M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
1987 (Bu ay: 6)
Gönderiler Hakkında
M
11 sa.
Intel’in “sahte kareleri” oyunlarda hareketlerinizi önceden tahmin edecek

Yapay zeka destekli kare üretimi teknolojileri oyuncular arasında halen tartışma yaratırken Intel bu alanda daha iddialı bir yaklaşım üzerinde çalışıyor. Şirketin uzun süredir geliştirdiği “frame extrapolation” (kare öngörme) teknolojisi, oyuncunun bir sonraki hareketini tahmin ederek henüz oluşturulmamış kareleri önceden üretmeyi hedefliyor.



Intel’den Tom “TAP” Petersen'in Computex 2026 sırasında yaptığı açıklamalara göre şirket, bu teknoloji üzerinde birkaç yıldır çalışıyor. İlk kez 2023 yılında işaret edilen proje henüz kamuya açık kapsamlı bir gösterime hazır değil. Petersen, teknolojinin neredeyse tamamlandığını ancak Computex 2026'ya yetişmediğini söyledi.



Gelecek kareler önceden öngörülecek




Mevcut kare üretim sistemleri, teknik olarak “frame interpolation” (kare ara üretimi) olarak adlandırılıyor. Bu yöntemde oyun motoru iki gerçek kare oluşturuyor ve yapay zeka bu iki kare arasına ek görüntüler yerleştiriyor. Sonuç olarak görüntü daha akıcı görnüyor ancak gecikme artıyor. Geleneksel kare üretimindeki en büyük sorun da zaten bu gecikmeden kaynaklanıyor.



Ayrıca Bkz.TSMC CEO’su Samsung'u alaya aldı: "10 yıldır bizi yakalıyorlar"



Intel'in geliştirdiği kare öngörüsü ise farklı bir yaklaşım benimsiyor. Sistem, oyuncunun fare veya kontrolcü hareketlerini analiz ederek bir sonraki karede ne olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Böylece ekran kartı yeni kareyi oluşturmadan önce yapay zeka tarafından üretilmiş bir görüntü ekrana yansıtılabiliyor.



En büyük soru işareti doğruluk



Teknolojinin önündeki en büyük engel ise tahminlerin hatalı çıkma ihtimali. Örneğin oyuncu fareyi sağa hareket ettirirken sistem sola dönüleceğini öngörürse ortaya çıkan görüntü anında fark edilebilir hale gelebilir.



Öte yandan Petersen, insanların hareketlerinin büyük ölçüde öngörülebilir olduğunu savunuyor. Düz çizgiler veya eğrisel hareketlerin tahmin edilebildiğini belirten yönetici, yalnızca ani ve beklenmedik el hareketlerinin sistem için sorun oluşturabileceğini ifade etti.



Petersen, Intel’in frame extrapolation (kare öngörme) haricinde farklı bir çözüm üzerinde çalıştığını da aktardı. Petersen’e göre bu çözüm tahmin hatası gibi istenmeyen bir üretim yapmayacak. Ancak Intel’in henüz bundan bahsetmek için hazır olmadığını aktardı. Öte yandan frame extrapolation (kare öngörme) teknolojisinin ne zaman ticari ürünler için hazır olacağı da belirsiz.




Kaynak:https://gizmodo.com/intels-fake-frames-will-predict-your-in-game-moves-before-you-make-them-2000767874
M
13 sa.
ROKETSAN’ın lazer silahının gücü 10 kilovat sınırını aştı

Türk savunma sanayisinin yönlendirilmiş enerji alanındaki önemli projelerinden biri olan ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi’nin yetenekleri geliştirildi. ROKETSAN, ilk versiyonunda 2,5 kilovat lazer gücüne sahip olan sistemin bugün 10 kilovatın üzerine çıktığını ve sahada aktif olarak görev yaptığını açıkladı.



Dron tehditlerine karşı geliştirildi



ROKETSAN Silah Sistemleri ve Entegrasyon Direktörü Koray Dayanç'ın verdiği bilgilere göre şirket, 2018-2019 yıllarında kritik altyapıların ve önemli tesislerin dron saldırılarına karşı korunması amacıyla yönlendirilmiş enerji silahları üzerinde çalışmaya başladı.



https://x.com/gooksel/status/2062478796725362842



Çalışmalar neticesinde ALKA sistemi geliştirildi ve güvenlik güçlerine teslim edilmeye başlandı. İlk etapta kritik tesislerin korunmasına odaklanan sistem, zaman içinde operasyonel birlikleri özellikle yoğun sürü kamikaze dron saldırılarına karşı koruyabilecek şekilde geliştirildi.



Lazer gücü 2,5 kilovattan 10 kilovatın üzerine çıktı




Dayanç, ALKA'nın gelişim sürecinde lazer gücünün önemli ölçüde artırıldığını belirtti. İlk sistemin 2,5 kilovat seviyesinde çalıştığını ifade eden Dayanç, daha sonra 5 kilovatlık ve ardından 10 kilovat seviyesini aşan sürümlere ulaşıldığını söyledi.



Günümüzde dronlar artık hem radyo kontrollü hem de fiber optik kablolu olarak gökyüzünde faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla her durumda elektronik karıştırma işe yaramıyor. Bu nedenle ALKA'nın hem "soft kill" hem de "hard kill" kabiliyetlerine sahip olduğu ifade ediliyor.



Ayrıca Bkz.Savunmanın ilk 5 aydaki ihracatı 3,86 milyar dolar oldu



ROKETSAN'ın açıklamasına göre 10 kilovatlık ALKA sistemi halihazırda envanterde bulunuyor ve operasyonel görevlerde kullanılıyor. Ancak sistemin geliştirilmesi devam ediyor.



Tehditlerin giderek daha hızlı hale gelmesi nedeniyle tespit ve reaksiyon sürelerinin azaltılmasına odaklanıldığı ve bu nedenle radar tarafında güncellemeler yapıldığı aktarılıyor. Şirket ayrıca daha fazla hedefin aynı anda tespit edilebilmesi amacıyla yeni radar teknolojileri üzerinde çalışmalar yürütüyor.



Dronları saniyeler içinde etkisiz hale getirebiliyor



ALKA'nın gelişiminde yapay zekanın da yer aldığı ve operatörlerin yükünü azaltmak amacıyla komuta kontrol sistemine entegre edildiği de açıklandı. ALKA'nın etkisiz hale getirme performansına ilişkin de bilgiler paylaşıldı. Buna göre dron üzerinde kullanılan malzemenin kalınlığı, vurulan bölge ve lazerin çıkış enerjisi gibi faktörlere göre hedeflerin 1 ila 5 saniye arasında etkisiz hale getirilebildiği belirtildi.



ROKETSAN, ALKA'yı yalnızca bağımsız bir sistem olarak değil, Türkiye'nin çok katmanlı hava savunma mimarisi olan ÇELİK KUBBE'nin önemli unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Mevcut fiziksel sınırlamalar nedeniyle lazer sistemleri hava savunmasının son katmanı olarak kullanılıyor. ROKETSAN aynı zamanda ALKA'nın enerji kapasitesinin gelecekte 5, 10 hatta 20 katlık artışlarla büyütmeyi planlıyor.




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/celik-kubbenin-lazer-gucu-alkanin-yetenekleri-artiyor/3956108
M
18 sa.
Savunmanın ilk 5 aydaki ihracatı 3,86 milyar dolar oldu

Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisi, 2026 yılının mayıs ayında ihracat performansını önemli ölçüde artırarak hızlı büyümesini sürdürdüğünü gösterdi. Sektör, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 33,9 oranında büyüyerek 992 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.



Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından paylaşılan bilgilere göre savunma ve havacılık sanayisinin Ocak-Mayıs 2026 dönemindeki toplam ihracatı 3 milyar 863 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,5'lik artışa işaret ediyor.



İlk beş ayda tarihi seviye




Mayıs ayında diğer tüm sektörlerin aylık ihracatı düşerken savunma ve havacılık sanayisi artış gösteren tek sektör oldu. Aynı zamanda yılın ilk 5 ayında ihracatı en fazla artan 2. sektör haline geldi.



Savunma ve havacılık sanayisinin ilk beş aylık ihracatı 2021 yılında 1,12 milyar dolar, 2022 yılında 1,67 milyar dolar, 2023 yılında 2,03 milyar dolar, 2024 yılında 2,32 milyar dolar ve 2025 yılında 2,98 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.



Ayrıca Bkz.Sinop açıklarında Rus yapımı Pantsir füzesi tespit edildi



Türkiye, 2021 yılının tamamında toplam 3,2 milyar dolar savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirmişti. Buna karşın 2026'nın yalnızca ilk beş ayında elde edilen ihracat geliri, 2021'in tüm yıl performansını aşmış durumda.



Sektörün son yıllardaki ihracat performansı incelendiğinde büyümenin hız kazandığı görülüyor. Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı 2024 yılında 7,1 milyar dolar seviyesine ulaşmıştı. 2025 yılında ise yaklaşık yüzde 48'lik artışla 10 milyar 54 milyon dolara yükselerek tarihi bir seviyeye çıktı.




Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/savunma-ve-havacilik-sanayisi-mayista-992-milyon-dolar-ihracat-gerceklestirdi/3956490
M
23 sa.
Waymo emekliye ayrılan robotaksi bataryalarını enerji depolamada kullanacak

Otonom sürüş teknolojileri geliştiren Waymo, kullanım ömrünü araç içinde tamamlayan elektrikli araç bataryalarına yeni bir görev vermeye hazırlanıyor. Şirket, Kaliforniya merkezli enerji depolama firması B2U Storage Solutions ile yaptığı iş birliği kapsamında, emekliye ayrılan robotaksi bataryalarını elektrik şebekelerini destekleyen enerji depolama sistemlerinde kullanacak.



Elektrikli araç sektöründe milyonlarca batarya paketi, araçlarda kullanım ömrünü tamamladıktan sonra bile önemli miktarda enerji depolama kapasitesine sahip olmaya devam ediyor. Waymo’nun yeni yaklaşımı da bu potansiyelden yararlanmayı hedefliyor.



Bataryalar şebekeye hizmet verecek



Waymo, B2U ile yürütülecek proje kapsamında yüzlerce megavatlık enerji depolama kapasitesi oluşturulacağını açıkladı. Ancak şirket, depolama kapasitesinin tam büyüklüğüne veya uygulamanın zaman çizelgesine ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşmadı.



Şirketin filosunun büyük bölümünü şu anda Jaguar I-Pace elektrikli araçlar oluştururken on dönemde Çinli otomobil üreticisi Zeekr tarafından geliştirilen sınırlı sayıdaki araçlar da filoya dahil edilmeye başlandı.




Şirket, eski bataryaları doğrudan geri dönüşüm tesislerine göndermek yerine bunları güneş enerjisini depolamak ve elektrik şebekelerine destek sağlamak amacıyla yeniden değerlendirecek. İlk aşamada Kaliforniya ve Teksas eyaletlerine odaklanılacak. Her iki bölgede de güneş enerjisi yatırımlarıyla birlikte enerji depolama ihtiyacı da artıyor.



Ayrıca Bkz.Kamyon arkasında nükleer reaktör geliştirildi: 30 yıl yakıtsız çalışıyor



Proje kapsamında B2U, Waymo’dan aldığı kullanılmış batarya paketlerini araçlardan çıkaracak ve kapsamlı performans testlerinden geçirecek. Teknik incelemeler sonucunda uygun bulunan bataryalar enerji depolama kabinlerine entegre edilecek.



Bu sistemler, güneş ve rüzgar enerjisinin bol olduğu ve elektrik fiyatlarının düşük seyrettiği dönemlerde enerji depolayacak. Daha sonra talebin yükseldiği saatlerde, özellikle güneş enerjisi üretiminin azaldığı akşam saatlerinde depolanan enerji tekrar şebekeye aktarılacak. Şirketin hesaplamalarına göre tek bir enerji depolama kabini, ortalama bir evin elektrik ihtiyacını üç aya kadar karşılayabilecek kapasite sunabiliyor.




Kaynak:https://interestingengineering.com/energy/waymo-robotaxi-batteries-solar-storage
M
dün
Tıpta devrim: Yapay zekanın tasarladığı “evrensel aşı” insanlarda denendi

Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, yapay zeka kullanılarak geliştirilen ve çok sayıda virüse karşı geniş koruma sağlamayı hedefleyen yeni nesil aşının ilk insan denemelerini tamamladı. Bilim insanlarına göre bu çalışma, bir aşının en kritik bileşenlerinden biri olan antijenin tamamen yapay zeka tarafından tasarlanıp insanlar üzerinde test edildiği ilk örnek olarak öne çıkıyor.



Araştırma ekibi geliştirilen aşının mevcut koronavirüs varyantlarının yanı sıra gelecekte hayvanlardan insanlara geçerek yeni salgınlara yol açabilecek koronavirüslere karşı da koruma sağlayabilecek şekilde tasarlandığını belirtiyor. Çalışma erken aşamada olsa da ekip, benzer yaklaşımı grip ve Ebola gibi diğer tehlikeli virüslere karşı da uygulamaya başladı.



Yarının virüslerine karşı koruma sağlayacak



Geleneksel aşılar genellikle belirli bir virüs türü veya dolaşımdaki mevcut varyantlar temel alınarak geliştiriliyor. Ancak koronavirüs ve influenza gibi bazı virüsler sürekli mutasyona uğrayarak yapılarında değişiklik gösterebildiği için aşıların düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor.



Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Jonathan Heeney, mevcut yaklaşımın virüslerin gerisinden geldiğini belirterek araştırmanın temel amacının gelecekte ortaya çıkabilecek salgınların önüne geçmek olduğunu ifade etti. Heeney’e göre hedef, yalnızca bugünün virüslerine karşı değil, gelecekte yeni salgınlara neden olabilecek patojenlere karşı da önceden koruma sağlayabilen aşılar geliştirmek.



Gerçekleştirilen çalışmada çok sayıda koronavirüse ait genetik dizilimler kullanıldı. Virüslerin genetik kodları yapay zeka sistemleri tarafından analiz edilerek , farklı koronavirüslerin ortak özelliklerini içeren bir “süper antijen” tasarlandı.




Antijenler, bağışıklık sisteminin tanıyıp hedef aldığı aşı bileşenleri arasında yer alıyor. Yapay zeka tarafından oluşturulan bu yeni antijenin amacı, bağışıklık sistemine yalnızca belirli bir koronavirüsü değil, tüm koronavirüs ailesini tanıtmak. Böylece virüslerin mutasyona uğraması veya yeni bir türün hayvanlardan insanlara geçmesi durumunda da koruma sağlanabileceği düşünülüyor.



Prof. Heeney, yapay zeka tarafından tasarlanmış bir antijenin ilk kez insanlarda test edildiğini vurgulayarak teknolojinin bilim insanlarını dahi şaşırttığını söyledi. Heeney, yapay zekanın insanlık yararına kullanılabilecek son derece güçlü imkanlar sunduğunu ifade etti.



İlk insan denemeleri tamamlandı



Yeni aşının ilk klinik çalışmaları 39 gönüllü üzerinde gerçekleştirildi. Bu aşamanın temel amacı aşının güvenli olup olmadığını değerlendirmekti. Araştırmacılar şimdi yaklaşık 200 kişinin katıldığı ikinci bir çalışma yürütüyor. Bu yeni araştırma aşının bağışıklık sistemini ne ölçüde eğitebildiğine dair daha kapsamlı veriler sağlayacak.



 Ayrıca Bkz.Zayıflama ilaçlarının meme kanseri oranlarını düşürdüğü tespit edildi



Journal of Infection dergisinde yayımlanan sonuçlara göre aşının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri şu aşamada “mütevazı” olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen bilim dünyasında elde edilen bulgular önemli bir heyecan yaratmış durumda.



Grip ve Ebola için de çalışmalar başladı



Cambridge ekibi aynı yapay zeka teknolojisini kullanarak evrensel grip aşıları üzerinde de çalışıyor. Hedef, her yıl yeniden formüle edilmesi gerekmeyen ve farklı grip türlerine karşı uzun süreli koruma sağlayabilen aşılar geliştirmek.



Araştırmacılar ayrıca son yıllarda küresel sağlık otoritelerinin yakından takip ettiği H5N1 kuş gribi için de çalışmalar yürütüyor. Kuş popülasyonlarında ciddi kayıplara yol açan virüsün insanlara uyum sağlayarak pandemi oluşturma ihtimali nedeniyle önleyici hazırlıklar sürdürülüyor.



Bunun yanı sıra ekip, Ebola virüslerini de kapsayan viral hemorajik ateşlere karşı aşı geliştirme çalışmalarına başladı. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden salgına neden olan Ebola türü için henüz geliştirilmiş bir aşı bulunmuyor.



Araştırmada yer almayan uzmanlar da yeni yaklaşımın hayvan deneylerinde güçlü kanıtlar ortaya koyduğunu belirtti. Elde edilen bağışıklık yanıtlarının bilim insanlarının başlangıçta öngördüğünden daha etkileyici olduğu ifade edildi.






Kaynak:https://www.bbc.com/news/articles/crrpggegwe0o
Kaynak:https://www.cam.ac.uk/research/news/new-universal-vaccine-technology-could-protect-us-from-future-virus-outbreaks
Kaynak:https://www.journalofinfection.com/article/S0163-4453(26)00084-8/fulltext
M
dün
Hedefte füzyon var: Dünyanın en büyük özel lazeri devreye girdi

Füzyon enerjisini ticari ölçekte gerçeğe dönüştürme yarışı hız kesmeden sürerken ABD merkezli girişim Xcimer Energy önemli bir kilometre taşına ulaştı. Şirket, kendi tesisinde geliştirdiği ve dünyanın en büyük özel mülkiyete ait lazer sistemi olarak tanımlanan Phoenix prototipini çalıştırmaya başladı.



Phoenix sistemi nasıl çalışıyor?



Xcimer'in yaklaşık 74 bin metrekarelik lazer tesisinde bulunan Phoenix, yarı iletken üretiminde kullanılan teknolojilerle akraba olan bir kripton florür excimer lazeri temel alıyor. Ancak sistem, endüstriyel uygulamalarda kullanılan benzer teknolojilerden çok daha büyük ölçekte tasarlanmış durumda.




Aktarılanlara göre lazerin ışık kaynağı 1 kilojulün üzerinde darbe enerjisi üretebiliyor. Sistemin merkezinde ise uyarılmış Brillouin saçılımı (Stimulated Brillouin Scattering - SBS) darbe sıkıştırma işlemi için kullanılan 38 metre uzunluğunda bir gaz optiği yer alıyor.



Şirketin geliştirdiği yöntem, nispeten uzun süren ve mikrosaniye ölçeğinde üretilen lazer darbelerini füzyon için gerekli olan nanosaniye ölçeğine sıkıştırmaya dayanıyor. Böylece çok küçük bir yakıt hedefinin üzerine son derece kısa sürede devasa miktarda enerji aktarılması amaçlanıyor. Bu süreçte atom çekirdeklerinin birleşmesiyle füzyon reaksiyonu gerçekleşiyor ve enerji açığa çıkıyor.



İlham kaynağı NIF



Xcimer'in füzyon yaklaşımı ABD National Ignition Facility’de (Ulusal Ateşleme Tesisi, NIF) yürütülen çalışmaları temel alıyor. NIF, 2022 yılında kontrollü bir füzyon deneyinde ilk kez bilimsel enerji eşitliğini sağlamayı başarmıştı.




Tesiste kullanılan sistem 192 ayrı lazer ışınını küçük bir yakıt kapsülüne yönlendirerek füzyon reaksiyonunu tetikliyor. NIF, 2025 yılında gerçekleştirilen deneylerde hedefe ulaştırılan yaklaşık 2 megajullük lazer enerjisinden 8,6 megajul füzyon enerjisi elde ederek dikkat çekici bir sonuca imza attı.



Ayrıca Bkz.Google’a enerji verecek! 400 MW elektrik üretecek füzyon santrali tasarımı doğrulandı



Ancak NIF'in temel amacı hiçbir zaman elektrik üretmek olmadı. Bu nedenle tesisin kullandığı dev katı hal lazer sistemi oldukça karmaşık, maliyetli ve sürekli enerji üretimi yapacak bir elektrik santralinin ihtiyaçlarına uygun değil.



Xcimer daha basit ve daha ucuz bir çözüm hedefliyor



Şirket excimer lazer mimarisinin füzyon enerjisini ticari hale getirmek için daha uygun olabileceğini savunuyor. NIF'in 192 lazer hattına karşılık Xcimer'in tasarımında yalnızca iki ışın hattı kullanılması planlanıyor. Bu yaklaşımın hem maliyetleri düşürebileceği hem de sistemlerin seri üretimini kolaylaştırabileceği belirtiliyor.



Her ne kadar Phoenix dünyanın en büyük özel lazeri olarak öne çıksa da, sistemin 1 kilojullük çıkışı ticari bir füzyon santralinin ihtiyaç duyacağı enerji seviyelerinin oldukça altında bulunuyor.



Bu nedenle şirket önümüzdeki yıllar için daha büyük projeler planlıyor. Yol haritasına göre 2028 yılında Anvil adlı ve 200 kilojullük sistem devreye alınacak. Bunun ardından 2030'lu yılların başında geliştirilmesi hedeflenen Vulcan sistemi gelecek. 4 ila 12 megajul arasında enerji üretebilecek bu lazer platformunun şebekeden çektiği enerji ile ürettiği enerji arasında denge kurabilecek seviyeye ulaşması amaçlanıyor. Şirketin nihai hedefi ise 2030'lu yılların ortalarında Athena adı verilen ilk ticari füzyon enerji santralini hayata geçirmek.




Kaynak:https://www.techspot.com/news/112641-world-largest-private-laser-fired-up-race-make.html
M
dün
Yapay zeka devlerinden endişelendiren biyolojik silah uyarısı

Yapay zeka alanının önde gelen şirketleri ve çok sayıda bilim insanı, sentetik DNA teknolojilerinin kötüye kullanımını önlemek amacıyla ABD Kongresi’ne çağrıda bulundu. OpenAI, Anthropic, Google DeepMind ve Microsoft AI yöneticilerinin de imzaladığı ortak mektupta biyolojik silah geliştirme riskini azaltmak için sentetik DNA ve RNA satışlarının daha sıkı denetlenmesi gerektiği vurgulandı.



Yapay zeka biyolojik tehdit riskini artırabilir



Mektupta yapay zeka teknolojilerindeki hızlı ilerlemenin biyolojik silahların geliştirilmesini geçmişe kıyasla daha erişilebilir hale getirebileceği belirtiliyor. Ayrıca genetik materyal siparişlerinin ve müşterilerin zorunlu taramadan geçirilmesini öngören yeni yasal düzenlemeler talep edildi.



Google DeepMind CEO’su Demis Hassabis, OpenAI CEO’su Sam Altman, Anthropic CEO’su Dario Amodei ve Microsoft AI CEO’su Mustafa Suleyman mektubun imzacıları arasında yer aldı.



Mektupta, yapay zeka sistemlerinin gelişim hızı göz önüne alındığında geçmişte kötü niyetli kişilerin biyolojik silahlara erişimini zorlaştıran bilgi engellerinin ortadan kalkabileceği ifade edildi.



Sentetik DNA üretimi artık çok daha erişilebilir




DNA’nın laboratuvar ortamında sentezlenmesi ilk kez 1950’li yıllarda bilim insanı Arthur Kornberg tarafından başarıldı. Günümüzde ise bu süreç büyük ölçüde otomatik hale gelmiş durumda. Dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren çok sayıda şirket, ticari sentezleme cihazları kullanarak özel genetik dizileri “basabiliyor” ve bunları araştırma, ilaç geliştirme ile tanı uygulamalarında kullanılmak üzere satışa sunuyor.



Ayrıca Bkz.BM uyarıyor: Böyle giderse 2030'da yapay zekâ 1.3 milyar insan kadar su tüketiyor olacak



Birçok sağlayıcı yalnızca doğrulanmış araştırmacılara, biyoteknoloji şirketlerine ve eğitim kurumlarına hizmet verse de tüm firmaların müşteri doğrulaması veya sipariş edilen genetik dizilerin risk analizini gerçekleştirmediği belirtiliyor.



Bu durumun yaratabileceği tehlikeye ilişkin dikkat çekici örneklerden biri 2017 yılında yaşandı. Kanadalı araştırmacılar, posta yoluyla sipariş edilen yaklaşık 100 bin dolar değerindeki DNA parçalarını kullanarak nesli tükenmiş at çiçeği (horsepox) virüsünü yeniden oluşturmayı başardı.



Üstelik gen sentezleme maliyetleri o tarihten bu yana önemli ölçüde düştü.



Yapay zeka ile yeni patojenler tasarlamak mümkün



Uzmanlara göre büyük dil modelleri ve biyoloji odaklı yapay zeka sistemleri, tehlikeli toksinlerin veya yeni patojenlerin tasarlanmasını teorik olarak mümkün hale getiriyor. Tam işlevsel bir virüs oluşturmak için halen ileri düzeyde biyoloji bilgisi ve laboratuvar uzmanlığı gerekse de yapay zekanın bu süreçteki engelleri azaltabileceği değerlendiriliyor.



Biyoterör saldırıları tarihte nadir görülse de, böyle bir olayın kitlesel can kayıplarına, toplumda paniğe ve ciddi ekonomik zararlara yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanların en büyük endişelerinden biri ise yapay zeka yardımıyla geliştirilen bir patojenin kasıtlı ya da istemeden küresel ölçekte bir salgını tetikleyebilmesi.



Gönüllü denetimler yetersiz görülüyor



Mektubu imzalayanlar arasında bilim insanları, güvenlik uzmanları ve gen sentezi şirketlerinin yöneticileri de yer alıyor. Halihazırda birçok şirket, tehlikeli olabilecek genetik dizileri tespit etmek için tarama yazılımları kullansa da bu uygulamalar sektör genelinde zorunlu değil. Bu nedenle ABD Senatosu’nda tüm gen sentezi sağlayıcılarının müşteri ve sipariş kontrolleri yapmasını zorunlu kılacak bir yasa tasarısı gündemde bulunuyor.



Avrupa'da ise Avrupa Komisyonu'nun 2025 yılında yayımladığı AB Biyotek Yasası (EU Biotech Act) teklifi, sentetik DNA ve RNA'yı biyogüvenlik açısından risk taşıyan ürünler arasında sınıflandırıyor. Komisyon, üye ülkeler arasında ortak kuralların bulunmamasının güvenlik açıkları yarattığını belirtirken AB genelinde müşteri doğrulaması ve şüpheli siparişlerin bildirilmesini içeren yeni bir denetim çerçevesi oluşturulmasını öneriyor.



Uzmanlar ise mevcut tarama sistemlerinin tek başına yeterli olmadığını belirtiyor. Microsoft’un geçen yıl yayımladığı bir araştırma yapay zeka araçlarının bazı güvenlik filtrelerini aşabilecek potansiyel olarak riskli gen dizileri üretebildiğini ortaya koydu. Bu nedenle araştırmacılar biyoloji alanında yapay zeka geliştiren firmaların da ek güvenlik önlemleri alması gerektiğini savunuyor.




Kaynak:https://www.wired.com/story/openai-anthropic-letter-ai-biological-weapons/
Kaynak:https://www.euronews.com/health/2026/06/05/tech-giants-warn-ai-safety-gaps-could-hand-bioweapons-to-bad-actors
Kaynak:https://screendna.org/
M
dün
Meta’nın AI uygulamasında gizli yüz tanıma özelliği bulundu

Meta'nın yapay zeka uygulaması Meta AI’da bulunan kodlar, şirketin akıllı gözlüklerinde kullanılabilecek yeni bir yüz tanıma özelliği üzerinde çalıştığına işaret etti. Aktarılanlara göre uygulama içerisinde keşfedilen "NameTag" adlı sistem, gözlük kamerasıyla daha önce kaydedilen kişilerin yüzlerini tanıyıp kullanıcıya bildirim gönderebilecek şekilde tasarlanmış görünüyor.



Şu anda özelliğin aktif olmadığı, kullanıcılara sunulmadığı ve herhangi bir biyometrik verinin Meta sunucularına gönderilmediği belirtiliyor. Ancak daha önceki Meta AI sürümlerinde kullanıcılara "tanıştığınız kişileri hatırlayın" önerisi sunan bir "Connections" menüsünün yer aldığı ifade ediliyor.



Araştırma aşamasında



Esasında geçtiğimiz aylarda da Meta'nın akıllı gözlüklerde yüz tanıma teknolojisini değerlendirdiği bildirilmişti. Öte yandan Meta sözcüsü Ryan Daniels, ortaya çıkan kodların şirketin yürüttüğü araştırmaların bir parçası olduğunu belirterek henüz tüketicilere sunulan bir ürün bulunmadığını ve nihai bir karar alınmadığını söyledi. Daniels ayrıca Meta'nın merkezi bir yüz veritabanı oluşturmadığını vurguladı.



Ayrıca Bkz.Apple Glass'ın özellikleri sızdırıldı: Meta Ray-Ban'i tahtından edecek!



Meta, Facebook'taki fotoğraf etiketleme sistemi kapsamında kullandığı yüz tanıma teknolojisini 2021 yılında gizlilik endişeleri nedeniyle sonlandırmıştı. Şirket, 2024'te ise teknolojiyi Facebook ve Instagram'da dolandırıcılık amaçlı reklamları tespit etmek için yeniden kullanmaya başlamıştı. NameTag'ın gelecekteki Ray-Ban veya Oakley markalı akıllı gözlüklere gelip gelmeyeceği ise bilinmiyor.




Kaynak:https://www.engadget.com/2187824/wired-found-code-for-an-unreleased-facial-recognition-feature-in-meta-s-ai-app/
M
dün
Alman otomotiv devleri rekabet karşısında eriyor: Kârlılık adeta çakıldı

Denetim ve danışmanlık şirketi EY tarafından yayımlanan analiz Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW'nin hem gelir hem de kârlılık açısından uluslararası rakiplerinin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Özellikle Çin pazarındaki daralma, yüksek yatırım maliyetleri ve elektrikli araç dönüşümünün beklenenden yavaş ilerlemesi Alman üreticiler üzerindeki baskıyı artırıyor.



Denetim ve danışmanlık şirketi EY tarafından yayımlanan analiz Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW'nin hem gelir hem de kârlılık açısından uluslararası rakiplerinin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Özellikle Çin pazarındaki daralma, yüksek yatırım maliyetleri ve elektrikli araç dönüşümünün beklenenden yavaş ilerlemesi Alman üreticiler üzerindeki baskıyı artırıyor.



Rakipler büyümeyi sürdürdü



EY'nin dünyanın en büyük 19 otomotiv üreticisini kapsayan çalışmasına göre, Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW'nin 2026'nın ocak-mart dönemindeki toplam gelirleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,3 geriledi. Buna karşın araştırmaya dahil edilen tüm üreticilerin toplam gelirleri ortalama yüzde 1,7 arttı.



Bölgesel bazda bakıldığında Avrupa'nın diğer büyük üreticileri Stellantis ve Renault'nun gelirleri yüzde 6,7 yükseldi. ABD merkezli otomobil üreticileri gelirlerini yüzde 5, Japon üreticiler ise yüzde 4,3 artırmayı başardı. Çinli üreticilerde ise gelirler yüzde 1,4 düşüş gösterdi.



Kârlılıkta sert düşüş



Şirketlerin faaliyet kârlılığını gösteren operasyonel kâr rakamlarında da dikkat çekici değişimler yaşandı. Analize göre incelenen şirketlerin toplam operasyonel kârı yüzde 32,4 azalarak 17,2 milyar euroya geriledi.





Alman üreticilerin operasyonel kârı ilk çeyrekte yüzde 23,3 gerilerken Çinli üreticilerdeki düşüş yüzde 43,4 seviyesine ulaştı. Buna karşılık Ford, General Motors ve Tesla'nın dahil olduğu ABD'li üreticiler operasyonel kârlarını yüzde 82,9 artırarak dikkat çekici bir performans ortaya koydu.



Ayrıca Bkz.Samsung, Volkswagen araçlarına batarya tedarik edecek



EY otomotiv uzmanı Constantin Gall, Alman otomotiv sektörünün kapsamlı bir yapısal dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Gall'e göre sektör bazı dış pazarlardaki kayıplar, maliyetli kapasite fazlaları, yazılım geliştirme yatırımlarındaki artış ve elektrikli mobilitenin beklenenden daha yavaş yayılması nedeniyle ciddi baskı altında bulunuyor.



Gall ayrıca Alman otomobil üreticilerinin hem ABD'de hem de Çin'de güçlü bir rekabet ve ekonomik baskıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.



Analize göre Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW'nin Çin'deki araç satışları yılın ilk çeyreğinde yüzde 16 oranında geriledi. EY uzmanları, Çin'in Alman otomotiv devleri açısından en büyük sorun alanlarından biri olmaya devam ettiğini belirtiyor.



Bu yıl da başka bir krizi yılı olabilir



Alman ve Avrupa otomotiv sektörü için riskler ve sorunlar ortadan kalkmış değil. EY değerlendirmesinde küresel ticaret gerilimleri, gümrük tarifeleri, jeopolitik çatışmalar ve teknolojik dönüşümün otomotiv şirketlerinin satışları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği vurgulandı.



Özellikle İran krizi kaynaklı belirsizliklerin enerji fiyatlarını ve enflasyonu yukarı çekebileceği, bunun da Avrupa'da otomobil talebini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Dolayısıyla 2026 yılının da otomotiv sektörü için bir başka kriz yılı olabileceği aktarılıyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/autos-transportation/auto-market-turmoil-takes-toll-german-carmakers-study-says-2026-06-05/
Kaynak:https://www.spiegel.de/wirtschaft/unternehmen/autoindustrie-deutsche-hersteller-verlieren-international-an-boden-a-8f7e173a-57fd-41f6-b4ef-a63ec31a6870
M
dün
Anthropic’ten yapay zekayı frenleme çağrısı: İnsan kontrolünden çıkabilir

Yapay zeka alanının önde gelen şirketlerinden Anthropic, en gelişmiş yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesine yönelik küresel ölçekte geçici bir yavaşlama veya duraklatma mekanizmasının değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Şirket, yeni nesil modellerin insan müdahalesi olmadan kendi yeteneklerini geliştirebilecek seviyeye yaklaşmasının ciddi güvenlik riskleri doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu.



Duraklama pek mümkün görünmüyor



Anthropic, yalnızca tek bir şirketin veya ülkenin yapay zeka geliştirme faaliyetlerini yavaşlatmasının pratikte etkili olmayacağını düşünüyor. Şirkete göre böyle bir durumda rakip kuruluşlar çalışmalarına hız kesmeden devam edecek ve rekabet avantajı elde edecek.



Raporda etkili bir duraklatma mekanizmasının hayata geçirilebilmesi için başta ABD ve Çin olmak üzere birden fazla ülkedeki büyük yapay zeka şirketlerinin aynı anda hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca bu sürecin güvenilir olabilmesi için tüm tarafların uyacağı ve doğrulanabilir kuralların oluşturulmasının şart olduğu ifade edildi.



Anthropic, küresel ölçekte ortak bir koordinasyon mekanizması bulunmadığı takdirde şirketlerin ve hükümetlerin güvenlik kararlarını yoğun ticari rekabet ve jeopolitik baskılar altında almak zorunda kalacağını belirtti.



Şirketin yaklaşımı sektörde tartışma yaratıyor



Anthropic’in güvenlik odaklı yaklaşımı daha önce teknoloji sektöründeki bazı isimler ve Beyaz Saray çevrelerinden eleştiri almıştı. Eleştirilerde şirketin en kötü senaryolara aşırı odaklandığı ve bu riskleri rakiplerin ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla öne çıkardığı yönünde görüşler dile getiriliyor.



Buna rağmen ABD yönetimi, Anthropic’in geliştirdiği Mythos isimli yapay zeka modelinin sahip olduğu kapasiteyi kabul ediyor. Şirket, özellikle siber güvenlik alanındaki ileri düzey yetenekleri nedeniyle bu modeli kamuya açmış değil. Mythos şu anda yalnızca sınırlı sayıdaki doğrulanmış kuruluş tarafından kullanılabiliyor.



Öte yandan Anthropic’in önerisinin siyasi ve sektörel düzeyde destek bulmasının kolay olmayacağı değerlendiriliyor. ABD’li yetkililer ve teknoloji yöneticileri uzun süredir yapay zeka geliştirme hızının düşürülmesinin Çin’e önemli bir stratejik avantaj sağlayabileceğini savunuyor.



“Kendini geliştiren yapay zeka” uyarısı




Şirketin raporundaki en dikkat çekici bölüm ise yapay zekanın artık kendi gelişim sürecini hızlandırmaya başlamasıyla ilgili değerlendirmeler oldu.





Anthropic’e göre mevcut veriler, yapay zeka sistemlerinin yeni yapay zeka modellerinin geliştirilmesinde giderek daha fazla rol oynadığını gösteriyor. Bu durum zamanla kendi kendini besleyen bir döngü oluşturabilir ve araştırmacıların “yinelemeli kendini geliştirme” (recursive self-improvement) olarak adlandırdığı aşamaya kapı aralayabilir.



Bu senaryoda bir yapay zeka sistemi, insan desteğine çok az ihtiyaç duyarak kendi performansını artırmayı ve daha gelişmiş sürümlerini oluşturmayı öğrenebilir. Başka bir ifadeyle sistem, kendi zekasını geliştiren bir mekanizmaya dönüşebilir.



Anthropic, böyle bir aşamaya henüz ulaşılmadığını ve bunun kaçınılmaz olmadığını özellikle vurguluyor. Ancak şirket, bu tür bir gelişmenin hükümetlerin ve kurumların hazırlık seviyesinden daha erken gerçekleşebileceği konusunda uyarıyor.



Raporda ayrıca yapay zeka geliştirme süreçlerinin her aşamasında insan katkısının giderek azaldığına dikkat çekildi. Şirketin değerlendirmesine göre mevcut eğilimler, insanın yapay zeka geliştirme sürecindeki rolünün adım adım daraldığını gösteriyor.



Anthropic, önerdiği küresel koordinasyon modelini kısmen nükleer silahların kontrolüne yönelik uluslararası anlaşmalarla karşılaştırdı. Ancak şirket, yapay zekanın denetlenmesinin çok daha zor olacağını düşünüyor.




Kaynak:https://www.yahoo.com/news/science/articles/anthropic-calls-pause-global-ai-223531016.html
Kaynak:https://www.anthropic.com/institute/recursive-self-improvement
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.