M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
1970 (Bu ay: 10)
Gönderiler Hakkında
M
5 sa.
Meta Ray-Ban Display gözlükleri üçüncü taraf uygulamalara açılıyor



Meta, geçtiğimiz yıl tanıttığı artırılmış gerçeklik destekli akıllı gözlükleri Meta Ray-Ban Display’i artık üçüncü taraf geliştiricilere açacağını duyurdu. Böylece geliştiriciler, cihazın ekranından ve Neural Band adı verilen bilek kontrol aksesuarından yararlanabilen yeni uygulamalar geliştirebilecek.



Şirketin açıklamasına göre platform iOS veya Android tarafında eşlik eden bir mobil uygulamaya sahip servislerle çalışabilecek. Ayrıca web tabanlı uygulamalar için de destek sunulacak. Meta, özellikle gözlüklerin sunduğu ekran deneyiminin daha çok hızlı bilgi erişimi için uygun olduğunu düşünüyor. Cihazın yaklaşık 20 derecelik görüş alanı sunan tek gözlü ekran yapısı, daha çok bilgi katmanları ve kısa süreli etkileşimler için optimize edilmiş durumda.



Mikro uygulamalar ve mini oyunlar geliyor



https://x.com/boztank/status/2054999764257968306



Meta CTO’su Andrew Bosworth tarafından paylaşılan örneklerden biri olan “Darkroom Buddy” uygulaması, bu yeni yaklaşımın nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Uygulama, analog film geliştirme sürecinde kullanıcıya adım adım rehberlik eden etkileşimli bir yardımcı olarak çalışıyor ve gözlüğün ekranında hızlı referans bilgileri sunuyor.



Şirket ayrıca geliştiricilerin medya akışı, canlı skor takibi, durum güncellemeleri ve benzeri gerçek zamanlı veri gösterimleri için uygulamalar geliştirebileceğini belirtiyor. Meta’nın paylaştığı videolarda satranç, Snake ve tuğla kırma tarzı mini oyun örnekleri de yer aldı. Halihazırda gözlüklerde Meta tarafından geliştirilen bir bulmaca oyunu bulunuyor ancak şirket, üçüncü taraf desteğiyle içerik çeşitliliğini ciddi biçimde artırmayı hedefliyor.



800 dolarlık gözlükler daha işlevsel hale gelebilir



< Resime gitmek için tıklayın >



Meta Ray-Ban Display gözlükleri, piyasaya çıktığından beri dahili teleprompter ve el yazısı desteği gibi çeşitli yeni özellikler kazandı. Ancak cihazın yazılım ekosistemi şimdiye kadar oldukça sınırlıydı.



Ayrıca Bkz.Samsung’un ilk akıllı gözlüğünün çıkış tarihi ortaya çıktı



Yeni geliştirici desteğiyle birlikte yemek tariflerinden navigasyona, spor skorlarından üretkenlik araçlarına kadar çok daha geniş bir uygulama yelpazesinin önü açılmış durumda. Meta henüz hangi büyük geliştiricilerin platforma destek vereceğini açıklamasa da şirket, cihazın günlük kullanım alanlarını genişletmeyi amaçlıyor.



Sanal yazma özelliği herkese açıldı



Meta’nın duyurduğu yenilikler yalnızca üçüncü taraf uygulamalarla sınırlı değil. Şirket, daha önce sınırlı erişimde sunduğu “neural handwriting” sanal yazma özelliğini artık tüm kullanıcılar için aktif hale getiriyor. Bu sistem sayesinde kullanıcılar, parmak hareketleriyle havaya harf çizerek mesaj yazabiliyor. Özellik WhatsApp, Messenger, Instagram ve yerel Android ile iOS mesajlaşma uygulamalarında çalışıyor



Meta ayrıca ekran kaydı özelliğini de getiriyor. Yeni özellik kullanıcıların gözlük ekranında gördüklerini, gerçek dünyadaki görüntüyü ve çevresel sesi tek bir videoda kaydetmesine imkan tanıyacak. Canlı altyazı özelliği ise WhatsApp, Facebook Messenger ve Instagram DM sesli mesajlarında kullanılabilecek.




Kaynak:https://www.engadget.com/2173297/meta-is-bringing-third-party-apps-and-games-to-its-display-glasses/
Kaynak:https://www.theverge.com/tech/930941/meta-ray-ban-display-virtual-neural-handwriting-apps-developer
M
5 sa.
Samsung çalışanları grevden vazgeçmedi, hisseler düşüşte

Samsung Electronics ile Güney Kore’deki işçi sendikası arasında aylardır süren ücret ve prim anlaşmazlığı daha da kritik bir aşamaya geçti. Dünyanın en büyük bellek çipi üreticisi olan şirketin Güney Kore’deki sendikası, şirketin yeniden görüşme teklifine rağmen gelecek hafta başlaması planlanan grev kararını koruduğunu açıkladı. Gelişmenin ardından Samsung hisseleri gün içinde yüzde 9,3’e kadar değer kaybetti.



Taraflar arasında hükümet arabuluculuğunda yürütülen maaş ve prim görüşmeleri bu hafta sonuçsuz kaldı. Özellikle performans primleri konusunda yaşanan anlaşmazlık, şirketin üretim süreçlerinin sekteye uğrayabileceğine dair endişeleri artırdı.



Sendika tarafından yapılan açıklamada 21 Mayıs’ta başlaması planlanan ve 18 gün sürmesi hedeflenen grevin devam edeceği belirtildi. Bununla birlikte sendika, 7 Haziran sonrasında yeniden müzakere masasına oturabileceklerini de duyurdu.



Samsung yönetiminden uzlaşma mesajı



Samsung yönetimi ise tansiyonu düşürmeye çalışıyor. Şirket yöneticileri, kamuoyuna ve hükümete yaşanan işçi anlaşmazlığının yarattığı rahatsızlık nedeniyle özür mesajı verdi. Açıklamada, müzakerelere açık bir yaklaşım sergileneceği ve anlaşma sağlamak için çabaların sürdürüleceği ifade edildi.



Ayrıca Bkz.A101 marketler Samsung Galaxy Z Flip 7 ve Galaxy S26+ satıyor



Şirket ayrıca yöneticilerin, sendika lideriyle görüşmek üzere Samsung’un Pyeongtaek kampüsüne gittiğini doğruladı. Ancak analistler, şirketin sendikanın taleplerini karşılayacak yeni ve somut bir teklif ortaya koymamasının grev ihtimalini güçlendirdiğini düşünüyor.



50 binden fazla çalışanın greve katılması bekleniyor



Sendika daha önce yaptığı açıklamalarda şirketin talepleri karşılayan detaylı bir teklif sunmaması halinde masaya oturmayacağını belirtmişti. Sendika yönetimi, özellikle rakip yarı iletken üreticisi SK Hynix ile Samsung arasındaki bonus ödemeleri farkına tepki gösteriyor.



Sendikanın açıklamalarına göre 50 binden fazla çalışanın iş bırakma eylemine katılabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir senaryonun özellikle bellek çipi üretiminde ciddi aksamalara yol açabileceği belirtiliyor.



Grev ihtimalinin büyümesi yalnızca şirketi değil Güney Kore hükümetini de harekete geçirdi. Başbakan ve maliye bakanı dahil üst düzey yetkililer Samsung’da yaşanabilecek büyük çaplı bir iş bırakma eyleminin ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.



Kriz büyürken finans kuruluşları da olası ekonomik etkileri hesaplamaya başladı. JPMorgan tarafından yayımlanan analizde grevin üretim üzerindeki etkisinin önceki tahminlerden daha büyük olabileceği belirtildi. JPMorgan’a göre grevin Samsung’un faaliyet kârına etkisi 21 trilyon won ile 31 trilyon won arasında olabilir. Bu rakam güncel kurla yaklaşık 14,08 milyar dolar ile 20,79 milyar dolar seviyesine karşılık geliyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/world-at-work/samsung-elecs-union-says-samsung-proposed-unconditional-talks-strike-plan-holds-2026-05-15/
M
6 sa.
OpenAI, Codex kodlama uygulamasını mobile taşıdı

OpenAI, geçtiğimiz yıl kullanıma sunduğu Codex kodlama uygulamasını mobil platformlara da entegre etti. Şirketin yaptığı açıklamaya göre Codex desteği bugünden itibaren Android ve iOS cihazlardaki ChatGPT uygulaması üzerinden kullanılabiliyor. Özellik, ücretli abonelerin yanı sıra ChatGPT Free ve Go kullanıcılarına da açılmış durumda.



Kodlama süreçleri uzaktan yönetilebilecek



Codex her ne kadar telefonlara gelmiş olsa da yazılım geliştirmenin mobil platformlara geldiğini anlamına gelmiyor. OpenAI’ın sunduğu yapı, mobil uygulamayı bir tür uzaktan erişim aracı haline getiriyor. Kullanıcılar Codex’in çalıştığı sistemlere telefon üzerinden bağlanabiliyor. Bu sistem bir Mac mini gibi fiziksel bir cihaz olabileceği gibi, şirket tarafından yönetilen uzak bir çalışma ortamı da olabiliyor.



Yeni sistem sayesinde kullanıcılar telefonlarından Codex’e komut gönderebiliyor, devam eden işlemleri takip edebiliyor ve süreç hakkında güncellemeler alabiliyor. Bu sayede kullanıcılar ofiste ya da evde çalışan Codex oturumunu aktif bırakarak dışarı çıktıklarında bile projelerini takip etmeye devam edebilecek. Eğer Codex ilerleyebilmek için kullanıcıdan bir karar beklerse, mobil uygulama üzerinden bildirim gönderecek. Böylece kritik projelerde oluşabilecek zaman kayıplarının azaltılması hedefleniyor.



https://x.com/OpenAI/status/2055016850849993072



Şirketin açıklamasına göre dosyalar, erişim izinleri ve kimlik bilgileri doğrudan Codex’in çalıştığı cihazda tutuluyor. Yani hassas veriler mobil uygulamaya aktarılmıyor.



Ayrıca Bkz.OpenAI ile Apple arasında gerilim tırmanıyor: Hukuki süreç masada



Mobil Codex entegrasyonu yalnızca teknik bir güncelleme olarak görülmüyor. Gelişme, OpenAI’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı daha büyük ekosistem planının yeni parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.



Şirket mart ayında yaptığı açıklamada ChatGPT, Codex ve Atlas internet tarayıcısını tek bir masaüstü deneyiminde birleştirecek kapsamlı bir uygulama üzerinde çalıştığını doğrulamıştı.



Windows desteği yolda



Yeni entegrasyonu kullanmak isteyen kullanıcıların telefonlarındaki ChatGPT uygulamasını güncellemesi gerekiyor. Mac tarafında ise Codex uygulamasının en güncel sürümünün yüklenmiş olması şart. Şu an için mobil bağlantı desteği yalnızca Mac sürümüyle çalışıyor. OpenAI, Windows uygulaması için bağlantı desteğinin de yakında kullanıma sunulacağını açıkladı.




Kaynak:https://www.engadget.com/2173235/openai-brings-its-codex-coding-app-to-mobile/
M
8 sa.
OpenAI ile Apple arasında gerilim tırmanıyor: Hukuki süreç masada

Apple ile OpenAI arasında 2024 yılında büyük beklentilerle başlayan yapay zeka ortaklığının temelleri ciddi şekilde sallanıyor. İki şirket arasındaki iş birliğinin beklentileri karşılamaması nedeniyle OpenAI’ın Apple’a karşı hukuki adımlar atmayı değerlendirdiği ortaya çıktı. Reuters ve Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirket, olası sözleşme ihlali gerekçesiyle Apple’a resmi bildirim göndermeye hazırlanıyor.



OpenAI cephesine yakın kaynakların aktardığı bilgilere göre şirketin hukuk ekibi, son günlerde bir hukuk firmasıyla birlikte farklı senaryolar üzerinde çalışmaya başladı. Bu seçenekler arasında doğrudan dava açılması yerine öncelikli olarak Apple’a sözleşme ihlali iddiası içeren resmi bir bildirim gönderilmesi de bulunuyor. Ancak OpenAI’ın halen süreci mahkeme dışı çözme ihtimalini tamamen masadan kaldırmadığı belirtiliyor.



Beklenen kazanç gelmedi



Apple ile OpenAI arasındaki iş birliği ilk kez 2024 yılında duyurulmuştu. Apple, “Apple Intelligence” adı altında geliştirdiği yapay zeka özelliklerine ChatGPT entegrasyonu ekleyerek Siri başta olmak üzere birçok uygulamada OpenAI teknolojisini kullanmaya başlamıştı. Kullanıcılar Siri üzerinden ChatGPT sonuçlarına erişebilirken iPhone sahipleri doğrudan iOS ayarları üzerinden ChatGPT aboneliği satın alabiliyordu.



OpenAI tarafı ise bu anlaşmanın ChatGPT’ye büyük bir kullanıcı akışı sağlayacağını ve özellikle ücretli abonelik tarafında milyarlarca dolarlık yeni gelir oluşturabileceğini düşünüyordu. Şirket ayrıca ChatGPT’nin Apple ekosistemine çok daha derin şekilde entegre edilmesini bekliyordu. Ancak Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre süreç beklendiği gibi ilerlemedi.



OpenAI yöneticileri, Apple’ın ChatGPT entegrasyonunu yeterince görünür hale getirmediğini savunuyor. Siri içindeki kullanım deneyiminin sınırlı olduğu, kullanıcıların çoğu zaman özellikle “ChatGPT” ifadesini kullanmadan OpenAI hizmetine erişemediği belirtiliyor. Ayrıca ChatGPT yanıtlarının Apple tarafında küçük ve kısıtlı bir arayüz içinde sunulmasının kullanıcı deneyimini olumsuz etkilediği ifade ediliyor.



Apple alternatiflere bakıyor




İki şirket arasındaki gerilimin bir diğer nedeni ise Apple’ın farklı yapay zeka sağlayıcılarına yönelmeye başlaması oldu. Bloomberg’in daha önce yayımladığı haberlere göre Apple, Siri’yi gelecekte üçüncü taraf yapay zeka modellerine açmayı planlıyor. Bu kapsamda Anthropic’in Claude modeli ve Google Gemini entegrasyonları test ediliyor.



Ayrıca Bkz.Anthropic: "Claude artık şirket kodlarının %90'ını yazıyor"



Yeni sistem sayesinde kullanıcıların App Store üzerinden farklı yapay zeka sohbet botlarını seçebileceği ve bunları Siri içinde aktif şekilde kullanabileceği belirtiliyor. Apple’ın “Extensions” (Uzantılar) adı verdiği yeni altyapının iOS 27 ile birlikte tanıtılması bekleniyor. Şirketin bu sistemi 8 Haziran’da düzenlenecek WWDC geliştirici konferansında duyuracağı ifade ediliyor.



Ancak Apple’ın alternatiflere yönelmesi hukuki hazırlıkların temelinde değil. Zaten iki şirket arasındaki anlaşma da başından beri münhasır değildi.



Öte yandan memnuniyetsiz olan tek taraf OpenAI da değil. Apple’ın da eski tasarım lideri Jony Ive’ın kurduğu donanım girişiminin OpenAI tarafından satın alınmasından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor. Ayrıca OpenAI’ın eski Apple yöneticileri ve donanım mühendislerini agresif şekilde transfer etmesi de rahatsızlık oluşturmuş. Ayrıca Apple’ın kullanıcı gizliliği konusunda da soru işaretleri taşıdığı ifade ediliyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/openai-explores-legal-options-against-apple-bloomberg-news-reports-2026-05-14/
Kaynak:https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-05-14/openai-apple-partnership-frays-setting-up-possible-legal-fight
M
8 sa.
Avrupa ve Asya, denizaltı kablosu ile birbirine bağlanacak

Avrupa Birliği, Avrupa ile Asya arasındaki internet bağlantısını daha güvenli hale getirmek amacıyla Kuzey Kutbu’ndan geçecek yeni nesil denizaltı kablosu projelerini değerlendirmeye aldı. “Polar Connect” adı verilen girişim kapsamında biri Kanada’nın Kuzeybatı Geçidi üzerinden ilerleyecek, diğeri ise İskandinavya’dan başlayarak doğrudan Kuzey Kutbu’nun altından geçecek iki farklı rota masada bulunuyor.



Kızıldeniz’deki saldırılar yeni arayışları hızlandırdı



AB’nin bu yeni yöneliminin arkasında ise son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik krizler yer alıyor. Günümüzde Avrupa ile Asya arasındaki internet trafiğinin yaklaşık yüzde 90’ı Kızıldeniz ve çevresindeki dar geçiş noktalarından geçiyor. Bölgede meydana gelen saldırılar ve kablo kopmaları ise küresel iletişim altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu yeniden gündeme taşıdı.




Süreç, 2024 yılında Husilerin Kızıldeniz’de seyreden bir gemiyi füze ile vurmasının ardından hız kazandı. Yemen ile Cibuti arasındaki dar geçitte gerçekleşen saldırı sonrası kontrolden çıkan geminin çapası, deniz tabanındaki üç internet kablosunu kopardı. Benzer bir olay Eylül 2025’te tekrar yaşanırken kabloların onarımı için aylar süren diplomatik görüşmeler yapılması gerekti.



Bu gelişmelerin ardından bazı operatörler rotayı Basra Körfezi’ne kaydırmayı değerlendirse de ABD ile İran arasındaki gerilim yeni bir risk alanı oluşturdu.



Avrupa’nın önündeki seçenekler sınırlı



AB açısından mevcut alternatifler büyük ölçüde ABD veya Rusya üzerinden geçiyor. Ancak Avrupa, kritik veri altyapısının başka ülkelerin kontrolündeki bölgelerden geçmesine bağımlı kalmak istemiyor. Bu nedenle Kuzey Kutbu hattı siyasi açıdan daha bağımsız bir seçenek olarak görülüyor.



Bununla birlikte Polar Connect projesinin önünde ciddi teknik engeller bulunuyor. En büyük sorunların başında deniz buzulları ve dev buz kütleleri geliyor. Bu yapıların deniz tabanına sürtünerek kablolara zarar verme riski bulunuyor. Ayrıca günümüzde doğrudan buzlu sularda kablo döşeyebilecek özel bir buz kırıcı kablo gemisi bulunmuyor. Bu nedenle operasyonların ya birden fazla gemiyle yürütülmesi ya da tamamen yeni bir buz kırıcı kablo döşeme gemisinin geliştirilmesi gerekiyor.



Ayrıca Bkz.Foxconn'a fidye yazılımı saldırısı: Apple proje dosyalarının çalındığı iddia ediliyor!



Bakım maliyetleri de projeyi zorlaştıran bir diğer unsur. Arktik koşulları nedeniyle olası arızalara müdahale süresi aylar sürebilir. Bu da hem işletme maliyetlerini yükseltiyor hem de uzun süreli kesinti riskini beraberinde getiriyor.



Öte yandan Polar Connect projesinin hedefi ise hattın 2030 yılına kadar aktif hale getirilmesi. Ancak uzmanlar, Kuzey Kutbu’nun sert çevresel koşullarının takvimi doğrudan etkileyebileceğini düşünüyor.




Kaynak:https://www.tomshardware.com/tech-industry/eu-considers-running-undersea-cable-under-the-north-pole-to-link-europe-to-asia-polar-connect-aims-to-bypass-the-strait-of-hormuz-and-russia-by-2030
M
10 sa.
Musk ‘seçici hafıza kaybı’ ile Altman ise yalan söylemekle suçlandı

Elon Musk ile OpenAI arasındaki yüksek profilli dava, kapanış savunmalarıyla birlikte yeni bir aşamaya geçiyor. Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal mahkemede görülen davada Musk’ın avukatları OpenAI CEO’su Sam Altman’ı “yalancı” olmakla suçlarken OpenAI cephesi ise Musk’ın “seçici hafıza kaybı” yaşadığını savundu.



Musk’ın açtığı dava, OpenAI’ın kuruluş amacından uzaklaşarak kâr odaklı bir yapıya dönüştüğü iddiasına dayanıyor. Tesla ve SpaceX CEO’su, OpenAI ile CEO Sam Altman’ın kendisini yanıltarak kuruma yaklaşık 38 milyon dolar bağış yapmasını sağladığını ve daha sonra şirketi yatırımcıları zenginleştiren ticari bir yapıya dönüştürdüğünü öne sürüyor. Davada ayrıca Microsoft’un da bu süreçte OpenAI’a destek vererek söz konusu dönüşüme ortak olduğu savunuluyor.



Musk tarafı: “Sam Altman yalancı”



Musk’ın avukatı Steven Molo, kapanış konuşmasında Sam Altman’ın güvenilirliğini doğrudan hedef aldı. Mahkemede ifade veren beş tanığın, aralarında eski OpenAI yöneticileri ve eski baş bilim insanı Ilya Sutskever’in de bulunduğunu belirten Molo, bu isimlerin Altman’ın yalancı olduğu yönünde ifadeler verdiğini söyledi.



Duruşmada Altman’ın çapraz sorgu sırasında kendisinin tamamen güvenilir biri olup olmadığı sorusuna net bir “evet” yanıtı vermediğine dikkat çeken Molo, bunun jüri açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Musk tarafı ayrıca OpenAI’ın güvenli yapay zekâ geliştirme hedefini geri plana ittiğini ve kurumun yatırımcı çıkarlarına hizmet eden bir modele dönüştüğünü savundu.



Molo’nun dikkat çektiği bir diğer konu ise OpenAI Başkanı Greg Brockman’ın şirket hisselerinin yaklaşık 30 milyar dolar değerinde olduğunu söylemesi oldu. Musk cephesi bu durumu, OpenAI’ın başlangıçtaki kâr amacı gütmeyen yapısıyla çelişen bir örnek olarak gösterdi.



OpenAI: “Musk şirketin kontrolünü istiyordu”




OpenAI’ın savunma ekibi ise Elon Musk’ın asıl hedefinin şirket üzerinde tam kontrol kurmak olduğunu ileri sürdü. OpenAI avukatı Sarah Eddy, Musk’ın 2017 yılında henüz şirket yönetim kurulundayken bile OpenAI’ın yalnızca bağışlarla ayakta kalamayacağını bildiğini söyledi.





Eddy’ye göre Musk, OpenAI’ı kendi kontrol edebileceği kâr amaçlı bir yapıya dönüştürmek istedi ancak diğer kurucular buna karşı çıktı. Savunma ekibi ayrıca Musk’ın geçmişte OpenAI’ın Tesla bünyesine katılmasını önerdiğini ve bugün kendi yapay zeka şirketi xAI’ın da kâr odaklı bir yapı olarak faaliyet gösterdiğini hatırlattı.



OpenAI avukatları ayrıca Musk’ın davayı geç açtığını savunuyor. Şirket tarafına göre Musk’ın OpenAI’ın yatırım planlarından ve büyüme stratejisinden yıllar öncesinde haberi vardı.



Duruşmada en sert ifadelerden biri ise OpenAI avukatı William Savitt’ten geldi. Savitt, Musk’ın 2018’de OpenAI’ın dış yatırım alma planlarını anlatan dört sayfalık belgeyi okumadığını söylemesini hedef alarak, Musk’ın “seçici hafıza kaybı” yaşadığını söyledi. Sarah Eddy de dünyanın en deneyimli iş insanlarından biri olan Musk’ın böyle kritik bir belgeyi görmezden gelmiş olmasının inandırıcı olmadığını ifade etti.



150 milyar dolarlık dava



Elon Musk davada yaklaşık 150 milyar dolar tazminat talep ediyor. Bu paranın OpenAI’ın kâr amacı gütmeyen bölümüne aktarılması isteniyor. Musk ayrıca Sam Altman ile OpenAI Başkanı Greg Brockman’ın görevden alınmasını talep ediyor.



Davayı gören dokuz kişilik jüri heyetinin pazartesi günü müzakerelere başlaması bekleniyor. Mahkeme ayrıca Musk’ın davayı kazanması durumunda OpenAI’ın nasıl yeniden yapılandırılması gerektiğini de değerlendirecek. Musk’ın davayı kaybetmesi halinde ise herhangi bir yaptırım uygulanmayacak.




Kaynak:https://www.reuters.com/sustainability/society-equity/elon-musks-court-battle-against-openai-enters-homestretch-2026-05-14/
M
12 sa.
Kanada, ambargo uyguladığı Türk İHA’larını satın almayı değerlendiriyor

Kanada’nın, yıllar önce yaptırım uyguladığı Türk savunma sanayii şirketlerinden insansız hava aracı tedarik etmeyi değerlendirdiği ortaya çıktı. Middle East Eye’ın haberine göre Kanada, özellikle gözetleme amaçlı orta irtifa insansız hava araçlarına ilgi gösteriyor. Yaklaşımdaki bu değişiminin Kanada Başbakanı Mark Carney döneminde hız kazandığı ifade ediliyor.



2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyonunun ardından Kanada, Ankara’ya yönelik silah ihracat kısıtlamaları uygulamaya başlamıştı. Bu karar, özellikle Baykar ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’ni (TUSAŞ) doğrudan etkilemişti. Her iki şirket de o dönemde Kanada merkezli Wescam tarafından üretilen elektro-optik ve kızılötesi kamera sistemlerini kullanıyordu. Ambargo sonrası Türkiye, yerli alternatiflere yönelerek kendi elektro-optik ve IR sistemlerini geliştirmeye başlamıştı. Aradan geçen süreçte Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren çok sayıda yerli üretici ortaya çıktı. Aselsan’ın ASELFLIR sistemi bu alanda öne çıkmıştı.



Görüşmeler erken aşamada



Bugün ise Kanada’nın geçmişte yaptırım uyguladığı Türk savunma sanayii ürünlerini satın alma ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor. Bu, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin sinyali olarak yorumlanıyor.



Konuya yakın bir yetkili, Kanada’nın özellikle MALE sınıfı, yani orta irtifa uzun havada kalış kapasitesine sahip İHA sistemleriyle ilgilendiğini söyledi. Bayraktar TB2, TB3, Akıncı ile Tusaş Anka ve Aksungur bu sınıfa giren ürünler arasında yer alıyor.




Yetkili, görüşmelerin henüz erken aşamada olduğunu ve somut bir anlaşmaya dönüşmeyebileceğini belirtse de Kanada’daki değişiminin net biçimde hissedildiğini ifade etti.



Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen bir panelde konuşan Kanada Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Fuhr da Türkiye ile savunma alanındaki iş birliğini artırmak istediklerini açık şekilde dile getirdi. Fuhr, Ankara’nın savunma sanayiinde güçlü olduğu alanlarda Kanada’nın ortak çalışmaya hazır olduğunu söyledi.



Ayrıca Bkz.Fransa’nın sistemleri Bayraktar TB2’ye eklenecek: İmzalar atıldı



Defense News’e verdiği ayrı bir röportajda ise Fuhr, mühimmat üretimi, insansız hava araçları ve anti-dron sistemlerini potansiyel iş birliği alanları arasında gösterdi. Kanada’nın yalnızca hazır ürün satın almak istemediği, bunun yerine ortak geliştirme projelerine de sıcak baktığı ifade edildi.



ABD’ye güven azalıyor



Kanada’nın Türkiye’ye yaklaşımındaki değişimde ABD faktörünün önemli rol oynadığı da öne sürülüyor. Konuya yakın bir başka yetkili, ABD Başkanı Donald Trump döneminde ABD’ye duyulan güvenin zedelendiğini ve Kanada’nın artık Amerikan savunma sistemlerine tam bağımlı kalmak istemediğini söyledi. Bilindiği üzere Trump, Kanada’yı eyalet olarak nitelemiş ve devlet Başbakan’ından vali olarak bahsetmişti.



Yetkiliye göre Kanada, savunma tedarikinde çeşitliliği artırmayı hedefliyor. Bu nedenle Türkiye gibi alternatif savunma sanayii ortakları daha fazla önem kazanıyor.



Aktarılanlara göre Kanada Başbakanı Mark Carney’nin temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi kapsamında Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Ancak diplomatik kaynaklar, Carney’nin ekim ayında Türkiye’ye ayrı bir resmi ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını da aktarıyor.



Fuhr, bu konu hakkında “Yakın gelecekte başbakanımızın buraya birkaç kez gelerek, Türkiye ile ileride daha fazla ikili işbirliği yapmaya ne kadar ilgi duyduğumuzu ve ne kadar kararlı olduğumuzu göstereceğini göreceksiniz” dedi.




Kaynak:https://www.middleeasteye.net/news/canada-weighs-buying-turkish-drones-it-sanctioned-2019
M
15 sa.
ABD’nin satış onayına rağmen Nvidia, Çin’e tek bir H200 bile satamadı

ABD yönetimi, Nvidia’nın yapay zeka odaklı en güçlü çözümlerinden biri olan H200 hızlandırıcılarını Çin’deki yaklaşık 10 şirkete satmasına onay verdi. Ancak alınan lisans izinlerine rağmen şu ana kadar Çin’e tek bir H200 teslimatı bile yapılmadığı ortaya çıktı. Bunun Washington ile Pekin arasındaki teknoloji rekabetinin bir yansıması olduğu düşünülüyor.



Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Nvidia CEO’su Jensen Huang, Çin’de devam eden temaslar kapsamında sürecin önünü açmaya çalışıyor. Başlangıçta Beyaz Saray heyetinde yer almayan Huang’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın davetiyle Pekin ziyaretine katıldığı belirtiliyor. Bu gelişme uzun süredir askıda kalan H200 anlaşmalarının yeniden hareketlenebileceği beklentisini doğurdu.



Alibaba, Tencent ve ByteDance’e satış izni verildi



ABD Ticaret Bakanlığı’nın verdiği lisans kapsamında Alibaba, Tencent, ByteDance ve JD.com gibi Çin’in en büyük teknoloji şirketlerinin Nvidia H200 satın almasına onay verildiği bildirildi. Kaynaklara göre Lenovo ve Foxconn da yetkili dağıtıcılar arasında yer alıyor. Çinli şirketlerin çipleri doğrudan Nvidia’dan ya da bu dağıtıcılar üzerinden satın alabileceği ifade ediliyor.



Ayrıca Bkz.Nvidia patronu Çin’e uçtu, piyasa değeri 5.5 trilyon dolara ulaştı



Anlaşma şartlarına göre her onaylı müşteri için azami 75 bin adet H200 çipi satın alma sınırı bulunuyor. Ancak tüm izin süreçlerinin tamamlanmasına rağmen satışların fiilen başlamadığı belirtiliyor.



Çin yerel kullanımı öne çıkarıyor




Sürece yakın kaynaklar, gecikmenin temel nedenlerinden birinin Pekin yönetiminin yaklaşımı olduğunu belirtiyor. İddiaya göre Çinli firmalar, hükümetten gelen yönlendirmeler sonrası satın alma konusunda daha temkinli davranmaya başladı. Çin tarafının özellikle yabancı teknoloji bağımlılığı konusunda artan endişeleri nedeniyle siparişleri sıkı incelemeye aldığı ifade ediliyor.



Ayrıca Bkz.Nvidia RTX 5090 fiyatları artabilir: GDDR7 maliyetleri yükseliyor



Huawei başta olmak üzere yerli üreticilerin geliştirdiği çözümler halen Nvidia’nın gerisinde bulunsa da Çinli şirketlerin son dönemde yerli alternatifleri daha fazla öne çıkarmaya başladığı belirtiliyor. Özellikle DeepSeek gibi şirketlerin Huawei tabanlı çözümlere vurgu yapması, Nvidia’nın Çin pazarındaki konumunun zayıfladığına işaret ediyor.



Nvidia’nın Çin’deki hakimiyeti eriyor



ABD’nin ihracat kısıtlamaları sertleşmeden önce Nvidia’nın Çin’deki gelişmiş yapay zeka çipi pazarındaki payının yaklaşık yüzde 95 seviyesinde olduğu belirtiliyor. Çin’in bir dönem Nvidia gelirlerinin yüzde 13’ünü oluşturduğu aktarılıyor.



Ancak mevcut ihracat politikaları nedeniyle şirketin Çin’deki yapay zeka hızlandırıcı pazarındaki etkisinin neredeyse sıfıra indiği ifade ediliyor.



Satış süreci karmaşık şartlara takıldı



H200 satışlarının ilerleyememesinin arkasında yalnızca siyasi çekinceler değil, oldukça karmaşık düzenlemeler de bulunuyor. ABD’nin ocak ayında yürürlüğe koyduğu yeni kurallar kapsamında Çinli alıcıların yeterli güvenlik prosedürlerine sahip olduklarını kanıtlaması gerekiyor. Ayrıca çiplerin askeri amaçlarla kullanılmayacağına dair güvence verilmesi şart koşuluyor.



Nvidia’nın da ABD içinde yeterli stok bulundurduğunu resmî olarak doğrulaması gerekiyor. Bunun yanında Trump yönetiminin geliştirdiği özel düzenleme kapsamında çip satışlarından elde edilen gelirin yüzde 25’inin ABD’ye aktarılması planlanıyor. Bu nedenle H200 sevkiyatlarının önce ABD topraklarından geçirilmesi gerekiyor. ABD yasaları doğrudan ihracat vergisine izin vermediği için bu yöntem bir tür hukuki çözüm olarak uygulanıyor.



Ancak bu yapı Pekin tarafında ek güvenlik kaygılarını da beraberinde getirdi. Çinli yetkililerin özellikle donanımlara müdahale edilmesi veya gizli güvenlik açıkları bulunması ihtimalinden endişe duyduğu belirtiliyor. ABD içinde de Nvidia’nın Çin’e yeniden yüksek performanslı yapay zeka çipleri satmasına karşı çıkan güçlü bir kesim bulunuyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/retail-consumer/us-clears-h200-chip-sales-10-china-firms-nvidia-ceo-looks-breakthrough-2026-05-14/
M
15 sa.
Milyonların beklediği oldu: Eski AMD ekran kartlarına FSR 4.1 geliyor

AMD, uzun süredir oyuncuların talep ettiği önemli bir güncellemeyi sonunda resmi olarak duyurdu. Şirket, yeni nesil görüntü yükseltme teknolojisi FidelityFX Super Resolution 4.1 (FSR 4.1) desteğini eski nesil Radeon ekran kartlarına getirmeye hazırlanıyor. Yapılan açıklamaya göre teknoloji ilk etapta RDNA 3 mimarisine sahip Radeon RX 7000 serisi ekran kartlarında kullanılabilecek. RDNA 2 tabanlı RX 6000 serisi için ise daha ileri bir tarih işaret edildi.



RX 7000 serisi Temmuz ayında FSR 4.1 alacak




AMD’nin oyun ve yapay zeka biriminin başındaki isimlerden Jack Huynh, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada FSR 4.1 teknolojisinin Temmuz ayında RDNA 3 mimarili Radeon RX 7000 serisi ekran kartlarına geleceğini duyurdu.



https://x.com/jackhuynh/status/2054904153013387273



FSR 4.1’in devreye girmesiyle birlikte RX 7000 serisi, Radeon 890M ve Radeon 8060S gibi entegre GPU'ları da içeren RDNA3 ve 3.5 sahipleri daha yüksek görüntü kalitesi ve gelişmiş performans optimizasyonlarından yararlanabilecek. Teknolojinin çıkış döneminde 300’den fazla oyuna destek sunacağı belirtiliyor.



RDNA 2 desteği 2027'de




AMD, RDNA 2 mimarisine sahip Radeon RX 6000 serisi kullanıcılarını unutmuş değil. Şirket, bu ekran kartları için de FSR 4.1 planlarının bulunduğunu doğruladı.



Ayrıca Bkz.Nvidia RTX 5090 fiyatları artabilir: GDDR7 maliyetleri yükseliyor



2027 yılının başlarında”, Radeon RX 6000 serisi, Radeon 680M gibi entegre GPU'lar ve Steam Deck'in GPU'su da dahil olmak üzere RDNA2 mimarisine de destek verilecek. Bu, RDNA2 tabanlı GPU'lar kullanan PlayStation 5 ve Xbox Series X ve S'de FSR 4 desteğinin de önünü açmış olacak.



Performans düşebilir



RDNA 4 mimarisinde yer alan yapay zeka hızlandırıcıları FP8 veri formatını donanımsal olarak destekliyor. Ancak eski RDNA 3 ve RDNA 2 GPU’larda bu yapı bulunmuyor.



Bu nedenle AMD, FSR 4 teknolojisini eski ekran kartlarına uyarlarken INT8 tabanlı donanım üzerinden çalışacak özel bir çözüm geliştirmek zorunda kaldı. Bu değişiklik, performans tarafında bazı olumsuz etkiler yaratabilir.



Şirket henüz resmi performans karşılaştırmaları paylaşmasa da topluluk geliştiricileri tarafından yapılan testler mevcut. Mod geliştiricilerinin INT8 destekli GPU’larda çalıştırdığı gayriresmi FSR 4 sürümlerinde FSR 3.1’e kıyasla yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20 arasında performans kaybı görüldüğü aktarılmıştı. AMD’nin resmi sürümünün bu kaybı azaltıp azaltamayacağı ise henüz bilinmiyor.




Kaynak:https://wccftech.com/amd-is-finally-bringing-fsr-4-1-to-rdna-3-gpus-in-july-rdna-2-gpus-later/
M
16 sa.
LinkedIn, işgücünün yüzde 5’ini işten çıkarıyor

Profesyonel iş ağı platformu LinkedIn, teknoloji sektöründeki geniş çaplı küçülme dalgasına katılan son şirketlerden biri oldu. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre şirket, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 5’ini işten çıkarma kararı aldı.



Yüzlerce kişi etkileniyor



Dünya genelinde 17 bin 500’den fazla tam zamanlı çalışanı bulunduğu düşünüldüğünde bu kararın yaklaşık 875 kişiyi etkilemesi bekleniyor.



İşten çıkarmaların nedeni doğrudan yapay zeka olarak gösterilmedi. Ancak alınan kararların, maliyetlerin yeniden yapılandırılması ve kaynakların daha stratejik alanlara yönlendirilmesi amacı taşıdığı belirtiliyor.



Bununla birlikte şirket içi nota göre LinkedIn’in yeni CEO’su Daniel Shapero, şirketin bazı alanlardaki yatırımları azaltacağını çalışanlara bildirdi. Buna göre LinkedIn pazarlama kampanyaları, tedarikçi harcamaları, müşteri etkinlikleri ve yeterince kullanılmayan ofis alanlarında küçülmeye gidiyor.



Avusturya’daki ofis kapanıyor



Yeniden yapılanma kapsamında LinkedIn’in Avusturya’nın Graz kentindeki ofisini kapatacağı da bildirildi. Şirket sözcüsü tarafından yapılan açıklamada organizasyonel değişikliklerin şirketin uzun vadeli başarısı için gerçekleştirildiği belirtildi.



Ayrıca Bkz.Nvidia patronu Çin’e uçtu, piyasa değeri 5.5 trilyon dolara ulaştı



Daniel Shapero’nun çalışanlara gönderdiği notta, iş dünyasının değişen dinamiklerine dikkat çekildi. Shapero, ekonomik fırsatların günümüzün en önemli toplumsal meselelerinden biri olduğunu ve LinkedIn’in profesyoneller ile şirketler için kritik bir platform olmaya devam ettiğini vurguladı. Şirketin gelirleri, bu yılın ilk üç ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 12 artış kaydetti.



LinkedIn’deki işten çıkarmalar, ana şirket Microsoft’un son dönemde attığı adımların hemen ardından geldi. Daha önce ortaya çıkan bilgilere göre Microsoft, çalışanlarının yaklaşık yüzde 7’sine kadar gönüllü ayrılık paketleri sunmaya başlamıştı.




Kaynak:https://www.engadget.com/2172239/linkedin-is-reportedly-laying-off-five-percent-of-its-workforce/
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.