Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
22
Cevap
1450
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Viridiana (1961) | Luis Buñuel
M
14 yıl (4031 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Viridiana
< Resime gitmek için tıklayın >

1961, İspanya-Meksika yapımı. Yönetmen, Luis Buñuel. Oyuncular, Silvia Pinal, Fernando Rey, Francisco Rabal. 90 dakika. Cannes, Altın Palmiye ödülü.


Viridiana manastırda inzivaya çekilmiş, hayatını Tanrı’ya adamış Katolik, bakire, genç ve güzel bir kızdır. Bir gün onun manastırda yetişmesini sağlayan, ekonomik olarak ona destek olan eniştesi onu görmek ister. Viridiana’nın tek yakını eniştesidir. Halası uzun süre önce ölmüştür. Viridiana ilk önce eniştesini görmek istemez ama ona borcu olduğunu düşündüğünden, onu kısa bir süreliğine de olsa görmeyi kabul eder. Viridiana eniştesine gittikten sonra olayların akışı onun da seçimlerini etkiler.

Spoiler'daki açıklama için epey uğraştım. Filmi özet geçmekle birlikte öznel görüşlerimi ve film hakkındaki ayrıntıları belirttim.


Viridiana eniştesine gider. Fakat olaylar çok farklı yönlerde gelişir. Eniştesi uzun yıllar önce ölen karısını özlemektedir. Viridiana’yı da ona benzetir ve bu özlemi gidermek için kendi yeğenine evlenme teklif eder. Viridiana bu teklif karşısında dehşete düşer ve derhal oradan ayrılmak ister. Fakat eniştesi evin hizmetçisini de kullanarak onun kahvesine ilaç koyar. Viridiana bayılır. Eniştesi o baygınken onun ırzına geçmek ister ama yapamaz. Sabah kız uyandığında ona sahip olduğu yalanını söyler. Yoksa kızın gideceğini düşünmektedir. Bu Viridiana’yı daha kötü etkiler. Bunun üzerine eniştesi yalan söylediğini itiraf eder ama Viridiana eniştesinden daha da iğrenmekte ve hemen orayı terk etmeyi istemektedir. Öyle de yapar. Bavulunu toplar ve gider. Tam otobüse binecekken polisler gelir ve eniştesinin öldüğünü söylerler ona. Eniştesi hizmetçinin kızının atladığı iple kendini asmıştır. Viridiana bundan sonra kendini suçlu hisseder. Çünkü intihar eden birinin günahına ortak olmuştur. Manastırdan gelen rahibeye artık manastırda kalmak istemediğini, kendini burada Tanrı’ya adamaya devam edeceğini söyler. Artık kendini Meryem yerine koymaktadır. Kasabadan fakir on iki kişiyi (bana göre on iki havaridir bunlar) toplar. Görkemli evde onlara yer verir. Eniştenin oğlu (Jorge) da adam öldükten sonra gelir. Adam oğluna evi ve tarlaları miras bırakmıştır. İlk baş Viridiana’nın yoksulları evde toplamasına pek ses etmez. Viridiana onlara yemek de vermektedir. Bunların karşılığında onlar dua edecek ve ufak tefek işler yapacaklardır. Viridiana on iki yoksulun yanına iki yoksul daha getirir. Bunlardan biri cüzamlıdır ve diğer yoksullar tarafından ötekileştirilmektedir. Viridiana’nın topladığı yoksullar gerçekten de kendini beğenmiş, hiçbir şeyi beğenmeyen tiplerdir. Bu arada evin hizmetçisi eniştenin oğluna âşık olur. Jorge sevgilisiyle birlikte o eve yerleşmiştir. Ne var ki sevgilisi adamı terk eder.
Jorge yolda bir at arabası görür. Arabanın altına köpek bağlanmıştır. Köpeği neden oraya bağladığını arabacıya sorar. O da başka çaresi olmadığını söyler. O da köpeği satın alarak onu kurtarır. Derken bir at arabası daha geçmektedir oradan. O arabaya da aynı şekilde bir köpek bağlanmıştır. Yani Viridiana da sokaklardan tüm fakirleri toplayamaz, bunun sonu yoktur. Bir de filmin başında Viridiana’nın eniştesi bir arıyı suda boğulmaktan kurtarır.
Tarlaların bulunduğu yerdeki evden Viridiana, Jorge ve hizmetçi dört saatliğine ayrılırlar. Zaten pek tekin tipler olmayan yoksullar onların orada bulunmayışını fırsat bilerek evi talan ederler. Hepsi geri döndüklerinde fakirlerin bunu yaptıklarına şaşırırlar. Jorge'a saldırıp onu bayıltırlar ve dolabın oraya bağlarlar. Bu sırada fakirlerden biri Viridiana’nın ırzına geçmeye çalışır. Jorge uyanır ve diğer yoksulun saflığından yararlanıp, Viridiana’nın üstünde çırpınan adamı öldürtür. O sırada polisler gelir ve olaylar durulur. İsa’nın başına taktığı taç yakılır. Viridiana başörtüsünü çıkarır. Jorge'un aşkına karşılık vermeye karar verir ve onun kapısına gider. Fakat onun hizmetçiyle olan ilişkisini anlayınca suratı düşer. Film bu üçünün oturduğu kumar masasında biter.
Hıristiyanlığı belki de dindarlığı eleştiren sert bir film. Kendini azize olarak gören Viridiana’nın saflığı onu kurban ediyor. Herkesin iyi ve temiz olabileceğini düşünüyor. Çünkü manastırda dış dünyadan bihaber büyümüş biri Viridiana. Hatta düşkünlere yardım ederek görevini yerine getirdiğini düşünüyor. Bana İsa’yı çarmıha geren on iki havariyi hatırlatan bu fakirler, Viridiana’nın kendini Tanrı’ya adamışlığından ve saflığından yararlanıyorlar. Viridiana yaptığı iyiliklerin hiçbirinin karşılığını bulamayınca kendini dine adamaktan vazgeçip, gençliğinin ve güzelliğinin tadını çıkarmayı yeğliyor.

Son olarak Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği (Il Cenacolo or L’Ultima Cena) (Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki akşam havarileriyle yediği son yemek) tablosunu ve filmden bu görüntüyü seyirciye anımsatan bir sahneyi heyecanla paylaşmak isterim. Bu harika bir ayrıntıydı ve bunu fark ettiğimde epey sevinmiştim.



Böylesi bir yönetmenin filmini izleyince heyecanlanıyor insan doğrusu. Sonunda gerçekten bir sanat eseri izledim diyebildim. Ben bu filmi Hıristiyanlığa bir eleştiri olarak görüyorum, başkası ne görür onu bilemem. Herkes beğenmeyebilir, sinemayla içli dışlı olanlara öneririm. (10/10)

DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.

Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.

Üye Ol Şimdi Değil





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Meursault. -- 3 Temmuz 2012; 20:12:12 >