| yalnız filmin türü macera diye geçiyor,çok fazla aksiyon olmayabilir...bol aksiyon bekleyen arkadaşlar hayal kırıklığına uğramasın sonra... |
| güzel filme benziyor.. aldım listeye. |
| fena değil gibi duruyor. |
|
Nefes'i andırsada güzel film sinemada izlemek lazım. Teaser 1 http://www.youtube.com/watch?v=q5q3yQubbMk&hd=1 Teaser 2 http://www.youtube.com/watch?v=OUg2cNYEYIk&hd=1 Teaser 3 http://www.youtube.com/watch?v=CDL7jS0LqJ8 |
| dağ diyince Stallone nin seneler önceki Cliffhanger filmi geldi aklıma hemen , halen o görüntü kalitesinde veya aksiyon düzeyinde bir film çekemiyor olmamız garip geliyor artık |
| Her zaman ki gibi diyalog üzerine kurulu bir yapım olur. Nasılsa gündem askerlik, yapalım filmi nasılsa izlerler mantığında olduğu çok açık.. |
|
Filmin efektlerini felan educatedear yapıyor, kaliteli olmuş.Filmin klibini yayınlamışlar. Videoyu izlemek için tıklayınız |
Cok guzel bir filme benziyor bakalim takipteyim |
| Son video çok içten etkiledi . Kaliteli bir yapım olucak beklemekteyiz. |
Yanlız ben resimlerden bir şey farkettim askerde G3 kullananlar bilirler resimdeki silahlar g3 fakat kullanıkları hücum yeleğindeki şarjör takma yerleri g3 şarjörüne ait değil g3 şarjörlerinin altı küttür sağa yada sola kıvrım olmaz genelde piyadenin yada uzman komandoların kullandığı hk33'ün şarjörleri böyledir bilemiyorum belki yanılıyorum ama gözüme takıldı Dikkaet edin karda atladığı sahneye şarjör dediğim gibi kıvrımsız ve küt ama hücum yelekleri sağa doğru kıvrımlı |
Açıklama
Dağ filmi beklemedikleri bir anda dev bir terörist pususuna düşen iki askerin kahramanlık mücadelesini anlatıyor. Erzurumda ve İstanbul'da çok çetin şartlarda çekimleri yapılan filmin setleri; kar, kış, çamur, çığ gibi şartların ortasında, tipi ve yıldırım bulutlarının altında kuruldu. Metrelerce kar, Erzurum'un Ejder zirvesi ve Konaklı bölgesinde insan ayağı basmamış yamaçlar ve tehlikelere aldırmadan çığı bölgelerinde yapılan çekimleriyle ekibin dirayetini ve azmini sınadı.
Çıkış Tarihi:Kasım 2012
Tür:Macera
Oynayan:Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Fırat Doğruloğlu, Cengiz Coşkun, Mesut Akusta, Gözde Mutluer
Yöneten:Alper Caglar
Senaryo sahibi:Alper Caglar
Yapımcı:Mahşerin 11 Atlısı
Videoyu izlemek için tıklayınız
Videoyu izlemek için tıklayınız
Videoyu izlemek için tıklayınız
Dağ Filmi Günlükler - II
Dağ filmini çekerken aklımda olan ilk şey kız arkadaşımla beraber çalışabileceğimiz bir film yapmaktı. Ezik projesi maliyetleri, hırsı ve bütçesiyle, Kurt Russell'ların 100bin dolarlarık haftalık bedelleriyle, WETA Workshop CGI'ylarıyla parasal olarak coşmuştu ve Türk sektörü %50si dışında bütçeyi çıkaramıyordu. Film yapmanın ağrısını ve hazzını yaşamasını istiyordum benimle.
İlk motivasyon böyle başladı. Sonra dallandı budaklandı ve senaryo bittiğinde hakikaten özel bir öykü yarattığımı gördüm.
Yanlış anlamayın her senaryo iyi değildir. Ne kadar kasarsanız kasın ten uyumu gibi bazen kötü olan olan ama güzel sandığınız bir yazım, bazen de acayip özel birşey olur. Büşra fena değildi, Ezik harikaydı, Dağ'ın senaryosunun nasıl olacağını bilmiyordum.
Bittiği zaman, fonda yazarken kullandığım çelloları ve kemanları ve orkestraları duyduğumda kafamda kıvılcım çaktı. Bu özel olmuştu. Hem izlemek, hem anlatmak hem de paylaşmak isteyeceğim bir derdi olan bir film. Babama okuttuğum zaman sadece kafasını salladı. Yorum yapmadı. Ne? Hakkaten yapmadı mı? İnanamadım.
Sanki ömrü boyunca bana anlattığı pragmatik cesaret olgusunu öyle bir aksetmiştim ki, sorgusuz sualsiz onayladı.
Bana güveniyordu askerin, subayın, ordunun yaşadığı kabusları ve coşkuları ve belaları çıplak vahşi gerçekliğiyle ama onlara ait olan saygıyla ve hakettikleri vefa ile anlatmama.
Çünkü savaş nedir biliyor musunuz? Masalarda, odalarda, dostlar arasında, kardeşler arasında, birbirinden tiksinen ve nefret eden envai çeşit insan arasında, DAĞLARDA, şehirlerde, tarihte, ebediyen olacak bir çatışma. Deprem, veba, orman yangını kadar engellenemez bir fenomen.
Ne kadar mutevazi, olursa olsun bir savaş filmi o kadar ilkel hislerin tercümanıydı ki-- sorumluluğu tartışılmazdı.
Bizim "Dağ" filminin cümlesi çok basit. "Cesaret mecburiyettendir."
Oralara gönderilen, sizin için ölen, cesetleri paraparça olan bu vatanın evladı hazzettiği için bunu yapmıyor. Mecbur olduğu için yapıyor. İster Koç üniversitesinden muhallebici olsun, ya da Ankara Ulus Sanayi sitelerinden serseri, o adam gidip ölüyor evet ama kahramanlıktan değil, mecburiyetten.
Ama o mecburiyet onu ölümsüzleştiriyor. Yanındaki adamı bırakmamak, bırakırsa bunun sorumluluğu ile yaşayamayacak olmasının verdiği o haysiyet ve erkeklik, tanımlanabilecek şeyler değil. Kahramanlık kelimesinin kifayetsiz kaldığı olaylar.
Ben dostumu satmam. O asker ise sevmediği tertibini bile satmıyor. Çünkü savaş olanlarla ilgili birşey değil, yanınızdaki adama olan karşılıksız ve sınırsız sadakatle alakalı birşey. Yanyana ölüme bakan, ve tırsmayan iki adam arasındaki bağ, hiçbir evlilikte, hiçbir dostlukta, hiçbir din kardeşinde olamaz. Kutsalın kutsalıdır o an.
Shakespeare, Henry V'te, 4. perde, sahne 3'te öyle birşey diyor ki, kafamın boşluğunda senaryoyu yazarken yankılandı, ve eğer hayat izin verirse bu filmi çıkarırsak ortaya, benim de olan bu inancı ölümsüzleştirecek:
"From this day to the ending of the world,
But we in it shall be remembered-
We few, we happy few, we band of brothers;
For he to-day that sheds his blood with me
Shall be my brother; be he ne'er so vile,
This day shall gentle his condition"
"Şu günden dünyanın son gününe dek,
Bizim içimizde hatırlanacak:
Biz birkaçımız, biz mutlu birkaçımız, biz kardeşler topluluğu,
Bugün benimle kanını döken, asla bana kötü olmayacaktır,
Bugün onu paklayacaktır."
7/26/2012
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >