Butun değerli arkadaslarin soyledigi herseye katilmamak elde değil gercekten.Kapitalist dusunceden ziyade Turkiyede olup bitenler beni gercekten endiselendiriyor.
Bilgisiz aci ama gercek cahil insanlarin ulkeyi bu kadar uzun bir sure din Allah kitap diye yonetmeleri ve secim zamaninda oy toplamak icin bir paket makarnaya muhtac etmeleri herkesin de halinden memnun olusu aci aci gulumsememe sebep oluyor.
Genc nufus issizlikten kirilip gecerken cogu calisan issiz olmamak icin kole gibi çalışırken iktidar hala basimizda oy yuzdelerini arttira arttira hedef 2023 demeleri vahim bir durum.Sokaga ciksak kimse halinden memnun değil GERCEK eflasyon aldi basini gidiyor insanlar sosyal hayati birakin gecinemiyor bile ama kimse sesini cikarmiyor cikaran insanlar da biber gazinin bir guzel tadina bakiyorlar..
Bastakilerin istedigi kapitalist duzenin istedigi bu zaten.Herkes birbirine muhtac olsun aciz olsun para icin babalarini bile oldurebilecek dereceye gelsin.Ozellikle ekonomik anlamda özgür olan insan dusunur yorumlar kafa yorar fakat bizim icin bu mumkun degil 3 kurus icin isimizi kaybeymeyelim diye dusunemez konusamaz sesimizi çıkaramaz olduk.
Adam kayirma torpille bir yerlere gelenler bunlara hic deginmiyorum bile..
Mobilden yazdigim icin anlatmak istedigimi tam olarak anlatamamis olabilirim kusura bakmayin.Bir nevi icimi doktum diyelim.
Yahu bu kadarda olmaz dedirttiriyorsunuz insana. Nasıl bu kadar negatif düşünebiliyorsunuz anlamak mümkün değil. Konuyu açan arkadaş depresyonun eşiğine gelmiş. Sen gidiyorsun çalışıyorsun evine geliyorsun, sabah yeniden gidiyorsun. Ama hayat senden ibaret değil, senin ortaya koydukların, senin emeğin var. Ortaya koyduğun emeğinin dünyayı değiştirmesi var. Olayı ben para alıyorum, sabah 8 akşam 5 yapıyorum mantığına indirgeyeceksek, dünya üzerindeki tüm meslekleri kölelik olarak tanımlamış oluruz.
Yanlış...
Dünya üzerindeki tüm meslekler kölelik değildir...
Mesela Borsa, mesela Bankacılık, mesela Faizcilik... Üretmeden kazanmanın, kısa yolları...
Hatta size başlangıç bölümünden kısa bir süre için altyazıyı buraya aktarıyorum;
"Bir dünyayı ele geçirmek temelde basit bir şeydir. Herkesi yersin ya da herkesi şiddetle köle yapar kendin için çalıştırırsın. Herkesi şiddetle köle yapmanın bazı kötü tarafları olabiliyor. Yarı akıllı yaratıkların çoğu tembel ve şiddetin altında bile düzgün çalışmazlar. Ayrıca durmadan başkaldırmalarla uğraşmak zorunda kalır ve bütün nefretin hedefi olursunuz. Bir de yaşam biçimleri az gelişmiş olduğundan, kendilerini yormaya değer bir şey üretmezler. Hele ki, kaynakları daha da verimli kullanmak gereken bu günlerde... Geleceği düşün... Bu dünyaya değiştirilebilir değer olarak bak... Bir dünyayı geliştir, kurduğun ekonomik sistem yaşayanları en kısa sürede paraya bağımlı yapsın. Hep daha fazla paraya ihtiyaçları olduklarını sağladıktan sonra, bir şeye yaramayan yaşam biçimlerinden Üretimi ve gelişimi sonsuza kadar büyütebilen, çalışkan bir yaratık olurlar."
Ayrıca; " http://www.youtube.com/watch?v=pAem2pZy58A Borca Dayalı Para Sistemi Ekonomilerde sanıldığının aksine parayı devletler üretmez. Bankalar borç olarak üretir. Bankalar kendilerine yatırılan parayı borç olarak vermezler. Borç verdikleri parayı havadan üretir. Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) bu amaçla bankaların kullandığı para üretme yöntemidir. Günümüzde Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) ile ekonomilerde üretilen tüm para borca dayalı olarak üretilmektedir. Bunun %8-10'u devletleri, devlet tahvili/sukuk/bono gibi araçlarla borçlandırarak üretilmekte. "
Modern zamanın köleleriyiz hepimiz , evet kölelik bitmedi sadece özgür olduğumuzu sanıyoruz. Bilincimizin o kadar derin noktalarına ektiler ki bu tohumları ve öyle inandık ki. Eski çağlarda sahipler kümes bile olsa barınmalarını sağlar , yemeğini verir suçlarını ise kırbaçla cezalandırırdı kölelerinin.Şimdi ise tüm bunlarla uğraşmaktan kurtuldular iplerimizi gevşetip sokağa saldılar.
Pazarlarda satılmıyoruz evet , ama kendi sahibimizi kendimiz buluyoruz. Üstelik ödemede yapıyor bu yeni sahipler , yaptıklarınızın karşılığı olarak. Ama bir problem var sanki değil mi ?. Sabahın köründe bir çalar saat ile uyanıp yazın sıcağın da tıklım tıklım dolmuş olan belediye otobüsüyle işinize gidiyorsunuz. Kimimiz gece yarısı dönüyor evine kimisi sofraya anca yetişiyor. Özgürüz artık paramızı kazanıyoruz , hem hayaller de kurabiliyoruz artık geleceğe dair ,gerçeleşmeyecek olan hayaller. Evet , siz sıcaktan tişörtünüz teninize yapışmış bir şekilde koştururken , adına çalıştığımız insanlar ise her yıl değiştirdiği klimalı aracının içerisinde ilerliyorlar hedefe ulaşmak için çıktığımız bu yolda.
O kadar inandırıldık ki , hiç bir o zaman onlar gibi olamayacağımızı göremiyoruz. Sahip olmak için bencil olmak lazım , sonra da kar lazım tabii ki , kar etmek için ise sömürü. Eh dünya'da milyarlarca köle olduğunu düşünürsek aslında çokta zor olmasa gerek.
Gençliğimizi , güzelliklerimizi bırakıyoruz bu yolda , teker teker kayıyorlar parmaklarımızın arasından. Daha iyi bir mevki daha çok para daha iyi bir araba için hepsi. Dostun kara günde arkasını dönmesiı , insani değerin bir anlamının kalmaması bu yüzden hep. Hırsımız , aç gözlülüğümüz fesatlık doldurdu kalplerimize kanser gibi yayıldı. Yeni sahiplerimiz öyle umutlar serpti ki üzerimize kabullenip boyun eğmekten başka bir seçenek kalmadı.
Ya işte böyle ; şimdi yarın kalkın otobüsle yada uğrunda kendinizden ödün verip aldığınız arabanızla işinize gidin. Çalışın , çabalayın , daha yükseklerde devam edin bu yolda ama unutmayın bunlar için nelerden vaz geçtiğinizi. Bir kaçış yolu yok, hepimiz bu yolda ilerlerken gençliğimizi , güzelliklerimizi , masumiyetimizi vermek zorundayız ki onlara yetişemesekte yolda telef olmayalım.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Modern zamanın köleleriyiz hepimiz , evet kölelik bitmedi sadece özgür olduğumuzu sanıyoruz. Bilincimizin o kadar derin noktalarına ektiler ki bu tohumları ve öyle inandık ki. Eski çağlarda sahipler kümes bile olsa barınmalarını sağlar , yemeğini verir suçlarını ise kırbaçla cezalandırırdı kölelerinin.Şimdi ise tüm bunlarla uğraşmaktan kurtuldular iplerimizi gevşetip sokağa saldılar.
Pazarlarda satılmıyoruz evet , ama kendi sahibimizi kendimiz buluyoruz. Üstelik ödemede yapıyor bu yeni sahipler , yaptıklarınızın karşılığı olarak. Ama bir problem var sanki değil mi ?. Sabahın köründe bir çalar saat ile uyanıp yazın sıcağın da tıklım tıklım dolmuş olan belediye otobüsüyle işinize gidiyorsunuz. Kimimiz gece yarısı dönüyor evine kimisi sofraya anca yetişiyor. Özgürüz artık paramızı kazanıyoruz , hem hayaller de kurabiliyoruz artık geleceğe dair ,gerçeleşmeyecek olan hayaller. Evet , siz sıcaktan tişörtünüz teninize yapışmış bir şekilde koştururken , adına çalıştığımız insanlar ise her yıl değiştirdiği klimalı aracının içerisinde ilerliyorlar hedefe ulaşmak için çıktığımız bu yolda.
O kadar inandırıldık ki , hiç bir o zaman onlar gibi olamayacağımızı göremiyoruz. Sahip olmak için bencil olmak lazım , sonra da kar lazım tabii ki , kar etmek için ise sömürü. Eh dünya'da milyarlarca köle olduğunu düşünürsek aslında çokta zor olmasa gerek.
Gençliğimizi , güzelliklerimizi bırakıyoruz bu yolda , teker teker kayıyorlar parmaklarımızın arasından. Daha iyi bir mevki daha çok para daha iyi bir araba için hepsi. Dostun kara günde arkasını dönmesiı , insani değerin bir anlamının kalmaması bu yüzden hep. Hırsımız , aç gözlülüğümüz fesatlık doldurdu kalplerimize kanser gibi yayıldı. Yeni sahiplerimiz öyle umutlar serpti ki üzerimize kabullenip boyun eğmekten başka bir seçenek kalmadı.
Ya işte böyle ; şimdi yarın kalkın otobüsle yada uğrunda kendinizden ödün verip aldığınız arabanızla işinize gidin. Çalışın , çabalayın , daha yükseklerde devam edin bu yolda ama unutmayın bunlar için nelerden vaz geçtiğinizi. Bir kaçış yolu yok, hepimiz bu yolda ilerlerken gençliğimizi , güzelliklerimizi , masumiyetimizi vermek zorundayız ki onlara yetişemesekte yolda telef olmayalım.
Hayat bir tiyatro gibidir, en kötü insanlar en iyi yerde otururlar.
Ego var olduğu sürece bunlar olacak.Kimse alınmasın sadece örnek vermek için yazıyorum, konuda bile en güzel mesajı atabilmek için uğraşmak egonun ürünüdür.Bu dediklerim de egonun ürünü olabilir emin değilim
iş yerinde biraz delibaşım.amirim "yahu böyle çıkışlar yapıyorsun ya işine son verilirse ne yapacan" demişti.bende "eşşek olduktan sonra elbet sırtıma birir semer vurur."demiştim. yukarıdaki yazıyı okuyunca köle olmadığımı sadece eşşek olduğumu fark ettim.eee eşşek olmazsa yükü çeken olmaz.ne yapacaz ozaman?
iş yerinde biraz delibaşım.amirim "yahu böyle çıkışlar yapıyorsun ya işine son verilirse ne yapacan" demişti.bende "eşşek olduktan sonra elbet sırtıma birir semer vurur."demiştim. yukarıdaki yazıyı okuyunca köle olmadığımı sadece eşşek olduğumu fark ettim.eee eşşek olmazsa yükü çeken olmaz.ne yapacaz ozaman?
Arkadaşıma örnek benim. Yaşım 26 ve delibaş dedigindenim aslında delibaş değilde (hakkı adaleti savunurum) sisteme hayır derim kabullenmem! Ama ınan 26 tane iş değişmisimdir ve zararida bana olmuştur. Sisteme bişey olmuyor. Eşşeklik nereye kadar? Bence yanılıyorsun istesende istemesende sisteme köle olacağız. Yada başkaldırıya devam ama yanlızsin bu yolda kafanı kaldırıp bak insanın en yakınının bile içine işlenmiş bu sistem. Düzeltmek istiyorsan en yakınından başla bakalım sonuç ne olucak. Bence boş.
Ego var olduğu sürece bunlar olacak.Kimse alınmasın sadece örnek vermek için yazıyorum, konuda bile en güzel mesajı atabilmek için uğraşmak egonun ürünüdür.Bu dediklerim de egonun ürünü olabilir emin değilim
Refah içinde yaşamak istiyorsak bu işleyen çarka dahil olmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.Sisteme karşı durarak yine kendimizden başkasına zarar vermiyoruz. İnsanların aç gözlülüğü bitmediği sürece bu her zaman devam edecek.
Refah içinde yaşamak istiyorsak bu işleyen çarka dahil olmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.Sisteme karşı durarak yine kendimizden başkasına zarar vermiyoruz. İnsanların aç gözlülüğü bitmediği sürece bu her zaman devam edecek.
"Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış."
çarka kendi isteğiyle dahil olan namık kemalin şiirinde dediği gibi insafsız avcıya hizmetten zevk alan köpektir.mantığınız çok sakat ve yalanlarla dolu umarım bu mantığı doğrusuyla değiştirirsiniz.
Tüm gerçeği görebilseniz bile bazen değiştirebilmek için elinizden bir şey gelmez. Ve kime göre neye göre doğrularıyla değiştirmeliyim sizce mantığımı. Benim doğrularım size yanlış gelebilir aynı şekilde sizinkiler de bana.Herkes kendi doğruları ile yaşar ve ayrı bir gözle bakar etrafına.
Refah içinde yaşamak istiyorsak bu işleyen çarka dahil olmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.Sisteme karşı durarak yine kendimizden başkasına zarar vermiyoruz. İnsanların aç gözlülüğü bitmediği sürece bu her zaman devam edecek.
"Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış."
çarka kendi isteğiyle dahil olan namık kemalin şiirinde dediği gibi insafsız avcıya hizmetten zevk alan köpektir.mantığınız çok sakat ve yalanlarla dolu umarım bu mantığı doğrusuyla değiştirirsiniz.
Tüm gerçeği görebilseniz bile bazen değiştirebilmek için elinizden bir şey gelmez. Ve kime göre neye göre doğrularıyla değiştirmeliyim sizce mantığımı. Benim doğrularım size yanlış gelebilir aynı şekilde sizinkiler de bana.Herkes kendi doğruları ile yaşar ve ayrı bir gözle bakar etrafına.
Evet sistem böyle kurulmuş ama sistemi bu şekilde yölendiren ve kuran akıllı, vizyon sahibi, çakal olarak nitelendirebilecek insanlar. Böyle insanlar zaten her daim birşeyleri yönlendirerek başka şeylerin kurulmasına öncü ayak olmuşlar. Bazıları imparatorluklar kurmuştur bazıları iş kurmuştur: Zekanın, vizyon sahibi ve çakal olmanın derecesine göre. Kimileri iyi niyetli bir vizyon sahibi, akıllılık ve çakallık ile başkalarının refahı için çalışmıştır kimileri ise diğerlerini güdülecek bir koyun sürüsü gibi görüp sahip olduğu gücü bu yönde kullanmıştır.....
Bu konuları düşünürken geçenlerde 'güç istenci' kavramını gördüm. İlgimi çekti, konu bile açtım burada. Çünkü düşüncelerimin aslında temelini oluşturuyor gibi duruyordu...
Çeşitli konular içinde boğulurken yoruldum şöyle bir geçici sonuca ulaştım: İnsan dış dünyada saf özgürlüğe ( nasıl olduğunu idrak bile edemiyorum) sahip olsa bile kendi iç dünyasında duygulara/arzulara sahip olduğu sürece asla özgür olamaz, kendi arzularının kölesi olur. Bu yüzden tam özgürlüğe inanan biri değilim. Ne zaman ki birşeylerin sınırı aşıldığında rahatsızlık duyarım işte o zaman o konudaki özgürlük düşüncemin sınırı aşılmıştır derim ve birşeyler yapmaya çalışırım.
Aldous Huxley Yeni Dünya Kitabını okumanı tavsiye ederim Konu sahibi dostum. Dediklerinizede katılıyorum. Resmen halinden memnun kölelere döndük iyimi...
Edit: Aklıma 2 söz geldi..
İnsanlar çok para kazanmak için önce sağlıklarını yitirirler, sağlıklarını geri kazanmak için paralarını.. Yani dönüp bu uğurda neler kaybettiğimizide görmeliyiz.
Yaşamak için ye, yemek için yaşama...
Anlıyana :)
Ne fakirler gördüm sadece paraları vardı.. (Avuntu)
"Yaşamak için çalışıyorsak, çalışırken niye ölüyoruz?" Il buono, il brutto, il cattivo.
Bilgisiz aci ama gercek cahil insanlarin ulkeyi bu kadar uzun bir sure din Allah kitap diye yonetmeleri ve secim zamaninda oy toplamak icin bir paket makarnaya muhtac etmeleri herkesin de halinden memnun olusu aci aci gulumsememe sebep oluyor.
Genc nufus issizlikten kirilip gecerken cogu calisan issiz olmamak icin kole gibi çalışırken iktidar hala basimizda oy yuzdelerini arttira arttira hedef 2023 demeleri vahim bir durum.Sokaga ciksak kimse halinden memnun değil GERCEK eflasyon aldi basini gidiyor insanlar sosyal hayati birakin gecinemiyor bile ama kimse sesini cikarmiyor cikaran insanlar da biber gazinin bir guzel tadina bakiyorlar..
Bastakilerin istedigi kapitalist duzenin istedigi bu zaten.Herkes birbirine muhtac olsun aciz olsun para icin babalarini bile oldurebilecek dereceye gelsin.Ozellikle ekonomik anlamda özgür olan insan dusunur yorumlar kafa yorar fakat bizim icin bu mumkun degil 3 kurus icin isimizi kaybeymeyelim diye dusunemez konusamaz sesimizi çıkaramaz olduk.
Adam kayirma torpille bir yerlere gelenler bunlara hic deginmiyorum bile..
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Yanlış...
Dünya üzerindeki tüm meslekler kölelik değildir...
Mesela Borsa, mesela Bankacılık, mesela Faizcilik...
Üretmeden kazanmanın, kısa yolları...
"Modern kölelik" konusuna dönersek;
Buradaki hassas nokta; "REKABET" sözcüğüdür...
Çalışmadan para kazananlar; "rekabet" kavramını ortaya atarak; insanları "gönüllü köleler" haline getirmişlerdir...
"
Bankacılık Sistemi ve Dünyayı köleleştirmek için 10 ipucu!
http://www.youtube.com/watch?v=0jG_JXa-sCY
"
Yukarıdaki 16 dakikalık videoyu izlerseniz, anlayacağınızı umuyorum...
Hatta size başlangıç bölümünden kısa bir süre için altyazıyı buraya aktarıyorum;
"Bir dünyayı ele geçirmek temelde basit bir şeydir.
Herkesi yersin ya da herkesi şiddetle köle yapar kendin için çalıştırırsın.
Herkesi şiddetle köle yapmanın bazı kötü tarafları olabiliyor.
Yarı akıllı yaratıkların çoğu tembel ve şiddetin altında bile düzgün çalışmazlar.
Ayrıca durmadan başkaldırmalarla uğraşmak zorunda kalır ve bütün nefretin hedefi olursunuz.
Bir de yaşam biçimleri az gelişmiş olduğundan, kendilerini yormaya değer bir şey üretmezler.
Hele ki, kaynakları daha da verimli kullanmak gereken bu günlerde...
Geleceği düşün...
Bu dünyaya değiştirilebilir değer olarak bak...
Bir dünyayı geliştir, kurduğun ekonomik sistem yaşayanları en kısa sürede paraya bağımlı yapsın.
Hep daha fazla paraya ihtiyaçları olduklarını sağladıktan sonra, bir şeye yaramayan yaşam biçimlerinden
Üretimi ve gelişimi sonsuza kadar büyütebilen, çalışkan bir yaratık olurlar."
Ayrıca;
"
http://www.youtube.com/watch?v=pAem2pZy58A
Borca Dayalı Para Sistemi
Ekonomilerde sanıldığının aksine parayı devletler üretmez. Bankalar borç olarak üretir.
Bankalar kendilerine yatırılan parayı borç olarak vermezler. Borç verdikleri parayı havadan üretir. Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) bu amaçla bankaların kullandığı para üretme yöntemidir.
Günümüzde Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) ile ekonomilerde üretilen tüm para borca dayalı olarak üretilmektedir. Bunun %8-10'u devletleri, devlet tahvili/sukuk/bono gibi araçlarla borçlandırarak üretilmekte.
"
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Evet, İsyan! -- 28 Mayıs 2014; 0:12:28 >
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Pazarlarda satılmıyoruz evet , ama kendi sahibimizi kendimiz buluyoruz. Üstelik ödemede yapıyor bu yeni sahipler , yaptıklarınızın karşılığı olarak. Ama bir problem var sanki değil mi ?. Sabahın köründe bir çalar saat ile uyanıp yazın sıcağın da tıklım tıklım dolmuş olan belediye otobüsüyle işinize gidiyorsunuz. Kimimiz gece yarısı dönüyor evine kimisi sofraya anca yetişiyor. Özgürüz artık paramızı kazanıyoruz , hem hayaller de kurabiliyoruz artık geleceğe dair ,gerçeleşmeyecek olan hayaller. Evet , siz sıcaktan tişörtünüz teninize yapışmış bir şekilde koştururken , adına çalıştığımız insanlar ise her yıl değiştirdiği klimalı aracının içerisinde ilerliyorlar hedefe ulaşmak için çıktığımız bu yolda.
O kadar inandırıldık ki , hiç bir o zaman onlar gibi olamayacağımızı göremiyoruz. Sahip olmak için bencil olmak lazım , sonra da kar lazım tabii ki , kar etmek için ise sömürü. Eh dünya'da milyarlarca köle olduğunu düşünürsek aslında çokta zor olmasa gerek.
Gençliğimizi , güzelliklerimizi bırakıyoruz bu yolda , teker teker kayıyorlar parmaklarımızın arasından. Daha iyi bir mevki daha çok para daha iyi bir araba için hepsi. Dostun kara günde arkasını dönmesiı , insani değerin bir anlamının kalmaması bu yüzden hep. Hırsımız , aç gözlülüğümüz fesatlık doldurdu kalplerimize kanser gibi yayıldı. Yeni sahiplerimiz öyle umutlar serpti ki üzerimize kabullenip boyun eğmekten başka bir seçenek kalmadı.
Ya işte böyle ; şimdi yarın kalkın otobüsle yada uğrunda kendinizden ödün verip aldığınız arabanızla işinize gidin. Çalışın , çabalayın , daha yükseklerde devam edin bu yolda ama unutmayın bunlar için nelerden vaz geçtiğinizi. Bir kaçış yolu yok, hepimiz bu yolda ilerlerken gençliğimizi , güzelliklerimizi , masumiyetimizi vermek zorundayız ki onlara yetişemesekte yolda telef olmayalım.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ironic -- 26 Kasım 2012; 18:18:47 >
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Bu mesaja 3 cevap geldi. Cevapları Gizle
yukarıdaki yazıyı okuyunca köle olmadığımı sadece eşşek olduğumu fark ettim.eee eşşek olmazsa yükü çeken olmaz.ne yapacaz ozaman?
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Arkadaşıma örnek benim. Yaşım 26 ve delibaş dedigindenim aslında delibaş değilde (hakkı adaleti savunurum) sisteme hayır derim kabullenmem! Ama ınan 26 tane iş değişmisimdir ve zararida bana olmuştur. Sisteme bişey olmuyor. Eşşeklik nereye kadar? Bence yanılıyorsun istesende istemesende sisteme köle olacağız. Yada başkaldırıya devam ama yanlızsin bu yolda kafanı kaldırıp bak insanın en yakınının bile içine işlenmiş bu sistem. Düzeltmek istiyorsan en yakınından başla bakalım sonuç ne olucak. Bence boş.
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı > Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Kesinlikle aynı fikirdeyim
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
"Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış."
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Tüm gerçeği görebilseniz bile bazen değiştirebilmek için elinizden bir şey gelmez. Ve kime göre neye göre doğrularıyla değiştirmeliyim sizce mantığımı. Benim doğrularım size yanlış gelebilir aynı şekilde sizinkiler de bana.Herkes kendi doğruları ile yaşar ve ayrı bir gözle bakar etrafına.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
kötü sisteme teslim olmak her zaman yanlıştır.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı > Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Evet sistem böyle kurulmuş ama sistemi bu şekilde yölendiren ve kuran akıllı, vizyon sahibi, çakal olarak nitelendirebilecek insanlar. Böyle insanlar zaten her daim birşeyleri yönlendirerek başka şeylerin kurulmasına öncü ayak olmuşlar. Bazıları imparatorluklar kurmuştur bazıları iş kurmuştur: Zekanın, vizyon sahibi ve çakal olmanın derecesine göre. Kimileri iyi niyetli bir vizyon sahibi, akıllılık ve çakallık ile başkalarının refahı için çalışmıştır kimileri ise diğerlerini güdülecek bir koyun sürüsü gibi görüp sahip olduğu gücü bu yönde kullanmıştır.....
Bu konuları düşünürken geçenlerde 'güç istenci' kavramını gördüm. İlgimi çekti, konu bile açtım burada. Çünkü düşüncelerimin aslında temelini oluşturuyor gibi duruyordu...
Çeşitli konular içinde boğulurken yoruldum şöyle bir geçici sonuca ulaştım: İnsan dış dünyada saf özgürlüğe ( nasıl olduğunu idrak bile edemiyorum) sahip olsa bile kendi iç dünyasında duygulara/arzulara sahip olduğu sürece asla özgür olamaz, kendi arzularının kölesi olur. Bu yüzden tam özgürlüğe inanan biri değilim. Ne zaman ki birşeylerin sınırı aşıldığında rahatsızlık duyarım işte o zaman o konudaki özgürlük düşüncemin sınırı aşılmıştır derim ve birşeyler yapmaya çalışırım.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Ya da geri ormanlara dönüp dağ yemişleriyle besleniriz....
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
"Yaşamak için çalışıyorsak, çalışırken niye ölüyoruz?" Il buono, il brutto, il cattivo.
Tek başına yaşanılabilir...
Issız bir adada..
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Yok be bro başka bir şey olmalı
< Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı > Bu mesaja 2 cevap geldi. Cevapları Gizle
" Para " lazım. Ciddi bir miktar da lazım ki önüne geçesin.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle