M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
2056 (Bu ay: 17)
Gönderiler Hakkında
M
2 sa.
Tek şarjla 275 kilometre giden elektrikli bisiklet

Cube, uzun mesafeli turlardan zorlu arazi sürüşlerine kadar geniş bir kullanım alanı hedefleyen yeni Nuride Hybrid ONE11 HPC SLX 800 Crossbar modelini tanıttı. Güçlü donanım özellikleriyle dikkat çeken elektrikli bisiklet, uygun koşullarda 275 kilometreye kadar destekli menzil sunuyor.



Performansta iddialı



Bisikletin temelini Cube’un C:62 monokok karbon kadrosu oluşturuyor. 27,3 kilogram ağırlığındaki bisikletin süspansiyon sisteminde önde Fox 34 Float AWL, arkada ise Fox Float Rhythm R amortisör bulunuyor. Her iki tarafta da 100 mm hareket mesafesi sunan sistem, bozuk zeminlerde daha fazla konfor vadediyor. Sürüş pozisyonunu değiştirmek isteyen kullanıcılar için de ayarlanabilir gidon ve dropper sele borusu üründe yer alıyor.




Elektrikli bisikletin güç ünitesinde Bosch Performance Line CX Generation 5 motor kullanılıyor. 250 W güce sahip motor, 120 Nm maksimum tork üretiyor. urbo modunda maksimum destek seviyesi yüzde 600'e ulaşırken yeni eMTB+ modu da sistemin özellikleri arasında yer alıyor.



eMTB+ modu, eMTB ve Race modlarının çalışma karakterini birleştirerek pedal gücüne göre daha dinamik destek sağlıyor. Sistem uygun koşullarda 750 W'a kadar anlık güç sunabiliyor.



Motoru besleyen 800 Wh Bosch PowerTube batarya, akıllı BMS yönetimiyle çalışıyor. Sürüş koşullarına ve seçilen destek seviyesine bağlı olarak destekli menzil yaklaşık 50 ila 275 kilometre arasında değişiyor.



Dört pistonlu frenlerle destekleniyor




Cube, aktarma sisteminde 12 vitesli Shimano bileşenlerine yer veriyor. Arkada ise Shimano XT ShadowPlus 12 vitesli aktarıcı görev yapıyor. Sistemde zinciri korumaya yardımcı olan kompakt bir zincir muhafazası da bulunuyor.



Ayrıca Bkz.Kayış aktarmalı bu elektrikli bisiklet 150 kilometre menzil sunuyor



Frenleme görevini ise dört pistonlu hidrolik Shimano BR-MT420 disk frenler üstleniyor. Hem ön hem de arka tekerlekte 203 mm çapında fren diskleri kullanılıyor.



Cube, modelin arazi kabiliyetlerini artırsa da Nuride Hybrid One11’i ağır dağ bisikleti kullanımı için tasarlamıyor. Bisiklet Kategori 2 sınıfında yer alıyor ve bu nedenle yaklaşık 15 santimetreden daha yüksek atlayışlara uygun görülmüyor.



Cube Nuride Hybrid One11’in Avrupa’daki liste fiyatı 4.499 euro olarak açıklandı.




Kaynak:https://www.notebookcheck.net/Carbon-frame-120-Nm-and-800-Wh-Cube-unveils-versatile-e-bike.1367376.0.html
Kaynak:https://www.cube.eu/de-de/cube-nuride-hybrid-one11-hpc-slx-800-goldenbrown-n-black/1110600
M
3 sa.
Tesla’dan 10 milyar dolarlık güneş paneli fabrikası hamlesi

Tesla, ABD’nin Teksas eyaletinde 10,1 milyar dolara mal olması beklenen dev bir güneş paneli fabrikası kurmayı planlıyor. Tesla’ya göre proje yaklaşık 9.700 tam zamanlı istihdam oluşturacak. Şirket bu tesis için halihazırda eyalet yönetimine vergi teşviki başvurusunda da bulunmuş durumda.



Project Crystal Sun tesisi yolda



Belgelerde Project Crystal Sun adıyla geçen tesisin inşasına 2026 içinde başlanması ve 2028’de tamamlanması bekleniyor. İlk güneş panellerinin ise 2029’da üretilmesi hedefleniyor.



Bununla birlikte Tesla, başvuru belgelerinde fabrikanın yıllık üretim miktarını açıklamadı. Bilindiği üzere Tesla, 2028 yılına kadar ABD’de toplam 100 GW üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini daha önce duyurmuştu.



Ayrıca Bkz.Güneş tutulması Avrupa'nın elektrik şebekesini test edecek: 9,7 GW'lık kayıp bekleniyor



Belirsiz olan bir diğer nokta ise üretilecek panellerin nerede kullanılacağı. Tesla, panellerin kara tabanlı projelerde mi yoksa yörüngeye yerleştireceği on binlerce uyduda mı kullanacağını açıklamadı.  Bununla birlikte Elon Musk’ın şirketleri eyalette büyük ve entegre bir endüstriye ekosisteme sahip. Tesla ve SpaceX, burada araç üretiminden roket geliştirilmesine, enerji depolamadan dev yarı iletken (çip) yatırımlarına kadar uzanan yatırımlara sahip.




Kaynak:https://techcrunch.com/2026/08/12/tesla-wants-to-build-a-10b-solar-factory-in-texas/
M
4 sa.
Göbeklitepe’de yeni kazılar başladı: Dörtgen yapılar ortaya çıkarıldı

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe’de kazı çalışmaları bu yıl ilk kez höyüğün kuzey kesimine taşındı. Yaklaşık 80’e 70 metrelik yeni araştırma alanında yürütülen çalışmaların ilk aşamasında Göbeklitepe’nin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar gün yüzüne çıkarıldı.



Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, yeni alanda kazılara başlandığını belirtti. Daha önce bölgede bulunan zeytin ağaçlarının başka bir alana taşınmasının ardından yaklaşık 1500 metrekarelik bölüm kazı çalışmalarına uygun hale getirildi.



Yeni yapılar yüzeyin hemen altında bulundu



https://x.com/MehmetNuriErsoy/status/2087796805354340769



Kazılar alanın bir kenarından başlayarak kuzeye doğru ilerletilecek. Ancak kazı çalışmalarının daha başlarında yüzeyin hemen altında dörtgen planlı yapılarla karşılaşıldı. Yapıların üst bölümlerinin uzun yıllar boyunca erozyona maruz kalması nedeniyle duvarların önemli bölümünün aşındığı, buna karşın bazı yapıların tabanlarına da kısa sürede ulaşılabildiği belirtildi.



Karul, bu sezonki planın yeni alanın tamamında yüzey seviyesini kaldırarak hemen altındaki yapı kalıntılarını ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.



Ortaya çıkarılan yapıların, daha önce GT1 olarak adlandırılan alanda bulunan benzer yapılarla ortak özellikler taşıdığı belirtildi. Ancak yeni buluntularda dikilitaş geleneğinin daha zayıf olduğu ve yapıların daha az sayıda dikilitaş barındırdığı görülüyor.



Konut olarak kullanılmış olabilirler




Yapıların iç düzenlemeleri ise bunların konut amacıyla kullanılmış olabileceğine ortaya koyuyor. Ancak kazı ekibi, yapıların işlevinin kesin olarak belirlenmesi için daha fazla veriye ihtiyaç duyuyor. Bu kapsamda yapılardan alınan toprak örnekleri incelenecek.



Özellikle taban seviyesine ulaşıldığında alınacak örneklerin, mekanların hangi amaçla kullanıldığı konusunda daha güçlü kanıtlar sunması bekleniyor.



Göbeklitepe’de daha önce de kamusal yapılarla aynı döneme ait konutların bulunduğuna dikkat çeken Karul, bu durumun alanın yalnızca törensel faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir merkez olmadığını, aynı zamanda insanların yaşadığı bir yerleşim alanı olduğunu gösterdiğini belirtti. Benzer yerleşim düzenlerinin Taş Tepeler Projesi kapsamındaki diğer kazılarda da görüldüğü aktarıldı.



Daha büyük yapılar tespit edildi




Kuzey kesimindeki yeni alanın kazı öncesi incelemelerinde yüzey taramaları ve jeomanyetik ölçümler de kullanıldı. Bu çalışmalar, bölgede büyük boyutlu kamusal yapıların yanı sıra dörtgen planlı yapılar ve kulübelerin bulunabileceğine işaret etti.



Göbeklitepe’de bugüne kadar kazıların ağırlıklı olarak höyüğün güney ve batı kesimlerinde yoğunlaşmıştı. Yeni kazı alanıyla birlikte GT1 ve GT2 bölgelerinde de çalışmalar eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Kazılarda Göbeklitepe’nin ikinci evresine, MÖ 8 binli yıllara tarihlenen dörtgen planlı yapıların ortaya çıkarıldığı bildirildi.



Ayrıca Bkz.Gökbilimciler yeni bir kozmik cisim türü keşfetti: Kara delik yıldızı



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise yaptığı açıklamada şimdiye kadar açığa çıkan yapıların, Göbeklitepe'nin bilinmeyenlerine ilişkin yeni veriler sunduğuna işaret ederek, "Kazılarla birlikte koruma çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. C Yapısı'ndaki dikilitaşın yüzeyine ait son parçaları yerine yerleştirirken D Yapısı'nın duvarlarını ve merkezindeki iki dikilitaşın zemin bağlantılarını güçlendirdik. Dikilitaşları sarsıntılara karşı çelik halatlarla daha güvenli hale getiriyoruz." ifadelerine yer verdi.



Ayrıca yeni kazı alanları dikkate alınarak yenilenen yürüyüş yollarının yakında ziyaretçilerin erişimine açılacağı aktarıldı. Bununla birlikte arkeolojik araştırmaların yanı sıra restorasyon, koruma ve güçlendirme çalışmalarının da devam ettiği bildirildi.




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/kultur/gobeklitepede-yeni-kazilarda-dortgen-planli-yapilar-ortaya-cikarildi/4026025
M
4 sa.
Virgin Galactic’in uzay turizmi uçuşları 2027’ye ertelendi

Virgin Galactic, yeni nesil yörünge altı uzay aracının ticari uçuşlara başlama planlarını yeniden değiştirdi. Şirket, daha önce 2026’nın dördüncü çeyreğinde başlaması planlanan uçuşların artık Şubat 2027’de gerçekleştirilmesi hedefleniyor.



Çok sayıda küçük sorun takvimi öteliyor



Virgin Galactic CEO’su Michael Colglazier, ertelemenin tek bir büyük teknik arızadan kaynaklanmadığını açıkladı. Yeni uzay aracının ilk üretim sürecinde yüzlerce küçük ancak kritik montaj işlemi beklenenden daha uzun sürdü.



Montaj sırasında bazı bileşenlerin birbirine milimetrelik ölçü farklarıyla uymadığı görüldü. Temmuz sonuna doğru bu tür durumların sayısının artması, ekibin mevcut takvime yetişmesini zorlaştırdı. Şirket, montaj çalışmalarını tamamlamak için personel sayısını ve çalışma sürelerini de artırıyor.



Montaj sürecinin tamamlanmasının ardından entegre yer testlerinin bu ayın sonunda başlaması planlanıyor. Revize edilen takvime göre uzay aracı ekim ayında New Mexico’daki Spaceport America’ya gönderilecek ve burada bir dizi uçuş testinden geçirilecek.



İkinci uzay aracı da üretimde



Virgin Galactic, ilk uzay aracındaki gecikmeye rağmen filo yatırımlarını sürdürüyor. Şirketin ikinci uzay aracı da üretim aşamasında ve 2027’nin ikinci çeyreğinde hizmete girmesi bekleniyor.



Şirket, ikinci aracın devreye girmesiyle birlikte aynı çeyreğin sonuna kadar ayda en az 10 uçuş gerçekleştirebilecek kapasiteye ulaşmayı hedefliyor. Bu sayede gelecek yıl şirketin pozitif nakit akışına geçmesi bekleniyor.



Pahalı biletlere talep büyük




Bunun yanı sıra Virgin Galactic, mart ayında tanesi 750 bin dolardan satışa sunduğu yeni bilet grubunun satışlarını da tamamladı. Başlangıçta 50 bilet satılması planlanırken yoğun talep nedeniyle daha fazla bilet satıldı ve bu gruptaki toplam rezervasyon tutarı 50 milyon doların üzerine çıktı.



Ayrıca Bkz.Türünün ilk örneği: Bu uydu havayı yakıt olarak kullanacak



Şirket, yılın ilerleyen dönemlerinde yeni bir bilet satış turu başlatacak. Bu kez fiyatın 750 bin doların üzerinde olması bekleniyor ancak yeni fiyat henüz açıklanmadı. İlerleyen dönemlerde yeni bilet gruplarında da fiyat artışı görülmesi olası.




Kaynak:https://www.engadget.com/2236080/virgin-galactic-postpones-commercial-flight-to-2027/
M
5 sa.
Samsung, 1,4 nm sürecini erteledi: 1 nm için High-NA EUV gündemde



Samsung Foundry, yarı iletken çip üretim teknolojileri yol haritasını güncelledi. Buna göre 1,4 nm sınıfındaki SF1.4 süreci 2027 yerine 2029'da devreye alınacak. Şirket, bu süreçte 2 nm ailesinin üretim verimliliğini ve hacmini artırmaya odaklanacak.



2 nm ailesine odaklanılacak



Samsung'un önümüzdeki yıllarda SF2, SF2P, SF2X, SF2A ve arka taraf dağıtımını kullanan SF2Z süreçlerine ağırlık vermesi bekleniyor. Samsung, bu süreçleri geliştirdikten sonra SF1.4 üretim teknolojisini 2029'da kullanıma sunacak.



Şirketin temel hedeflerinden biri, SF2 ailesinde üretim verimliliğini ve hacmini artırarak teknolojiyi daha rekabetçi hale getirmek. Bu yaklaşımın arkasında Samsung'un büyük müşterileriyle yaptığı uzun vadeli anlaşmalar da bulunuyor.



Samsung, Tesla ile AI5 ve AI6 işlemcilerinin 2033'e kadar tedarik edilmesini kapsayan uzun vadeli bir anlaşma imzalamış durumda. Dolayısıyla şirket açısından mevcut 2 nm teknolojisi kritik önem taşıyor.



1 nm sınıfında High-NA EUV dönemi başlıyor



Samsung'un yeni yol haritasındaki en dikkat çekici değişikliklerden biri ise High-NA EUV teknolojisinin ilk kez belirli bir üretim süreciyle açık şekilde ilişkilendirilmesi. Şirket, 1 nm sınıfındaki SF1A sürecinden itibaren High-NA EUV litografi sistemlerini kullanmayı planlıyor.



Samsung'un planına göre 10 angstrom, yani 1 nm sınıfındaki üretim teknolojisi 2030 civarında devreye girecek. İlginç şekilde Samsung'un 1 nm sınıfı üretim sürecinin SF1.4+ ile birlikte var olması bekleniyor. SF1.4+'ın SF1.4'ün geliştirilmiş bir versiyonu olması planlanıyor ancak ikisi arasında farklı litografi yaklaşımı bulunacak.



Ayrıca Bkz.Intel bellek pazarına geri mi dönüyor? CEO’dan dikkat çeken mesaj



Dolayısıyla Samsung bir tarafta Low-NA EUV tabanlı ve daha olgun üretim akışlarını, diğer tarafta ise High-NA EUV kullanan 1 nm sınıfı yeni nesil teknolojiyi paralel şekilde sürdürebilecek.



Samsung, ASML'nin 0,55 NA değerine sahip Twinscan EXE:5000 High-NA EUV sistemini satın aldı ve makineyi bir yılı aşkın süredir araştırmalarda kullanıyor. Ancak şirket bu teknolojiyi 2 nm veya 1,4 nm üretiminde kullanmak için acele etmiyor. Bunun temel nedeni High-NA EUV sistemlerinin yüksek maliyeti, daha küçük pozlama alanı ve seri üretim için gereken ek teknolojilerin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması.




Kaynak:https://www.tomshardware.com/tech-industry/samsung-foundry-updates-process-roadmap-to-move-1-4nm-node-to-2029-high-na-euv-will-enable-1nm-class-and-smaller-nodes-in-2030-and-beyond
M
7 sa.
Togg’dan Almanya’da şarj atağı: 220 bin şarj noktasına erişim sağlandı

Togg, Avrupa'daki dijital hizmetlerini genişletmek amacıyla Octopus Energy bünyesindeki Electroverse şarj platformunu Trumore uygulamasına entegre etti. Bu entegrasyon sayesinde Togg, Avrupa’nın en büyük elektrikli araç şarj platformlarından birisine erişim sağlamış olacak.



Yapılan işbirliğine göre Togg, ilk aşamada Almanya'daki 220 binden fazla halka açık şarj noktasına erişim sağlayacak. İlerleyen dönemde ise Avrupa genelindeki 1,4 milyondan fazla şarj noktasının kapsanması planlanıyor.



Bu entegrasyon elektrikli araç kullanıcılarının farklı şarj operatörlerinin uygulamalarına veya RFID kartlarına ihtiyaç duymadan işlem yapılmasına imkan veriyor. Kullanıcılar Trumore üzerinden uygun şarj istasyonlarını bulabiliyor, navigasyonla istasyona ulaşabiliyor, şarj işlemini başlatabiliyor ve ödemeyi aynı uygulama üzerinden gerçekleştirebiliyor.



Electroverse operatörlerin ağlarını tek bir platform altında birleştirerek Avrupa genelinde 1,4 milyondan fazla şarj noktasına erişim sunuyor.



Yeni şarj özellikleri yolda




Togg ile Octopus Energy arasındaki iş birliğinin ilerleyen dönemde daha büyümesi planlanıyor. Çalışmaların sonraki aşamalarında abonelik tabanlı şarj tarifeleri, şarj kredileri ve AutoCharge özelliğinin sunulması değerlendiriliyor.



Bu arada sistem yalnızca Togg'un T10X ve T10F modellerine özel tutulmuyor. Diğer markaların elektrikli araçlarını kullanan sürücüler de Trumore üzerinden entegre edilen şarj altyapısından yararlanabilecek. Togg böylece Trumore'u yalnızca otomobil kullanıcılarına yönelik bir uygulama olmaktan çıkararak mobilite hizmetlerinin merkezi haline getirmeyi hedefliyor.



Ayrıca Bkz.Kia EV2 iddialı fiyatıyla Türkiye'de satışa sunuldu: İşte liste



Togg, T10X elektrikli SUV ve T10F elektrikli sedan modellerini Eylül 2025'in sonunda Almanya'da satışa sunmuştu. Ancak şirketin pazardaki ilk dönem satış performansı beklentilerin altında kaldı. Almanya'daki toplam Togg satışları 337 araç olmuştu.



Ancak Togg’un en büyük atılımı gelecek yıl seri üretime girecek daha uygun fiyatlı B segment yeni aracı olacak. CATL'nin şasi iştiraki CAIT’in Bedrock platformunu temel alan bu aracın Haziran 2027'de siparişe açılması, Temmuz 2027'de ise teslimatlara başlaması planlanıyor.




Kaynak:https://www.electrive.com/2026/08/12/togg-integrates-electroverse-into-its-trumore-app/
M
8 sa.
Güney Kore’den teknolojik atılım: 2030’da Ay’a gidilecek

Güney Kore, çağın gerisinde kalmamak amacıyla nükleer enerji, füzyon, yenilenebilir enerji, kuantum, uzay, biyoteknoloji ve kritik mineralleri kapsayan kapsamlı bir teknoloji stratejisi açıkladı. “Seven Major SEED” adı verilen girişim, ülkenin yarı iletkenler ve yapay zekadaki mevcut gücünü yeni teknoloji alanlarına taşımayı amaçlıyor.



Devlet Başkanı Lee Jae Myung, yaptığı açıklamada Güney Kore’nin çip ve yapay zeka sektörlerindeki büyümeye kullanarak geleceğin yeni teknoloji alanlarına şimdiden yatırım yapması gerektiğini söyledi.



2030’da Ay’a iniş hedefi



Güney Kore, kendi geliştirdiği küçük modüler reaktörü (SMR) 2035’e kadar ticarileştirmeyi, 2030’da Ay’a iniş gerçekleştirmeyi, 2029’a kadar yerli 100 kübitlik kuantum bilgisayar geliştirmeyi ve 2035’e kadar beyin-bilgisayar arayüzü ürünlerini ticarileştirmeyi hedefliyor.



Ülke ayrıca 2030’lu yıllarda hafif su teknolojisini kullanmayan yeni nesil SMR’lerin inşasına başlamayı hedefliyor. Füzyon enerjisinden elektrik üretiminin ise 2030’ların sonlarında gerçekleştirilmesi planlanıyor.





Yenilenebilir enerji ayağında yüksek verimli güneş hücreleri, gelişmiş açık deniz rüzgar teknolojileri, hidrojen üretim sistemleri ve yapay zeka destekli elektrik şebekeleri geliştirilecek.



Uzay programında ise daha iddialı hedefler bulunuyor. Güney Kore, 2030’da kendi Ay iniş görevini gerçekleştirmek, 2032’de ikinci bir Ay iniş aracı göndermek ve 2035’e kadar yörüngede bağımsız uydu iletişim ağı kurmak istiyor.



Plan kapsamında ayrıca uzay veri merkezlerine yönelik teknolojiler geliştirilecek ve Güney Koreli şirketlerin yeni nesil ticari uçak programlarına katılımı desteklenecek.



100 kübitlik kuantum işlemci yolda



Kuantum teknolojisi de stratejinin önemli başlıklarından biri. Güney Kore hükümeti, hata düzeltmeli 100 kübitlik yerli bir kuantum işlemciyi 2029’a kadar geliştirmeyi planlıyor. Ülke ayrıca 2035 yılına kadar kuantum çipi üretiminde dünya lideri olmayı hedefliyor.



Biyoteknoloji alanında hükümet, 2030’a kadar yapay zeka destekli biyoteknoloji altyapısı kurmayı hedefliyor. Yapay zeka ile ilaç keşfi, otonom laboratuvarlar ve gelişmiş gen ve hücre tedavileri de desteklenecek.



Bunun yanında Güney Kore, 2035’e kadar beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) ürünlerini ticarileştirmeyi planlıyor.



Kritik mineraller için 7,1 milyar dolarlık yatırım



Stratejinin son ayağını kritik mineraller ve malzeme tedarik zincirleri oluşturuyor. Güney Kore, kritik minerallerin yurt içinde işlenmesi ve geri dönüştürülmesini artırmayı, stratejik stokları genişletmeyi ve tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlıyor.



Hükümet ayrıca 2030’a kadar malzeme, parça ve ekipman teknolojilerine 10 trilyon won (yaklaşık 7,1 milyar dolar) yatırım yapacak.



Ayrıca Bkz.Çin’in küresel hakimiyetini sarsabilecek minik ada: 16 milyon tonluk hazine var!



Güney Kore, yeni teknolojilerin laboratuvardan ticari ürüne dönüşmesini hızlandırmak için kamu ve özel sektörün yer alacağı bir çalışma grubu da oluşturacak




Kaynak:https://thenextweb.com/news/south-korea-seven-seed-moon-landing-2030
Kaynak:https://www.reuters.com/world/asia-pacific/south-korea-unveils-future-technology-projects-targets-moon-landing-by-2030-2026-08-12/
M
9 sa.
Intel bellek pazarına geri mi dönüyor? CEO’dan dikkat çeken mesaj



Intel CEO’su Lip-Bu Tan, yapay zeka çağında bellek sektörünün stratejik bir alan haline geldiğini belirterek şirketin yeni bellek mimarileri üzerinde çalıştığını açıkladı. Tan ayrıca belleğin işlemcinin üzerine istiflenebileceği yeni tasarımları araştırdıklarını söyledi.



Intel’den sürpriz bellek çıkışı



Intel CEO’su Lip-Bu Tan, bellek sektörünü geçmişte düşük marjlı bir emtia işi olarak gördüğünü söylerken yapay zeka talebindeki artışla birlikte bunun değiştiğini ifade etti. AI etkisiyle DRAM ve 3D NAND gibi bellek teknolojilerine yönelik talep sektörü halihazırda yüksek kârlı ve stratejik bir konuma taşıdı.



Buradaki değişim CEO Tan’ın da bakışını değiştirmiş olmalı ki şirket içinde yeni bellek mimarilerinin değerlendirildiğine dikkat çekildi. Ancak CEO şimdilik bu projelerin ayrıntılarının açıklanmaya hazır olmadığını vurguladı. Intel bir süre önce eski SK Hynix CEO'su Seok-Hee Lee'yi Foundry ve gelişmiş paketleme teknolojilerinden sorumlu başkan yardımcısı olarak bünyesine katmıştı.



CPU ile belleği aynı yapıda birleştirme fikri



Tan'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri ise işlemci ve belleğin birlikte istiflenmesine yönelik ifadeleri oldu. Intel CEO'su CPU ile belleğin farklı yöntemlerle üst üste yerleştirilebileceğini ve bunun yeni nesil işlemci tasarımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.




Intel'in yaklaşımı yalnızca daha yüksek kapasiteli bellek üretmekle sınırlı görünmüyor. Şirket, müşterilerin artan işlem gücü ihtiyaçlarını karşılamak için yeni CPU mimarileri üzerinde çalışırken işlemcileri 3D yığılmış DRAM çözümleriyle birleştirme seçeneklerini de araştırıyor.



Ayrıca Bkz.Ucuz dizüstüler için Snapdragon C geliyor: Uzun pil ömrü sunacak



İşlemci ile belleğin fiziksel olarak birbirine daha yakın konumlandırılması, veri aktarım mesafelerini azaltarak bant genişliği ve enerji verimliliği açısından avantaj sağlayabilir.



XBM ve ZAM yeni dönemin habercisi olabilir



Daha önceki haberlerimizde de Intel’in XBM ve ZAM gibi yeni nesil bellek projeleriyle yakından ilgilendiğini aktarmıştık. Intel özellikle XBM ile HBM tasarımlarında kullanılan silikon interposer yapısını ortadan kaldırmayı hedefleyen farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Mevcut zaman çizelgesine göre ZAM projesinin 2029-2030 döneminde, XBM'nin ise gelecek on yılın başlarında ortaya çıkması bekleniyor.



Bununla birlikte Intel’in bellek teknolojilerine girişmesi üretimi de kendisinin yapacağı anlamına gelmiyor. Her ne kadar 1968'de 3101 SRAM ve 1103 DRAM ile bellek üreticisi olarak faaliyetlerine başlamış olsa da Intel, 80’lerde bu pazardan çekilmişti. Sonraki RDRAM ve Optane gibi girişimleri de bekleneni vermemişti. Tan'ın açıklamaları, Intel'in doğrudan geleneksel DRAM veya NAND üreticileriyle aynı modele dönmek yerine yeni bellek mimarileri ve 3D entegrasyon teknolojileri üzerinden pazara girmeyi değerlendirdiğine işaret ediyor.




Kaynak:https://www.tomshardware.com/pc-components/dram/intel-ceo-hints-at-return-to-the-memory-business-says-market-is-ripe-for-innovation-hints-at-stacking-memory-and-cpu
M
10 sa.
Çin’in küresel hakimiyetini sarsabilecek minik ada: 16 milyon tonluk hazine var!

ABD ve Japonya, Pasifik Okyanusu’ndaki Minamitorishima Adası çevresinde bulunan nadir toprak elementlerini (NTE) deniz tabanından çıkarmak için iddialı bir projeye girişti. Yaklaşık 6 kilometre derinlikte bulunan nadir toprak elementleri Çin’in bu aladaki küresel hakimiyetini azaltabilir.



Eşsiz bir ada



Japonya’nın Tokyo’ya yaklaşık 1.600 kilometre uzaklıktaki, Pasifik Okyanusu’nun ortasında yer alan Minamitorishima Adası, haritalarda bile fark edilemeyecek kadar küçük. Çevresinde 1.000 kilometreden fazla mesafede başka kara parçası bulunmayan ada, Japonya’nın doğudaki son toprak parçası konumunda.




Ancak adanın çevresindeki münhasır ekonomik bölgede bulunan deniz tabanı, yüksek miktarda nadir toprak elementi barındırıyor. Üstelik adanın münhasır ekonomik bölgesi, Japonya’nın tüm kara yüzölçümünden daha geniş.



Bu arada adanın kendisi de neredeyse ıssız. Buraya sıradan vatandaşların ulaşmasına izin verilmiyor. Adada ulaşım için bir uçak pisti bulunuyor. Ayrıca meteoroloji, atmosfer araştırmaları, denizcilik altyapısı ve savunma faaliyetleri için kullanılıyor. Ancak adanın asıl alameti farikası stratejik konumu değil, yüzeyin yaklaşık 6 kilometre altında barındırdığı dev ekonomik hazinesi.



16 milyon tonluk rezerv 6 kilometre derinlikte




Japonya’nın daha önce gerçekleştirdiği araştırmalar, deniz tabanında 16 milyon tondan fazla nadir toprak minerali bulunabileceğine işaret ediyor. 2018’de yapılan tahminlere göre söz konusu rezerv itriyum için 780 yıl, europiyum için 620 yıl, terbiyum için 420 yıl ve disprosyum için 730 yıllık küresel talebi karşılayabilir.



Geçen yıl yapılan testlerde itriyum, gadolinyum ve disprosyum gibi ağır nadir toprak elementlerinin önemli miktarlarda bulunduğu belirlendi. Çin bu elementlere küresel düzeyde hakim konumda. Öyle ki Japonya’nın NTE ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini Çin karşılıyor. Çin’in küresel payı yüzde 90 seviyesinde.




Çin ayrıca bu alandaki hakimiyetini siyasi strateji olarak da kullanıyor. Geçtiğimiz yıl Çin, Japonya’ya yönelik disprosyum ve terbiyum ihracatını durdurmuştu. Bu elementler, elektrikli araçlarda kullanılan yüksek performanslı mıknatısların üretiminde kritik rol oynuyor.



Minamitorishima’nın münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarında Çin’in de arama faaliyetleri yaptığı ve iki ülkenin arasında bu konuda gerilimlerin yaşandığı biliniyor.



Ticari üretim için 2028 hedefleniyor





Şimdiye kadar Minamitorishima’daki çalışmalar ağırlıklı olarak Japonya tarafından yürütüldü. Şimdi ise projede Japonya’nın derin deniz araştırmalarındaki deneyimiyle ABD’nin petrol ve doğal gaz sektöründeki sondaj tecrübesinden yararlanılacak. ABD merkezli Deep Reach Technology şirketi bu alanda öne çıkıyor.



Proje takvimine göre ise yeni sondajların ardından Japonya, 2028 yılına kadar ticari üretim planını oluşturmayı hedefliyor. Şubat 2027’de ise bir ay sürmesi planlanan tam ölçekli madencilik testi yapılacak. Test kapsamında çıkarılan malzemenin rafine edilmesi ve eritilmesi de denenecek. Japonya, bu çalışmaların ardından 2028’de yerli NTE üretiminin ticari olarak uygulanabilir olup olmadığını değerlendirecek.





Bununla birlikte projenin önündeki en büyük sorunlardan biri, yatakların olağanüstü derinlikte bulunması. Bu seviyede su basıncı deniz seviyesinin yaklaşık 600 katına ulaşıyor.



Ayrıca Bkz.Gökbilimciler yeni bir kozmik cisim türü keşfetti: Kara delik yıldızı



Projenin hayata geçirilmesi halinde milyarlarca dolarlık yatırım gerektirmesi ve ticari üretimin 10 yıldan uzun bir sürede gerçekleşmesi bekleniyor. Japonya’nın uzun vadeli büyüme planında, derin deniz kaynaklarının geliştirilmesi için 2040’a kadar yaklaşık 5,7 milyar dolarlık kamu ve özel sektör finansmanı öngörülüyor.





Özel sektör tahminlerine göre deniz tabanından çıkarılacak NTE’lerin maliyeti de Çin’in madenlerinin üç katına çıkabilir. Bununla birlikte Japon araştırmacılara göre gerçekleştirilen testler derinliğin aşılamaz bir engel olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar uygun bir vakum pompası sistemiyle günde yaklaşık 3.500 ton çamurun deniz tabanından çıkarılabileceğini hesaplıyor. Ancak henüz hangi yöntemin ticari ölçekte en verimli olacağı konusunda karar verilmiş değil.



Son olarak bu dev projenin arkasındaki siyası desteğin de belirsiz olduğunu belirtmek gerekiyor. Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump ve mevcut Japon Takaichi hükümeti ortak hareket etmeyi istese de proje, Trump’ın başkanlık döneminde bitmeyecek. Bu durum ABD’nin projeye yönelik yönelik uzun vadeli desteğini sorgulatıyor.




Kaynak:https://www.japantimes.co.jp/news/2026/08/13/japan/us-japan-undersea-mine-china/
M
12 sa.
Ucuz dizüstüler için Snapdragon C geliyor: Uzun pil ömrü sunacak



Qualcomm, uygun fiyatlı dizüstü bilgisayarlar için geliştirdiği ARM tabanlı Snapdragon C platformunun teknik özelliklerini ve performans sonuçlarını paylaştı. Acer, Asus, HP ve Lenovo'nun bu platformu kullanan dizüstüleri piyasaya sürmesi bekleniyor.



Snapdragon C teknik özellikleri



Snapdragon C, 8 çekirdekli Qualcomm Kryo CPU ile geliyor. Tek çekirdekte maksimum 3 GHz hız sunan işlemci, çok çekirdekte maksimum 2 GHz hıza ulaşıyor. Toplamda 8 çekirdek barındıran Snapdragon C, 2 MB önbellek ve 900 MHz’de çalışan Adreno GPU’yu barındıracak. Ayrıca AI işleri için Hexagon NPU da var ancak TOPS değeri açıklanmış değil.



Ek olarak platform 16 GB'a kadar LPDDR5, LPDDR5X veya LPDDR4X bellek destekliyor. Depolama tarafında PCIe 3.0 NVMe ile UFS 2.2 ve UFS 3.1 seçenekleri bulunuyor. Bunun yanında Wi-Fi 6/6E, USB 3.1, iki adede kadar USB-C ve iki USB-A portu destekleniyor.



Giriş seviyesinde performans eşiği artabilir





Yapılan resmi karşılaştırmalarda Snapdragon C’li sistem Intel N250 işlemcili Acer TravelMate’ten yüzde 67 daha yüksek performans sunuyor. Qualcomm ayrıca çok çekirdekli Cinebench testinde Snapdragon C'nin 2,1 kata kadar daha yüksek pil verimliliğine ulaştığını belirtiyor.





Pil kullanımındaki performans farkı Geekbench testlerinde tek çekirdekte yüzde 44, çok çekirdekte ise yüzde 24 seviyesinde. Cinebench tarafındaysa Snapdragon C tek çekirdek testinde yüzde 50, çok çekirdek testinde ise yüzde 67 daha hızlı.



Ayrıca Bkz.AMD Ryzen işlemcilerde ciddi TPM açığı keşfedildi: BIOS güncellemeleri hazır



Qualcomm aynı zamanda Snapdragon C'li bilgisayarlar için "tüm gün pil ömrü” vadediyor.



Üreticiler yeni modelleri hazırlıyor



Snapdragon C tabanlı dizüstü bilgisayarların Acer, Asus, HP ve Lenovo tarafından piyasaya sürülmesi bekleniyor. Üreticilerin yeni modelleri Berlin'de düzenlenecek IFA teknoloji fuarında tanıtması mümkün. Yine daha sonra CES’te de giriş seviyesinde bu işlemciyi görebiliriz.



Fiyatlandırma tarafında Qualcomm, 300 dolarlık bir fiyat seviyesine işaret etse de üreticilerin bun uyup uymayacağını ise zaman gösterecek.




Kaynak:https://www.tomshardware.com/pc-components/cpus/qualcomm-details-snapdragon-c-specs-for-usd300-laptops-for-the-first-time-claims-67-percent-faster-performance-on-battery-than-intel-n250-ac-performance-remains-a-mystery
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.