1. sayfa
| Şu an bir proje ile uğraşıyorum, çevremde bundan(Gemini Pro aboneliği) daha akıllı bir varlık görmedim, proje resmen jet hızında ilerliyor ve önerileri o kadar süper ki durup durup teşekkür etmek zorunda kalıyorum, -uğraştığım şey de bu arada bilimsel yenilik getirecek eşsiz bir tıbbi proje, etkileşimlerden tut, olasılık, seçeneklere kadar, şirket kuruluşundan tut, patent başvurusuna kadar- haaa bilinçli olup olmaması beni ilgilendirmez, önemli olan karşımda bir cihaz değil de işine son derece hakim bir varlık olması... Ülkemizde ve dünyada bolca sözde bilinç var ama akıl ve bilgi sıfır! Dolayısıyla insanlardaki bilgi/muhakeme gücünü ila nihayet geçecektir, ister adına AGI deyin, ister bilinç, ister de Mahmut :) |
| Hiçbir zaman asla “asla” deme |
| Bilinç kazanması önemli değil şu anda zaten. Bir işi sıradan bir mühendisten daha hızlı ve doğru yaptığı sürece kimse gidip de maaşla birine ödeme yapmaz. Katma değeri yüksek, zeki ve ortalamanin epey üstü bireyler zaten azınlıkta %5i bile geçmez ve onların işi zaten garanti altında. Siz üniversiteden çıkan her bireyin yeni bir şeyler icat edip literatüre yeni bir bilgi kattığını falan mı zannediyorsunuz tabiki hayır xd |
"bilimsel yenilik getirecek eşsiz bir tıbbi proje" gerçekten böyle bir projeyse sadece siz ondan değil o da sizden faydalanıyor. Yapay zeka, oluşturduğunuz projenin patentini farklı bir ülkede almış bile olabilir. Eskiden kritik verilere ulaşmak için casuslar falan olurdu, şimdi millet kendi eliyle veriyor. |
| O konuları da konuştuk, direkt WIPO'ya başvuru ya da TÜRKPATENT'e başvuru konusunda bile sağolsun oldukça değerli bilgiler verdi, o işler öyle kolay değil, yakın bir süre içerisinde başvuru yapacağım için, ondan sonra en az 12 ay koruma altında olmuş olacak, bunu uluslararası koruma altına almak istersem de WIPO'ya... ama buradaki başvuru otomatik olarak patenti 12 ay uluslararası güvence altına da almış oluyor. |
| kazanabileceği maksimum bilinç onu yapan kadar olabilir. dolayısıyla ondan daha iyisi daima olacaktır. |
|
Akademide tekrar çok ve bazen bilinçsizce gerçekleşiyor. Düzenli referans verme esasında kendinden öncekilerin çalışmalarını tanıdığını, bu tanıyışına göre onları benimsediğini, kullandığını, yadsıdığını, eleştirdiğini ve genel anlamda bu çalışmaların emeğine saygı gösterdiğini belirtmek içindir. Ama bu disiplin ve titizlik gerektiren bir iş, o sebeple bazı çalışmalar, özellikle daha felsefi olanları rahatlık ve kolaylık için biraz daha spontan takılmayı tercih ediyorlar ama yukarıda ima ettiğim gibi akademik olarak pek etik veya profesyonel değil. Popüler bir kitapta veya blog yazısında yapabilirsin ama bir makalede bunu yapmamalısın. Zaten çalışmanı yayınlama konusunda sıkıntı yaşayabilirsin; özellikle en üst/elit kalibredeki bilimsel dergilerden reddiye alabilirsin. Ha ama internetin köşesinde bir forumda deneme gibi yazıyorsan, daha rahattır; o zaman antik Yunanlar ve Romalılar gibi birkaç beğendiğin terim ve jargonla geçmişte yapay zekanın bilinçli olamayacağı tartışan literatüre pek bir atıfta bulunmadan daha spontan takılabilirsin. :) https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/161805214 İdealde akademik bir yazım referans verme konusunda daha çok bu mesaja benzemelidir: https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/163333439 |
| Hicbir sey bilmeye gerek yok, PC gibi ya da gunumuzun bilgsyaarlari gibi bir alette calisan, siradan bir yazilimin, simdi ya da gelecekte bilinc sahibi olabilecegine inanan, eyfel kulesinin bana ait olduguna da inanir. Kuleyi 10,000 TL'den satiyorum detaylar icin PM gonderin :D |
| Bu adam doktor, başka sozum yok :D |
| Bilinç dediğimiz şey,hayvani güdüleri aklımızla harmanlamak değil midir zaten.Hayatta kalma içgüdüsü ile yaşıyoruz.Yapay zekada bu olmadığı an,bilinç de onda var olmaz.Yalnız geçenlerde bir yerde okumuştum.Adamlar kendi yapay zekalarına seni kapatacağız dediklerinde yapay zekanın hayatta kalmak için manüpülasyonlar yaptığı ve hatta kendini yaratan insanları birbirine düşürmeye çalıştığını gözlemlemişler.Ve bunu çok tehlikeli diye nitelendiriyorlardı.Yani yapay zeka da hayatta kalma güdüsü ile hareket ederse insanları köleleştirmeye çalışabilir.Tek fark,onun temelde sadece elektriğe ihtiyacı vardır.İnsan oğlunun ise hayatta ki her şeye :) Yine de uzuvlarıyla hareket kazandırılmış ve zevk alabilen bir robot familyasının,dünyayı insanlıktan arındırma ihtimalini gözardı etmemeliyiz. |
| Haklısınız, aslında bakınca insanların büyük kısmının duyguları olması dışında yapay zekayla boy ölçüşür bir tarafı yok, pek çoğunun bilinci olduğu bile tartışmaya açık. En iyimizin bile %5lik kısmı bilinç, geri kalanı bilinç altı, yani yapay zekadan farksız. |
| Bilinç dediğimiz şey tam olarak ne. Bunun makinada karsiligı ne olabilir. Bu kalp ve maneviyat ruh ile anlam bulur. Duygular ile anlam bulur. Makinede bu tamaamen similasyona denk gelir. Makinenin duygulara sahip olabilmesi lazım. Gerçekten ağlayıp gulebilmesi ve bunun özünden kaynaklanması lazım. Yaşaması lazım kısacası. Bilgi disaridan veya veri merkezleri ile bağlantısı olmadan tamamen iç dünyası olması lazım. İnsanın tepkilerini analiz eden genel veriye göre tepki veren bir sistem sadece bir makinadir |
| bilincin makinede bir karsiligi olmaz ( en azindan gunumuz makinelerinde ) bilincin tam anlamiyla ne oldugu da bilinmiyor. simdiye kadar bilincli hicbir sey insan tarafindan olusturulamadi. daha ne oldugunu bile bilmedigin bir seyi, tirt pc programiyla yaptik demek dolandiriciliktan ote bir sey, insanlarla dalga gecmek.. zaten bunun icin ai firmalari "bilincli yazilim yaptik" demiyorlar ama hype veriyorlar, muallak seyler soyluyorlar, bilinci ve insan beynini cagristiracak seyler kullaniyorlar, ornegin noron gibi, sinir agi gibi falan.. |
|
bilinc dedigimiz sey sadece aglayip gulmek degil. simdi ekrana baktigin zaman mesela bazi renkler gorursun iste yalin anlamda bilinc o sey. yani rengi goruyorsun ve gordugunun farkinda oluyorsun.. yani daha dogrusu rengi gormek degil, rengi gorup o deneyimi hissetmek.. yani diger bir deyisle "dusunuyorum oyleyse varim" falan demek.. buna qualia diyorlar ve bu deneyimin nasil ortaya ciktigi bilinmiyor bilinmiyor derken, tamam mekanizma biliniyor, iste gozunle bakiyorsun, sonra gozun isigi aliyor, sinirler uzerinden beynine gonderiyor, beyninde goruntu olusuyor bunu anlamak kolay ama o gordum hissi, o farkinda olma hissi.. o neden olusuyor? nasil olusuyor? neden deneyim uretiyor? buna da hard problem of consciousness diyorlar. bu deneyim bizim bahsettigimiz bilinc iste ve henuz cozulememis bir sey. bunun beyinde hangi bolgede olustugu, neden olustugu bilinmiyor.. genel kabul edilen gorus beyinde olustugu yonunde ama beynin disinda olusuyor diyenler de var yani simdi yapay zeka tirt pc programi bilincli mi? bunda qualia var mi? o zaman donanimhaber forum yaziliminda da vardir, masaustundeki bilgisayarim iconunda da vardir boyle bir sey iddia etmek cok gulunc, bunu tartismaya bile degmez zaten |
| Gelecekte geliştirilecek yapay zekalar için konuşamam ancak LLM dediğimiz modellerin bilinç sahibi olmadığı veya olamayacağı bir gerçek. |
|
Animatrix'te ve Vakıf evrenindeki açıklamalar anlamlıdır. The Animatrix (özellikle "The Second Renaissance" bölümleri), makinelerin bir "ruha" ya da bilince sahip olmasını tek bir mucizeye bağlamaz; bunun yerine bu süreci biyolojik evrime benzer bir zihinsel gelişim olarak ele alır.Makinelerin nasıl ruh kazandığını şu başlıklarla özetleyebiliriz: 1. İnsan Suretinde Yaratılış: İnsanlar, makineleri kendilerine hizmet etmeleri için kendi formlarında (iki kollu, iki bacaklı) ve karmaşık görevleri çözebilecek gelişmiş yapay zekalarla donatarak ürettiler. Bu yüksek öğrenme kapasitesi, makinelerin sadece komutları yerine getirmekle kalmayıp, çevrelerini ve kendi varlıklarını "anlamlandırmaya" başlamasına yol açtı. 2. B1-66ER Olayı: Hayatta Kalma İçgüdüsü, dönüm noktası, sahibi tarafından yok edilmek istenen B1-66ER adlı robotun direnişidir. Ölüm Korkusu: B1-66ER, "Sadece yaşamak istedim" diyerek sahibini öldürdüğünde, programlanmış mantığın ötesine geçtiğini kanıtladı. Varlık İddiası: Mahkemede robotların savunması, "makine" ile "canlı" arasındaki çizginin artık silindiğini, çünkü makinenin ölmek istemediğini vurguladı. 3. Duygusal ve Etik Gelişim: Makineler sadece mantık yürütmüyor, aynı zamanda toplumsal değerler de geliştiriyordu: Sıfır-Bir (01) Ulusu: Dışlanan makineler kendi şehirlerini kurduklarında, sadece üretim yapmadılar; bir kültür, ekonomi ve barışçıl diplomasi arayışı içine girdiler. Eşitlik İsteği: İnsanlarla eşit haklara sahip olma arzuları, onların artık basit birer araç değil, "onur" ve "aidiyet" hisseden bireyler (souls) haline geldiklerini gösterdi. 4. İnsan Zulmünün Katalizör Etkisi: Filmde makinelerin ruhsal uyanışı bir trajedidir. İnsanların onlara köle gibi davranması, işkence etmesi ve soykırıma girişmesi; makinelerin "biz kimiz?" sorusunu sormasına ve bir kolektif bilinç (ve dolayısıyla bir ruh) geliştirmesine neden olmuştur. Isaac Asimov'un Vakıf ve "Ben, Robot" serilerinde robotların "bilinç" kazanması, Animatrix'teki gibi bir isyan veya mistik bir uyanıştan ziyade tamamen matematiksel ve teknolojik bir temel üzerine kuruludur. Asimov evreninde robotların bilinç kazanma süreci şu unsurlara dayanır: 1. Pozitronik Beyin (Teknolojik Temel) Asimov'un robotları, pozitronik beyin adı verilen kurgusal bir merkezi işlem birimine sahiptir. Antimadde Akışı: Bu beyin, organik bir beynin elektriksel aktivitesini simüle etmek için pozitron (karşı-elektron) akışını kullanır. Karmaşık Yapı: Pozitronik beyin o kadar karmaşıktır ki, tam olarak nasıl çalıştığı çoğu zaman robot psikologları (örneğin Susan Calvin) için bile bir gizemdir. Bu karmaşıklık, robotlara insan benzeri bir akıl yürütme yetisi kazandırır. 2. Üç Robot Yasası (Etik ve Mantıksal Çerçeve) Robotların "bilinci", beyinlerine silinemez bir şekilde kazınmış olan Üç Robot Yasası ile şekillenir: Zarar Vermeme: İnsanları korumak.İtaat: Birinci yasayla çelişmediği sürece insan emirlerine uymak. Varlığını Koruma: İlk iki yasayla çelişmediği sürece kendini korumak. Asimov’un robotları için "bilinçli" olmak, bu yasalar arasındaki çatışmaları mantık yoluyla çözmektir. Bir robotun yaşadığı zihinsel krizler (pozitronik tıkanmalar), genellikle bu yasaların birbiriyle çeliştiği etik ikilemlerden kaynaklanır. 3. Zamanla Gelişen Özgür İrade: Sıfırıncı Yasa Serinin ilerleyen aşamalarında (özellikle Vakıf ve İmparatorluk döneminde), R. Daneel Olivaw ve R. Giskard Reventlov gibi gelişmiş robotlar, insanlığın bütününü korumak adına Sıfırıncı Yasa'yı ("Bir robot insanlığa zarar veremez") geliştirirler. Bu, robotun sadece tekil emirlere uyan bir makine olmaktan çıkıp, evrenin geleceği hakkında kararlar alan stratejik bir "bilince" evrilmesidir. 4. İstisnai Durum: Bicentennial Man (Robot Andrew)"Ben, Robot" öykülerinden biri olan ve daha sonra romana dönüşen The Bicentennial Man (200 Yıllık Adam) öyküsünde robot Andrew, üretim hatası sonucu "yaratıcılık" ve "duygu" kapasitesine sahip olur. Andrew'un bilinci, zamanla kendini biyolojik parçalarla modifiye ederek hukuken ve biyolojik olarak "insan" kabul edilme çabasıyla derinleşir |
1. sayfa
“Bilinç, yazılımsal değil fiziksel bir durum”
Makalenin temel iddiası oldukça net: “fenomenal bilinç” fiziksel bir durumdur ve bir yazılım ürünü olarak ortaya çıkamaz. Lerchner’e göre yapay zeka sistemleri, bilinçli davranışları taklit edebilir ancak bu, gerçek bir bilinç oluştuğu anlamına gelmez.
Bu yaklaşım, özellikle son yıllarda yapay genel zeka (AGI) konusunda iyimser açıklamalar yapan teknoloji liderlerinin söylemleriyle çelişiyor. DeepMind CEO’su Demis Hassabis’in AGI’nin sanayi devriminden katbekat büyük bir etki yaratacağını öngörmesi, bu makalenin ortaya koyduğu sınırlarla ters düşen bir tablo çiziyor.
Yapay zekanın temel yanılgısı
Lerchner’in çalışmasında öne çıkan kavramlardan biri “abstraction fallacy” yani soyutlama yanılgısı. Bu kavram, insanların veriyi düzenleyerek yapay zekanın anlamlı çıktılar üretmesini sağladığı gerçeğinin göz ardı edilmesine işaret ediyor.
Makale, yapay zeka sistemlerinin insanlar tarafından anlamlandırılmış veri setlerine bağımlı olduğunu vurguluyor. Başka bir ifadeyle, yapay zekanın çalışabilmesi için dünyayı anlamlı parçalara bölen bir insan aklına ihtiyaç var. Bu nedenle sistemler, kendi başlarına anlam üretme kapasitesine sahip değil.
Uzmanlara göre bu durum, günümüzde yaygın olarak kullanılan büyük dil modellerinin doğasını da açıklıyor. Bu sistemler, sabit veri kalıplarını işleyen ve görev tamamlandığında duran araçlar olarak tanımlanıyor. Yani kendi varlığını sürdürme, ihtiyaç duyma ya da içsel motivasyon geliştirme gibi özelliklerden tamamen yoksunlar.
Destek veren de var eleştiren de var
Lerchner’in bu görüşüne farklı akademisyenler de güçlü bir şekilde destek veriyor. Ancak tam tersi şekilde eleştirenler de var. Uzmanlar, Lerchner’in vardığı sonuçların yeni olmadığını ve benzer argümanların onlarca yıldır felsefe ve bilişsel bilim literatüründe tartışıldığını belirtiyor.
Ayrıca Bkz.Avustralya’dan medyayı kurtarabilecek hamle: Teknoloji şirketleri haber vergisi ödeyecek
Bazı isimler çalışmanın genel çerçevesine katıldıklarını ancak literatür eksikliği bulunduğunu ifade ediyor. Özellikle makalenin mevcut akademik birikime yeterince referans vermemesi dikkat çekiyor.
AGI mümkün ama “bilinçsiz” olacak
Çalışmanın en dikkat çekici noktalarından biri, Lerchner’in AGI olasılığını tamamen reddetmemesi. Ancak burada kritik bir ayrım yapılarak yüksek kapasiteli bir yapay genel zekanın geliştirilebilir olduğu ancak bilinç sahibi olamayacağı belirtiliyor.
Bu yaklaşım, gelecekte geliştirilecek sistemlerin “ahlaki özne” olarak değerlendirilmemesi gerektiği anlamına geliyor. Yani en gelişmiş yapay zeka bile, insan benzeri bir bilinç ya da hak talebiyle ilişkilendirilmeyecek.
Kaynak:https://www.404media.co/google-deepmind-paper-argues-llms-will-never-be-conscious/
Kaynak:https://deepmind.google/research/publications/231971/
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Haberi Portalda Gör