B

Yarbay
24 Kasım 2007
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
361471 Gün Cezalı
357622 gün 17 s. 38 dk.
Gönderiler Hakkında
B
11 yıl
Symbol arabam ile İstanbul - Bodrum - İstanbul yolculuğum.
Merhaba arkadaşlar. Geçen hafta bir tatili daha geride bıraktık. 10 Temmuz Cumartesi sabahı tatil için sabah saat 05:30'da hareket ettim. Ben, annem ve iki kardeşim + bir bagaj dolusu valiz. Yalova'ya geçilen vapura binmek için çok kuyruk vardı. Resmen 1.5 saat bekledik. Neyse, gitmeden önce depomu doldurmuştum. 150 liralık benzin almıştım 40.5 litre. İçinde 10 litreye yakın vardı benzin. İzmir'e kadar klima açmadım. Yol boyunca 110-120'den aşağı düşmedim. Tabi yerleşim birimleri hariç. Bursa otobanında bir ara 170'e çıktım. Ama hızım o yolda 140'dan aşağı düşmedi. Manisa'dan İzmir'e doğru o rampaları 4. vites ile girip 3. vites ile sol şeritten banamısın demeden çok rahat çıktım. Diğer arabalar orta ve sağ'dan giderken sol'dan ayrılmadan çıktım rampaları yine geçen yıllarda ki gibi. İzmir'e saat 12:30 gibi geldim ve yanlışlıkla içine girdim. Trafik kilit resmen. Tam 1 saat kaldım İzmir'in içinde. Tabi klima'yı da açtım artık. Bodrum'a gidiş yolunu bir türlü bulamadım, yanlış yollara girdim ve derken yolu buldum. Hemde öyle bir yol ki. Aydın otobanına çıktım. İlk kez kullandım o yolu. Önce ki yıllar da hep alttan gidiyordum. Yine TEM boyunca 140'dan düşmedim. Klimayı da belli aralıklar ile çalıştırdım. Aydın otobanından Söke çıkışından çıkıp Söke yoluna girdim. Söke yolunu severim. Düm düz geniş bir yol. Yer yer 140'a çıktım o yolda. Didim, Bafa Gölü, Milas derken Bodrum girişinde sarı lambam yandı. Ve baktım ki İstanbul'da benzin alırken sıfırladığım km. sayacım tam 648'de. Yol üstünde gördüğüm ilk Shell'den 160 liralık benzin aldım. Yani 43 litre oluyor galiba. Aslında almasaydım bir 50 km. daha gideceğim yere giderdim. Yani bir depo ile 700 km. rahat rahat yapabiliyorum. Hatta 750'ye kadar yolu var. Ama gideceğim yer (Gümüşlük - Yalıkavak arası) şehre uzak olduğundan benzinsiz kalmamak için aldım benzinimi. Bir hafta boyunca yeri geldi Bodrum'a indik iki kez, iki kez Turgutreis'e gittik, Akyarlar'a gittik, iki kez de Yalıkavağa indik gezmek için ve tam 297 km. yol yaptım o benzin ile. Yani benzin yarım depo'nun biraz altına indi. Ve bu gezmeler boyu klima açık. Ve çoğu yol virajlı ve 3. 4. viteslik. Derken, 18 Temmuz Pazar sabahı saat 06:00'da İstanbul'a doğru yola çıktık. Yine 110 - 120 km/h ile Yalıkavak, Milas, Bafa Gölü yolu, Söke yolu derken yine TEM yoluna girdim. İzmir'e kadar yine 140 ile gittim. Bir ara 150-160 yaptım. İzmir'den Manisa'ya doğru girdim. İzmir çıkışında rampa üzerinde Shell benzincisine girdim. Çünkü TEM çıkışında sarı lambam yandı. Benzinciye girdiğim'de bir hafta öncesi Bodrum girişinde benzin alırken sıfırladığım km. sayacım 575 km. yi gösteriyordu. 170 liralık benzin aldım. 46 litre yani. Ve saat tam 09:00 idi. Gemlik çıkışına kadar durmadan sürekli klima açık şekilde yola devam. Kimi tatlı ve düz rampayı 5. vites ile çok rahat aldım. Kimini de klimayı kapatmadan 4. vites ile alabildim. Ve Bursa otobanına kadar hızım yine 110 - 120 km/h şeklinde oldu. Ama yeri geldi o hızların altına da düştüm. Derken Bursa otobanından yine 140-150 ile gittim. Ve Bursaya girmeden Yalova yoluna çıktım. Gemlik'de arabam tam 55 bininci km. sine geldi. Gemlik çıkışında yemek için saat 12:30'da İmam ASLAN tesislerinde durdum. İskender İSKENDEROĞLU, tavsiye ederim. Geçen yıl da orada yemiştik. Saat 13:20'de oradan hareket ettik. Ve saat tam 14:00'da vapura geldim. Vapur boştu ve anında girdim ilk vapura. Yeni vapurdu ve tam 20 dk. da geçti karşıya. 14:30'da vapurdan indim. E-5 Ankara asfaltından yol alarak ve o saatte yol boştu tam 15:10'da eve eldik. Yani tam 9 saatte Bodrum - İstanbul arasını tamamladım. Eve geldiğimde Km. sayacım 435'i gösteriyordu. İçinde ki benzin ile 150 km. rahat yaparım. Eğer kesintisiz devam etseydim bir 250 yapardım rahat. Ama İstanbul trafiğinde kullanacağım için 150 rahat yapar o benzin.

Yani diyeceğim; arabam çok şükür beni bu yıl da mahçup etmedi. Performansı ahım şahım olmasa da ağabeylerini görünce sağa çekilmedi. Yani kimseye yol vermek zorunda kalmadım. Zaten kimseyede benden yol isteme fırsatı doğmadı. Sadece giderken bir Mercedes'e ve gelirken de bir Audi A6'ya yol verdim.

Benzine gelince, yakıtı bana göre ve sürüş stilime göre bence normal. Sürüş stilim aynıdır. Çok devirli kullanmam. Ama yakıt konusunda yolunda büyük önemi var. Mesela Karadeniz yolu bence daha güzel. Samsuna kadar tam 8 saat 742 km. yol gittiğimi bilirim. Antalya'ya bir depo ile tam yine tam 8 saat 720 km. yol gittiğimi bilirim.

Ve arabanın hacmine gelirsek. Artık yetmiyor. O koca 500 litrelik bagaj bile yetmiyor. Çünkü fazla eşya alıyoruz. Ne gerek varsa, işte bayanlar sağolsun. Ve arabanın arkası iki kardeşime de dar geliyor. 30 yaşlarında insanlar. Sağolsun bizim arabaların arkası dar. Bacakları sıkışıyor. Çok da uzun değiller gerçi. Arka koltuk kafalıklarını arıyorlar. Uyurlar çünkü genelde ve kafaları düşüyormuş. Yani C segmenti bir araba şart oldu artık.

Gelelim klimaya. 3'den yukarı açma gereği duymadım. Yetti yani. Yol boyu dışardan aldım havayı. Kimi yerde içerden.
Sonuç, bir tatil daha bitti. Bu yazıyı yazma sebebime gelince. TENEKE diyenlere, bilip bilmeden atıp tutanlara gelsin. Kimi der ki bende kullandım, bilmem kaç km. yol gittim, 2 gün kendime gelemedim yok ayağım ağrıdı, yok belim koptu vs. İyi de ben 6 yıldır tam 55 bin küsür km. dir kullanıyorum ve her yaz tatil için km. lerce yol yapıyorum ama hiç bir yerlerim ağrımıyor. Dün akşam geldim mesela saat 15'de ve gece 12'ye kadar uyumadım. Sanki arka sokaktan gelmiş gibi oturdum evde.

Arabamı tanıyorum, viraja hangi hız ile girmem gerektiğini biliyorum. Nerede nasıl frene basmam gerektiğini, hangi rampayı hangi vites ile çıkmam gerektiğini de biliyorum. E yani her şeyi ilk benle olduğu için bakımını, doğduğu ilk günü, alıştırma süreçlerini vs. iyi biliyorum.

Ve bu yazımı da harbi sürücüsünden, kullanıcısından ileri de binecek olana, alacak olana fikir olsun diye yazdım.
YANİ DİYECEĞİM, SİZLERE GÖRE TENEKE OLABİLİR. AMA TENEKE TANIMLAMASI YAPARKEN O ARABAYA O KADAR ÇALIŞIP DİDİNİP PARA VERİP ALMIŞ İNSANLARA HAKARET ETTİĞİNİZİ DÜŞÜNÜN. Hızlı gitmek marifet değil tabi ki. Yani 110 - 120'lik hız da bana göre normal. Ama çoğu güzel araba sağ şeritten 80 ile gidiyordu yol boyunca. Hele de ben o rampaları çıkarken benden ne üstün arabalar ve hatta benim arabamın emsalleri orta ve sağ şeritten yavaş yavaş çıkıyordu. O dediğim virajda bir nokta var. Yol böyle aşağıdan gelirken sağa keskin ve azcık daha dik bir meğil ile yukarı kıvrılır. Orayı 3. vites ile çıktım.

Yollar sağolsun acayip insanlarla dolu. Giderken; Bursa otobanında VW Golf TDI (VI kasa)sol şeritten kaptırmış belki de 200 ile gidiyor. Gitsin, Allah versin. Neyse, Tem bitti ve Bursa çıkışından Balıkesir yoluna girdik. Golf önümde hemen attı kendini sola. Hoş, ben 140 ile giderken o 200 bastı gitti ama TEm çıkışı peşpeşeydik. Ve o da ne? Yol mıcırlı. Beyimiz Golf'ü yeni almış ya, hemen yavaşladı. Ben sağdayım. Ve sıkı durun. Arkasından siyah bir Kia Suv yol istedi bundan. Bu da tam sağa kırdı üstüme. Bende kırdım sağa ve bastım kornaya. Allahtan yavaşım. Bu sefer Golf sürücüsü aynadan özür diledi. Sağdan yavaş yavaş gitmeye başladı.

Mesela adam kamyon solluyor. Ama vites küçültmek yok. Aheste aheste. Yahu roketle arabayı bas git. Hatta sollarken frene basıyor yahu. Birde önünü görmeden sollama yapanlar. Onlar tam dayaklık. Birde senin geldiğini gördüğü halde aldırış etmeden birden yola fırlayanlar. Söke yolunda giderken 34 ELA plakalı Wrangler JEEP. 130 ile kaptırmış gidiyorum. Burnunu uzattı ve sellektör yapmama rağmen attı kendini yola. Ya o inatla yol vermeyenlere ne demeli? Gelirken, SÖKE yolunda. Nissan Micra sol şeridi zaptetmiş gidiyor. Sağ boş, önü boş. Yol istedim hayır vermiyor. Hızım düştü 100'e ve 90'a hatta 80'e. Yol vermiyor bayan hanım. Eşi de yan koltukta. Maalesef geçip sağ şeride sağlayarak basar gidersin. Ama varsın kuralı çiğnedin desin forum ahalisi. Beni o duruma sokan sol şerit zaptedicisi sürücü utansın.

Şimdi sakın çıkıp fanatik demeyin. Arabayı övdüğüm yok. Ne olduğu da belli. Dediğim gibi almak isteyene fikir olsun. Tabi her Symbol benimki gibi de değildir. Arabayı araba yapan sürücüsüdür. Baştan öyle açtık, o da fazla vites küçültmeden gidiyor çük şükür.

Not : Eğer motor sesi seviyorsanız sorun yok. Ama yok sevmem derseniz, 100'ü geçtikten sonra teyp bile açsanız fazla fayda etmez. Ancak volümü 20'lere getirmeniz lazım ki motor sesini bastırsın. Ama maalesef motor sesini seviyorum. Erkin baba'yı bile dinlemedim yani yolda fazla.
B
11 yıl
2006 MODEL SUZUKİ GRAND VİTARA!! ANKARA'DAN 46 BİN KM.'DE SATILIK!!!
Merhaba; araba bir arkadaşımın babasının arabası olup acele satılıktır. Araba Ankarada'dır. Araba gayet temiz kullanılmıştır. 2006 model, Suzuki Grand Vitara. 46 bin km.'de ve fiyat olarak 40 bin lira. Telefon ilanda belirtilmiş olup, ilgilenen arkadaşlar arayabilir.
Hüseyin SEPETÇİ - 0532 228 25 37

Link'ten bakabilirsiniz.

http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-arazi-suv-pick-up-suzuki-vitara-2-el-uygun-fiyata-jeep-acil-satilik/detay

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >
B
12 yıl
RENAULT SYMBOL & DACIA LOGAN KARŞILAŞTIRMASI
Arkadaşlar, merhaba. Sizlere kullandığım iki arabanın karşılaştırmasını yapmak istiyorum. Belki alacak olanlara bir fikir olur. Faydalı bir kıyaslama mı değil mi bilemem. Yorum sizlerin. Arabalardan birisi kendi arabam olan ve ilk günden beri bende olup şu an 50500 küsür km de olan 2005 model Renault Symbol. Diğer araba ise iş için kullandığım şirket arabası 2008 model Dacia Logan. Symbol ve Logan’da klima da mevcut. Logan’lardan iki tane var. Birisi 38 bin küsür km de, diğeri ise 43 bin küsür km de. Gün içerisinde iş için bir yerlere giderken ikisinden hangisi müsaitse onu kullanırım. Motor olarak, kendi arabam olan Symbol 1.4 benzinli, şirket arabası olan Logan’lar ise 1.5 dizel motora sahip. Performans açısından gerek kendi arabam olsun gerek dizel Logan’lar olsun çok yormuyor beni. Gerçi performans için yapılmış motora sahip değiller. Yani düşük devirde yüksek viteste vites düşürmeye gerek kalmadan toparlayabiliyorum. Misal 3.’vites’ten 2. Vites’e düşmeden veya 4’ten 3’e düşmeden gibi. Logan’da ki dizel motor bildiğim kadarı ile Renault ile aynı. Şahsen 65 HP’lik dizel motordan memnunum. İki araba da yol tutuş olarak fazla zorlanmadığı sürece çizgisinden sapmıyor. Hız olarak ikisi için de en ideal hız 140 km/h. Gerek Symbol gerek Logan olsun 140 üstü hızlara da çıktığım oldu. Yani çıkılmaz değil, çıkılır. Ama bir dk. yı geçmedim. Tüketim olarak ancak kendi arabam hakkında yorum yapabilirim. Çünkü gerek şehir içinde gerek şehirler arası yolda depoyu ben fulleyip dibini getirene kadar sürekli ben kullandığım için. Symbol’ün 1.4 8V/75 HP’lik benzinli motoru ile İstanbul içinde 550, en fazla 580 km. yol yapabiliyorum. Şehirler arası ise 750 km yol rahatlıkla yapabiliyorum. Logan’lar için ise tüketimleri hakkında bir yorum yapamayacağım. Çünkü arabaları benden başka kullananlar da olduğundan ve depoyu ben fullesem bile dibini ben getirmediğim için tüketimi hakkında bir fikre sahip değilim. Görsel açıdan kıyaslamak gerekirse, iki araba da Symbol ve Logan olsun iç malzeme kalitesi olarak vasat. Yani al birini vur diğerine. Logan’da çoğu kumanda düğmesi Symbol ile aynı. Sinyal ve silecek kolları, kapıları içten açan kollar Symbol ile aynı. Direksiyon simidi mesela 2000 model Symbol ile aynı. Logan’ın cam açma düğmeleri orta konsolda olduğundan Symbol’e göre kullanışsız. Symbol’ün cam açma düğmeleri kapı içlerinde olup kolonlara entegre olduğundan Logan’a göre kullanışlı. Symbol’ün radyo/teybi’nin direksiyon altından kumandalı olması Logan’a göre daha cazip. Renault, tasarıma biraz daha yuvarlak hava vermek için olsa gerek tavanı arka cama doğru eğimli yapmış ve hal böyle olunca arabanın içi özellikle arkaya doğru alçak olmuş. Uzun boylular için dezavantaj ve Logan bu konuda Symbol’den bir adım ve hatta iki adım önde genişlik olarak da. Logan’ın tavanı arka cam’a doğru eğimsiz olup düz geldiğinden arabanın içi de yüksek. Ve Logan’ın içi gerek ön taraf gerek arka taraf olarak Symbol’den biraz daha geniş. Symbol’de hidrolik direksiyon mevcut. Logan’da maalesef hidrolik direksiyon yok. Symbol de arka koltuk kafalıkları yok. Ancak Logan da arka koltuk kafalıkları mevcut. İki arabada da sürücü tarafı air bag mevcut. Logan ve Symbol’ün ön konsolu aynı ergonomiye sahip. Ancak 2007’den itibaren makyajlı kasa Symbol ve şu an ki yeni kasa Symbollerin ön konsolları hem benim Symbol’e hem de Logan’lara göre daha ergonomik. Symbol’de el freni etrafında bakalit yok. Direkt taban halısına monteli. Logan’da ise el freni etrafında bakalit var. Koltuk kumaşı olarak Symbol biraz daha üstün gibi Logan’a göre. Belki de Logan’ın koltuk kumaşları Symbol’e göre açık renk olup kullandığım Logan şirket arabası olduğundan olsa gerek. Symbol’de devir saati yok. Benim arabam Authantique donanım olup bir üst versiyon da vardı o zamanlar. 2007’den itibaren devir saati hepsinde standart oldu. Logan da devir saati mevcut. Evet devir saati var ama çok da bakmıyorum. Bakarsam merak için bakıyorum. Motor sesi, refleks yetiyor vites değiştirmek için. Symbol’ün havalandırma ızgaraları bana göre daha kullanışlı. Loganınkiler yuvarlak ve çevirmeli. Kapattığın zaman düm düz kapalı duruyor. Symbol’ün klimasını çalıştırmak için sadece AC butonuna basmak yeterli. İsterseniz 4 kademeli hava üfleyicisini çevirmeyin. Ancak Logan da böyle değil. 4 kademeli hava üfleyicisini çalıştırmadan klima çalışmıyor. Yani önce birinci kademeye getirip sonra AC düğmesine basmak gerekiyor Logan da. Bu durum iki Logan da da aynı. Sağ/sol dikiz aynaları Symbol’de daha kullanışlı. Özellikle Symbol’ün sol dikiz aynasının sol köşesi eğimli. Logan’ın aynaları ise Symbol’e göre biraz kullanışsız ve ölü. Sol aynada Symbol gibi eğim yok. Bagaj olarak iki arabanın da bagajı gayet yeterli ve büyük. Servis ağı olarak da Symbol’ü söylemeye gerek yok. Logan ise Renault adı altında olduğundan Symbol ile aynı servise sahip.
Sonuç olarak; Gerek Logan, gerek Symbol olsun. İkisi de aynı arabalar. Birbirlerinden ufak ayrıntılar dışında üstünlükleri yok.
B
12 yıl
HAVA LİMANINDA TRAFİK KAZASI!
Atatürk Havalimanı'ndan aldığı yolcuları İstanbul Büyük Otogarı'na götüren taksici Ahmet Ateş, kullandığı 34 TBS 38 plakalı taksisiyle havalimanı B Kapısı girişindeki trafik ışıklarında durdu. İddiaya göre kırmızı ışıkta bekleyen taksiye, içinde türkücü Yusuf Harputlu'nun da bulunduğu Şehmuz Gezer'in kullandığı 34 DB 8121 plakalı cip arkadan çarptı. İki araç da çarpışmanın etkisiyle savruldu. Hurdaya dönen taksi yaklaşık 50 metre ilerde durabilirken, cip 70 metre sürüklendikten sonra yolun sağ tarafındaki hendeğe düşerek durabildi. Taksi şoförü kazayı hafif sıyrıklarla atlatırken iki yolcu otomobilde sıkıştı. Kazayı gören vatandaşların ihbarıyla olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis kaza yerinde çevre güvenliği aldı. Taksinin ön koltuğunda oturan Hasan Özdemir, itfaiyenin kapıyı açmasıyla sıkıştığı yerden kurtarılarak ambulansla Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Özdemir hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Arka koltukta sıkışan Gülnaz Özdemir ise olay yerine hayatını kaybetti.

Polis, alkollü olduklarını itiraf eden sürücü Şehmuz Gezer, Yusuf Harputlu, Cemal Hata, Serdar Gezer ve Yaşar Memiş gözaltına aldı.

Türkücü Yusuf Harputlu, şoförünün de alkollü olduğunu belirterek, "ben sahnedeyken şoför alkol almış. Ben arabaya bindikten çok sonra fark ettim. Diğer arkadaş ben iyi kullanırım dedi. Bende sen kullan dedim. O da alkollüymüş, bilmiyordum. Başımıza da herkesin başına gelebilecek bir kaza geldi." diye konuştu. Taksici Ahmet Ateş, ise " Ben Atatürk Havalimanı'ndan müşterilerimi aldım. Bursa'ya gideceklerdi. Otogara götürüyordum. Kırmızı ışıkta durdum. Bir süre sonra arkadan bir araç çarptı. Ne olduğunu anlayamadım. Hiç fren sesi duymadım " diye konuştu.

HARPUTLU POLİSLE TARTIŞTI

Zanlıların gözaltına alındığı sırada, sürücü Şehmuz Gezer ve Yusuf Harputlu polisle tartıştı.

Polisin kameralar önünde koluna girmesine kızan Harputlu polislere, "Kameralar önünde bana suçlu muamelesi yapmayın." diyerek tepki gösterdi. Polis ekipleri de Harputlu'yu sakin olması konusunda uyardı. Bu arada kaza sırasında araçta olan Harputlu'nun arkadaşlarından biri tekrar cipe girerek sızması dikkat çekti.

HAVALİMANI TAKSİCİLERİNDEN TEPKİ

Bu arada arkadaşlarının kazaya karıştığını duyan havalimanında çalışan taksiciler, alkollü kaza yapan Harputlu ve arkadaşlarına "yazıklar olsun" diyerek tepki gösterdi. Kızgın taksicileri olay yerindeki polis ekipleri sakinleştirdi.

Kaza da ki arabalar: Taksi resimlerden anladığım kadarı ile ERA, kazaya sebeb olan araç ise KİA.

http://haber50.com/247910_Turkucu-Harputlu-Kaza-Yapti.html

http://www.haberler.com/hasan-ozdemir/
B
12 yıl
FOTOĞRAFLER İLE RENAULT FLUENCE & MEGANE SPORT TOURER (Benim objektifimden)
Arkadaşlar merhaba. Bu gün, öğle'den sonra Renault Fluence'yi incelemeye gittim. (Fluence, doğru yazdım galiba evet) Bir gümüş gri renk ve bir de siyah olmak üzere gri olan full aksesuarlı Privilage donanım ve siyah olan bir alt donanım olan Expression idi. Bir de station wagon olan Sport Tourer ismi ile satışa sunulan gri renk Megane'yi gördüm ve inceledim. Bence Sport Tourer yani station wagon daha şık ve fiyakalı.
Fluence'ye gelirsek. Fena bir araba değil, ancak full aksesuarlı olursa daha şık. Çok garip gelmedi gözüme arabanın canlısı. Full paket de sunulan 17'lik jantlar ile daha karizma duruyor araba. Navigasyon ekranı ön konsolun ortasında ve üstünde emanetmiş gibi biraz garip duruyor. Mesela, ortada ki ızgaralarda açıp kapama aparatı yok. Sağ ve sol ızgaralarda var ama. Megane hatchback ve sport tourer'da orta ızgaraları açıp kapayan aparat var. Demek ki Fluence'de orta ızgaralar hep açık. Full paket'de kartlı anahtarsız çalıştırma sistemi mevcut. Alt donanımlarda normal anahtarlı sistem var. Anahtar sustalı tip. Arabanın göstergeleri cama doğru fazla yani ileriye doğru fazla yatık duruyor. Bana göre biraz yorucu gibi. Ön konsolun malzeme kalitesi full paket de bir alt donanıma nazaran biraz daha iyi. Ancak ithal Megane hatchback'den kötü. Hatta Expression'da deri olmayan direksiyon simidi resmen plastik gibi duruyor.Benim Symbol'ün bile direksiyon simidinin malzemesi ondan daha iyi.
Araba gayet geniş ve ferah Ancak iç dikiz aynası biraz küçük kalıyor. Stepne normal siyah saç jant.
Sport Tourer bana göre daha şık ve cazibeli. El freni kolu yok, yerine düğmeli sistem koymuşlar. Birde vites konsolunun olduğu terde joyistik gibi bir düğme ve yanında bir kaç düğme grubu var. Galiba navigasyonu kontrol ediyorlar.
Motorlarını söylemiyorum. Zaten forumda yeterince söylendi motorlar. 1.6 110 HP'lik benzinli, 1.5 85 HP ve 105 HP2lik motor seçenekleri var.
Gelelim fiyata. Full paket Fluence'nin bana göre 48 binlerde kalması gerekli. Başlangıç fiyatı da 33-34 bin liradan başlamalı diye düşünüyorum.
Çok kötü bir araba değil, ama süper ahım şahım bir araba da değil. Yani içinde bir Passat veya Jetta ya da Civic kalitesi yok gibi. Oysa Megane Hatchback'de durum farklı.İthal olduğundan olsa gerek, Megane'de iç aksam kalitesi daha oturaklı ve bir VW veya Honda ile kafa tutacak kalitede.
Almayı düşünenlere hayırlı olsun derim. Ancak o fiyatlar biraz düşmeli.


Not : Fotoğarfları Canon IXUS 70 makinam ile otomatik mod'da çektim.

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >
B
13 yıl
GECE KARANLIKTA NEDEN FAR YAKMAZLAR!
Arkadaşlar merhaba. Son zamanlarda dikkatimi çekmeye başladı ve bu tip sürücüleri görünce sinir oluyorum. Gece karanlığında niye far yakmazlar sizce? Nedir acaba, bunun bir açıklaması olabilirmi? En son dün akşam Feneryolundan doğru ara sokaktan girip, minibüs yoluna çıkacağım. Karşı yönde Astra sedan geliyor. Farları yanmıyor. Uzunlarımı yaktım gözünün içine sokarcasına dörtlülerimi yaktım hatta farları kapatıp açtım ama yok. Adam bana "ne var" diye el kol işareti yapıp geçti yanımdan. Baktım aynadan, farlar kapalı yine gidiyor.
Gündüz mesela, yağmurlu havalarda görüş alanı kısıtlı olur. Doğal olarak far yakmak kaçınılmazdır. Neden acaba yakmıyorlar farlarını. Mesela bir kaç hafta önce bizim evin civarında 131 Şahin araba gecenin karanlığında far yakmadan gidiyordu. Yine geçenler de bir Cherokee far yakmadan gidiyordu. Neyi ispatlamaya çalışıyorlar anlamış değilim.
Belki gereksiz bir konu ama bu konuyu açıp sizlerin görüşlerinize sunayım dedim.
B
13 yıl
VW PASSAT CC - Benim objektifimden!
Merhaba arkadaşlar. Az önce yemek dönüşü Erel'in önünden geçerken Passat CC'yi gördüm ve girip içeri inceledim CC'yi. Gayet şık ve hoş bir tasarıma sahip. Mercedes CLS'den esinlenerek yapılmış biraz. 2.0 TDI motor vardı üzerinde ve 170 HP olduğunu söylediler. Bir kaç çektiğim fotoğrafı ekliyorum. Tabi arabayı silen görevli arkadaş da CC ile birlikte bir fotoğrafımı da çekti. Bellimi olur loto'dan para çıkar ve alırım bir CC. Ama şahsen Schiricco'yu tercih ederdim.





< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >
B
13 yıl
COLT HAKKINDA İZLENİMLERİM
Herkese merhaba. Özellik'le Mitsubishi COLT sahibi arkadaşlara merhaba. Bir kaç hafta önce COLT ile ilgili bir konuya yaptığım yoruma istinaden COLT'u yetkili satıcıya gidip inceleyeceğimi söylemiştim. En sonunda dün öğlen gidip inceledim. Bu zaman zarfı içerisinde COLT'u yolda giderken, park halinde yol kenarında dururken de görüp göz ucu ile inceliyordum. Ve arabaya her bakışımda "aslında gayet hoş ve şık bir araba" diyordum. Yani göze hoş ve zevkli geliyor.
Dün, İçerenköy'de bulunan Mitsubishi satıcısında COLT'u inceledim. İncelediğim araba gri renk ve dizeldi. Üzerinde jant kapakları olan ve aynaları elle ayarlanır versiyonuydu.
Neyse, dışı küçük ama içi hiç de öyle değil. İçine bindim. Ve ve beni ön cama doğru uzanan geniş bir ön konsol karşıladı. 3 kollu küçük, şık ve sportif direksiyon ise gayet hoşdu. Göstergeler al beniliydi. Klima, radyo/CD çalar paneli yani orta konsol da güzeldi ama onun alt bölümü biraz garipti. Vites kolu küçük ve sportif duruyordu. Ve vites körüğü resmen körük gibiydi ve o tip vites körüğü hoşuma gider.
Gelelim ön bölümün genişliğine. Evet, önü geniş. Tabi aşırı derecede değil ama dışardan küçük gözüken bu arabaya göre gayet geniş. Uzun boylu birisi kesinlikle sıkışmaz ve benim gibi 1.65 boyunda ki birine büyük geldi araba.
Gelelim arkaya. İşte burada COLT'u gerçekten tebrik ediyorum. Diz mesafesi süper. Arkaya oturdum ve 3 kişi yan yana oturunca aralarında boşluk bile kalır. Arkası da geniş çünkü. Ve yüksek tavan sayesinde arabanın içinde kayboldum desem yeridir. Arkaya benden daha uzun boylu kişiler ve biraz daha irice kişiler sıkışmadan oturur.
Koltuklar fonksiyonel. Ön koltuklar da katlanıp yatabiliyor ve en güzeli arka koltuklar kızaklı.
Geldik bagaja. İşte bagaj biraz küçük. 2 kişilik bir aile için sorun çıkarmaz mesela. Ama bizim gibi 4 kişilik, 3 kardeş ve bir anne'den ibaret aile için bagaj yetersiz. Yazın tatile giderken arabanın bagajı yetmiyor bazen.
Sonuç; COLT alınabilir bir araba. Donanım paketi gayet güzel. Bazı C sınıfı arabalar da dahi opsiyon olarak sunulan donanımlar COLT'da standart. Belki ben biraz klasik veya geri kafalıyım ya da sabit fikirliyim ki değişmez fikrim. Bir arabaya yandan bakınca önde kaput ve arka da bagaj uzantısını illa'ki göreceğim. Araba denince aklıma bu mantık gelir. Bir arabanın en temel amacı A noktasından B noktasına ulaşımı sağlamaktır. Diğer aksesuar ve unsurlar da beklenti ile orantılı olarak kişinin zevkine ve tercihine kalmıştır. Öyle ya, seçenek bol ve fazla. Herkes aynı arabayı kullansa zevki kalmaz. Eğer hatchback karoser'li arabalara sıcak bakan biri olsaydım (VW Golf ve Audi A3 hariç) COLT'u kesinlikle almak isterdim. Veya tek başıma yaşayan biri olsaydım da almak isteyebilirdim. Ama yok işte illa'ki sedan olacak ve hatta station wagon arabaları dahi severim.
Ve son söz. Arabaları seven ve arabalara ilgili, meraklı birisi olduğumdan bana göre kötü araba yoktur. Tarzım olmayıp almam o ayrı. Ya da hoşuma gitmez ve beğenmedim derim sadece. Çünkü o beğenmediğim arabanın bir beğeneni ve kullanıcısı vardır mutlaka. Yani kimsenin arabasına hakaret içeren sözler kümes, teneke, vb. gibi laflar söylemem. Veya aman aman kapımın önünde bile görmek istemem gibi cümleler söylemem. Almam veya beğenmem derim ama diğerlerini söylemem. Ama biri kalkıpta kullandığım araba için ortada fol yok yumurta yokken ve o malum konuda SYMBOL denen arabanın S harfi bile geçmemişken bir laf atarsa e o zaman "AT, AVRAT, SİLAH" mantığından yola çıkarak bende o şekilde konu ile ilgili ismi geçen araba hakkında o yorumu da istemeden dahi olsa yaparım.
Hatırlayın, şarkısı bile var. Cem KARACA çok güzel söylemiş.
At bizim avrat bizim
Silah bizim şan bizim
Namus belasına gardaş
Verdiğimiz can bizim
At, avrat, silah kavramında adı geçen at bende ARABADIR. Marka fanatiği değilim. Bu gün buysa yarın başka olur. O an ve günün koşulları hangisi daha cazip ve bana uygunsa onu alırım. Ama izin verin de kullandığım arabanın eksilerini söylediğim gibi artılarını da söyleyip savunayım. Onu çünkü kullanan biri olarak ben bilirim. Hayatında hiç arabası olmamış veya olsa bile kesinlikle kullanmadan atıp tutarak sırf karalamak için yazanlar değil. Bu forumda onlardan çok var çünkü.

Hepinize sevgiler, saygılar. Başlarken dediğim gibi. Özellikle de COLT sahiplerine sevgiler, saygılar.

Burak
B
13 yıl
SEAT CORDOBA NASIL BİR ARABADIR?
Arkadaşlar merhaba. Şartlar el verirse 2009 yılında arabamı değiştirmeyi düşünüyorum. Kafamda bir kaç marka ve model var. Onların dışına çıkmayı asla düşünmüyorum. Ve de her zaman ki gibi sıfır km. düşünüyorum.
Şimdi gelelim kafamda yer alan arabalara. Gönlüm Toyota Corolla 1.6 VVTI/124 HP Comfort donanım'dan yana. Corollayı kendimi biraz zorlayarak, riske girerek alabilirim. Günümüz şartlarında o riski de göze almayı istemediğim için Corolla'yı rafa kaldırdım.
Diğer seçenek Renault Symbol. Yeni kasası çıktı. Resimlerini forum içerisinde gördüm. Arkası biraz tuhaf duruyor ama resimler yanıltıcı olabilir. Canlısı bir gelsin bayilere, o zaman gidip bakıp ona göre kesin kararımı veririm Symbol hakkında.
Ve gelelim asıl soruma ve diğer seçeneğe. Seat CORDOBA. Az önce yakınımda bulunan Seat satıcısına baktım. Yeni İbiza gelmişti, güzeldi. Ancak ben hatcback araba düşünmüyorum. Sedan olacak, yandan baktığın zaman arka da bagaj uzantısını göreceğim. Show Room'da beyaz renk Cordoba vardı ve inceledim. Çok hoşuma gitti ve araba da ne istersen var. ABS, çift hava yastığı, elektrikli ve katlanan ısıtmalı aynalar, alaşımlı jantlar, otomatik klima vs. Motor olarak da 1.4/85 HP ve güzel bir motor. Tork gücü 130 NM. Bence normal bir 1.4 motor için iyi. Fiyat olarak da beyaz renk için 27000 lira, benim istediğim gümüş gri renk için ise metalik olduğundan 27600 lira dediler.
Arkadaşlar lütfen ama lütfen Seat CORDOBA hakkında ki görüşlerinizi bildirin. Diğer seçeneklerim den Corolla'yı eledim. Çünkü fiyat farkından kaynaklanan riski göze alamam. Symbol'ün canlısı bayilere gelsin o zaman bakacağım.
Yorumlarınız CORDOBA ile ilgili olursa sevinirim. Hatta Cordoba kullanıcıları da cevap yazarsa süper olur. Bu belirttiğim arabalar harici ve emsali başka marka ve model düşünmüyorum. İkinci el düşünmüyorum. Bu zamana kadar bütün arabalarımız sıfır km. olmuştur.
Evet, CORDOBA nasıl bir arabadır? Benzin deposu 45 litre ve tahminim bir depo ile şehirler arası kullanıma göre 650-700 km. yol yapar gibime geliyor.
Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
B
14 yıl
GOLF SAHİPLERİ! Arabanızı Masanıza Park Edebilirsiniz!
Sevgili Golf sahipleri. Özellik'le 1.6 FSI sahipleri;
Arabanızı masanıza park etmek isterseniz, aşağıda'ki linklere tıklayınız.
1/18 ölçek, Velly üretimi 1.6 FSI motorlu VW Golf modelidir. Model benim değildir. Ancak bende 1/18 ölçekli model araba koleksiyoneri olup, şu an tam 51 tane 1/18 ölçek model araba parkına sahibim. 52. arabayı Mart ayında alacağım. Sayı beğendiğim arabaları alarak her ay artıyor. Arabalarımın içerisinde ağırlık olarak klasik ve güncel Mercedes'ler var. Diğerleri de klasik Amerikanlar ve diğer sevdiğim houşma giden arabalar. Güncel Jetta'nın ve Passat'ın modeli yok galiba ama bir önceki kasa Passat'ın 1/18 modeli var. Modelleri Toyz Shop'lardan ve İstanbul'da bir iki yerde olan sırf model araba satan mağazalardan almaktayım. Modelleri üreten çeşitli firmalar var. Her firmanın kendine göre özelliği var. Model'de detay arttıkça o model daha bir gerçekçi ve daha göze hoş gelen bir model halini alıyor. Kimi üretici modelinde arka kapıyı açmazken, kimisi de dönen şafta, kontak anahtar detayına, açılır kapanır ön cama varana kadar ince detaylara yer vermekte. Tabi detay arttıkça modelin fiyatı da artmakta.

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2580.jpg

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2581.jpg

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2582.jpg

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2588.jpg

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2589.jpg

http://i70.photobucket.com/albums/i105/BURAKCAD/Galeri%20Burak/DSCF2592.jpg
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.