|
< Resime gitmek için tıklayın > Siber güvenlik araştırmacıları, kullanıcıların herhangi bir bağlantıya tıklamasına gerek kalmadan iPhone'lara casus yazılım bulaştıran bir saldırı yöntemi tespit etti. iVerify araştırmacılarının incelediği olayda, bir finans kuruluşu çalışanının iPhone'una Instagram'da futbol temalı bir reklamı görüntülerken casus yazılım bulaştı. Saldırganlar, kullanıcının hesap bilgilerini ele geçirirken kripto para cüzdanlarını da hedef aldı. Reklam ekranda görüntülendiğinde otomatik olarak çalışan zararlı kod, önce telefonun işletim sistemi sürümünü kontrol etti, ardından cihazdaki bir güvenlik açığından yararlandı. Kurum ilgili zararlı yazılımı DarkSword olarak nitelendirdi. Binlerce internet sitesi saldırıda kullanıldıReport URI araştırmacıları ise yaklaşık 8 bin internet sitesini etkileyen başka bir saldırı kampanyası ortaya çıkardı. Saldırganlar, daha önce sohbet botları ve analiz araçları gibi hizmetlerde kullanılan, süresi dolmuş yaklaşık 630 alan adını satın aldı. Bu alan adlarından kod yüklemeyi sürdüren internet siteleri, saldırganların tuzağına dönüştü. Siteleri ziyaret eden savunmasız iPhone kullanıcıları, farkında olmadan casus yazılımlara yönlendirildi. Saldırının amacı da hesap bilgilerini ve kripto para varlıklarını ele geçirmekti. Report URI'nin ortaya çıkardığı DeadTag kampanyasında kullanılan istismar aracı Coruna olarak adlandırıldı. Ayrıca Bkz.Kabus senaryosu gerçek oldu: İsrail, reklamlar üzerinden telefonlara sızıyor Her iki saldırıda da kullanıcıların şüpheli bağlantılara tıklaması gerekmiyor. Zararlı kod, reklamlar veya internet sitelerinin yüklediği bileşenler üzerinden çalışıyor. Saldırganlar ayrıca telefonun işletim sistemi sürümünü kontrol ederek güvenlik açığı bulunan cihazları hedefleyebiliyor. Casus yazılım tehdidi büyüyorCasus yazılımlar geçmişte daha çok siyasetçileri ve gazetecileri hedef alırken artık maddi kazanç sağlamak isteyen siber suçlular tarafından da kullanılıyor. iVerify, geçen yıl ABD ve Avrupa Birliği'ndeki iPhone kullanıcılarını hedef alan bir kampanyaya ilişkin bulgular paylaşmıştı. Geçen hafta Toronto Üniversitesi bünyesindeki Citizen Lab araştırmacıları da Al Jazeera'nın en az 45 cihazını hedef alan, reklamlar üzerinden yayılan ve kullanıcı etkileşimi gerektirmeyen bir casus yazılım saldırısını doğruladı. iVerify'ın kurucu ortağı Rocky Cole, casus yazılımların mobil cihazlar için en hızlı yayılan tehditlerden biri haline geldiğini söyledi. Report URI CEO'su Scott Helme ise son saldırıların arkasındaki grupların Çin bağlantılı olabileceğini belirtti. Ancak saldırganların kimliği henüz kesinleşmedi. Kaynak:https://www.axios.com/2026/10/22/spyware-phones-security-threats |
|
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında Türkiye'nin jeotermal enerji potansiyeline ve kaynakların kullanım alanlarına ilişkin güncel verileri paylaştı. Açıklanan verilere göre Türkiye genelinde yaklaşık 170 bin konut jeotermal enerjiyle ısıtılıyor. Bu konutların 55 bin 610'u Afyonkarahisar'da bulunuyor. Böylece kent, Türkiye genelindeki jeotermal ısıtmalı konutların yaklaşık yüzde 33'üne ev sahipliği yapıyor. İzmir ise 41 bin 295 konutla ikinci sırada yer alıyor. Öte yandan Türkiye, jeotermal kaynaklardan yalnızca elektrik üretiminde yararlanmıyor. Konut ısıtması, seracılık, termal turizm, balıkçılık ve madencilik gibi farklı alanlarda da bu kaynaklar kullanılıyor. Afyonkarahisar, özellikle konutların ısıtılması ve jeotermal kaynaklarla tarımsal üretim yapılması bakımından öne çıkıyor. Jeotermal enerjiye 10 milyar dolarlık yatırım hedefiTürkiye'nin jeotermal kaynaklardan elektrik üretme kapasitesi, Ekim 2026 itibarıyla 1.800 megavata (MW) ulaştı. Bu alanda faaliyet gösteren toplam 68 jeotermal elektrik santrali bulunuyor.
Türkiye, jeotermal enerji alanında Avrupa'da 1. sırada, dünyada ise 4. sırada yer alıyor. Türkiye'nin jeotermal potansiyelini oluşturan alanların yüzde 78'i Batı Anadolu'da, yüzde 9'u İç Anadolu'da, yüzde 7'si Marmara'da, yüzde 5'i Doğu Anadolu'da, yüzde 1'i ise diğer bölgelerde bulunuyor. Jeotermal kaynakların yaklaşık yüzde 90'ı düşük ve orta sıcaklık seviyesinde olduğu için konut ısıtması, termal turizm ve endüstriyel uygulamalar gibi doğrudan kullanım alanlarına uygun. Kalan yüzde 10'luk bölümün ise elektrik üretiminde değerlendirilebileceği belirtiliyor. Türkiye'nin 2035 Ulusal Enerji Hedefleri kapsamında jeotermal enerji kurulu gücünün 4.500 MW seviyesine çıkarılması planlanıyor. Bu hedef doğrultusunda önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım yapılması öngörülüyor. Jeotermal enerji, tarımsal üretimde de giderek daha fazla kullanılıyor. Türkiye'de jeotermal kaynaklarla ısıtılan seraların toplam büyüklüğü 7 bin dönüme ulaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde tüzel kişilik kazanan 46 Organize Tarım Bölgesi'nin (OTB) 15'i jeotermal kaynaklardan yararlanıyor. Ayrıca Bkz.Türkiye'nin yenilenebilir enerji gücü 80 bin MW'ı aştı: 9 ayda ne kadar arttı? Afyonkarahisar’da geliştirilen Cihangir Teknolojik Jeotermal Topraksız Tarım Sera Projesi de bu alandaki yatırımlar arasında yer alıyor. Yaklaşık 800 bin metrekarelik arazi üzerinde etaplar halinde hayata geçirilen proje, jeotermal enerjiyle desteklenen modern seracılığı ve ihracata yönelik üretimi bir araya getirmeyi amaçlıyor. Projenin ilk etabında yaklaşık 64 bin metrekarelik kapalı sera alanı planlanıyor. Bunun yaklaşık 60 bin metrekarelik bölümünde üretim yapılması ve yüksek kaliteli salkım domates yetiştirilmesi hedefleniyor. İlk etabın inşaatının tamamlanmasının ardından temizlik, dezenfeksiyon ve üretime hazırlık çalışmalarının yürütülmesi öngörülüyor. Mevcut takvime göre 2026'nın son çeyreğinde fide dikimi, 2027'nin ilk çeyreğinde ise ilk hasat hedefleniyor. Kaynak:https://yerel-haberler.haberturk.com/izmir-haberleri/dunyanin-en-cevreci-jeotermal-enerji-santralleri-turkiyede-jeotermal-enerji-dernegi-jed-119493969 Kaynak:https://www.afyonhaber.com/afyon-jeotermal-isitmada-turkiyenin-lideri-oldu |
|
E Ink, renkli e-kitap okuyucular için geliştirdiği Kaleido 4 ekran teknolojisini duyurdu. 40 binden fazla renk üretebilen yeni ekran, 330 PPI piksel yoğunluğu ve saniyede 18 kare görüntüleme desteğiyle renkli e-ink ekranların görüntü kalitesini ve yenileme hızını iyileştirmeyi hedefliyor. Teknolojiyi kullanan ilk cihaz ise Çin pazarında ortaya çıktı. E Ink Kaleido 4 neler sunuyor?Amazon, Kobo ve Boox gibi markaların e-kitap okuyucularında kullanılan E Ink ekranları, Kaleido 4 ile birlikte renk üretimi ve görüntü netliği açısından gelişiyor. Şirketin açıklamasına göre yeni ekran, renk gamı hacmini iki katına çıkararak 40 binden fazla renk üretebiliyor. Ayrıca beyaz yansıtma oranı yüzde 15'e kadar, kontrast oranı ise yüzde 50'ye kadar artıyor. Piksel yoğunluğundaki artış da dikkat çekiyor. Kaleido 4, inç başına 330 piksel (PPI) sunarken önceki nesil Kaleido 3, 150 PPI seviyesinde kalıyordu. Bu fark, özellikle küçük yazıların ve renkli görsellerin daha net görüntülenmesine katkı sağlayabilir.
Kaleido ekranların çalışma yöntemi, siyah beyaz bir e-ink panelinin üzerine renk filtresi yerleştirilmesine dayanıyor. Paneldeki siyah ve beyaz pigmentler hareket ederek metinleri ve görüntüleri oluştururken renk filtresi bunlara renk kazandırıyor. Ancak bu yapı, renkli görüntülerdeki gelişime karşın siyah beyaz metinlerin bir miktar bulanık görünmesine neden olabiliyor. E Ink'in Gallery 3 adlı diğer renkli e-kağıt teknolojisi ise doğrudan renkli pigmentler kullanıyor. Bu yöntem daha zengin renkler sunarken görüntünün yenilenmesi daha uzun sürüyor. Kaleido 4'ün hedefi, renkli içeriklerde görüntü kalitesini artırırken metin netliği ve yenileme hızı arasındaki dengeyi iyileştirmek. Ayrıca Bkz.OLED ekranlı yeni iPad mini tanıtıldı: İşte Türkiye fiyatı ve özellikleri Kaleido 4'ün bir diğer yeniliği, saniyede 18 kareye (18 FPS) ulaşan görüntüleme hızı. Akıllı telefonlarda kullanılan 120 Hz OLED ekranlarla karşılaştırıldığında bu değer düşük görünse de e-ink teknolojisinin sınırlamaları düşünüldüğünde önemli bir ilerleme anlamına geliyor. E Ink, bu iyileştirme sayesinde yeni ekranların video içeriklerini de gösterebildiğini belirtiyor. Şirket, yenileme hızındaki gelişmede ekran katmanlarına eklenen oksit tabanlı arka plakanın etkili olduğunu söylüyor. Amazon da ilk Kindle Colorsoft modelinde kullanılan Kaleido ekranlarda benzer bir değişikliğe başvurduğunu açıklamıştı. Hanvon Technology tarafından geliştirilen M10 C II, Kaleido 4 ekranını kullanan ilk cihaz olarak öne çıkıyor. E-ink tablet, şimdilik yalnızca Çin pazarında satışa sunuluyor. Cihazın uluslararası pazarlarda satışa çıkıp çıkmayacağı henüz bilinmiyor. Kaleido 4 ekranların diğer üreticilerin ürünlerinde ne zaman kullanılacağı ve yeni teknolojinin fiyatlara nasıl yansıyacağı konusunda da resmi bir açıklama bulunmuş değil. Kaynak:https://www.bgr.com/2292403/new-e-ink-e-reader-tablet-more-than-books/ |
![]() Aynı dönemde Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü 122.519 MW'tan 127.355 MW'a yükseldi. Toplam kapasite 4.836 MW artarken güneş enerjisi tek başına bu artışın yaklaşık yüzde 64,4'ünü oluşturdu. Başka bir ifadeyle, yılın ilk dokuz ayında Türkiye'nin elektrik kurulu gücüne eklenen her 100 MW'ın yaklaşık 64 MW'ı güneş enerjisinden geldi. Güneşin toplam kurulu güçteki payı yüzde 22,2'ye çıktıGüneş enerjisindeki kapasite artışı bu kaynağın Türkiye'nin elektrik üretim altyapısındaki ağırlığını da artmış oldu. 2025 sonunda toplam kurulu gücün yüzde 20,5'ini oluşturan güneş enerjisinin payı, Eylül 2026 itibarıyla yüzde 22,2'ye yükseldi. Böylece dokuz aylık dönemde güneşin payında 1,7 puanlık artış yaşandı. Güneş enerjisi, Eylül 2026 sonunda 32.332 MW kurulu güce sahip hidroelektrik santrallerin ardından Türkiye'nin en büyük ikinci elektrik kaynağı oldu. Aynı dönemde doğal gaz santrallerinin kurulu gücü 25.009 MW seviyesinde kaldı. Güneş enerjisinin kapasitesi, doğal gaz santrallerinin toplam kurulu gücünü de geride bıraktı. Eylül ayında güneşten 4,32 milyar kWh elektrik üretildiGüneş enerjisindeki büyüme, elektrik üretiminde de önemli bir karşılık buluyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Eylül 2026 verilerine göre Türkiye'de ay boyunca güneş enerjisinden 4,32 milyar kWh elektrik üretildi. Bu miktar, aynı ayda gerçekleştirilen 31,79 milyar kWh'lık toplam elektrik üretiminin yüzde 13,6'sına karşılık geldi. Ayrıca Bkz.Türkiye'nin rüzgar enerjisi kapasitesi 9 ayda sadece 766 MW arttı Güneşin kurulu güçteki payının yüzde 22,2 olmasına karşın aylık elektrik üretimindeki payının yüzde 13,6 seviyesinde kalması, iki göstergenin farklı koşullara bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Güneş santrallerinin üretimi gün içindeki güneşlenme süresi, mevsimsel koşullar ve hava durumundan etkileniyor. Bu nedenle kurulu güçteki artış, elektrik üretiminde aynı oranda artış yaşandığı anlamına gelmiyor.
|
![]() Aynı dönemde Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü 122.519 MW'tan 127.355 MW'a yükseldi. Rüzgar enerjisinin toplam kurulu güç içerisindeki payı da yüzde 12,1'den yüzde 12,2'ye çıkarak oldukça sınırlı bir büyüme gösterdi. Rüzgarın kurulu gücü 15,5 GW'ı aştıRüzgar enerjisindeki artış yıl boyunca devam etti. Ocak 2026 sonunda 14.862 MW olan kurulu güç, Şubat ayında 15.004 MW'a, Mart ayında ise 15.039 MW'a ulaştı. Nisan sonunda 15.075 MW, Mayıs sonunda 15.122 MW ve Haziran sonunda 15.281 MW olarak kaydedildi. Temmuz sonunda 15.358 MW'a yükselen kapasite, Ağustos ayında 15.434 MW'a, Eylül sonunda ise 15.540 MW'a çıktı. Böylece rüzgar enerjisinin kurulu gücü yılın ilk dokuz ayında 15,5 GW sınırını aşarken kapasite artışı yılın son çeyreğinde de takip edilecek önemli göstergelerden biri haline geldi. Eylül ayında rüzgardan 3,84 milyar kWh elektrik üretildiKurulu güç artışının yanında rüzgar enerjisinin elektrik üretimindeki payı da önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre Türkiye'de Eylül 2026 boyunca toplam 31,79 milyar kWh elektrik üretildi. Bunun 3,84 milyar kWh'lik bölümü rüzgar enerjisinden sağlandı. Rüzgarın aylık elektrik üretimindeki payı yüzde 12,1 olarak gerçekleşti. Aynı ay güneş enerjisinden 4,32 milyar kWh elektrik üretildi. Böylece iki kaynağın toplam üretimi 8,16 milyar kWh'a ulaştı. Rüzgar santrallerinin üretimi, kurulu güçten farklı olarak rüzgar hızına ve hava koşullarına bağlı biçimde değişebiliyor. Bu nedenle kapasite artışı ile belirli bir ayda üretilen elektrik miktarını ayrı değerlendirmek gerekiyor.
|
|
< Resime gitmek için tıklayın > Yapay zeka modelleri metin üretimi ve kod yazma alanlarında önemli ilerlemeler kaydetse de karmaşık mühendislik tasarımlarını oluşturmakta zorlanabiliyor. Skyfall tarafından geliştirilen SKY-001, tasarımları görsel dünya üzerinden planlayan, bileşenlerine ayıran ve parçaların nasıl oluşturulacağını adım adım belirleyen yeni bir dünya modeli olarak bu alandaki açığı kapatmayı hedefliyor. SKY-001 nasıl çalışıyor?Geleneksel yapay zeka modelleri karmaşık mühendislik projelerinde parçalar arasındaki geometrik ilişkileri ve fiziksel kısıtlamaları korumakta zorlanabiliyor. Örneğin bir motor tasarlamak tek başına dış görünüşü üretmekle bitmiyor. Aksine yüzlerce parçanın birbiriyle uyumlu olmasını ve nasıl üretileceğinin belirlenmesini de gerektiriyor.
SKY-001, bu sorunu çözmek için tasarımı hiyerarşik bir yapıya ayırıyor. Hierarchical Composer adlı bileşen, önce genel tasarımı oluşturuyor ardından da tasarımı ana bileşenlere ve bunları oluşturan daha küçük parçalara ayırıyor. Construction World Model ise her parçanın oluşturulma sürecini görsel adımlara dönüştürüyor. Böylece sistem, tasarımın son halinin yanı sıra bu sonuca ulaşmak için gereken işlem sırasını da planlıyor. Parçaların aynı anda ve bağımsız biçimde işlenebilmesi binlerce adımdan oluşabilecek tasarımların daha verimli hazırlanmasını sağlıyor. Sistem ayrıca aynı talimattan birden fazla tasarım alternatifi üretebiliyor. Kullanıcılar seçenekler arasından tercih yaptıktan sonra seçilen tasarım ayrıntılandırılıyor. Tek bir görüntüden karmaşık parçalar oluşturabiliyor< Resime gitmek için tıklayın > CAD (Bilgisayar Destekli Tasarım) tarafında SKY-001, bir ürünün tek bir görüntüsünden hareketle önce kaba bir üç boyutlu model hazırlıyor. Ardından nesneyi ana bileşenlerden alt bileşenlere ve tekil parçalara kadar ayrıştırıyor. Jaguar E-Type Roadster, jet motoru, FANUC ArcMate 100iB robot kolu ve 4x4 mini traktör gibi örnekler üzerinde gösterilen sistem, bir motorun fotoğrafından da beş seviyeli parça hiyerarşisi oluşturabiliyor. < Resime gitmek için tıklayın > İlk aşamada ortaya çıkan modeller, parçaların genel şeklini ve konumunu belirlemeye yetecek düzeyde ayrıntı içeriyor. Gizli geometriler ve ince yüzey detayları eksik kalabildiğinden sistem, ayrıştırma tamamlandıktan sonra parçaları ayrı ayrı iyileştiriyor. Böylece dişliler, miller, kovanlar ve diğer iç bileşenler daha ayrıntılı biçimde oluşturulabiliyor. SKY-001, parçaların son şeklini belirlemekle de sınırlı kalmıyor. Bir parçanın hangi çizim ve işlemlerle oluşturulacağını da planlıyor. Örneğin bir profilin üç boyutlu hale getirilmesi, yeni geometrilerin eklenmesi veya malzemenin kesilmesi gibi işlemler ayrı aşamalar halinde modelleniyor. Her aşama, bir sonraki üç boyutlu durumu ve bu geçişi sağlayan iki boyutlu çizimi içeriyor. Bina kat planları da oluşturabiliyorSistemin diğer kullanım alanı olan BIM (Yapı Bilgi Modellemesi), binaların dijital modellerinin hazırlanmasını kapsıyor. SKY-001, binanın dış sınırlarını ve mimari gereksinimleri kullanarak duvarları, koridorları, daireleri ve odaları planlayabiliyor. Oda büyüklükleri ve konumları gibi bilgiler de tasarım sürecine dahil ediliyor. < Resime gitmek için tıklayın > Örneklerden birinde yaklaşık 29 metre genişliğindeki bir apartman katı, ortak koridor, merdivenler ve asansörlerin çevresinde üç daireye ayrılıyor. Sistem daha sonra dairelerin iç duvarlarını, odalarını, kapılarını, pencerelerini ve sabit donanımlarını oluşturuyor. Gösterilen örneklerden biri 92 metrekare büyüklüğünde ve yedi odadan oluşuyor. SKY-001, kat planlarını tek seferde çizmek yerine aşamalı olarak oluşturuyor. Önce dış sınırlar belirleniyor ardından ise iç duvarlar ve odalar ekleniyor. Son aşamada ise kapı, pencere ve diğer ayrıntılar tamamlanıyor. Eğitim verileri nasıl hazırlandı?SKY-001'in CAD modelleri, gerçek ürün montajlarına ait açık veri kümelerinden elde edilen verilerle eğitildi. Ancak ham verilerde yinelenen geometriler, tutarsız montaj yapıları ve isimlendirilmemiş parçalar bulunduğu için kapsamlı bir temizleme süreci uygulandı. Veriler, ana parçalardan tekil bileşenlere uzanan mühendislik hiyerarşilerine dönüştürüldü. < Resime gitmek için tıklayın > Sistemin yalnızca parçaların görünümüyle beraber nasıl oluşturulduklarını da öğrenmesi için iki boyutlu çizimler ve işlem geçmişleri kullanıldı. Eksik veriler ise mühendislik araçları ve büyük dil modeli tabanlı yöntemlerle yeniden oluşturularak doğrulandı. Bu süreç sonunda Hierarchical Composer 200 binden fazla parça, Construction World Model ise 600 binden fazla yapım örneği üzerinden eğitildi. Geliştiriciler, kullanılan veri kümesinin parça sayısı ve ayrıntı düzeyi bakımından mevcut bazı veri kümelerinden daha kapsamlı olduğunu belirtiyor. BIM tarafında ise yaklaşık 35 bin gerçek ve sentetik kat planı kullanıldı. Bu planlardan yaklaşık 2 milyon çizim durumu elde edilerek modelin kat planlarını adım adım oluşturmayı öğrenmesi sağlandı. Performansı nasıl?< Resime gitmek için tıklayın > Skyfall AI, SKY-001'i karmaşık tasarımlarda farklı yapay zeka modelleriyle karşılaştırdı. Şirketin 1.000 bileşenden oluşan CAD testinde modeller, yaklaşık 100 çizim adımı gerektiren nesneler üzerinde değerlendirildi. SKY-001, bir tasarımı ortalama 3,9 saniyede ve 0,005 dolar maliyetle tamamladı. GPT-6 Astra aynı görev için 199 saniye ve 0,75 dolar harcarken Gemini 4, 253 saniyede; Qwen 3.8 Max ise 764 saniyede tamamlandı. Kimi K3'ün süresi 439 saniye olurken Grok 4.7, 1.000 örneğin hiçbirini tamamlayamadı.
Doğruluk sonuçlarında SKY-001 yüzde 79,7 IoU (referans tasarımla geometrik uyum oranı) skoruna ulaştı. GPT-6 Astra yüzde 79,1, Gemini 4 ise yüzde 76,9 sonuç elde etti. Qwen 3.8 Max yüzde 34,4, Kimi K3 yüzde 9,5 seviyesinde kaldı. Bu sonuçlara göre SKY-001, GPT-6 Astra'dan yaklaşık 51 kat daha hızlı çalışırken 150 kat daha düşük maliyet sunuyor. Buna karşılık doğruluk farkı yalnızca 0,6 yüzde puan. Dolayısıyla modelin öne çıkan avantajı, benzer tasarım kalitesine çok daha kısa sürede ve düşük maliyetle ulaşması.
BIM testinde 1.000 bina planını değerlendiren Skyfall AI, SKY-001'in plan başına ortalama 1,22 saniye ve 0,0024 dolar maliyetle çalıştığını açıkladı. GPT-6 Astra aynı görevi 144,6 saniyede ve 0,446 dolar maliyetle tamamladı. Ayrıca Bkz.Robot "muhafız" Unitree H2-X tanıtıldı: Araba kaldırabilecek kadar güçlü Doğruluk tarafında SKY-001 yüzde 43,6 IoU skoruna ulaştı. Gemini 3.8 Flash yüzde 42,3, GPT-6 Astra yüzde 40,6 sonuç elde etti. Şirketin verileri, SKY-001'in GPT-6 Astra'ya kıyasla 119 kat daha hızlı ve 186 kat daha düşük maliyetli olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte en iyi modelin bina planlarında yüzde 43,6 IoU seviyesinde kalması, sistemin mimari tasarım sürecini bütünüyle otomatikleştirecek olgunluğa ulaştığını göstermiyor. Ancak tasarım üretiminin hızlandırılması ve çok sayıda alternatifin düşük maliyetle üretilmesi de önemli bir avantaj sunuyor. Ticari kullanım 2027'de başlayabilirSkyfall'ın sonraki hedefleri arasında CAD çıktılarının doğrudan çalıştırılabilir mühendislik işlemlerine dönüştürülmesi ve tasarımların düzenlenebilir hale getirilmesi bulunuyor. Böylece kullanıcılar bir parçanın genişliğini değiştirmek veya bir mili başka bir konuma taşımak gibi talimatlar verebilecek; sistem de bu değişikliklerden etkilenen diğer bileşenleri güncelleyebilecek. BIM tarafında ise oluşturulan kat planlarının, mimarların düzenlemeye devam edebileceği bina modellerine dönüştürülmesi planlanıyor. Şirket, aynı yaklaşımın ilerleyen dönemde baskılı devre kartı (PCB) tasarımı ve diğer donanım geliştirme süreçlerinde de kullanılabileceğini belirtiyor. SKY-001 şu anda araştırma ön izlemesi aşamasında ve erişim için bekleme listesi bulunuyor. Ticari kullanıma sunulması 2027'nin başları için hedefleniyor. Henüz genel kullanıma açık API, fiyatlandırma, model ağırlıkları veya lisans bilgileri paylaşılmış değil. Kaynak:https://skyfall.ai/blog/introducing-sky-001 |
![]() İnşaat 2028'de başlayacakProjenin işletmesi Shanghai Jiao Tong Üniversitesi tarafından yürütülecek. Çin Devlet Gemi İnşa Şirketi'nin (CSSC) iştiraki olan Shanghai Waigaoqiao Shipbuilding ise platformun tasarımını ve inşasını üstlenecek. İnşaat çalışmalarının 2028'de başlaması, platformun ise Haziran 2030'da teslim edilmesi hedefleniyor. Geleneksel araştırma gemilerinden farklı olarak tasarlanan platform, çift gövdeli katamaran mimarisini yarı batabilir bir ana yapıyla birleştirecek. Bu tasarım sayesinde platform, araştırma bölgeleri arasında kendi gücüyle hareket edebilecek ve bilim insanlarına uzun süreli çalışmalar için geniş laboratuvar ve yaşam alanları sunacak.
Çin basınında paylaşılan proje bilgilerine göre platform yaklaşık 138 metre uzunluğa ve 85 metre genişliğe sahip olacak. Ana güverte yüksekliği yaklaşık 45 metre olarak açıklanırken deplasman kapasitesi 74 bin ton seviyesinde olacak. Platformun azami hızı ise 11 knot, yani yaklaşık 20,4 km/sa olarak belirtiliyor. Çift gövdeli tasarımın temel amaçlarından biri, açık denizlerde uzun süreli görevler sırasında dengeyi ve dalgalara karşı dayanıklılığı artırmak. Platformun, dalga yüksekliğinin yaklaşık 6 ila 9 metreye ulaştığı şiddetli koşullarda çalışabilecek şekilde tasarlandığı bildiriliyor. Ayrıca yapının rüzgar hızının yaklaşık 266 km/sa aştığı güçlü tayfunlara da dayanması hedefleniyor. Ayrıca Bkz.Türkiye'nin yenilenebilir enerji gücü 80 bin MW'ı aştı: 9 ayda ne kadar arttı? Bununla birlikte kendi tahrik sistemiyle hareket edebilmesi platformun öne çıkan özelliklerinden biri olacak. Sabit bir noktaya kalıcı olarak demirlemek yerine araştırma ihtiyaçlarına göre farklı bölgelere taşınabilecek yapı, bir geminin hareket kabiliyetini sabit bir araştırma tesisinin geniş çalışma ve konaklama alanlarıyla bir araya getirecek. Shanghai Waigaoqiao Shipbuilding, projede büyük ve karmaşık açık deniz yapılarının inşasında edindiği deneyimden yararlanacak. Şirketin geçmiş projeleri arasında, 3 bin metreye kadar su derinliğinde çalışabilecek şekilde tasarlanan altıncı nesil yarı batabilir bir sondaj platformu da bulunuyor. Altı laboratuvarda deniz ve okyanus araştırmaları yapılacakYüzer araştırma platformunda denizlerde kullanılan ağır ekipmanlar ve sistem teknolojilerine odaklanan laboratuvarların yanı sıra deniz kaynaklı afetleri, meteorolojik olayları ve okyanus ekosistemlerindeki uzun vadeli değişimleri inceleyecek birimler yer alacak. Böylece hem derin denizlerde çalışmayı mümkün kılan mühendislik teknolojilerinin geliştirilmesi hem de deniz ortamındaki doğal süreçlerin araştırılması amaçlanıyor. Uzun süreli gözlemler sayesinde kısa süreli araştırma seferlerinde tespit edilmesi zor olan çevresel değişimler izlenebilecek. Platformdaki mühendislik altyapısı ise deniz ekipmanlarının ve sistemlerinin açık deniz koşullarında test edilmesini destekleyecek. Toplam 238 kişilik kapasite, mürettebatın yanı sıra araştırmacıların da uzun süre boyunca platformda kalmasına olanak sağlayacak. Böylece personel değişimi ve lojistik ihtiyaçlar nedeniyle sık sık limana dönme gereksiniminin azaltılması hedefleniyor. Kaynak:https://interestingengineering.com/science/worlds-first-self-propelled-floating-island |
|
Güneş panellerini otomobillerin tavanları, sırt çantaları ve kavisli yüzeyler üzerinde kullanabilmek için geliştirilen esnek güneş hücrelerinde yüksek verimlilik ve dayanıklılık sorunları yaşanıyordu. Çin'deki araştırmacılar, bu sorunların temelinde yer alan üretim kaynaklı bir problemi çözerek esnek perovskit güneş hücrelerinde yüzde 26,86 verimliliğe ulaştı. Üstelik geliştirilen teknoloji, yüksek sıcaklık ve nem altında uzun süreli testlerde de performansını büyük ölçüde korudu. Araştırma ekibi esnek güneş hücrelerinin üretiminde kullanılan iki katmanın birbiriyle uyumsuz etkileşimini kontrol altına aldı. Bu hücrelerde güneş ışığını elektriğe dönüştüren perovskit kristalleri ile elektrik yüklerinin taşınmasını sağlayan, kendiliğinden oluşan tek moleküllü tabaka (SAM) birlikte kullanılıyor. Ancak bu iki katman esnek yüzeylere aynı anda uygulandığında aralarındaki güçlü kimyasal etkileşimler malzemelerin düzgün yerleşmesini engelliyor. Katmanlarda oluşan düzensizlikler ve kusurlar, güneş panellerinin sıcaklık ve nem gibi çevresel koşullar altında daha hızlı performans kaybetmesine de yol açıyor. Ayrıca esnek yüzeylerin pürüzlülüğünün ve yüzeylerindeki hidroksil gruplarının yoğunluğunun değişmesi, geniş alanlı üretimde homojen kaplama elde edilmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle esnek güneş panelleri, verimlilik ve dayanıklılık bakımından geleneksel panellerin gerisinde kalabiliyor. Yeni üretim yöntemi verimliliği artırdı
Araştırmacılar iki katmanın üretim sırasında birbirini olumsuz etkilemesini önleyen özel bir katkı maddesi geliştirdi. Bu madde, katmanların esnek yüzeye daha düzgün yerleşmesini sağlarken güneş ışığını elektriğe dönüştüren kristallerdeki kusurları da azaltıyor. Böylece hem enerji üretim verimliliği hem de panellerin dayanıklılığı artırılıyor. Geliştirilen yöntemle küçük alanlı esnek güneş hücrelerinde yüzde 26,86 verimlilik elde edildi. Daha büyük panellerde de başarılı sonuçlar alındı. 5 x 5 santimetrelik modüllerde yüzde 22,31, 10 x 10 santimetrelik modüllerde yüzde 20,63 ve 30 x 30 santimetrelik panellerde yüzde 20,15 verimlilik ölçüldü. Ayrıca Bkz.Türkiye'nin yenilenebilir enerji gücü 80 bin MW'ı aştı: 9 ayda ne kadar arttı? Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, panellerin yüksek sıcaklık ve nem altındaki dayanıklılığı oldu. 25 santimetrekarelik bir güneş hücresi, 85 derece sıcaklık ve yüzde 65 nem koşullarında 1.044 saat boyunca test edildi. Başlangıçta yüzde 22 verimliliğe sahip olan hücre, testin sonunda ilk verimlilik değerinin yüzde 92,5'ini korudu. Modüller ayrıca aşırı soğuktan yüksek sıcaklıklara geçişin yaşandığı testlerden geçti ve IEC 63163 uluslararası kararlılık standardının gerekliliklerini karşıladı. Sonuçlar, yeni yöntemin esnek güneş panellerinin zorlu çevre koşullarında daha istikrarlı çalışmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Esnek güneş panelleri nerelerde kullanılabilir?Geliştirilen teknoloji, hafif ve bükülebilir güneş panellerinin otomobil tavanları, taşınabilir enerji sistemleri ve sırt çantaları gibi farklı alanlarda kullanılmasını kolaylaştırabilir. Bununla birlikte bu araştırma, henüz ticari ürünlerin piyasaya çıkacağı anlamına gelmiyor. Laboratuvarda elde edilen sonuçların büyük ölçekli üretimde de korunması gerekiyor. Araştırmacılar bundan sonraki aşamada verimliliği daha da artırmayı, farklı güneş hücresi teknolojilerini bir araya getirmeyi ve panellerin rulo halinde sürekli üretimine yönelik çalışmalar yapmayı planlıyor. Bu hedeflere ulaşılması esnek güneş panellerinin daha geniş kullanım alanlarına yayılmasını sağlayabilir. Kaynak:https://interestingengineering.com/energy/flexible-perovskite-solar-cells-record-efficiency Kaynak:https://www.science.org/doi/10.1126/science.aef9745 |
|
Microsoft, Windows 11’in yeni Insider Experimental Build 26340.9767 sürümünde internet hız testi özelliğini yeniden tasarladı. Daha önce görev çubuğundaki ağ simgesinden erişilebilen hız testi seçeneği kullanıcıları varsayılan tarayıcı üzerinden Bing’in ilgili sayfasına yönlendiriyordu. Yeni sürümde ise test, Windows 11’in Hızlı Ayarlar menüsüne entegre edilen bir pencere üzerinden gerçekleştiriliyor. Bing ve tarayıcı açmaya gerek kalmadıKullanıcılar yeni teste Hızlı Ayarlar menüsündeki hız testi kutucuğundan, Wi-Fi veya hücresel bağlantı menüsünden ya da görev çubuğundaki ağ simgesine sağ tıklayıp ulaşabiliyor. Test başlatıldığında önce uygun sunucu belirleniyor, ardından ping, indirme ve yükleme hızları ölçülüyor. Arayüzde 1.000 Mbps ve üzerindeki hızları da gösterebilen bir ölçüm göstergesi bulunuyor.
Bununla birlikte hız ölçümü için Ookla'nın Speedtest hizmetinden yararlanılmaya devam ediliyor. Dolayısıyla Microsoft, ölçüm altyapısını değiştirmek yerine tarayıcıya yönlendirme adımını ortadan kaldırıyor ve özelliği doğrudan Windows arayüzüne taşıyor. Windows 11’de Bing entegrasyonu azalıyorMicrosoft, ağ menüsündeki hız testi kısayolunu ilk olarak Eylül 2025'te test etmeye başlamıştı. Şubat 2026'daki isteğe bağlı güncelleme ve Mart 2026'daki güvenlik güncellemesiyle daha geniş kullanıcı kitlesine sunulan özellik, o dönemde yalnızca Bing'deki hız testi sayfasını açıyordu.
Yeni düzenleme, Windows 11'de Bing'e bağımlılığı azaltan diğer değişikliklerin ardından geliyor. Microsoft, bu yılın başlarında Windows 11'in yeni Arama deneyimine Bing'in web sonuçlarını devre dışı bırakma seçeneği eklemişti. Bu değişiklik, bilgisayardaki yerel dosya ve içerik aramalarının da daha hızlı yapılmasını sağladı. Ayrıca Bkz.Microsoft, Windows 11'de oyunları çökerten sorunu çözdü Öte yandan Microsoft CEO'su Satya Nadella, şirketin 2026 mali yılının üçüncü çeyrek bilanço görüşmesinde Bing'in aylık aktif kullanıcı sayısının 1 milyarı aştığını açıklamıştı. Şirket, hız testi özelliğini neden yeniden tasarladığına ilişkin ise henüz bir açıklama yapmadı. Yeni hız testi nasıl etkinleştiriliyor?Özellik şu anda Windows 11 Insider Experimental Preview Build 26340.9767 veya daha yeni bir sürüm gerektiriyor. Ancak ilgili sürümü yüklemek, yeni hız testinin her kullanıcıda otomatik olarak görünmesini sağlamıyor. Özelliği etkinleştirmek için Ayarlar menüsündeki Windows Update bölümünden Windows Insider Programı'na, ardından Özellik bayrakları (Feature flags) sayfasına gidilmesi ve “Quick Settings Speed Test” seçeneğinin etkinleştirilmesi gerekiyor. Yeni internet hız testinin standart Windows 11 kullanıcılarına ne zaman ulaşacağı henüz açıklanmadı. Kaynak:https://www.windowslatest.com/2026/10/24/microsoft-was-using-windows-11s-speed-test-to-push-bing-now-its-quietly-backing-down/ |
iPhone Duo ekranı iki günde çatladı
http://www.youtube.com/watch?v=NfpoX9xvhU0
Gözde Özaydınlık, sosyal medya hesaplarından paylaştığı videolarda yeni aldıkları iPhone Duo’nun henüz iki günlükken ekranının çatladığını anlattı. Özaydınlık’ın aktarımına göre eşi telefonu açtığı sırada kendiliğinden bir çatlama sesi geldi ve cihazın iç ekranı ortadan çatladı. Yurt dışında da yaşanan olaylarda da aynı bu senaryo gerçekleşiyor.
Çift, sorunun çözülmesi için ilk olarak İstanbul’daki Zorlu Center Apple Store’a gitti. Özaydınlık, mağaza çalışanlarının başlangıçta bu tür bir sorunu daha önce medyada gördüklerini ve kendilerine yardımcı olacaklarını söylediklerini aktardı. Ancak iddiaya göre daha sonra mağaza yetkilisi, hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığını belirterek değişim talebini kabul etmedi. Özaydınlık, kendilerine dava açabileceklerinin de söylendiğini öne sürdü.
Çift, ardından Akasya AVM’deki Apple Store’a başvurdu. Burada kendilerine cihazın ABD’ye gönderileceği ve inceleme sürecinin 13 iş günü içinde tamamlanacağı bilgisi verildi. Ancak bu mağazada da doğrudan cihaz değişimi yapılmadı.
Apple “Az sayıda cihaz etkileniyor” dedi
Öte yandan Apple, yaptığı açıklamada iPhone Duo modellerinin küçük bir bölümünde iç ekranı etkileyen bir sorun bulunduğunu kabul etti. Şirket, sorunun nedenine ilişkin teknik bir açıklama yapmazken etkilenen kullanıcıların AppleCare ile iletişime geçerek cihaz değişimi talep edebileceğini bildirdi.
Apple’ın açıklamasında iPhone Duo’yu ilk kullananların geri bildirimlerinin büyük ölçüde olumlu olduğu ve geliştiricilerin cihazın farklı form faktöründen yararlanmak için uygulamalarını hızla güncellediği de belirtildi. Şirket, ekran sorununun yalnızca sınırlı sayıdaki cihazda görüldüğünü vurguladı.
Apple yetkilisi Alex Kirschner’ın aktardığı bilgilere göre sorun bulunan cihazlarda belirtiler kısa süre içinde ortaya çıkıyor.
iFixit, ekran çatlaklarının olası nedenini açıkladı
iPhone Duo’nun ekranında çatlaklara neyin yol açtığı henüz kesinleşmedi. Ancak elektronik cihazları inceleyen iFixit, sorunun menteşe mekanizmasından kaynaklanabileceğini düşünüyor.
iFixit, telefonun iç yapısını gösteren görüntüleri, patentleri ve tomografi taramalarını kullanarak menteşe sisteminin üç boyutlu bir simülasyonunu hazırladı. Şirket, bu simülasyonu kullanıcıların bildirdiği ekran hasarlarıyla karşılaştırdı.
Ayrıca Bkz.Apple’dan tüm iPad modellerine sürpriz zam: İşte yeni fiyatlar
İncelemeye göre çatlaklar, ekranın altından geçen kablonun yakınında ve telefonu ortadan destekleyen çubuğun çevresinde oluşuyor. Telefon katlanırken bu destek çubuğu ekranın hareket alanından yeterince uzaklaşmazsa ekranın belirli bir noktasına baskı uygulayabilir. iFixit'e göre bu baskı ekranın çatlamasına neden olabilecek bir gerilim oluşturabilir.
Apple henüz bu ihtimali doğrulamadı ve sorunun kesin nedenine ilişkin bir açıklama yapmadı.
Kaynak:https://www.theverge.com/tech/1018760/iphone-duo-crackgate-inside-screen-hinge-crack