güldürdün. |
|
Konu artık siyasi bir ortama dönüştüğü için pek fazla takip etmiyorum ama arada eklemek istediğim noktalar var. "nükleer istemiyoruz, rüzgâr santrali istiyoruz sadece" demeden önce şu siteye bakmanızı öneririm.(rüzgâr santrallerine asla karşı değilim onlarda yapılmalı ve hatta geliştirilmesi için üzerinde çalışılmalı, olmuyorsa rüzgâr santrallerine alternatif aranmalı ama dediğim gibi bizim böyle bir yatırım,proje ve halihazırda üretimde olan bir buluşumuz olmadığı için nükleer çözümden başka çaremiz kalmıyor) http://www.world-nuclear.org özellikle bu alttaki linklerde geniş açıklamalara yer verilmiş http://www.world-nuclear.org/info/inf10.html - yenilenebilir enerjinin önemi ve elektrik http://www.world-nuclear.org/why/cleanenergy.html İkinci linkteki bir bölüm çok dikkat çekici; "international energy agency'nin öngörüsüne göre, araştırma yardımı ve teşvikinin devamı halinde bile güneşten, rüzgardan, biyokütleden ve geotermal kaynaklardan elde edilen enerji 2030 yılında dünya enerji ihtiyacının ancak %6 oranında karşılamaya yetecek." O yüzden lütfen nükleer(başka çözüm olmadığı için) santralleri körü körüne değil, neyin ne olduğunu bilerek destekleyenlerin fikirlerini yadırgamayınız. Çernobil faciası içinde şunları belirtmekte fayda var, bu reaktör kendi kendine sorun çıkarmamıştır, tabiri caizse bu santralde çalışan bilim adamları vs. biz bunu nasıl insanların başına bela edip bi felakete yol açarız diye uğraşmışlar.Güvenlik sistemleri, acil durum ağı vs. her şey devreden bir çok kez çıkarılmış ve sonunda bu kaçınılmaz kaza meydana gelmiş.Dünya'da yüzlerce faal santral bulunmasına rağmen bir tek bu santral faciasına saplanıp kalmayalım. Ekleme1: Bu santraller sadece enerji amacıyla yapılmaz, askeri alanda bir çok çalışma gerçekleştirilebilir.O yüzden bir çok ülke tarafından (bu ülkeler reaktör sahibi) bir reaktöre sahip olmamız istenmiyor. Nükleer santralden değil, nükleer santrali denetleyecek birimin bilgi eksikliğinden korkmak gerekir diye düşünüyorum. Alıntı bölümler mevcuttur. Ekelme2:http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/01/07/tablo.gif Burada 2008 yılında çıkarılan yaklaşık enerji talep,üretim tablosu mevcut.Görüldüğü gibi son yıllarda enerji talebi oldukça fazla ve bunu bir şekilde giderilmesi gerekiyor. "Nükleer santraller cok iyi birsey neden amerika bu konuda yatirim yapmiyor" tezini savunanlar icin, 2008 Ekim ayi itibariyle 21 Amerikan sirketi ülkelerinde Teksas'dan Newyork'a 34 adet nükkleer santral kurulmasi icin izine basvurmuşlar.Areva ve Northrop Grumman bu konuda yapacaklari yatirimlari bile sayisal olarak aciklamislar.Biz her ne kadar bilmeden, ilgilenmeden hayir desek de, tek cozum olmamakla birlikte degerlendirilmesi gereken çok onemli bir alternatiftir.Dünya nükleer santrali geçti artık mini nükleer santral üzerine yoğunlaştı, peki nedir bu mini nükleer santral ?http://www.dailytech.com/Miniature+Nuclear+Reactors+to+be+on+Sale+Within+5+Years/article13389.htm Su soğutması kullanmayan daha ekonomik santrallerdir.Reaktörlerin elektriğin uzak mesafeler arasında taşımanın ekonomik olmadığı durumlarda kullanılması planlanıyor. |
|
Deprem ile alakalı sorunu olanlar okusun ! Nükleer santral yapılması planlanan Akkuyu’nun deprem açısından en güvenli yerlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Türkiye’de 9 şiddetinde bir deprem olmayacağını ifade ederek, “Japonya’daki tsunaminin aynısı Türkiye’de olmaz” dedi. Nükleer enerji santralı yapılması planlanan Mersin Akkuyu ile ilgili düşüncelerini de aktaran Işıkara, Akkuyu’nun deprem açısından Türkiye’nin en sakin bölgelerinden birisi olduğunun altını çizdi. "Bu bölge hakikaten sakin" Işıkara, “Nereden biliyorum? Çünkü 1976-91 yılları arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İTÜ yoğun bir deprem izleme ağı kurup o yörenin depremselliğini izledi. Bu bölge hakikaten sakin. Deprem mazeret değil. Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var” diye konuştu kaynak:http://www.haberturk.com/yasam/haber/613234-akkuyu-deprem-acisindan-sakin |
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14295804.asp Arkadaşım Türkiye'de nükleer bombalar olduğunu sağır sultan biliyor. Sen bilmiyorsun. Şu anda Adana İncirlik Üssünde yaklaşık 90 atom bombası olduğu, bu bombaların 50'sinin ABD kontrolünde 40'ının Türkiye kontrolü altında olduğu düşünülüyor. Bombaların kullanımı için 3 tane kriptolu anahtar olması lazım. Bunlardan biri ABD'de, biri Türkiye'de diğeri de NATO'nun Belçika üssünde. Ayrıca taşın toprağın tüfek mermisi, el bombası dolu olmasa Türkiye işgal edilince görürüm seni. Bu ülkede iyi ki Genelkurmay Başkanlığı Ankara Seferberlik Daire Başkanlığı var. Gerçi orayı da CIA tertipli yerli işbirlikçilerle birlikte bastılar ve bu ülkenin sinir noktasını tahrip ettiler. Türkiye seferberlik durumunda olsa ülke savunması tehlikeyi düşer. Ülke yöneticileri ancak Vahdettin gibi İngiliz zırhlısıyla kaçarlar. Nükleerimiz olacağı yalanı da yalandan öte gitmiyor. Hele hele Nükleer silahımız olacağına da kargalar bile gülmez hatta ağlar. Ruslar Akkuyu'da Türkiye'ye elektrik satmak için Nükleer Santral kuracak ve Dünyanın en kazık fiyatıyla satacak. Gerçekten Türkiye kendisi için Nükleer Santral kursa bunu en başta ben desteklerim. Keşke olsa. Ama bu işin arkasında, önünde, ötesinde, berisinde neler döndüğünü bildiğim için bu Türk Milletini uyutma operasyonu çerçevisinde gerçekleşen yalan bombardımanlı tiyatroya karşı çıkıyorum. Bundan ötesi de insanları kandırmak için onların hayal dünyasına hitap etmekten başka işe yaramaz. Yalancının mumu yatsıya kadar yansa da bu dünyada yalandan da kimse ölmemiştir. |
Benim yazdıklarımı alıntı almışsın sonrada konuşmuşsun kendince. Yani taşın toprağın altındaki silahtan nasıl bi anlam çıkarttıysan... Ayrıca şunu söyleyeyim öyle gömülen türden tüfekle silahla el bombasıyla vatan kurtarılmıyor günümüzde. En yakın tarihten Libya gözümüzün önünde.Kaddafi 1 milyon sivile silah dağıtsa ne olur dağıtmasa ne olur? Kendi kendileirni vurur millet. Onlar vurmazsa silah dağıtılan kişiler potansiyel terörist olarak sıfatlandırılarak yüksek teknolojili silahlarla canlarından olacaklar. Yok CIA tertipli işbirlikçiler demişsin??? Merak ettim kim bu işbirlikçiler? Sonra acaba Türkiye ile Rusya arasında ki bağlantı ne ki ? Neden Hükümet peşkeş çeksin? Hani ülke Amerikan Emperyalizmine teslim olmuştu? Yoksa Türkiye bu seferde Rusya Emperyalizminin bir parçası mı oldu? Kore ile anlaşma olsaydı yoksa Kore emperyalizminin bir parçası mı olacaktık? Yani Türkiye hangi ülkeyle bu santral işine başlasaydı kesinlikle yorumlar peşkeş üzerine olacaktı. Türkiye artık güçlü bir devlet. Süper güç olma yolunda ilerliyoruz. Halk olarak bunları görelim. Herşeye siyasi bakmayalım. Bu x partisinin yaptığı bir iş diye bunu x partisi yaptığı için kötüdür demek ne kadar yanlış birşey... |
Öyle demesen iyiydi yiğennnnnn, bak başbakanımız ne demişti; Avrupaya örnek olacak bu santraller. |
|
Cevap vermeyeceğim dedim ama madem ikna olabilme ihtimalin var bari şansımı deneyeyim. Eğer ülkenin Telekom, Petkim gibi kritik kurumlarını ona buna satıyorsan buna özelleştirme denmez. Ülke satmak ile ticaret yapmak arasındaki fark şudur. Hem zarar ediyor hem de kritik kurumu satıyorsan bu özelleştirme değildir. 300 milyon dolara sattığın TEKEL i alan İngiliz (edit: 2-3 sene) sonra 900 milyon dolara satıyorsa bu ne demektir? Ama ne yazık ki göz vardır, göz vardır. Kimisi görür. Kimisinin ise gözleri vardır görmez, kulakları vardır duymaz. Bir ülke hem malını satıyor hem de borçları artıyorsa bu işte de iş vardır. Yok mudur? IMF den almayıp ta Aliden Veliden Jimmyden almışsının birşey farkeder mi? Ülke birine peşkeş çekilince öbürüne peşkeş çekilemez diye bir kanun maddesi mi var Anayasada? Madem belgesini koyarsam taraf değiştireceksin. Buna inanmıyorum ama yine de şansımı deneyeyim. 29 Haziran 2010 tarihinde 1/902 esas numarası ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı başlığı altında Başbakan Erdoğan’ın imzası ile TBMM Dışişleri Komisyonu’na gönderildi.Komisyonda yer alan muhalefet milletvekillerinin anlaşma şartlarına olan yoğun itirazlarına rağmen iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla acele bir şekilde onaylandı ve genel kurulda görüşülmek üzere meclis başkanlığına gönderildi Türkiye söz konusu anlaşma ile kurulması öngörülen nükleer santralı her şeyiyle Ruslara bırakıyordu. Akkuyu bir ülke sınırları içinde kurulup, sahibinin bir başka ülke olduğu ilk nükleer santral olacaktı yeryüzünde! Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın Rus muadili ile imzaladığı anlaşma metninden bazı maddeler: Madde 5/3:“Proje Şirketi Rus tarafınca yetkilendirilen şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak başlangıçta %100 hisse payına sahip olacak şekilde Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve düzenlemeleri kapsamında anonim şirket olarak kurulur. Madde 5/4: "Rus yetkili kuruluşlarının Proje Şirketi’ndeki toplam payları hiçbir zaman %51’den az olamaz.” (Bu maddelerin ters okunuşu, “Rusya başlangıçta zaten %100 hisseye sahiptir. Türkiye hiçbir zaman Proje Şirketi’nde yarı yarıya ortaklık hakkı ya da, %49 hisse elde edemez”) Madde 7/1: “Türk tarafı sahayı mevcut lisansı ve mevcut altyapısı ile birlikte bedelsiz olarak Nükleer Güç Santralinin söküm sürecinin sonuna kadar Proje Şirketi’ne tahsis eder. Santralin kurulacağı ve Türk devletine ait ilave arazi de Proje Şirketi’ne bedelsiz olarak tahsis edilir. Gerekli olursa, Proje Şirketi ilave arazi için Orman Fonu’na gerekli ödemeleri yapar” Madde 7/2: “Türk tarafı Proje Şirketi’ne yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti kanun ve düzenlemeleri kapsamında Proje ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan özel mülkiyete konu diğer tüm arazilerin kamulaştırılması hususunda kolaylık sağlar. (…) Proje ile ilgili olarak yabancıların çalışmasına ilişkin gerekli izinlerin verilmesi kolaylaştırılacaktır”. Madde 12/4: “Proje Şirketi Nükleer Güç Santrali’nin sökümü ve atık yönetiminden sorumludur”. Tam metni buraya sığmayacağı için önemli maddeleri yazdım. Tam metin için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/902) |
|
Naptın bay rascon adminlere mi şikayet ettin yazı mı ? Al bakalım tekrar oku ; Bakalım ne olmuş? *2003 yılında Devlet TEKEL' i 292 Milyon dolara Nurol-Limak-Özaltın 'a sattı . *2006 yılında 900 milyon dolardan el değiştirdi(Actera). %90 hisseye 810 Milyon vererek Teksas Pasifik Grup (TPG) ortak oldu. *2011 Yılında %90 ve %10 hisseye sahip olan ortaklar, içkide çığır açmış olan DIAGEO' ya 2.1 Milyar dolar gibi bir fiyata sattılar. Dediğin gibi bir kaç ay da ingilizler 900 milyona satmamış meğer Yine Türklerde olan TEKEL %90 ve %10 luk hisselerle el değiştirmiş. Eğer bir kaç ayın 36 aya eşitse evet birkaç ayda. Ekonomist olmadığın için çoğu şeyi değerlendiremiyorsun. Ben sana şimdi değerlendircem. Sabır; Bu rakamlara baktığında DEVLET 292 MİLYON gibi ufak bir rakama satmış ve TEKEL yaklaşık 10 katına çıkmış diyerek , DEVLETİ satıyorlar diyeceksin. Bakalım öyle mi? *Devletin sattığı yılda ki FAVOK'e ( faiz amortisman vergi öncesi karlılık) bakılır. Satış bu rakamın kaç katındadır ona bakılır ve buna göre değerlendirme yapılır. 10 yıl önce böyleydi fiyat bu oldu dersen adama gülerler...Neyse devam edelim. *2003-4 yıllarındaki FAVOK yaklaşık olarak 22.8 milyon dolardı. Devlet 292 Milyona sattı yani yaklaşık 12-13 katına. *2006 ya artık Özaltınlar var peki onlar zamanında ne kadar oldu FAVOK ? 2006 yılında ki TEKEL in FAVOK=112 Milyon Dolar, Ama Özaltınlar ne kadar sattı TPG ve ACTERA'ya? 900Milyon dolara kaç katı oluyor yaklaşık 8-9 katı. DİKKAT DEVLET HADİ KAZIK YİYOR ÖZALTINLARDA MI KAZIK YİYOR? YOKSA DEVLETİ Mİ SATIYORLAR? Diyelim ki devlet aptal paranın değerini bilmiyor rast gele satıyor be kardeşim Özaltınlarda mı aptal? Onlar neden satıyor? *2011 Diageo dayız. DiaGeo aldığında ki FAVOK yaklaşık olarak 208Milyon dolar. Peki TPG-A ortaklar ne kadar satıyor 2.1milyar Dolar! Ouw kaç katı 9.9 katı Haydi şimdi gelelim ilköğretim 2. sınıf matematiğine ; Devletin kar oranı= 12x , Özaltınların =8.5x , TPG-Actera =9.9x 3 ünü sıralamaya koyduğumuzda devlet gerçekten iyi bir fiyata satmış. 12x>9.9x>8.5x Buna devleti satmak denmez. Tabi sen sağdan soldan ne duyuyorsan onu söylüyorsun hala, ben sana gerçekleri gösteriyorum, söylüyorum. Diyorsun ya Araf suresinden Gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar işte bu senin için geçerli. Şuan yaptığın psikolojide öğrenilmiş çaresizlik vardır aynen öyle. Sağdan soldan duymuşsun ve inandırmışsın kendini buna şuanda da korumalığını yapıyorsun. Halbu ki öğrendiklerin, duydukların ne kadar doğru araştırmıyorsun. Gelelim Santral Maddelerine: Ne kadar basit düşünüyorsun. Ruslar gelecek %100 kendi sermayesi ile santral açacak sende bunun yanlış olduğunu söyleyeceksin. %51 lik kısmıda Türkiye onay verdiği taktirde arz edilebileciğini bile kaldıramamışsın...Üstelik maddeleri atlayarak yazmışsın her maddeyi yazsaydın iyi olurdu bir alttaki madde bir üstteki madeyle ne kadar ilişkili. Merak eden arkadaşlar buradan maddeleri indirerek okuyabilirler. http://rapidshare.com/files/454021677/akkuyu_nukleer_anlasmasi.pdf |
Hani ispatlarsam e-devletten hakaret edecektin? Ne oldu? Tükürdüğünü niye yalıyorsun? Çünkü kalbin mühürlenmiş senin. Ben de seni vicdanlı biri sanmıştım. Ben mesajımın altında vermişim zaten kanunun tam metnini. Gitmişsin rapidle falan uğraşmışsın. Hakikaten yazık sana. O partili değiliz diyenlerin halkı uyutma masalları: 1-O partiden değilim ama ekonomik gelişmelerden sonra şimdi B ye veriyorum. 2-Ben eskiden A ya veriyordum B ye veriyorum. 3-Yetmez ama evet. Hepsi yalan propagandası. Arkadaşım senin kalbin mühürlenmiş. Kazık yemeyi kar etmek olarak gören insana ben daha ne diyeyim? Senin 3 e sattığın malını başkası 21 e satmış. Devlet olaydın da sen 21'e sataydın. Adam senden aldığı mala iyi bakmış, parlatmış başkasına 21 e satmış. Sen niye satamıyorsun? Birkaç ayı yanlış yazmışım hakikaten. Birkaç yıl yazacaktım. Ama başka birşey mühim değilmiş gibi hemen ona çullanmışsın. Belge 1: TEKEL’in alkol fabrikalarının sahibi Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin bilançosunda borç olarak görünen 300 milyon lira, devirden bir hafta önce silindi. Bu borç TEKEL Genel Müdürlüğü hesabına aktarıldı. Yani borç devlette kaldı, fabrikalar borçsuz satıldı. 300 milyon lira, o dönemin kurlarına göre yaklaşık 250 milyon dolar eder. Yüksek Denetleme Kurulu Başdenetçisi Şenol Sarrafi, 300 milyon liralık borcu satıştan bir hafta önce silip, alıcıya değil devletin sırtına yüklemenin hukuka aykırı olduğunu 2004 yılı raporlarında yazdı. Meclis KİT Komisyonu’na taşıdı. 35 milletvekilinin, Başbakan’ın ve Maliye Bakanı’nın haberi oldu ama soygun önlenemedi. *** Belge 2: TEKEL’in rakı ve şarap fabrikaları 2004 yılında 292 milyon dolara özel bir yerli şirkete satıldı. Fabrikaları 292 milyon dolara alanlar, bunları 2006 yılında 950 milyon dolara bir Amerikan şirketine sattılar. TEKEL’in fabrikalarının “daha satılırken soydurulduğunu” bütün gazeteler yazdı, milletvekillerinin, Başbakan’ın ve Maliye Bakanı’nın haberi vardı ama soygun yapılmış oldu. *** Belge 3: TEKEL’in 5 sigara fabrikası, kentin merkezinde (Adana-Malatya-Tokat-Bitlis-Samsun) kalmış geniş, değerli arsalarıyla 1 milyar 720 milyon dolara yabancı şirkete satıldı. Bu fabrikalardan sadece Samsun Ballıca’nın yıllık faaliyet kârı 600 milyon TL idi. Sadece Samsun Ballıca fabrikasının 4 yıllık kârı karşılığı, 5 fabrika arsalarıyla yabancıya verilmiş oldu. Bu bilgiler Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer aldı ve Meclis KİT Komisyonu’na getirilerek Başbakan, Maliye Bakanı, 35 milletvekili haberdar edildi ama sonuç değişmedi. *** Belge 4: Sigara fabrikaları satılırken; toplumun bilgisinden kaçırılarak alıcıya kınalı kıyak yapıldı. İşlenmiş A grad ve B grad tütünlerden 25 bin ton (25 milyon kilo) tütün hediye edildi. Bu tütünün kilosu ortalama 5 dolar olduğuna göre, fabrikaların yeni alıcısına devletin deposundan 125 milyon dolar soydurulmuş oldu. Bunun hukuka uygun olmadığı Denetleme Kurulu raporlarında yer aldı, Meclis’te 35 milletvekili ile Başbakan ve Maliye Bakanı’na bildirildi. *** Belge 5: Dünyanın en iyi tütünü işlenmiş A grad Türk tütünüdür. TEKEL, bu tütünleri Türk tütün üreticisinden kilosu ortalama 2.5 dolar ile 3 dolar arasında bir fiyata alır, kilo başına 50 cent işleme masrafı yapar ve elini öpene 7 dolara satardı. TEKEL özelleştirilme aşamasına girince bu tütünleri yine üreticiden 3 dolara almaya devam etti fakat kendisi 18-20 milyon dolar harcayarak teknolojilerini yenilediği kendi Yaprak Tütün Fabrikaları’nda işlemek yerine sayısı 25-30 olan tüccara kilosu 1 dolara satmaya başladı. Yani şu anda bile kilosunu 3 dolara üreticiden aldığı tütünü 1 dolara tüccara veriyor, tüccar TEKEL’den 1 dolara aldığı tütünü 50 cent işleme masrafı yaparak 7 dolara yabancıya elini öptürerek satıyor. Bu bilgiler de Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer aldığı için 35 milletvekili ile Başbakan ve Maliye Bakanı tarafından biliniyor. Belgeler, “Devletin kasasını Tekel işçisine soydurmuyorlar fakat kendileri soyuyorlar” diye bağırıyor." Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye? |
|
Akköprüye hayır. Nukleer santral şeçimi çok dikkatli yapılmalı. 1. Maliyet şu anki üretimlen elektirği 1.5 katı .TETAŞ halen kilowattsaat (kWh) başına 12,45 kuruş alıyor. Rusya ise kurduğu nükleer santralle elektriği kilowattsaat (kWh) başına 12.5 cent yani 27 kuruşa Türkiye'ye satacak. 2.Akköprü aktif fay hattıdır. Konum olarak uygunsuz. Bkz. jeolog . prof. Ahmet Ercanın beyanatı . 3. Yapılan anlaşmada Rusya Türkiye'ye hiç bir bilgi ve teknoloji aktarımı yapmayacak. 4. Rusyanın avrupa'da Bulgaristan ve İranda yaptığı santraller teknojik bilgi eksikliği nedeniyle işletime dahi sokulmamışdır. Rusya yerine Güney kore , japonya alternetiflerine bakılmalı . < Resime gitmek için tıklayın > 5. Hangi partden olursa olsun bizde siyasiler çok pişkindir dün çayda radyasyon yok diye kameralar karşısında çay içen dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral'ın bir gazetede çıkan. "'Radyasyonu gizledik, halktan özür diliyoruz" demişdir. bu dönemde yapılan jeoloji mühenliği dergisinin (MTA ) makalesi ................. < Resime gitmek için tıklayın > Buda makalenin PDF si lütfen inceleyin. http://www.google.com.tr/#hl=tr&safe=active&biw=1316&bih=1017&q=çayda+radyasyon+oranı+tehlikeli+boyutlardadır+cahit+aral&aq=f&aqi=&aql=&oq=&fp=ef4b4175d863bcd3 |
|
Ya oğlum sizin işiniz gücünüz yok mu? Sabah akşam size laf yetiştirmek zorunda mıyım? Para mı veriyorlar size bu iş için? İşsiz güçsüz takımı benim de zamanı mı çalıyorsunuz boş yere. 1-Ben Nükleer Santrale karşı değilim. 2005 itibarıyla dünyada 1100 civarında nükleer reaktör çalışır durumdadır. Bunların yaklaşık 310 tanesi araştırma reaktörüdür. Sanayi ve ilaç için izotop üretiminde kullanılmaktadır. 400ü aşkın reaktör denizaltılarla ilgilidir. 445 dolayında reaktör ise elektrik enerjisi üretimine yönelik olarak faaliyet göstermektedir. Yeryüzündeki en büyük nükleer güç üreticisi ABD dir ve 1998 yılı itibarıyla 676,70 TWh nükleer enerji üretmektedir. ABD aynı zamanda çalışır durumda olan 104 santral ile en fazla santrale sahip olan ülke konumundadır. İkinci en büyük üretici Fransa'dır ve 1998 itibarıyla 368,40 Twh nükleer enerji üretmektedir. Bu ülkeleri Japonya 306,94 Twh, Almanya 145,20 TWh, Rusya 95,38 Twh, İngiltere 91,14 Twh, Güney Kore 85,19 Twh, Ukrayna 70,64 Twh, İsveç 70,00 Twh, Kanada 67,50 Twh izlemektedir. Ülke içinde üretilen enerjinin yüzde dağılımı açısından bakıldığında 1988 itibarıyla Litvanya toplam enerjisinin % 77,21'ini nükleer üretimle karşılarken, bu oran Fransa'da % 75,77'dir. Bu ülkeleri Belçika % 55,16, İsveç % 45,75, Ukrayna % 45,42, Slovakya % 43,80, Bulgaristan % 41,50, Güney Kore % 41,39, İsviçre % 41,07 ile izlemektedir. Türkiye'de etkin durumda olan tek nükleer reaktör; Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinde bulunan TR-2 Araştırma Reaktörü'dür. 2-ABD Nükleer santrali çölün ortasına kurarken, Japonya deniz kenarına kurduğu santralin bedelini öderken (Ayrıca deniz kıyısına kurmasına rağmen Japonya'nın o bölgesinde ot bitmezken...) bu bademlerin Rusya'ya peşkeş çektiği cennetin ortasına kurulacak santrale evet mi diyeceğim? HAYIR 3-Nükleer Santralin YÜZDE YÜZ HİSSESİ Ruslara ait olacakken bununla övünen bademlere YUH diyorum. Rusun malıyla kazanacağı parayla övünen bu bademler 12.5 centlik kazığı Türk Milletine ödetecekler. 4-Nereden biliyorsun bu santral Türkiye'nin olmayacağını? Türkiye için değilse forumlardan başbakana küfür edicem ispatla diyen bademin suratına Madde 5/4: "Rus yetkili kuruluşlarının Proje Şirketi’ndeki toplam payları hiçbir zaman %51’den az olamaz.” vurunca sesini çıkaramaması. Ben böyle şey demedim diye inkar etmesi. Bu yaptığı iki yüzlülerin gıptayla baktığı binbir suratları bile kıskandırır. 5-Yemeyip içmeyip Avrupalı ve yerli efendilerin borç parayla ve sıcak parayla büyüttüğü şu anda içi boş olan balon ekonominin reklamını yapan bademin bir tane yeni kurulan fabrikadan, bir tane dikili ağaçtan bahsedememesi. Zengin daha zengin olurken, fakir daha fakir olurken bunlar zenginin malıyla övünürler. Utanmadan neymiş efendim milli gelir bu kadar artmış. Çalığın, Sabancının, Doğanın, Koçun, Çukurovanın, Rixos un sahiplerinin malı artmışsa bundan banane. Bunların malı işte bu bademlerin çenesini yorar. 6-Devletin malını, altın yumurtlayan tavuklarını satarlar. Sonra da bunlar özelleştirmeye karşı derler. Ona karşı buna karşı derler. Madem yönetemiyorsun ve satıyorsun, o zaman bakanlıkları da özelleştirsene, Meclisi de sat. Kendilerine bilmem kaç yüz milyon dolara yeni uçak alırlar, en son model Mercedeslerden inmezler sonra gariban işçinin memurun boğazındaki 3 kuruşa göz dikerler bunlar. 7-Tekel, Telekom, Tüpraş gibi soygunları aklamaya çalışırlar. Suratlarına belgeyi de vursan Yarabbi şükür derler. Allah bunları ıslah etsin. 8-Belgeye Yarabbi şükür derler ama ben yine bir haber daha açıklayacağım. Noolur açıkla diye yalvardılar madem. Açıklayacağım ki insanlar bunların ne olduğunu görsün. 27/06/2008 Hakkındaki beraat kararı Yargıtay’da kesinleşen Fethullah Gülen’in, “özel akademik ve bilimsel başarı” sahiplerine verilen, süresiz oturma ve çalışma izni sağlayan “ayrıcalıklı” vize için ABD makamlarına yaptığı başvurunun FBI ile İçişleri Bakanlığı’nca reddedildiği bildirildi. Gülen’in dosyasında eski CIA mensubu Graham Fuller’dan referans mektubu bulunmasına rağmen gelen ret kararı, Gülen ve avukatları tarafından temyize götürüldü. Gülen’le ilgili davaya bakan Doğu Philadelphia bölgesi savcılarından Mary Catherine Frye, “Kendisinin talep ettiği vize, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi’nin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildiği için, avukatları bakanlığı dava ettiler” dedi. Dava, İçişleri Bakanlığı ve FBI ile ilgili olduğu için da federal mahkemede görülecek. Hâkim Stewart Dalzell’in taraflardan istediği son bilgi ve belgeler dün mahkemeye teslim edildi. Tarih henüz belli değil Frye, belgelerde CIA’den bir referans olup olmadığı sorusuna, “Sadece Gülen’in cemaat mensuplarından birinin CIA ile ilgili bir sözü var. Onda da herkesin onu CIA’yle bağlantılı sandığını, aslında olmadığını söylüyor” yanıtını verdi. Ancak Gülen’in dosyasına referans mektubu verenler arasında eski CIA mensubu Graham Fuller’ın da bulunduğu öğrenildi. Yargıtay’daki temyiz sürecinin sonucunu da Milliyet’ten öğrenen Frye, “Hakim belgeleri inceledikten sonra bizleri çağırıp bir duruşma yapabilir ya da kendi başına dosya konusunda karar verebilir. Bu konuda henüz bize verilmiş bir tarih yok” dedi. Savcılık, Gülen’in dini ve siyasi bir figür olduğunu, akademisyenlere para ödeyerek, kendisi ve hareketi için yazı yazdırdığını da iddia etti. Savcı, Gülen’in yazdığı kitapların da eğitim modellerinden çok dini çalışmalar içerdiğini belirterek, laiklikle dini hoşgörünün harmanlandığı iddiasını yeterince inandırıcı bulmamıştı. Frey’ın da bağlı olduğu ve Gülen davasına da bakan Pennsylvania Doğu Bölgesi Başsavcısı Patrick Meehan, terörizm ve yolsuzluk davalarında uzmanlaşan bir isim. Halen Amerikalı iki üst düzey yönetici hakkında yolsuzluk davası açmış durumda. 2010 yılında Cumhuriyetçi Parti’den Pennsylvania Valisi olması ihtimalinden söz ediliyor. http://sanat.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=880912 |
İlk 3 santralin bu şekilde kurulması normal .ABD engeli olmasa şartlar daha farklı olurdu ama olsun önemli olan bu ABD engelinin güçlükle de olsa kırılabılmesı bundan sonraki santrallerde bu kadar güçlük yasanmaycaktır emin ol.Siyaseti bu kadar çok seviyorsan sevdiğin partıden aday ol. Sen hariç burada kimse siyasetten bahsetmiyor,nükleer enerejının gereklılıgınden bahsedilirken sen GAZ yapıyorsun.. fasulyden baska bir şey yemiyormsun ![]() |
Fazla okumamışsın. Benim yazdıklarımı da oku. Nükleer Enerjiye evet ama Rusya'ya en kazık fiyatla bize elektrik satsın diye bedavadan verilen Akkuya'da kurulacak Nükleer Santrale hayır. 29 Haziran 2010 tarihinde 1/902 esas numarası ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı başlığı altında Başbakan Erdoğan’ın imzası ile TBMM Dışişleri Komisyonu’na gönderildi.Komisyonda yer alan muhalefet milletvekillerinin anlaşma şartlarına olan yoğun itirazlarına rağmen iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla acele bir şekilde onaylandı ve genel kurulda görüşülmek üzere meclis başkanlığına gönderildi Türkiye söz konusu anlaşma ile kurulması öngörülen nükleer santralı her şeyiyle Ruslara bırakıyordu. Akkuyu bir ülke sınırları içinde kurulup, sahibinin bir başka ülke olduğu ilk nükleer santral olacaktı yeryüzünde! Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın Rus muadili ile imzaladığı anlaşma metninden bazı maddeler: Madde 5/3:“Proje Şirketi Rus tarafınca yetkilendirilen şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak başlangıçta %100 hisse payına sahip olacak şekilde Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve düzenlemeleri kapsamında anonim şirket olarak kurulur. Madde 5/4: "Rus yetkili kuruluşlarının Proje Şirketi’ndeki toplam payları hiçbir zaman %51’den az olamaz.” (Bu maddelerin ters okunuşu, “Rusya başlangıçta zaten %100 hisseye sahiptir. Türkiye hiçbir zaman Proje Şirketi’nde yarı yarıya ortaklık hakkı ya da, %49 hisse elde edemez”) Madde 7/1: “Türk tarafı sahayı mevcut lisansı ve mevcut altyapısı ile birlikte bedelsiz olarak Nükleer Güç Santralinin söküm sürecinin sonuna kadar Proje Şirketi’ne tahsis eder. Santralin kurulacağı ve Türk devletine ait ilave arazi de Proje Şirketi’ne bedelsiz olarak tahsis edilir. Gerekli olursa, Proje Şirketi ilave arazi için Orman Fonu’na gerekli ödemeleri yapar” Madde 7/2: “Türk tarafı Proje Şirketi’ne yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti kanun ve düzenlemeleri kapsamında Proje ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan özel mülkiyete konu diğer tüm arazilerin kamulaştırılması hususunda kolaylık sağlar. (…) Proje ile ilgili olarak yabancıların çalışmasına ilişkin gerekli izinlerin verilmesi kolaylaştırılacaktır”. Madde 12/4: “Proje Şirketi Nükleer Güç Santrali’nin sökümü ve atık yönetiminden sorumludur”. Dışişleri Komisyonu Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Esas No.: 1/902 6 Temmuz 2010 Karar No.: 68 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA (…) - TETAŞ’ın Proje Şirketi ile imzalayacağı Elektrik Satın Alma Sözleşmesi (ESA) çerçevesinde birinci ve ikinci ünitelerden üretilecek elektriğin % 70’ini, üçüncü ve dördüncü ünitelerden üretilecek elektriğin % 30’unu 15 yıl boyunca ortalama ağırlıklı 12,35 ABD senti üzerinden satın alacağı, ESA döneminin bitişini takiben (15 yıl sonra) santralin net karının % 20’sinin, santral üretiminin devam ettiği sürece (tahminen 45 yıl daha) Türk Hükümetine verileceği, (…) ifade edilmiştir Tam metni buraya sığmayacağı için önemli maddeleri yazdım. Tam metin için:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/902) 1-Ben Nükleer Santrale karşı değilim. 2005 itibarıyla dünyada 1100 civarında nükleer reaktör çalışır durumdadır. Bunların yaklaşık 310 tanesi araştırma reaktörüdür. Sanayi ve ilaç için izotop üretiminde kullanılmaktadır. 400ü aşkın reaktör denizaltılarla ilgilidir. 445 dolayında reaktör ise elektrik enerjisi üretimine yönelik olarak faaliyet göstermektedir. Yeryüzündeki en büyük nükleer güç üreticisi ABD dir ve 1998 yılı itibarıyla 676,70 TWh nükleer enerji üretmektedir. ABD aynı zamanda çalışır durumda olan 104 santral ile en fazla santrale sahip olan ülke konumundadır. İkinci en büyük üretici Fransa'dır ve 1998 itibarıyla 368,40 Twh nükleer enerji üretmektedir. Bu ülkeleri Japonya 306,94 Twh, Almanya 145,20 TWh, Rusya 95,38 Twh, İngiltere 91,14 Twh, Güney Kore 85,19 Twh, Ukrayna 70,64 Twh, İsveç 70,00 Twh, Kanada 67,50 Twh izlemektedir. Ülke içinde üretilen enerjinin yüzde dağılımı açısından bakıldığında 1988 itibarıyla Litvanya toplam enerjisinin % 77,21'ini nükleer üretimle karşılarken, bu oran Fransa'da % 75,77'dir. Bu ülkeleri Belçika % 55,16, İsveç % 45,75, Ukrayna % 45,42, Slovakya % 43,80, Bulgaristan % 41,50, Güney Kore % 41,39, İsviçre % 41,07 ile izlemektedir. Türkiye'de etkin durumda olan tek nükleer reaktör; Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinde bulunan TR-2 Araştırma Reaktörü'dür. 2-Nükleer Santralin YÜZDE YÜZ HİSSESİ Ruslara ait olacakken bununla övünenlere YAZIKLAR OLSUN diyorum. Rusun malıyla kazanacağı parayla övünenler 12.35 centlik kazığı Türk Milletine ödetirken hiç yüzleri kızaracak mı? 3-ABD Nükleer santrali çölün ortasına kurarken, Japonya deniz kenarına kurduğu santralin bedelini öderken (Ayrıca deniz kıyısına kurmasına rağmen Japonya'nın o bölgesinde ot bitmezken...) Rusya'ya peşkeş çekilen cennet Akkuyu'nun ortasına kurulacak santrale evet mi diyelim? HAYIR 4- Hala nereden biliyorsunuz bu santralin Türkiye'nin olmayacağını diyenlerin suratlarına Madde 5/4 'ü doksan dokuz kez vurmamıza rağmen insanları avutmaktan, uyutmaktan ve soymaktan vazgeçmeyenlere ne diyelim? Ar damarlarlarından hiç kalıntı kalmış mı acaba? |
kendi mesajımda büyütüğüm kısımı tekrar okursanız düşşüncem orada. elbette Türkiyenin olması lazım ve yüzde yüz Türk mühendislerinin tasarlaması lazım ama şu şartlar altında hayalden öteye gitmez. Tam okuyamadım ama Türkiye tüm hisseleri vermez. (bir çıkarı vardır ki Rusyayla ortak otomotiv sanayi kurulacak diye duydum) yap işlet devret yaparlar. ama benim görüşüm yüzde yüz verilmesi yönünde zaten nasıl olsa 2-3 yıl sonra özelleştirme diye yahudilere satılacak. (petkim ve tekel en büyük örnekleri) Akkuyu olayında haklısınız ama siyasetçilerden ne bekliyosunuz ki ...dünyanın en temiz enerji kaynağı su barajları fakat karadenizde hes başlığı altında çoğu ülkenin orman varlığından çok ağacı su altında bırakacaklar... not:haklısınız yarın geriye dönük tüm mesajları okuyacağım okumadan mesaj yazmamam gerekirdi ama 18 sayfa mesaj var . Fakat böyle bi konuyada mesaj yazılmadan geçilmezdi. |
|
Tamam biz cahiliz, fransa cahil, abd cahil, japonyadaki tehlikeli duruma rağmen nükleer tesis yatırımından vazgeçmeyeceğiz diyen çin zır cahil, http://www.nukte.org/ |
|
Size nükleer görüntüleri... Çernobil görüntüleri http://englishrussia.com/index.php/2011/03/22/recalling-chernobyl-tragedy/ Sonrası http://englishrussia.com/index.php/2011/03/29/soon-after-the-chernobyl-disaster/ |
|
Arkadaşlar bu konunun uzmanı değilim ancak benim okuduklarımdan bildiğim kadarıyla 1950'lerden itibaren zengin ülkeler bu nükleer santrallerinin atıklarını bizim gibi 3. dünya ülkelerini çöplük olarak kullanarak ortadan kaldırdılar. Bundan 10-15 yıl kadar önce ben çocukken izlediğim haberleri hatırlıyorum. Türkiye'den çeşitli Avrupa ülkelerinin nükleer atıkları varil varil ortaya çıkıyordu. Ben Çernobil'in patladığı sene Karadeniz'de doğmuşum. Kazım Koyuncu'yu bu nükleer patlamanın etkisiyle kaybettik, hala daha Karadeniz'de kanserden ölenlerin oranı diğer bölgelere göre çok daha fazladır. Rüzgar, güneş, jeotermal, dalga enerjisi gibi pek çok enerji çeşidi Türkiye'de rahatlıkla kullanılabilecekken 3 kuruş ucuz diye bu rezilliğe değer mi? Bizim paralarımız nelere gitmiyor, TRT'nin saçma sapan futbol programlarına ve dandik dizilerine yetiyor, temiz enerjiye mi yetmeyecek? Üstelik tam da tüm dünya hatasını farkedip bu yoldan dönerken bizim nükleer santraller yapmaya başlamamız ne kadar mantıklıdır? Bir söz vardır; "alem gider Mersin'e biz gideriz tersine" diye. Alem nükleer santrallerini kapatmaya başladı biz Mersin'e nükleer santral dikecekmişiz. Tam da Fukuşima faciasından sonra, bu yapılanlar ilkokul çocuğuna yakışmayacak bir inadı andırıyor. Çevrecinin daniskası olduğunu iddia edenler, keşke birazcık doğru söyleseler... Bakın birkaç haber: http://news-eu.com/haber/1097-7-nukleer-santral-kapatiliyor.html http://www.evrensel.net/news.php?id=2085 |
Bu korku tacırlerıne sormak lagzım Türkiye yeye komsu ülkelerdeki 24 NÜKLEER santral herhangı bır kaza da Türkiyeyı etkılemeycek mı ? o kadar sacma seyler yazıyorsunuz kı inanılır gıbı değil ;madem bu nükleer santraller o kadar tehlıkelı avrupa ya amerıka ya gıtmeyın. Hatta Türkiye de degil BOTSTWANA da yasayın çünki 5 komsu ülkede 24 Nükleer santral var. |
|
http://www.nuke.hun.edu.tr/tr/index.html 82 den beri yetiştiriliyor |
Metzamor şu an dünya üzerindeki EN TEHLIKELI nükleer reaktör.Bunu niye kapattırmıyorlar anlamak zor.Ama denildiği gibi bir kaza durumunda vay bizim halimize. Ağrı-Iğdır vs. i unutun
Ayrıca arkadaşa katılıyorum şu konuda . Tamam belki Nükleere karşı olmak için haklı sebepleriniz olabilir o zaman neden Termik Santrallere karşısınız.Ona hayır buna hayır.Bu ülkenin enerjisi nasıl gelecek o zaman. O buna hayır şuna hayır diyen akıllılar bi teknoloji yapsında o zaman enerji üretilsin bi şekilde.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Hirotaro -- 21 Mart 2011; 18:36:07 >