1. sayfa
|
Yeniden düzenlenmiş ay oteli Samsara'da geçen bir bilim kurgu. Esrarengiz deneyleri açığa çıkar, endişelendirici karşılaşmalar yaşa ve akılalmaz bir anlatımın sırrını çöz. Gerçeklik nedir? Bu nihai sorunun ne kadar derinine inersen o kadar çok cevap bulursun HİKÂYE SOMA'nın yapımcılarından seni gerçekliğin sınırlarına götürecek bir bilim kurgu macerası olan ONTOS geliyor. Aditi Amani olarak oyna ve bir zamanlar dâhi olan, sonra bir elçiye dönüşen uzaktaki babanın gizemli geçmişi tarafından davet edildiğin yeniden düzenlenmiş ay oteli Samsara'ya git. Bir cevap arayışı olarak başlayan şey hızla çok daha garip bir hâl alıyor. Samsara sıradan bir karakol değil; gerçekliğin kırıldığı, gerçeklerin aldatmaca ve belirsizlik katmanlarının altına gömüldüğü bir yer. Babanın geçmişinden parçaların rehberliğinde daha derinlere indikçe varoluşun doğası ve senin onun içindeki yerin hakkında rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaksın. DENEYLER ONTOS, hem bilimin hem de ahlakın sınırlarını zorlayan tüyler ürpertici deneyler ve rahatsız edici karşılaşmalar sunuyor. Her test, seni büyük gerçeğe bir adım daha yaklaştıran bir dünyanın bir katmanını daha çıkarmaya davet ediyor. Ruhun doğasını, ızdırabı ve gerçekliğin dokusunu sorgulamana neden olacak varoluşsal sorularla yüzleş. Bu sınamalar sadece birer bulmaca değil, birer provokasyon. Seçimlerin ileriye etki eder ve sonuçlarıyla yüzleşmeye hazır olmalısın. Öngörü çok önemlidir ancak en iyi ahlaki eylemler olarak gördüğün şeyler bile yıkıcı sonuçlara yol açabilir. OYNANIŞ ONTOS, etkileşimli ve sistem odaklı bir oynanış deneyimi ile sürükleyici bir hikâyeyi anlatır. Yaratıcılık ve araştırma en büyük silahlarındır. Malzemeler toplayacak, karmaşık makineler kullanacak ve dikkatli kalibrasyon ve doğrudan müdahale gerektiren analog sistemlerle etkileşime gireceksin. Planlama çok önemlidir, akıllıca seçim yap ya da sonuçlarına katlan. Belirli bir çözüm yoktur, asıl amaç farklı durumlara senin nasıl bir yaklaşım göstereceğindir. KEŞİF Ay üssü Samsara, başarısız olan bir maden kolonisinin ve zamana yenik düşmüş lüks bir otelin kalıntıları üzerine inşa edilmiş birbirine bağlı devasa bir labirenttir. Şimdi ise bilimin inançla iç içe geçtiği, felsefi gruplar tarafından parçalara ayrılmış bir saha. Gösterişli kumarhanelerde ve dramatik tiyatro sahnelerinde inşa edilmiş laboratuvarlar, boşaltılmış havuzlarda kurulmuş deneyler, antik ay mağaralarında inşa edilmiş garip makineler ve çok daha fazlası gibi gerçeküstü unsurların büyüleyici bir hâl aldığı yeniden tasarlanmış alanlarda gezin. Samsara'nın her köşesi bir hikâye anlatıyor ve her hikâyede yüzeyin altında saklı, bulunmayı bekleyen bir şey var. |
| Soma'nın yarısı kadar vurucu olsa yeterli. Yürüme simülatörü sevmesem de ümitliyim bu yapımdan. Stellan Skarsgard baba da varmış hem oyunda. |
| Soma en sevdiğim oyunlardan biridir, bunun da çok iyi olacağına şüphem yok. |
| Soma'yı iki kere bitirmiştim. Harikaydı. Bu resmen bambaşka dünya olmuş. Muazzam gözüküyor, görsellik, atmosfer, ambiyans harikulade. Valla asiri sevindim. Sabırsızlıkla bekliyorum. |
| Nasıl gözden kaçmış bu oyun yahu. Ses de bir yerden tanıdık geliyor diyordum Stellan Skarsgard'mış. Adam daha yeni Joachim Trier'in son filminde oynamışken görece minicik bir stüdyonun oyununa bu şekilde destek vermesi beni çok mutlu etti. Soma benim için de eşsiz bir deneyimdi. Hani tekrar açıp oynamaya cesaretim yok desem yeridir. Soma ayarında bir şey olur umarım bu da. Amnesia the Bunker biraz hayalkırıklığı olmuştu ama açıkçası bitirmedim, o oyuna da tekrar bir dönmek lazım bu çıkmadan. |
|
Edge dergisindeki röportajdan: 2015’ten beri geliştiriliyor, yani yaklaşık 10 yıl. Soma’dan hemen sonra başlanmış. Oynanıştan önce direkt ortamı inşa etmişler. 2076’da geçiyor. Mekân, Hotel Samsara adında lüks bir Ay tatil köyü. Terk edilmiş bir maden kolonisinin üstüne kurulmuş ve hiç açılışını yapamamış. Ortam, Dünya’daki yasal kısıtlamalardan uzak şekilde çalışan bilim insanlarının bulunduğu bir nevi “serbest bölge”: matematikçiler, genetikçiler, dâhiler ve ilahiyatçılar burada özgürce deney yapıyor. Ana karakter Aditi Amani. Tırnaklarını yediği için elleri kötü durumda. Babası Izaan, dünyanın en saygın filozoflarından biri ve aniden ortadan kaybolmuş ama hikâye onu aramak üzerine değil. Babası ölmüş ve Aditi buraya daha çok saygılarını sunmak ve kendi içinde bir kapanış yaşamak için geliyor. Samsara; Rapture, Ishimura ya da Pathos-II gibi bir yer değil. “Işıklar açık, insanlar hâlâ burada yaşıyor ve kompleksi neredeyse istediğin gibi gezebiliyorsun.” Yani tamamen keşfedilebilir, kesintisiz bir alan. “Bir şeyi görüyorsan, oraya yürüyebilirsin.” Bağlantılı dünya tasarımı Dark Souls gibi. Klasik anlamda canavardan kaçma, anahtar item toplama veya gizlice ilerleme yok ama terminallere giriyorsun, kapalı bölümleri açıyorsun ve Samsara’nın otomatik güvenlik sistemleriyle uğraşıyorsun (kaçma, oyalama, yok etme vs...) Oyun “hayatta kalma” üzerine değil; daha çok senin kararlarının yüzünden başkalarının ölmesi üzerine kurulu. Az da olsa çatışma var ama genelde dronelara ve güvenlik sistemlerine karşı, klasik silahlar yok. Daha çok immersive sim + puzzle diyebiliriz: seçimler, farklı çözüm yolları ve felsefi ikilemler ön planda. NPC’lere yardım edip etmemek gibi kararların oyuna kalıcı etkisi oluyor. Kaynak yönetimi var, ölebiliyorsun; yani walking sim değil. Korku oyunu yapalım dememişler ama temalar doğal olarak o tarafa kaymış. Stellan Skarsgård, otelin “olması gereken sahibi/rehberi” gibi bir karakteri seslendiriyor. İlk başta tur rehberi gibi ama altında daha karanlık bir şey var. Kendi dediğine göre seslendirmesi en zor olan şeyler basit görev diyaloglarıymış (“git şunu getir” gibi), monologlar değil. “Hiçbir NPC aynı repliği tekrar etmesin istiyoruz.” – Grip Temalar: transhümanizm, body horror ve ebeveyn-çocuk ilişkileri (Frictional’ın sık işlediği bir konu). “Klasik jumpscare dolu bir korku oyunu değil. Karşılaştığın yaratıklar seni korkutmak için tasarlanmadı ama başta korku yapmayacağız desek de zamanla baya korku hissi oluştu.” – Thomas Grip “Başta perili ev gibi düşünmedik,” diyor Satzinger. “Ama Frictional oyuncunun ahlaki dayanıklılığını test etmek istiyor, etik ve ideolojik seçimler karşısında ne yapacağını.” Oyunun ilk tanıtımında Ontos, Soma’nın ruhani devamı olarak geçiyor. SOMA'da kimlik, bilinç ve “insanı insan yapan şey nedir” gibi konulara giriyordu ama 2015’ten bu yana bu tartışmalar artık daha tanıdık hale geldi. Bu yüzden Frictional, hem dünya tasarımını yenileyip hem de daha güncel felsefi sorular bulmaya çalışmış. “Popüler kültür sayesinde çoğumuz zihin dijitalleşmesi fikrine zaten aşinayız. Bu artık büyük bir bilinmez değil,” diyor Satzinger. “Ve bu iş ‘2 saat ders anlatayım da sonra anlarsın’ gibi olamaz,” diyor Grip. “Basit görünen ama derinleşen durumlar kurmamız lazım. İnsanların akşam yemeğinde bile konuşabileceği türden sorular.” Röportajın bazı anlarında Grip, Satzinger ve Gelatt oyunun temalarının “gerçekliğin doğası” gibi çok büyük konulara kadar uzandığını açık açık söylüyor. Bazı anlarda ise daha kapalı konuşuyorlar; çünkü bu konular kısa kısa anlatılınca havada kalabiliyor. Grip’e göre bunlar asıl anlamını Samsara’daki çeşitli deneysel sahnelerde buluyor. Bu da Ontos’u ilginç yapan şeyin temelini oluşturuyor. Frictional’ın gösterdiği ilk bölümler oldukça umut verici. Başta korku yapmıyoruz demiş olsalar da, ortaya çıkan şey daha çok “ortam ve tema üzerinden işleyen bir korku” olmuş. Sohbetin sonuna doğru, Grip’in (bilerek ya da bilmeyerek) biraz fikir değiştirdiği hissi oluşuyor. Yarı perili bir mekân, metafizik temalı bulmacalar, yanal düşünme gereksinimi ve tüm bunların gündelik hayatın sıradanlığıyla birleşmesi… Kulağa tanıdık gelebilir ama Ontos’ta farklı bir his var. Sadece Frictional’ın önceki oyunlarına göre değil, genel olarak da farklı duruyor. Geniş açık dünyalara alışığız; yan görevler, keşifler vs... ama Samsara daha “canlı” hissettiriyor. Her alan bilinçli şekilde tasarlanmış, yoğun ve kompakt. Aynı zamanda büyük ve bilinmez bir his veriyor. “Kelime ve harita sayısı açısından yaptığımız en büyük oyun ve muhtemelen stüdyo olarak yapabileceğimiz en büyük proje” diyor Grip. Deus Ex, System Shock 2 ve benzeri oyunlar da varoluşsal konuları işliyordu ama Ontos bunu sadece düşündürerek değil, hissettirerek yapmaya çalışıyor. Özellikle laboratuvar gibi sahneler, teorik fikirleri direkt deneyime çeviriyor. Oyunun sonunda hissedilen en doğru kelime “sarsılmış.” Hatta yıllardır korku oyunu oynayan insanları bile uzun süre etkileyebilecek bir deneyim gibi duruyor. Peki bu oyun tam olarak ne? Garip, rahatsız edici ve zihni zorlayan bir şey ama Grip daha net bir şekilde şöyle özetliyor: “İnanılmaz derecede emek isteyen bir proje. Hikâyeyi doğru kurmak, karakterleri oturtmak… Hepsinin anlamlı olup olmayacağı bir risk. Ama kolay olursa yapmaya değmez. Zor olunca iyi şeyler çıkıyor.” |
| 10 yıldır geliştiriliyor deyince beklentiler çok büyür birde bm soma olursa.. |
1. sayfa
https://store.steampowered.com/app/2924520/ONTOS
https://youtu.be/ll4ZPxUzPhc?si=-zorBUpqWrAJX8Wr
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi R-10 -- 12 Aralık 2025; 13:46:39 >