Musul Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı sırada Osmanlı Devleti'ne bağlıydı. İngiltere, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine dayanarak, antlaşmanın imzalanmasından birkaç gün sonra Musul'u işgal etti. Milli Mücadele'nin zor koşulları içinde TBMM Hükümeti bu bölgeyle ilgilenemedi. Türkiye, Lozan Konferansı'nda Musul ve Kerkük'ün Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer aldığını söyleyerek İngiltere'den Musul'un kendisine bırakılmasını istedi. İngiltere, bu bölgenin Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi kararlaştırıldı. Musul sorununun çözümlenmesi için İngilizlerle ilk kez 1924 yılında İstanbul'da Haliç Konferansı'nda görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde İngilizler'in Musul Vilayeti'nin yanısıra Hakkari'yi de talep etmelerinden ötürü anlaşmaya varılamadı. Bunun üzerine, 1926 yılında Musul Sorunu Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Sorun burada da çözümlenemeyince Yüksek Adalet Divanı'na verildi. Burada da olumlu bir sonuç alınamadı. Nihayet, İngilizlerle Ankara'da bu konu üzerinde yapılan görüşmeler bir anlaşma ile sona erdi. Sonuç olarak 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara Antlaşması imzalandı.
1926 ANKARA ANTLAŞMASININ MADDELERİ
-Musul vilayeti Irak'a ait olacak. -Türkiye ve Irak arasındaki ateşkes hattını belirleyen Brüksel Hattı sınır olarak kabul edilecek. -Irak Musul'dan elde ettiği petrol gelirinin %10'unu 25 yıllık bir süre için Türkiye'ye verecek. -Türkiye bu parayı 4 yıl boyunca almış, kalan 21 yıllık hakkından ise 500.000 Sterlin'e İngiltere lehine vazgeçmiştir.
Mısak-ı Milli sınırları içinde kalan Kerkük ve Musul, 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile birlikte toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti.
Irak'ın toprak bütünlüğü esas alınarak yapılan İstanbul Anlaşması'na göre, bugün bölünmüş yapısı ve bölgenin illegal örgütlerin kontrolüne geçmesi Türkiye'nin haklarını gündeme getirdi.
Buna göre, otorite boşluğundan kaynaklanan kaos ortamı, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'a girebilmesi için uluslararası hukukta meşru zemini hazırlıyor.
Yani Türkiye eğer isterse, Kerkük ve Musul'daki haklarını gündeme getirerek bu iki şehri kontrol altına alabilir.
Misak-i Milli'de önemli olan Türk vatandaşların yaşadığı toprakların korunmasıydı başarılı olundu mu ? Tabii ki evet .
Musul , Kerkük 'ü haritada gösterebilecek AKP li sayısı %80 ama hepsinin ağzında oraları sattık lafı bir de petrol varmış mış yav yıl 1926 petrol dediğin 25-30 yıldır otomotiv sanayisinde ciddi olarak kullanılmakta uçaklar zaten yeni gelişiyor gemiler desen öyle o zamanlar halk neredeyse 1830 lardan beri savaşta aç kalmış . Musul'u vermeyip ne yapacaksın ? 2010 yılında varil 110 dolar olucak benzin 5 Tl olacak biz bunu saklayalım mı diyeceksin ?
Bir de nasıl kaybettik diye ciddi ciddi konuşuyorlar . 81 ili olan Türkiye'ye dua etmiyorsunuz da Musul'da kaldı gözünüz . ZAtne tüm dünyayı alsak bir kıbrıs kalsa yine ağlarsınız Kıbrıs nasıl kaybedildi büyük oyunu görün diye .
Sen önce Ülkenini doğusunu kurtar , türbeni kaçırmadan koru sonra Irak'ı da alırsın Eflak Boğdan'ı da sonra da gider TBMM'ye laf atarsın .
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi TheCaliph_ -- 17 Haziran 2016; 16:44:08 >
Hangi uluslar arası hukukmuş bu pydyi terör örgütü kabul ettiremediğimiz olan mı ? Bağımsız kürdistan yakında ilan edilir abdden sonra ilk tanıyan biz oluruz hiç hayal kurmaya gerek yok.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi MuV52 -- 17 Haziran 2016; 17:04:30 >
Konu Türbeye nereden gelmiş anlamadım.Yazıda Türbenin kaçırılmasını haklı kılan yer neresi ? Ayrıca Ankara Antlaşması Akp'nin değil Türkiye'nin antlaşmasıdır yasal haklarımı neden inkar edeyim ? Güldür güldür tayfası gene iş başında
Musul Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı sırada Osmanlı Devleti'ne bağlıydı. İngiltere, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine dayanarak, antlaşmanın imzalanmasından birkaç gün sonra Musul'u işgal etti. Milli Mücadele'nin zor koşulları içinde TBMM Hükümeti bu bölgeyle ilgilenemedi.
Türkiye, Lozan Konferansı'nda Musul ve Kerkük'ün Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer aldığını söyleyerek İngiltere'den Musul'un kendisine bırakılmasını istedi. İngiltere, bu bölgenin Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi kararlaştırıldı.
Musul sorununun çözümlenmesi için İngilizlerle ilk kez 1924 yılında İstanbul'da Haliç Konferansı'nda görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde İngilizler'in Musul Vilayeti'nin yanısıra Hakkari'yi de talep etmelerinden ötürü anlaşmaya varılamadı.
Bunun üzerine, 1926 yılında Musul Sorunu Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Sorun burada da çözümlenemeyince Yüksek Adalet Divanı'na verildi. Burada da olumlu bir sonuç alınamadı. Nihayet, İngilizlerle Ankara'da bu konu üzerinde yapılan görüşmeler bir anlaşma ile sona erdi.
Sonuç olarak 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara Antlaşması imzalandı.
1926 ANKARA ANTLAŞMASININ MADDELERİ
-Musul vilayeti Irak'a ait olacak.
-Türkiye ve Irak arasındaki ateşkes hattını belirleyen Brüksel Hattı sınır olarak kabul edilecek.
-Irak Musul'dan elde ettiği petrol gelirinin %10'unu 25 yıllık bir süre için Türkiye'ye verecek.
-Türkiye bu parayı 4 yıl boyunca almış, kalan 21 yıllık hakkından ise 500.000 Sterlin'e İngiltere lehine vazgeçmiştir.
Mısak-ı Milli sınırları içinde kalan Kerkük ve Musul, 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile birlikte toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti.
Irak'ın toprak bütünlüğü esas alınarak yapılan İstanbul Anlaşması'na göre, bugün bölünmüş yapısı ve bölgenin illegal örgütlerin kontrolüne geçmesi Türkiye'nin haklarını gündeme getirdi.
Buna göre, otorite boşluğundan kaynaklanan kaos ortamı, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'a girebilmesi için uluslararası hukukta meşru zemini hazırlıyor.
Yani Türkiye eğer isterse, Kerkük ve Musul'daki haklarını gündeme getirerek bu iki şehri kontrol altına alabilir.