|
"Özgürleşemeyen ve bireyselleşemeyen genç bünyelerin, daha küçükken rejimin çizdiği zihinsel temellendirme ile donatılmasına reel bir örnektir öğrenci andı. Buram buram militarizm kokan, genç dimağları askeri termoloji ile itaat altına alma çabasını içeren, rejimin kendisini koruma refleksi ve argümanlarından biridir... Bir de bunun "rahaaaaat, hazrooll, dikkaaaaatttt!" tekmiliyle öğrenciyi esas duruşa sokuşu vardır ki, tam evlere şenliktir." Alıntıdır. |
|
kalpten ve inanarak söylemediğin her şeyin bir anlamı yoktur önemli olan her gün ezberden andı söylemek değildir, önemli olan 1 kere söylesen bile inanarak söylemektir inanarak ne mutlu türküm diyebiliyor musunuz |
Olayın özü budur, gerisi boş laf.. |
|
Omer, Goruslerimizi merak ediyorsunuz. Peki sundugumuz gorusleri anlamaya calisiyor musunuz? - Oncelikle su yanlis anlasilmayi giderelim: Andimizin anayasaya aykiri olmamasi, onun yapilmasi zorunlu oldugu anlamina gelmez. Gunde 5 dakika degil 1 saat de ant okutabilirsiniz. Bu da anayasaya aykiri olmaz. Dolayisiyla neden israrla anayasa, danistay vs. ile ilgili konustugunuzu anlayamiyorum. - Icerigi ne olursa olsun bir takim cumleleri surekli ettirerek insanlara milli birlik suuru asilanacagina cidden inaniyor musunuz? Gercekten her turk genci dogru ve caliskan mi? Veya ant okumayan fransiz genci daha mi az dogru, daha mi az caliskan? Cocukken andimiz okuyan insan gercekten buyuklerini sayiyor ve kucuklerini koruyor mu? Gercekten varligini Turk varligina armagan ediyor mu? Daga cikip terorist olan genc, polis arabasina tas atan cocuk andimizi okumadigi icin mi boyle yapiyor? Kurtulus savasinda canini bu vatan icin ortaya koyanlar andimiz okuyarak mi buyuduler? Ve en onemlisi, bu cocuklar gercekten ne icin and ictiklerinin farkidalar mi? Siz cocukken farkinda miydiniz? Siz bir egitimci olarak bir bilginin binlerce defa tekrar edilerek bir beynin icine sokulmasina ne diyorsunuz? Sizce cagdas bir yontem midir? Tarihte nerelerde ne amacla kullanilmistir arastirdiniz mi? - Andin icerigine gelirsek: Milli duygularin kesinlilke var olmasi gerektigini dusunuyorum. Fakat bunun irka dayali olmasina tamamen karsiyim. Millet olma bilinci toplumu birlestiren bir bilinc olmalidir, soya, irka gore ayristirip kutuplastiran degil! Peki bir egitimci olarak size soruyorum: Sizce 1930-40 donemlerinin millietciligi nasil bir milliyetcilikti? Buna lutfen cok samimi olarak cevap verin. Ve sonra dusunun: 2011 yilinda icilecek bir ant neden 1930 yilindaki ile tamamen ayni olmali? Ardan gecen 70 yilda bir ant yazacak kadar da mi yol kat edemedik? Veya bu ant modernize edilse ne olur? Buna karsi cikmanin altindaki sebep bence yukari da bahsettigim "kutsallastirma", "dogmalastirma" veya "gereginden fazla deger" yukleme meselesidir. Bu sekilde "amaclar" unutlur ve "araclar" deger kazanir. Biz de eski model araclara yama yapa yapa unuttugumuz bir amaca dogru devam etmeye calisiriz. (bkz. anayasa) - Begenmeyen ceksin gitsin vs. diyenler: Bir insan ant icmek istemeyebilir, andimizin kaldirilmasini da isteyebilir. Sizi ilgilendirmese de bunun gerekceleri olabilir. Bu insanin ant icen bir insandan daha milletine bagli, daha vatansever oldugunu neye dayanarak iddia edebilirsiniz? Siz kimi kimin ulkesinden kovuyorsunuz? Bu yetkiyi kimden aliyorsunuz? Once onyargilarinizdan kurtulun bence. Ancak ondan sonra merak ettiginiz gorusleri gercekten anlayabilirsiniz. |
|
Hiç bir anlamı yok, getiriside yok. Her gün küçücük çocuklar neden bir yemini etmek, muhtemelen anlamadıkları bir andı içmek zorunda bırakılıyorlar? Ayrıca özgür bir ülkede insanlara zorla yemin ettirilmesi ayrı bir tartışma konusudur. Zorla yemin mi olur, buda farklı bir sor-un. Türküm, doğruyum, çalışkanım,: Türk değilim, İNSANIM. Bir insan olarak doğruyum çalışkanım! ... Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim: Atatürkte bir insandır. Pek çok doğrusu olduğu gibi yanlışlarıda vardır. Her söylediğini kabul edip tastikleyemem, hele ant hiç içemem. Nihayetinde oda bir kuldur. Gözümü karartıp, bir insanın söylediği her şey için yeminler üstüne yemin edemem Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. : Varlığım İNSANLIĞA armağan olsun! "Ne mutlu Türküm diyene!" : Ne mutlu İNSAN olabilene! |
Bende şu an o kadar üzülüyorum ki ilkokulda tek kelimesini muhakeme edemeden okuduğum şu andı okuduğum için... |
| Bahsi geçen andın ırkçı olduğunu düşünenler, ırkçılığın ne olduğunu bilmiyorlar bence. |
|
Tüm arkadaşlarımıza toplu olarak cevap vermeye çalışayım, zahmet ederek okuyanlar kendi sorularının cevaplarını sanırım bulabilirler. :) Öncelikle bir metnin belirli bir bölümünün cımbızla alınması ve o nokta üzerine odaklanılması pek de hoş bir yaklaşım değil aslında. Elbette ki öğrenci andımız ve şanlı bayrağımız sahip oldukları anlamlar ve nitelikler bakımından farklı basamaktaki değerler olsalar da hizmet ettikleri ortak bir amaç var. Onu apaçık belirtmiştim. O devamını okumadığınız paragrafın 3 cümlesi daha var; "Hiçbir şey baki değildir. Önemli olan devletin ve milletin bekasının korunmasıdır. En azından korumak adına sarf edilen çabadır." İşte bu cümleleri okuyan ve okuduğunu inkar etmeyen her kişi sanırım ki bayrakla öğrenci andını eş kademede tutmadığımı ancak ikisinin de aynı mukaddes ülküye hizmet ettiklerini anlamışlardır diye düşünüyorum. Yine belirtmek istiyorum ki bayraklar da değişebilir. Bunu korumak için elimizden geleni yapıyorsak bu hususta gösterdiğimiz hassasiyeti niçin çocuklarımızın sabahları ettikleri yemin için göstermiyoruz. Yeminin içeriğinden rahatsız olanlar için azınlık okullarımız bulunuyor. Millî Eğitim verilen kurumlarda her sabah bunun anımsatılması kadar doğal bir şey olamaz ki. Bazen değişim gerçekleştirilmeyerek değişim gerçekleştirilebilir. Bunu sizi tenzih ederek söylüyorum ancak şu an öğrenci andının kaldırılması demek, ilerleyen süreçte İstiklâl Marşı'nın her resmî törende okunmasından rahatsız olanların yolunu açacaktır. Devamında ise neden her resmî kurumun önünde bayrak var ki denecektir. Şimdi soruyorum, kesinlikle öyle bir şey olamaz efendim, diyebilecek olanınız var mı? Denir mi denmez mi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün. Ne alakası var canım, o zaman biz de dur deriz demeniz bir şey ifade etmez, atı alan Üskadar'ı geçmiş olur. Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek Millî Eğitim kurumlarının birinci görevidir. Bu görevin gereklerinden birisi de öğrenci andının varlığı ve devamlılığıdır. Bununla ilgili görüşlerimi de belirtmiştim size; "Lakin ameller niyetlere göredir, niyetler de amellere göre. Okulun bahçesinde söylenen ve verilen andın içeriği zihinlere gerektiği gibi yansıtılamıyorsa bu uygulamanın gereksizliğini değil gerektiği gibi yapılmadığının bir göstergesidir. Bu öğrenci andını gereksiz kılmaz. Tekrar belirtmek istiyorum, eğitim yöntem ve teknikleri bakımından modern bir uygulama olarak görünmeyebilir ancak bu öğrenci andının layıkıyla hizmet etmesine hizmet edemeyen kişilerin yetersizliğidir. Son olarak da üçüncü paragrafıma bir atıfta bulunmak istiyorum; Danıştay'a gidenler içerikten ve günlük okutulmasından rahatsız olanlardı. Öğrenci andının kaldırılmasını talep ettiler. Bunun için girişimlerde bulunuldu zaten. Araştırmıyor musunuz? Bir araştırın bakalım kimleri rahatsız etti ve niçin acaba. Günlük okutulması bir bahaneydi önemli olan onun arkasına saklanarak içeriği inkar etmekti. Mahkemenin gerekçeli kararında belirtildi halbuki; "Türk kelimesi bir ırkın değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi ne olursa olsun tüm vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları ve herkesi kapsayan ve kucaklayan milletin ortak adı olup, aksi yöndeki davacı iddialarına itibar edilmemiştir. Nitekim Anayasamızda bu hususun vurgulanması bakımından, Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin herhangi bir ayırma tabi tutulmaksızın Türk olduğu belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine oy birliği ile karar verildi." Şimdi diyorum ki çocuğunun okumasından rahatsız olanlar İl Millî Eğitim Müdürlüklerine dilekçelerini yazarlar ve yasal başvuruda bulunabilirler. O nedenle devletin bekasına kastı olanların kendisine araç olarak kabul ettikleri birtakım durumlara ve uygulamalara dikkat etmek gerekir, araca araç olmamak gerekir diye düşünüyorum. (Bence konunun anahtar bölümüdür.) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de gidenler oldu. Bekleyeceğiz göreceğiz. Ancak ben bu gelişmelerden sonra kesinlikle kaldırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Salih amellerle yaklaşılmıyor. Atatürk milliyetçiliğine bir itiraz var bunun kabul edilememesinin bir karın ağrısı sadece. Bunun görülmesi çok da zor değil aslında. |
Övünülmek ayrı şey, birşeyden dolayı mutlu olduğunu söylemek ayrı şey. |
Aynı fikirdeyim. |
Katılıyorum. |
Katılıyorum. |
|
At gözlüğünden kurtulamayan bizler, yüzyıllar boyu burnumuz yerde sürünürken kulağımızda pohpohlayıcı marşlarla övünmeye devam edeceğiz. Yerinde say uygun adım.... |
|
Bence kesinlikle kaldırılmalı... Her ne kadar herkes benimle aynı fikirde olmasa bile bir ırkın bu şekilde bariz bir şekilde herkesten üstün tutulmaya çalışılması beni rahatsız ediyor. |
| Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür. Alman'yada yaşayan herkesin kökeni Alman değildir, ama Almanya'da yaşayan herkese Alman denir. Hangimizi kanı %100 Türk? Burada bahsedilen şeyin köken olmadığını ne zaman anlayacağız? |
Abi şu benzetmlerine hayranım. Hepsi bir yana her sabah okumaktan hiç hoşlanmazdım. İnat ettim ilk okulda kesinlikle bir defa bile çıkmadım. Ama İstiklal marşı için aynı şeyi söyleyemem. Zira hiç rahatsız olmuyorum İstiklal marşından. Sanırım aynı ruh bütünlüğünü karşılamıyor andımız. Benim için bukadar basit açıklaması... Birde dikte edilmesi çok ters geliyor. Ama tabiki düşmanca bir tavırda doğru değildir... |
|
Birşey dikkatinizi çektimi konu dışı ile burada açılan aynı konu farklı tepkilere sebep oluyor. Bu arada Neverlate acaba nedir "korkular" |
| Bencede sacma |
--- Türküm, doğruyum, çalışkanım---
Çevremde bana bulgar diyenler çok oluyordu.Bunun nedenini o zamanlar hep çok merak etmiştim zira ben ve ailem bulgar zülmünden kaçıp Anavatan'a sığınmış bir Türktüm.Bu cümle sonraları bana gurur verdi; çalışkan doğru bir Türktüm ben.
---İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir---
Bu cümlenin altında nasıl bir çakallık aranabilir ki;Saygı, sevgi,yurdunu milletini koruma iç güdüsü aşılamak ne kadar kötü birşey
---Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir---
Buna kim ne diyebilir.Andımızda sırf Türk kelimesi geçti diye bu ilke ve ülküleri çocuklara empoze etmek ne kadar kötü olabilir ki ! Andımız ve İstiklal marşına rağmen terör almış başını gitmişken.Bence bu ilke ve ülküleri beyinlere en küçükten kazımak önemli.Andımız teröre ve anarşizme çözüm değil belki ama çözüme giden bir basamak olarak görülebilir.
---Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim---
Ata'nın açtığı yolun gösterdiği hedefin yanlış olduğunu hiçkimse söyleyemez.
---Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!---
1000 yıl önce türklerin Oğuz boyu Anadolu'ya ayak bastığında burada ermeni ve rumlardan başka kimse yoktu ki onlarında varlığı ile yokluğu birdi.Kürt dediğiniz topluluk o dönemin Irak sınırları içinde yaşayan bir topluluk ve daha sonraları Anadolu'ya yerleşmişler.Onlar geldiğinde zaten bir türk devleti mevcut anadolu'da.Türklerin kurduğu bir devlette Türk andı okuyamamak ne demek farkında mısınız?
http://tarihvemedeniyet.org/2011/02/teketek-ozel-konuk-tufan-gunduz-turkler-ve-anadolu/