of the Day tr.wikipedia.org konuya özel gif fotoğrafları ve ek bilgileri hazırlama ve derleme Castor&Pollux... konuyla ilgili linkler: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/poster/icerik/karadelik.pdf http://en.wikipedia.org/wiki/Black_hole http://imagine.gsfc.nasa.gov/docs/science/know_l2/black_holes.html http://www.nasa.gov/worldbook/blackhole_worldbook.html tavsiye belgesel: BBC - Hyperspace 3 - Black Holes adli belgesili (türkçe altyazili) izlemenizi tavsiye ederim... http://www.amazon.com/Hyperspace-Sam-Neill/dp/B000060MTY masa üstü resimler: http://www.thespacewriter.com/Black_Hole_Milkyway.jpg http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/39/M87_jet.jpg http://science.nationalgeographic.com/staticfiles/NGS/Shared/StaticFiles/Science/Images/Content/intermediate-black-hole-m74-comp-xl.jpg https://academics.skidmore.edu/weblogs/students/scheng/Supernova.jpg http://www.wallpaperbase.com/wallpapers/space/supernova/supernova_1.jpg tag: kara delikler, black hole, süpernova, beyaz cüce, nebula |
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
| eğer kara delikler zamanı büküyorsa eğerki gelecekte bu kara deliklerden geçersek başka bi boyutumamı atlayacağız? |
Ne yazık ki hayır. Karadeliklerin içerisinde zaman kavramı yoktur. Tam anlamıyla bir dipsiz kuyu denilebilir. Zaten bir karadeliğin olay ufku yakınlarındaki kütle çekimi öylesine güçlüdür ki o kütle çekimine dayanmak neredeyse imkansızdır. Hadi diyelim bu kütle çekimine dayanan bir araç yapıp yaklaşsak bile bu sefer aracımız o o enerji yoğunluğu altında aşırı ısınınacaktır. Hadi bunu da aşıp olay ufkunu geçtik. İşte o anda bizim için her şey bitmiş oluyor. Geri dönüşü olmayan bir yere girmiş oluyoruz. İçerideki kütle çekimi öylesine büyük ki ışığın bile kaçmasına izin vermiyor. Ha bir de şöyle bir durum var. Bazı karadeliklerin bir kurt deliğinin giriş noktası olduğu görüşü var. Yani karadeliğin bu ucundan girdiğimizde bir anda bu kurt deliğinin karşı tarafından çıkıveriyoruz. Bu kurt deliğininse nereye çıktığı ne yazık ki bilinemez. Belki geçmişe, belki geleceğe, belki de evrende herhangi bir yere, hatta eğer varsa başka evrenlere dahi açılıyor olabilir. Karadelikler gerçekten inanılmaz gizemliler. Şu an için hakkında bilinenler devede kulak kiri denilebilecek kadar az. |
|
Uzay kavramı çok geniş düşündükçe insan kendini ne bileyim çağresiz hisediyor :) Aklıma takılan sorular evren neden genişliyor? Dünya yaşamından Başka yaşam Formu varmı? Eğer duya yaşamından başka yaşam formu yoksa neden okadar gezegen neden Bukadar büyük ve hallada büymeye devam ediyor? Gelecekte Biryerden başka bir yere ışınlanma yapabilecekmiyiz? eğer ışık hızından daha fazla hıza ulaşabilecekmiyiz :) daha bir çok şey düşündükçe insan çıkmaza giriyor gibi sanki bu koskoca evrende tek başımızamıyız :) ömrüm yeterse gelecekte neler olduğunu görmek isterim özelikle uzayla ilgili |
|
Gerçekten de evren insan aklının alamıyacağı kadar geniş. Bir o kadar da gizemli. Sürekli yeni şeyler bulunsa da henüz keşfedilmemiş olanların yanında bunlar hiç bir şey. Umarım ömrümüz yeter de yıldızlar arası yolculuklara şahit oluruz. |
Bildiğim kadarıyla, zamanda yolculuk mümkün olabilir fakat kontrolsüz bir şekilde... yani şu tarih-şu saat'e gidelim olayı imkansız... Işık hızını geçmek imkansızdır... çünkü ışık hızını geçilememesi ''doğa yasaları'' ile sınırlandırılmıştır... Dünya yasamindan Baska yasam Formu varmi? En yakınımızdan başlayarak, Mars'ta yok, Jüpiter ve Satürn gaz bulutu, Üranüs, Neptün ve Plüto yaşam formu yok... Günes sisteminin ötesinde ise yıldızlar var yani herbiri birer günes... 400 milyon tanesi etrafımızda bir bulut gibi yani Samanyolu Galaksisi... Galaksinin dışına çıktığımızda görürüz ki, bizim galeksilere benzer milyonlarca galaksi ve bunların oluşturduğu galaksi bulutları mevcut... Evrende bu kadar yıldız olduğuna göre yaşam formu olma ihtimali yüksek... Evren'e geniş açıyla baka bilme imkanımız olsaydı milyarlarca yıldız sadece toplu iğne kadar yerde toplanmış olduğunu görebilirdik... Dünyadaki tüm kum taneleri kadar uzayda milyonlarca yıldız mevcut... Yıldızların (günes) olduğu yerde, gezegenlerde olabilir.... Gezegenlerin olduğu yerde yaşam da olabilir... Son 40 yıldır bilim adamları aslında bu sorunun cevabını arıyor... Proje'nin ismi SETI ( search for Extra terrestrial intelligence- dünya dışı zeka araştırması) Radyo sinyalleri ile uzay dinleniyor, sinyaller uzaydaki yıldızlar arası boşlukta bulunan gaz ve tozdan etkilenmeden geçer... 1977 yılında güçlü bir sinyal yakalındı (radyo yayını), başka bir yıldızdan... fakat net bir bilgi edinilemeden sinyal yayını kesildi... Dünya üzerinde bir avuç toprak inceleme yapılan yer, evren ise Dünya gibi milyarlarca gök cisimini barındıran bir yer!
Bu yöntemle birçok gezegen tespit ediliyor fakat bulunanlar ya gaz bulutu ya da yıldız gezegene çok yakın olduğu için aşırı sıcak (ateş topu)... Okyanusun 3km altında, dünya yüzeyinde bilinen en sert koşullara sahip bir yerde, volkanik bir akıntı çıkışı etkisi ile su 100 derece'nin üzerinde bir sıcaklıkta... Çok karanlık ve yüksek bir basınç var... buna rağmen yüzlerce çeşit canlı bu ortamda yaşayabiliyor... dünyamızda bile böyle bir ortama uyum sağlamış canlılar olduğuna göre başka gezegenlerde neden olmasın? |
|
castorpollux, etkilendim.. Teşekkürler. Eğer açıklarsanız bir sorum olacak. Bir teoriye göre karadeliklere yaklaşmaya başladıkça zamanında bükülümünden dolayı giderek ağırlaştığı ve karadeliğe yürüyen bir insanın yürümesinin yıllar süreceği ve bir noktada görüntüsünün tamamiyle durup orada asılı kalacağı söyleniyordu. Hatta bu teori zenon'un paradoksu ile örtüştürülmüştü. Eğer elinizde bu teori ile ilgili bilgi varsa, biraz ayrıntı alabilir miyim? |
Kara Delikler hakkında ne kadar çok soru işareti varsa, o soru işaretlerini karşılayacak oranda teori var... Zaman kavramı kütlenin çekim gücüne bağlı olarak değişir yani ekvatorla, kutuplar da bile zaman eşit değildir... bunu çok hassas atom saatlaeri ile ölçülüp- ifade edilir... Einstein ''Kütle çekimi yoktur, uzay-zamanın bükülmesi vardır, kara delik evreni bükerek yırtar ve böylece delik oluşturur'' der fakat bu teorisinin henüz ispadı yapılmamıştır... kütleyi çekmeyip evreni bükmüş olsa da şöyle bir sonuç ortaya çıkar; Kara Deliklerin çekim gücü korkunç düzeyde, saniyede 300 bin kilometre hızla hereket eden cisim-ışık dahi bu çekimden kaçamaz... böyle bir çekim gücünden bahsediliyor, herhangibir cisim kara delik'in etki alanına girdiğinde, o cisim içeri çekilir (olay ufku), olay ufkundan sonra ne olduğu bilinemektedir ve asla bilinemeyecektir... Edindiğiniz bilginin kaynağı ''Arz'dan Arş'a Sonsuzluk Kulesi'' adlı kitaba mı ait? Sanki o kitaptan hatırlıyor gibiyim... (Hans Von Aiberg adlı kişi hakkında bir fikir sahibi olabilmeniz için,http://arsiv.sabah.com.tr/2004/07/29/yaz33-10-117-20040727.html ) |
|
Aslını düşünecek olursak karadeliklerin varlığı bile daha ispatlanmıs değil ama var kabul ediliyor.. Değil karadeliğin girdabından sonra ne olacağı karadeliğe yaklasmak dahi ne olursa olsun enerjiye dönüştürebilecek bi çekim kuvvetine sahip.. tabiki ilerleyen zamanlarda -ki eğer kanıtlanırsa- daha önemli bilgiler açığa çıkacaktır.. |
bu konu burada yıllardır belli aralıklarla tartışılıyor ama sanırım bu kadar güzel planlanmış bir şekilde hiç konu açılmadı.konuyu açan arkadaşın ellerin sağlık uğraşmış bayağı. |
| Eğer dünya yaşamından banşka bir galakside yaşam var ise(Oldğuna inanıyorum ) o yaşam forumları artık insanmı denir yoksa uzaylı komşularmı deriz bilinmez ama temas sağlamayı çok isterim :) |
| yine bu forumda 1-2 ay önceki bir yazıda okumuştum son çekilen fotoğraflarda karadeliklerin aslında çektiklerinin yokolmadığı belli bir kısmını tekrardan dışarı kustuğuydu ve belli bir zaman sonra yuttuklarından dolayı tekrar bir patlama ile inflaak edip yok oluyordu |
Ben dilim döndüğünce açıklamaya çalışayım. İlk olarak dünyanın en ünlü teoremi ve denklemi olarak gördüğüm izafiyet teorisi ve o ünlü denklemi e=mc2 yi hepiniz bilirsiniz. Yani enerji de aslında kütleye sahip. Ya da kütle de aslında enerjiden meydana geliyor. Ve evrendeki yüksek enerji (ya da kütle) evreni bükme özelliğine sahip. Yani sadece karadelikler değil, evrendeki tüm kütleler uzay-zamanı bükme özelliğindeler. Güneşimiz bile uzay-zamanı az bir miktarda da olsa büker. Tabi dünyamız da aynı şekilde Fakat karadelikler de daha önce anlatılanlar üzere sonsuz bir yoğunluğa sahip. Aynı şey Nötron yıldızları için de geçerli. Nötron yıldızları kütlesi karadelik oluşturmaya yetmeyen yıldızların ömürlerinin sonu oluyor. Bu yıldızlar da muazzam miktardaki kütlenin, inanılmaz küçük bir hacime sıkışmasıyla oluşuyor. Yani bir miktar karadeliğe benziyor. Fakat yüksek hızlı giden bir araçla bu yıldızlardan kurtulmak mümkün oluyor. Karadelikler güneşimizden çok daha büyük yıldızların yaşamlarının sonunda o inanılmaz kütlelerinin, inanılmaz küçük bir hacime sıkışması sayesinde oluşuyor. Örneğin dünyamızı ele alacak olursak eğer mümkün olsa ve dünyamızı bir karadeliğe dönüştürmek istesek tüm dünyamızı yaklaşık bir bilye büyüklüğünde sıkıştırmak gerekir. İşte evrenin tek bir noktasındaki bu kadar yoğun kütle o noktadaki uzay zamanı inanılmaz derecelerde büküyor ve dipsiz bir kuyu meydana getiriyor. Fakat bu dipsiz kuyu bir anda derinleşmek yerine yaklaştıkça uzay zamanı daha çok büküyor. Tabi uzay zamanın büküldüğü bu noktada zaman da yavaşlıyor. Yani en azından karadelikten uzakta bulunan kişilere göre. Sonuçta karadeliğe yaklaşan bir uzay aracını, başka bir uzay aracından izleyen gözlemcilere göre uzay gemisi karadeliğe yaklaştıkça yavaşlıyor. Karadeliğe yaklaşan gemiden bakan gözlemciler de diğer geminin çok çok daha hızlı hareket ettiğini görüyorlar. Hatta buraya bir örnek katabiliriz. Bu iki uzay gemisinde de 20 yaşında birer ikiz kardeş bulunsun. Bu kardeşlerden biri karadeliğin yakınında kısa bir gezinti yapacakken, diğer kardeş ise gözlemci durumundaki uzay gemisinde kalsın. Karadeliğe giden gemi karadeliğin olay ufkunu geçmiyecek şekilde afaki bir şekilde karadeliğe yaklaşsın ve kendi içerisindeki zamanlamaya (saat-takvim) göre 1 sene orada beklesin. 1 sene sonra diğer gemiye geri döndüklerine ikiz kardeşlerden karadeliğe giden 21 yaşında olacakken, bekleyen kardeş atıyorum 50-60 yaşlarına ulaşmış olacaktır. (Bunlar tahmini rakamlar, örnek olması amacıyla yazıyorum) Yani bekleyen kardeşe göre 30 sene geçmişken, diğer kardeşe göre ise sadece 1 sene geçmiş. Aynı olayı enerji ile de yapabiliriz. Yazının başında da yazdığım gibi enerjinin de bir kütlesi var. Yani ışık hızına yakın hızlara ulaşmış bir uzay gemisinini kütlesi, durağan bir uzay gemisinin kütlesinden muazzam miktarda daha fazla olacaktır. Şimdi gene başka bir ikiz kardeş bulup tekrar bir deney yapalım. (İkizlerimiz gene 20 yaşında olsunlar) Kardeşlerden biri dünyada kalırken, diğer kardeş ışık hızının 0,9 u kadar hız yapabilen bir uzay gemisi ile güneşimize en yakın yıldız olan Alfa Centauri ye doğru yola koyulsun. Alfa Centauri güneşimize 4.4 ışık yılı uzaklıkta. Yani uzay gemisi oraya ortalama olarak 5 senede gidecektir. Tabi ki bu 5 sene dünyada kalan kardeşe göre böyle olacak. Uzay gemisindeki kardeşe göre ise bu zaman çok daha kısa olacaktır. (4,4 seneden bile daha kısa) Yani diyelim ki dünyada bekleyen kardeş 10 sene sonra, yani 30 yaşına geldiğinde Alfa Centauri ye giden kardeşinin geri döndüğünü görecektir. Diğer kardeş içinse bu süre atıyorum sadece 1 sene sürmüş olacaktır. (bu rakamları da örnek olması amacıyla tahmini olarak yazıyorum) Bunun nedeni ise inanılmaz hızlara ulaşan uzay gemisinin kütlesi de inanılmaz oranda artacak ve çevresindeki uzay zamanı bükecektir. Sonuçta aynen karadeliğe yaklaşmak gibi zaman onun için daha yavaş akmaya başlıyacaktır. Sanırım fazla uzun oldu. Aslına bakılırsa uzatmadım, kısa bile anlattım Ama işte bu konular gerçekten de çok ilginç ve akıl almaz konular. |
Dipsiz kuyu ifadesi yanlış olay ufkundan sonra yeni bir ağzının olduğunu Einstein denklemlerden çkıarmıştır.Ama ağız nereye açılıyor şuan muamma |
Sizin bahsettiğiniz kurt delikleri. Karadeliklerin bazı kurt deliklerinin giriş kısmı olabileceği düşünülüyor. |
Arkadaş çok iyi anlatmış.. Son cümleni düzeltmek istiyorum; "Ama işte bu konular gerçekten de çok ilginç ve şimdilik akıl almaz konular." Şimdilik çok uçuk gelebilir ama yakın gelecekde bunların açığa kavuşturulacağına inanıyorum tek korkum ise bunu NASA yani ABDnin yapacak olması. bunu çözdüklerinde yada birşeyler bulduklarında kimsenin haberi olmayacağına inanıyorum.. inşallah yanılıyorumdur.. |
Evet şimdilik akıl almaz ama ileride de akıl almaz olmaya devam edecek. Yani akıl almazdan kastım gerçekten de inanılmaz olması diyebilirim. Sonuçta şu an karadelikler hakkında bilinenler de bana göre akıl almaz. |
Tabiki bana göre de akılalmaz, mesela bi 400 sene önce Ay a çıkıcaz deseydi biri deli damgası yerdi..o zaman göre o akılalmaz bir düşünceydi.. ama şimdi? yine bize göre akılalmaz ama Bilimin everesti dediğimiz NASAya göre hiçbişi değil.. zamanla görücez artık yani inşallah biz görürz.. |
Castorpollux, evet kitabın adı o. jedi_master, bilgiler için teşekkürler bayağı kısa ama özlü olmuş Yani anladığım 2 yorumdanda çıkaracağımız şey bu teorinin doğru olabileceği yönünde. Ve bu teorinin doğruluğu demek, karadeliklerin gizeminin çözülemeyeceği anlamına geliyor. |
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle