M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
2095 (Bu ay: 7)
Gönderiler Hakkında
M
3 sa.
Renault, Fransa’ya 5 yılda 10 milyar euro yatırım yapacak: Elektrikliler odakta

Renault, önümüzdeki beş yıl içinde Fransa’ya en az 10 milyar euro yatırım yapmayı planlıyor. Şirketin yeni yatırım programında elektrikli otomobillerin yanı sıra daha uygun fiyatlı modellerin geliştirilmesi öncelikli olacak. Ancak Renault CEO’su François Provost, yatırımların hayata geçirilmesini Fransa’daki siyasi ve sosyal koşullara bağlıyor.



Provost, France Inter radyosuna verdiği röportajda şirketin Fransa’daki yeni yatırım planını açıkladı. Handelsblatt'ın aktardığı bilgilere göre Renault, söz konusu kaynağın önemli bölümünü elektrikli araç teknolojilerine ve daha geniş kitlelere hitap edecek modellerin geliştirilmesine yönlendirecek.



Renault'nun Fransa'ya yönelik yatırımları yeni bir plan da değil. Şirket son beş yılda ülkeye yaklaşık 13 milyar euro yatırım yaptığını belirtiyor. Bu yatırımların önemli bir bölümü Fransa'daki üretim altyapısının elektrikli mobiliteye uyarlanmasına ayrıldı.



2030'a kadar 22 yeni model geliyor



Yeni yatırım programı şirketin baharda açıkladığı futuREady stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Şirket, 2030'a kadar Avrupa'da 22 yeni model piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu araçların 16'sı tamamen elektrikli olacak.



Renault aynı dönemde elektrikli araçların maliyetini ve üretim verimliliğini iyileştirmek için yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor. Şirket, RGEV Medium 2.0 adı verilen yeni 800 voltluk platformun yanı sıra yeni batarya ve güç aktarma teknolojileri geliştiriyor.



Ayrıca Bkz.Hyundai yeni elektriklisi ortaya çıktı: IONIQ 1 veya IONIQ 4 olabilir



Bu arada şirket, eylül sonunda İspanya'daki Valladolid ve Palencia fabrikalarına da 600 milyon euro yatırım yapacağını açıklamıştı. Bu tesislerde RGEV Medium 2.0 platformunu kullanan iki elektrikli otomobil üretilecek. Valladolid fabrikasına ayrıca yeni bir batarya montaj hattı kurulacak.



Buna rağmen Fransa, Renault'nun elektrikli araç üretiminde merkezi konumunu koruyor. 2021'de ülkenin kuzeyinde kurulan ElectriCity üretim kümesi Megane E-Tech, Scenic E-Tech, Renault 5 E-Tech ve Alpine A290 gibi elektrikli modellerin üretimini gerçekleştiriyor.




Kaynak:https://www.electrive.com/2026/10/05/renault-to-invest-more-than-e10-billion-with-primary-focus-on-electric-mobility/
M
4 sa.
Çin, dev ölçekli basınçlı hava enerji depolama tesisini devreye alıyor

Çin, fazla elektrik enerjisini daha sonra kullanılmak üzere depolayabilen 700 MW kapasiteli basınçlı hava enerji depolama (CAES) tesisinde kritik aşamayı tamamladı. Jiangsu eyaletinin Changzhou kentindeki Jintan tesisinin ikinci fazında bulunan iki üretim ünitesi, tam sistem çalıştırma testlerinden geçti. Tesis bundan sonraki aşamada şebeke bağlantısı öncesi testlere ve devreye alma çalışmalarına geçecek.



Sistem temel olarak elektriği doğrudan bir bataryada saklamak yerine havayı çok yüksek basınç altında yer altında depolayarak enerji biriktiriyor. Elektriğin ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ise depolanan basınçlı hava türbinlere gönderiliyor ve yeniden elektrik üretiliyor. Bu yöntem, özellikle güneş ve rüzgar gibi üretimi değişken olan yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye daha dengeli şekilde aktarılmasında kullanılabiliyor. Çin, bu proje için imzaları 2024’ün aralık ayında atmıştı.



Hava 1.000 metre derinlikte depolanıyor



Jintan tesisinde yaklaşık 1.000 metre derinlikte bulunan dört yer altı tuz mağarası enerji depolama amacıyla kullanılıyor. Bu mağaraların toplam hacmi yaklaşık 1,2 milyon metreküp.



Elektrik üretiminin düşük olduğu veya fazla elektriğin bulunduğu dönemlerde sistem, bu elektriği kullanarak havayı 130 atmosferin üzerindeki basınçlara kadar sıkıştırıyor. Sıkıştırma sırasında ortaya çıkan ısı da depolanıyor. Elektrik ihtiyacı arttığında basınçlı hava mağaralardan çıkarılıyor, daha önce depolanan ısıyla yeniden ısıtılıyor ve türbinlerde genişletilerek elektrik üretiliyor.



Sistemin önemli özelliklerinden biri, elektrik üretimi sırasında doğal gaz yakılmaması. Böylece depolanan enerji, yakıt tüketmeden yeniden elektriğe dönüştürülüyor.



2,8 GWh enerji depolayabiliyor



Jintan'ın ikinci fazı, tam şarj edildiğinde yaklaşık 2,8 GWh elektrik enerjisini depolayabiliyor. Sistemin tamamen şarj olması yaklaşık 8 saat sürüyor. Ardından tesis, nominal gücü olan 700 MW seviyesinde yaklaşık 4 saat boyunca elektrik üretebiliyor.



Toplam gidiş-dönüş enerji verimliliği yüzde 70'in üzerinde. Tesisin yılda yaklaşık 330 şarj ve deşarj döngüsü gerçekleştirmesi ve yıllık yaklaşık 924 GWh elektrik üretmesi bekleniyor.



Ayrıca Bkz.Alman enerji devi Türkiye’de vites yükseltti: Fabrika 2028’e kadar dolu



700 MW'lık kapasitesiyle Jintan'ın ikinci fazı, mevcut raporlara göre tuz mağaralarında basınçlı hava depolayan tesisler arasında dünyanın en yüksek kurulu gücüne sahip proje konumunda.



Her ünitede 350 MW'lık hava türbini bulunuyor



Jintan'ın ikinci fazı, 2022'de devreye alınan ilk faza göre büyük bir kapasite artışı getiriyor. İlk faz 60 MW/300 MWh kapasiteyle çalışırken ikinci fazın toplam gücü 700 MW'a çıkarıldı.



Tesiste yüksek miktardaki havayı işleyebilmek için çift hatlı, dört kademeli bir sıkıştırma sistemi kullanılıyor. Elektrik üretim tarafında ise her biri 350 MW gücünde iki hava türbini bulunuyor. Türbinlerde üç aşamalı yeniden ısıtma ve dört aşamalı hava genişletme uygulanıyor.



Projenin ilk fazından farklı olarak ikinci fazda termal enerji depolamak için ısı transfer yağı yerine orta sıcaklıkta basınçlandırılmış su kullanılıyor.



Sistemde her biri 3.500 metreküp kapasiteli 16 küresel tank bulunuyor. Böylece toplam 56.000 metreküplük termal depolama kapasitesi oluşturuluyor. Basınçlandırılan suyun çalışma sıcaklığı yaklaşık 180 dereceye çıkarılıyor. Bu sayede hava sıkıştırılırken açığa çıkan ısı depolanıyor ve elektrik üretimi sırasında yeniden kullanılıyor.




Kaynak:https://www.ess-news.com/2026/10/05/chinas-700-mw-jintan-salt-cavern-caes-project-completes-full-system-startup/
M
8 sa.
Tamir edilebilirlik karnesi açıklandı: Apple ve Samsung sınıfta kaldı

ABD merkezli U.S. PIRG Education Fund, telefon ve dizüstü bilgisayar üreticilerinin ürünlerini ne kadar kolay tamir edilebildiğini değerlendirdiği 2026 Failing the Fix raporunu yayımladı. Yeni değerlendirmede akıllı telefonlar için Avrupa Birliği'nin EPREL sistemi kullanılırken dizüstü bilgisayarlarda Fransa'nın onarım yapılabilirlik endeksi esas alındı. Sonuçlarda Apple ve Samsung akıllı telefon kategorisinin en düşük notlarını aldı. Dizüstü bilgisayarlarda ise Apple son sırada yer aldı.



Motorola telefonlarda, Asus dizüstü bilgisayarlarda lider



Akıllı telefon kategorisinde Motorola B+ ile ilk sırada yer alırken Google C-, Samsung D ve Apple D- aldı. Böylece Apple listenin son sırasında, Samsung ise sondan ikinci sırada kaldı. EPREL sisteminin cihazın sökülme kolaylığı, yedek parça ve araç erişimi, yazılım desteği ve onarım belgeleri gibi kriterleri göz önüne aldığını belirtelim.




Dizüstü bilgisayarlarda ise Asus B+ ile lider oldu. Acer B, HP, Dell, Samsung ve Microsoft B-, Lenovo C ve Apple C- puan aldı. 2025'e kıyasla büyük değişiklik yaşanmazken HP C'den B-'ye, Lenovo ise F'den C'ye yükseldi. Acer ve Asus birer kademe geriledi.



Samsung ve Apple’ın puanı neden düşük?



Samsung ve Apple'ın düşük puanlarında cihazların sökülmesindeki zorluklar, yapıştırıcı kullanımı ve parça eşleştirme gibi uygulamalar öne çıkıyor. Apple ayrıca bazı üçüncü taraf parçaları kısıtlıyor ve Face ID değişimlerinde sınırlamalar uyguluyor. Activation Lock özelliğinin bazı parçalara bağlanması da kullanılabilir durumdaki bileşenlerin başka cihazların onarımında değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Bu durum da onarılabilirlik puanlarını düşürüyor.



Yine de Apple’ın son yıllarda bu alanda bazı iyileştirmeler yaptığı da belirtiliyor. iPhone 16 serisi ve iOS 18 ile gelen Repair Assistant, kullanılmış orijinal Apple parçalarının cihaz üzerinde kalibre edilerek onarımda yeniden kullanılmasına olanak tanıyor. Daha yeni iPhone Air ve iPhone 17 Pro modellerinde ise elektrikle serbest bırakılabilen yapıştırıcı, standart vida türleri ve Apple'ın parça ile onarım dokümantasyonuna erişim gibi bazı iyileştirmeler bulunuyor



Ayrıca Bkz.Vivo V80 resmen tanıtıldı: 7.200 mAh batarya ve Zeiss kamera



Samsung da 2022'de kendi kendine onarım programını başlattı ve parça ile servis seçeneklerini zaman içinde genişletti. PIRG, Galaxy A57 ve Galaxy S25 Ultra gibi güncel modellerin son yıllardaki daha kolay tamir edilebilen Galaxy cihazları arasında öne çıktığını belirtiyor.



Bununla birlikte rapora göre cihazın fiziksel olarak onarılabilmesi tek başına yeterli değil. Yazılım ve güvenlik güncellemelerinin sona ermesi, çalışan donanıma sahip cihazların kullanım ömrünü de kısaltıyor. EPREL bu nedenle üreticinin yazılım desteği süresini de puanlamaya dahil ediyor.




Kaynak:https://www.slashgear.com/2272792/worst-tech-brands-repairability-failing-the-fix-2026/
M
9 sa.
TUSAŞ ve ROKETSAN, HÜRSAT-2 için imzaları attı: İlk fırlatma 2027’de

TUSAŞ ve ROKETSAN, Türkiye'nin seri üretime uygun ilk uydu ailesi olarak geliştirilen HÜRSAT'ın ikinci projesi için sözleşme imzaladı. HÜRSAT-2 Proje Sözleşmesi, Antalya'da düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) kapsamında gerçekleştirilen törenle yürürlüğe girdi.



HÜRSAT farklı görevler için yapılandırılabilecek



Türkiye'nin seri üretilebilen ilk uydu ailesi HÜRSAT, 200 ile 650 kilogram arasındaki farklı kütle seçenekleriyle çeşitli görev ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilecek. Ailenin ilk üyesi HÜRSAT-1'in TUSAŞ'taki test çalışmaları sürerken uydu, tesislerde fırlatma öncesi hazırlık aşamasında bulunuyor.



HÜRSAT-1'in yörüngede gerçekleştireceği görevler, platformun temel teknolojilerinin yanı sıra seri üretime uygun uydu mimarisinin doğrulanmasını sağlayacak. HÜRSAT-2 projesiyle birlikte bu mimarinin geliştirilmesi ve HÜRSAT'ın tekil projeler yerine ortak bir platform temelinde şekillendirilmesi hedefleniyor.



HÜRSAT-2 kapsamında HÜRSAT-1'e kıyasla daha düşük ağırlığa sahip bir platform geliştirilecek. Böylece farklı kullanıcı ve görev ihtiyaçlarına aynı temel mimari üzerinden yanıt verebilen, üretim süreci tekrarlanabilir bir uydu ailesi oluşturulacak.



Ayrıca Bkz.ROKETSAN, ŞİMŞEK-1’i 2027’de uzaya fırlatacak



Türkiye’nin seri üretilebilen ilk uydu ailesi HÜRSAT’ın ilk üyesi HÜRSAT-1’in 2027 yılının ortalarında fırlatılması planlanıyor. HÜRSAT-2’nin ise ROKETSAN‘ın ŞİMŞEK-1 roketiyle 2028-2029 döneminde fırlatılması hedefleniyor.



Takım uydu mimarisi desteklenecek




HÜRSAT ailesinin önemli özelliklerinden biri de birden fazla uydunun alçak Dünya yörüngesinde birlikte çalışmasına imkan veren takım uydu mimarisi olacak. Uydu sayısının artırılması, belirli bölgelerin daha sık görüntülenmesini ve elde edilen verilere daha kısa sürede ulaşılmasını sağlayabilecek.



HÜRSAT'ın metre altı çözünürlük, geniş alan görüntüleme ve güneş eş zamanlı yörüngede görev yapma kabiliyetlerine sahip olması planlanıyor. Kompakt uydu mimarisi sayesinde platformun farklı görevleri aynı aile içerisinde desteklemesi amaçlanıyor.



HÜRSAT'ın uydu bilgisayarı, güç ve arayüz birimleri TUSAŞ tarafından geliştirilecek. Platformun yer ve uçuş yazılımları da TUSAŞ tarafından hazırlanacak. Komuta-kontrol faaliyetleri de şirket tarafından yürütülecek. Bu yaklaşım sayesinde HÜRSAT'ın yer segmenti ve işletme süreçleriyle birlikte uçtan uca milli bir sistem mimarisi olarak geliştirilmesi ve işletilmesi planlanıyor.



Hedef HÜRSAT'ı yerli imkanlarla uzaya göndermek



Törende konuşan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker, TUSAŞ ile ROKETSAN'ın iki farklı alandaki kabiliyetlerini bir araya getiren önemli bir işbirliğine imza atıldığını belirtti. Şeker, "ROKETSAN firmamızın geliştirdiği fırlatma sistemiyle TUSAŞ firmamızın geliştirdiği uydumuzun fırlatılmasına yönelik anlaşmayı imzalıyoruz. Hepimiz için gurur verici bir sözleşme, ben hayırlara vesile olmasını diliyor, emek veren bütün firmalarımıza, tüm SSB personeline teşekkür ediyorum." dedi.



TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu da imzaların kendileri için de çok güzel bir an olduğunu dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:



“Çünkü Türkiye artık sadece kendi uydusunu yapıp işletmekle kalmayacak, aynı zamanda bunu hem fırlatacak hem de seri bir şekilde üretime geçireceğiz. Biz HÜRSAT platformunu bir aile olarak bu şekilde planladık. Bütün görev yükleri, yazılımı, yer istasyonları ve işletmesi, her şeyi dahil artık yerli olarak uydularımız uzayda buluşacaklar. İnşallah bu başlangıç ama uzun bir yolculuğun ilk adımı.”



ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye'nin uzay yol haritasında tarihi günlerden birine hep beraber şahitlik ettiklerinin altını çizdi: "Bu anlaşmayla inşallah ROKETSAN olarak bizler yapmış olduğumuz, yapacak olduğumuz kendi uydumuzu uzaya taşıyacak olan platformumuzu, Şimşek platformumuzla tarihi bir adımı daha gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin uzaydaki teknoloji ağırlığı gittikçe artıyor, daha büyük bir anlam kazanıyor. Türkiye uzay yolculuğunda dünyadaki diğer ülkelerle beraber gerçekten ciddi bir oyuncu olduğunu buradaki fuarda da gösterdi. Bundan sonraki aşamalarda da ROKETSAN olarak bizler uzaya kendi uydumuzu değil sadece, birçok dost ve kardeş ülkenin de uydusunu taşıma azmindeyiz. Bugün atacak olduğumuz imzayla bu konudaki ilk kontratımızı imzalamış olacağız."




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/tusas-ve-roketsan-turkiyenin-seri-uretilebilen-ilk-uydu-ailesi-hursat-icin-imzalari-atti/4078844
Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/hursat-uydularinda-ilk-firlatma-2027-ortasinda/4079303
M
10 sa.
Hyundai yeni elektriklisi ortaya çıktı: IONIQ 1 veya IONIQ 4 olabilir



Hyundai, IONIQ 3 için Avrupa ve İngiltere’de siparişleri açmasının ardından elektrikli araç gamını daha fazla genişletmeye hazırlanıyor. Şirketin Güney Kore’de gerçekleştirdiği testlerde ortaya çıkan yeni bir kamuflajlı SUV, markanın daha küçük boyutlu yeni bir elektrikli model üzerinde çalıştığını gösteriyor.



Avrupa için geliştirilen ve üretilen IONIQ 3, markanın IONIQ ailesindeki ilk kompakt elektrikli otomobil olmuştu. Aero Hatch olarak tanımlanan daha alçak ve akıcı bir tasarıma sahip olan modelin aksine, yeni prototip daha dik ve kutu biçimli bir SUV tasarımı taşıyor.



Hyundai, Ağustos ayında gerçekleştirdiği CEO Investor Day etkinliğinde 2030 yılına kadar 100 yeni model tanıtacağını açıklamıştı. Bu modellerin 58'i Kuzey Amerika, 49'u Güney Kore, 41'i Avrupa ve 26'sı Hindistan için planlanıyordu.



Şirketin ürün planında Hindistan için yeni bir elektrikli A-SUV, küresel pazarlara yönelik bir B-SUV ve Avrupa'ya özel başka bir B-SUV bulunuyor. Güney Kore'de görüntülenen prototipin bu modellerden hangisi olduğu henüz bilinmiyor.



IONIQ 4 mü, IONIQ 1 mi?





Yeni modelin IONIQ 4 adıyla piyasaya çıkması bekleniyor ancak IONIQ 1 ihtimali de tamamen ortadan kalkmış değil. Daha önce mart ayında Çin merkezli Autohome tarafından paylaşılan fotoğraflarda benzer bir prototip görüntülenmiş ve aracın IONIQ 1 olabileceği belirtilmişti.



Hyundai IONIQ 1 mü  Hyundai IONIQ 4 mü



Mart ayında görüntülenen araçta “HE1” test etiketi bulunuyordu. Bu detay, prototipin IONIQ 1 olduğuna yönelik iddiaların temel dayanaklarından biri olmuştu. Hyundai'nin daha önceki elektrikli test araçlarında kullanılan IONIQ 5 ve IONIQ 9 kodlarında ise “ME” ve “NE” ifadeleri görülmüştü. Bu kodların sonundaki “E” harfi, araçların E-GMP platformunu temel aldığını gösteriyor.



Ayrıca Bkz.Yılın en tartışmalı otomobili: Elektrikli Jaguar Type 01 sızdırıldı



Son görüntülerdeki SUV'nin boyutlarını kamuflaj nedeniyle kesin olarak belirlemek zor. Bununla birlikte araç, mart ayında görüntülenen prototiple tasarım açısından büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Prototipin iç mekanı da daha önce görüntülenmişti. Kabinde Hyundai'nin yeni Pleos Connect bilgi-eğlence sisteminin kullanıldığı görülüyordu.



Kia EV3 ile benzer altyapı bekleniyor



Yeni Hyundai SUV'nin tasarım açısından Kia EV3'e yakın bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor. Özellikle geleneksel, dik ve köşeli SUV gövdesi iki model arasındaki benzerliği artırabilir.



Teknik özellikler henüz açıklanmasa da yeni modelin EV3'e benzer batarya seçenekleriyle sunulabileceği değerlendiriliyor. Kia EV3, pazara göre 58,3 kWh ve 81,4 kWh kapasiteli bataryalarla satışa sunuluyor. Bu seçenekler WLTP ölçümlerine göre sırasıyla 344 kilometre ve 497 kilometreye kadar menzil sağlıyor.




Kaynak:https://electrek.co/2026/10/05/hyundai-testing-smaller-ev-could-be-ioniq-4-video/
M
11 sa.
Tarihte ilk kez yaşanıyor: Benzinli araçlar küresel satışlarda azınlıkta kaldı

Dünyada yeni otomobil satışlarında yalnızca benzinle çalışan modellerin payı 2026’nın ilk yarısında ilk kez yüzde 50’nin altına geriledi. Mobility Global verilerine göre benzinli otomobiller ocak-haziran döneminde küresel satışların yüzde 49’unu oluşturdu. Bu oran 2021’de yüzde 73 seviyesindeydi.



Benzinli otomobiller beş yılda 24 puan kaybetti



Mobility Global verileri içten yanmalı motorlu araçların pazar payındaki gerilemeyi ortaya koyuyor. 2026’nın ilk altı ayında yalnızca benzinle çalışan otomobillerin satışı yıllık bazda yüzde 10 azalarak 20,25 milyon adede düştü. Bu grubun toplam pazardaki payı da bir yıl içinde yüzde 52’den yüzde 49’a geriledi.



Aynı dönemde bataryalı elektrikli otomobil satışları yüzde 12 artarak 6,87 milyon adede ulaştı ve yüzde 17 pay aldı. Geleneksel hibrit satışları ise yüzde 10 yükselerek 7,27 milyon adede çıktı ve pazarın yüzde 18’ini oluşturdu.



Yakıt fiyatları ve işletme maliyeti etkili oldu



Benzinli otomobillerdeki düşüşte yakıt fiyatlarındaki artışın da etkili olduğu belirtiliyor. Orta Doğu’daki çatışmaların ardından petrol ve yakıt fiyatlarının yükselmesiyle tüketiciler daha düşük maliyetli araçlara yöneldi.




Küresel otomobil pazarı yılın ilk yarısında yaklaşık yüzde 5 küçülürken yalnızca benzinle çalışan araçların satışlarının yüzde 10 gerilemesi bu grubun genel pazardan daha hızlı kan kaybettiğini gösteriyor.



Ayrıca Bkz.Yılın en tartışmalı otomobili: Elektrikli Jaguar Type 01 sızdırıldı



Benzinli otomobil satışlarındaki en büyük düşüş ise Çin'de görüldü. Çin'deki satışlar yüzde 26, Avrupa'daki satışlar ise yüzde 13 geriledi. Çin'de ağustos ayında benzinli otomobiller ve geleneksel hibritlerin toplam satışlarının yüzde 40 düşmesi de bu eğilimi destekliyor. Aynı dönemde bataryalı elektrikli araç satışlarında ise sınırlı bir artış yaşandı.



Avrupa Birliği'nde de elektrikli otomobiller benzinli modelleri geride bırakmaya başladı. ACEA verilerine göre yılın ağustos ayına kadar olan dönemde AB'de 1 milyon 641 bin 333 elektrikli otomobil tescil edilirken benzinli otomobil sayısı 1 milyon 634 bin 733'te kaldı. Benzinli araç tescilleri aynı dönemde yüzde 18,6 azaldı.



Elektrikli araçlarda tablo değişken



Bataryalı elektrikli otomobillerin satışlarındaki artış bölgelere göre önemli farklılıklar gösteriyor. Avrupa'da elektrikli otomobil satışları yılın ilk yarısında yüzde 32 artarak 1,81 milyona Güneydoğu Asya'da yüzde 81 yükselerek 350 bine ulaştı. Okyanusya'da ise satışlar iki kattan fazla artarak 110 bin seviyesine çıktı.



Çin'de elektrikli otomobil satışları yüzde 3 gerileyerek 3,44 milyon adede inse de ülke halen küresel elektrikli otomobil satışlarının yaklaşık yarısını tek başına gerçekleştiriyor. Kuzey Amerika'da ise satışlar yüzde 15 azaldı.



Yeni otomobillerin büyük bölümü halen motorlu



Öte yandan benzinli otomobillerin yüzde 50 sınırının altına inmesi, dünyada satılan yeni araçların çoğunun tamamen elektrikli olduğu anlamına gelmiyor. Mobility Global'in yüzde 49'luk oranı yalnızca başka bir güç aktarma sistemi kullanmayan, sadece benzinle çalışan otomobilleri kapsıyor.



Hibritler ayrı bir kategori olarak değerlendiriliyor ve yılın ilk yarısında elektrikli otomobillerden daha fazla satıldı. Dizel ve şarj edilebilir hibrit modeller de diğer kategoride bulunuyor.



Bu nedenle 2026'nın ilk yarısında satılan yeni otomobillerin yaklaşık yüzde 83'ünde bir içten yanmalı motor bulunuyor. Yakıt kullanmayan tamamen elektrikli araçların payı ise yüzde 17 seviyesinde kaldı. Yine de mevcut tablo yalnızca benzinle çalışan otomobillerin küresel pazardaki ağırlığını hızlı biçimde kaybettiğine işaret ediyor.




Kaynak:https://electrek.co/2026/10/05/gas-cars-fall-below-50-percent-global-new-car-sales/
M
12 sa.
Yemek sipariş platformlarında sahte restoranlara ceza

Yemek sipariş uygulamalarında tüketicilerin karşısına farklı işletmelermiş gibi çıkan restoranlar Ticaret Bakanlığı'nın denetimine takıldı. Tek bir fiziksel restorandan hareketle birden fazla işletme görüntüsü oluşturan iki şirket hakkında yaptırım kararı alındı.



Tek restoran, birden fazla işletme görüntüsü



Reklam Kurulu'nun 13 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda ele alınan dosyalar, yemek sipariş platformlarındaki işletme listelerine yönelik dikkat çekici bir uygulamayı ortaya çıkardı. İncelemelerde, iki restoranın platformlarda gerçekte mevcut olmayan işletme isimleri ve adreslerle ayrı restoranlar gibi listelendiği belirlendi.



Söz konusu işletmelerin farklı restoranlara ait izlenimi vermek amacıyla tüketici değerlendirmelerinden de yararlandığı tespit edildi. Böylece aynı fiziksel işletmeden hizmet verilmesine rağmen kullanıcıların karşısında farklı konumlarda faaliyet gösteren bağımsız restoranlar bulunduğu algısı oluşturuldu.



Reklam Kurulu, bu uygulamaların tüketicilerin satın alma kararını etkileyebilecek nitelikte olduğunu değerlendirerek iki işletme hakkında idari para cezası uygulanmasına ve ilgili reklam ile ticari uygulamaların durdurulmasına hükmetti.



Dijital platformlardaki uygulamalar mercek altında



Bakanlığın çalışmaları restoran listeleriyle sınırlı tutulmuyor. Reklam Kurulu internet siteleri, sosyal medya, mobil uygulamalar ve diğer dijital platformlarda tüketicilerin kararlarını etkileyebilecek reklam ve satış yöntemlerini de inceliyor.



Ayrıca Bkz.E-ticarette sahte yorumlara erişim engeli: Yeni dönem başladı



Bu kapsamda ürün veya hizmetlerin fiyatlarının gerçeği yansıtmayacak şekilde gösterilmesi, gerçekte olmayan indirimlerin kullanılması ve reklam niteliğinin gizlenmesi gibi uygulamalar denetleniyor. Sahte ya da değiştirilmiş kullanıcı yorumları ile influencer üzerinden yapılan tanıtımlar da inceleme başlıkları arasında yer alıyor.



Bakanlık ayrıca kullanıcıları fark ettirmeden belirli bir seçeneğe yönlendiren dijital arayüz tasarımlarını da denetim kapsamında değerlendiriyor.



Reklam ihlalinin cezası 10,8 milyon TL'ye çıkıyor



Ticaret Bakanlığı, internet ortamındaki reklam ihlalleri için uygulanabilecek idari para cezasının 10 milyon 837 bin 65 TL'ye kadar ulaşabildiğini açıkladı. İhlalin niteliğine göre yalnızca para cezasıyla yetinilmeyerek erişimin engellenmesi de mümkün.



Bakanlık, dijital ticarette tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin korunması ve çevrim içi platformlara duyulan güvenin sürdürülmesi amacıyla denetimlerin devam edeceğini bildirdi.




Kaynak:https://www.haberturk.com/ekonomi/ticaret-bakanligi-ndan-sahte-sube-aldatmacasina-ceza-3917501
M
13 sa.
Ay’daki üsler için 20 metrelik güneş enerjisi kulesi tanıtıldı



ABD merkezli Blue Origin, Ay’ın güney kutbunda kurulması planlanan gelecekteki üs operasyonlarına elektrik sağlamak için geliştirdiği Power Tower adlı güneş enerjisi sistemini tanıttı. Şirketin paylaştığı tasarıma göre sistem, Ay’a iniş yaptıktan sonra dikey şekilde açılarak 20 metre yüksekliğe ulaşacak ve 10 kilowattın üzerinde elektrik üretecek.



Ay’ın zorlu arazisine dikey çözüm



Şirket tarafından paylaşılan animasyonda sistem, Ay yüzeyine indikten sonra güneş panellerini taşıyan merkezi direk yukarı doğru yükseliyor. Ardından direğin üst kısmındaki kollar açılarak panelleri konumlandırıyor.



https://x.com/blueorigin/status/2103523065011302765



Bu tasarım esasında Ay’ın güney kutbunun yapısal sınırlandırmalarını aşmayı amaçlıyor. Her ne kadar kutup bölgesi Ay üsleri için önemli avantajlar sunsa da enerji noktasında biraz zorlu koşullara sahip. Bölgedeki bazı alanlar Güneş ışığını düşük açılardan alırken kraterler ve yükseltiler nedeniyle bazı noktalar da uzun süre gölgede kalabiliyor.



Power Tower’ın dikey yapısı güneş panellerini yüzeydeki engellerin üzerine çıkararak daha fazla güneş ışığına erişmelerini sağlamayı amaçlıyor. Aynı zamanda enerji üretim sisteminin zeminde kapladığı alanı azaltması bekleniyor. Bu da iniş alanlarında araçlar, bilimsel ekipmanlar, iletişim sistemleri, gelecekteki yaşam alanları ve gezgin araçlar için daha fazla alan bırakabilir.



Ayrıca Bkz.ROKETSAN, ŞİMŞEK-1’i 2027’de uzaya fırlatacak



Bununla birlikte 10 KW’ın üzerindeki üretim kapasitesi tek başına büyük ölçekli bir Ay yerleşkesinin enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede değil. Ancak sistemin daha küçük operasyonları desteklemesi veya daha büyük bir enerji altyapısının parçası olarak çalışması hedefleniyor. Ay yüzeyindeki iletişim sistemleri, bilimsel cihazlar, bilgisayarlar, termal kontrol ekipmanları ve hareket sistemleri gibi çeşitli donanımlar sürekli enerjiye ihtiyaç duyacak.



Teknoloji daha önce de test edildi



Power Tower tamamen yeni bir konseptten ziyade Blue Origin'in daha önce üzerinde çalıştığı teknolojilerin geliştirilmiş bir versiyonu olarak öne çıkıyor. Şirketin iştiraki Honeybee Robotics, daha önce Lunar Array Mast and Power System (LAMPS) adlı bir sistem geliştirmişti.



LAMPS, 2024 yılında NASA'nın Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde gerçekleştirilen testlerde konuşlandırılmıştı. Blue Origin'in yeni Power Tower sistemi de benzer şekilde taşıma sırasında katlanmış halde bulunan yapının Ay yüzeyine ulaştıktan sonra dikey olarak yükselmesine ve güneş panellerinin açılmasına dayanıyor.



Ek olarak Blue Origin, Power Tower'ın ne zaman Ay'a gönderileceğine ilişkin henüz bir tarih açıklamadı. Bu nedenle sistemin şu aşamada erken geliştirme sürecinde olduğu değerlendiriliyor. Şirket Ay’da güney kutbunu hedeflediği için aslında süreç NASA’nın Artemis programıyla paralellik taşıyor. NASA, 2032 itibarıyla Ay üssünün faaliyete geçmesini hedefliyor.






Kaynak:https://www.techspot.com/news/114093-blue-origin-reveals-65-foot-solar-tower-designed.html
M
15 sa.
ABD\u0027de yollarda kullanılmasına izin çıkan vergiden muaf kırmızı dizel nedir?



ABD Başkanı Donald Trump, yüksek dizel fiyatlarının ardından tarım ve inşaat gibi karayolu dışı alanlarda kullanılan vergiden muaf kırmızı dizelin karayollarında kullanımına geçici olarak izin verdi. Kararla birlikte bu yakıta uygulanan federal tüketim vergisinin ödenmesi yıl sonuna kadar ertelenirken düzenlemenin yakıt maliyetlerini düşürmesi hedefleniyor. Peki kırmızı dizel Türkiye’de var mı?



Kırmızı dizel neden vergiden muaf?



ABD'de dizel yakıtın vergilendirilmesi kullanım amacına göre değişiyor. Karayollarında kullanılan standart dizel hem federal hem de eyalet düzeyinde vergilere tabi tutulurken tarım, inşaat ve benzeri karayolu dışı faaliyetlerde kullanılan dizelden bu vergiler alınmıyor.





Bu amaçla kullanılan yakıt, kırmızı boya eklenerek standart motorinden ayırt ediliyor. Boya yakıtın kimyasal yapısını değiştirmiyor ve kırmızı renk yakıtın daha farklı veya daha zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Temel olarak standart dizelle aynı yakıt olan kırmızı dizel, vergisiz statüsünün denetimlerde kolayca anlaşılabilmesi için renklendiriliyor.



Traktörler, iş makineleri, jeneratörler ve diğer arazi ekipmanlarında kullanılan kırmızı dizelin kamuya açık yollarda kullanılması normal şartlarda yasak. Bunun nedeni yakıtın motorlara uygun olmaması değil, karayolu yakıt vergilerinden muaf tutulması. Dolayısıyla vergisiz yakıtın yol araçlarında kullanılması vergi ihlali kapsamında değerlendiriliyor.



ABD'de kırmızı dizel neden şimdi gündemde?



Kırmızı dizele yönelik düzenleme, ABD'de dizel fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasının ardından geldi. Ülkede dizel fiyatı geçen ay galon başına 6,53 dolarla rekor seviyeye ulaşırken, yüksek yakıt maliyetleri özellikle kamyon taşımacılığı ve tarım sektöründe önemli bir yük oluşturdu.



Kararın arkasındaki temel hedef, vergisiz yakıtın kullanım alanını geçici olarak genişleterek kamyon şoförleri, çiftçiler ve diğer çalışanların yakıt giderlerini azaltmak. Ayrıca nakliye maliyetlerinin düşmesiyle ürün ve hizmet fiyatları üzerindeki baskının da hafifletilmesi amaçlanıyor.



Trump'ın kararı neyi değiştiriyor?





Trump'ın imzaladığı başkanlık kararnamesiyle kırmızı dizelin karayollarında kullanımına yıl sonuna kadar geçici olarak izin veriliyor. ABD Hazine Bakanlığına, karayolunda kullanılan boyalı dizel için uygulanacak federal tüketim vergisinin faiz veya ceza olmadan ertelenmesi talimatı verildi.



Karar aynı zamanda ertelenen vergilerin daha sonra ödenmesi yükümlülüğünün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik seçeneklerin araştırılmasını öngörüyor. ABD Ulaştırma Bakanlığı da kırmızı dizele erişim konusunda eyaletler, sektör temsilcileri ve işçi kuruluşlarıyla koordinasyon sağlayacak.



Tarım Bakanlığından ise talebin yüksek olduğu bölgelerde çiftçilerin kırmızı dizele erişimini güvence altına alması ve eyaletleri benzer uygulamaları hayata geçirmeye teşvik etmesi istendi.



Dizel vergisi ne kadar?




ABD'de karayolunda kullanılan dizelin federal tüketim vergisi galon başına 24,4 sent seviyesinde. 250 galonluk, yani yaklaşık 946 litrelik bir dolumda yalnızca federal verginin maliyeti yaklaşık 60 dolara ulaşıyor.



Ayrıca Bkz.Skoda tarihinin ilk tam hibriti Octavia oldu: 100 km'de 4.3 litre yakıyor



Eyaletlerin de federal uygulamaya benzer şekilde vergileri askıya alması halinde toplam tasarrufun tek bir dolumda 100 doların üzerine çıkabileceği belirtiliyor. Bazı hesaplamalara göre 250 galon yakıt alan büyük bir kamyonun toplam maliyeti yaklaşık 1.575 dolar olurken federal ve eyalet vergilerinin kaldırılması halinde yaklaşık 150 dolarlık bir avantaj ortaya çıkabiliyor.




Öte yandan uzmanlar, bu düzenlemenin kısa vadeli bir rahatlama sağlayacağını ve dizel arzındaki temel sorunların ortadan kalkmadığını söylüyor. ABD'deki yüksek fiyatların arkasında Orta Doğu ve Rusya'daki rafinerilerin savaş nedeniyle zarar görmesi, Çin'in yakıt ihracatını sınırlaması ve küresel rafineri kapasitesindeki sıkışıklık gibi faktörler bulunuyor.



Aynı tedarik sorunları Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarını da yakından etkiliyor. Türkiye’de akaryakıt fiyatları yıl başına göre yüzde 60 oranında yükselmiş durumda. 6 Ekim tarihinde Türkiye’de benzin litre fiyatı yaklaşık 84,5 TL, motorin fiyatı ise yaklaşık 90 TL seviyesinde.



Türkiye'de kırmızı dizel var mı?



Türkiye'de ABD'deki anlamıyla, kırmızı renkle işaretlenmiş ve karayolu yakıt vergilerinden muaf tutulan "kırmızı dizel" uygulaması bulunmuyor. Türkiye'de yakıtın yasal statüsünün ve vergilendirmesinin denetlenmesinde farklı yöntemler kullanılıyor.



Bunlardan biri, akaryakıta eklenen ve gözle görülmeyen Ulusal Marker sistemi. Marker, özel cihazlarla tespit edilerek yakıtın yasal olup olmadığının kontrol edilmesini sağlıyor.



Türkiye'de tarım ve denizcilik gibi bazı alanlarda ÖTV'siz veya destekli yakıt mekanizmaları da bulunuyor. Ancak bu uygulamalarda ABD'deki kırmızı dizel sistemindeki gibi yakıtın kırmızı renge boyanması gibi bir yöntem kullanılmıyor. Tarımsal desteklerde Çiftçi Kayıt Sistemi, kart, fatura ve plaka tanımlı sistemler üzerinden farklı mekanizmalar uygulanıyor.




Kaynak:https://edition.cnn.com/2026/10/05/business/trump-diesel-prices-executive-order
Kaynak:https://www.reuters.com/business/energy/us-expected-unveil-plan-ease-limits-red-dyed-diesel-monday-sources-say-2026-10-05/
Kaynak:https://www.reuters.com/business/energy/what-is-red-dyed-diesel-can-it-help-lower-prices-trump-wants-2026-09-30/
M
15 sa.
Windows 11 26H2 ile RAM kullanımı ciddi şekilde düşüyor

Microsoft'un geçtiğimiz hafta yayınladığı Windows 11 26H2 güncellemesi, kullanıcıların günlük kullanımda doğrudan fark edebileceği büyük değişiklikler içermiyor. Ancak Windows Latest tarafından yapılan testler ve Reddit'teki kullanıcı geri bildirimleri güncellemenin boşta RAM tüketimini azaltan optimizasyonlar getirdiğini gösteriyor.



RAM tüketiminde 3 GB'a varan düşüş



Reddit'teki kullanıcıların paylaşımlarına göre Windows 11 26H2 sonrasında boşta bellek kullanımı yaklaşık 2 GB azalıyor. Bazı sistemlerde ise düşüşün 3 GB'a kadar çıktığı belirtiliyor. Microsoft, güncellemenin duyurusunda bu optimizasyonlara özel olarak yer vermemişti.




Windows Latest tarafından 16 GB RAM'e sahip bir dizüstü bilgisayarda yapılan test de RAM tüketiminin düştüğünü gösteriyor. Güncelleme öncesinde sistem boşta yaklaşık 10 GB RAM kullanırken 26H2 sonrasında bu değer 7 GB seviyesine geriliyor. Kullanılan belleğin 4 GB'lık kısmı önbelleğe ayrılırken sistemde 8,8 GB kullanılabilir RAM bulunuyor.



Ayrıca Bkz.Microsoft Windows 11 26H2 güncellemesini yayınladı: İşte yenilikler



Bununla birlikte Windows'un yüksek RAM kullanması her zaman belleğin gereksiz yere harcandığı anlamına gelmiyor. Sistem, sık kullanılan uygulama ve hizmetleri RAM'de hazır tutarak gerektiğinde daha hızlı açılmalarını sağlıyor. Bu nedenle boşta görünen RAM kullanımının tamamı aktif olarak kullanılmıyor olabilir.



Uygulama açılışları da hızlanıyor



Öte yandan Windows 11 26H2 ile uygulamaların açılış etkileyen Low Latency Profile özelliği de daha geniş bir kullanım alanına kavuşuyor. Daha önce Microsoft'un işletim sistemiyle birlikte sunduğu yerleşik uygulamalarda kullanılan özellik, artık çok daha fazla uygulamaya uygulanıyor.



Sistem bir uygulamayı başlatırken işlemcinin frekansını kısa süreliğine maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu işlem yaklaşık 1 ila 3 saniye sürüyor ve özellikle donanımı daha düşük seviyede olan bilgisayarlarda uygulamaların başlatılmasını hızlandırmayı hedefliyor.



Yapılan testlerde Microsoft'un Edge ve Outlook gibi uygulamalarının yaklaşık yüzde 40 daha hızlı açıldığı görülüyor. Başlat Menüsü ve işletim sistemi genelindeki bağlam menüleri gibi arayüz bileşenlerinde ise hızlanma yüzde 70'e kadar çıkabiliyor.




Kaynak:https://www.techpowerup.com/353395/windows-11-26h2-update-lowers-ram-consumption
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.