|
telaş yok, herşey yolunda. başkalarının nefesiyle üflediğimiz bir yelkenlimiz var, dümeninde de büyük iktisat üstadı hökümet üyelerimiz.. okyanusta hafif hafif ilerliyoruz.. mis gibi, daha ne olsun! |
|
Türkiye büyümede dünya rekoru kırdı Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 11 ile dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2011 yılı 1. Çeyrek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla sonuçlarını açıkladı. TÜİK verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2011 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüdü. Sözkonusu dönemde, cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 284 milyar 868 milyon lira oldu. Türkiye böylece ilk çeyrek itibariyle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye'yi yüzde 9.9'la Arjantin ve yüzde 9.7'yle Çin takip etti. Piyasa beklentileri büyüme rakamlarının yüzde 9.6 seviyelerinde olacağı yönündeydi. İlk çeyrekte en hızlı büyüyen sektör ise yüzde 21.4 ile imalat sanayi oldu. Türkiye ekonomisi geçtiğimiz yılın son çeyreğinde yüzde 9.2, 2010 yılı genelinde yüzde 8.9 büyüme kaydetmişti. AVRASYA KAPLANI Royal Bank of Scotland’ın gelişmekte olan ülkelerden sorumlu analisti Tim Ash, “Türk ekonomisi şiddetle büyüyor ve Avrasya’nın Kaplanı haline geliyor. Piyasada beklentiler yüzde 9 ile 10 arasında bir rakamdı ancak yüzde 11’lik oran 2011 yılı büyüme tahminlerini yüzde 7’ye yaklaştıracaktır” dedi. Türkiye'den sonra en hızlı büyüyen 5 ülke ise şöyle; Arjantin: Yüzde 9.9 Çin: Yüzde 9.7 Estonya: Yüzde 8.5 Singapur: Yüzde 8.3 Hindistan: Yüzde 7.8 hürriyet |
Cari açık gitgide arttıkça ekonomideki büyüme isterse %20 olsun..Cari açığa çözüm bulunmadıkça bu büyüme balondan öteye gitmez..TL nin bu derece değer kaybetmesinin temel nedeni cari açığın katlanarak artması.. |
| Büyüme başkalarının parasıyla değil kendi öz kaynaklarımızın yarattaığı katma değerle olur. Başkalarının parasıyla büyümeye çok özet olarak ''borç para ''denir ve birgün bedeli çok acı şekilde ödenir. Bugune kadar böyle olmadı mı? |
|
Sabah bir kaç ekonomist yorumunu dinledim. Özellikle dış borç rakamlarının oranı konusunda iyimserler ve gittikçe de iyiye gideceği görülüyor dediler. İç piyasa borçlanması konusunda ise özellikle kredi kartlarında yeni düzenleme ve aylık limitler yoldaymış. Onu biraz frenliyecekler görünüyor. Pek çok kişi pozitif gelişmelerin tadını çıkarıyor, bazıları ise üzülüyor. Üzmeye devam edelim diyorum;
hürriyet |
| ilk çeyrekte %11 büyüme dünyanın en hızlı büyümesi olarak kaydedildi ama bu hiç iyi değil. atalarımız boşuna demiyor hızlı koşan atın tezeği seyrek düşer diye. şimdi uzmanlarda uyarıyor bu kadar hızlı olmanın iyi olmadığı konusunda. bakalım halkımıza ne faydası olacak. halkımızdan ziyade 1000tl ve aşağısına muhtaç halkımız. |
ihracatla birlikte ithalat oranlarına da baksaydınız keşke |
|
Son dönemde ABD ve İtalya'yı not indirimleriyle sarsan kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's Türkiye'nin yerel para cinsinden notunu iki kademe birden artırarak yatırım yapılabilir düzeye çıkardı. S&P, Türkiye'nin yerel para cinsinden notunu BB+'dan BBB-'ye yükseltti, görünüm ise pozitif olarak belirlendi. S&P Türkiye’nin yabancı para cinsinden notlarını ise BB/B'de sabit bıraktı ve herhangi bir değişikliğe gitmedi. S&P’den yapılan açıklamada, Türk finans sistemindeki iyileşmenin devam ettiğine vurgu yapıldı. Bununla birlikte, Türkiye’nin not artırımında, Türkiye’nin mali sektöründeki toparlanma ve derinlik kazanan yerel piyasaların etkili olduğu ifade edildi. Kuruluş, ülkenin yerel ve yabancı para cinsinden kredi notları arasındaki farkın, Standard and Poor's'un merkezi hükümet kredi kriterlerini Haziran ayında revize etmesinden kaynaklandığı vurguladı. Bu kriterler, merkez bankalarının bağımsız para politikaları uygulamasını, dalgalı döviz kuru rejimini ve yerel borçlanma piyasalarının derinliğini yansıtıyor. S&P, bu yıl merkezi hükümetin faiz dışı fazlasının GSYH'nin yüzde 1'ini hafif aşacağı tahmininde bulunarak, ülkenin cari işlemler açığının ise bu yıl GSYH'nin yüzde 10'u seviyesinde olmasının beklendiğini kaydetti. YENİ NOT ARTIRIMI ÜÇ ŞARTA BAĞLI Kuruluş ayrıca, ülkenin yerel ve döviz cinsi kredi notlarının görünümünün “pozitif” olarak belirlenmesinin, notların önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ettiğine dikkati çekti. Ülkenin kredi notlarının gelecekte artırılmasının, ekonominin beklendiği gibi soğumasına, cari işlemler açığının azaltılmasına ve yurtiçi kredi büyümesinin mali hesaplar ya da finansal sektör istikrarını etkileyebilecek kötü bir etki yaratmadan yavaşlayabilmesine bağlı olduğu vurgulandı. S&P Ağustos ayında ABD'nin notunu ülke tarihinde ilk kez kırarak, eleştiri oklarını üzerine çekmişti. Kurum aynı zamanda bugün hükümetin borç yükünü azaltma konusunda güven vermediğini öne sürerek, İtalya'nın notunu indirdi. "ÇOK POZİTİF BİR KARAR" Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu, hurriyet.com.tr'ye yaptığı açıklamada, karar için kurumun "Türkiye'nin kötünün iyisi olduğu" yönünde bir değerlendirme yaptığını söyledi. Saltoğlu, “Şu aşamada çok pozitif bir karar. Bu, diğer ülkelere oranla daha avantajlı ve dirençli bir ekonomiye sahip olduğumuzu gösteren bir karar. Türkiye'nin siyasi olarak da istikrarlı bir seyir sürdürmesinin bunda etkisi olabilir. Ancak, Türkiye'nin notunu artırmamalarının daha önceki nedeni olarak cari açık sorunu gösteriliyordu. Bu konuda şu anda da çok büyük bir değişiklik yok. Bundan da küresel anlamda kötü günler yaşayan diğer ekonomilere göre daha iyi durumda olmamızın etkisinin baskın olduğu söylenebilir. Sanki, kötünün iyisi olduğumuzu teyid ettiler” dedi. DAHA ÖNCE OLMASI GEREKİRDİ JP Morgan Başekonomisti Yarkın Cebeci ise , bu artışın aslında daha önce olması gerektiğine işaret ederek, "S&P'nin bu kararı Türkiye'nin son dönemdeki krizi iyi yönettiğini gösteriyor. Türkiye gerçekten iyi bir performans gösterdi. Ayrıca Türkiye'nin cari açığında da iyileşme başladı. Ben bu iki unsurun etkili olduğunu düşünüyorum" dedi. S&P'nin not artırımı kararının ardından piyasalarda çok hızlı hareketler yaşanıyor. Borsa yüzde 6.20 değer kazanırken dolar da 1.78 TL seviyesine geriledi. Fitch Türkiye Genel Müdürü Botan Berker de karara hiç şaşırmadığını belirterek, "Kendimizle ilgili yorum yapmayayım ama sevindirici bir gelişme. Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviyeye gelmesi çok mutlu edici" dedi. Finansbank Başekonomisti İnan Demir, “Açıkçası benim için de ilk etkisi sürpriz oldu. Bu kadar çabuk yatırım yapılabilir seviyeye çıkmasını beklemiyordum. Ancak sonradan yapılan açıklamada, döviz cinsinden notun yatırım yapılabilir seviyenin altında kalması, durumu netleştirdi. Önümüzdeki dönem, kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırması için iyi bir dönem olacak diye düşünüyorum” dedi. Nomura International Stratejisti Olgay Büyükkayalı, “Çok da şaşırtıcı olmadı. Buradaki en önemli noktalardan birisi. Türkiye’de cari açığın daralacağının kesinleşmesi oldu. Dünyadaki gelişmelere istinaden. Biz bu not artırımlarını unuttuk ama Türkiye’nin olumlu ayrışması kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarını etkiledi elbette. Bazı fonlar ağırlıklı olarak döviz cinsinden nota bakıyorlar ama bir ülke yatırım yapılır seviyeye geldi diye bir anda para akmayacak. Ancak işin çok daha önemli kısmı, kredi derecelendirme kuruluşlarının önce yerel para cinsinden hareket etmesi. Cari açık düzeldiği anda, notu artırmaya hazırız mesajı verdi” dedi. Royal Bank of Scotland’ın gelişmekte olan ülkelerden sorumlu analisti Tim Ash, “Açıkçası bu yerel para cinsinden bir artırım, döviz cinsinden değil. Yakın gelecekte kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin döviz cinsinden notunu artırmasını beklemiyorum. Türkiye’nin zayıf dış finansal duruşundan kaynaklanıyor bu durum da” diye konuştu. kaynak :http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/18780280.asp |
Bu cümle gerçekten manidar... |
|
zaten paranın anlamını anlayamayan onun yönetiminde ne çıkarı olacağını da tam kavrayamamakta sayın webbie. Aşağıya GDP büyümesinin ülkelerinde yaşayanlar için anlamanı değişik açıdan sorgulayan bir yazı veriyorum. İnşallah biim ülkemizdeki beton fırtınasının (yüksek tutuarlı bina yapım işleri)geri dönüşümü de bizim gelecek kuşakları bağlamaz diyorum ,bu kısmını anlamak gerçekten önemli . ------------------------------------------------------------------------------------- GDP Growth - Is it Always Good? In measuring the economic direction of a country, economists generally focus on GDP growth. It is also assumed that if the gross domestic product is growing, the people in a country are better off. This seems to make sense at first glance. If there is more wealth people should be doing better. Even if we don't believe that people get happier with more large-screen televisions and all the other pleasures money can buy, it is clear that money can also buy medical care, education, and other things that most of us could agree are real values. There are two flaws with this thinking though. The first has to do with how money is used. If we don't use it in ways that are actually beneficial, it doesn't actually improve anything. In other words, if we do get richer as individuals, and as a country, we still can use that money in ways that don't enrich our lives. It can be gambled away or spent on drugs, for example. These activities will become a part of the GDP as measured by economists, but won't necessarily make life better. In that case, the nominal amount of wealth isn't terribly relevant. Money doesn't make things better if we don't use it wisely. But there is a better example of why an economy that is larger as measured by GDP isn't necessarily better. GDP Growth is Just Numbers? The gross domestic product simply measures the total economic output of a country. It doesn't mean that everyone or even most people share in that increasing wealth. Imagine for a moment if a few billionaires like Bill Gates and Warren Buffet made a small country their new home. Their incomes would become part of the GDP of the country, and this would make the economy look like it is booming. But what relevance would that have to all the other residents of the country unless they started to spend and/or invest that money in their new home country? None. The distribution of wealth is also important, in other words. It doesn't necessarily mean much to citizens if their country becomes wealthier and nothing changes for them. Now this is an extreme example, but the reality isn't always so different.In his book, "Confessions of an Economic Hit Man," John Perkins described how in the 1970s and 1980s he helped to bring huge infrastructure projects to poor countries, by making the economic forecasts that justified them. I'll give one quick example of how this worked. A team goes into a poor country because there is oil there - oil that American companies want. In order to get the oil, roads and bridges and electricity are needed. The leaders of the country are told that these things would be wonderful for their country, and if they can build them, the economic activity that results will provide a tax base that will enable them to repay the huge loans necessary. The rosy forecasts that justify the whole scheme are faked by an "economic hit man." The country borrows billions of dollars from the IMF (International Monetary Fund) or World Bank - both largely controlled by the U.S. government - and construction begins. Part of the arrangement is that U.S. companies are hired for the projects, so the borrowed money quickly goes right back to the United States for the work done. The oil starts pumping, and the country gets a small share of the revenue (3% originally in Ecuador, for example). This is not enough to repay the loans, of course, but the additional economic activity generated is supposed to raise tax revenues to make repayment possible. Since the economic forecasts were lies, the tax revenue doesn't materialize, and soon half of all the tax revenue in the country is needed just to pay the interest on the loans. GDP does go up due to the oil drilling and associated activities, as well as the sale of electricity to the oil companies from the new hydroelectric plant. A few people in the country get wealthier, and a lot of people in the United States get wealthier. Meanwhile, since the lands for the roads, drilling and hydroelectric facility were stolen from the residents (for the "public good," of course), and since the roads and bridges and electricity are in jungle areas where few people are served by them, few citizens see any benefit at all. In fact, a generation later, millions of poor people who had no say in the matter and may not have even been born when the contracts were made, are forced to pay for the roads and bridges that they didn't need. The 50% of total national tax revenue that is now required just to pay the interest on the loans precludes many government projects to build roads and bridges where they are actually needed by the people. GDP growth is there in theory, and according to all the careful calculations of World Bank economists, and yet poverty actually increase in many of these cases. Obviously we need to get past this focus on gross domestic product. the amount of money doesn't determine the success of a country. It matters how it is made, who makes it, and how it is spent. |
|
Sevgili Vezir, alıntılamış olduğunuz yazıya sonuna kadar katılıyorum. Özellikle ilk kısımda bahsedilen ve gelir dağılımındaki eşitsizliğe rağmen bir fukara avuntusundan ileri gitmeyen, "Ülkemiz zenginleşiyor" naralarının anlamsızlığını uzun zamandan beri anlatmaya çalışıyoruz ama bir türlü başaramadık. Sanırım bunu başarmanın tek yolu, biraz beklemek ve maalesef haklı olduğumuzu görmek zorunda kalmak olacak. Benim tahminim çok uzun bir süre gerekmeyeceği yönünde zaten. Özellikle son dönemde ortaya çıkan siyasi krizler bana göre başka ve daha derin krizleri gizlemeyi amaçlayan yapay sorunlardan ibaret. Yama da bir yere kadar deliği kapatır, sonrası malum. Yukarıda yazılı olan alıntıyı anlamayıp da çeviri isteyen olursa ben ilgilenebilirim ya da belki başka bir arkadaş ilgilenebilir. Saygılar... |
evet çok doğru bir söz .Bu ülkemiz için de geçerli maalesef . Yama demek zorundayız çünkü borçla deliği kapatmışız. Sıcak para ile ülkemizde tutulan paralar böylesine riskli ortamlarda kaçmaya meyilli olur. Bir günde borsadaki TL bozdurulur dolara veya başka ülke para birimlere çevrilir. Zaten anlık yaşadığımız piyasa krizleri bu tür uygulamaların bir sonucudur. PAra serseri mayın gibidir kalıcı yatırımlarla süslenmedikçe ülkede tutulması oldukça zordur. Cazip imkanlar ile gelen , cazip olmayan şekilde gider. Sadece zaman meselesi... Birde yama üstü, yama durumları var. İşte bu en tehlikelisi. Çünkü dışarıdan bakılınca hemen farkedilebilmekte. |
![]() |
|
Trilyon dolarlık balonlar patlamak için gün sayıyor! Dünya 2007’de 12 trilyon dolarlık ABD mortgage sektöründen kaynaklanan arızanın kötü sonuçlarını çözemedi! Dünya 2007’de 12 trilyon dolarlık ABD mortgage sektöründen kaynaklanan arızanın kötü sonuçlarını çözemedi! Dünya ekonomisi ABD ve AB’ye yönelik felaket senaryolarıyla boğuşurken piyasalar üzerinde oluşan yeni bulutlar bugüne kadar ‘küresel ekonomi’ olarak tanıdığımız ve bildiğimiz hemen her şeyi yok etmek üzere. 2007’de 12 trilyon dolarlık ABD mortgage sektörünün 5 trilyon dolarlık düşük gelirlilere ait bölümünde meydana gelen bir arızanın daha sonra dünya borsalarından yaklaşık 40 trilyon doları silip süpürdüğünü gördük. Ardından ülkeler batmakta olan şirketlerini kurtarmak için dünya genelinde 3 trilyon dolara yakın harcama yaptı. Şirketler kısmen kurtuldu ancak şimdi de ülkeler batma noktasına geldi. SAATLİ BOMBALAR HAZIR! Ekonomi dünyası bu gelişmelerle oyalanırken kriz sonrası gerektiği gibi düzenlenmeyen piyasalarda kumarhaneleri aratmayacak nitelikte ‘yatırım aracı tasarımı ve pazarlanması’ devam etti. Piyasalar Yunanistan’ın, dolayısıyla Euro Bölgesi’nin kurtulup kurtulmayacağını tartışadursun arka planda trilyon dolarlık balonlar adeta birer saatli bomba gibi geri saymaya devam ediyor. DÖVİZ 955 TRİLYON DOLARI AŞTI Yatırım uzmanları piyasaların düştüğü ortamda kâr vaat eden yatırım araçları ararken spekülasyonların şişirdiği balonlar insanın hayal gücünü geride bırakıyor. Dünya üzerinde 1 yıl içerisinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplamı 63 trilyon dolar seviyesindeyken spekülasyonların ana hedefi olan döviz sektöründe ise şişen balonun büyüklüğü 955 trilyon doları geride bıraktı BANKALAR UÇUYOR: 10 BANKA ZİRVEYE KOYDU ABD’li bankaların şirket gelirleri içerisindeki payı 30 yıl önce yüzde 12 seviyesindeyken bu rakam 2011’de yüzde 32’ye çıktı. ABD’li 10 banka ABD finans sektörünün yüzde 70’ini oluşturuyor kaynak :http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/675385-trilyon-dolarlik-balonlar-patlamak-icin-gun-sayiyor |
|
Son on yılda kaldırılan vergi veya bu vergilerde düşüş oldu mu? Kriz vergileri, deprem vergileri (ÖTV vs.) vardı bunlar hala alınıyor mu? Ekonomi düzeldiyse vergilerin en azından bir kısmının düşürülmesi veya kaldırılması gerekmiyor mu? Bir de faturalar var; 5 sene önce 30 TL elektrik faturası öderken, şimdi 100 lira ödüyorum... Asgari ücretteki artış bu oranda değil zannedersem... Öte yandan bakıyorsunuz; Ortadoğu'nun komşusuyuz (nakliye masrafları vs. konusunda avantajlıyız) akaryakıt fiyatına bakıyorsun; dünyada en üst sıralardayız. Üç tarafımız denizlerle çevrili -yarımadayız- balık fiyatlarına bakıyorsun yerli palamut 8 lira, ithal 1 lira... Ülkenin yüzölçümüne ve verimli topraklarına bakıyorsun; yerli et 30 lira, ithal et 20 lira (Et ithal ettiğin ülkenin yüzölçümü bizim ülkenin 5'te 1'i)... Daha bunlar gibi bir sürü örnek vardır. (Bilinçli kullanım, bilinçli tüketim, bilinçli avlanma vs. demeyin; devlet dünyanın vergisini alıyor bilinçlendirsin, önleyecek önlemleri alsın. Gelişmiş bir ülkenin trafik kazaları için bilinçlendirme reklamını görmüştüm; adamın kanı donuyor, ister araba kullanın, ister yaya olun reklamı izledikten sonra 10 kere daha dikkatli düşünerek hareket edersiniz trafikte.) Hadi diyorsun ömrümde bir kere olsun Akdeniz'e tatile gideyim; uçak dahil yedi gün için 2 bin TL veriyorsun; sonra seninle aynı yerde tatil yapan turist bir bakıyorsun uçak dahil yedi gün tatili 750 TL'ye yapıyor... Eskiden emekli ikramiyesiyle ev alırken vatandaş, şimdilerde ikramiyeyi verip üstüne yıllarca taksit ödemesi gerekiyor. Ekonomik rakamlar büyümüş olabilir, piyasadaki para miktarı artmış olabilir ancak normal (asgari ücretli, işçi, esnaf) vatandaşların cebine giren fazla para açıklanan büyüme oranlarıyla aynı değil galiba... Eskiden şirketlerin karları 100 milyon dolarlarla ölçülürken, şimdilerde 10 milyar dolarlarla ölçülüyor... Dünyadaki piyasaya sürülen para miktarı her geçen yıl artıyor mu? Önceleri 2 milyonu olan zengin insanken, şimdilerde 2 milyarı olan giriş seviyesinde zengin sayılıyor. Hani eski Türk filmlerinde Milli Piyango çıkar adama; fabrikası olan patronu falan peşinden koşar; zengin olurdun. Şimdilerde Milli Piyango 30 milyon veriyor (güzel bir yerde yalı parası bile değil), patron için de filmdeki örneğini verdiğim gibi itibar edilebilecek para değildir zannedersem... Amerikan filmlerinde de vardır; adam bomba koymuş vs. şantaj/tehdit ediyor; eskilerde 2 milyon dolar isterlerdi, sonraları 200 milyon istemeye başladılar şimdilerde milyar dolarlar telaffuz ediliyor... Türkiye'de rakamlar büyüyor ancak dünyada da bu rakamlar büyüyor mu her yıl? Üretim konusunda da; yazayım bari Gelişmiş ülkelere baktığımızda hepsinin dünya çapında nam salmış bir veya onlarca markası var. Bizim böyle bir markamız var mı? Yani hangi üretimimizde dünyada ilk 3'teyiz? Pek anlamadığım için bu konulardan aklıma takılanları yazdım... Galibalar, zannedersemler, sorular o yüzden fazla... |
|
Ekonomik kriz korkunç yüzünü göstermeye başladı. Çin'den ABD'ye uyarı: Ticari savaş çıkar ABD Senatosunun dün görüşme programına almaya karar verdiği yasa tasarısı, Washington’un, başta Pekin olmak üzere ticari avantaj sağlamak için para birimlerinin değerini düşük tuttuğuna inandığı ülkelere karşı ticari yaptırımlarının önünü açıyor. Tasarı günler sürebilecek tartışmalardan sonra yeniden oya sunulacak. Kabul edilmesi halinde Temsilciler Meclisi'ne, orada da onaylanırsa yasalaşması için ABD Başkanı Barack Obama'nın imzasına sunulacak. Çin Dışişleri Bakanlığı bunun iki ülke arasında "ticari savaşın önünü açabileceği" uyarısında bulundu ve Washington'dan "korumacı politikalar" diye tanımladığı bu önlemlerden vazgeçmesini istedi. http://dunya.milliyet.com.tr/cin-den-abd-ye-uyari-ticari-savas-cikar/dunya/dunyadetay/04.10.2011/1446677/default.htm |
|
Özellikle faturalarda vatandaşı fena vuruyorlar..... Son zamanlarda elektrik faturaları çok arttı....Kışa giriyoruz bakalım gaz ne olacak.... |
fiyatların çoktan artması gerekirdi .Ancak dikkatli olarak incelenirse alım anlaşmalarından ötürü kullanmadığımız gaza milyarlarca dolar parayı hükümet vermek zorunda kaldı .Geçmişte yapılan alyada öde yükümlülükleri hükümete ve dolayısıyla bizlere fena patladı. Şimdi fiyatı ucundan biraz artırdılar (aslında çok daha fazla artması gerekiyordu ) talebin düşmesinden çekiniyorlar , çünkü talep düşerse alım anlaşmasından dolayı milletten toplayacakları paraları Rusya'ya hibe etmek zorunda kalacaklar.Önlerine çıkan ilk şeye (denize düşen yılana sarılır misali ) süresi biten anlaşmaya balıklama atladılar. onra da bir caka ile indirim istedik, yanaşmadılar misali... Siz zamanında gidin fazla gaz anlaşması yapın milyarlarca m3 halk tüketmezse, ne yapacaksınız parasını ödeyeceksiniz (al yada öde). Dolayısıyla 6 milyar m3 sanırım 1986 anlaşmasını süresi dolduğu ve GAZA İHTİYAÇ talep olmadığı için iptal ettiler ama reklamını başka türlü yapıyorlar . Eh başbakan öksürürse bakanlar boş durur mu yani.. |
Atıyorlar da işkembe-i Kübradan. Yahu bunların bir tane doğru söyledikleri bir şey yok mudur? Hamdolsun yoksullukta da dünya lideri olmuşuz.
Bu mesaja @destroyer39 cevap verdi. Cevapları Gizle