Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
6
Cevap
176
Tıklama
0
Öne Çıkarma
*** Issık Göl'de Erken Sakalara Ait Kurganlar Bulundu ***
A
geçen ay (4134 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Issık Göl’de Erken Sakalara Ait Kurganlar Ortaya Çıktı

Kırgızistan’daki Çolpon-Ata bölgesinde erken Saka dönemine tarihlenen 21 kurgan mezar ve dikkat çekici bir dairesel taş yapı keşfedildi.


Kırgızistan’daki Issık Göl’ün batı kıyısında yer alan Çolpon-Ata şehrinin kuzey ucundaki çevre yolu inşaat çalışmaları sırasında, Demir Çağı’nda Orta Asya bozkırlarında yaşamış halklara dair yeni veriler sunan nitelikli bir arkeolojik alan gün ışığına çıkarıldı.
Geçtiğimiz 5 Nisan’dan bu yana, Tarih alanında doktora adayı A. Abdykanova liderliğindeki Kırgız arkeologlardan oluşan bir ekip, yeni yol güzergâhı için belirlenen alanda acil kurtarma kazılarına yoğunlaşmış durumda. Bölgenin binlerce yıllık yerleşim izlerini barındırma potansiyeli göz önüne alındığında; çalışmalar, tarihi ve kültürel mirasın korunmasına ilişkin Kırgız Cumhuriyeti mevzuatına tam uyum içerisinde yürütülüyor.


Elde edilen ön sonuçlar, başlangıçtaki tahminleri doğrular nitelikte. İncelenmesi planlanan 30 arkeolojik birimden 22’sinin analizi uzmanlarca tamamlandı bile. Buluntular arasında, eski göçebe toplulukların karakteristik mezar tipi olan kurgan formundaki 21 mezar yer alıyor.
Bu mezarların yanı sıra, “büyük bir taş yapı” olarak tanımlanan ve bölgesel organizasyon içindeki kesin işlevi ile anlamı hâlâ araştırılmakta olan daha büyük bir yapı da keşfedildi.



Ortaya çıkarılan maddi kültür kalıntıları, şimdiden ilk kronolojik tarihlendirmeyi yapmaya olanak sağladı. El yapımı seramik kaplar, bronz bir saç tokası ve muhtemelen biley taşı (oselek) olarak kullanılan kumtaşı bir küremsi taşın dahil olduğu buluntular, Erken Saka dönemine işaret ediyor.


Arkeologlar vardıkları sonuçlarda bağlamın önemini vurguluyor ve stratigrafik analiz ile mezar eşyaları, eski çobanların kültürel bir tezahürüyle karşı karşıya olduğumuz hipotezini güçlendiriyor.
Bu bulguların önemini tam olarak kavramak için söz konusu topluluğun, Akhamenid Perslerinin genel bir terimle “Saka” olarak adlandırdığı, Yunanların ise yüzyıllar sonra “İskit” olarak tanımlayacağı İrani dilli bir popülasyona karşılık geldiğini hatırlatmakta fayda var.




Bu popülasyon; bugün Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Tarım Havzası’nın batı ucunun yanı sıra Rusya’nın Avrupa toprakları ve Ukrayna’yı da kapsayan uçsuz bucaksız düzlüklere yayılan göçebe atlılar ve yayla göçeri çobanlardı.


Persepolis’teki Akhamenid dönemi yazıtları da dahil olmak üzere mevcut tarihi ve arkeolojik kanıtlar, bu grupların Avrasya coğrafyasındaki varlığını yaklaşık olarak MÖ 8. yüzyıldan itibaren teyit ediyor.
Çolpon-Ata’nın bulunduğu Issık Göl kıyı bölgesi, bu gruplar için merkezi bir alandı. Han Kitabı (Han Shu) gibi Çin tarihi kaynakları, doğrudan onlara atıfta bulunarak bu bölgeyi “Sak Toprakları” olarak adlandırıyordu.

En yeni araştırmalar, gölün ufkuna hakim olan Tanrı Dağları (Tian Shan) bölgesinde, MÖ 550 ile 250 yılları arasına tarihlenen otuz civarında Saka mezarı tespit etti; bu da Saka halkının bu iç vadilerde uzun süreli ve sistematik bir varlık gösterdiğini kanıtlıyor.


Arkeolojik heyetin çalışmaları önümüzdeki haftalarda, büyük dairesel taş yapının kapsamlı kazısına ve incelenmesine odaklanarak devam edecek. Resmi kaynaklara göre bu aşamanın temel amacı, yapının mutlak tarihlendirmesini maksimum hassasiyetle belirlemek ve bölgedeki bilinen Saka tarihi silsilesi içindeki yerini doğru bir şekilde tanımlamak.
Araştırmacılar, bu çalışmaların Issık Göl bölgesinin antik tarihine dair bilgi birikimine önemli bir katkı sağladığını ve hâlâ pek çok cevapsız soruyu barındıran bir dönem hakkında yeni bilimsel veriler elde edilmesine hizmet ettiğini belirtiyor.

Titiz çalışmaları tamamlandıktan sonra kurtarılan parçalar, kapsamlı incelemeleri tamamlandıktan sonra, binlerce yıl önce bozkır yollarına hükmeden atlı bir medeniyetin kültürel temsilcileri olarak ülkenin müze koleksiyonlarındaki yerini alacak.

Issık Göl'de Erken Sakalara Ait Kurganlar Ortaya Çıktı - Arkeofili


< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >



A
geçen ay (4134 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

her ne kadar yazıda "irani dilli bir topluluk" ifadesi geçse de,

tüm özellikleriyle Sakalar / İskitler / Saklar / Massagetler "Türk"tür.

İrani / Aryan / Hint Avrupa kökene bağlama çabaları tamamen bilimdışı ve siyasi bir zorlamanın ürünüdür.

bu güne kadar İran coğrafyasında tek bir tane bile kurgan bulunmamıştır.

göçebe kültüre dair tek bir iz ortaya çıkmamıştır.

Herodotos, Tarih adlı eserinde İskitler ile Perslerin anlaşamadığını farklı dil konuştuklarını yazmıştır.


İskitler / Sakalar / Saklar / Massagetler
daha sonra da karadeniz kuzeyinde Sarmatlar, Çin kuzeyinde Hunlar olarak
adlandırılan topluluk,
Yerleşik tarım toplumundan çeşitli sebeplerle (iklim, topluluklar arası mücadele vs.) hayvancılığa ve göçebe hale geçmiş olanlardır.
Türkler Yerleşik haldeyken komşuları Germenler ve Finlerdir. etimolojik çalışmalar Germence - Fince - eski Türkçe arasında çok sayıda ortak kelime ortaya çıkarmıştır.
muhtemelen göçebe yaşam tarzına geçen Türkler varlıklarını sürdürdü fakat yerleşik olarak kalan Türkler, Germenler Finler ile karıştı belki de ortaya slavlar çıktı...



N
6 gün (12209 mesaj)
General

Kurganlar yalnızca Türkiklere has değil ve Sakaların İrani olduğu neredeyse kesin. Saka şahıs ve kabile adları büyük ölçüde İrani etimolojide. Zaten Saka dili olarak bilinen ölü dil İrani bir dildir.

Sakaların Türkik halklarla ilişkili olduğu, aralarında Türkik unsurların ve etkilerin de bulunduğu ve en azından bir kısmının Türkikleştiği, bu şekilde Saka dilinin de tedavülden kalktığı muhtemelen çok yerinde varsayımlar. Ama Sakaların - en azından tarihi ve arkeolojik kaynaklarda öne çıkan - menşei Türkik değil.



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
A
6 gün (4134 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Sak-Saka-İskit-Massaget

hepsi Türkiktir.

İrani olmalarına dair hiç bir veri yoktur.

tek bulunan bir kurgandan çıkan metal bir tas üzerindeki bir 2-3 harften oluşan bir kelimedir.
bu kelimeyi iran dili olarak yorumlayıp irani yaftasını yapıştırmışlardır.

Kurgan sadece Türkik halklar tarafından yapılmıştır.
bunun benzeri ve hatta gelişmişi Tümülüstür. Tümülüsler ise kurganlardan bir kaç yüzyıl sonrasına aittir. önce Traklar sonra Frigler ardından batı anadoluya geçmiştir.
tamamen komşuluk ilişkilidir.

Heredotos bile Pers - Saka savaşlarını anlatır.

Persler, Sakaları 3 e ayırır.
1-Saka Tigrakuada - sivri başlık takan sakalar: iranın kuzeyinde yaşayanlar. bu gün bile hala o bölgede yaşayan türk kadınlar sivri başlık takar.
2-Saka Haumavarga - Hauma içen sakalar (Hauma=kımız): daha kuzeyde yaşayan sakalar. muhtemelen kıpçak bozkırlarında bu günkü kazakistan ve güney sibirya bölümü.
3-Saka Para Daray - Denizin ötesinde yaşayan sakalar (Karadenizin ötesinde - kuzeyinde) : kuzey karadeniz'de yaşayan öncesi Kimmerler, sonra İskitler ardından Sarmatlar olan halk.

Osman Karatay - Türklerin Kökeni
İlhami Durmuş - İskitler
İlhami Durmuş - Sarmatlar

kitaplarına bakabilirsiniz.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi adolf1 -- 1 Haziran 2026; 11:44:31 >


Bu mesajda bahsedilenler: @Nat Alianovna
H
6 gün (14000 mesaj)
Yarbay

Batılılar, Türk olan antik toplumları "bunlar Türk olmak icin fazla medeni, kesin bizdendir, bunu araklayalım" seklinde demonic bir düşünceyle sahiplenmiyorlar. Adamlar cok muhtemelen Türk değildi. Sivri başlık takmak Türk yapmaz zaten ve Heredot'un iskitleri Türk olarak tarif ettigine dair hiçbir sağlm kanıt yok..

Bunun bir benzeri Hun yani antik mogolistan'da yaşayan XiongNu elemanlar icin de geçerli. O elemanlar da, cok muhtemeln Türk değildi. Coklu konfedersyon flan olabilir.. Yani ciddi bilimsel görüsler, Türk oglu Türk iskitleeeeer, Mete Han atamızzzzz seklinde degil. Bilimsel bulgular ve veriler neyse o sekildedir...





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Headlong Into Carnage -- 1 Haziran 2026; 12:15:43 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
A
6 gün (4134 mesaj)
Binbaşı
Konu Sahibi

Heredotos zaten bunlar Türk demez çünkü o zaman Türk denmiyor.

Türk kelimesinin bahsettiğimiz toplulukları nitelendirilmesi icin 1000'li yılları beklemek gerekir.

aynı dile, aynı kültüre sahip yüzlerce boy, binlerce kabileden oluşan bir yapıda, baskın olan boyun adı kullanılmıştır hepsi için.

İskitler yönetici boyken, altında yaşayan herkese iskit denmiştir.
aynı şekilde Sarmat boyu yönetiminde altında yaşayan tüm kabilelere de Sarmat denmiştir.
Hun boyu yönetiminde hükmettiği tüm kabilelere Hun denmiştir.
bu böyle devam etmiştir.
KökTürklerden sonra, boy-kabile etkisi azalmaya merkezi yönetim güçlü hale gelmeye başlamıştır.
bu sebeple Türk adı hepsinin ortak adı haline gelmiştir.
fakat bahsettiğimiz halkı aynı halktır.

dil ve kültür en önemli bilimsel veridir.
aynı dili konuşanlar tek bir topluluktur.
bu topluluk da bu gün Türk olarak adlandırılır .




Bu mesajda bahsedilenler: @Headlong Into Carnage
N
6 gün (12209 mesaj)
General

Peter B. Golden'ın "Türk Halkları Tarihine Giriş" kitabını tavsiye ederim. Daha sağlıklı bir giriş olur. Mevzubahis yazarlar maalesef aşırı milliyetçilik ideolojisi etkisinde ve bir takım bulguları kendi dünya görüşlerine yontma eğiliminde oldukları için farz ettiğin kadar güvenilir değiller.

Buna karşın yaşayan en büyük Türkologlardan olan Peter B. Golden'ın eseri Türklüğün tarih yazımında Orhun Kitabeleri kadar önemli bir mihenk taşıdır. Yapıtı Türk tarihinin gelmiş geçmiş en kapsamlı ve bilimsel-akademik anlamda en rafine incelemelerinden birisidir. Golden'ın eserinde Sakalar üzerine bildirdiği benim söylediğime ve ana akım konsensüse benzer: Sakalarda İrani karakter baskındı ama bu kesinlikle bünyelerinde Türkik unsurların veya özelliklerin bulunmadığı anlamına gelmemekte.

Benzer açıdan İrani ya da Moğol veya Macar değil de Türkik karakteri baskın olan birçok kavim de esasında çok etnikli yapıdaydı ve bünyelerinde bu saydığım menşeilerden insan kitleleri barındırıyorlardı. Tarih boyunca birçok bozkır halkı iç içe geçmiştir ve beraber yaşamıştır; bu da oldukça doğaldır; sınırların olmadığı ve insan kütlelerinin yoğun bir hareket halinde olduğu coğrafyalardan söz ediyoruz.

Ayrıca Herodot'a gereğinden fazla kredi açtığını veya yorumlarını fazla kendi tarafına çektiğini görüyorum; bu da sağlıklı değil. Herodot Pers-Masagget Savaşları'nı anlatır ama söyledikleri ne ölçüde doğrudur, hatta - mesela farklı diller konuşuyorlardı - derken tam olarak neyi kastediyordu bilinmez. Kazakça veya Yakutçayı Türkiye Türkü olarak ne kadar anlıyorsun mesela? Bazı yerlerde tanıdık gelse de bilmiyorsan pek anlamazsın. Bazı yerlerde inanılmaz derecede farklıdır. Tanınmaz haldedir.

Özellikle eş anlamlı kullanılabilse de esasında "Türkik" terim olarak Türk'ten daha büyük, devasa, yalnızca parçası olduğumuz bir kategori. "İrani" de aslında öyle. Bir halk İrani diye illa bildiğimiz İranşehr'in Farsça ve Farsçanın Pehlevice gibi eski versiyonlarını konuşan Eranlısı olacak diye bir kaide yok. Bizim şu an "İranlı" diye bildiklerimiz ağırlıklı "Batı İrani grubundan" geliyorlar. Onların Farsça gibi dillerini konuşuyorlar. Buna mukabil modern akademide Masaggetler, Sakalar, İskitlerle bu Batı İranileri değil, "Doğu İrani grubu" şeklinde ayrı bir kategori kastedilir; diğer bir deyişle Sakalarda "Doğu Aryan" karakterinin öne çıktığı düşünülür.

Bu arada biraz öyle bir hava verdim ama tam anlamıyla Batı İrani grubu = İran diye bir eşleşme de yok. Tacikistan ve Taciklerin dili Tacikçe mesela Batı İrani grubundandır.

Bu arada genel olarak uçan kaçan öten her şeyi Bulgar, Arnavut, Türk, Alman, Yunan vs ilan etme gibi aşırı milliyetçi kompleksleri gerçekten anlamamaktayım.

Yalnızca akademiyi zehirleselerdi iyiydi. Megali İdea ile Yunanlar Anadolu'nun derinliklerine yürüdüler. Almanlar Nazizm çerçevesinde Germen Birliği ve Aryanlar diyerek bütün bir Avrupa'yı çiğnediler. Bu her türden halka veya toprağa zaten bu benim idi / bendendi diye konan sapık irredentist ideolojilerle dünya tarihinin en büyük ve en vahşi mezalimleri yapıldı. Bu yolda bir sürü insan koca bir hiç uğruna öldü. Tarihi hakkını teslim ederek olabildiğince bilimsel düşünce tarzında veya disiplinli çalışıp çalışmamanın ötesinde bir insan bunlara ahlaken veya dünya görüşü olarak neden sempati duyar, anlamak çok güç.



DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.