G

General
02 Ocak 2001
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
562 üye
Görüntülenme (?)
11384 (Bu ay: 8)
Gönderiler Hakkında
G
2 hafta
Almanya da ısı pompasına geçti

Ülkemize göre çok daha soğuk iklimi ile tanınan Almanya, ısı pompasına hızla geçiyor. Soğuk iklimlerde daha düşük performans veren hatta soğuk havada çalışmıyor dedikodularına rağmen Almanya’nın 2025 yılında ısı pompası satışları %48 pazar payı elde etti. Halbuki bir sene önce 2024 yılında ısı pompalarının pazar payı sadece %27 idi.



Daha da ilginci doğalgaz tabanlı ısıtma sistemleri %44’de kaldı, yani ısı pompası Almanya’daki evlerin bir numaralı seçimi oldu. 





Devasa devlet desteği 



Tabii bunun en büyük nedenlerinden biri %70’e varan devlet teşviği oldu. Devlet özellikle doğal gaz kullananların ısı pompasına geçişi ve verimlilik gibi etkenleri dikkate alarak çeşitli aşamalarda maliyeti karşıladı. Bu sayede 300 bin ısı pompası için 3,8 Milyar Euro’luk bir hibede bulundu. Özellikle yeni binalarda yenilenebilir oranının en az %65 olmasını zorunlu kılan sistem sayesinde bu tür binalarda ısı pompası %74 pazar payına ulaşmış durumda. 



Ayrıca Bkz.Çin, dron sürülerini uzaydan şarj edecek yenilikçi sistem geliştiriyor



Jeotermal ısı pompası türleri:





Isı pompası teknisyeni sıkıntısı



Isı pompasının pazar payının daha hızlı büyümesini engelleyen yegane neden olarak sertifikalı montaj personeli eksikliği ve kalifiye iş gücü eksikliği gösteriliyor.



Bu sıkıntı siparişlerin beklemesine neden olurken projelerin hayata geçmesine engel oluyor. Yine de tüm bu sıkıntılara rağmen teknoloji Avrupa’nın 16 ülkesindeki toplam 28 milyon ünitesi ile kendini ispatlamış durumda. 



Hepsine değil, iyi teknolojilere destek



Almanya bu desteği verirken ısı pompası teknolojisinide seçici olarak geliştirmeye çalışıyor. Mesela Ocak 2025’den itibaren sadece şebeke ile iletişim kurabilen ve ona çok yük bindirmeyen modeller destekleniyor. Ocak 2026 itibari ile hava destekli ısı pompalarında sıkı ses sınırlamaları geldi ve artık sadece sessiz olanlar desteklenmeye başlandı. Ocak 2028’den itibaren ise sadece doğal ve atmosfere zararsız ısı değiştirici gazlar desteklenecek (Propan, CO2 gibi).





Hibrit sistemlerin yükselişi



İçinde bulunduğumuz yılda geçen seneki gibi bir %44 artış yerine, makul bir %10 büyüme bekleniyor. Yükselen trendler arasında ise soğutma işlevide sağlayan ısı pompalarının yeni satışların %38’ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Isı pompası ve doğal gaz hibrit sistemlerinde yaygınlaşması bekleniyor. Bu hibrit sistemlerde ,çok soğuk kara kış günlerinde doğal gazdan yardım alıyorlar ve gerek kurulum maliyetleri yada ısıtma giderlerini düşürebiliyor. Devlet desteği yıllık ısınma ihtiyacının en az %65’inin yenilebilir enerji ile sağlanmasını yeterli görüyor.



Bina üstüne ticari ısı pompası:




Ülkemiz kendi ısı pompasını ve yenilebilir elektriği üretebilirken kırılgan fosil kaynaklara ve diğer ülkelere bağımlılığını bırakmalı. Bu yönelim paranın ülke içinde kalmasını sağlayacak ve pazarda büyüyen şirketler hem istihdam yaratacak hemde edindikleri tecrübeyi ihracat başarısına çevirecektir.




Kaynak:https://www.cleanenergywire.org/news/half-new-heating-systems-sold-germany-are-heat-pumps
G
3 hafta
Elektrikli kamyon sahiplerine yeni gelir modeli: Şebekeye enerji satmak

Avrupa’da elektrikli kamyon pazarı hızla büyüyor. 2025'te elektrikli kamyon satışları önceki yıla göre %71 daha fazla satılarak 17 bin 705’e yükseldi ve %4,2 pazar payına ulaştı. Anlaşılan bu davranış biçimi petrol fiyatlarının oynaklığı ile giderek daha da hızlanacak.



Elektrikli kamyonların en önemli avantajlarından biri, Avrupa’daki sürüş kurallarıyla uyumlu olması. Uzun yol sürücüleri belirli sürelerde yasal olarak dinlenmek zorunda olduğundan, bu molalar aynı zamanda şarj için kullanılabiliyor. Bu sayede kamyonların operasyonel akışı ciddi şekilde bozulmadan şarj süreci yönetilebiliyor.



Ayrıca Bkz.Elektrikli çöp kamyonları hayat kalitemizi artırıyor



Elektrikli kamyonlar daha ucuza geliyor 



Tabii elektrikli kamyonlar yakıtta %40-70 arası tasarruf sağlarken, çoğu AB ülkesinde ücretli otoyollarda bedava veya indirimli olarak dolaşabiliyorlar. Son olarak bakım masrafları da çok düşük. Bakım harcamalarında %30-50 arası avantaj sağlıyor.





Elektrikli kamyonlarda büyük batarya olduğu için dizele göre ilk alım maliyeti fazla tutuyor ama sonuçta bu miktar yukarıda saydığım nedenlerin etkisiyle 3-5 senede kendini amorti ediyor. B uda sonuçta kamyonun ömrü boyunca 200-300 bin Euro arası dizel muadiline göre tasarruf yapmasına yani bu süre içerisinde yaptığınız tasarruf ile bir elektrikli kamyonu bedava alabiliyorsunuz.



Elektrikli kamyonlarda hızlı şarj sorunları 



Yukarıda yazılanlara göre her şey harika gözükse de sorun elektrikli kamyonların şarj ağı sıkıntısında. Elektrikli arabalarımız için bu sorun çözülse de (zira her yerde hızlı şarj istasyonları mevcut) ama elektrikli kamyonlar CCS ile 400 kW çekebilirken şimdilerde çıkan modeller ile kamyonlara özel MCS ile 750-1.2 MW arası hızlarda çekim yapmakta.





Genelde bu yüksek hızları tüm Avrupa’da bulmak oldukça çok zor. Sırf bu nedenle genelde özel otomobiller için olan 120-180 kW civarında olan istasyonlar ile yetiniyorlar. Tabii bazen yükü bırakmaları veya arabalar için olan yerlere zar zor girmeleri gerekiyor. Tabii diyebilirsiniz ki hemen yapalım, istasyon üretmek kolay. Doğru diyorsunuz yüksek güçlü DC istasyon hemen alınabiliyor ama alsanız da kursanızm da elektrik bulamıyorsunuz. Çünkü çoğu fabrika elektriğinden fazla bir elektrik arıyorsunuz ve bu megawatt’larca güç demek. Tabii bunu sağlamak için kilometrelerce yüksek gerilim hattı çektirmek ve yükseltme indirme trafoları kurmak devasa paranız olsa bile yıllar sürebiliyor.



Çift taraflı şarjın faydaları 



Avrupa Birliği'nin ise bu konuda bir araştırma projesi bu sorunu ciddi derecede çözme iddiasında. SPRIT-E adıyla başlanan proje MCS’lar üzerinden çift taraflı enerji aktarımını destekleyen teknolojiyi üretip test ediyor.



Geçtiğimiz günlerde yapılan test ile çift taraflı şarj sayesinde  MAN eTGX marka bir elektrikli kamyon ilk defa 325 kW gücü kamyondan şarj istasyonu aracılığı ile şebekeye bastı. Özellikle bölgesel ve senede 100 bin km’den az yol yapan elektrikli kamyonlar için geliştirilen projenin birden çok kullanım alanı mevcut. 



Devasa bir Powerbank gibi çalışan kamyonlar böylece boş yattıkları süre boyunca bataryası ile çok faydalı işler yapabilecekler. Bunlardan en öne çıkanı şebeke dengeleyici hizmetler ile şebekeden para kazanabilmeleri. Bildiğiniz gibi elektrik şebekeleri anlık yüksek güç veya güç fazlalığı ile uğraşmak zorundalar bu nedenle bu hizmeti sunanlara ödeme yapıyorlar.





Diğer bir kullanım alanı ise bulunduğu fabrikanın güç çekim dengesini sağlaması veya piyasada elektrik fiyatları üzerinden arbitaj yapması. Bunlardan ilki hat dengelemesi şöyle çalışıyor, diyelim ki 1 MW kapasiteli bir trafonuz ve bu seviyede bir güç anlaşmanız var bunun üstüne çıkarsanız ceza yeme ya da hattı çökertme ihtimaliniz var. Bu yüksek güç ihtiyacı durumunda kamyon devreye girip gerekli güç ihtiyacınızı karşılıyor.



Fiyat avantajı sağlayan arbitaj ise ucuzdan alıp pahalıdan elektrik satmaya dayanıyor. Saatlik elektrik tarifesinde iseniz gece düşük fiyattan alıp yoğun saatte bunun iki katına belki daha fazlasına satmanız mümkün. Bir diğer getiri ise PV’den gelen enerjiyi ucuza şebekeye satmak yerine gündüz kamyonda depolayıp akşam kullanabilir sonrada gece şebekeden tekrar ucuza alabilirsiniz.



Çok çok hızlı şarjın çözümü çift taraflı şarj desteği



Uzun mesafe elektrikli kamyonlar ise bazen ekstra hızlı kısa bir duraklama yapmaları gerektiğinde, bu bekleme durumunda olan kamyonlardan enerji çekerek çok çok hızlı şarj olabilecekler. Kısaca şarj istasyonunda o kadar güç olmayabilir ama bağlı olan diğer kamyonlar güç sağlayarak milyonlarca dolarlık elektrik çektirmeden tasarruf edilebiliyor.





Sonuçta yapılan hesaplara göre senede yapılan 100 bin km’nin 20 bin km’si bu şekilde bedavaya gelebiliyor. Üstelik tüm bu işlemler sonrası batarya sadece yıllık %0.3 degradasyona uğruyor. Bu bataryanın zamana bağlı yaşlanmasından çok daha az bir değer demek. Bu değerin ticari karşılığı sadece 200 € iken V2G ile yarattığı değer 5000 € civarında. 




Kaynak:https://www.electrive.com/2026/04/27/powerbank-on-wheels-bidirectional-charging-demonstrated-in-electric-trucks/
G
4 hafta
Elektrikli çöp kamyonları hayat kalitemizi artırıyor

Bizim gibi bol apartmanı olan şehirlerin dar sokaklarında çalışan canavar dizel çöp kamyonları hep kabusumuz olmuştur. Bildiğiniz gibi her çöp kamyonun içindeki bir çok hidrolik ekipman bulunuyor. Bu makineların duyduğu ekstra güç nedeni ile araçlar devamlı yüksek devire çıkıp inmekte. Her çöp konteynırına hızlı bir kalkış yapan kamyonlar kükreyerek genelde mahallede herkesi uyandırır.



Elektrikli çöp kamyonları ise mümkün olduğunca sessiz şekilde hareket eder, lift ve sıkıştırma için ekstra ses çıkarmazlar. Tüm bunlar siz yatağınızda uyurken duymanızın imkanı olmayan elektrik motorlarınca sağlanır. 





Üstelik bu devamlı dur kalk işi dizel motorlara deli gibi yük bindirip motorların aşırı yıpranmasına neden olurken elektrikli kamyonlarda dur kalk yaparken enerjinin büyük bir kısmı rejenerasyon sayesinde geri kazanılır. Bu sayede devasa aracın durma esnasında fren balatası eskimediği için o masraftan da kaçınılır. Günde sadece 80 km yol yapan ama 800 kez durup kalkan bir araç için bunlar çok önemlidir. 



Ayrıca Bkz.MG’den Porsche Taycan’a rakip: MG 07 görücüye çıktı



Macaristan’da yapılan akademik bir çalışmada on yıl boyunca bir elektrikli çöp kamyonu ile dizel çöp kamyonu karşılaştırılması yapılmış. Elektrikli kamyon 2000 hareketli parça yerine sadece 20 parça içerdiği için dizel kamyon bakım masrafları genelde dizelin 1/3’ü kadar.



Yakıt nedeniyle oluşan masraflar ise %80-90 arasında daha az. Üstelik bu elektrik masrafı belediyeler kendi elektriğini kendileri ürettebilme şansı nedeniyle tamamen sıfırlanabilir. Bu İstanbul gibi bir megakentte 2000 çöp kamyonunun, günde 200 bin litreden yıllık 3,5 milyar TL’lik mazotu harcamaması demek.





Elektrikli çöp kamyonun gürültü, enerji ve bakım masrafları dışında en büyük faydalarından birisi de sokaktaki o ağır egzoz konusundan kurtulmak. Bu koku dağılıyor gibi gözüksede aslında şehirde gün boyu kalmaya ve herkesi zehirlemeye devam ediyor. Düşünsenize İstanbul gibi bir şehirde bu dizel kamyonları elektrikli ile değiştirirseniz şehrin içinde günde 200 bin litrelik mazot yangınını da söndürmüş oluyorsunuz.





Herkesin merak ettiği maliyet konusuna gelirsek, dizel bir kamyon elektrikli kamyonun yarı fiyatına mal oluyor ve bir elektrikli kamyon için ekstra 5 milyon tl ödeniyor. Fakat elektriki çöp kamyonu yakıt ve bakım dahil yıllık 1 milyon tl tasarruf sağlıyor. Bu nedenle amortisman süresi 4-5 yıla düşmüş durumda. Böylece kamyonun 10 yıllık makul ekonomik süresi boyunca ilk beş yılda kendini amorti eden sistem, üstüne 5 yıl bedava çalışıyor.





Geriye sadece devasa bir şarj alt yapısı kurmak kalıyor. Bunun en verimli yolu, günde 3-4 defa çöp boşaltmaya gelen kamyonların bataryasını anında değiştirerek şarj problemi çözülebiliyor. Toplam 3 dakikada şarj olmuş versiyon ile değişen daha küçük bir batarya kullanılıyor ve 3 ton ekstra çöp taşır hale geliyor. Bu durumda yapılan hesaplara göre toplam batarya kapasite ihtiyacı %65 azalmakta (kWh bakımından). Üstelik bataryalar hep %30-80 arasında gidip geldiğinden strese girmiyor ve yüksek hızlı şarj olmadığından ömrü iki kat artıyor.



Dünyada şu anda toplam 21.000 civarı elektrikli çöp kamyonu olduğu tahmin ediliyor. Yani bu iş hayalden öte gerçeğe çoktan dönmüş durumda. Üstelik hidrojen ile olan rekabeti çoktan kazanmış bile zira hidrojen ile çalışan çöp kamyonu sayısı sadece 700 civarında.




Kaynak:https://cleantechnica.com/2026/04/25/electric-garbage-trucks-are-the-heavy-duty-ev-story-hiding-in-plain-sight/
Kaynak:https://kdwalmsley.substack.com/p/chinese-electric-trucks-pay-for-themselves
G
geçen ay
Almanya’nın balkon GES devrimi: Tak-çalıştır paneller 1 GW’a ulaştı

Güneşi ile ünlü olmayan Almanya yıllardır oluşturduğu doğru politikalar ile evlerin çatılarındaki güneş paneli kurulu gücünü 36 GW’a çıkartan ülkede şimdi de çatılarını kullanamayan kiracılara yönelik Balkonkraftwerk yasasının sonuçlarını almaya başladı.



Geçtiğimiz sene patlama yapan balkona takılan PV panellerindeki toplam güç sadece bir senede 0.5 GW ilave edilerek 1 GW seviyesine ulaştı. Bu panellerin en büyük özelliği tamamen tak çalıştır olması. Sistem birkaç panelden ve mikro inverter’dan oluşuyor. Toplam ev şebekesine verilebilecek güç 800 Watt ile sınırlanmış durumda. Bunun en büyük nedeni prizin ve elektrik hattının daha fazla kaldıramayacağı veya sigorta sistemin ev içinde oluşan aşırı akımları fark etmemesi. Son düzenlemeler ile kurulu güç 7 kW’a kadar yükseldi ama aktarılan güç 800W ile halen sınırlı dolayısıyla bu kadar büyük kapasite doğal olarak bir batarya gerektirmekte.





İnternetten al, kendin kur, fişe tak üretime başla



En büyük kolaylık balkon demirine asılabilen panellerden üretilen elektriğin herhangi bir ev pirizine normal bir fiş takarak aktarılması. Bu durumda priz artık elektrik vermek yerine, eve elektrik girişi yapılan bir hale dönüşüyor. Üstelik tamamen portatif olan bu sistemi internetten sipariş verip herhangi bir elektrikçiye ihtiyaç olmadan yasal olarak kendiniz kurabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey bir ay içerisinde internet üzerinden bir form doldurup kurulumu bildirmek. Taşınırken de söküp yeni bir eve kurmanız oldukça kolay.



Bu kolay izin sürecinin en önemli noktası ise üretilen elektriğin fazlasının asla şebekeye verilmemesi. Bu yüzden panellerden gelen elektriği çeviren inventer devamlı evin anlık tüketimini milisaniye bazında takip ediyor ve üretimi ona göre ayarlıyor. Kısaca siz diyelim ki 600 watt güneşten elektrik üretiyorsunuz ama evdeki tüketim o an için 400 watt. Bu durumda inverter çıkışını 400 watt’a ayarlıyor geriye kalan 200W heba oluyor.





Batarya kullanarak ürettiğini geceye saklama



Bu nedenle üretilen elektriğin fazlasını sonra kullanmak isteyenler bu internetten aldıkları paketlerle beraber batarya satın almaya başladılar. Böylece evde o an için yeterli bir tüketim olmasa bile gündüz ürettikleri elektriği gece tüketebiliyorlar. Mesela 2 kWh’lik 10-15 yıl ömürlü bir LiFePO4 tabanlı bir batarya ile öz tüketim değerini %80’e çıkarmak mümkün. Böyle bir bataryanın aşağı yukarı fiyatı 450€ civarında ve balkon paketleri içinde alınabiliyor. Bu paket sistemler günlük üretim, anlık öz tüketim ve bataryadan tüketim gibi bütün değerleri eğlenceli bir şekilde telefonunuzdan görmesini sağlıyor. İşin ilginç yanı, batarya maliyeti geri dönüş süresini neredeyse iki katına çıkarıyor.



Akıllı ev sistemi ile tüketimini güneşle eşleştirme



Anlayacağınız bedavaya yapabileceğiniz en iyi çözüm elektrik tüketimini gündüze kaydırmak ve yüksek güç tüketen cihazları vs. gündüz çalıştırmak. Fırın yemeklerini gündüz pişirmek ve elektrikli termosifon kullanıyorsanız gündüz ısıtmak en iyi çözüm. Varsa notebook, elektrikli bisiklet, skuter ve USB şarj aletlerini doldurabilirsiniz. Tabii bunları aynı anda yapmamak sırayla yapmak gerekecektir bunun içinde fişleri açıp kapayabilen akıllı bir ev sistemi ile öz tüketiminizi 2,5 kat arttırmanız mümkün.



Ayrıca Bkz.Türkiye, yenilenebilir enerjide rekor elektrik üretimi gerçekleştirdi



Üretilen elektriğin ekonomik değeri



Elektrik fiyatlarının 0,35 euro/kWh olduğu ortamda verilen 400€ ilen 800€  arasındaki ilk yatırım 2,5 ile 5 sene içerisinde kendini amorti ediyor. Panellerin kullanım ömrünün 20 yıldan fazla olduğu düşünülürse sistemin defalarca kat fazlasını çıkaracağı düşünülebilir. Yıllık ortalama 760 kWh üretim yapan bu sistemler ile Almanya’daki tipik bir bekar evinin yıllık ihtiyacı olan 1500 kWh’in yarısını karşılayabilir. Bu üretilen enerjinin tamamını harcarsanız şu cihazların tamamının elektriğini karşılarsınız.




  • 1 buzdolabı 24 saat boyunca

  • Evin tüm led aydınlatması

  • Router modem ve access pointler

  • Haftada 3-4 kez bulaşık ve çamaşır makinası 

  • Günde birkaç saat tv ve notebook kullanımı




Bu teknolojinin esas amaçladığı kullanıcı grubu Almanya’da güneş enerjisi kullanarak enerji fiyatlarını düşürmeye çalışan ama çatı veya evde bir değişiklik hakkı bulunmayan kiracılar. Toplumun önemli bir bölümü %56’sını oluşturan bu grubun şimdiden 1,3 milyonu bunu kullanmaya başlamış durumda. Öyle ki toplam güç 1 GW’ı buldu ve 2030 gibi 3-4 GW’ı ulaşacağı tahmin ediliyor. Hatırlarsanız Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi santrali Konya Karapınar GES’in 1,35 GW gücündeki kurulu gücünü 2026 yılında aşmayı planlıyor. Bu sadece 3-4 milyon hane demek ama Almanya’da kiracı hane sayısı 20 milyon olduğu düşünüldüğünde gidecek yol oldukça fazla. Hatta tahminlere göre Almanya’nın toplam potansiyeli 10-12 GW ve üretim de 8-10 TWh yani bu da iki nükleer santralin yıllık üretimine bedel.



Bundan iki yıl önce 2024 yılında Almanya’da başlayan bu seferberlik artık Avrupalı ülkelerde hızla yayılıyor. Bunlar arasında Avusturya, Hollanda, Polonya, Belçika, Fransa, İtalya ve İspanya bulunuyor. İngiltere’de bu yıl yasallaşması planlanıyor. ABD'de ise işler eyalet bazında ilerliyor. Utah, Maine ve Virginya’da yasallaşma bitmişken, New York, Kaliforniya , Kolarado ve Maryland’te yasallaşma süreci devam ediyor. Bu konuyu değerlendirme aşamasına almış eyalet sayısı ise 27’ye ulaşmış durumda. Amerika’daki üretim sınırı Avrupa’nın 800 Watt sınırı yerine 1200 Watt olarak belirlenmiş.




Kaynak:https://www.canarymedia.com/articles/solar/states-passing-balcony-solar-laws
G
geçen ay
Bir Alman şehri kanalizasyon suyu ile ısınacak

Son yıllarda ısı pompalarında yaşanan gelişmeler yenilebilir enerjinin en büyük kazanımlarından biri oldu. Hannover’da aşırı soğuk geçen kış aylarında bile 12 °C ile 16 °C arası sabit bir sıcaklık sunan atık sular, şehrin ısıtma enerjisinin %7-8’i kadarını karşılayacak.



Şehir, hem elektrik üreten hem de şehri ısıtmakta kullanılan kömür santrallerini yavaş yavaş kapatıyor. Elektriğin yerini rüzgar türbinleri ya da güneş santralleri almış olabilir ama şehrin ısıtma ihtiyacınıd a bir yerden karşılamak gerek. Bu nedenle musluktan, duştan ve hatta tuvaletten gelen enerjiyi geri kazanmaya çalışıyor. 




Hannover şehir planlamacıları da bu potansiyeli görmüş ve atık suyun arıtıldıktan sonra Leine nehrine deşarj edilmeden önce suyun ısısını 30 MW termal ısı üreten bir ısı pompası ile merkezi ısıtma şebekesine aktarmaya karar vermiş. İşlem sonucunda 4-6 °C’a düşen su sıcaklığı ile deşarj edilen nehirin de ısısı artmıyor, doğal yaşam zorlanmıyor.



Ayrıca Bkz.Kömürle temiz enerji mümkün olabilir; Çin, kömürü yakmadan elektriğe dönüştürdü



Merkezi ısı şebekeleri özellikle Avrupa’da oldukça yaygın bir sistem. Mesela Hannover şehrinin merkezi ısıtma ağı 360 km uzunluğunda 95 °C civarında su ile besleniyor. Bu şebekede dolaşan sıcak su, evlerin ve endüstriyel tesislerin hem sıcak su ihtiyacını hem de ısıtma ihtiyacını yaz kış karşılıyor.




Bu şebekeye şimdilik 35.000 civarında bir konut bağlı. Şebekenin 550 km’ye çıkarılması ve ısınma sistemini yenileyen veya yeni inşaa edilen her konutun merkezi sisteme zorunlu bağlanması ile kullanıcı sayısının 5 kat artması bekleniyor.



Kurulacak ısı pompası şebekeye yılda 235 GWh ısı sağlayacak ve hedeflenen ağırlıklı COP değeri yaklaşık 2,76 olacak. Bu rakam harcanan her kWh elektrik için toplamda 2,76 kWh ısı enerjisi üretildiği anlamına geliyor. Böylece 13.000 ila 15.000 konutun tüm ihtiyacı duş suyundan karşılanmış olacak. Toplam 56 Milyon Euro’ya mal olan yatırımın %40’ını Alman Federal Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı karşılıyor.




Atık su tesisi ve ısı pompasının olduğu yer ile ısı şebekesinin arasında bulunan Leine nehri fiziki bir bariyer oluşturuyor. Üretilen sıcak suyu görüntü kirliliği oluşturmamak için nehrin üstünden geçirmeyen mühendisler ilginç bir şekilde nehrin 10 metre altından 4.100 metrelik yatay sondaj ile çevreye hiç bir zarar vermeden şebekeye ulaştırmışlar.



Şehir birçok proje ile 2030 yılına kadar %70 oranında, 2040’da ise tamamen yeşil enerjiye  geçecek. Şu anda 50 tonluk İsveç’li Friotherm turbo kompresörleri montaj aşamasında. Sonbaharda teknik testler başlayacak ve 2027 gibi sistem devreye alınacak.




Kaynak:https://www.pv-magazine.com/2026/04/22/german-utility-deploying-30-mw-heat-pump-for-district-heating/
G
geçen ay
Buzdolabına özel akıllı batarya satışta: Yiyeceklerin bozulmasını önlüyor

Elektrik kesintileri olduğunda herkesin ilk korkusu buzdolabındaki yiyeceklerin veya daha önemlisi ilaçların bozulması oluyor. Son zamanlarda ev tipi lityum iyon tipi bataryaların ve onu yöneten yazılımların gelişmesiyle birlikte bu soruna çözüm olarak BLUETTI FridgePower isimli buzdolaplarına özel batarya üretildi. Yaklaşık 750$ fiyat etiketi ile BLUETTI FridgePower, 2 kWh kapasiteye sahip. Üstelik LiFePO₄ (LFP) pil teknolojisi sayesinde 10 yıldan fazla bir ömür sunuyor. Toplamda 4000 çevrimde %80 ömür biçilen sistem, standart lityum iyon bataryaların 500 çevriminden çok daha dayanıklı.



Sistem standart iki kapılı buzdolabını 24 saat boyunca hayatta tutacak şekilde tasarlanmış ancak siz seri bağlanan ve sadece bataryadan oluşan ek kutular ile bunu 4 güne çıkartabiliyorsunuz. Kurulumu ise aynı UPS gibi basit. Buzdolabının fişini cihaza, cihazın fişini de duvar prizine takıyorsunuz. Elektrik kesintisi anında 10 ms’de devreye giren sistem, buzdolabı dahil tüm cihazların jeneratör gibi önce kapanıp sonra açılmasını engelliyor.




Üzerindeki Wi-Fi ve Bluetooth çipleri sayesinde hem ev içinden hem de ev dışından kontrol etmek mümkün. Üstelik sistem ister Google ister Apple tabanlı sesli komut ile akıllı ev sistemlerine bağlanabiliyor. Ayrıca telefonla direkt bağlanıp yönetebiliyor veya aksesuar olarak satılan ekran üzerinden her daim kontrol edebiliyorsunuz.



Ayrıca Bkz.İsviçreli ABB, 1.2 MW'lık süper hızlı şarj ünitesini duyurdu




Cihaz kendi batarya yönetim sistemi sayesinde elektriği farklı saatlerde farklı fiyatlardan alıyorsanız ucuzdan alıp pahalı zamanda kullanma şansı da veriyor. Eğer sadece UPS modunda kullanıyorsanızda sistem kendi batarya sağlığını korumak için 3 ayda bir batarya moduna geçip bataryayı bitiriyor ve tekrar şarj ediyor. Bu akıllı sistem, batarya doluluk seviyesini de yıpranmayı önlemek için devamlı ayarlıyor. Eğer bir fırtına beklentisi var ise bataryayı fırtına öncesi olası kesilmelere karşı en üst seviyeye getiriyor.




Bekleme anında sadece 3-5 W tüketen 75 mm yüksekliğinde ve buzdolabının üstüne konmak üzere tasarlanmış 20 kg ağırlığındaki sistem üzerindeki iki priz ile akvaryum ya da Wi-Fi veya router gibi önemli cihazları çalıştırmak için de kullanılabilir. Sistem 1800 W’a kadar yükü düzenli olarak karşılarken buzdolabı kompresörü çalışmaya başlarken ihtiyaç duyduğu ekstra yükü de kısa bir süreliğine (3000 W’a kadar) karşılayacak şekilde tasarlanmış.



Firma tanıdık ve bilindik bir firma olmasına rağmen hem reklam amaçlı hem de bu ürüne erkenden ulaşmak isteyen müşterilere düşük ücretle erişim imkanı tanımak amacıyla başlangıç fiyatı olarak 759$'lık fiyat etiketi biçilmiş. Ancak lansman sonrasnda  fiyat 1300$’a çıkacak.




Bataryanın geniş özellik listesindeki önemli özelliklerden biri 1000 Watt’a kadar üzerindeki XT60 portu üzerinden 12-60 V arasında bir güç ile kendini şarj edebiliyor. Yani bir karavan ya da tekneye duvar aparatları ile sıkıca monte edilebiliyor. Eğer güneş panellerini bağlayıp tamamen elektriği güneşten almasını istiyorsanız seri şekilde bağlanmış bataryalarla buzdolabını buna emanet edebilirsiniz.




Kaynak:https://cleantechnica.com/2026/04/16/the-bluetti-fridgepower-real-world-review/
G
2 ay
Ağırlıksız batarya teknolojisi menzili %70 artırıyor

Ekstra yük getirmeyen bir batarya yapmanın en kolay yolu bataryadan araç yapmanız. İsveç’teki , Chalmers Teknoloji Üniversitesi’de bu heyecan verici fikrin peşinden 20 yıldır koşuyor.



Chalmers Teknoloji Üniversitesi’ndeki araştırmacıların geliştirdiği karbon fiber kompozit batarya, alüminyum kadar dayanıklı olmayı başardı. Böylece şasiyi, kaputu, tavanı, tabanı ve hatta koltukların iskeletlerini bile batarya olarak kullanabilirsiniz.



[bkzdh=



En son ulaşılan 76 GPa değeri alüminyumun sertliğini geçmiş durumda, çekme dayanımı 100 MPa seviyesinde ve bu değer bir şeyler inşaa etmek için yeterli. Fakat batarya çevrim sayısı şimdilik 500-1000 seviyesinde. Araştırmacılar bu çevrim sayısını 2000’e çıkarmayı planlıyor. Batarya yoğunluğu ise 2021’de 24 Wh/kg iken bugün 30 Wh/kg seviyesine geldi ama araştırmacıların nihaii hedefi 100 Wh/kg. 




Otomobilin 500-650 kg metal aksamı, bu malzemeden üretilen batarya ile değiştirilirse 15 kWh bir batarya ağırlıksız olarak eklenebilecek. Üstelik metal aksam yerine karbon fiber temelli bir yapıya geçildiğinden bu ağırlık 325-425 kg’a düşecek. İleride 100 Wh/kg hedefi ile bu bir aracın ihtiyaç duyduğu 50 kWh miktarına erişebilecek.




Şimdilik bu teknoloji gelişme aşamasında olsa bile bazı zorlukları yok değil. Nisan başında yayımlanan seri üretime uygunluk araştırmasına göre bu teknoloji, düşük hacimli seri üretim için hazır durumda. Bu teknoloji, özellikle ağırlığın aşırı önemli olduğu İHA, cep telefonu, dizüstü bilgisayar ya da akıllı saatler için kullanılabilecek. Ancak üretilen karmaşık kompozit yapı nedeniyle genelde insan emeğine dayalı bir üretim olduğu, bu yüzden lityum iyon pillere göre halen pahalı kalacağı görüşü hakim. Fakat bu geliştirilecek otomasyon teknikleri ve makinalar ile çözülebilir. Diğer bir zorluk ise kompozit yapının geri dönüştürülebilirliğinin çok düşük olması. Yani hayat evresini tamamlayan bataryalar, ciddi miktarda geri dönüştürülemez çöp oluşturabilir. Bu zorlıklar gelecek araştırma konuları arasında. Düşük yoğunluklu seri üretim kullanılmaya başlanırsa bu alandaki araştırmalar da artıp istediğimiz noktaya gelebilir.




Örneğin özellikle batarya sorunu yaşayan üst düzey akıllı saatlerde kullanıldığında normal batarya da korunur ise şarj sıklığı ciddi manada düşürülebilir veya bunun yerine standart batarya küçültülüp saat hafifletilebilir.




Kaynak:https://cleantechnica.com/2025/01/02/next-gen-massless-ev-batteries-could-weigh-nothing-at-all/
G
2 ay
New York’ta trafik ücreti etkisini gösterdi: Trafik ve hava kirliliği düştü

Dünyada önemli şehir merkezlerinin trafik sorunu için bölgesel ücretli giriş uygulaması giderek yaygınlaşıyor. İlk olarak Londra’da 2003 yılında başlayan uygulama, Stockholm, Singapur ve Milano’dan sonra son olarak geçtiğimiz New York’ta hayata geçirildi. Uygulama sonuçlarını merak edenler için Cornell Üniversitesi tarafından yapılan ilk bilimsel araştırma yayınlandı.



Ücretli bölgeye giriş ücreti günlük 9 dolar



Manhattan’ın 60. Cadde ve güneyinde uygulanan Congestion Relief Zone (CRZ) yani Trafik Azaltma Bölgesinde günlük 9 doları bulan ücretler alınıyor. Yapılan çalışmalara göre halkın %60’ı uygulamanın devam etmesi yönünde görüş bildiriyor.





Toplam 17.758 gözleme ve 6 aylık bir sürece dayanan çalışma hava kalitesi, hava durumu, araç akış hızı ve araç hacmi verileri üzerine odaklandı. İlk sonuçlara göre şehirde ciddi oranda bir hava kalitesi iyileşmesi gözlemlendi. Akciğerden vücudumuza giren ve bizi zehirleyen PM 2.5 partikül maddelerinde %22’lik bir düşüş gerçekleşti.  İşin ilginç tarafı ise bu hava kalitesi iyileşmesi sadece kısıtlı bölgede değil ona konuşu bölgelerde de yaşandı.



Ayrıca Bkz.Tesla FSD, Avrupa’daki ilk onayını aldı: Türkiye'ye ne zaman gelir?



Şehir içindeki araç trafiği otobillerde %9, ağır kamyonlarda ise %18 oranında düştü. Şehir içi araç hızları ortalama olarak %11 hızlandı. 





Bunun dışında şehir genelinde gürültü ve kazalar azalmasına karşın yaya trafiği ve mağazaların müşterilerinde önemli bir azalma olmadı. Metro kullanım oranı %7 arttı, araçlar daha az yakıt yakarak tasarrufta bulundu. Uygulama otobüs hızlarını da arttırdı. Bu artış %17 - %47 arasında oldu.



Holland Tüneli geçiş süresi, Pazartesi günleri





Ücretlerden elde edilen gelirin yıllık 500 milyon dolara ulaşması beklenirken, bu gelir metro yapımında ve toplu taşıma hizmetlerinin iyileştirilmesinde kullanılacak.





Şehir merkezine giden araç sayısı azaldıkça etraftaki trafik de doğal olarak azaldı. Ücretli bölgede bu oran %25 iken Bergen bölgesinde %14, Bronx'ta %10, Manhattan dışı %9, Staten adasında %5 oranında trafik rahatladı. Bu nedenle veriler aslında ücretli bölge dışındaki sürücülerin en büyük faydayı yaşadığı görüldü. Bu da yaşanan zaman kazancının tüm sürücülerin refahını haftalık olarak toplamda 21 milyon dolar arttırdığı anlamına geliyor.




Kaynak:https://cleantechnica.com/2026/03/16/the-effects-of-congestion-pricing-pollution-reduction-and-so-much-more/
G
3 ay
Elektrikli araç şarj soket sayısı şubatta 40 bini aştı
Elektrikli araçlar daha hızlı satılıyordu vergi gelince biraz dengelendi.
Elektrikli araç şarj soket sayısı şubatta 40 bini aştı

Anadolu Ajansı - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) şubat ayına ilişkin "Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri" raporuna göre, şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 2,7 artışla 3 bin 73 megavata yükseldi.

Şubatta şarj istasyonlarının elektrik tüketimi 53 milyon 423 bin 951 kilovatsaat oldu. Bunun yüzde 58,7'sine denk gelen 31 milyon 358 bin 905 kilovatsaatlik kısmı yeşil şarj istasyonlarından karşılanırken 22 milyon 65 bin 45 kilovatsaatlik tüketim ise diğer istasyonlardan sağlandı.

Yeşil şarj istasyonları, kullanılan enerjinin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgeleyen Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Sertifikası'na (YEK-G) sahip istasyonlar olarak tanımlanıyor. Bu istasyonlar, elektrikli araçların karbon ayak izini azaltmada ve temiz enerji kullanımını teşvik etmede kritik rol oynuyor.

İstanbul tüketimde ilk sırada

Rapora göre, tüketimde ilk sırayı 18 bin 150 megavatsaatle İstanbul aldı. Bunu 8 bin 806 megavatsaatle Ankara ve 3 bin 120 megavatsaatle İzmir izledi.

Söz konusu dönemde toplam soket sayısı yaklaşık yüzde 2,2 artarak 40 bin 575'e çıktı. Soket sayısı, ocakta 39 bin 694 olarak kayıtlara geçmişti.

Şubatta AC şarj soket sayısı yüzde 2,2 artışla 23 bin 142'ye, DC şarj soket sayısı da yüzde 2,2 artarak 17 bin 433'e yükseldi. Önceki ay AC şarj soket sayısı 22 bin 635, DC şarj soket sayısı ise 17 bin 59 olarak kaydedilmişti.

Öte yandan, ocakta 389 bin 134 olan elektrikli araç sayısı şubatta yüzde 2,5 artışla 399 bin 43'e ulaştı.

Anadolu Ajansı
G
3 ay
Avrupa\u0027da enerji arz güvenliği için \"tavan fiyat\" ve \"kısıtlama\" tedbirleri devreye alınıyor
Zamanında biz yaptığımızda denmedik laf kalmamıştı şimdi Avrupa yapıyor demek ki pekte yanlış değilmiş.
Avrupa'da enerji arz güvenliği için "tavan fiyat" ve "kısıtlama" tedbirleri devreye alınıyor

Anadolu Ajansı - Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimin neden olduğu enerji fiyat artışları, Avrupa ülkelerini akaryakıt fiyatlarına karşı bir dizi sert önlemi hayata geçirmeye sevk etti.

Fransa'daki akaryakıt istasyonlarının üçte birini işleten TotalEnergies, piyasalardaki "olağanüstü oynaklığa" karşı fiyatları sabitleme kararı aldı. Şirketten yapılan açıklamada, 13 Mart'tan itibaren geçerli olmak üzere benzinin litre fiyatının 1,99 avro, motorinin ise 2,09 avro ile sınırlandırıldığı bildirildi. Ay sonuna kadar uygulanması planlanan tedbirlerin, nisan başında küresel petrol piyasasındaki gelişmelere göre yeniden değerlendirileceği kaydedildi.

Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin merkezinde Orta Doğu'daki jeopolitik kriz yer alıyor. Şubat sonunda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından, dünya petrol ticareti için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği durma noktasına geldi. Basra Körfezi'ndeki tankerlere yönelik saldırılar arz güvenliği endişelerini körüklerken, Brent petrolün varil fiyatı geçici olarak 100 dolar sınırını aştı.

Avrupa genelinde müdahale dalgası

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche, petrol istasyonlarındaki spekülatif fiyat hareketlerini önlemek amacıyla "Avusturya Modeli"ne geçileceğini duyurdu. Yeni düzenlemeyle istasyonlar, akaryakıt fiyatlarını gün içinde yalnızca bir kez artırabilecek. Ayrıca Berlin yönetimi, piyasadaki arz baskısını hafifletmek için Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) stratejik petrol rezervlerini kullanma kararına katılım sağlayacak.

Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkeleri, fiyat artışlarını dizginlemek için daha doğrudan yöntemleri tercih ediyor:

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, benzinin litresini 595 forint (1,77 dolar), motorini ise 615 forintte (1,83 dolar) sabitlediklerini açıkladı.

Hırvatistan, Arnavutluk ve Kosova'da ise perakende fiyatlara sınırlama getirilirken, petrol şirketlerinin kar marjları denetim altına alındı.

Yunanistan'da da hükümet, akaryakıt ve temel gıda ürünlerinde kar marjlarını üç ay boyunca sınırlandırma kararı aldı.

İtalya'da artan fiyatlardan elde edilen ek KDV gelirlerinin tüketicilere destek paketi olarak sunulması ve haksız kazanç sağlayan şirketlere yönelik denetimlerin artırılması kararlaştırıldı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ise enerji faturalarını düşürmek ve vatandaşları korumak amacıyla "Vatandaş Enerji Paketi" kapsamında yeni teşvikler ve fiyat izleme mekanizmaları üzerinde çalışıyor. Enerji uzmanları, Brent petrolün 100 dolar seviyesinde kalmaya devam etmesi durumunda, Avrupalı sürücülerin yıllık yakıt maliyetlerinin ortalama 220 avro artabileceği uyarısında bulunuyor.

Anadolu Ajansı
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.