Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
868
Cevap
31461
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Cevap: - Ekonomik KRİZ kime KRİZ? - (2. sayfa)
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: vezir

quote:

Bu arada "W" olacağı öngörüsü yine muallaktır. Sanki doğruymuş gibi söylemek kendinizi olduğu kadar insanları da yanıltır.


bunu söyleyenlere e mail ile iletin o zaman,çünkü yazmaya devam ediyorlar ben sadece link verdim.

http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/Default.aspx?t=23.07.2009&i=200261

Harvard Üniversitesi ekonomi profesörü Martin Feldstein: “ABD ekonomisi ikinci çeyrekte pozitif büyüme kaydetse bile,
çift dip tehlikesi sürüyor”.
kaynak :http://www.vakifbank.com.tr/dokumanlar/earastirma/HG27Temmuz-03_Agustos_2009.pdf

Çift dip tehlikesine dikkat!
Ekonominin krizden çıktıktan bir müddet sonra tekrar krize girmesi olarak tanımlanan çift dipli resesyona ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Roubini, “Böyle bir risk genişlemeci politikalardan ne zaman geri adım atılacağıyla ilgili bir konu. Faiz oranlarının yükseltilmesinde erken davranılması halinde ekonomik toparlanma zora girer. Geç kalınması halinde ise varlık fiyatlarında aşırı şişme ve enflasyon riskini beraberinde getirir” diye konuştu.
ABD ekonomisi kaynaklı talep daralmasının Asya ekonomileri tarafindan telafi edilmesinin pek mümkün olmadığını belirtti. Roubini, “Eğer, ABD ile Avrupa Birliği’ndeki toparlanma zayıf kalırsa Çin, Hindistan ve diğer yükselen ekonomilerin tüketim düzeylerindeki yükseliş, ABD ve AB’deki zayıf büyümenin getireceği talep daralmasını yalnızca kısmen telafi edebilecektir. 2008’de ABD’nin tüketim hacmi yaklaşık 10 trliyon dolardı. Çin’in tüketim hacmi ise bu miktarın yüzde 15’ine yakın, 1.3-1.5 trilyon dolar civarındaydı. Buna Hindistan’ın Rusya’nın, Brezilya’nın ve bazı diğer öneli yükselen piyasaların tüketimleri eklendiğinde bile toplam içi tüketim 5 trilyon dolara ulaşmıyor. Bu da gösteriyor ki, küresel talebin dengelenmesi zamana yayılacak ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi zorunla hale gelecek. ”

kaynak:

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=957454&Date=04.10.2009&CategoryID=101



Krizi önceden bilerek ün kazanan ekonomist Nouriel Roubini, Financial Times'a yazdığı yazıda, ekonomik krizin bir çift dip ve 'W şeklinde' resesyon oluşturması riskinin artmakta olduğunu söyledi


Roubini yazısında, politika belirleyicilerin ince bir çizgide yürümeleri ve ekonomik toparlanmanın altının oyulmasını engelleyecek bir yol bularak aşırı likiditeyi çekmeleri gerektiğini vurguladı.
Roubini yüksek bütçe açıklarının sürdürülmesi halinde, tahvil faizlerinin ve borçlanma faizlerinin yükselebileceğiin ve stagflasyona
yol açabileceğini de belirtti. Roubini, ikili dibe yol açabilecek bir diğer endişe nedeni olarak ise petrol, enerji ve gıda fiyatlarının
ekonomik temellerin haklı gösterdiğinden daha hızlı artmakta olmasını işaret ederek fiyatların aşırı likidite ve spekülatif talep ile daha yukarı gidebileceklerini ifade etti.
Roubini'ye göre, spekülasyonun petrolü 100 doların üzerine çıkarması durumunda dünya başka bir daralma şokunu kaldıramaz.
Küresel ekonominin yılın ikinci yarısında dibi göreceğini ve ABD ile batı Avrupa ekonomilerinin birkaç yıl boyunca trendin altında büyüme
yaşayacağını düşünen Roubini, Çin, Fransa, Almanya, Avustralya ve Japonya'da iyileşme
başlamasına karşın ABD, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerindeki resesyonun yılsonundan önce resmen sona ermeyeceğini dile getirdi.
Roubini, artan işsizlik, ciddi biçimde zarar görmüş küresel finansal sistem ve zayıf şirket karlılıklarının iyileşmenin neden V şeklinde
olmayacağının nedenleri arasında yer aldığını belirtti.



H
17 yıl (1104 mesaj)
Binbaşı

H
17 yıl (1104 mesaj)
Binbaşı

Yakında inişe geçiyoruz sanırım....

IEA dünya petrol talebinin düşeceğini söylemiş, bu da krizin çok daha derinleşmesi demek..

İyi olan bir şey var, bu sayede gezegen kurtuluyor, Co2 salınımları son 2 senede %6 azalmış, her sene böyle gitsek 2050ye kadar hedefi tuttururuz..

http://www.hurriyet.com.tr/ekonet/12858615.asp?gid=303


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

quote:

Çift dip " W " diyenler için zaman ucu açık kavram. 10 sene veya 100 veya 1000 sene :) olduğunda ben demiştim diyebilirler:) Bekliyoruz merakla! Özellikle bir bilen Krugman ın açıklamalarını...


ekomide bilimsellik kavramını incelerken bilimsel modeller yerine ekonomik modellerden sözedilir.

konu hakkında yorum yapanlar bu modellemeler ile veya kendi ürettikleri modeller ile yorum yaparlar.

http://en.wikipedia.org/wiki/Economic_model



V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci


quote:

Orijinalden alıntı: vezir
evet sadece değişmeyen gerçeği hatırlatmış oluruz. gerçeği görmeyip de devekuşu misali yaşayanlar ,kafalarını çukurdan çıkardıklarında farklı bir dünya görecekler. siz halen ekonominin devekuşu görüşünü desteklemeye devam edip gerçekleri farklı göstermekte israr ederseniz, elimden başka birşey gelmiyor ben okuyanlar için bilgi veriyorum. Siz zaten görüşünüzde kafanızı çıkurdan çıkarmamakta ısrarcı olacağınızı her yazıda belli ediyorsunuz .


Gerçekleri farklı gösterdiğimi söyleyerek iftira atıyorsunuz. Eğer yanlış birşey söylediysem, düzeltmekte özgürsünüz. Buna bende memnun olurum.
Ancak ne zaman birşeyler söylesem, söylediğim sözlere değil, doğrudan bana odaklanıyorsunuz. Hemen devekuşu edebiyatı, gerçekleri farklı gösterme bilmem nesi, "boş lafları geçelim" türü cümleler... Bu ne nedir böyle...

"Bu bütçe açığı nasıl karşılanacak?" dediniz, bende cevap mahiyetinde bir yazı yazdım. Eğer dediğiniz gibi yanlışlar varsa, yanlışları düzeltir, katılmadığınız noktaları belirtir geçersiniz. Bunun dışında ne bana devekuşu benzetmesi yapabilirsiniz, ne söylediklerime "boş laflar" diyebilirsiniz... Bakın kaç senedir, her sene "ekonomi çökecek!" diye tozu dumana katıyorsunuz. Ne hikmetse bir türlü çökmedi şu ekonomi... Biz buna rağmen çıkıp "boş lafları geçelim" diyormuyuz?... Sizin "çöküşe odaklanmış" fikirlerinizi de memnuniyetle okudum, okurum ancak burada kimse size katılmak zorunda değil. Bu yüzden kimseyi hor görme hakkına sahip olduğunuzu sanmayın. Küçük dağlarınızın zirvelerinde dolaşıp, herkesi devekuşu gibi görerek bir yere varamazsınız...


ekonomi zaten çöktü bunu hale göremiyor musunuz . Evet her insan en iyi şeyi hakeder ama ilerleme kaydeder ise ,geçerli.
Kimseyi küçük görmüyor sadece uzun süredir yazılanları link olarak veriyorum. kendi fikirlerimi uzun sayfalar önce yazdım bir değişiklik yok .Sadece bekliyorum.

Boş laf konusuna takılmışsınız ama büyük bir yanlışın içindeki küçük doğruları cızbızla çekerseniz bunlar doğru değil boş laf olur(farklı şekilde de anlatılabilir) . Asıl önemli olan büyük doğruyu ve mutlak olanı görebilmektir. Ekonomik planlar ise hep daha iyi olsun diye yapılır baştan hatalıdır demek için parametreleri bilmek gerekir.Ben size PARA ile ilgili oldukça önemli birçok link verdim bunları okuduysanız ve halen BORÇ ile büyüme , bütçe açıklarının büyüklüğünün doğruluğu gibi fikirleri savunmakta ısrar ederseniz ,bunların küçük dilimler içinde doğru olarak göstermeniz ,aslı görmenize engel olur.

Bunu hükümetler yapabilir bu asli görevleri ve kimse durumunu kötü göstermek istemez. Ancak bizler bunu yaparsak büyük yanlışları doğru gibi görmeye başlar ve yanlışı referans verirseniz insanları hatalı bir noktaya yönlendirmiş olursunuz .

2 yanlış bir doğru yapmaz. Borç ile büyüme olmaz . kaç kere yazmam gerekiyor farklı şekilde anlatmam gerekiyor. Dünya ekonomileri büyük bir yanlışın üstünde oturuyor ve faiz ile büyüme rantını yiyerek emperyalizmi pekiştiriken ,bizim açıkları nasıl kapattığımızı iyi bilmemiz ve öngörmemiz lazım. Şimdi bunları yazsam cımbızla alır konuyu başka yerlere götürürsünüz(daha önce görüldüğü için böyle bir sonuç çıkartabiliyorum). Sorun bu değildir ne devletin fazla vergi alması ne de bütçenin açık vermesi . Yanlışı kendine referans alırsanız aradaki küçük doğruların hepsi yanlış olur.

şimdi bu hükümet otursun bu açığı nasıl finanse edeceğini düşünsün ne çare bulacak . Elimizdekileri sattık ve bütçe açığı küçükken finanse ettik , devlet kurumlarını sattık ama açık verdikçe bütçe açığına mani olamadık. Şimdi ekonomik sıkıntıya mı finanse edeceğiz .Merkez bankasının tahvillerini matbaalarda bastıkları ve karşılığı olmayan parayla alarak daha ne kadar idare edilecek sanıyoruz .Uyanmanın vakti çoktan geldi geçti.

Çöküş başlamıştır ve bunu göremeyenler için , son ne kadar hazin olacaktır. Bazen erbakan hocanın faiz ile söyledikleri şimdi aklıma geliyorda en azından doğruyu söylüyordu ama yanlış zamanda yanlış şekilde ifade ediyordu. şimdiki yönetime bakınca zeka ve anlayış farkı ortaya çıkıyor.

http://cokus.wordpress.com/

not: deve kuşu sadece bir kuştur ve ona bakış tarzımız bizim uydurduğumuz ancak empati ile bağdaştırılması gereken bir konudur. Ne ben dağlarda dolaşıyorum nede dağlar beni çağırıyor. Bu sadece zihin altınızın çocukken yaşadığınız ve büyük bir ihtimalle farkında olmadığınız bir sorunuz.Bu konuda ciddi bilgi sahibi olmak isterseniz link verebilirim .Ama birşeyler cımbızlayacaksanız birşey ifade etmeyecektir.

edit





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 19 Kasım 2009; 16:47:32 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

ikide bir likidetenin bolluğundan bahsediliyor ve kriz neden toplanır veya toplanamaz tartışmalar gidiyor. Merak edenler için birkaç yazı veriyorum. Olaya basit ama etkili bir şekilde anlatılmakta.

http://www.rolf-witzsche.com/peace/war.html

http://www.rolf-witzsche.com/peace/crash/index.html



D
17 yıl (2034 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: lehrer35


quote:

Orijinalden alıntı: Dellci
Bakın kaç senedir, her sene "ekonomi çökecek!" diye tozu dumana katıyorsunuz. Ne hikmetse bir türlü çökmedi şu ekonomi...


< Resime gitmek için tıklayın >

Çökme daha nasıl olacak ki?
Savaş yılları dışında yaşandı mı hiç bu utanç Anadolu toprağında?





Ajitasyon ve duygu sömürüsü yapmayın sayın lehrer. Bu durumun konumuzla ne alakası var?...
Adamcağızı ailesi yalnız bırakmış, 300 lira gazi maaşı ile tek başına yaşıyormuş. Bir binada bekçilik yapıyor ve orada kalıyormuş. Her türlü işini kendisi halleden bir insanmış ve arasıra şehire inermiş. Belli ki bir rahatsızlıktan ötürü, halsizlikten ötürü (felç olabilir) oracıkta kalakalmış ve vefat etmiş. Renkli bir resim bulabilirseniz adamcağınızın baş ucunda 2 litrelik dolu kola şişesini görürsünüz. Açlıktan ölecek kadar sefalet çekmediğini düşünüyorum. Yani en azından açar kolayı içerdi, öyle değil mi?

http://videonuz.ensonhaber.com/izle/gazi-acliktan-oldu


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

1-Hazine bonosu asla karşılıksız para değildir. PEKİ NEDİR

http://www.abank.com.tr/pages.aspx?pgID=132
PARA nedir önce buradan başlamalısınız.

15 ağustos 1971 den sonra herşey değişmiştir bu yüzden çöküşün içerisindeyiz. Yoksa altının fiyanın artmaması gerekşr idi . Nereye gideceğini acaba biliyor muyuz .Bazı arkadaşların yorumlarınıza bakarak biraz önyargılı olacak ama ''hiç sanmıyorum'' diyeceğim.

http://economics.about.com/cs/economicsglossary/g/bretton_woods.htm


uzun ve geçmişe dönük açıklamahttp://en.wikipedia.org/wiki/Bretton_Woods_system

içinde bulunduğumuz birkaç yılın neden bu kadar önemli olduğu ile ile ilgili temel kavramlar

http://economics.about.com/cs/inflation/a/deflation.htm

quote:

Factors influencing the gold price
----------------------------------------

Today, like all investments and commodities, the price of gold is ultimately driven by supply and demand. Unlike most other commodities, the hoarding and disposal plays a much bigger role in affecting the price, because most of the gold ever mined still exists and is potentially able to come on to the market for the right price.[13][14] At the end of 2006, it was estimated that all the gold ever mined totaled 158,000 tonnes.[15] This can be represented by a cube with an edge length of just 20.2 meters, nearly the length of an Olympic-sized swimming pool.

Given the huge quantity of stored gold, compared to the annual production, the price of gold is mainly affected by changes in sentiment, rather than changes in annual production.[16] According to the World Gold Council, annual mine production of gold over the last few years has been close to 2,500 tonnes.[17] About 2,000 tonnes goes into jewellery or industrial/dental production, and around 500 tonnes goes to retail investors and exchange traded gold funds.[17] This translates to an annual demand for gold to be 1,000 tonnes in excess over mine production which has come from central bank sales and other disposal.[17]

Central banks and the International Monetary Fund play an important role in the gold price. At the end of 2004 central banks and official organizations held 19 percent of all above-ground gold as official gold reserves.[18] The Washington Agreement on Gold (WAG), which dates from September 1999, limits gold sales by its members (Europe, United States, Japan, Australia, Bank for International Settlements and the International Monetary Fund) to less than 400 tonnes a year.[19] European central banks, such as the Bank of England and Swiss National Bank, have been key sellers of gold over this period.[20] Although central banks do not generally announce gold purchases in advance, some, such as Russia, have expressed interest in growing their gold reserves again as of late 2005.[21] In early 2006, China, which only holds 1.3% of its reserves in gold,[22] announced that it was looking for ways to improve the returns on its official reserves. Some bulls hope that this signals that China might reposition more of its holdings into gold in line with other Central Banks. India has recently purchased over 200 tons of gold which has led to a surge in prices.[23


Bank failures
When dollars were fully convertible into gold, both were regarded as money. However, most people preferred to carry around paper banknotes rather than the somewhat heavier and less divisible gold coins. If people feared their bank would fail, a bank run might have been the result. This is what happened in the USA during the Great Depression of the 1930s, leading President Roosevelt to impose a national emergency and to outlaw the ownership of gold by US citizens.[24]

quote:

Low or negative real interest rates


If the return on bonds, equities and real estate is not adequately compensating for risk and inflation then the demand for gold and other alternative investments such as commodities increases. An example of this is the period of Stagflation that occurred during the 1970s and which led to an economic bubble forming in precious metals.[25][26]

quote:

War, invasion, looting, crisis


In times of national crisis, people fear that their assets may be seized and that the currency may become worthless. They see gold as a solid asset which will always buy food or transportation. Thus in times of great uncertainty, particularly when war is feared, the demand for gold rises.[27][28]


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

The American Dollar and the World Economy

global trade has grown, so has the need for international institutions to maintain stable, or at least predictable, exchange rates. But the nature of that challenge and the strategies required to meet it evolved considerably since the end of the World War II -- and they were continuing to change even as the 20th century drew to a close.

Before World War I, the world economy operated on a gold standard, meaning that each nation's currency was convertible into gold at a specified rate. This system resulted in fixed exchange rates -- that is, each nation's currency could be exchanged for each other nation's currency at specified, unchanging rates. Fixed exchange rates encouraged world trade by eliminating uncertainties associated with fluctuating rates, but the system had at least two disadvantages. First, under the gold standard, countries could not control their own money supplies; rather, each country's money supply was determined by the flow of gold used to settle its accounts with other countries. Second, monetary policy in all countries was strongly influenced by the pace of gold production. In the 1870s and 1880s, when gold production was low, the money supply throughout the world expanded too slowly to keep pace with economic growth; the result was deflation, or falling prices. Later, gold discoveries in Alaska and South Africa in the 1890s caused money supplies to increase rapidly; this set off inflation, or rising prices.

bu isstem şu anda kullanılmamakta pasılan paranın kontrolü uzun süre önce kaçmıştır.

1971-Present: Dollar Reserve Standard

Under the dollar reserve standard, the U.S. dollar was the most favored currency for nations of the world to use as reserves, which continued as a trend for over 30 years.[24] At the beginning of the dollar reserve standard, the 1970s became a period of high inflation.[25] As a result, in July 1979 Paul Volcker was nominated by President Carter as Chairman of the Federal Reserve Board. He tightened the money supply, and by 1986 inflation had fallen sharply.[26] In October 1979 the Federal Reserve announced a policy of "targeting" money aggregates and bank reserves in its struggle with double-digit inflation.[27]

In January 1987, with retail inflation at only 1%, the Federal Reserve announced it was no longer going to use money-supply aggregates, such as M2, as guidelines for controlling inflation, even though this method had been in use from 1979, apparently with great success. Before 1980, interest rates were used as guidelines; inflation was severe. The Fed complained that the aggregates were confusing. Volcker was chairman until August 1987, whereupon Alan Greenspan assumed the mantle, seven months after monetary aggregate policy had changed.[28]

tüm hikaye için:http://en.wikipedia.org/wiki/Federal_Reserve_System

Measurement of economic variables

A lot of data is recorded and published by the Federal Reserve. A few websites where data is published are at the Board of Governors Economic Data and Research page,[124] the Board of Governors statistical releases and historical data page,[125] and at the St. Louis Fed's FRED (Federal Reserve Economic Data) page.[126] The Federal Open Market Committee (FOMC) examines many economic indicators prior to determining monetary policy.[12

ilgili tabloya mutlaka bakınız





< Resime gitmek için tıklayın >





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 20 Kasım 2009; 15:23:37 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
17 yıl (2034 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: vezir

Sosyala patlama olacak , o zaman mı tedbir alacaklar. Açık açıktır ,bir kapatan olmazsa.


Sayın vezir, bütçe açığından bahsederken bu cümleyi siz kullandınız.
Bu bütçe açığının finanse edilemediğini bir zahmet kanıtlayabilir misiniz?

Sanırım siz bütçe açığını duyunca "para bitti" olarak algılıyorsunuz. Durum tam olarak öyle değil. Toplanılan gelirler, giderleri karşılamıyorsa bütçe açığı olur. Bu demek değildir ki bu açık karşılanmıyor.
Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum, Hazine Müsteşarlığı bütçeyi finanse etmek durumundadır. Eğer bütçede açık olursa, Hazine Müsteşarlığı bunu finanse eder. Hazine, "bir problem yok" diyorsa, siz neye dayanarak kapatılmayan bir bütçe açığından ve bunun neticesinde doğacak bir sosyal patlamadan bahsediyorsunuz?

Unutmayın bütçe konusunu siz açtınız, ben değil. Global çöküş sonucunda çıkacağı iddia edilen savaş şuanda bizim konumuz değildir.
Kehanetler içeren yazılardan ziyade, daha faydalı bilgiler içeren bir sunuma bakmak isterseniz buyrun,
http://www.tcmb.gov.tr/yeni/duyuru/2009/BakanlarKurulu_1109.pdf




Bir anda sorduğum sorulara cevap verilmemesi olasılığı aklıma geldi. Hep karşımıza çıkıyor. Bu sefer buna müsade etmemeyi uygun görüyorum.
Benim insanları yanılttığımı söyleyenler olduğu için bunu bir hak olarak görmem doğal sanırım.
Kim insanları yanıltıyor, kim doğruyu söylüyor herkes görsün.

Bakınız, aşağıda Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve Finansmanı ile ilgili aylık ve toplam verileri görebilirsiniz.
Kırmızı ile işaretlediğim kısımda bütçe açığının aylık ve toplamda birebir şekilde finanse edildiği görülmektedir.


< Resime gitmek için tıklayın >

Bu bilgi yeterli olmuştur sanırım.
Ortada finanse edilemeyen bir bütçe açığı olmadığına göre, bir sosyal patlama da beklememeliyiz herhalde.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

kavramlar bilinmeden verinin kıyaslanmasının bir anlamı olamaz. Önce kavramların içeriğinin mikro ve mako ölçekte anlaşılması lazım kiyorum yapılabilsin. Sosyal patlamanın olabilirliği ancak bir yorumdur ve bu yorum makro ve mikro ölçekteki finansal gerçekler ile anlaşılabilir.

konuya örnmek olması açısından ülkedeki enflasyon belirli bir seviyede gösterirlir ve siz buna inanıp çarşıya çıkarsanız mikro ölçekte ,makronun gerçekleşme oranından çok farklı bir tablo ile karşılaşırsınız .
maaşınıza makro enflasyon oranı kadar zam yapılırken mikro ölçekte yapılan zammın çok daha fazlasının cebinizden çıkması sizin aile bütçeniz için bir kaos yaratır. Bunun finansmasını borç ile çözmek zorunda kalırsanız k ibugun için durum böyledir , bir müddet sonra bundan kaynaklanan mikto kaos makroyu tehtid eder hale gelebilcektir. Buraya kadarzaten aşağı yukarı herkes anlatıklarımımla aşağı yukarı hemfikir olduğunu sanıyorum Ama beklentilere gelince bütçenün kapatılması bekleriz , eğer bunu devlet finanse edecek ise nereden edecektir. Bugıne kadar bu hükümet ve bundan önceki hükümetlerde vergilerin artırılması ve sabit harcalamalardan finanse edilme yöntemi benimsendi .Ancak deflasyon ortamında harcamalar kısıldığı için bütçe açığının kısa vadede kapatılması beklentisi bir hayal olarak kalmaktadır. neden mi ?

aşagıda uzun bir yazıda öne çıkan başlıkları vermeye çalışayım,

The Death of Money - Deflation or Hyperinflation

quote:

Deflation is a decrease in the quantity of money (supply) below the demand for money. An increase in the purchasing power or value of money follows



quote:

Purchasing Power

Loss of purchasing power is crucial in understanding today’s financial crisis. Money is used as a medium of exchange to purchase other goods with. Purchasing power is literally the power that money has to purchase. The larger the quantity of goods that a unit of money can buy, the greater is its purchasing power; and the better off the consumer will be.

It is not the quantity or number of units of money that is important. What is important is the quantity of goods the unit of money can purchase. It is the quality of money (purchasing power) that is important. The greater the value of money the more goods it can buy


quote:


However, in a world run by central bankers that believe in excess credit creation spurred on by diminishing interest rates and exotic credit derivatives, savings is actually discouraged – consumption and debt is pushed as the opiate of the people. Central bankers have embarked on a zero interest rate policy in a mad dash to hell. Currency devaluation is taking place at unprecedented levels. Money is being destroyed


quote:

In a sound monetary system, as the savings pool is drawn down through lending, savings become scarcer. A higher rate of interest results to induce savers to part with their savings. In other words – the greater the demand for credit – the greater is the rate of interest. This puts a natural check on the amount of credit extended. In today’s new world order we have just the opposite: greater extension of credit by lower and lower interest rates. This is misguided monetary policy of the highest order. It will end badly if not fixed. There are answers




Staring Into the Abyss

Staring Into the Abyss

Deflation and hyperinflation are different in form, but are identical in substance – two sides of the razor sharp edge of debt. On either side lies the abyss. Deflation destroys debt through defaults and bankruptcies, hyperinflation by debasement and loss of purchasing power.

Which fork in the road will the economy take? One thing is certain: the decision is no longer in the hands of the producers as it should be. It now rests with the financial sector – the bond market: the debt market. In paper fiat land we live and breathe and have our being in a world of debt.

History is replete with bouts of deflation and hyperinflation. One distinction that history shows, however, is that hyperinflation ends the life of a currency – it no longer is accepted as the medium of exchange. Although deflation is wrought with pain and suffering, defaults, bankruptcies, job losses, depressions, etc.; the currency is not destroyed. The slate of debt is wiped clean and the game begins anew. Deflation prolongs the life of the currency; hyperinflation destroys the currency. The first allows the game to continue. The second ends the game.

uzatmayayım isteyen birşeyler anlamak ve öğrenmek isteyen yazıyı önyargısız okur.

son sözü baştan yumaşatarak söylemiştim .deflation OYUNUN BİTİŞİDİR ve kaosun başlangıcıdır ki bu noktadan sonrası için çeşitli yorumlar ve senoryalar ürettim. Kabul etmeyenler için son ne acı olacak ama oyunun bittiğini anlamayanlar için asıl ACI o zaman başlayacak.


http://news.goldseek.com/GoldSeek/1227279780.php


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

ikinci dalga ekonomik tsunami oldukça yakında bununla ilgili bir yazı koyuyorum, okunmasını tavsiye ediyorum, en azından bir fikir verir , neler olacak

http://www.silverbearcafe.com/private/11.09/secondwave.html



G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

Son iki yılda karşılıksız çeklerde inanılmaz bir artış var.
Geçen seneye göre artış nisbeti % 44.
Bu kadar insanın hepsi dolandırıcı mı? Kuşkusuz değil.
Bunların çoğu iktidarın uyguladığı ekonomik modelin kurbanı.
Karşılıksız çıkan çek sayısı 1.5 milyon adet.

Protesto olan senetlerin tutarı ise 3 milyar dolar.

64 bin işyeri kapandı.

İşsizlik ise facia: Yüzde 13.4. AKP iktidarı devraldığında yüzde 10.2'ydi.
Son bir yılda 930 bin kişi işsiz kaldı. Genç işsizlerin oranı yüzde 30'a yakın.

80 yılda Cumhuriyet'in toplam bocu 148 milyar dolar idi, AKP iktidarı ise 7 yılda bunu 285 milyar dolara çıkardı.

Son 7 yılda Türkiye 225 milyar dolar faiz ödedi.
Bu parayla 60 tane Atatürk barajı yapılabilirdi.

Oysa Erdoğan bir tek büyük baraj, santral, tesis yapmadı.

Bütçe açığı şu anda 40.3 milyar dolar. Yıl sonunda 62.3 milyar dolar olacak.

Resmi rakamların gözler önüne serdiği çok çarpıcı bir gerçek de şu:

Türkiye 1923-2003 arasında yani 80 yılda her yıl ortalama 4.6 büyüdü.
AKP iktidarında, yani yedi yılda bu rakam 3.98.
Aynı dönemde bizim gibi kalkınmakta olan ülkeler yüzde 7.2 büyüdü.

Türkiye Menderes döneminde, her yıl üst üste yüzde7.2, Özal döneminde 5.1, Demirel döneminde 6.3 büyüdü.

Başbakan'in "Bizi teğet geçti" dediği son dünya ekonomik krizinde 2009 da Türkiye yüzde 6.5 küçüldü ve dünya rekoru kırdı.

Atatürk döneminin 1923-1929 arasında büyüme 10.3, 1923-1938 döneminde ise 1929 büyük dünya krizine rağmen büyüme 7.4.

AKP iktidarında çok vahim bir şey daha oldu.
Türkiye'nin büyük özverilerle dişinden tırnağından artırdığıyla yarattığı bütün fabrikalar, KİT'ler gibi ülkenin bütün değerleri haraç mezat satıldı.

AKP iktidarı 7 yıllık iktidarı döneminde tam 1 trilyon dolar harcadı.
Bu, il başına 10 milyar dolar demek olur.
Bu paralar çarçur edilmeyip yerinde harcansaydı bütün illerin fışkırması lazımdı.

Oysa Türkiye emeklilerine ayda 12.5 ile 20 lira arasında zam yaptı.
Memura, işçiye de yapılanlar bu düzeydedir.
Bu utanç vericidir.

İşte arenaya çıkıp ellerini kollarını bağlattığı rakiplerine "En büyük benim" diye meydan okuyan bizim gladyatörün Türkiye'si de böyledir.


http://www.ilhankesici.org/basindetay.asp?sc=1&c=1&bid=1429


Bu mesaja @Dellci cevap verdi.
D
17 yıl (2034 mesaj)
Binbaşı

KURULAN VE KAPANAN ŞİRKETLER KASIM/2009

Kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 14,2 arttı.

2009 yılı Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı % 14,2 artarak 3088’den 3526’ya yükselmiştir. Bu ayda yeni kurulan 3526 şirketin; 1337’si İstanbul, 380’i Ankara, 215’i İzmir ve 1594’ü diğer illerde bulunmaktadır.
2009 yılı Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin % 92,8’i (3272) limited şirket, % 4,8’i (171) anonim şirket ve % 2,4’ü (83) kooperatiftir.


2009 Kasım ayında 993 şirket ve kooperatif ticaret sektöründe kuruldu.

2009 Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin; 993’ü Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 681’i İmalat, 465’i İnşaat, 462’si Gayrimenkul, kiralama ve iş faaliyetleri, 300’ü Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 115’i Otel ve lokantalar, 95’i Tarım, avcılık ve ormancılık, 93’ü Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 86’sı Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 65’i Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 64’ü Madencilik ve taşocakçılığı, 60’ı Eğitim, 45’i Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı ve 2’si Balıkçılık sektöründen oluşmaktadır.


Kurulan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 20,2 arttı.

2009 Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan ticaret ünvanlı işyeri sayısı % 20,2 artarak 3000’den 3606’ya yükselmiştir. Kapanan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre %23 azalarak 1880’den 1448’e düşmüştür. Bu ayda yeni kurulan 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1251’i İstanbul, 532’si Ankara, 139’u İzmir ve 1684’ü diğer illerde bulunmaktadır.


2009 Kasım ayında ticaret sektöründe 1572 ticaret ünvanlı işyeri kuruldu.

2009 Kasım ayında kurulan toplam 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1572’si Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 637’si İnşaat, 367’si malat, 299’u Otel ve lokantalar, 249’u Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 226’sı Gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 125’i Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 51’i Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 42’si Eğitim, 17’si Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 10’u Madencilik ve taşocakçılığı, 9’u Tarım, avcılık ve ormancılık ve 2’si balıkçılık sektöründen oluşmaktadır.


--www.tuik.gov.tr --

< Resime gitmek için tıklayın >


Bu mesaja 1 cevap geldi.
K
17 yıl (20757 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci

KURULAN VE KAPANAN ŞİRKETLER KASIM/2009

Kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 14,2 arttı.

2009 yılı Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı % 14,2 artarak 3088’den 3526’ya yükselmiştir. Bu ayda yeni kurulan 3526 şirketin; 1337’si İstanbul, 380’i Ankara, 215’i İzmir ve 1594’ü diğer illerde bulunmaktadır.
2009 yılı Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin % 92,8’i (3272) limited şirket, % 4,8’i (171) anonim şirket ve % 2,4’ü (83) kooperatiftir.


2009 Kasım ayında 993 şirket ve kooperatif ticaret sektöründe kuruldu.

2009 Kasım ayında kurulan toplam 3526 şirket ve kooperatifin; 993’ü Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 681’i İmalat, 465’i İnşaat, 462’si Gayrimenkul, kiralama ve iş faaliyetleri, 300’ü Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 115’i Otel ve lokantalar, 95’i Tarım, avcılık ve ormancılık, 93’ü Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 86’sı Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 65’i Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 64’ü Madencilik ve taşocakçılığı, 60’ı Eğitim, 45’i Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı ve 2’si Balıkçılık sektöründen oluşmaktadır.


Kurulan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 20,2 arttı.

2009 Kasım ayında; 2008’in aynı ayına göre kurulan ticaret ünvanlı işyeri sayısı % 20,2 artarak 3000’den 3606’ya yükselmiştir. Kapanan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre %23 azalarak 1880’den 1448’e düşmüştür. Bu ayda yeni kurulan 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1251’i İstanbul, 532’si Ankara, 139’u İzmir ve 1684’ü diğer illerde bulunmaktadır.


2009 Kasım ayında ticaret sektöründe 1572 ticaret ünvanlı işyeri kuruldu.

2009 Kasım ayında kurulan toplam 3606 ticaret ünvanlı işyerinin; 1572’si Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 637’si İnşaat, 367’si malat, 299’u Otel ve lokantalar, 249’u Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 226’sı Gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 125’i Diğer toplumsal, sosyal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 51’i Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 42’si Eğitim, 17’si Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 10’u Madencilik ve taşocakçılığı, 9’u Tarım, avcılık ve ormancılık ve 2’si balıkçılık sektöründen oluşmaktadır.


--www.tuik.gov.tr --

< Resime gitmek için tıklayın >

TUİK'in verilerine güvenen var mı hala ya bir de ciddi ciddi koymuşsun hiç güleceğim yoktu akşam akşam.Tayyibe sorsan daha doğru rakamlar verirdi emin ol.



V
17 yıl (12525 mesaj)
Yarbay

http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=3&ArticleID=1180264&Date=31.12.2009&b=Avrupada yuksek ates

Avrupa’da yüksek ateş


Global krizin etkisini üzerinden atmaya çalışan Euro Bölgesi’nde 16 ülkeden yarısı borçlulukta aşırı risk taşıyor. Avrupa Komisyonu’ndan bu ülkelere ‘büyümeyi tehlikeye atacak harcama yapmayın’ uyarısı geldi


Yunanistan’ın aşırı borç yüküyle krize girmesi dikkatleri Avrupa bölgesindeki diğer ülke
borçlarına çekti. 2009 yılında ekonomilerinde zor günler yaşayan Avrupa ülkeleri, 2010 yılına yaşanan durgunluktan dolayı yüksek borçlarla giriyor.
Wall Street Journal gazetesi Avrupa Komisyonu’nun Avrupa bölgesinde bulunan 16 ülkenin yarısını kamu borçlarından dolayı ekonomik kriz riski taşıdıkları gerekçesiyle uyardığını yazdı. Komisyon, konuyla ilgili uyarı açıklamasında gelecek yıl ve sonraki yıllarda hükümetlerin, acil borç ödeme ihtiyacı olan kamunun borçlarını ödemek ve bütçe açığını dengelemek için ekonomik büyüme politikalarını tehlikeye atacak harcamalarda bulunabileceklerine dikkat çekti.

Notlar düşebilir
Son dönemde Avrupa bölgesinde Yunanistan ve İspanya’nın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından kredi notları düşürüldü. İrlanda ve Portekiz borçları konusunda önceden uyarılmıştı. Eğer hükümetler gerekli önlemleri almazsa diğer Avrupa ülkelerinin de
kredi notunun düşebileceği belirtiliyor.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch, aralık ayında yayımladığı raporda İspanya ve Fransa’nın güvenilir bir mali programı uygulayamadıkları takdirde bu ülkelerin kredi notunun düşme riski taşıdığını açıklamıştı.

Yeni vergiler çıkarılacak
Ekonomistlerin en büyük endişesi, Avrupa ülkelerinin kamu borçlarının ödenmesinin uzun yıllar alabileceği. Analistlerin yüksek borçlarla birlikte bir diğer beklentisi de, birçok ülkede yeni vergiler gelmesi ve vergi artışları yapılması yönünde birleşiyor. Euro Bölgesi’ndeki 16 ülkenin toplam borç tutarı araştırma kuruluşu Eurostat’ın 2008 yılı rakamlarına göre 6.4 trilyon euro’ya işaret ediyor. Almanya’nın 1.6 trilyon euro, Fransa’nın 1.3 trilyon euro, İtalya’nın 1.6 trilyon euro, Yunanistan’ın 237 milyar dolar borcu bulunuyor.



‘Spekülatif parayı istemiyoruz’

Rusya’nın Başbakanı Vladimir Putin, pazartesi günü Moskova’da sermaye girişini kontrol altına almayı deneyeceklerini söyledi. Putin’in açıklaması hemen etkisini gösterdi ve Rus rublesi yüzde 1.4 değer kaybetti. Rus Borsası açıklamanın yapıldığı pazartesi gününü yüzde 0.75 aşağıda kapadı.
Putin, “Spekülatif sermayenin Rusya’ya gelmesini istemiyoruz, bizim sermaye akışını düzenlemeye ihtiyacımız var” dedi. Ekim ayında ilk olarak Brezilya yurtdışından gelen sermayeye vergi koyan ülke oldu. Rusya’da bunun sinyallerini verdi.


Bütçe açığı 3 kat arttı

Avrupa ülkelerinin toplam bütçe açığı büyük bir hızla yükselerek geçen yıla göre 3 kat arttı, GSYİH’nin yüzde 6.4’üne ulaştı. Geçen yıl bu oran yüzde 2 idi. 2010 tahmini ise yüzde 7. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet hükümetlerin kontrolden çıkan borçlanmalarının enflasyonu kontrol etme yeteneğini sarsacağını söyledi. AB projeksiyonuna göre Almanya ve Fransa harcamalarını artıracak, Fransa’nın bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 8’ine ulaşacak. Bu iki ülkede işsizlik oranı da artışını sürdürecek.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci

quote:

Hala kanıt mı arıyorsun

Evet. Siz kanıt göstermeksizin, hiçbir dayanağıniz olmaksızın devletin kurumuna kara çalıyorsunuz ve güvenilirliğine gölge düşürüyorsunuz.
Kurumun güvenilmez olduğunu söylüyorsunuz ama elinizde hiçbir dayanak yok.
Size niye inanayım?

quote:

çıkar şu at gözlüklerini de etrafına bak millet açlıktan raydan çıkmış durumda.

At gözlükleri yakıştırmalarıyla, millet aç edebiyatıyla kendinizi aklamaya çalışmayın. Bunlar boş laflar.

Bir devlet kurumunun güvenilirliğine şüphe düşürüyorunuz. Hangi kanıtlara dayanarak bunu yapıyorsunuz? Elinizde bir delil var mı? Hangi veri yanlış verildi? Kurulan ve kapanan şirket sayıları yanlış mı? Veride bahsi geçen kurulan veya kapanan şirketleri gittiniz gözlerinizle gördünüz, ellerinizle saydınız da farklı bir sonuç mu buldunuz? Eminim öyledir...

TÜİK devletin bir kurumudur. 5429 numaralı kanunla devletin resmi istatistik verilerini belirler.
Bu kurumda binlerce insan çalışıyor. Hayatınızda hiç görmediğiniz tanımadığınız insanlara kara çalmak, iftira atmak, onların haysiyetiyle oynamak sizce ne kadar doğru?
Oturduğunuz yerden binlerce çalışana iftira atıyor, onları yargısız infaz ediyorsunuz, farkında bile değilsiniz...



Hebele hübele.TUİK'in revizyonları diye aratın ne kadar sonuç gelecek görün. İşleri doğru hesap yapmak olan binlerce uzman çalışana sahip, Türkiyenin en güvenilir kurumunun yaptığı bu hataları bakkal Mehmet yapmaz, yapamaz. Yaparsa bakkallık yapamaz çünkü. Ama TUİK uzmanları yapar. Aslında akepe iktidarının ülkenin en ciddi kurumunu getirdiği sefil nokta bulunduğumuz iflas noktasıdır. Ülke yönetimi ile cemaat yönetimini karıştırıyorlar. Cumhuriyet vatandaşlarını, cemaat toplantılarında her söylediklerine huşu içinde kafa sallayan saf müridler ile karıştırıyorlar. Bu kadar çok hata yapan istatistik kurumu var mı dünyada? Örneğin Alman istatistik kurumunun bir tek tane revizyonu olmuş mu tarihinde? İngilterenin, Fransanın istatistik kurumlarının bir tane düzeltmesi olmuş mu? Bizimkinin onlarca revizyonu nasıl açıklanabilir? Hem de hep en hayati konularda.

http://www.google.com.tr/search?client=firefox-a&rls=org.mozilla%3Atr%3Aofficial&channel=s&hl=tr&source=hp&q=Tuik%27in+revizyonlar%C4%B1&meta=&btnG=Google%27da+Ara
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12455840.asp

Sizin dezenformasyonlarınıza gelince; son zamanlarda niye sadece açılan kapanan işyeri verilerini getiriyorsunuz? Açılan kapanan işyeri rakamları hiç bir zaman ekonomiyi anlatan rakam olmadı. Çünkü işyeri açıp kapamalarda bin bir türlü neden var. İşsizlik rakamları daha net gösterge değil mi? Ya da dış ticaret rakamları. Gelir ve yaşam koşulları verileri en doğru bilgi içerenleridir ama nedense TUİK yakın tarihe ilişkin veri açıklamıyor. Bu ay yayınladığı veriler 2006-2007 yıllarına ait. Oysa Avrupa istatistik kurumları düzenli ve güncel olarak yayınlarlar. Bunu yapacak gücü mü yok acaba TUİK'in?


Bu mesaja @Dellci, @webbie cevap verdi.
G
17 yıl (101547 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci

Sayın lehrer35, ben revizyonun nedenlerini yazdım. Revizyonun nedeni bilgilerin eksik veya geç gelmesiyle ilgilidir. Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz İdeolojiniz çerçevesinde konuşuyorsunuz.


Bir kere revizyon yapılması, bütün şüpheleri ortadan kaldırır. Revizyon yapılmasaydı eksik bir bilgiye bakmış olurduk. Şimdi bunu bir hazmedin, gelin. Sonra yine yazacak ideolojik birşeyler bulursunuz



Revizyonların nedenini ne siz yazdınız, ne de TUİK başkanı tatmin edici bir şekilde açıkladı. Sadece "işte açıkladık ya daha ne olsun(!)" açıklaması ile millet saf yerine konularak üstü örtülmeye çalışıldı, kimse de üstüne gitmedi.

En büyük hata, 9 Şubat 2009 Sanayi üretim verisi açıklamasında textil sektöründe % 40 büyüme gösterilerek yapıldı. Merakla bekleyen kamuoyu bu bilginin doğru olamayacağı itirazında bulununca 4 saat sonra veri, doğrusu olan % 23,7 küçülme ile düzeltildi. Bu hata konusunda başkanın açıklaması şu idi: "Öyle zannediyorum ki belli durumlarda bu içsel tutarlılık programları çalışmamış. Bu neden olabilir? Bu bir bilgisayar çökmesinden kaynaklanmış olabilir, o sırada editten kaçmasından olabilir o verilerin. Ama nihai sonucu biz bu incelemenin, araştırmanın sonucunda ancak elde edebileceğiz"

Ömer Toprak, yaşanan hataya ilişkin incelemeyi bir hafta içinde sonuçlandırmaya çalışacaklarını da kaydederek, yapılan hatadan dolayı TÜİK olarak, çok üzgün olduklarını söyledi.

Bir hafta sürmesini beklediği inceleme hiç bitmedi anlaşılan. Daha sonra seçmen sayıları skandalı patlak verdi. Onunla ilgili açıklamasında bu hataya da değindi. Güya(!) açıklama şu: Akıllı programla çalıştığımızı söylemiştim. Bu sıkıntı ilk çıktığı zaman da akıllı programda bu hatanın normalde olmaması gerektiğini hissettik. Hemen bir hata olup olmadığına baktık. Soruşturduk. Sonunda bulduk. Hayır akıllı programdan olmamış. Akıllı program gerekli alarm mekanizmalarını vermiş. Birim hatası yapılmış. Evet TÜİK hata yaptı ama zaten hatayı ben söyledim. Kimse şunu söylemedi TÜİK hata yaptı ama hemen de hatasından döndü. Bu Türkiye'de çok alışılmış bir şey değildir. O ayın üretiminde bana rakam geldiği zaman ben her zaman bakarım, sorarım neden olmuş, bana getiren kişi benden önceki en üst makamdaki kişidir. Onun açıklamasını dinlerim. Tatmin olmazsam alt düzeye kadar inerim. Bizim zaten farkında olduğumuz bir şeydi o. Kendi verimize, alandan gelen veriye güvenden kaynaklandı. Biz alandan gelen veriye teslim olacağız. Alandan derlediğim rakam kutsaldır ben onun hiç bir şeyine dokunmam. Hadi canım öyle olmaz diyemem dedektiflik değil benim görevim. Sanayi üretiminde gördünüz. Hata yaparsak da açıklarız. Şahsen bununla ilgili bir bedel vardıysa hemen ödemeye hazırdım. Bunu da paylaştım. Ama bir tepki olmadı."

Neymiş hatanın nedeni, anlayan beri gelsin. Birim hatası. Sonra sizin yaptığınız demogojiye başlıyor. Revizyon olur da, cart ta curt ta. Ne demek revizyon olur da? Sen devletin en önemli kurumusun kardeşim. Dünyadaki benzerlerin neden yapmıyor böyle hatalar? Hiç böyle savunma mı olur? Hadi bir defa olur onlarca kez, hem de hep en önemli konularda hata yapılır durur ve bu savunulabilir mi? Bu adam, eğer, o hataları yapması için oraya getirilmedi ise, orada tutulur mu?

Ya şu habere ne demeli? Bu adama nasıl güvenilir? Peşin peşin yanlış veri açıklayacağını ilan ediyor. Kardeşim boşver demogojiji. Yükle bir tane excel bak bakalım hiç hata olacak mı? İlkokul çocukları bile yemez bu tür masalları.
http://www.gozlemgazetesi.com.tr/haber/15194-il-bazinda-issizlik-verileri-yarin-aciklanacak.html

Özetle: TUİK'e güvenmeyenlerin bir sürü haklı nedenleri vardır. Türkiyenin en güvenilir kurumu olması gereken TUİK siyasi etki nedeniyle hatalı açıklamaalr yapmaktadır.


Bu mesaja @BARIŞA ÖZLEM cevap verdi.
J
17 yıl (925 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci

2009 Bütçe açığı 52.2 milyar tl olarak gerçekleşti. Böylece bütçe açığının GSYİH'e oranı % 5.5 seviyesinde olacağı görülüyor.
Bu oran Abd'de %9.9, Almanya'da %7, Fransa'da %8, Yunanistan'da %12.7, İngiltere'de %13 olarak gerçekleşti...

Burada atladığın bişey var..Abd ekonomisi yine büyümeye başladı.Son çeyrekte %1 miydi neydi..Mesela sanayisi daralan ülkelerde Japonya başı çekiyor.%30 civarıydı heralde..Ama atladığın şey,verdiğin bilgiler kağıt üstünde Tr yine iyi dedirtiyor ama işin içi hiçte öyle değil..Bugün Japonya,Abd,İngiltere ekonomisi yine hızlı bir şekilde kalkınacaktır..Ama Tr de öyle olmıcak..Zaten üretmeyen bir ülkeyiz..Üretmeyen derken elbette üretiyoruz ama bu ülke ekonomisinin sıcak parayla döndüğünü bilmeyen yoktur heralde..Yüksek faiz vererek borsaya amerikalı milyardelerin parasını alıyoruz..Yada başka insanların..Hazinenin gelirine baktımda %75 i halktan gelen vergilerle sağlanıyor..Almanya da bu oran %30..Ayrıca hükümet bütçe açığını hesaplarken,bu sene koyacağı zamlarıda ekleyerek yaptı..İngiltere de yiyosa yılbaşından sonra bizdeki gibi zamlar yapsınlarda görelim,bakalım ne oluyor sonra..Adamlar nerden vergi alıcaklarını şaşırdı..Biliyorsunuzdur heralde..Bundan sonra ticari taşıtlar,arabalarının içinde mal yoksa trafiğe çıkamıcaklar.Yani gece 10 da ailemle bir yere gidim derseniz ve poliste sizi yakalarsa,cezayı yiyorsunuz.Ticari derken aklınıza en küçük minibüsler yada kasalı binek otomobilleri gelsin..Trafiğe azaltmaya yönelikte değil.Devlet ticari arçalardan düşük vergi alıyor..Şimdiki yasada ise şöyle bir durum var.Bu otomobili ticari olarak mı kullanıcaksın yoksa,normal binek arabası olarak mı..Eğer binek arabası dersen,o zaman düşük vergi kalkıcak,yok ticari olarak ruhsat alırsan o zaman yine eski prosüdür uygulanacak.Ulan iyide.Adam o arabayı hep mal almak için mi dışarı çıkartıcak.Böyle saçmalık mı olur..Buna benzer bir sürü şey var..Mesela bide kapalı alanda sigara yasağı vardı hani..İçeride sigara içenlere özel bölüm yapsan bile yinede izin yoktu..Benim garip halkımda devlet sağlımızı düşündü sandı..Ama işin aslı hiçte öyle değil..Kapalı alanda sigara içenlere özel yerler olucak ama o tarz yerleri işletmenin vergisi pahalı olucak.Buna benzer bir sürü şey var..Onun için bu verilere fazla aldanmayın...
http://www.haberx.com/Ekonomi-Haberleri/Aralik-2009/HAZINE-2010DA-2003-MILYAR-TL-BORC-SERVISI-GERCEKLESTIRECEK-1826-MILYAR-TL-IC-BORCLANMAYA-GIDECEK-2SON.aspx
Burada hazinenin ne kadar faiz ödeyeceğini ve ne kadar iç borçlanmaya gideceğini iyi okuyun.İç borçta rekor kırıcak buu ülke..500 milyar dolardan fazla iç ve dış borcu var bu ülkenin.Yani yarım trilyon.Akp nin sattıklarıyla ekonomiye önceki seneler gelen parayıda unutmayın..Bu sefer buda olmıcak..





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi JP!!!!!!! -- 17 Ocak 2010; 4:23:08 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
J
17 yıl (925 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: Dellci


Sayın JP, Abd'de krizin ilk belirtileri mortgage kredileriyle 2007 yılında başladı. 2008 yılında ise yaklaşık 500milyar $ civarında bir çöküş yaşandı ve bir çok banka iflas etti. Bütün sektörlere 1 trilyon $ güvence gösterildi de panik havası zor zaptedildi. Yinede Abd 2 yildir beşik gibi sallanıyor. Ancak Abd kaynakli kriz Türkiye'ye çok geç uğradı. Çünkü Türkiye'de herhangi bir finans bunalımı yoktu. Krizin ilk etkileri dünya ticaretinin durma noktasına gelmesiyle, ancak 2008'in son çeyreğinde etki etmeye başladı. Krizin etkilerinin gözükmeye başlamasında Abd ve Türkiye arasında büyük bir zaman farkı var. Bu yüzden Türkiye'nin Abd ile aynı anda büyümeye başlaması gerçekçi olmaz.


Benim demek istediğim o değildi..Onların sanayisi yine çok rahat kalkınabilecekken,bizim sanayimiz öyle olmıcak..En basitinden Denizlide 50 yıllık tekstil fabrikaları battı..3-4 yıl sonra bu fabrikalar tekrar açılmıcak,yani kriz bitse bile isteselerde açılamıcak..Çünkü fabrikalar zaten bankaların eline geçti ve buna rağmen fabrika sahipleri yine borç içinde..


quote:

Ingiltere'de bütçe açığının önüne geçilememesindeki neden iç piyasada tüketimin durmasıdır. Açıklanan paketler piyasayı canlandıramamış tam aksine daha da kötümserliğe sebebiyet vermiştir. Ancak Türkiye'de kdv ve ötv indirimleri iç piyasayı canlandırarak olağanüstü olabilecek vergi kayıplarının önüne geçmiştir.

Benim orda demek istediğim aynı zamları ingilterede yapamazlardı.Onların halkı bizimkiler gibi koyun değil anlamındaydı lafım.Sen ise araçlarda uygulanan vergi indirimlerinden bahsediyorsun.Elbette ekonomiye katkısı olmuştur ama onun dışındaki vergi arttırımlarını görmezden gelemezsin..

quote:


Bence ticari amaçla alınan bir aracın, şirkete ticari araç olarak kayıtlı olması gerekir. Ticari amaçla alınmayan aracın, ticari amaçlı vergi indiriminden yararlanması haksızlık olur.
Ayrıca ticari amaçlı bir araç ile yine de ailenizle gezebilirsiniz, buna engel olunacağını düşünmüyorum. Yeter ki aracınızın ticari amaçlı olduğunu gösteren belgeleriniz olsun.

Bunuda anlamamışsın..Senin dediğin gibi olsa eyvallah..Millet zaten onu diyor..Ama öyle değil işte..
http://www.habergo.com/haber/haber_detay.asp?haberID=5561
Mesela sabah mal taşıdın..Gece evine gitmek için arabanla gidemiceksin..Eğer yakalanırsan 2 milyar cezası var..

quote:

Siz borçlardan çekiniyorsunuz. Bense Hazine'nin 1 trilyon $ borcu güle oynaya çevirebildiği günleri iple çekiyorum.
Bakınız herhangi bir bankayı düşünün. Ne kadar çok para toplayabilirse borç alabilirse, o kadar çok faiz ödemez mi? Ödediği faizin miktarı, bankanın kâr etmesinin önünde engel midir? Asla değildir.
Aynı şekilde Hazine de ülkenin büyümesi ve gelişmesi için her zaman daha çok borç bulabilmeli ve daha çok faiz ödeyebilmelidir. Elbette faiz rakamlarını düşürebildiği kadar düşürmesi ve buna rağmen müşteri kaybetmemesi için optimum seviyede bulunabilmesi gerekir.

Hazinenin bu kadar borca girmesini nasıl doğru buluyorsun..Sürekli borç al ama faiz öde..Nereye kadar gidecek bu..Ödenen faiz çok fazla..İmf den faizi en fazla olan borcu Türkiye aldı..Hazinenin gelirlerini düşünürsek ve bu borcun gelirinin 3 katına yakşaltığını görürsek bu Türkiye için iyi bişey değildir.Senin borcun var ama alacağın yok..Abd,Japonya,İngiltere bu ülkelrinde dış borcu var ama alacaklarıda var..Türkiye ise dış borçtan çok iç borçta patlama yaşıyor..Ana para zaten ödenmiyor ve faizi ödeniyor..Bu borç nasıl kapatılacak o zaman..Nereye kadar Türkiye faiz ödeyecek bide ana para dururken..Türkiye nin borçlanması iyi demeyin.Bu borçların ödenmesi sorun..Alınması değil..Eninde sonunda ödeyeceksin bunu..Borç miktarı arttıkça faiz ödeme miktarında artacak..Ana para dururken biz faiz ödücez.Hemde hatrı sayılır miktardaki bir faiz.Ayrıca banka örneği vermişssin.Ama bankalar en azından senden aldığı parayı başkasına daha yüksek faiz vererek çarkı döndürüyor.Türkiye aldığı borcu daha yüksek faizde başkasına vermiyor yada sanayiye yatırmıyor..Yani üretimle uğraşmıyor..
Bide şu video yu izler misin..Hangi partinin milletvekili olduğundan çok adamın ekonomi ile ilgili dedikleri çok önemli;
Videoyu izlemek için tıklayınız





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi JP!!!!!!! -- 17 Ocak 2010; 19:42:31 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.