|
Bence Mustafa Kemal Atatürk için,forum ana sayfasında özel bir başlık olmalıydı,böyle konu dışında olmamalıydı. Atatürk'ün yeri konu dışı olmamalıy... |
|
Bence Mustafa Kemal Atatürk için,forum ana sayfasında özel bir başlık olmalıydı,böyle konu dışında olmamalıydı. Atatürk'ün yeri konu dışı olmamalıydı. |
| < Resime gitmek için tıklayın > |
|
< Resime gitmek için tıklayın > ATAMDAN BİR ANI Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan..? Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi: -Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler... Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı. Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi. Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır. Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş: -Bu köşk kimin? -Kirkor’un... -Ya şu koca bina? -Yargo’nun... -Ya şu? -Salomon’un... Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: -Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur: -Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam... Atatürk bu anısını naklederken: -Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.... BUDA UFAK BİR ÖZET 7 yaşında babasını kaybetti. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya zorlandı. 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Tarlalarda karga kovaladı. 10 yaşında yüzü kanlar içinde kalıncaya kadar "hoca" sından dayak yedi. 17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı. 24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına hücrede yattı 25 yaşında sürgüne gönderildi. 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilen edilirken, o hiç önemsenmiyordu bile. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu. 30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanın eline geçti. 30 yaşında amiri, onu kendinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı. 37 yaşında böbrek hastalığından 2 ay hasta ve yalnız yattı. 37 yaşında komutan olarak atandığı ordu dağıtıldı. 38 yaşında savunma bakanı tarafından görevinden alındı. 38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve giydiği redingotu başkasından ödünç aldı. Cebinde ise sadece 80 lirası vardı. 38 yaşında tutuklama kararı çıkartıldı. 38 yaşında en yakın beş arkadşından üçü, onun Kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı. 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı. Sonra... 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu .. Vasiyeti ve Ölümü ATATÜRK'ÜN VASİYETNAMESİ'NİN TAM METNİ Malik olduğum bütün nutuk ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, terk ve vasiyet ediyorum: 1. Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. 2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir. 3. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir. 4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. 5. İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. 6. Her sene nemedan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. K.Atatürk Tüm tedavilere rağmen günden güne eriyen Atatürk, 8 Kasım 1938 günü şiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Saat altı buçuk gibi gelen bu rahatsızlıkta Atatürk'ün midesi bulanmış ve kusmaya çalışmıştı. Sürekli istifra etmeye çalışan Atatürk, bu sırada Hasan Rıza Beye (Soyak) bakarak "Saat kaç?" diye birkaç kez sormuş, Hasan Rıza Bey her soruşunda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermişti. Bu sırada kendisine haber verilen Neşet Ömer Bey de gelmişti. Abravaya ile Atatürk'e gereken tedavileri yapıyorlar ve bazı önlemler alıyorlardı. Neşet Ömer Bey bir ara "Dilinizi göreyim efendim." diye seslendi. Atatürk dilini yarıya kadar dışarı çıkardı. Neşet Ömer Bey "Biraz daha uzatınız efendim." diye seslenince, Atatürk, Neşet Ömer Bey'e bakarak ; - "Vealeykümüsselam" diyerek gözlerini kapattı. Atatürk son kez komaya girmişti. 9-10 Kasım gecesini rahatsız geçiren Atatürk artık derin bir uykuda gibi yatıyor ve ölümü bekliyordu. 10 Kasım 1938 günü saat 8 gibi bir ara gırtlağından Hı Hı Hı sesleri çıkarmıştı. Saat dokuzu beş geçe gözlerini son kez açarak, etrafına baktı ve hemen kapattı. Büyük Önder Atatürk ölmüştü. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk, Millî Mücadele'de millî birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe meydanlarında efsanevî bir kumandan, devlet kuran büyük siyaset adamı, milletin çehresini değiştiren kûdretli bir inkılâpçıdır. Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğunda şüphe yoktur. Kahramanlık ve yüksek insanlık meziyetlerini en yüksek seviyede taşıdığında dünya tarihçileri ve fikir adamları tereddütsüz birleşmektedir. Tarihin büyük tanıdığı şahsiyetlerle mukayesesi yapıldığı zaman türlü bakımlardan bariz üstünlükleri göze çarpmaktadır. Bir kere bütün bu dehalara üstün tarafı, hem fikir hem hareket adamı oluşudur. O, fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir lider idi. Fikir ve düşüncelerinin özünü oluşturan Atatürkçülük, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış akılcı bir dünya görüşüdür. Memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında aklın ve ilmin rehberliğini kabul eden bu gerçekçi görüş, gerek Türk Bağımsızlık Savaşı'nın gerekse onu izleyen Türk çağdaşlaşma hareketi'nin esasını oluşturmaktadır. Atatürk gerçeğin adamıdır; sağduyunun ve ince görüşün adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise daima en iyisini yapmış, en hayırlısına karar vermiştir. Halkın eğilimlerini çok iyi sezen ve ruhlara sızmasını bilen usta inkılâpçılığı sayesindedir ki müşterek arzu ve eğilimler kolayca millî ülkü haline gelebilmiştir. Giriştiği mücadelenin başından sonuna kadar Türk milletinin yüksek vasıflarına güvenmiş, kazanılan her türlü zaferin milletin eseri olduğunu söylemiştir. Bütün teşebbüslerinde millet sevgisine dayanmış, kudretli kişiliği ve gerçeği sezişe dayanan ikna kuvvetiyle kitleleri sürükleyebilecek bir lider olduğunu göstermiştir. Millî kurtuluşa bayrak olan fikirleri, görüşleri ve ölmez eseriyle, tesirleri memleket sınırlarını aşmış, mazlum milletlerin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde manevî kuvvet olmuştur. Atatürk yaratıcısı, yapıcısı olduğu "Türk İnkılâbı"nı ifade ederken: "Bu inkılâp, yüksek bir insani ülkü ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir" diyordu. Kendisi de yarattığı inkılâbın imanlı bir yapıcısı sıfatıyla bütün dünyaya açık yürekle, samimiyetle ve dostlukla bakıyordu. Gerçekten, "Ne Mutlu Türküm diyene!" vecizesiyle kalplere millî iman perçinleyen Atatürk, aynı zamanda insanlık idealinin ve insan sevgisinin de sembolü idi. Yabancıların, "Düşmanlarınız kimlerdir?" sorusuna, "Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız!" cevabını veriyordu. İşte bu insancıl yönü iledir ki tamamen millî nitelik taşıyan "Atatürk İnkılâbı" aynı zamanda bütün insanlığın hayranlığını da üzerinde toplamaktadır. Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. Güncel Tutulacaktır Bu Konu...
|
| Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyor, gençlere verdiği mesajların önemini anlıyoruz. |
|
ayıp yaw..... Gerçekten çok ayıp... ORJİNALİ... http://www.motosiklet.net/forum/showthread.php?t=16660 (24-06-2006, 08:59 PM ) |
|
böyle anlamlı bir çalışma için teşekkürler sizleri www.kemalist.org a davet ediyorum (oraya babam takılıyo hanli44) |
Hemen üye oldum. |
katılıyorum çok güzel ama çalıntı
|
|
http://www.kanalturk.com.tr/yazar.php?yazarlar_id=25 bende Atatürkçüyüm diyosanız tıklayın,önemli bi çalışma |
|
cok fazla takip edemedigim icin daha once verilip verilmedigin ibilmiyorum ama izlemeyenler icin harika bir calisma http://www.herice.com/yeni/ataturk.html |
|
http://forum.donanimhaber.com/m_9480284/tm.htm Girip bir yardımcı olun... |
Hayır hiçde ayıp değil. Nasıl okul, kurum vb. yerlerde aynı köşe oluyorsa forumlarda da aynı köşe olması düşüncesindeyim. |
|
son olarak :http://nobelprize.org/nomination/peace/nomination.php?action=show&showid=2046 burda söz biter... |
arkadaşlar bu sitede tam 119 tane Atatürk fotoğrafı var verildiyse affola http://www.mkutup.gov.tr/mkfoto-eng.html |
teşekkürler... |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Hayatı Gençlik (1881 - 1905) Mustafa Kemal Atatürk, 1881 tarihinde Selanik'te doğdu. Doğum günü kesin olarak bilinmemekle beraber, Prof. Afet İnan'ın bir 19 Mayıs bayramı sırasında doğum gününü sorması üzerine "Baharda doğmuşum, neden 19 Mayıs olmasın" dediği nakledilir. Öte yandan Enver Behnan Şapolyo, annesinin ağzından "23 Kanuni evvel olması gerekli, evdeki mushafın içine yazmıştım" diye aktarır ki bu bahar değil kış ayıdır, eski takvimle (Julyen) 23 Aralık, şimdiki takvimle (Gregoryen) 4 Ocak gününe denk düşmektedir. Babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ /Aşağı Debre'dandır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Zübeyde Hanım, aslen Vodina'ya bağlı Sarıgöl bucağındandır. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule Hanım 1956 yılına değin yaşadı. Mustafa, öğrenim çağına gelince Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı; sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selanik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi. Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mah. Islahhane Caddesi'ndeki ev, bu Ragıp Bey'in evidir. Ali Rıza Bey ile birlikte ailesi Ahmed Sübaşı Mah.'deki Sanayi Mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı. Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdadisi'ni bitirip, İstanbul'da Harbiye-i Şahane'de öğrenime başladı. 1902 yılında mülazim (teğmen) rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamladı. Olgunlaşma (1905 - 1911) 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. Yönetici (1911 - 1919) 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı'nı kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında önemli hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Hayatının ilk aşk ilişkisini de burada, bir Bulgar kızı ile yaşadı. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı Devleti de savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümen'i kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir Türk savaş kahramanı oldu ve "Çanakkale geçilmez!" sözü burada doğdu. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Liman Von Sanders yönetiminde Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Çanakkale Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin verdiği kayıplar üzerinde hem fikir olunamamışsa da, Osmanlı büyük kayıplar vererek saldırıyı püskürtmüştür. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Veliaht Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana'ya ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na getirildi. Daha sonra bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı. Kurtuluş Savaşı (1919 - 1923) Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu işgale başlamaları üzerine, Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla ulusal kuvvetlerin tek merkezde toplanması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı. Türk kurtuluş mücadelesi 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali sırasında Hasan Tahsin tarafından düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Fakat işgalci emperyalist devletlere karşı başarılı bir mücadele için düzenli bir ordu şarttı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye-ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı. Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın önemli aşamaları şunlardır: * Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı * Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa savunmaları (1919- 1921) * I. İnönü Zaferi (6 - 10 Ocak 1921) * II. İnönü Zaferi (23 Mart - 1 Nisan 1921) * Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10 - 24 Temmuz 1921) * Sakarya Zaferi (23 Ağustos - 13 Eylül 1921) * Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muhaberesi ve Takip Harekatı (26 Ağustos - 9 Eylül 1922) Sakarya Zaferi'nden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu anlaşma ile Sevr Antlaşması yürürlükten kalkmış, Türkiye Cumhuriyet'i Lozan Anlatlaşması temelleri üzerine kurulmuştur. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmişti. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilafet ve saltanat birbirinden ayrıldı, önce saltanat ve daha sonra da hilafet (3 Mart 1924) kaldırıldı. Böylece Osmanlı hanedanının yönetimden bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet (halk egemenliği) idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hükümeti kuruldu. 1923-1938 Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, devlet-hükümet başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili talimatlar verdi. Yurt dışına hiçbir resmi ziyaret için çıkmamakla birlikte, Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını ve komutanlarını ağırladı. 15-20 Ekim 1927 arasında Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük Nutuk'unu (Söylev), 29 Ekim 1933 tarihinde de Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. Nutuk, hem Kurtuluş Savaşı'nın hesabını veren, bir diğer deyişle ulusal mücadelenin kimlere karşı niçin ve nasıl verildiğini anlatan, hem de mücadelenin Cumhuriyet kurulduktan sonraki safhasında yapılması gerekenler ve yapılacak olanlar konusunda önemli bilgiler içeren değerli ve önemli bir konuşmadır. Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'te Latife Hanım'la evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk, Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı. 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu'na pay ayırdı. Atatürk içkiye, özellikle rakıya düşkündü. Yoğun sağlık problemleri yaşadığı son dönemlerinde dahi doktorları ile içki konusunda anlaşamadığı bilinmektedir. 10 Kasım 1938 saat 9:05'te, yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâaşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü. Kişiliği Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine büyük ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet adamlarını, sanatçıları ve bilim adamlarını davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. 2587 sayılı soyadı kanunuyla TBMM tarafından kendisine "Türklerin Babası" anlamına gelen Atatürk ismi verilmiştir (24 Kasım 1934). Atatürk, kendi deyişiyle Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi inkılap yapımında öncü rol oynadı. Bu değişiklikler köklü oluşları ve eski sistemi düzenlemektense yerine yenisini getirmeleri nedeniyle reform değil, inkılap olarak bizzat kendisi tarafından adlandırılmışlar ve genelde Atatürk İnkılapları olarak anılmışlardır. Her ne kadar devrimleri olarakda anılsada devrim kavramı ihtilal kavramının eş anlamlısı olduğundan ve kanla gerçekleşeği için Atatürk ihtilal gibi negatif bir kavram yerine değişim anlamına inkılap kavramını seçmiştir. Bu yapılanlar beş ana başlık altında toplanabilir: Siyasal alandaki inkılaplar Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 1 Kasım 1922'de çıkarılan bir yasa ile Osmanlı Hanedanının Türk toplumu üzerindeki mutlak otoritesinin yıkılması ve monarşinin kaldırılarak egemenliğin halka verilmesidir. Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923), milletin yönetilme şeklinin belirlenmiş olduğu, Atatürk'ün siyasi devrimlerinden bir tanesidir. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 25 Ekim 1923'te ortaya çıkan kabine bunalımı sonucunda, bu yönetim şeklinin kusurları daha net ortaya çıkmış ve 29 Ekim'de Anayasanın ilgili maddeleri değiştirilerek, ülkenin yönetim şekli cumhuriyet olarak belirlenmiştir. Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması'nın ardından TBMM'de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Hükümetinin dayandığı prensipler demokratikti ama bir taraftan da adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti" idi. Kendisi bir hükümet olan TBMM'nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanının bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı. Bu şekil demokrasi idarelerinden hiç birine benzemiyordu. Atatürk'ün tavsiyesi ile 27 Ekim 1923'te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni hükümet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Atatürk 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü'yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı. 29 Ekim günü, Halk Partisi Meclis Grubu Bakanlar Kurulu listesi üzerinde anlaşamayınca, bazı milletvekilleri Mustafa Kemal'den fikir sorulmasına karar verdiler. Mustafa Kemal, Gruptan bir saat mühlet istedi. Bu müddet zarfında birçok milletvekilini odasına çağırarak gece hazırladıkları kanun tasarısı hakkındaki düşüncelerini öğrendi. Sonra grup toplantısında söz alarak Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gereğini açıkladı ve okumak üzere tasarıyı katiplerden birine verdi. Tasarıda: "Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir" gibi esaslar vardı. Uzun görüşmelerden sonra Cumhuriyetin ilanı parti grubunda kabul edildi. Sonra derhal Büyük Millet Meclisi toplandı. Evvela Anayasa Komisyonunun tutanağı okundu. Milletvekillerinden Yunus Nadi, Vasıf Çınar, Eyüp Sabri, Rasih Hoca kürsüye çıkarak cumhuriyetten yana ateşli nutuklar söylediler. Şair Mehmet Emin (Yurdakul) heyecanlı bir konuşmadan sonra bütün milletvekillerini "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağırmağa davet etti. Bütün milletvekilleri ayağa kalkarak üç defa "Yaşasın Cumhuriyet!" diye bağırdılar. 29/30 Ekim 1923 Pazartesi saat 20.30'da kanun kabul edildi. Artık Türk Devletinin adı konmuştu: Türkiye Cumhuriyeti. Aynı toplantıda Büyük Millet Meclisi oy birliği ile Cumhurbaşkanlığına Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal'i seçti. Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı vakur ve sevinçli bir yüz ile kürsüye çıktığı zaman büyük bir alkış kopmuş, bu sürekli alkışlar arasında konuşan Mustafa Kemal, "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır" cümlesiyle konuşmasına son vermiştir. Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924), son olarak Osmanlı Hanedanı elinde bulunan halifelik sıfatının, Türkiye Cumhuriyeti tarafından kaldırılması olayıdır. Saltanatın kaldırılmasından ve VI. Mehmet'in (Padişah Vahdettin) İstanbul'dan ayrılmasından sonra, TBMM'nin 18 Kasım 1922'de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, eski rejim yanlılarının tek umudu haline gelmiş, bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, yeniden törenler düzenlemeye, demeçler vermeye, bazı İslam ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslam dünyası'nın önderi tavrı takınmaya başlamıştı. Bu durumun yeni kurulmuş cumhuriyet yönetimi için tehlikeli olabileceğini kavrayan Atatürk, İzmir'deki ordu tatbikatları sırasında ordu komutanlarına hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayıp, yasanın meclis gündemine getirilmesini kararlaştırdı. 1 Mart 1924'teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı Hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924'te kabul edilen yasayla, halifelik kaldırılıp, ilerde saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için hanedan üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları kabul edildi. Toplumsal alandaki inkılaplar Kadınlara ve erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934) Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925), Atatürk’ün Cumhuriyet devrimleri arasında önemli bir yeri vardır. İlklerden olması hem halkın nabzını ölçmüş hem de diğer reformlara zemin hazırlamıştır. Atatürk'ün Kastamonu’ya düzenlediği gezide şapkayla halkın arasına girmesinin ardından, şapka giyilmesi hakkında kanun çıkarılmıştır. Tekkelerin, zâviyelerin ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925) Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) Lâkapların ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934) Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerinin kabulü (1925-1931) Hukuk alanındaki inkılaplar Mecellenin kaldırılması (1924-1937), dinin eksikliğinden değil, zorlayan iktisadi ve sosyal koşullar sonunda o çağdaki şeriat hukukunun eskimişliğine bir çare idi. Çünkü hukuk sistemleri devamalı değişiyordu, Batılılaşma reformlarına mecbur kalan imparatorluk bir yandan Batı'dan iktibaslar yapıyor, bir yandan şeriatta düzenlemeler yapıyordu. Bu durum cumhuriyete kadar iki başlı toplum yapısına yol açmıştır. Mecelle Cemiyeti'nin başında Ahmet Cevdet Paşa vardı. 1869'da kuruldu, 1870'de ilk kitabını çıkardı,padişah bunu onayladı, yürürlüğe girdi. Fakat skolastik medreseyi karşısında buldu. İmam Züfer'in ictihadı bahane edilerek Cevdet Paşa azlettirildi. Mecelle fetva kapısına nakledildi. Cemiyet 1888'de lağvedildi. Bu cemiyetin kitapları, 1926'ya kadar yürürlükteydi. 1926'da İsviçre medeni kanunu alınarak mesele kökten halledildi. Eğitim ve kültür alanındaki devrimler Öğretimin Birleştirilmesi Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) (3 Mart 1924), Mecliste kabul edilen “Tevhid-i Tedrisat” Eğitimde birlik ilkesini içeren kanundur. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliği bir sistem olarak benimsenmiş bulunmaktadır. Bütün okullar kurulan MEB'e bağlanmıştır. Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928) Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932) Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933) Güzel sanatlarda yenilikler Ekonomi alanındaki devrimler Aşar vergisinin kaldırılması Çiftçinin özendirilmesi Örnek çiftliklerin kurulması (Atatürk Orman Çiftliği gibi) Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması I. ve II. 5 yıllık Kalkınma Planları'nın (1933-1938) uygulamaya konulması Anadolu'nun yeni yollarla donatılması İlkeleri Milliyetçilik Halkçılık Laiklik Devletçilik İnkılâpçılık Cumhuriyetçilik Yapıtları Tâbiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih Takımın Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1908) Cumalı Ordugâhı - Süvari: Bölük, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1909) Tâbiye ve Tatbikat Seyahati (1911) Bölüğün Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1912) Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918) Nutuk (1927) Vatandaş İçin Medeni Bilgiler (1930) Geometri (1937) Atatürk'ün ayrıca, 1915-1918 yılları arasında Anafartalar, Doğu Cephesi ve Karlsbad'daki hatıralarını yazdığı günlükleri de bulunmaktadır. Bunlardan Anafartalar Muharebatı'na Ait Tarihçe, Türk Tarih Kurumu tarafından kitap olarak basılmıştır. Bununla birlikte 1908-1938 yılları arasında Mustafa Kemal'in imza attığı, yazdığı, söylediği,kişisel notları dahil her şeyin toplandığı Atatürk'ün Bütün Eserleri adlı bir ansiklopedi de Kaynak Yayınları tarafından hazırlanmakta. Fotoğraflar < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. Bu okulda öğrenci iken İstibdat İdaresine karşı şüphe uyandırdığından Saray’da sorguya çekildi ve Şam’daki 5 nci Ordu emrine verildi. 11 Ocak 1905 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Kolağası (Kd.Yzb.) rütbesine terfi ettiği gün. 20 Haziran 1907 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Harekât Ordusu Subayları ile, Selanik. 1909 < Resime gitmek için tıklayın > Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal, Mücahit Bedevi Kuvvetleri önünde emirlerini yazdırırken, Derne. 1912 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta arkadaşları ile birlikte. 1912 < Resime gitmek için tıklayın > Sofya Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır. 11-12 Mayıs 1914 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Sofya’da Ataşemiliter... 1914 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, 3 ncü Kolordu Erkânı ile... 1915 < Resime gitmek için tıklayın > Kurmay Albay Mustafa Kemal, Çanakkale’de...1915 < Resime gitmek için tıklayın > Çanakkale’nin cehennemi andıran savaşlarında her zaman askerleri ile beraber siperlerde olan Mustafa Kemal...1915 < Resime gitmek için tıklayın > II. Ordu Komutanı Mustafa Kemal, Diyarbakır’da Avusturya Macaristan otomobil kolunu denetlerken...Nisan 1917 < Resime gitmek için tıklayın > II. Ordu Komutanı Mustafa Kemal her zaman askeri ile beraberdir. Her fırsatta ve en duyarlı günlerde birliklerinin başında ve yanındadır... 1917 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandığı gün... 31 Ekim 1918 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı iken... 31 Ekim – 13 Kasım 1918 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, yaverleri ile beraber. Salih Bozok, Şükrü Tezer, Cevat Abbas Gürer... 1918 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal’in askerlikten istifa ettiği gün, yaverleri Muzaffer Kılıç ve Cevat Abbas Gürer’le... 8 Temmuz 1919 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, ilk büyük kongreyi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919) topladığı Erzurum’da hükümet konağı önünde Vali Zühtü Bey, memurlar ve subaylarla... < Resime gitmek için tıklayın > Sivas Kongresi günlerinde... < Resime gitmek için tıklayın > Heyeti Temsiliye’ye birlikte seçildiği arkadaşlarından Hüseyin Rauf Orbay ve Bekir Sami Kunduh beylerle Sivas’ta. < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Sivas Kongresi üyeleri ile. Oturanlar sağdan sola; Mazhar Müfit Kansu, Hüsrev Sami Kızıldoğan, Ahmet Rüstem, Bekir Sami Kunduh, Kadı Hasbi, Mustafa Kemal, Şeyh Hacı Fevzi, Rauf Orbay, Ömer Mümtaz, arka sıralarda; Hâmi Danişmend, Recep Zühtü, Hüsrev Gerede, Ruşen Eşref Ünaydın, Nizamettin Bey, Mazlum Bey, Küçük Ethem Bey ve yaver Muzaffer Kılıç... Eylül 1919 < Resime gitmek için tıklayın > İstanbul Hükümeti’nin temsilcisi Bahriye Nazırı (Bakanı) Salih Hulusi Paşa (Kezrak)’yla görüşmek üzere Amasya’ya giderken Tokat’ta karşılanışı. Sağında Heyeti Temsiliye üyesi Bekir Sami Kunduh, solunda Hüseyin Rauf Orbay, Ruşen Eşref Ünaydın ve yaveri Cevat Abbas Gürer. 17 Ekim 1919 < Resime gitmek için tıklayın > Kuvayı Milliye’den düzenli orduya geçiş günlerinde yakın arkadaşlarıyla Ankara’da alt yarışlarında (30 Ekim 1920). O gün Kars’ın alındığı haberi Ankara’ya ulaşmıştı. Oturanlardan soldan sağa; Alb. Abbas Bey, Alb. İsmet (İnönü), Mustafa Kemal, Alb. Refet (Bele) < Resime gitmek için tıklayın > Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal, cephe gerisinde Bozüyük civarında İsmet İnönü’nün trenini beklerken...4 Aralık 1920 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Dikmen Sırtlarında dinlenirken...12 Şubat 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Süvari Tümen Komutanı Bnb. İbrahim Çolak, Çankaya’da... 4 Haziran 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, İnönü Savaşları sonrası İsmet Paşa’yla Çankaya’da ... 4 Haziran 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara Anlaşması’nın görüşmeleri için gelen Fransız Bakan Franklin Bouillon ve Bnb. Sarou Eskişehir’de. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa tören birliğini selamlıyorlar... Haziran 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Savaşını yönetirken, Duatepe’de... 10 Eylül 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Savaşını yönetirken, Duatepe’de... 10 Eylül 1921 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Rus ve Azerbaycan Heyetleri ile Afyon Çay’da denetimde... 30 Mart 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Ilgın manevralarında.. . 1 Nisan 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Ilgın manevralarında Türk Ordusu’nu selamlıyor... 1 Nisan 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Sakarya adını verdiği atıyla... 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz sabahı Afyon Kocatepe’de... 26 Ağustos 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve yaveri Salih Bozok olduğu halde İzmir’e geliyor... 10 Eylül 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, yaveri ile...14 Ocak 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Bilecik-Osmaneli istasyonunda bir öğrencinin okuduğu şiiri dinlerken... 16 Ocak 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Gebze istasyonunda Halide Edip Adıvar ile birlikte... 17 Ocak 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, arkasında eşi Latife Hanım... Şubat 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara’da Çiftlik İstasyonu civarında düzenlenen askeri tatbikatta alnında biriken terleri silerken. Solunda Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altay, Kâzım Karabekir Paşa ve geride eşi Latife Hanım görülmekte... 10 Şubat 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la Adana’da... 15 – 17 Mart 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la Adana’da... 15 – 17 Mart 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Latife Hanım’ın ailesinin Ankara’yı ziyaretlerinde. Sağdan sola; Latife Hanım, Baba Uşşakîzâde Muammer Bey, Baldız Vecihe Hanım, Kayınvalide Adviye Hanım, Atatürk, Baldız Rukiye Hanım... 8 Temmuz 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Aile Efradı ile Çankaya’da... 1923 < Resime gitmek için tıklayın > 29 Ekim 1923 günü kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı gün T.B.M.M.’nin oybirliğiyle Cumhurbaşkanlığı’na seçtiği Gazi Mustafa Kemal... 27 Kasım 1923 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, yakın silah arkadaşı İsmet Paşa ile... Kasım 1923 < Resime gitmek için tıklayın > İlk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, İzmir’de... 1 Ocak-2 Şubat 1924 < Resime gitmek için tıklayın > Şapka ve kıyafet devrimi konuşmasını yaparken, Kastamonu’da... 23 Ağustos 1925 < Resime gitmek için tıklayın > Aynı günlerde şapkasıyla Kastamonu’da... Ağustos 1925 < Resime gitmek için tıklayın > Şapka ve kıyafet devrimi konuşmalarını yaptığı Kastamonu seyahati dönüşü Çubuk’ta karşılayanlarla...1 Eylül 1925 < Resime gitmek için tıklayın > Mersin’den dönen Başbakan İsmet Paşa’yı Ankara istasyonunda karşılarken...5 Nisan 1926 < Resime gitmek için tıklayın > Bursa’da Darülelhan (İstanbul Belediye Konservatuarı) topluluğunun verdiği konserden sonra bir genç kızla... 29 Mayıs 1926 < Resime gitmek için tıklayın > Mareşal Mustafa Kemal, Ankara yakınlarındaki I. Ordu manevralarında... 8 Ekim 1926 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul yatında dinlenirken...1 Temmuz 1927 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Büyük Nutkuna başlarken... 15 – 20 Ekim 1927 < Resime gitmek için tıklayın > Cumhuriyet Halk Partisinin ikinci büyük kongresinde Büyük Nutkunu okurken... 16 Ekim 1927 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Şeref Tribününden töreni kabul ediyor. Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak... 29 Ekim 1927 < Resime gitmek için tıklayın > Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ile Ankara Okullarının jimnastik gösterilerini seyrederken... 10 Mayıs 1928 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Orman Çiftliği’nin 3 ncü kuruluş yıldönümünde Afgan Kralı Amanullah Han ve Eşi ile... 21 Mayıs 1928 < Resime gitmek için tıklayın > Afgan kralı Amanullah Han’la Başbakan İnönü’nün tenis oynayışlarını seyrederken... 24 Mayıs 1928 < Resime gitmek için tıklayın > Afgan kralı Amanullah Han’la... Mayıs 1928 < Resime gitmek için tıklayın > T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yla İzmit Garı’nda trende... 5 Haziran 1928 < Resime gitmek için tıklayın > II. Süvari Tümen Komutanı Tümgeneral M. Aşir Atlı ve İzmit İl Jandarma Alay Komutanı Alb. H. Fikri Tolon tarafından İzmit’te karşılanırken... 5 Haziran 1928 < Resime gitmek için tıklayın > L’illustration dergisinin 13 Ekim 1928 tarihli sayısının kapağında Başöğretmen Atatürk’ün yeni Türk harflerini tanıtan bu fotoğrafı yer almıştır... < Resime gitmek için tıklayın > Kayseri Cumhuriyet Halk Fıkrası (Partisi) binası önünde kara tahta başında Başbakan İnönü’yle yeni Türk harflerini tanıtırken... 20 Eylül 1928 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara Palas’ta verilen bir çocuk balosunda çok sevdiği Türk çocukları arasında. Atatürk’ün solundaki çocuk Ömer İnönü’dür... 23 Nisan 1929 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal Çiftlik’te... 14 Temmuz 1929 < Resime gitmek için tıklayın > Cumhuriyet Bayramı’nda şeref tribününde.Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp, Başbakan İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak görülmekte... 29 Ekim 1929 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara Palas’ta kostümlü Cumhuriyet Balosu’nda... 29 Ekim 1929 < Resime gitmek için tıklayın > Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızının nişan töreninde... 20 Aralık 1929 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal Prof. Afet İnan’ın “Kadın Hakları” üzerine verdiği konferansta... 3 Nisan 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Yalova İskelesinde... 15 Haziran 1930 < Resime gitmek için tıklayın > 29 Ekim 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal T.B.M.M.’de konuşurken... Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Kayseri Lisesi öğrencileri arasında... 18 Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Yurt gezilerinde, Tokat’ta bir köylü vatandaşın derdini dinlerken... 21 Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Yaver Rusuhi ile Samsun’da... 25 Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Samsun Lisesinde öğrencilerle ders dinlerken... 26 Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Samsun’da bir ortaokulun Coğrafya dersinde... 26 Kasım 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Harp Okulunda öğrencilerle, İstanbul... 2 Aralık 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, İstanbul Üniversitesinde öğrencilerle ders dinlerken... 5 Aralık 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Edirne Öğretmen Okulu öğretmen ve öğrencileriyle... 24 Aralık 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Edirne’de ihtiyar bir kadını dinlerken. 25 Aralık 1930 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, İzmir Türkocağı’nda Çayda... Sağında: Fahrettin Altay Paşa, Solunda: Kâzım Dirik 2 Şubat 1931 < Resime gitmek için tıklayın > Dörtyol gezisinde bir çocuğu severken... 15 Şubat 1931 < Resime gitmek için tıklayın > Çiftliğin kuruluş yıldönümünde Çiftlik’te ayran içerken... Mayıs 1931 < Resime gitmek için tıklayın > Irak Kralı Faysal’la Çankaya Köşkü’nde... 6 Temmuz 1931 < Resime gitmek için tıklayın > Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı binasının hizmete açılmış töreninde... 29 Ekim 1931 < Resime gitmek için tıklayın > I. Türk Tarih Kongresi çalışmalarını Ankara Halkevi’nde locasından izlerken... 2 Temmuz 1932 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara Halkevi’nde (günümüzde Devlet Resim ve Heykel Müzesi) düzenlenen Türk Tarih Kongresi’nde Dr. Reşit Galip’in bildirisini dinlerken... 3 Temmuz 1932 < Resime gitmek için tıklayın > Türk Dil Kurumu toplantısına başkanlık ederken... 4 Ocak 1933 < Resime gitmek için tıklayın > Sınavdan sonra Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü öğrencileriyle... 27 Haziran 1933 < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, 10 ncu Yıl Nutkunu söylerken... 29 Ekim 1933 < Resime gitmek için tıklayın > 1934’te tren yolculuğu... < Resime gitmek için tıklayın > Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i emanet ettiği Türk gençlerinin arasında... 1934 < Resime gitmek için tıklayın > İran Şahı Rıza Pehlevi ile Çankaya Köşkü’nde... 16 Haziran 1934 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara’da bir tören dinlenme anında... 17 Haziran 1934 < Resime gitmek için tıklayın > İran Şahı Rıza Pehlevi ile Bornova Ziraat Okulu’ndan çıkarken... 22 Haziran 1934 < Resime gitmek için tıklayın > Manevi kızlarından Prof. Âfet İnan’la Gazi Orman Çiftliği’nde dinlenirken... 1934 < Resime gitmek için tıklayın > İsveç Veliahtı Prens Gustav Adolf Ankara’da... 3 Ekim 1934 < Resime gitmek için tıklayın > İstanbul Metris’te Harp Akademilerinin düzenlendiği askeri tatbikatta... 28 Mayıs 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk, Sabiha Gökçen ile... < Resime gitmek için tıklayın > Manevi kızı pilot Sabiha Gökçen’le Eskişehir Hava Okulu’nda... 9 Haziran 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk askeri tatbikatta... 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara’da Gazi Orman Çiftliği Tren İstasyonu’nda çiçekle karşılanışı... 15 Haziran 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Başbakan İsmet İnönü Türk Hava Yolları uçağının yanında Atatürk ile beraber... 18 Haziran 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Ertuğrul yatında İsmet İnönü ile... 1936 < Resime gitmek için tıklayın > İngiltere Kralı VIII. Edward’la İstanbul’u gezerken... 4 Eylül 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabul için T.B.M.M.’ne gelişinde Başbakan İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak tarafından karşılanışı... 29 Ekim 1936 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk, 17 Ağustos 1937 günü Trakya manevralarında siperdeki Mehmetçik ile konuşurken... < Resime gitmek için tıklayın > Trakya manevralarında... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında komutanlarla... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal Atatürk, Trakya manevralarında... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk Trakya manevralarında Fevzi Çakmak ile... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk ve Başbakan İnönü Trakya manevralarında... 17 – 20 Ağustos 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk Ege manevralarında...10 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk Ege manevralarında...10 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk Ege manevralarında...10 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Ege manevralarında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’la dinlenirken...10 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabul için T.B.M.M.’ne gelirken... 29 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk Cumhuriyet Bayramı’nda şeref tribününde... 29 Ekim 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak... 1 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Başbakan Celal Bayar ile birlikte Sivas’ta karşılanışı... 13 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk’ün Malatya’ya gelişi ve karşılanışı... 14 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk’ün Malatya’ya gelişi ve karşılanışı... 14 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Doğu Anadolu gezisinde Elazığ Garı’nda karşılanışı... 17 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk yurt gezisinde... Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Mersin gezisinde karşılanışı. 19 Kasım 1937 < Resime gitmek için tıklayın > Ankara Çubuk Barajı’nda gezintide... 7 Mayıs 1938 < Resime gitmek için tıklayın > Bir tren seyahatinden sonra Ankara Garı’nda... 1938 < Resime gitmek için tıklayın > Gençlik ve Spor Bayramı’nda Yugoslav harbiye Nazırı’nı kabul ederken... 19 Mayıs 1938 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk’ün ölümüyle sarsılan halkın üzüntüsü... < Resime gitmek için tıklayın > Büyük Ata’sına son görevini yapmak üzere korteje katılan halk... 21 Kasım 1938 < Resime gitmek için tıklayın > Atatürk’ün naşının Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden Anıtkabir’e nakledilmesi... 10 Kasım 1953 < Resime gitmek için tıklayın > 1922 < Resime gitmek için tıklayın > Mustafa Kemal Atatürk’ün Babası Ali Rıza Efendi (1841-1888). Kaynaklar=vikipedi.org, tsk.gov, serdar.googlepages.com, pbase.com |
|
http://www.youtube.com/watch?v=ptJI3J0tbUQ Buyrun arkadaşlar.. Atatürk'ümü ilk defa bu kadar daha da yakından hissediyorum. Canlı olarak hissettim diyebilirim ve çok mutlu oldum. O linki koyan arkadaştan da Allah razı olsun. Sizler ile de paylaşayım dedim.. Saygılar |
Arkadaşlar!!! Linke tıklayıp açılacak sayfada Atatürk'e karşı ağır sözler söyleyen biri var. Onun dersini vermek istiyorum. Ama orada yorumu nereye yazacağım bilmiyorum. Biri yazabilir mi buraya nasıl yorum ekleneceğini... Dilerseniz sizde tepkilerinizi yazın şerefsize!!!
|
Forumumuzda böyle bir köşe olması zaten kaçınılmazdı ancak biraz ihmal etmişiz bu nedenle konuyu açan arkadaşımızın affına sığınarak bir gözden geçirme durumu söz konusu oldu.
Öncelikle ANDREI arkadaşımıza bu konuyla ilgili verdiği destekten ötürü teşekkür ediyorum.
İnkılaplarından feyz almaktan vazgeçmeyeceğimiz ulu önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ü doğru tanıyabilmek ve O'nu anlayabilmek adına, uzun gelse de bu konu başlığındaki içerikleri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Birçok siyasi hareket, birçok entegrizm yaşanan ülkemizde, Ömrü savaşlar ile geçmiş ve ÖNDER kimliğini uluslararası camiada dahi ispat etmiş bir kişiliğin, ne anlatmak ve ne yapmak istediğini, söylemlerini anlayabilmek lazım.
Kişisel yaklaşımlarımız farklı, Dünya görüşümüz değişik, Din-i bakış açılarımız birbirinden daha zengin/fakir olabilir. Bunların her birisi önce Ahlak Sonra Yasaların izin verdiği ölçüde kabul edilebilir. Ancak, bu başlık altında da bu forum çatısı altında da kabul edilemeyecek tek unsur vardır ki o da SAYGISIZLIK tır.
Hiçbir yabancı devlete boyun eğmeden bu günlerimize gelmiş isek, zamanında Resmen/Fiilen işgal edilmiş bu topraklarda Şu an özgür birer birey olarak yaşayabiliyorsak, bunu bize sağlayan birleştirici güce hak ettiği saygıyı göstermek gerekir diye düşünüyorum.
Bu vesile ile Başta MUSTAFA KEMAL ATATÜRK olmak üzere, TÜRK kurtuluş savaşında (1919-1923) – Şeyh Said İsyanında (1925) – Ağrı Ayaklanmalarında (1927 – 1930) – Dersim İsyanında (1937-1938) – Kore Savaşında (1950-1953) – Kıbrıs Harekâtında (1974) olduğu üzere tarihimizde yaşanan tüm savaşlarda yitirilen CAN larımıza ALLAH tan rahmet diliyor, hepsini saygı ile anıyorum.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >