|
@feylesof Sabit ip durumu var galiba.Aslında olmaması gerek,modemle bağlanıyorum ama isp'den aynı ip gönderiliyor galiba. |
| Arkadasın bahsettiği kara deliklerin evrenimizde baska bir noktadan diğ*er baska bir noktaya yolculuk edildiğine dair bir kanıt bulunmamakta.Bu teori daha öncede atılmıstı bu durumda kara deliğe karsılık gelcek beyaz deliklerin olması gerekiyor lakin evrende simdiye dek böyle bir cisim gözlenemedi son yapılan matematiksel hesaplarda bunun olmadığını kanıtladı. Kara delik bence bildiğimiz solucan deliklerinden çok baska boyutlara geçisi sağlayan fenomenler olabilir bu daha muhtemeldir |
bende bu karadelik solucan muhabbetlerini hayretle dinleyip okuyorum bilim kurgu filmi gibi ama hepside maceraci dusuncelerden ibaret
|
O içinden geçememe olayının nedeni atomlar arası boşluklar. ancak elektronların yeri sürekli değiştiği için kuantuma göre bir cisim de aslında ötekinin içinden geçebilir. Geçebilir ama bu ihtimal 10 trilyonda bir gibi bir ihtimalden bile daha düşük. Gene de tam olarak açıklayamıyor tabi.Çünkü 10 trilyonda bir bile olsa bir cimim ötekinin içindne geçebiliyorsa ve zaman da madem ki sonsuz parçaya ayrılabiliyor öyleyse neden bu tür olaylarla hiç karşılaşmıyoruz? Kainatta 10 trilyondan fazla olay olduğu kesin. en azından bir kez olsun görmemiz lazımdı. Cevabı ise : Entropi Yasası. Bu Yasa, kainatın olasılık dahilindeki tüm seçimlerden en bozuk olanına doğru yönelmesini sağlıyor. Mesela bir kağıdı yaktığını düşün. Ortaya çıkan atomların bir şekilde kağıdı oluştırabilme ihtimali var mı? var. Ama olmuyor. Neden? Çünkü entropi yasası na göre bunun olabilmesi için kağıdın yanması ile ortaya çıkan CO2 ve H2O nun önce atomlara ayrılması ve sonra tekrar selülozu oluştaracak şekilde bir araya gelmesi için kağıdın yanması ile elde ettiğinden daha fazla bir enerji gerektiğini söylüyor. Bu enerji sınırına tekrar ulaşmak için de etraftan ikinci bir kağıdı toplayıp yakarsan ve bu enerji sayeseinde ilk kağıdın dumanı bir şekilde (gene de çok çok çok düşük bir olasılık ama diyelim ki oldu) kağıda dönüşürse bu kez de etraftaki ikinci kağıdı yoketmiş olacaksın ve olay bir şekilde tersinmez hale gelmiş olacak ve senasla iki tane "yanmamış kağıda" tekrar sahip olamayacaksın. Öte yandan ilk kağıtla ikinci kağıt özdeş ise, ikinci kağıdı yakmak için de ayruıca bir miktar enerjiye ihtiyacın olacak ve bunedenle. İLk kağıt kendi küllerinden yeniden oluşsa bile ilk haline göre daha küçük olacak.. Peki kağıdın bile geri dönüşümünü enerjisiz imkansız hale getiren böylesine büyük bir yasa varken paralel evrenler nasıl sonsuz sayıda olabiliyor ? Çünkü o evrenlerin kendilerine has fizik kuralları olduğu düşüünülüyor. Örneğin takyon evrenin de Zaman yok. Kütle imajiner. Bir başka evrende cisimler negatif kütleli ve bu nedenle herşey görünmez v.s.. --------------------------------------------------------------------------------------------------- Fiziğin şimdi asıl cevap bulması gereken konu : Bu zarlar nereden geldi :) |
Cevap quantum fiziğinde gizli pauli dışlama ilkesi denen bi yasaya göre fermiyonlar aynı uzayda blunmak istmezler ellerimiz ve dünyada gördüğümüz nesnelrin yapıtaşları proton nötron ve elektronun birleşmesiyle oluşan atomlardır bildiğimiz gibi elektronlarda bi fermiyon olduğu için aynı uzayda bulunmak istemezler ve bu nedenle bir birlerinin içinden geçemezler ama lazeri yada ışığı oluşturan yapılar fotondur ve foton bi bozondur bozonlarda genelde aynı uzayda bulunmak isterler ve bozonlar bu nedenle saydam cisimlerin içinden geçebilirler ayrıntılı bilgi için gerard't hooft'un maddenin son yapıtaşı adlı kitabını okuya bilirsin |
teorileri bir yerlerden okuyup gerçekmiş gibi şu şöyledir bu böyledir diyen insanlara da acaip garibime gidiyor.nasıl eminsin bu kadar?teori adı üstünde.evrim teorisine göre şu şudur sicim teorisine göre bu budur izafiyet teorisine göre bu budur dememiz gerekiyor oysaki.çünkü bu teorşiler henüz kanıtlanmış şeyler değil önümüzdeki uzun yıllar boyunca da kanıtlanmaları uzak ihtimal gibi görünüyor.tamam bilim iyidir güzeldir hoştur esiri olmamak lazım karşı fikirlere değişik teoremlere de aynı şüphe ve ciddiyetle hatta samimiyetle yaklaşmak gerekir.bilim insanı böyle olmalıdır benim nacizane fikrim bu... |
|
Ne zamandır bu konu dikkatimi çeker,takip ederdim de Belgeseli arayıp,indirmeyi gözüm kesmezdi.Download biraz önce tamamlandı,hemen başlıyorum izlemeye.Konuyu bizimle paylaşıp haberdar ettiğiniz için teşekkürler hocam. Saygılarımla, İyi Sabahlar. |
sanırım bu paralel evren işleyişini bşr olay veya vaka için tüm olasısıklar için bir evren şeklinde düşünüyorlar .Mesela bir olayda bir zar atılacak ve 6 olasılık var ise 6 adet evren yaratması gibi düşünebiliriz. Gerçekte her evren kendi olasılıklarını denetlemekte. Pratikte ise durum farklı . Çünkü bir olay başında bulunan olasılık ile , olay olduktan sonraki tersinirlik etkisi sadece 1 adet ile sınırlanıyor. eğer ölçüm şansımı olsa ve olayı etkileyen tüm parametrleri bilebilsek olasılık kavramı teke inebilmekte.Ancak olay olamadan önce olayı etkileyecek faktörleri (çevre şartları zar atma hızı , çarptığı yerin açısı gibi onlarca belki yüzlerce faktörü etkileyen şeyler gibi) çıkarabilmek ve denetleyebimek imkansıza yakındır. Ancak denetleme mümkün olunca paralel evren gibi bir şey de mümkün görünmüyor. şimdi işin daha zor ve çok tartışmalı yaşam ve seçim özgür irade gibi kısmıan gelince işler değişiyor. bir olay için seçim şansı olduğunda bunun için birinci ve ikinci yol şeklinde ayırım söz konusu olduğunda yolların kendi içinde seçimi sonrasında karşılacağınız olaylar farklılaşıor ve bunun için harcanacak toplam enerji değişiyor. dolayısıyla mikro anlamda farklı dünyalr oluşmanız gerekiyor . Bu biz seçerken yapabiliyoruz daha doğrusu evrene bu seçimin oluşuturacağı modellede kütlemizin ve enerjimimizn devamını yapmak için zorluyoruz. Ancak madde tek bir 4 boyutlu evren de mevcut olmadığı enerjini diğer boyutlardaki yansımalarını da içerdiği için diğer seçenekolan yola girmiş olsa idik farklı bir enerji ile yola devam edeceğimiz için dünyamızı da bu şekilde değiştirmiş olacaktık. Makro ölçekte dünyamıza bakarsak hangi yola girersek girelim konum dışında enerjinin toplamını değiştirmemiz oluruz , çünkü bir yerden eksilirken diğer yerden tamamlanan makro düzey mevcut olur. Mikro düzeyde veya bedenimizin konumuna bakılınca farklı yer ve mevkiide bulunma olaslığı ise paralel dünyada bir gerçek olur. Aklımızı zorlayan şey, zamanın değişmez ve mutlak olduğu kavramının zihin tarafından algılanış biçimidir. Zamanın en küçük parçasına inebilsek karşımıza çıkan tüm olasılıkalrın aynı anda olabileceğini ve sonuçlarını bilebileceğimiz anı yakalamak mümkün. tabii ki herşey teoride . Bu konular gerçekten insanı çok zorlayan ve çekildiği yere doğru sünebilen bir zihin kargaşasına iten durumları içeiyor. Hayatımızın tüm evrelerinde bazen istekli seçimler ,bazen planlanan seçimler, bazen de beklenmedik seçimler ve sonuçları ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Mühim olan nokta seçim olmadan önce zihnimizde oluşturmak istediğimiz dünyayı veya koşulları n derece istekle ve arzuyla istediğimizdir. Buraya kadar seçimin planlaması oluyor , plan bazen gerçek ile uyuşuyor bazen ise başka bir yöne gidebiliyor bu ise diğer kişilerin yapmış olduğu planlamaların ne derece baskın olduğu ile alakalı .Sıralama şekli ise mutlak zaman için her olay ve birey için aynen geçerli. |
| İzledim,gerçekten mükemmel.Herkesin arşivinde bulunması gerekn bir çalışma. |
29 FPS'lik Torrent linki varsa biri PM'den gönderirse sevinirim.Daha izleyemedim.... |
Benim aslında kasttetiğim şeylerden biri de bu paralel evrenlerin bazılarında sebebin sonuçtan önce gelebileceği. Çünkü ışıktan çok hızlı değerler için de rölatif denklemler sayısal değerler üretebiliyor. Haliyle bir Takyon benzeri evren içinde seçimler sonuçları değil sonuçlar seçimleri belirliyor. Bohr, fotonlarla yaptığı deneyi yarım bırakıyor ve "bu şeyler bennasıl istersem öyle davranıyor" diyor. Belki de sebep budur. Işık hızıyla giden fotonda sebep ve sonuç birbirini takip etmek zorunda değil ve bu nedenle bazen dalga gibi bazen kütle gibi hareket ediyor. Çünkü enejiyi sıkıştırırsan kütle oluyor. Kütleyi parçalarsan enerji oluyor. Sebep-sonuç ilişkisinin harmanlandığı noktada (ışık hızında) bu iki özelliği bu nedenle gösteriyor sanırın. demek istedğim bunun gibi birşeydi.. Ha hayatımızın kontrolü kimde? Tarihi Tanrı mı yapıyor yoksa bizler mi? diyecekolursan.. bununda iki tarafı war: Ne kadar serbest iradeye sahip olursak olalım kainattaki kuralları biz koymadık. Bu nedenle biz de yapsak Tanrı yapmış oluyor ama bu aynı zamanda bizim serbest iradeye sahip olmadığımız anlmanı da gelmiyor. "sınırlı özgürlük" desek olur belkide. Kader de ışık gibi ( ne dalga ne kütle ne ikisi ne hiçbiri ama aynı anda hepsi :) ) sanırım : ne tamamen kapalı bir hapishane ne tamamen özgürlük ne herikisi ne hiçbiri ama aynı anda hepsi :) |
bazı ince noktalar var. Bir noktayı güzel yakalamışsınız. madde ve ışık.Zaten sanırım bütün gizem bunun içinde saklı. madde olması enerjinin bir başka halimi desek tam kestiremiyorum yanlış bir ifade kullanmak istemem. Ancak yanlış olmayan nokta madde olmadan önce herşey bir enerji idi .Bizi yanıltan nokta madde olunca başka bir uzantısının kalmadığını düşünmemiz.Uzantı kelimesini özellikle kullnıyorum çünkü bir hareket veya eylem olunca uzuntısı oldan kopdan iç içe geçerek bir sonraki eylemi belirliyor. Ama neye göre sonra dedik mi yandığımız npkta burası oluyor. düşünce ve serbest irade bir enerji biçimi ama kütlesi var mıdır ? cevbı vermemzor çünkü oldukça uzun tartışmalar yapabiliriz ancak varmaya çalıştığım nokta sanırım herkes için aynı olacaktır.Bu da bazı işler için madde bir dönüşüm halindedir. Bir enerjiden bir başkasına dönüşür durur ama özünü korur. Öz kelimesi dinsel ve doğu kültürlerinde sıkça kullılıyor . bir sürü soru var ama hangisinden başlasam bilmiyorum. Termodinamik ve atom fiziği hakkında yeterli bilgi sahibi olanlar için eylem ve sebeb sonuç algılaması birbirni etkileye olayların bütünüdür. İlk önce bir durum alınır incelenir enerji durumu , kütlesi , koordinatı vs konur buna ''A '' denir sorna aynı alandaki olaylar sonucunda kalanlara bakılır B denir. Arada çıkan faklar enerjinin korunumu ve mevcut fizik yasalarıyla bağdaştırılmaya çalışılır . peki düşünen bir kişinin düşüncesi kaynağı nedir. Evet basit bir bakış tarzıyla bioloji den yola çıkarsak beynimzin bir faliyeti ve bunun için yediklerimiz ve harcadığımız enerjiden bahsedilir. (ATP) bir ileri adıma geçer de bu olayı ya detaylandırmaya çalışırsak. Bir düşünce faliyeti ile bir ev tasarladık birkaç saniye veya dakikada . Aynı evi bir sonraki gün düşündüğümüzde belki daha kısa veya uzun sürede tasarlayabiliriz değil mi. harcadığımız enerji ile yaratılan boş hayal arasında bir çelişki yaratmıyor muyuz. enerji harcıyoruz ama eylem yok bir hayal var .(rüyalar ayrı muamma ) acnak iş yok . Bu noktada newton bize elveda diyor . Düşündüğümüzü uygulama aşamasına geçtiğimizde her eylemin bir enerji karşılığı var ancak düşüncemizde bu enerjinin çok çok küçük birimiyle aynı şeyi hayal edip , aklımızda inşaa edebiliyoruz. peki madem gerçektirmeyeceğimiz bir hayal noktamız var bunun bir yerlerde saklanıyor ve geri getirilebilir olması gerekli ki birçok düşünce ancak bilinçli inşaa yollarını kullnırsa tekrar aynı hayal hatırlanıp devam edilebilir. canlıların veya oganizmaların 2 temel hareketi oluyor . Birisi bilinçli seçim ile diğeri rastgele hareket. Benim ilgi alanım birinci konu bilinçli seçim de bir plan anı var tüm memeliler ve diğer canlılar için geçerli bunun için akıl da rol oynuyor ama belki oynamadığı örnekler de olabilir. maddenin hareketi hep bu bilinçli seçim ve plana sadık kalarak etleme geçiyor . İşte ilk veya başlangıç noktası bu nokta olarak alınabilinir. Eyleme geçemeden önce planın bitirildiği ve saklandığı AN . eyleme dönüştürülürse sonuçları gözlemleyerek biliyoruz. Eyleme dönüştürülmezse ne olacak evrenin hangi noktasında depolanacak ve kaydedilecek hangi olay için kullnılacak veya kullnılıp kullnılmadığına karar verilecek. Burada nokta koyuyorum . diğer bir soru bir kaya parçasını ele alalım. Onun bulunduğu yer hakkında bir seçim yapma şansı var mıdır yoksa bilinçli olmayan rastgele oluşum ile mi mevcut yerini bulup milyarlarca yıl kalabilemetedir. Milyar yıl önceki hali ile milyar yıl sonrakihali arasında enerji yönünden bozunma ve entropi dışında bir faliyet içinde olabilir mi ? kendi kendine yeni bir üst eneji düzeyine geçiş yapabilir mi (gözlem alanı metodu dışında müdehale yapılmadan ) bir olay bir başka olayı doğurduğuna göre doğa olayları da benzer etkileşim ile hareket ettiğine göre seçilim bukaya parçası için geçerli olacak mıdır. Seçme şansını diğer faktörlermi yoksa kendisi mi belirleyecektir. zamana gelirsek . Bir boyut olarak açıklanan zaman olayları birbirine bağlamak için gerekli en önemli parametrelerden birisidir. Enerjinikorunumunu zamana göre irdelemekteyiz. Entropi kavramını zamana göre hep bir türev integral ilişkisi bulunmaktadır. peki olayları birbrine bağlayan AN içinde bir süreç var ama bu an içinde bir plan ve istek yok ise , sonuçlar rastgele olasılık kavramı ile mi yoksa her olasığın bir eyleme döndüğü yeni bir kavram ile mi açılanabilecektir. hawkinsin son kitabını okursanız kendisi de benzer düşüncelere ulaşarak paralel evrenlerin olamsı gerektiğine yoksa enerjiyi bir eylem ile sınırlamanın hatalı olabileceğine karar vermiş .benzer fikirler 25 yıl kadar önce üniversite talebesiyken bende bazı sorular yaratmış , değer verdiğim hocalarla bazı teorik tartışmalar yapmış dım. o zamanlar yeni yeni duydyğum takyon olayını fizik hocamızla tartışmış ve açıklamalarını yeterli bulmamıştım. İç içe kabuk teorisi diye kendimce bir şeyler yaratarak birbirne olayların bağımlıolması gerektiği aksi halde her kararın açılarak evrenin içinde bir kaos yaratması gerektiği fikrine saplanmıştım. Basit olarak söyle düşünmün bir olay başka bir olayı tetikliyor ancak aslında bir sürü alt şeyi DE tetikleyebilir ancak seçilim ile bu engelleniyor .ama normalde engellenmemesi lazım. her olayın vuku bulduğu bir eylem alanı olması lazım.3 boyutlu dünyamızda olaylardan sadece birisi mümkünken diğerleri eleniyor . Tekrar aynı noktaya gelmeniz de mümkün değil zaman boyutu bunu engelliyor.belki partikül bazında geri gelme mümkün ama bütün bir beden veya kütle her noktasıyla geri gelmesini eggnelleyen bir sürü gfaktör var öylesyse bunun gerçekleştiği bir başa mekan olmalı ama madde burada eylem başka bir evrende . maddenin 3 boyutlu halinin dışındaki uzantılarda gezinen ve maddeden koamayan bir enerji şekli olmalı ve buradan gelen etkileşimler rastgele sandığımız eylemleri tetiklesin. Böylelikle rastgele ve seçilim arasıda bir ilişki için flört şansı buluyoruz yoksa farklılaşarak ayrılıyorlar. Başta bütün olan karar nasıl faklılaşsın bu evrenin işleyişine ters bir şey. neyse 2 satırda bir sonuca ulaşmak zaten güç ama bir fikir vermek açısından yazayım dedim. |
|
herkese sevgiler, sabah uyandığım zaman nette dolaşırken nerden rastgeldim ise sicim teorisine rast geldim ve birkaç yazı okuyup bu begeseli bldum. indirdim fakat henüz izlemedim en kısa sürede izleyeceğim. bu arada okuduğum kadar ile ve anladığım üzere sicim teorinde bahsi geçen bazı konular benim de daha önceleri düşünüp olabieceğini arkadaşlarım ile paylaştığım konulardı (bunları okuyunca üzülmedim değil) demekki birileri benden önce düşünüp teori haline getirmiş :) neyse bilim adına güzel bir gelişme... belgeseli izlemeyi sabırsızlkla bekliyorum... bu konuyu nerden bulduğumu merak edenlere : kesin dh de bunun konusu vardır diyerek arattıp ve burdayım :) kalın sağlıcakla... |
|
Bende ilkini bir kaç hafta önce izlemiştim. 2. ve 3. bölümleri az önce izleyip bitirdim. Belgesel bilgilendirici evet. Ama izlediğim en güzel, hatta en güzel belgeseller arasında bile diyemem. Devamlı aynı şeyleri tekrar tekrar söyleye söyleye baydı resmen... |
Benim indirdiğim versiyonda, 2. bölümün başında, diğer bölümlerde olan Mustangli sahne yok, hali ile 2. altyazı dosyası uymuyor, biraz uğraştım oldu... Bsplayer kullananlar 2. altyazı olmuyorsa +267sn (8001,92kare) yapın, böylece kesilmiş bölümü altyazıda atlamış oluyorsunuz... |
| konu hortlayacak ama şunun altyazılarını bulan biri paylaşabilir mi acaba??? |
|
paralel evren yorumu: kısaca çifte yarık deneyinden bahsetmek istiyorum.fotonun, tanecikmi yoksa dalgamı olduğunu araştıran bilim adamları hem tanecik hemde dalga olduğunu görüyor.kısaca örnek vermek gerekirse (Schrödinger’in Kedisi) Dış ortamdan tamamen yalıtılmış -yani ne içerisinin dışarısı hakkında, ne de dışarısının içerisi hakkında görme, işitme, vs. nevinden bir bilgi edinebileceği- kapalı bir kutu düşünelim. Bu kapalı kutunun içine de öyle bir düzenek kurmuş olalım ki, % 50 ihtimalle çalışsın ve eğer çalışırsa harekete geçen bir çekiç, içi zehirli gaz dolu şişeyi kırsın. İşte Schrödinger’in Kedisi, böyle bir kutunun içinde kendi gerçekliğini sürdürmektedir. Soru, kedinin kutunun içinde sürdürdüğü bu gerçekliğin doğası üzerinedir; kapalı kutunun içindeki Schrödinger’in Kedisi ölü müdür, diri midir? bilinen evren yorumuna göre, kutu açılıp içine bakılıncaya kadar olasılıkların ikisi de gerçek değildir. Kutunun içindeki kedinin dalga fonksiyonu iki alternatif durumun üst üste binmiş hâlidir. Ne ölü ne canlı, hem ölü hem canlı… Paralel evrenler kuramına göre, evrenlerden birinde kutu açılır ve kedi ölü bulunur, diğerinde ise kutu açıldığında kedi canlı bulunur. Kutu açılmadan evvel kedi zaten evrenlerden birinde ölü, diğerinde canlı olduğundan dalga fonksiyonunun çökmesi diye bir şey söz konusu değildir. |
|
bana göre kedi deneyi çift yarık deneyinden farklı bir durum; kedinin ölü veya diri olduğu kutuya baksak da bakmasak da belli sadece biz bilmiyoruz. yani kedinin ölü veya diri olduğu gerçek bir durum var ortada ama bunu biz bilemiyoruz. parçacık deneyinde ise arka panoya düşen parçaları gözleyerek elektronun davranışını gözleyebiliyoruz sorunumuz hangi yarıktan geçtiği, bilemediğimiz nokta bu. sonuç olarak hangi yarıktan geçtiğini öğrenmek istediğimizde arka panodaki tablo tamamen değişiyor. şimdi soru şu; hangi yarıktan geçtiğini görmek için yarıkların olduğu duvarın veya metal yüzeyin herneyse arkasına bir ışık kaynağı koyulduğunu biliyoruz. ışık kaynağı elektronun hangi yarıktan çıktığını bilmemizi sağlıyor. burada şöyle bir durum var. bilindiği gibi belirsizlik teorisindeki deneyde de parçacığın yerini belirlemek için bir foton gönderildiğinde bu elektronun hızını değiştiriyordu ve bizim parçacığın hızını tahmin etmemizi engelliyordu. çift yarık deneyinde de ışık kaynağı elektronun davranışını değiştirdiği için herhengi bir yarıktan geçmesini sağlamış olabilir mi?
|
Rapid'in yeni numarası. Kedileri aramaktan iyidir ama.
ßy Spécops. sabit IP, proxy ve internet paylaşımı gibi bir durumun var mı?
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle