Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
1799
Cevap
245144
Tıklama
59
Öne Çıkarma
ATATÜRK KÖŞESİ
J
12 yıl (1847 mesaj)
Yüzbaşı

Bence Mustafa Kemal Atatürk için,forum ana sayfasında özel bir başlık olmalıydı,böyle konu dışında olmamalıydı.



Atatürk'ün yeri konu dışı olmamalıydı.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
Bence Mustafa Kemal Atatürk için,forum ana sayfasında özel bir başlık olmalıydı,böyle konu dışında olmamalıydı.



Atatürk'ün yeri konu dışı olmamalıy...
Yoruma Git
Yorumun Devamı jüpiter - 12 yıl +95
< Resime gitmek için tıklayın >
Yoruma Git
Yorumun Devamı wenon - 20 yıl +43
Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyor, gençlere verdiği mesajların önemini anlıyoruz.
Yoruma Git
jüpiter - 11 yıl +18
A
20 yıl (36905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Merhaba Arkadaşlar

Forumumuzda böyle bir köşe olması zaten kaçınılmazdı ancak biraz ihmal etmişiz bu nedenle konuyu açan arkadaşımızın affına sığınarak bir gözden geçirme durumu söz konusu oldu.

Öncelikle ANDREI arkadaşımıza bu konuyla ilgili verdiği destekten ötürü teşekkür ediyorum.

İnkılaplarından feyz almaktan vazgeçmeyeceğimiz ulu önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ü doğru tanıyabilmek ve O'nu anlayabilmek adına, uzun gelse de bu konu başlığındaki içerikleri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Birçok siyasi hareket, birçok entegrizm yaşanan ülkemizde, Ömrü savaşlar ile geçmiş ve ÖNDER kimliğini uluslararası camiada dahi ispat etmiş bir kişiliğin, ne anlatmak ve ne yapmak istediğini, söylemlerini anlayabilmek lazım.

Kişisel yaklaşımlarımız farklı, Dünya görüşümüz değişik, Din-i bakış açılarımız birbirinden daha zengin/fakir olabilir. Bunların her birisi önce Ahlak Sonra Yasaların izin verdiği ölçüde kabul edilebilir. Ancak, bu başlık altında da bu forum çatısı altında da kabul edilemeyecek tek unsur vardır ki o da SAYGISIZLIK tır.

Hiçbir yabancı devlete boyun eğmeden bu günlerimize gelmiş isek, zamanında Resmen/Fiilen işgal edilmiş bu topraklarda Şu an özgür birer birey olarak yaşayabiliyorsak, bunu bize sağlayan birleştirici güce hak ettiği saygıyı göstermek gerekir diye düşünüyorum.

Bu vesile ile Başta MUSTAFA KEMAL ATATÜRK olmak üzere, TÜRK kurtuluş savaşında (1919-1923) – Şeyh Said İsyanında (1925) – Ağrı Ayaklanmalarında (1927 – 1930) – Dersim İsyanında (1937-1938) – Kore Savaşında (1950-1953) – Kıbrıs Harekâtında (1974) olduğu üzere tarihimizde yaşanan tüm savaşlarda yitirilen CAN larımıza ALLAH tan rahmet diliyor, hepsini saygı ile anıyorum.

DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.

Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.

Üye Ol Şimdi Değil



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >

W
20 yıl (8225 mesaj)
Yüzbaşı

< Resime gitmek için tıklayın >


ATAMDAN BİR ANI
Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan..?

Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:
-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...
Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.
Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.
Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
-Bu köşk kimin?

-Kirkor’un...
-Ya şu koca bina?
-Yargo’nun...
-Ya şu?
-Salomon’un...
Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...
Atatürk bu anısını naklederken:
-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu....

BUDA UFAK BİR ÖZET

7 yaşında babasını kaybetti. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya zorlandı.
8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Tarlalarda karga kovaladı.
10 yaşında yüzü kanlar içinde kalıncaya kadar "hoca" sından dayak yedi.
17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına hücrede yattı
25 yaşında sürgüne gönderildi.
27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilen edilirken, o hiç önemsenmiyordu bile.
Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.
30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanın eline geçti.
30 yaşında amiri, onu kendinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
37 yaşında böbrek hastalığından 2 ay hasta ve yalnız yattı.
37 yaşında komutan olarak atandığı ordu dağıtıldı.
38 yaşında savunma bakanı tarafından görevinden alındı.
38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve giydiği redingotu başkasından ödünç aldı. Cebinde ise sadece 80 lirası vardı.
38 yaşında tutuklama kararı çıkartıldı.
38 yaşında en yakın beş arkadşından üçü, onun Kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.
39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.
Sonra... 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu ..

Vasiyeti ve Ölümü

ATATÜRK'ÜN VASİYETNAMESİ'NİN TAM METNİ


Malik olduğum bütün nutuk ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, terk ve vasiyet ediyorum:

1. Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir.

4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5. İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6. Her sene nemedan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.

K.Atatürk




Tüm tedavilere rağmen günden güne eriyen Atatürk, 8 Kasım 1938 günü şiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Saat altı buçuk gibi gelen bu rahatsızlıkta Atatürk'ün midesi bulanmış ve kusmaya çalışmıştı.

Sürekli istifra etmeye çalışan Atatürk, bu sırada Hasan Rıza Beye (Soyak) bakarak "Saat kaç?" diye birkaç kez sormuş, Hasan Rıza Bey her soruşunda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermişti.

Bu sırada kendisine haber verilen Neşet Ömer Bey de gelmişti. Abravaya ile Atatürk'e gereken tedavileri yapıyorlar ve bazı önlemler alıyorlardı. Neşet Ömer Bey bir ara "Dilinizi göreyim efendim." diye seslendi. Atatürk dilini yarıya kadar dışarı çıkardı. Neşet Ömer Bey "Biraz daha uzatınız efendim." diye seslenince, Atatürk, Neşet Ömer Bey'e bakarak ;

- "Vealeykümüsselam" diyerek gözlerini kapattı. Atatürk son kez komaya girmişti.

9-10 Kasım gecesini rahatsız geçiren Atatürk artık derin bir uykuda gibi yatıyor ve ölümü bekliyordu. 10 Kasım 1938 günü saat 8 gibi bir ara gırtlağından Hı Hı Hı sesleri çıkarmıştı.

Saat dokuzu beş geçe gözlerini son kez açarak, etrafına baktı ve hemen kapattı.

Büyük Önder Atatürk ölmüştü.



< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >


Atatürk, Millî Mücadele'de millî birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe meydanlarında efsanevî bir kumandan, devlet kuran büyük siyaset adamı, milletin çehresini değiştiren kûdretli bir inkılâpçıdır. Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğunda şüphe yoktur. Kahramanlık ve yüksek insanlık meziyetlerini en yüksek seviyede taşıdığında dünya tarihçileri ve fikir adamları tereddütsüz birleşmektedir. Tarihin büyük tanıdığı şahsiyetlerle mukayesesi yapıldığı zaman türlü bakımlardan bariz üstünlükleri göze çarpmaktadır. Bir kere bütün bu dehalara üstün tarafı, hem fikir hem hareket adamı oluşudur. O, fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir lider idi. Fikir ve düşüncelerinin özünü oluşturan Atatürkçülük, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış akılcı bir dünya görüşüdür. Memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında aklın ve ilmin rehberliğini kabul eden bu gerçekçi görüş, gerek Türk Bağımsızlık Savaşı'nın gerekse onu izleyen Türk çağdaşlaşma hareketi'nin esasını oluşturmaktadır.
Atatürk gerçeğin adamıdır; sağduyunun ve ince görüşün adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise daima en iyisini yapmış, en hayırlısına karar vermiştir. Halkın eğilimlerini çok iyi sezen ve ruhlara sızmasını bilen usta inkılâpçılığı sayesindedir ki müşterek arzu ve eğilimler kolayca millî ülkü haline gelebilmiştir. Giriştiği mücadelenin başından sonuna kadar Türk milletinin yüksek vasıflarına güvenmiş, kazanılan her türlü zaferin milletin eseri olduğunu söylemiştir. Bütün teşebbüslerinde millet sevgisine dayanmış, kudretli kişiliği ve gerçeği sezişe dayanan ikna kuvvetiyle kitleleri sürükleyebilecek bir lider olduğunu göstermiştir. Millî kurtuluşa bayrak olan fikirleri, görüşleri ve ölmez eseriyle, tesirleri memleket sınırlarını aşmış, mazlum milletlerin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde manevî kuvvet olmuştur.

Atatürk yaratıcısı, yapıcısı olduğu "Türk İnkılâbı"nı ifade ederken: "Bu inkılâp, yüksek bir insani ülkü ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir" diyordu. Kendisi de yarattığı inkılâbın imanlı bir yapıcısı sıfatıyla bütün dünyaya açık yürekle, samimiyetle ve dostlukla bakıyordu. Gerçekten, "Ne Mutlu Türküm diyene!" vecizesiyle kalplere millî iman perçinleyen Atatürk, aynı zamanda insanlık idealinin ve insan sevgisinin de sembolü idi. Yabancıların, "Düşmanlarınız kimlerdir?" sorusuna, "Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız!" cevabını veriyordu. İşte bu insancıl yönü iledir ki tamamen millî nitelik taşıyan "Atatürk İnkılâbı" aynı zamanda bütün insanlığın hayranlığını da üzerinde toplamaktadır.


Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.



Güncel Tutulacaktır Bu Konu...



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Bu mesaja 3 cevap geldi.

FoodWaterSleepLove bu mesajı paylaştı
T
10 yıl (12998 mesaj)
Binbaşı

Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.


Hasretle,saygıyla,özlemle..



J
11 yıl (1847 mesaj)
Yüzbaşı

Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyor, gençlere verdiği mesajların önemini anlıyoruz.



< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
Y
12 yıl (244 mesaj)
Teğmen

Vallahi sen bizden çok düşünüyorsun be kardeş.Baksana ne kadar çok mesaj yazmışsın bu başlığa. :)

Biz sizin gibi anacağımız insanları sayfalarını beğenerek ; yorum yazarak değil sokağa çıkarak anarız.Tabi o kadar çok Ata'sını seven insan aynı anda sokağa inince senin gibiler korkup saklanır ; o yüzden görememen çok doğal 10 Kasım'da dışarıdaki kalabalığı. Boşver . Şimdi yeni yıl yaklaşıyor ; "GAVUR İŞLERİ BUNLAR !" falan diye hönkürmek için yeni yıl başlıklarına falan git sen. :)




Bu mesajda bahsedilenler: @fofer
K
12 yıl (20989 mesaj)
Yarbay

10 Kasım Atatürk Haftası nedeniyle hazırlamış olduğum "Onun Adı ATATÜRK" çalışmam.

Videoyu izlemek için tıklayınız


Bu mesaja 2 cevap geldi.
G
12 yıl (8792 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: fofer

Mustafa Kemal'i ne kadar sevdiğiniz belli, adamın ölüm yıldönümünde hepi topu 5 kişi mesaj yazmış.
Bunu yazınca utanmadan eksiliyorsunuz birde

Edit : 1.371.298 üye içinde 5 kişi

ilkokullusun sanırım
annen izin vermemiş çıkamamışsın dışarı belli ki
bir dışarı çıkaydın görürdün tabi pc başından kalkabilirsen





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-0E7BD02E2 -- 30 Kasım 2014; 23:43:56 >

G
10 yıl (356 mesaj)
Yüzbaşı

30 ağustos yaklaşıyor.

İzmir marşını dinleyelim.

Videoyu izlemek için tıklayınız



T
10 yıl (12998 mesaj)
Binbaşı

Yüce Önder Atatürk, "Benim asıl anlatılacak yanım, öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir." sözleriyle, savaş alanlarında en güçlü düşman ordularına karşı zaferlerden, bir ulusu yok olmaktan kurtarışıyla dünyanın takdirini kazanmış ününden değil de öğretmenlik yanının anlatılmasını istemekle, öğretmenin toplumları yücelten bir varlık olduğunu vurgulamıştır.



Başöğretmen Atatürk'ü saygıyla anarak tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun..





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Tarık_Uğur -- 24 Kasım 2016; 0:53:36 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >

Y
12 yıl (244 mesaj)
Teğmen

quote:

Orijinalden alıntı: fofer

quote:

Orijinalden alıntı: merhamet62

quote:

Orijinalden alıntı: fofer

Mustafa Kemal'i ne kadar sevdiğiniz belli, adamın ölüm yıldönümünde hepi topu 5 kişi mesaj yazmış.
Bunu yazınca utanmadan eksiliyorsunuz birde

Edit : 1.371.298 üye içinde 5 kişi

anma törenlerine gittik evde oturamadık

yaw he he 24 saat mi sürdü törenler, insan iki kelam yazar şuraya

Genel cevabı ben yazdım zaten. Nasıl algılarsın bilmem. Senin gibi kuruculara saygı göstermeyi gidip her tür internet sitesinde iki üç cümle yazmak sanan bir adamdan anlamasını bekleyecek değilim gerçi. Anmak isteyen sokağa çıkar anar ; anıtkabire gider anar ; fikirlerine hayatı içinde saygı göstererek anar... Ülkenin kurucusu facebook'ta paylaşım beğenerek anılmaz koç. Öyle anılan "Dünya liderleri" de "tahtlarından indirilmelerinin" üstünden on yirmi sene geçmeden unutulurlar. Kapiş ?

Vallahi az önce de dediğim gibi : Bu başlıkta senden çok gezen yok. Şaka maka bayağı çelişkilerle dolu bir hayatın var. Söyleyecek fikirlerin varsa dinlemeyi çok isterim, ama layklamak istemem. İn sokağa anlat aklından ne geçiyorsa. "Devir bizim devrimiz." deme, sokaktan geçerken duyan birisi devri bile şaşırtır sana , sonra adını hatırlamak için üç ay tedavi görmen gerekir. Bir uyarı işte benimki.

Bu arada, beş ayrı hesabından da istediğin kadar eksileyebilirsin koç . Çıkar hıncını çıkarabildiğin kadar. Dava adamının silahı sözleriyse liselinin de silahı seri eksilemektir zaten , şaşırtmamaya tam gaz devam.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi yagami201 -- 26 Aralık 2014; 22:52:08 >

«
20 yıl (88 mesaj)
Er

Bağımsızlık

--------------------------------------------------------------------------------

Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir. Bu vazifeyi yüklenirken, tatbik kabiliyeti hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak edindiğimiz görüş ve iman, bunda, muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden evvelkilerin işledikleri hatalar yüzünden, milletimiz sözde mevcut zannolunan bağımsızlığında kayıtlı bulunuyordu. Şimdiye kadar Türkiye'yi, medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu hatadan ve bu hataya uymadan doğmaktadır. Bu hataya uyma neticesi; mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetinden ve bütün yaşama kabiliyetinden soyunma ve uzaklaşmasını gerektirebilir. Biz; yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hataya uyma yüzünden bu özelliklerden mahrum kalmaya tahammül edemeyiz. Bilgin, cahil, istisnasız bütün millet fertleri, belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta; tam bağımsızlığımızın temini ve devam ettirilmesidir.

Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasiyle bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz.
1921
(Nutuk II, S. 623-624)

Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedeleme ve kayıtlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün mânasiyle koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip... Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâyık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
1928
(Atatürk'ün S.D. II, S. 249)

Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran dost ve düşman nazarındaki mevkii farklı olur.
1927
(Nutuk I, S. 13-14)

Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz.

Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm!...
1919
(Nutuk I, S. 13)

Arzumuz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve şartsız millî egemenliği korumadan ibarettir. Millî egemenliğimizin hattâ bir zerresini bozmak niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim.
1923
(Atatürk'ün S. D. II, S. 71-72)

"Biz barış istiyoruz" dediğimiz zaman "tam bağımsızlık istiyoruz" dediğimizi herkesin bilmesi lâzımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır. On sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve haysiyetle ölmeyi üstün tutmalıyız.
1923
(Atatürk'ün S. D. II, S. 89)

Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfınazar edinceye kadar amansız düşmanıyım.
(23.4.1921)

Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletiz.
(Nutuk)

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz.
(Nutuk)

Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlâtlarından ibarettir. Bu millet istiklâlsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
(21 Haziran 1922)

Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir ben milletimin en büyük ve ecdadımın en kıymetli mirası olan istiklâl aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenlerce bu aşkım malûmdur. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir.

İstiklâl ve hürriyet âşıkı milletler için, ıstırap anları, o ıstırabın âmilleri, ibret alıp tetikte durmak için daima hatırlanmalıdır. İstiklâl ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun ihlâl ve takyide asla müsamaha etmemek, istiklâl ve hürriyetlerini bütün mânasıyla masun bulundurmak ve bunun için, icap ederse, son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı bir misalle süslemek: İşte istiklâl ve hürriyetin hakikî mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini vicdanında idrak etmiş milletler için esas ve hayati prensip.

Büyük ve hayalî şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın düşmanlığını, garazını, kinini, bu memleketin ve milletin üzerine çektik. Biz panislâmizm yapmadık. Belki, "yapmıyoruz, yapacağız" dedik. Düşmanlar da "yaptırmamak için biran evvel öldürelim" dediler. Panturanizm yapmadık, "yaparız, yapıyoruz" dedik, "yapacağız" dedik ve yine "öldürelim" dediler. Bütün dâva bundan ibarettir.
(1921)

-----------------------------------------------------------------------------------
Basın

--------------------------------------------------------------------------------

Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlıbaşına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.
(1922)

Basın hürriyetinden doğacak mahzurların izalesi bizzat basın hürriyeti ile kaim olduğuna dair Büyük Meclisin yol gösterici ve olgun sahasında tesbit edilen esaslar eğer Cumhuriyetin ruhu olan faziletten mahrum cüret erbabına, basın içinde eşkiyalık fırsatını verirse, eğer aldatıcı ve baştan çıkarıcıların fikir sahasında meş'um tesirleri, tarlasında çalışan masum vatandaşların kanlarını akıtmasına, yuvaların dağılmasına sebep olursa ve eğer en nihayet eşkiyalığın en zararlısına başvuran bu gibi baştan çıkarıcıların kanunların hususî müsaadelerinden faydalanmak imkânını bulursa, Büyük Millet Meclisinin terbiye edici ve kahredici elinin müdahale ve tembih etmesi elbette zaruri olur.

Memlekette Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlâkını taşıyan basını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devirler gazetelerinin ve müntesiplerinin ıslahı imkânsız olanları milletin nazarında belirirken öte taraftan Cumhuriyet basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve necip milletimizin yeni çalışma ve medeniyet hayatını kolaylaştırıp teşvik edecek işte ancak bu zihniyetteki basın olacaktır.
(1925)

Basın umumî hayatta, siyasî hayatta ve Cumhuriyetin gelişme ve ilerlemelerinde haiz olduğu yüksek vazifeleri anmak isterim.

Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanması ne derece nazik bir vaziyet olduğunu da beyana lüzum görmem. Her türlü kanunî kayıtlardan ziyade bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasî telâkkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin her türlü hususî telâkkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevî mecburiyeti, asıl bu mecburiyettir ki, umumi düzeni temin edebilir. Ancak, bu yolda yanılma ve kusur olsa bile bu kusuru düzeltecek tesirli vasıta, asla mâzide sanıldığı gibi basını kayıtlar altına alan rabıtalar değildir. Bilâkis basın hürriyetinden doğacak mahzurların izale vasıtası da, yine bizzat basın hürriyetidir.
(1924)

Önem ve yüceliği cihan medeniyetinde açıkça kendisi gösteren basına, hükümetimizin birinci derecede önem vermesi; bu hususta sarf edeceği mesaiyi, millete ifa ile mükellef olduğu hayırlı hizmetlerin baş tarafına koyması yüksek Meclisin kesinlikle isteyeceği hususlardandır.
(1 Mart 1922)

Bir insan topluluğunun müşterek ve umumî hisleri ve fikirleri vardır. İnsan topluluklarının kıymetleri, medeniyet dereceleri, arzu ve temayülleri ancak bu umumî his ve fikirlerin ortaya çıkma ve belirtilme derecesiyle anlaşılır. Bir insan topluluğunu sevk ve idare eden insanlar için, insan topluluklarının talihi üzerinde hüküm vermek mevkiinde bulunan dostlar veya düşmanlar için milyar, bu insan topluluğunun efkâr-ı umumîyesinden anlaşılan kabiliyet ve kıymettir. Binaenaleyh milletler, ekâr-ı umumîyesini cihana tanıtmak mecburiyetindedir. Bütün cihan efkâr-ı umumîyesini cihana tanıtmak mecburiyetindedir. Bütün cihan efkâr-ı umumîyesini tanımak ise hayatın gereklerinin tanzimi için şüphesiz lâzımdır. Bu hususta ise mevcut vasıtaların birincisi ve en mühimi basındır.
(1 Mart 1922)


Bu mesaja 2 cevap geldi.
Y
12 yıl (244 mesaj)
Teğmen

Burada üç beş arkadaş var, ileri geri konuşuyorlar.Onlara bir cevap lazım.Gerçi bir kısmı süresiz banlanmış, bir kısmı da uzaklaştırılmış bu arkadaşların ama neyse artık. (En küçük bir kuralı olan yerde tartışma kültüründen bu kadar uzak adamların barınması imkansızdır.)

Önce koçlar, hepiniz "Mustafa Kemal yukarı , Mustafa Kemal aşağı" diye geziyorsunuz . Sizin ne düşündüğünüzün gram önemi yok, ülkemizin kurucusunun adı Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.Bunu istediğiniz kadar inkar edin, gerçek budur.Gerçi seviniyorum bu adı anmadığınız için ; bu ad sizin kirli ağızlarınızda değersizleşmediği için.

Sizin desteklediğiniz insanların adları yolsuzlukla, hırsızlıkla, yalanlarla,bölücülükle özdeşleştiriliyor ; siz bu ülkenin kurucusu müslüman mıymış, namazı kılınmış mı gibi şeylere takıyorsunuz.Kılınmamıştır koçlar, kendisi de ateisttir, veya kendisi sofudur ve namazı da kılınmıştır ; ne farkedecek ? Ülkenin kurucusu kim ? Bu halkı birleştirmeyi başaran güç kimdeydi ? Bir ülkeyi küllerinden doğuran adam kimdi ? Siz bunları cevaplayın da, kalanını düşünmeyin.Sizin çapınız yetmez o konularda fikir yürütmeye.

Siz kim ne kadar müslümanmış ; kimin namazı niyazı yerindeymiş diye düşünene kadar ülkeyi böldüler de paylaştılar be.Elinize kurulup verilmiş düzeni bile sabit tutmayı beceremediniz ; bir de gelmiş bik bik ötüyorsunuz.Elbette hiçbir insan hatasız değildir, elbette her insanın iyi yönleri olduğu gibi kötü yönleri de vardır, ama başka hangi ülkede siz kendi ülkelerinin kurucularını yerin dibine geçiren bir halk gördünüz ?.Siz burada "Arap alfabesinden latine geçtik ; kültürümüzden olduk !" (ki sanki arap alfabesi zamanında halkın yüksek bir okuma oranı falan vardı...Asıl şimdi kültürünüzü öğrendiniz de onu bile anlayamazsınız siz.) diye gezerken sizi başka ülkelerden insanlar görseler size bir taraflarıyla gülerler ; "Ulan sen daha elindeki kültürün değerini bilememişsin, senin neyine kültür arayışı ?" derler be koçlar,koyunlar.Siz de öyle uzaktan meeler ; kim namaz kılıyormuş, kim kılmıyormuş diye aranızda konuşup durmaya devam edersiniz.Sizin çapınız bundan ibaret çünkü.Ne yapılan seçimlerin gerekliliğinden anlarsınız, ne de ülkenin iyiliğinden ; sizin anlama kapasiteniz "Şimdi atayiz miymiş bu yani ?" den öteye gitmez.

Busunuz siz işte ; kendilerine ezberletilen üç beş sözü söyleyen birer papağan.İnsanların canını sıkan birer sinek.Sizi kovaladıklarında da "Cevap veremediğin için beni kovalıyorsun değil mi ?" dersiniz , çünkü sizin sorduğunuz soruların bir cevabının olmadığını , çünkü aklı olan kimsenin zaten o soruları sormayacağını dahi anlayamazsınız.Siz kimseye tartışma adabı hakkında ders veremezsiniz, zira Türkiye'deki tartışma adabı standartı, sizin gibi tartışmayı bilmeyen tiplere baka baka konulmuş bir standart.

İnsanları at gözlükleri takmakla suçlarsınız, ama esasında en beter durumda olan sizsinizdir , zira sizin gözlerinizde at gözlüğü yoktur ; sizin gözleriniz tamamen kördür.Işığı bile göremezsiniz.Karanlıkta kalın ve bizi rahatsız etmeyin.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi yagami201 -- 3 Kasım 2014; 21:07:51 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (1594 mesaj)
Yüzbaşı

< Resime gitmek için tıklayın >

10 Kasım dolasıyla CEHALETE VE VİCDANLARA BİR KEZ DAHA SESLENMEK İSTERİM BU GÜN.

Mustafa Kemal öyle bir liderdir ki; bu ülkenin bi kesmi hala onun zekasını maalesef anlayamamıştır.
Hala onun gibi bir zekanın türk veya osmanlı toprakalarından çıkamayacağına inanmaktadır, evet bu 21.yüzyıl türkiyesinin acı gerçeğidir bu halk.

Hala Mustafa Kemallin yerine bir başkasının da tüm bunları yapabileceği fikrine inanmakta inandırılmakdadır, hoş bu olasılık neden saygı duyumamasını gerektirir meçhul peki bu olası kişiler nerdedirler ki bunca zamandır Mustafa Kemalin attığı adımlardan bir adım öteye gidebilecek tek bir adım dahi atamamışlardır,Dünya tarihinin Askeri deha olarak kabul ettiği,aynı zamanda diplomatik,siyasi bi deha Mustafa Kemal Atatürk, bunu dünyanın edep yeriyle güldüğü bir adama dünya lideri diyenlerle aynı kaynaklara dayanarak söylemiyorum. Bu ülkenin saygınlığının Musatfa Kemal den sonra geldiği Hal 2014 de aşağıdaki haldir.

Dünyanın En büyük topluluklarından biri olan milletler cemiyetine katılım göstercekmisiniz? sorusuna ''Başvurmayı Düşünmüyoruz,Fakat Davet Ederlerse Katılırız.'' diyerek Topluluk,''Başvurma Zorunluluğunu'' Uygulamaktan İlk Kez Vazgeçerek türkiyeyi davet ettirmiş türkiyeyi çok saygın bir konuma getirmiştir, Başkalarının dünya lideride eski adı milletler cemiyeti şimdi ki adı Birleşmiş Miletler konseyide bomboş salona dakilarca konuşur İŞTE GERÇEKLER BU KADAR KISA VE ÖZDÜR.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi merhamet62 -- 3 Eylül 2019; 5:34:36 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
F
10 yıl (8854 mesaj)
Yarbay

Zorda kalınca Atatürk gibi düşünün..



Y
9 yıl (10 mesaj)
Er

Açtıgın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim.



A
9 yıl (12534 mesaj)
Yarbay

Çocuktum ben
Babamın biricik oğlu
Anamın Mustafa'sıydım.
Selanik'in sokaklarında oynardım
Koşardım, atlardım, dayak bile yedim.
Boylu poslu delikanlıları görürdüm
Jilet gibi üniformalı vatan sevdalılarını
Kıskanırdım onları evet
Çocuktum ben
İmrenerek seyrederdim
Onlar gibi olmak isterdim.
Aşık da olurdum
Hele bir Müjgan vardı
Sormayın, anlatamam.
Annemle hiç tartışmadım mı sanıyorsunuz
Çekip gittim bile ben
Ama anamın sevgisi hep
En derinlerde
Çocuktum ben.
Sonra büyüdüm
Savaştım
Mücadele ettim
Öldürmek istediler beni
Asmak istediler
Güçleri yetmedi
Niye biliyor musunuz?
İçimde hep
İmrendiğim üniformanın
Çocukluk gururum
Aşkım, kavgam
Mustafa'nın vatan sevdası vardı.
Beceremediler bunu dindirmeye
Durduramadılar beni
Ya istiklal
Ya ölüm dedim
Düştüm tekrar yollara
Anadolu'nun karış karış toprağına
Kurban olurum dedim.
Savaştım
Yılmadım
Savaştım
Ama hep çocuktum ben.
Anamın Mustafa'sı üniformasını çıkartıp attı
Bakıp bakıp hayal kurduğum üniforma...
Niye diye hiç düşündün mü?
Durmadım
Hep devam ettim
Kurtuldu bu vatan
Sonra meclisi açtık
Ben değil
Hep beraber
Egemenliği size verdim.
Çocuklar!
Size verdim size
Bilin kıymetini
Ben,
Babamın biricik oğlu
Anamın Mustafa'sıydım
Sizin gibi çocuktum.
2 Mustafa Kemal vardır dedim
Biri ben, et ve kemik
Diğeri sizsiniz, hepinizsiniz dedim.
Çocuklar!
Büyüyün
Mustafa Kemal olun
Ben çocuktum
Oldum.
Yurtta barış
Dünyada barış
Unutmadan,
Savaşın bir cinayet olduğunu
Egemenliğin kayıtsız, şartsız
Milletin olduğunu
Unutmadan
Bu emanet sizin çocuklar
Bu istikbal sizin.

< Resime gitmek için tıklayın >





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi A D M I R A L -- 23 Nisan 2017; 12:44:31 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >

«
20 yıl (88 mesaj)
Er

«
20 yıl (88 mesaj)
Er

Atamizdan Ozdeyisler
Sözlerinden Seçmeler

"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

"Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz."

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım."

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. "

"Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız. "

"Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. "

"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir. "

"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar. "

"Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur."

"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. "

"Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. "

"Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. "

"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. "

"Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir. "

"Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar. "

"Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. "

"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. "

"Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. "

"Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz. "

"Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. "

"Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir. "

"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin? "

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. "

"Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa. "

"Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim. "

"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz. "

"Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur. "

"Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. "

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. "

"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. "

"Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir. "

"Mualimler ! Yeni nesil, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır. "

"Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir. "

"Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır. "

"Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. "

"Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder. "

"Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir. "

"Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar."

"Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur."

"Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir."

"Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır."

"Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur"

"Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz."

" Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir "

"Milletimiz daha da dindar olmalıdır diyorum.Ama bütün sadelik ve güzelliği ile.Dinime,bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.Şuura aykırı ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.

"Şu anda batıl itikatlardan oluşan ikinci bir din mevcuttur.Fakat bu cahiller sırası gelince aydınlatılacaktır."

"Eşini mutlu edecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır "

"Bana bakmayınız.Benim hayatim başka türlü düzenlenmiştir."

"Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır."

"Dünyada ne görüyorsak KADIN 'IN eseridir."

"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz."

"Korku üzerine egemenlik kurulamaz."

"Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür."

"Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır."

"Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir."

"Tam bağımsızlık denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik kasdolunmaktadır."

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım."

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur."

"Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır."

"Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine İslamiyeti kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmedi. Peygamberin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir."

"Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir."

"Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir."

"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur."

"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar."

"Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve saadet vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halkımıza da iyi bakmaktır."

"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

"Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."

"Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor."

"Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu."

"İntisap etmekle bahtiyar olduğumuz İslam dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmek elzem olduğu hakikatini müşahade ediyoruz. Mukaddes ve lahuti olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı çapraşık ve değişken olan ve her türlü menfaat ve ihtirasların tecellisine sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün hususlardan bir an evvel ve kesin olarak kurtarmak, milletin, dünya ve ahiret saadetinin emrettiği bir zarurettir."

"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz dindarız, artık bizim dinin icaplarını, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akil hocalığına ihtiyacımız yoktur. Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.

"Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır."

"Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız."

"Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını söyler. Bazı kimseler modern olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asil kafirlik onların bu inanışıdır."

"Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz."

Masum halka beş vakit namazdan başka, geceleri de fazla namaz kılmayı vaiz ve nasihat etmek belki de ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı tarafından olursa bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu?

"İlk olarak KURAN'ın dilimize çevrilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçe'ye çevriliyor."

"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

"Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız."

"Sayın ögretmenler, hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmasın ki cumhuriyet sizden "fikri hur, vicdani hür, irfanı hür" nesiller ister."

"Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

"Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır."

"Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun asil unsuru köylüdür."

"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek müstakil olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete layik olan köylüdür."

"Bir kere memlekette topraksız köylü bırakmamalıdır. Bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiç bir sebep ve suretle bölünemez bir mahiyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gerekir."

"Milletimizin bugünkü yönetimi gerçek özelliği ile bir halk yönetimidir."

"Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir."

"Biz Türkler ruhen demokrat doğmuş bir milletiz."

"Milletin kaynağı toplum hayatinin esasi olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir."

"Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar."

"Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteğicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam."

"Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim."

"Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, esenliği için çalışmakta bulunabilir."

"Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur."

"Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsaniz bu yeter."

"Benim naciz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen payidar kalacaktır."

"Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum."

"Basın, ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir."

"Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burda direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin."

"Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsan, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle göruyorum. Bağımsızlık ve egemenliklerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yer yüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır."

"Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökte dolaşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz bekçileridir."

"Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz."

"Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek geliştirmek milli ülkümüzdür."

"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır."

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE"

"Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?"

"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

"Tekkeler de behemahal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irsatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irsadina muhtaç değiliz. Biz medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz."

"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır."

"Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allaha istediği gibi ibadet eder. Türk Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."

"Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır. Millet islerinde her ferdin zihni başlıbaşına faaliyette bulunmak elzemdir."

"Türk milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir."

"Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki, ona bigane olanları yakar, mahveder."

"Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar."

"Sarık ve cüppeyle artık dünyada muvaffak olmanın imkanı yoktur. Yaptığımız muazzam inkilaplarla medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik."

"Bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir."

"Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır. O, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansız davranır."

"Fıkıhtaki "zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar olunamaz" kaidesi adalet siyasetimizin temel taşıdır."

"Hissiyatı ve vicdani telakkiyati, ilim ve fenle besleyip eğiterek toplumun gerçek huzur ve saadetine çalışmak ulvi bir görüştür."

"Hiçbir iyi inkilap, hakikati görenler dışında ekseriyetin reyine müracaatla yapılamaz."

"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez."

"Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır."

"Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim."

"Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır."

"Milleti ve içtimai zemini hazırlamadan inkilaplar yapılamaz."

"Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı 'dan almasını bilin. Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler."

"Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır."

"Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz."

"Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi ede etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikre dayanmayan zafer yaşayamaz. Her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır. Yoksa başlıbaşına zafer boşa gitmiş bir gayrettir."

"Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim."

"Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük olmak lazımdır, der ve bunun için mumune intihap eder, onun için olmayınca, memleketin kurtulamayacağı kanaatinde bulunur; bu, adam değildir."

"Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

"Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir."

"Zafer "zafer benimdir" diyebilenin, muvaffakiyet, "muvaffak olacağım" diye başlayanın ve "muvaffak oldum" diyebilenindir."

"Çalışma, insanların vücut kuvvetlerini geliştirir ve hayat için gereken şeyleri temin eder. Çalışmaksızın, fikri gelişme ve ahlaki ilerleme de mümkün değildir. "Tembellik bütün fenalıkların anasıdır.""

"Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şumullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur."

"Herhalde alemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir."

"Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile adımcık bile atamaz."

"Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Benim sizden istediğim şey, yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman da, durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir."

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

"Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettigimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."

"Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır."

"Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal mağlup eder, iki mislini durdurur ve tesbit eder."

"Size Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur'anı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelimei şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."

"Türkler bütün medeni milletlerin dostudurlar."

"Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sözü kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip eder. Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim."

"Hakikati konuşmaktan korkmayınız."

"Meseleleri hadiselere göre değil, aslında olduğu gibi ele almak lazımdır."

"Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir."

"Lüzumuna kani olduğumuz bir işi derhal yapmalıyız."

"Fikirler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez."


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
12 yıl (1594 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: fofer

quote:

Orijinalden alıntı: merhamet62

quote:

Orijinalden alıntı: fofer

Mustafa Kemal'i ne kadar sevdiğiniz belli, adamın ölüm yıldönümünde hepi topu 5 kişi mesaj yazmış.
Bunu yazınca utanmadan eksiliyorsunuz birde

Edit : 1.371.298 üye içinde 5 kişi

anma törenlerine gittik evde oturamadık

yaw he he 24 saat mi sürdü törenler, insan iki kelam yazar şuraya

buraya yazılmamış olunması hiç bir yere birşey yazılmadığı anlamına gelmez resmimin altında facebook hesabım mevcut tıklayıp ordan da baka bilirsiniz,
o kadar samimiyetsiz bi bakışınız varki burada yazı yazılmaması size atatürke değer vermediğimiz anlamını çıkartırıyor, bizler özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz bir lideri unutmayız biz unutsak tarih unutmaz siz rahat olun





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi merhamet62 -- 3 Eylül 2019; 5:35:16 >