|
Yakında inişe geçiyoruz sanırım.... IEA dünya petrol talebinin düşeceğini söylemiş, bu da krizin çok daha derinleşmesi demek.. İyi olan bir şey var, bu sayede gezegen kurtuluyor, Co2 salınımları son 2 senede %6 azalmış, her sene böyle gitsek 2050ye kadar hedefi tuttururuz.. http://www.hurriyet.com.tr/ekonet/12858615.asp?gid=303 |
ekomide bilimsellik kavramını incelerken bilimsel modeller yerine ekonomik modellerden sözedilir. konu hakkında yorum yapanlar bu modellemeler ile veya kendi ürettikleri modeller ile yorum yaparlar. http://en.wikipedia.org/wiki/Economic_model |
ekonomi zaten çöktü bunu hale göremiyor musunuz . Evet her insan en iyi şeyi hakeder ama ilerleme kaydeder ise ,geçerli. Kimseyi küçük görmüyor sadece uzun süredir yazılanları link olarak veriyorum. kendi fikirlerimi uzun sayfalar önce yazdım bir değişiklik yok .Sadece bekliyorum. Boş laf konusuna takılmışsınız ama büyük bir yanlışın içindeki küçük doğruları cızbızla çekerseniz bunlar doğru değil boş laf olur(farklı şekilde de anlatılabilir) . Asıl önemli olan büyük doğruyu ve mutlak olanı görebilmektir. Ekonomik planlar ise hep daha iyi olsun diye yapılır baştan hatalıdır demek için parametreleri bilmek gerekir.Ben size PARA ile ilgili oldukça önemli birçok link verdim bunları okuduysanız ve halen BORÇ ile büyüme , bütçe açıklarının büyüklüğünün doğruluğu gibi fikirleri savunmakta ısrar ederseniz ,bunların küçük dilimler içinde doğru olarak göstermeniz ,aslı görmenize engel olur. Bunu hükümetler yapabilir bu asli görevleri ve kimse durumunu kötü göstermek istemez. Ancak bizler bunu yaparsak büyük yanlışları doğru gibi görmeye başlar ve yanlışı referans verirseniz insanları hatalı bir noktaya yönlendirmiş olursunuz . 2 yanlış bir doğru yapmaz. Borç ile büyüme olmaz . kaç kere yazmam gerekiyor farklı şekilde anlatmam gerekiyor. Dünya ekonomileri büyük bir yanlışın üstünde oturuyor ve faiz ile büyüme rantını yiyerek emperyalizmi pekiştiriken ,bizim açıkları nasıl kapattığımızı iyi bilmemiz ve öngörmemiz lazım. Şimdi bunları yazsam cımbızla alır konuyu başka yerlere götürürsünüz(daha önce görüldüğü için böyle bir sonuç çıkartabiliyorum). Sorun bu değildir ne devletin fazla vergi alması ne de bütçenin açık vermesi . Yanlışı kendine referans alırsanız aradaki küçük doğruların hepsi yanlış olur. şimdi bu hükümet otursun bu açığı nasıl finanse edeceğini düşünsün ne çare bulacak . Elimizdekileri sattık ve bütçe açığı küçükken finanse ettik , devlet kurumlarını sattık ama açık verdikçe bütçe açığına mani olamadık. Şimdi ekonomik sıkıntıya mı finanse edeceğiz .Merkez bankasının tahvillerini matbaalarda bastıkları ve karşılığı olmayan parayla alarak daha ne kadar idare edilecek sanıyoruz .Uyanmanın vakti çoktan geldi geçti. Çöküş başlamıştır ve bunu göremeyenler için , son ne kadar hazin olacaktır. Bazen erbakan hocanın faiz ile söyledikleri şimdi aklıma geliyorda en azından doğruyu söylüyordu ama yanlış zamanda yanlış şekilde ifade ediyordu. şimdiki yönetime bakınca zeka ve anlayış farkı ortaya çıkıyor. http://cokus.wordpress.com/ not: deve kuşu sadece bir kuştur ve ona bakış tarzımız bizim uydurduğumuz ancak empati ile bağdaştırılması gereken bir konudur. Ne ben dağlarda dolaşıyorum nede dağlar beni çağırıyor. Bu sadece zihin altınızın çocukken yaşadığınız ve büyük bir ihtimalle farkında olmadığınız bir sorunuz.Bu konuda ciddi bilgi sahibi olmak isterseniz link verebilirim .Ama birşeyler cımbızlayacaksanız birşey ifade etmeyecektir. edit |
|
ikide bir likidetenin bolluğundan bahsediliyor ve kriz neden toplanır veya toplanamaz tartışmalar gidiyor. Merak edenler için birkaç yazı veriyorum. Olaya basit ama etkili bir şekilde anlatılmakta. http://www.rolf-witzsche.com/peace/war.html http://www.rolf-witzsche.com/peace/crash/index.html |
Ajitasyon ve duygu sömürüsü yapmayın sayın lehrer. Bu durumun konumuzla ne alakası var?... Adamcağızı ailesi yalnız bırakmış, 300 lira gazi maaşı ile tek başına yaşıyormuş. Bir binada bekçilik yapıyor ve orada kalıyormuş. Her türlü işini kendisi halleden bir insanmış ve arasıra şehire inermiş. Belli ki bir rahatsızlıktan ötürü, halsizlikten ötürü (felç olabilir) oracıkta kalakalmış ve vefat etmiş. Renkli bir resim bulabilirseniz adamcağınızın baş ucunda 2 litrelik dolu kola şişesini görürsünüz. Açlıktan ölecek kadar sefalet çekmediğini düşünüyorum. Yani en azından açar kolayı içerdi, öyle değil mi? http://videonuz.ensonhaber.com/izle/gazi-acliktan-oldu |
|
1-Hazine bonosu asla karşılıksız para değildir. PEKİ NEDİR http://www.abank.com.tr/pages.aspx?pgID=132 PARA nedir önce buradan başlamalısınız. 15 ağustos 1971 den sonra herşey değişmiştir bu yüzden çöküşün içerisindeyiz. Yoksa altının fiyanın artmaması gerekşr idi . Nereye gideceğini acaba biliyor muyuz .Bazı arkadaşların yorumlarınıza bakarak biraz önyargılı olacak ama ''hiç sanmıyorum'' diyeceğim. http://economics.about.com/cs/economicsglossary/g/bretton_woods.htm uzun ve geçmişe dönük açıklamahttp://en.wikipedia.org/wiki/Bretton_Woods_system içinde bulunduğumuz birkaç yılın neden bu kadar önemli olduğu ile ile ilgili temel kavramlar http://economics.about.com/cs/inflation/a/deflation.htm
Bank failures When dollars were fully convertible into gold, both were regarded as money. However, most people preferred to carry around paper banknotes rather than the somewhat heavier and less divisible gold coins. If people feared their bank would fail, a bank run might have been the result. This is what happened in the USA during the Great Depression of the 1930s, leading President Roosevelt to impose a national emergency and to outlaw the ownership of gold by US citizens.[24]
If the return on bonds, equities and real estate is not adequately compensating for risk and inflation then the demand for gold and other alternative investments such as commodities increases. An example of this is the period of Stagflation that occurred during the 1970s and which led to an economic bubble forming in precious metals.[25][26]
In times of national crisis, people fear that their assets may be seized and that the currency may become worthless. They see gold as a solid asset which will always buy food or transportation. Thus in times of great uncertainty, particularly when war is feared, the demand for gold rises.[27][28] |
|
The American Dollar and the World Economy global trade has grown, so has the need for international institutions to maintain stable, or at least predictable, exchange rates. But the nature of that challenge and the strategies required to meet it evolved considerably since the end of the World War II -- and they were continuing to change even as the 20th century drew to a close. Before World War I, the world economy operated on a gold standard, meaning that each nation's currency was convertible into gold at a specified rate. This system resulted in fixed exchange rates -- that is, each nation's currency could be exchanged for each other nation's currency at specified, unchanging rates. Fixed exchange rates encouraged world trade by eliminating uncertainties associated with fluctuating rates, but the system had at least two disadvantages. First, under the gold standard, countries could not control their own money supplies; rather, each country's money supply was determined by the flow of gold used to settle its accounts with other countries. Second, monetary policy in all countries was strongly influenced by the pace of gold production. In the 1870s and 1880s, when gold production was low, the money supply throughout the world expanded too slowly to keep pace with economic growth; the result was deflation, or falling prices. Later, gold discoveries in Alaska and South Africa in the 1890s caused money supplies to increase rapidly; this set off inflation, or rising prices. bu isstem şu anda kullanılmamakta pasılan paranın kontrolü uzun süre önce kaçmıştır. 1971-Present: Dollar Reserve Standard Under the dollar reserve standard, the U.S. dollar was the most favored currency for nations of the world to use as reserves, which continued as a trend for over 30 years.[24] At the beginning of the dollar reserve standard, the 1970s became a period of high inflation.[25] As a result, in July 1979 Paul Volcker was nominated by President Carter as Chairman of the Federal Reserve Board. He tightened the money supply, and by 1986 inflation had fallen sharply.[26] In October 1979 the Federal Reserve announced a policy of "targeting" money aggregates and bank reserves in its struggle with double-digit inflation.[27] In January 1987, with retail inflation at only 1%, the Federal Reserve announced it was no longer going to use money-supply aggregates, such as M2, as guidelines for controlling inflation, even though this method had been in use from 1979, apparently with great success. Before 1980, interest rates were used as guidelines; inflation was severe. The Fed complained that the aggregates were confusing. Volcker was chairman until August 1987, whereupon Alan Greenspan assumed the mantle, seven months after monetary aggregate policy had changed.[28] tüm hikaye için:http://en.wikipedia.org/wiki/Federal_Reserve_System Measurement of economic variables A lot of data is recorded and published by the Federal Reserve. A few websites where data is published are at the Board of Governors Economic Data and Research page,[124] the Board of Governors statistical releases and historical data page,[125] and at the St. Louis Fed's FRED (Federal Reserve Economic Data) page.[126] The Federal Open Market Committee (FOMC) examines many economic indicators prior to determining monetary policy.[12 ilgili tabloya mutlaka bakınız < Resime gitmek için tıklayın > |
Sayın vezir, bütçe açığından bahsederken bu cümleyi siz kullandınız. Bu bütçe açığının finanse edilemediğini bir zahmet kanıtlayabilir misiniz? Sanırım siz bütçe açığını duyunca "para bitti" olarak algılıyorsunuz. Durum tam olarak öyle değil. Toplanılan gelirler, giderleri karşılamıyorsa bütçe açığı olur. Bu demek değildir ki bu açık karşılanmıyor. Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum, Hazine Müsteşarlığı bütçeyi finanse etmek durumundadır. Eğer bütçede açık olursa, Hazine Müsteşarlığı bunu finanse eder. Hazine, "bir problem yok" diyorsa, siz neye dayanarak kapatılmayan bir bütçe açığından ve bunun neticesinde doğacak bir sosyal patlamadan bahsediyorsunuz? Unutmayın bütçe konusunu siz açtınız, ben değil. Global çöküş sonucunda çıkacağı iddia edilen savaş şuanda bizim konumuz değildir. Kehanetler içeren yazılardan ziyade, daha faydalı bilgiler içeren bir sunuma bakmak isterseniz buyrun, http://www.tcmb.gov.tr/yeni/duyuru/2009/BakanlarKurulu_1109.pdf Bir anda sorduğum sorulara cevap verilmemesi olasılığı aklıma geldi. Hep karşımıza çıkıyor. Bu sefer buna müsade etmemeyi uygun görüyorum. Benim insanları yanılttığımı söyleyenler olduğu için bunu bir hak olarak görmem doğal sanırım. Kim insanları yanıltıyor, kim doğruyu söylüyor herkes görsün. Bakınız, aşağıda Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve Finansmanı ile ilgili aylık ve toplam verileri görebilirsiniz. Kırmızı ile işaretlediğim kısımda bütçe açığının aylık ve toplamda birebir şekilde finanse edildiği görülmektedir. < Resime gitmek için tıklayın > Bu bilgi yeterli olmuştur sanırım. Ortada finanse edilemeyen bir bütçe açığı olmadığına göre, bir sosyal patlama da beklememeliyiz herhalde. |
|
kavramlar bilinmeden verinin kıyaslanmasının bir anlamı olamaz. Önce kavramların içeriğinin mikro ve mako ölçekte anlaşılması lazım kiyorum yapılabilsin. Sosyal patlamanın olabilirliği ancak bir yorumdur ve bu yorum makro ve mikro ölçekteki finansal gerçekler ile anlaşılabilir. konuya örnmek olması açısından ülkedeki enflasyon belirli bir seviyede gösterirlir ve siz buna inanıp çarşıya çıkarsanız mikro ölçekte ,makronun gerçekleşme oranından çok farklı bir tablo ile karşılaşırsınız . maaşınıza makro enflasyon oranı kadar zam yapılırken mikro ölçekte yapılan zammın çok daha fazlasının cebinizden çıkması sizin aile bütçeniz için bir kaos yaratır. Bunun finansmasını borç ile çözmek zorunda kalırsanız k ibugun için durum böyledir , bir müddet sonra bundan kaynaklanan mikto kaos makroyu tehtid eder hale gelebilcektir. Buraya kadarzaten aşağı yukarı herkes anlatıklarımımla aşağı yukarı hemfikir olduğunu sanıyorum Ama beklentilere gelince bütçenün kapatılması bekleriz , eğer bunu devlet finanse edecek ise nereden edecektir. Bugıne kadar bu hükümet ve bundan önceki hükümetlerde vergilerin artırılması ve sabit harcalamalardan finanse edilme yöntemi benimsendi .Ancak deflasyon ortamında harcamalar kısıldığı için bütçe açığının kısa vadede kapatılması beklentisi bir hayal olarak kalmaktadır. neden mi ? aşagıda uzun bir yazıda öne çıkan başlıkları vermeye çalışayım, The Death of Money - Deflation or Hyperinflation
Staring Into the Abyss Staring Into the Abyss Deflation and hyperinflation are different in form, but are identical in substance – two sides of the razor sharp edge of debt. On either side lies the abyss. Deflation destroys debt through defaults and bankruptcies, hyperinflation by debasement and loss of purchasing power. Which fork in the road will the economy take? One thing is certain: the decision is no longer in the hands of the producers as it should be. It now rests with the financial sector – the bond market: the debt market. In paper fiat land we live and breathe and have our being in a world of debt. History is replete with bouts of deflation and hyperinflation. One distinction that history shows, however, is that hyperinflation ends the life of a currency – it no longer is accepted as the medium of exchange. Although deflation is wrought with pain and suffering, defaults, bankruptcies, job losses, depressions, etc.; the currency is not destroyed. The slate of debt is wiped clean and the game begins anew. Deflation prolongs the life of the currency; hyperinflation destroys the currency. The first allows the game to continue. The second ends the game. uzatmayayım isteyen birşeyler anlamak ve öğrenmek isteyen yazıyı önyargısız okur. son sözü baştan yumaşatarak söylemiştim .deflation OYUNUN BİTİŞİDİR ve kaosun başlangıcıdır ki bu noktadan sonrası için çeşitli yorumlar ve senoryalar ürettim. Kabul etmeyenler için son ne acı olacak ama oyunun bittiğini anlamayanlar için asıl ACI o zaman başlayacak. http://news.goldseek.com/GoldSeek/1227279780.php |
ikinci dalga ekonomik tsunami oldukça yakında bununla ilgili bir yazı koyuyorum, okunmasını tavsiye ediyorum, en azından bir fikir verir , neler olacak http://www.silverbearcafe.com/private/11.09/secondwave.html |
|
Son iki yılda karşılıksız çeklerde inanılmaz bir artış var. Geçen seneye göre artış nisbeti % 44. Bu kadar insanın hepsi dolandırıcı mı? Kuşkusuz değil. Bunların çoğu iktidarın uyguladığı ekonomik modelin kurbanı. Karşılıksız çıkan çek sayısı 1.5 milyon adet. Protesto olan senetlerin tutarı ise 3 milyar dolar. 64 bin işyeri kapandı. İşsizlik ise facia: Yüzde 13.4. AKP iktidarı devraldığında yüzde 10.2'ydi. Son bir yılda 930 bin kişi işsiz kaldı. Genç işsizlerin oranı yüzde 30'a yakın. 80 yılda Cumhuriyet'in toplam bocu 148 milyar dolar idi, AKP iktidarı ise 7 yılda bunu 285 milyar dolara çıkardı. Son 7 yılda Türkiye 225 milyar dolar faiz ödedi. Bu parayla 60 tane Atatürk barajı yapılabilirdi. Oysa Erdoğan bir tek büyük baraj, santral, tesis yapmadı. Bütçe açığı şu anda 40.3 milyar dolar. Yıl sonunda 62.3 milyar dolar olacak. Resmi rakamların gözler önüne serdiği çok çarpıcı bir gerçek de şu: Türkiye 1923-2003 arasında yani 80 yılda her yıl ortalama 4.6 büyüdü. AKP iktidarında, yani yedi yılda bu rakam 3.98. Aynı dönemde bizim gibi kalkınmakta olan ülkeler yüzde 7.2 büyüdü. Türkiye Menderes döneminde, her yıl üst üste yüzde7.2, Özal döneminde 5.1, Demirel döneminde 6.3 büyüdü. Başbakan'in "Bizi teğet geçti" dediği son dünya ekonomik krizinde 2009 da Türkiye yüzde 6.5 küçüldü ve dünya rekoru kırdı. Atatürk döneminin 1923-1929 arasında büyüme 10.3, 1923-1938 döneminde ise 1929 büyük dünya krizine rağmen büyüme 7.4. AKP iktidarında çok vahim bir şey daha oldu. Türkiye'nin büyük özverilerle dişinden tırnağından artırdığıyla yarattığı bütün fabrikalar, KİT'ler gibi ülkenin bütün değerleri haraç mezat satıldı. AKP iktidarı 7 yıllık iktidarı döneminde tam 1 trilyon dolar harcadı. Bu, il başına 10 milyar dolar demek olur. Bu paralar çarçur edilmeyip yerinde harcansaydı bütün illerin fışkırması lazımdı. Oysa Türkiye emeklilerine ayda 12.5 ile 20 lira arasında zam yaptı. Memura, işçiye de yapılanlar bu düzeydedir. Bu utanç vericidir. İşte arenaya çıkıp ellerini kollarını bağlattığı rakiplerine "En büyük benim" diye meydan okuyan bizim gladyatörün Türkiye'si de böyledir. http://www.ilhankesici.org/basindetay.asp?sc=1&c=1&bid=1429 |
|
KURULAN VE KAPANAN ŞİRKETLER KASIM/2009 Kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 14,2 arttı. 2009 yılı Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı % 14,2 artarak 3088’den 3526’ya yükselmiştir. Bu ayda yeni kurulan 3526 şirketin; 1337’si İstanbul, 380’i Ankara, 215’i İzmir ve 1594’ü diğer illerde bulunmaktadır. 2009 yılı Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin % 92,8’i (3272) limited şirket, % 4,8’i (171) anonim şirket ve % 2,4’ü (83) kooperatiftir. 2009 Kasım ayında 993 şirket ve kooperatif ticaret sektöründe kuruldu. 2009 Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin; 993’ü Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 681’i İmalat, 465’i İnşaat, 462’si Gayrimenkul, kiralama ve iş faaliyetleri, 300’ü Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 115’i Otel ve lokantalar, 95’i Tarım, avcılık ve ormancılık, 93’ü Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 86’sı Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 65’i Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 64’ü Madencilik ve taşocakçılığı, 60’ı Eğitim, 45’i Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı ve 2’si Balıkçılık sektöründen oluşmaktadır. Kurulan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 20,2 arttı. 2009 Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan ticaret ünvanlı işyeri sayısı % 20,2 artarak 3000’den 3606’ya yükselmiştir. Kapanan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre %23 azalarak 1880’den 1448’e düşmüştür. Bu ayda yeni kurulan 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1251’i İstanbul, 532’si Ankara, 139’u İzmir ve 1684’ü diğer illerde bulunmaktadır. 2009 Kasım ayında ticaret sektöründe 1572 ticaret ünvanlı işyeri kuruldu. 2009 Kasım ayında kurulan toplam 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1572’si Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 637’si İnşaat, 367’si malat, 299’u Otel ve lokantalar, 249’u Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 226’sı Gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 125’i Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 51’i Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 42’si Eğitim, 17’si Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 10’u Madencilik ve taşocakçılığı, 9’u Tarım, avcılık ve ormancılık ve 2’si balıkçılık sektöründen oluşmaktadır. --www.tuik.gov.tr -- < Resime gitmek için tıklayın > |
TUİK'in verilerine güvenen var mı hala ya bir de ciddi ciddi koymuşsun hiç güleceğim yoktu akşam akşam.Tayyibe sorsan daha doğru rakamlar verirdi emin ol. |
|
http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=3&ArticleID=1180264&Date=31.12.2009&b=Avrupada yuksek ates Avrupa’da yüksek ateş Global krizin etkisini üzerinden atmaya çalışan Euro Bölgesi’nde 16 ülkeden yarısı borçlulukta aşırı risk taşıyor. Avrupa Komisyonu’ndan bu ülkelere ‘büyümeyi tehlikeye atacak harcama yapmayın’ uyarısı geldi Yunanistan’ın aşırı borç yüküyle krize girmesi dikkatleri Avrupa bölgesindeki diğer ülke borçlarına çekti. 2009 yılında ekonomilerinde zor günler yaşayan Avrupa ülkeleri, 2010 yılına yaşanan durgunluktan dolayı yüksek borçlarla giriyor. Wall Street Journal gazetesi Avrupa Komisyonu’nun Avrupa bölgesinde bulunan 16 ülkenin yarısını kamu borçlarından dolayı ekonomik kriz riski taşıdıkları gerekçesiyle uyardığını yazdı. Komisyon, konuyla ilgili uyarı açıklamasında gelecek yıl ve sonraki yıllarda hükümetlerin, acil borç ödeme ihtiyacı olan kamunun borçlarını ödemek ve bütçe açığını dengelemek için ekonomik büyüme politikalarını tehlikeye atacak harcamalarda bulunabileceklerine dikkat çekti. Notlar düşebilir Son dönemde Avrupa bölgesinde Yunanistan ve İspanya’nın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından kredi notları düşürüldü. İrlanda ve Portekiz borçları konusunda önceden uyarılmıştı. Eğer hükümetler gerekli önlemleri almazsa diğer Avrupa ülkelerinin de kredi notunun düşebileceği belirtiliyor. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch, aralık ayında yayımladığı raporda İspanya ve Fransa’nın güvenilir bir mali programı uygulayamadıkları takdirde bu ülkelerin kredi notunun düşme riski taşıdığını açıklamıştı. Yeni vergiler çıkarılacak Ekonomistlerin en büyük endişesi, Avrupa ülkelerinin kamu borçlarının ödenmesinin uzun yıllar alabileceği. Analistlerin yüksek borçlarla birlikte bir diğer beklentisi de, birçok ülkede yeni vergiler gelmesi ve vergi artışları yapılması yönünde birleşiyor. Euro Bölgesi’ndeki 16 ülkenin toplam borç tutarı araştırma kuruluşu Eurostat’ın 2008 yılı rakamlarına göre 6.4 trilyon euro’ya işaret ediyor. Almanya’nın 1.6 trilyon euro, Fransa’nın 1.3 trilyon euro, İtalya’nın 1.6 trilyon euro, Yunanistan’ın 237 milyar dolar borcu bulunuyor. ‘Spekülatif parayı istemiyoruz’ Rusya’nın Başbakanı Vladimir Putin, pazartesi günü Moskova’da sermaye girişini kontrol altına almayı deneyeceklerini söyledi. Putin’in açıklaması hemen etkisini gösterdi ve Rus rublesi yüzde 1.4 değer kaybetti. Rus Borsası açıklamanın yapıldığı pazartesi gününü yüzde 0.75 aşağıda kapadı. Putin, “Spekülatif sermayenin Rusya’ya gelmesini istemiyoruz, bizim sermaye akışını düzenlemeye ihtiyacımız var” dedi. Ekim ayında ilk olarak Brezilya yurtdışından gelen sermayeye vergi koyan ülke oldu. Rusya’da bunun sinyallerini verdi. Bütçe açığı 3 kat arttı Avrupa ülkelerinin toplam bütçe açığı büyük bir hızla yükselerek geçen yıla göre 3 kat arttı, GSYİH’nin yüzde 6.4’üne ulaştı. Geçen yıl bu oran yüzde 2 idi. 2010 tahmini ise yüzde 7. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet hükümetlerin kontrolden çıkan borçlanmalarının enflasyonu kontrol etme yeteneğini sarsacağını söyledi. AB projeksiyonuna göre Almanya ve Fransa harcamalarını artıracak, Fransa’nın bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 8’ine ulaşacak. Bu iki ülkede işsizlik oranı da artışını sürdürecek. |
Hebele hübele.TUİK'in revizyonları diye aratın ne kadar sonuç gelecek görün. İşleri doğru hesap yapmak olan binlerce uzman çalışana sahip, Türkiyenin en güvenilir kurumunun yaptığı bu hataları bakkal Mehmet yapmaz, yapamaz. Yaparsa bakkallık yapamaz çünkü. Ama TUİK uzmanları yapar. Aslında akepe iktidarının ülkenin en ciddi kurumunu getirdiği sefil nokta bulunduğumuz iflas noktasıdır. Ülke yönetimi ile cemaat yönetimini karıştırıyorlar. Cumhuriyet vatandaşlarını, cemaat toplantılarında her söylediklerine huşu içinde kafa sallayan saf müridler ile karıştırıyorlar. Bu kadar çok hata yapan istatistik kurumu var mı dünyada? Örneğin Alman istatistik kurumunun bir tek tane revizyonu olmuş mu tarihinde? İngilterenin, Fransanın istatistik kurumlarının bir tane düzeltmesi olmuş mu? Bizimkinin onlarca revizyonu nasıl açıklanabilir? Hem de hep en hayati konularda. http://www.google.com.tr/search?client=firefox-a&rls=org.mozilla%3Atr%3Aofficial&channel=s&hl=tr&source=hp&q=Tuik%27in+revizyonlar%C4%B1&meta=&btnG=Google%27da+Ara http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12455840.asp Sizin dezenformasyonlarınıza gelince; son zamanlarda niye sadece açılan kapanan işyeri verilerini getiriyorsunuz? Açılan kapanan işyeri rakamları hiç bir zaman ekonomiyi anlatan rakam olmadı. Çünkü işyeri açıp kapamalarda bin bir türlü neden var. İşsizlik rakamları daha net gösterge değil mi? Ya da dış ticaret rakamları. Gelir ve yaşam koşulları verileri en doğru bilgi içerenleridir ama nedense TUİK yakın tarihe ilişkin veri açıklamıyor. Bu ay yayınladığı veriler 2006-2007 yıllarına ait. Oysa Avrupa istatistik kurumları düzenli ve güncel olarak yayınlarlar. Bunu yapacak gücü mü yok acaba TUİK'in? |
Revizyonların nedenini ne siz yazdınız, ne de TUİK başkanı tatmin edici bir şekilde açıkladı. Sadece "işte açıkladık ya daha ne olsun(!)" açıklaması ile millet saf yerine konularak üstü örtülmeye çalışıldı, kimse de üstüne gitmedi. En büyük hata, 9 Şubat 2009 Sanayi üretim verisi açıklamasında textil sektöründe % 40 büyüme gösterilerek yapıldı. Merakla bekleyen kamuoyu bu bilginin doğru olamayacağı itirazında bulununca 4 saat sonra veri, doğrusu olan % 23,7 küçülme ile düzeltildi. Bu hata konusunda başkanın açıklaması şu idi: "Öyle zannediyorum ki belli durumlarda bu içsel tutarlılık programları çalışmamış. Bu neden olabilir? Bu bir bilgisayar çökmesinden kaynaklanmış olabilir, o sırada editten kaçmasından olabilir o verilerin. Ama nihai sonucu biz bu incelemenin, araştırmanın sonucunda ancak elde edebileceğiz" Ömer Toprak, yaşanan hataya ilişkin incelemeyi bir hafta içinde sonuçlandırmaya çalışacaklarını da kaydederek, yapılan hatadan dolayı TÜİK olarak, çok üzgün olduklarını söyledi. Bir hafta sürmesini beklediği inceleme hiç bitmedi anlaşılan. Daha sonra seçmen sayıları skandalı patlak verdi. Onunla ilgili açıklamasında bu hataya da değindi. Güya(!) açıklama şu: Akıllı programla çalıştığımızı söylemiştim. Bu sıkıntı ilk çıktığı zaman da akıllı programda bu hatanın normalde olmaması gerektiğini hissettik. Hemen bir hata olup olmadığına baktık. Soruşturduk. Sonunda bulduk. Hayır akıllı programdan olmamış. Akıllı program gerekli alarm mekanizmalarını vermiş. Birim hatası yapılmış. Evet TÜİK hata yaptı ama zaten hatayı ben söyledim. Kimse şunu söylemedi TÜİK hata yaptı ama hemen de hatasından döndü. Bu Türkiye'de çok alışılmış bir şey değildir. O ayın üretiminde bana rakam geldiği zaman ben her zaman bakarım, sorarım neden olmuş, bana getiren kişi benden önceki en üst makamdaki kişidir. Onun açıklamasını dinlerim. Tatmin olmazsam alt düzeye kadar inerim. Bizim zaten farkında olduğumuz bir şeydi o. Kendi verimize, alandan gelen veriye güvenden kaynaklandı. Biz alandan gelen veriye teslim olacağız. Alandan derlediğim rakam kutsaldır ben onun hiç bir şeyine dokunmam. Hadi canım öyle olmaz diyemem dedektiflik değil benim görevim. Sanayi üretiminde gördünüz. Hata yaparsak da açıklarız. Şahsen bununla ilgili bir bedel vardıysa hemen ödemeye hazırdım. Bunu da paylaştım. Ama bir tepki olmadı." Neymiş hatanın nedeni, anlayan beri gelsin. Birim hatası. Sonra sizin yaptığınız demogojiye başlıyor. Revizyon olur da, cart ta curt ta. Ne demek revizyon olur da? Sen devletin en önemli kurumusun kardeşim. Dünyadaki benzerlerin neden yapmıyor böyle hatalar? Hiç böyle savunma mı olur? Hadi bir defa olur onlarca kez, hem de hep en önemli konularda hata yapılır durur ve bu savunulabilir mi? Bu adam, eğer, o hataları yapması için oraya getirilmedi ise, orada tutulur mu? Ya şu habere ne demeli? Bu adama nasıl güvenilir? Peşin peşin yanlış veri açıklayacağını ilan ediyor. Kardeşim boşver demogojiji. Yükle bir tane excel bak bakalım hiç hata olacak mı? İlkokul çocukları bile yemez bu tür masalları. http://www.gozlemgazetesi.com.tr/haber/15194-il-bazinda-issizlik-verileri-yarin-aciklanacak.html Özetle: TUİK'e güvenmeyenlerin bir sürü haklı nedenleri vardır. Türkiyenin en güvenilir kurumu olması gereken TUİK siyasi etki nedeniyle hatalı açıklamaalr yapmaktadır. |
Burada atladığın bişey var..Abd ekonomisi yine büyümeye başladı.Son çeyrekte %1 miydi neydi..Mesela sanayisi daralan ülkelerde Japonya başı çekiyor.%30 civarıydı heralde..Ama atladığın şey,verdiğin bilgiler kağıt üstünde Tr yine iyi dedirtiyor ama işin içi hiçte öyle değil..Bugün Japonya,Abd,İngiltere ekonomisi yine hızlı bir şekilde kalkınacaktır..Ama Tr de öyle olmıcak..Zaten üretmeyen bir ülkeyiz..Üretmeyen derken elbette üretiyoruz ama bu ülke ekonomisinin sıcak parayla döndüğünü bilmeyen yoktur heralde..Yüksek faiz vererek borsaya amerikalı milyardelerin parasını alıyoruz..Yada başka insanların..Hazinenin gelirine baktımda %75 i halktan gelen vergilerle sağlanıyor..Almanya da bu oran %30..Ayrıca hükümet bütçe açığını hesaplarken,bu sene koyacağı zamlarıda ekleyerek yaptı..İngiltere de yiyosa yılbaşından sonra bizdeki gibi zamlar yapsınlarda görelim,bakalım ne oluyor sonra..Adamlar nerden vergi alıcaklarını şaşırdı..Biliyorsunuzdur heralde..Bundan sonra ticari taşıtlar,arabalarının içinde mal yoksa trafiğe çıkamıcaklar.Yani gece 10 da ailemle bir yere gidim derseniz ve poliste sizi yakalarsa,cezayı yiyorsunuz.Ticari derken aklınıza en küçük minibüsler yada kasalı binek otomobilleri gelsin..Trafiğe azaltmaya yönelikte değil.Devlet ticari arçalardan düşük vergi alıyor..Şimdiki yasada ise şöyle bir durum var.Bu otomobili ticari olarak mı kullanıcaksın yoksa,normal binek arabası olarak mı..Eğer binek arabası dersen,o zaman düşük vergi kalkıcak,yok ticari olarak ruhsat alırsan o zaman yine eski prosüdür uygulanacak.Ulan iyide.Adam o arabayı hep mal almak için mi dışarı çıkartıcak.Böyle saçmalık mı olur..Buna benzer bir sürü şey var..Mesela bide kapalı alanda sigara yasağı vardı hani..İçeride sigara içenlere özel bölüm yapsan bile yinede izin yoktu..Benim garip halkımda devlet sağlımızı düşündü sandı..Ama işin aslı hiçte öyle değil..Kapalı alanda sigara içenlere özel yerler olucak ama o tarz yerleri işletmenin vergisi pahalı olucak.Buna benzer bir sürü şey var..Onun için bu verilere fazla aldanmayın... http://www.haberx.com/Ekonomi-Haberleri/Aralik-2009/HAZINE-2010DA-2003-MILYAR-TL-BORC-SERVISI-GERCEKLESTIRECEK-1826-MILYAR-TL-IC-BORCLANMAYA-GIDECEK-2SON.aspx Burada hazinenin ne kadar faiz ödeyeceğini ve ne kadar iç borçlanmaya gideceğini iyi okuyun.İç borçta rekor kırıcak buu ülke..500 milyar dolardan fazla iç ve dış borcu var bu ülkenin.Yani yarım trilyon.Akp nin sattıklarıyla ekonomiye önceki seneler gelen parayıda unutmayın..Bu sefer buda olmıcak.. |
Benim demek istediğim o değildi..Onların sanayisi yine çok rahat kalkınabilecekken,bizim sanayimiz öyle olmıcak..En basitinden Denizlide 50 yıllık tekstil fabrikaları battı..3-4 yıl sonra bu fabrikalar tekrar açılmıcak,yani kriz bitse bile isteselerde açılamıcak..Çünkü fabrikalar zaten bankaların eline geçti ve buna rağmen fabrika sahipleri yine borç içinde..
Benim orda demek istediğim aynı zamları ingilterede yapamazlardı.Onların halkı bizimkiler gibi koyun değil anlamındaydı lafım.Sen ise araçlarda uygulanan vergi indirimlerinden bahsediyorsun.Elbette ekonomiye katkısı olmuştur ama onun dışındaki vergi arttırımlarını görmezden gelemezsin..
Bunuda anlamamışsın..Senin dediğin gibi olsa eyvallah..Millet zaten onu diyor..Ama öyle değil işte.. http://www.habergo.com/haber/haber_detay.asp?haberID=5561 Mesela sabah mal taşıdın..Gece evine gitmek için arabanla gidemiceksin..Eğer yakalanırsan 2 milyar cezası var..
Hazinenin bu kadar borca girmesini nasıl doğru buluyorsun..Sürekli borç al ama faiz öde..Nereye kadar gidecek bu..Ödenen faiz çok fazla..İmf den faizi en fazla olan borcu Türkiye aldı..Hazinenin gelirlerini düşünürsek ve bu borcun gelirinin 3 katına yakşaltığını görürsek bu Türkiye için iyi bişey değildir.Senin borcun var ama alacağın yok..Abd,Japonya,İngiltere bu ülkelrinde dış borcu var ama alacaklarıda var..Türkiye ise dış borçtan çok iç borçta patlama yaşıyor..Ana para zaten ödenmiyor ve faizi ödeniyor..Bu borç nasıl kapatılacak o zaman..Nereye kadar Türkiye faiz ödeyecek bide ana para dururken..Türkiye nin borçlanması iyi demeyin.Bu borçların ödenmesi sorun..Alınması değil..Eninde sonunda ödeyeceksin bunu..Borç miktarı arttıkça faiz ödeme miktarında artacak..Ana para dururken biz faiz ödücez.Hemde hatrı sayılır miktardaki bir faiz.Ayrıca banka örneği vermişssin.Ama bankalar en azından senden aldığı parayı başkasına daha yüksek faiz vererek çarkı döndürüyor.Türkiye aldığı borcu daha yüksek faizde başkasına vermiyor yada sanayiye yatırmıyor..Yani üretimle uğraşmıyor.. Bide şu video yu izler misin..Hangi partinin milletvekili olduğundan çok adamın ekonomi ile ilgili dedikleri çok önemli; Videoyu izlemek için tıklayınız |
Krizi önceden bilerek ün kazanan ekonomist Nouriel Roubini, Financial Times'a yazdığı yazıda, ekonomik krizin bir çift dip ve 'W şeklinde' resesyon oluşturması riskinin artmakta olduğunu söyledi
Roubini yazısında, politika belirleyicilerin ince bir çizgide yürümeleri ve ekonomik toparlanmanın altının oyulmasını engelleyecek bir yol bularak aşırı likiditeyi çekmeleri gerektiğini vurguladı.
Roubini yüksek bütçe açıklarının sürdürülmesi halinde, tahvil faizlerinin ve borçlanma faizlerinin yükselebileceğiin ve stagflasyona
yol açabileceğini de belirtti. Roubini, ikili dibe yol açabilecek bir diğer endişe nedeni olarak ise petrol, enerji ve gıda fiyatlarının
ekonomik temellerin haklı gösterdiğinden daha hızlı artmakta olmasını işaret ederek fiyatların aşırı likidite ve spekülatif talep ile daha yukarı gidebileceklerini ifade etti.
Roubini'ye göre, spekülasyonun petrolü 100 doların üzerine çıkarması durumunda dünya başka bir daralma şokunu kaldıramaz.
Küresel ekonominin yılın ikinci yarısında dibi göreceğini ve ABD ile batı Avrupa ekonomilerinin birkaç yıl boyunca trendin altında büyüme
yaşayacağını düşünen Roubini, Çin, Fransa, Almanya, Avustralya ve Japonya'da iyileşme
başlamasına karşın ABD, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerindeki resesyonun yılsonundan önce resmen sona ermeyeceğini dile getirdi.
Roubini, artan işsizlik, ciddi biçimde zarar görmüş küresel finansal sistem ve zayıf şirket karlılıklarının iyileşmenin neden V şeklinde
olmayacağının nedenleri arasında yer aldığını belirtti.