M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
1881 (Bu ay: 17)
Gönderiler Hakkında
M
2 sa.
Temu’nun Türkiye ofisine baskın düzenlendi: Bilgisayarlara el konuldu

Çin merkezli çevrim içi perakende platformu Temu’nun Türkiye’deki ofisi, rekabet otoriteleri tarafından çarşamba sabahı erken saatlerde denetime alındı. Yaşananlar Temu sözcüsü tarafından Reuters’e doğrulandı.



Bilgisayarlara el konuldu



Temu adına konuşan yetkili, Türk makamlarıyla tam iş birliği içinde olacaklarını vurgularken denetim sırasında laptoplar ve masaüstü bilgisayarlar dahil olmak üzere bazı dijital ekipmanlara el konulduğunu belirtti. Operasyonun kapsamı ve hangi iddialar çerçevesinde yürütüldüğüne dair ayrıntılar ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.



Ayrıca Bkz.Dyson HushJet Türkiye’de satışa çıktı: Dyson'ın en güçlü kompakt hava temizleyicisi



Türkiye’nin rekabet otoritesi konumundaki Rekabet Kurumu, konuya ilişkin yöneltilen sorulara şu ana kadar resim bir yanıt vermedi. Kurum sosyal medya ve web sitesinden de şimdiye kadar bir açıklama yapmadı.



Avrupa'da da baskın düzenlenmişti



Çinli e-ticaret devi PDD Holdings bünyesinde faaliyet gösteren Temu’nun Avrupa genel merkezi olan Dublin ofisi, Avrupa Birliği düzenleyicilerinin Çin devletinin olası haksız sübvansiyonları konusundaki endişeleri nedeniyle 10 Aralık 2025'te denetime tabi tutulmuştu. Türkiye’deki baskının, bu küresel düzenleyici incelemelerle paralel bir çizgide gerçekleştiği değerlendiriliyor.



Avrupa Komisyonu geçen yıl, çevrimiçi platformları düzenleyen Dijital Hizmetler Yasası kapsamında Temu hakkında bir soruşturma başlatmış ve Temmuz ayında Temu'nun platformu üzerinden yasa dışı ürünlerin satışını önlemek için yeterince çaba göstermediğine dair ön bulguları açıklamıştı.



Bir süre önce gelen gümrük düzenlemesi kapsamında ise Ticaret Bakanlığı, yurt dışı alışverişler kapsamında yapılan denetimlerde ürünlerin yüzde 81'inin uygunsuz olduğunu aktarmıştı. 



Bakanlık, 30 Euro’luk limitin kaldırılması nedenleri hakkında şu ifadelere yer vermişti:




  • Yurt dışından sipariş edilen ürünlerin Avrupa Birliği ürün gerekliliklerini karşılamadığı,

  • Bazı ürünlerde yüksek oranda toksik ve kanserojen madde tespit edildiği,

  • ABD’de basitleştirilmiş gümrük uygulamasının kaldırılması,

  • Avrupa Birliği’nde 2026 yılında basitleştirilmiş gümrük uygulamasının tamamen kaldırılmasının planlanması nedeniyle Türkiye’de “basitleştirilmiş gümrük” uygulamaları tamamen kaldırıldı.



İçerik, yeni bilgiler geldiğinde güncellenecektir.




Kaynak:https://www.reuters.com/sustainability/boards-policy-regulation/temu-office-turkey-raided-by-competition-authorities-2026-01-21/ temu türkiye ofisine baskın
M
4 sa.
Elon Musk: “İnsanlar ölmeye programlı, uzun yaşam çözülebilir bir sorun”

Paleolitik çağda ortalama insan yaşam süresi 20’li yaşlarla sınırlıyken, Neolitik ve Tunç Çağı toplumlarında bu süre ancak sınırlı ölçüde uzayabildi. Antik Yunan ve Roma’da insan, felsefede “ölümlü varlık” (thnetos veya mortalis) olarak yüceltilirken, istatistiksel gerçeklik acımasızdı. Doğanların önemli bir kısmı yetişkinliğe ulaşamıyor, 50 yaş üzeri ise neredeyse bilgelikle özdeş, nadir bir kategori olarak görülüyordu. Orta Çağ’dan erken modern döneme kadar ilerleyen yüzyıllarda dahi insanlığın büyük bölümü için 40 yıl halen uzun bir hayat anlamına geliyordu. Asıl kırılma ise 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılda bilim, tıp ve hijyenin devreye girmesiyle yaşandı. Çok kısa sürede dünya ortalaması 30’lardan 70’li yaşlara tırmandı. Şimdi ise milyarderler daha uzun yaşam arayışında.



Musk’a göre bu, yazılımsal bir sorun



Yüzyıllar öncesinden bugüne yaşam süresi özelindeki söylemler genellikle felsefi zemine oturtuldu. Ancak bu tartışma konusu felsefi zeminden koparak günümüzde teknoloji ve biyoloji eksenine kayıyor. İnsan ömrünün uzaması artık kaderle, doğayla ya da metafizikle değil; giderek daha fazla “mühendislik” ile konuşulmaya başlanmış durumda.





Elon Musk’ın son açıklamaları bu kırılmanın en net örneklerinden biri. Musk’a göre insan, ölümlü olduğu için değil, ölümlü olacak şekilde “programlandığı” için hayatını kaybediyor ve bu program teorik olarak değiştirilebilir.



Ona göre yaşlanmanın vücudun tüm bölgelerinde eşzamanlı ilerlemesi, ölümün rastlantısal değil, merkezi bir biyolojik saat tarafından yönetildiğini gösteriyor. Kimsenin bir uzvu yaşlanmışken diğerinin genç kalmaması Musk’ın ifadesiyle “son derece bariz” bir kontrol mekanizmasına işaret ediyor.



Musk bu yaklaşımı, uzun yaşamı ahlaki ya da varoluşsal bir mesele olmaktan çıkarıp çözülebilir bir teknik problem olarak ele alıyor. Yapay zeka, ileri biyoteknoloji ve otomasyonun birleşimiyle, bugün karmaşık ve kaçınılmaz görünen yaşlanma sürecinin tersine çevrilebileceğini savunuyor.



Moonshots with Peter Diamandis podcast’ine konuk olan Musk’a göre bu teknolojik dönüşüm, yalnızca hastalıkların tedavisini değil, tıbbi hizmetlerin sunuluş biçimini de kökten değiştirecek. Özellikle insansı robotların cerrahların yerini alabileceğini savunan Musk, bunun beş yıl gibi kısa bir sürede sağlık hizmetlerini bugünkünden çok daha ileri bir noktaya taşıyabileceğini iddia ediyor. Bu alandaki gelişim sayesinde dünyadaki herkes çok daha yüksek seviyede sağlık desteği alabilecek. Son olarak Musk, uzun yaşamın çözümünün gelecekte geriye dönüp bakıldığında son derece bariz görüneceğini aktarıyor.



[bkzdh=201072



Ancak Musk’ın bu iddialı söylemleri, geçmişte uzun yaşamın toplumsal sonuçlarına dair yaptığı eleştirilerle çelişiyor. Diğer bazı milyarderlerin aksine Musk, bugüne kadar uzun yaşam girişimlerine ciddi yatırımlar yapmadı. Daha önce yaptığı açıklamalarda, bunama gibi ağır sağlık sorunlarıyla 100 yaşına kadar yaşamaktansa ölmeyi tercih edebileceğini söylemişti. Geçtiğimiz yıl Musk, “Çok uzun yaşarsak, toplumun kemikleşeceğini düşünüyorum. Lider asla ölmediği için liderlikte değişiklik olmaz” demişti.



Milyarderler bu alana yatırım yapıyor




Öte yandan Silikon Vadisi’nin en güçlü isimleri, yaşlanmayı hücresel düzeyde tersine çevirmeyi ya da en azından yavaşlatmayı hedefleyen girişimlere ciddi kaynak aktarıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, insan ömrüne ortalama 10 yıl eklemeyi amaçlayan Retro Biosciences’a 180 milyon dolar yatırım yaptı ve bu alanın “OpenAI ölçeğinde” bir atılım gerektirdiğini savundu. Peter Thiel, erken dönemden bu yana uzun yaşam araştırmalarının en agresif destekçilerinden biri olarak Methuselah Foundation’a toplam 7 milyon dolar taahhütte bulunurken, yaşlanan hücreleri hedef alan biyoteknoloji şirketlerine de milyonlar aktardı. Oracle’ın kurucusu Larry Ellison, yalnızca kendi vakfı üzerinden yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıklar için 430 milyon doları aşan araştırma fonu sağladı. Google kurucularından Larry Page ve Sergey Brin, Alphabet çatısı altında kurulan Calico Labs ve Verily gibi yapılarla bu alana milyarlarca dolarlık uzun vadeli yatırım yapılmasının önünü açtı. Jeff Bezos’un, hücresel gençleştirme hedefiyle yola çıkan Altos Labs’in arkasındaki önemli finansörlerden biri olduğu bilinirken Mark Zuckerberg ve Priscilla Chan, genetik, nörodejeneratif hastalıklar ve yaşam bilimlerine yönelik projeleri milyonlarca dolarlık fonlarla destekliyor.



WSJ’ye göre geçtiğimiz 25 yılda milyarderler, bu alanda 5 milyar dolarlık doğrudan yatırım yaptı.



Bugün gelinen noktada ise insanlar, 1700’lü yıllara göre ortalama olarak 35-40 yıl daha fazla yaşıyor. Ancak görünüşe göre bu uzayan süre bile yeterli değil. Nasıl olsun ki... İnsan, sonuçta ölümden “ölümüne” korkan bir varlık. Felsefe tarihi de bu huzursuzluğun izlerini açık biçimde taşıyor. Epikür’ün yatıştırmaya çalıştığı ölüm kaygısı (Bkz: Ölüm varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok o halde korkmaya ne gerek var?), Schopenhauer’ın kör yaşam istencine bağladığı hayata tutunma dürtüsü (Bkz: Wille zum Leben) ve Heidegger’in kaçınılmaz yüzleşme (Bkz: Sein-zum-Tode) olarak tanımladığı ölüm bilinci hep aynı soruda birleşiyor. İnsan, daha uzun yaşamayı çoğu zaman daha çok deneyimlemek için değil, sona biraz daha geç ulaşmak için istiyor. Bu nedenle modern tıbbın sunduğu her ek yıl esasında bir teknik kazanım konumunda.






Kaynak:https://www.yahoo.com/news/articles/elon-musk-says-humans-pre-094300260.html
Kaynak:https://www.wsj.com/health/wellness/billionaires-longevity-health-04dd205c
Kaynak:https://en.wikipedia.org/wiki/Life_expectancy
M
5 sa.
OpenAI’ın “gizemli AI donanımı” bu yıl tanıtılacak

OpenAI, uzun süredir merak konusu olan ilk fiziksel cihazı için takvimin planlandığı şekilde ilerlediğini açıkladı. Şirketin küresel ilişkiler direktörü Chris Lehane, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında yaptığı değerlendirmede kamuoyunda büyük bir gizem haline gelen bu ürünün yıl bitmeden tanıtılmasının hedeflendiğini söyledi. Bu açıklama, daha önce kulislerde dile getirilen ve sonbahar aylarını işaret eden takvimin gerçekçi olabileceğini de güçlendirdi.



Cihaz hakkında hiçbir şey bilinmiyor



Lehane, Axios’a verdiği bilgilerde söz konusu zamanlamanın “en olası senaryo” olduğunu vurgularken sürecin nasıl ilerleyeceğinin gelişmelere bağlı olacağını da ekledi. Ancak beklendiği üzere, cihazın ne olduğu ya da ne işe yaradığı konusunda herhangi bir teknik ya da işlevsel detay paylaşılmadı.



Resmi kanattan gelen bilgilerin sınırlı kalması nedeniyle cihazla ilgili detaylar şimdilik sızıntı ve iddialara dayanıyor. Çin kaynaklı sızıntılara göre şirket, AirPods benzeri bir ürün üzerinde çalışıyor. Paylaşılan bilgilere göre üretim tarafında Foxconn yer alıyor ve proje dahili olarak “Gumdrop” kod adıyla anılıyor.




Bu çerçevede geliştirildiği iddia edilen “Sweetpea” adlı ürünün, kulak içi ya da açık tasarımlı kulaklık kategorisine yakın bir özel ses ürünü olduğu belirtiliyor. İki ayrı parçadan, yani her kulak için birer üniteden oluşacağı ileri sürülen cihazın, küçük ve oval formlu, diş ipi kutusunu andıran bir şarj yuvasına sahip olacağı ifade ediliyor. En dikkat çekici iddialardan biri ise Sweetpea’nin 2 nanometre üretim sürecine sahip, akıllı telefon seviyesinde bir işlemciyle donatılacağı yönünde.



Sweetpea’nin ardından ya da onunla birlikte, 2028’e kadar uzanan dönemde dört farklı “Gumdrop” cihazının daha piyasaya sürülebileceği söyleniyor. Bu ürünler arasında ev kullanımına yönelik bir cihaz ve hatta bir kalem benzeri donanımın da yer alabileceği iddia ediliyor. Ancak tüm bunlar iddiadan öteye gitmiyor.



Resmi bilgiler ne diyor?



Geçen yılın ilkbaharında yayımlanan ve Sam Altman ile efsanevi iPhone tasarımcısı Jony Ive’ın yer aldığı tanıtım videosunda ürünün teknik özelliklerinden çok, insanlarla kurulacak bağ ve “arkadaşlık” kavramı üzerine odaklanılmıştı.



Ayrıca Bkz.OpenAI, 2026 yılındaki odak noktasını açıkladı: Gelir 3 kat yükseldi!



Altman ve Ive’ın kasım ayında verdiği bir röportajda ise ürünün kullanıcıyı ürkütmeyen, dokunma isteği uyandıran ve sezgisel bir deneyim sunan bir yapıya sahip olacağı dile getirildi. Altman, cihaz için “çok basit, ama işe yarıyor” dedi; bu tam olarak ne anlama geliyor bilmiyoruz. Ive ise “dokunmak isteyeceğiniz, sizi korkutmayan, neredeyse düşünmeden, dikkatsizce kullanmak isteyeceğiniz sofistike ürün” hedeflediklerini ifade etti.




Kaynak:https://gizmodo.com/openai-says-its-physical-device-is-on-track-for-an-unveiling-later-this-year-2000711755
M
17 sa.
Dünyanın ilk 1 MW karasal dalga enerjisi santraline onay çıktı

Portekiz, yenilenebilir enerji alanındaki öncü konumunu pekiştirecek yeni bir projeye daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ülkenin kuzey kıyısında, Porto kentindeki Barra do Douro dalgakıranında kurulması planlanan 1 megavat (MW) kapasiteli karasal dalga enerjisi santrali, kritik teknik aşamaları başarıyla tamamlayarak uygulama süreci için yeşil ışık aldı. Proje, tamamlandığında dünyanın ilk megavat ölçekli karasal dalga enerjisi santrali olma özelliğini taşıyacak.



İsveç merkezli karasal dalga enerjisi geliştiricisi Eco Wave Power Global AB, Porto’daki kurulum için detaylı dalga ve yapısal yük analizlerinin tamamlandığını duyurdu. Çalışmalar, dalga, akıntı ve denizel çevresel koşulların sayısal modellenmesi konusunda uzman olan Rotterdam merkezli MetOcean Consult ile iş birliği içinde yürütüldü. Eco Wave Power, Porto projesine ilişkin tam kapsamlı uygulama planını 8 Ocak 2026 tarihinde sundu. Bu adım, projenin planlama aşamasından çıkarak fiilen inşaat sürecine geçmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.



Yıl içinde şebekeye bağlanacak




Porto’daki 1 MW’lık tesis, Eco Wave Power’ın APDL ile imzaladığı toplam 20 MW kapasiteli imtiyaz anlaşması kapsamında hayata geçirilecek ilk megavat ölçekli proje olacak. Bu yönüyle santral, şirketin uzun vadeli büyüme ve yaygınlaştırma stratejisinde önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor.



Şirket, Porto sahasını bir vitrin proje olarak konumlandırıyor. Mevcut kıyı altyapısına entegre edilen karasal dalga enerjisi teknolojisinin, ticari ölçekte uygulanabilirliğini göstermesi hedefleniyor. Tüm nihai izinlerin alınması halinde, santralin 2026 yılı içinde elektrik şebekesine bağlanması planlanıyor.



Ayrıca Bkz.Alman sanayisinde ısı bataryası devrimi: Doğalgazın yerini alıyor



Dalga enerjisi sistemi, yerel olarak “The Gallery” olarak bilinen dalgakıranın bir bölümüne entegre edilecek. Ekipmanların mevcut deniz yapısına doğrudan yerleştirilmesi sayesinde çevresel etkinin azaltılması, bakım süreçlerinin kolaylaştırılması ve toplam maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor.



Eco Wave Power'ın kıyı sularının hareketinden faydalanma ve elektrik üretme yolculuğuna 2012 yılında başladı ve süreç içerisinde çeşitli değişikliklerden geçti. Ancak temel mantık halen aynı. Bir dalgakırana veya bir kıyı altyapısına bağlı platformlar dalgaların hareketiyle yükselip alçalıyor, bu da hidrolik pistonların hareketiyle sıvıyı kara tabanlı bir akümülatöre taşıyor. Sıkıştırılmış hidrolik sıvı daha sonra serbest bırakılarak elektrik ürerimi için jeneratörü çalıştırıyor. Eco Wave Power, kendi sistemlerinin günün her saati çalışabileceğini söylerken fırtına, tayfun veya aşırı dalgaların oluştuğu şartlarda şamandıraların kaldırılabildiğini belirtiyor.




Kaynak:https://interestingengineering.com/energy/worlds-first-1mw-onshore-wave-energy-station-gets-green-light-for-execution-in-portugal
M
18 sa.
OpenAI, 2026 yılındaki odak noktasını açıkladı: Gelir 3 kat yükseldi!

OpenAI, 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini netleştirirken yapay zekanın teorik kapasitesi ile gerçek dünyadaki kullanım biçimleri arasındaki farkı kapatmayı merkezine alıyor. Şirketin mali işler direktörü Sarah Friar tarafından kaleme alınan blog yazısında, OpenAI’ın önümüzdeki dönemde “pratik benimseme” kavramına yoğunlaşacağı açıkça vurgulanıyor.



Friar, blog yazısında şirketin yıllık gelirinin 2024'te 6 milyar dolardan 2025'te 20 milyar dolara çıktığını ve bu büyümenin bilgi işlem kapasitesindeki artışla yakından ilişkili olduğunu söyledi. OpenAI’ın bilgi işlem kapasitesi 2024'teki 0,6 GW'dan 2025'te 1,9 gigawatt'a (GW) yükseldiği vurgulandı.



OpenAI’a göre fırsat büyük




Bu yaklaşım, özellikle sağlık, bilim ve kurumsal kullanım alanlarında daha iyi yapay zeka çözümlerinin doğrudan daha iyi sonuçlar doğurabileceği fikrine dayanıyor. Friar’ın açıklamalarına göre OpenAI, bugün yapay zekanın neler yapabildiği ile kullanıcıların bu teknolojiyi fiilen nasıl kullandığı arasında halen ciddi bir mesafe olduğunu düşünüyor. Şirket, büyük ölçekli altyapı yatırımlarını bu boşluğu kapatmak için konumlandırıyor. Fırsatın hem büyük hem de acil olduğu belirtilirken özellikle sağlık hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve kurumsal sistemlerde daha gelişmiş zekanın doğrudan somut fayda sağladığına dikkat çekiliyor.




Blog yazısında OpenAI’ın ChatGPT’nin lansmanından bu yana geçirdiği dönüşüm ve iş modelini nasıl ölçeklendirdiği de detaylı biçimde ele alınıyor. Şirketin haftalık ve günlük aktif kullanıcı sayılarının tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşmaya devam ettiği ifade ediliyor. Bu büyümenin arkasında ise hesaplama gücü, ileri seviye araştırmalar, ürün geliştirme ve gelir modelleri arasında kurulan bir “volan etkisi” olduğu belirtiliyor.



Ancak bu hızlı büyüme ciddi bir mali yükü de beraberinde getiriyor. OpenAI, yalnızca altyapı tarafında bugüne kadar Kasım ayı itibarıyla yaklaşık 1,4 trilyon dolarlık taahhütte bulunmuş durumda.



Sıra ekonomide



OpenAI, geçtiğimiz hafta platforma reklamların geleceğini duyururken daha uygun fiyatlı ChatGPT Go aboneliğini küresel olarak kullanıma sundu. Friar’a göre şirketin iş modeli yalnızca mevcut ürün satışlarıyla sınırlı kalmayacak. Yapay zekanın bilimsel araştırmalar, ilaç keşfi, enerji sistemleri ve finansal modelleme gibi alanlara daha derinlemesine entegre olmasıyla birlikte lisanslama, fikri mülkiyet temelli anlaşmalar ve sonuç odaklı fiyatlandırma gibi yeni ekonomik modellerin ortaya çıkması bekleniyor. Bu dönüşüm, internetin zaman içinde geçirdiği evrime benzetiliyor.



Blog yazısında, bu ölçekte bir sistemin ciddi bir disiplin gerektirdiği özellikle vurgulanıyor. Dünya standartlarında hesaplama gücünü güvence altına almanın yıllar öncesinden yapılan taahhütlere bağlı olduğu belirtilirken, büyümenin her zaman doğrusal ilerlemediği kabul ediliyor. Bazı dönemlerde kapasitenin kullanımın önüne geçtiği, bazı dönemlerde ise talebin kapasiteyi aştığı ifade ediliyor. OpenAI bu dengeyi, altyapıyı doğrudan sahiplenmek yerine ortaklıklar kurarak, farklı donanım ve sağlayıcılarla esnek sözleşmeler yaparak sağlamayı hedefliyor. Yatırımlar ise gerçek talep sinyallerine göre kademeli biçimde devreye alınıyor.



OpenAI’ın 2026 vizyonunda “pratik benimseme” yalnızca yazılımla sınırlı kalmayabilir. Şirketin, ünlü tasarımcı Jony Ive ile birlikte geliştirdiği donanım cihazlarının, ChatGPT ve diğer yapay zeka sistemlerinin günlük hayata daha doğal biçimde entegre edilmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/openai-cfo-says-annualized-revenue-crosses-20-billion-2025-2026-01-19/
Kaynak:https://openai.com/index/a-business-that-scales-with-the-value-of-intelligence/
M
19 sa.
Alman sanayisinde ısı bataryası devrimi: Doğalgazın yerini alıyor

Almanya, sanayide fosil yakıtlara bağımlılığı azaltacak yeni bir teknolojiye yöneliyor. Rondo Energy ile kimya devi Covestro, ülkenin kuzeyinde yer alan Brunsbüttel tesisinde, fosil yakıt kullanılmadan sürekli ve yüksek sıcaklıkta buhar üretmeyi mümkün kılan yenilikçi endüstriyel ısı bataryasının temelini attı. Proje, özellikle 7/24 çalışan sanayi tesislerinde kullanılan doğalgazlı buhar kazanlarının yerini almayı hedefliyor.



Bu yıl devreye girecek



Almanya son yıllarda yenilenebilir enerji kapasitesini önemli oranda güçlendirdi. Böylelikle 2025 yılı boyunca ülkede 573 saat negatif elektrik fiyatı kaydedildi. Bu süre, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 25’lik artış anlamına geliyor. Rondo’nun geliştirdiği Heat Battery sistemi tam da bu noktada devreye giriyor. Şebekede yenilenebilir kaynaklardan gelen ucuz ve bol elektrik olduğunda şarj olan sistem, bu enerjiyi özel olarak tasarlanmış tuğlalar içinde ısı olarak depoluyor ve ihtiyaç duyulduğunda kesintisiz biçimde yüksek sıcaklıkta buhar üretimi sağlıyor.




Brunsbüttel’de kurulan sistemin enerji depolama kapasitesi 100 megavatsaat (MWh) seviyesinde olacak ve 2026 yılının sonuna doğru devreye alınması planlanıyor. Proje tamamlandığında Ekim ayında Kaliforniya’da faaliyete geçen yine 100 MWh kapasiteli Rondo ısı bataryasıyla birlikte dünyanın en büyük endüstriyel ısı bataryaları arasında yer alacak.



Ayrıca Bkz.İngiltere’de rüzgar enerjisi doğal gazdan yüzde 40 daha ucuz oldu



Sistem tam kapasiteyle çalışmaya başladığında Brunsbüttel tesisinin toplam buhar ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılayacak ve yıllık 13 bin tona kadar karbondioksit emisyonu azaltımı sağlayacak. Tesis genelinde buhar üretimi halen büyük ölçüde doğalgazla gerçekleştiriliyor.



Nasıl çalışıyor?




Isı bataryaları, endüstride elektrikli termal enerji depolama (ETES) veya termal batarya olarak da anılıyor. Rondo Heat Battery’nin arkasındaki teknoloji ise aslında oldukça basit. Çelik üretiminde yüzyıllardır kullanılan tuğlalar, bu sistemde ısı depolama ortamı olarak görev yapıyor. Elektrikle ısıtılan tuğlalar, depolanan enerjiyi geleneksel bir buhar kazanına aktarıyor. Sonuçta, yenilenebilir kaynaklardan gelen elektrikle emisyonsuz buhar üretimi mümkün hale geliyor. Sistemin fark yarattığı nokta ise bu köklü malzemenin gelişmiş otomasyon ve kontrol teknolojileriyle birleştirilmesi.



< Resime gitmek için tıklayın >



Rondo’nun verilerine göre batarya yüzde 97’nin üzerinde döngü verimliliği sağlıyor ve 1.000 °C üzerindeki sıcaklıklarda kararlılığını koruyor. Küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 25’i endüstriyel ısı ihtiyacından kaynaklandığını düşündüğünde bu tip sistemlerin potansiyeli hayli yüksek görünüyor.




Kaynak:https://electrek.co/2026/01/19/germany-is-using-heated-bricks-to-replace-gas-fired-industrial-boilers/
Kaynak:https://www.rondo.com/news-press/groundbreaking-for-innovative-heat-battery-at-covestros-brunsbuttel-site
M
20 sa.
Otomotiv devi Renault, Fransız ordusu için askeri dron geliştirecek

Avrupa’da artan jeopolitik gerilimler ve savunma politikalarındaki yön değişikliği, otomotiv devlerini de askeri projelerin içine çekmeye başladı. Fransız otomotiv üreticisi Renault, Fransa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik adımlar kapsamında ülkenin yerli dron sanayisinin geliştirilmesine katkı sunacağını açıkladı.



Renault tarafından paylaşılan bilgilere göre şirket, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı’nın doğrudan davetiyle bu projeye dahil edildi. Yapılan açıklamada Renault Grubu’nun Fransız dron ekosisteminin geliştirilmesine yönelik uzmanlığını paylaşmasının istendiği belirtildi. Projenin genel koordinasyonu ise Fransa Savunma Bakanlığı tarafından yürütülecek.



Renault savunma alanına adım atıyor



Dron geliştirme sürecinde Renault, Fransız havacılık ve savunma sanayii şirketi Turgis Gaillard ile ortaklık kuracak. Bu iş birliği, otomotiv ve savunma sanayii arasında dikkat çekici bir teknoloji transferine zemin hazırlıyor.



Bu adım, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kısa süre önce yaptığı savunma harcamalarını artırma çağrısının hemen ardından geldi. Macron, 2030 yılına kadar Fransa ordusunda “ölçek değişimi” yaratmak amacıyla 36 milyar euro ek bütçe talep ettiklerini açıklamıştı.



Renault, projeye katılım gerekçesini yüksek teknoloji ürünlerinin tasarımı, sanayileştirilmesi ve seri üretimi konusundaki deneyimi ile açıkladı. Şirket ayrıca kalite, maliyet ve zaman yönetimi konularındaki yetkinliğinin dron üretimi gibi hassas projelerde kritik rol oynayacağını vurguladı.



Ayrıca Bkz.Almanya'nın Helsing dronları sahada sınıfta kaldı; Ukrayna siparişleri durdurdu



Fransız basınında yer alan bilgilere göre Renault’nun Cleon ve Le Mans tesislerinin projede görevlendirilmesi gündemde.  Fransız gazetesi La Tribune, şirketlerin kanat açıklığı yaklaşık 10 metre olan taktik bir insansız hava aracını “son derece rekabetçi bir fiyata” üretebileceğini ve ilk yılın sonunda aylık 600 adetlik üretim kapasitesine ulaşabileceklerini yazdı.



Öte yandan Renault cephesi, projenin askeri boyutuna ilişkin daha fazla ayrıntı vermekten kaçınıyor. Şirketin bir medya temsilcisi, savunma alanındaki planlara dair yöneltilen sorulara ek yorum yapmadı.




Kaynak:https://www.reuters.com/business/retail-consumer/renault-partners-with-turgis-gaillard-military-drones-2026-01-20/
M
23 sa.
Sony, Bravia televizyonlarının kontrolünü TCL’ye devrediyor

Sony Group, televizyon pazarındaki köklü markası Bravia kritik bir adım atıyor. Şirket, düşük kârlılık baskısının giderek arttığı TV donanım işinden çıkış stratejisi kapsamında, ev eğlence sistemlerini kapsayan bu birimini Çin merkezli TCL Electronics ile kuracağı yeni bir ortak girişime devretmeye hazırlanıyor. Bu adım, Japon teknoloji devinin televizyon üretimindeki doğrudan kontrolünü bırakması anlamına geliyor.



Kontrol TCL’de olacak



Sony ve TCL, Sony’nin TV donanım işini kapsayan ev eğlence operasyonları için bağlayıcı olmayan bir anlaşmaya imza attı. Planlanan ortak girişimde TCL yüzde 51 paya sahip olacak, Sony ise yüzde 49’luk azınlık hissesi ile yer alacak. Böylece operasyonel kontrol TCL tarafına geçerken, Sony markası ve teknolojik katkıları yeni yapı içinde korunacak.



Taraflar, ilgili bağlayıcı anlaşmaların Mart ayı sonuna kadar tamamlanmasını, gerekli düzenleyici onayların alınmasının ardından ise yeni şirketin Nisan 2027 itibarıyla faaliyete geçmesini hedefliyor.



Kurulması planlanan yeni şirket, “Sony” ve “Bravia” markalarını kullanmaya devam edecek. Ortak girişim ürün geliştirme ve tasarımdan üretime, satıştan lojistiğe kadar televizyon ve ev tipi ses sistemlerine yönelik tüm küresel operasyonlardan sorumlu olacak.



Sony, bu ortaklıkla birlikte görüntü ve ses işleme teknolojileri, marka değeri, tedarik zinciri yönetimi ve operasyonel uzmanlığını yeni yapıya aktaracak. TCL ise gelişmiş panel teknolojileri, dikey entegre üretim yapısı, güçlü küresel pazar erişimi ve uçtan uca maliyet verimliliği ile ortaklığa katkı sağlayacak.



Ayrıca Bkz.TV tavsiyesi için en iyi televizyon modelleri (Ocak 2026)



Son yıllarda mini LED, QLED ve yüksek yenileme hızlı paneller gibi alanlarda agresif yatırımlar yapan TCL, bu hamleyle birlikte premium televizyon segmentindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Anlaşmanın hayata geçmesi durumunda, Sony’nin güçlü görüntü işleme algoritmaları ile TCL’nin üretim ve panel teknolojilerinin birleştiği daha rekabetçi fiyatlı Bravia modellerinin piyasaya çıkması mümkün hale gelebilir. Öte yandan bu durum aynı zamanda Sony için de televizyon donanımında bir dönemin kapanacağı anlamına geliyor.




Kaynak:https://www.theverge.com/news/864263/sony-tcl-tv-business-partnership-takeover-announcement
Kaynak:https://www.sony.co.jp/en/news-release/202601/26-0120E/
M
23 sa.
Dyson HushJet Türkiye’de satışa çıktı: Dyson\u0027ın en güçlü kompakt hava temizleyicisi

Dyson, iç mekan hava kalitesini merkeze alan yeni ürünü Dyson HushJet Kompakt Hava Temizleyici’yi Türkiye pazarında satışa çıkardı. Markanın bugüne kadar geliştirdiği en güçlü kompakt hava temizleyici olarak konumlanan HushJet, yüksek hızlı hava akışı, ultra sessiz çalışma karakteri ve beş yıla kadar kullanım ömrü sunan 360 derece elektrostatik filtre sistemi ile dikkat çekiyor.



Jet motoru gibi görünüyor



Dyson HushJet, markanın ikonik Air Multiplier teknolojisinin ötesine geçen HushJet hava yansıtma başlığı ile performansta olduğu kadar tasarımda da dikkatleri üstüne çekiyor. Heykelsi formdaki bu başlık, yüksek hızlı hava jetini çevredeki havayla birleştirerek daha güçlü ve odaklı bir hava akışı oluşturuyor. Saç kurutma makinelerindeki yoğunlaştırıcı başlıklara benzer bir prensiple çalışan yapı, hava akış hızını artırarak daha kısa sürede ve daha homojen bir temizlik sağlıyor.




Dyson HushJet, 0,3 mikron kadar küçük partiküllerin yüzde 99,97’sini yakalayabilen elektrostatik HEPA filtreleme sistemi ile donatılmış durumda. Yeni nesil şarjlı filtre malzemesi, önceki HEPA filtrelere kıyasla daha enerji verimli çalışırken daha az malzeme kullanıyor ve beş kat daha uzun, yani beş yıla kadar filtre ömrü sunuyor.



Ayrıca Bkz.Yale yeni Linus Akıllı Kilit L2 Lite’ı Türkiye’de satışa sundu



İç mekan hava kirleticileri özellikle yatak odaları gibi kapalı ve iyi izole edilmiş alanlarda hızla birikebiliyor. Dyson HushJet, bu ihtiyaca yönelik olarak ultra sessiz çalışma odağında tasarlandı. Özel başlık yapısı, türbülansı azaltırken yüksek hızlı kompresörün oluşturduğu ses dalgalarını zayıflatıyor. Gece modunda sadece 24 dB oldukça düşük bir ses seviyesinde çalışabiliyor.



Dyson HushJet fiyatı ne kadar?



230 mm genişliğinde ve 469 mm yüksekliğinde kompakt tasarıma sahip olan Dyson HushJet, MyDyson uygulaması üzerinden kontrol edilebiliyor. Kullanıcılar uygulama aracılığıyla hava kalitesini izleyebiliyor, filtre ömrünü takip edebiliyor, çalışma programları oluşturabiliyor ve bildirimler alabiliyor. Ayrıca Amazon Alexa, Google Asistan ve Siri gibi uyumlu sesli asistanlar sayesinde cihaz, eller serbest şekilde kontrol edilebiliyor.



Dyson HushJet Kompakt Hava Temizleyici, Türkiye’de 19.999 TL’lik fiyatla satışa sunulmuş durumda.


M
24 sa.
Otomotiv sınıfı ilk insansı robot üretildi: XPeng ET1

Çin merkezli elektrikli araç üreticisi XPeng, ET1 adını verdiği otomotiv standartlarında geliştirilen ilk insansı robot prototipini tamamladığını ve robotun üretim hattından başarıyla çıktığını duyurdu. XPeng’in kurucusu ve CEO’su He Xiaopeng, gelişmeyi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı.



Xiaopeng açıklamasında, ET1’in otomotiv endüstrisinde kullanılan kalite ve güvenlik standartlarına göre geliştirildiğini vurgularken gün boyunca ekiplerle birlikte robotun teknik detaylarını incelediğini ve değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti. CEO, bu başarıyı “gelişmiş insansı robotların büyük ölçekli seri üretimine doğru atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirdi. CEO herhangi bir görsel paylaşmadı.



2026 sonuna kadar seri üretim hedefi




Şirket, 2024 AI Day etkinliğinde IRON robotuyla insansı robot çalışmalarına ilk kez ışık tutmuştu. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında düzenlenen 2025 AI Day etkinliğinde ise robotların seri üretime 2026 yılında başlayacağını açıklamıştı. ET1 prototipinin tamamlanması, bu takvimin somut şekilde ilerlediğini gösteren ilk önemli adım oldu.



2024 AI Day’de tanıtılan birinci nesil IRON robot, 60’tan fazla eklem ve 200’ün üzerinde hareket serbestliği sunuyordu. Şirket, bu robotun altyapısında elektrikli araçlarında kullandığı birçok teknolojinin yer aldığını belirtmişti. Aynı dönemde yapılan açıklamalarda insansı robotların XPeng’in günlük operasyonlarına entegre edildiği ve fabrika ile mağaza gibi iç kullanım senaryolarında aktif olarak görev aldığı bilgisi paylaşılmıştı.



< Resime gitmek için tıklayın >



Bir yıl sonra tanıtılan ikinci nesil insansı robot ise teknolojik açıdan daha ileri bir seviyeye taşındı. VLA 2.0 modeliyle desteklenen robot, XPeng’in kendi geliştirdiği yapay zeka çiplerini kullanıyor ve saniyede trilyonlarca işlem gerçekleştirebiliyor. Robotun insansı omurgası, biyomimetik kas yapısı ve esnek dış kaplaması sayesinde son derece akıcı ve insan benzeri hareketler sergilediği belirtiliyor.



[bkzdh=201041



Hatta tanıtımda sergilenen robot o kadar gerçekçiydi ki izleyiciler bunun kostüm giymiş bir insan olduğunu düşünmüştü. Şirket, bunun bir makine olduğunu göstermek amacıyla canlı demoda robotun bazı mekanik bileşenlerini kamera önünde açığa çıkarmıştı. XPeng’e göre yeni nesil insansı robotlar, ilk aşamada bireysel ev kullanımı yerine perakende, konaklama ve farklı hizmet sektörlerinde ticari uygulamalara odaklanacak.



İnsansı robot projesi, XPeng’in daha geniş kapsamlı “fiziksel yapay zeka” stratejisinin bir parçası olarak konumlandırılıyor. Bu strateji otonom sürüş sistemleri, robotaksiler ve farklı gömülü akıllı platformları kapsıyor. Şirketin büyük dil modelleri ve özel yapay zekâ çiplerinden oluşan teknoloji yığını, hem robotik sistemleri hem de otonom araçları ortak bir altyapı altında birleştirmeyi hedefliyor.




Kaynak:https://interestingengineering.com/ai-robotics/xpeng-et1-humanoid-prototype-production
Kaynak:https://x.com/xiaopenghexpeng/status/2013197566067032205
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.