Güzel paylaşım. Böyle bir durumda olaya normalde pozitif bakan bir kişi kuyunun derinliğini değiştiremeyeceğini düşünerek uzatmanın bir yolunu arar. Ama ya bunun bir yolu yok ise. Diyelim dağ başındasınız. Ortada ip niyetine bir sarmaşık bile yok. İpin boyunu uzatmaktan ümidi kestiğimizde hala pozitif düşünmeye devam edebiliyorsak kuyunun derinliğine etki edemeyeceğimiz fikrinin de aslında doğru olmadığını görürüz. Kuyunun içine taş doldurarak derinliği azaltabiliriz. Bu diğerine göre daha zor olacaktır ama bizi sonuca ulaştıracaktır. Büyük buluşlar böyle gelir. Başlangıçta görünmeyen çözümler, diğer kanallar tıkandığında bizim gözümüze daha görünür hale gelebilir.
Şartlar ekstrem hale geldikçe çözüm alternatifleri de azalır tabii. Örneğin uzay boşluğu yaşama o kadar düşmandır ki (hava ve yerçekimi olmaması, düşük ısı, ölümcül radyasyon vs.) sorun ancak 90 kiloluk bir uzay elbisesi ile çözülebilmiştir. Ama bu olmasaydı da başka bir yol bulunurdu. Mesela sizin örneğinizde ben olsam herhalde ipi ayağıma bağlayıp kuyunun kenarından aşağı sarkardım
Kısa gelen ipin ucuna yoldan geçen çeşitli vaadlerle kandırdığınız "insan"ı bağlayıp; suya ulaşmak da mümkün... Kuyunun derinliğine göre; bulduğunuz ve kandırabildiğiniz iki üç insanı da bağlayabilirsiniz; "amacı"nıza ulaşmak için...
Bu noktadan sonra önemli olan "su" değildir; "ahlak"tır...
Hikayede ulaşılması gereken hedeften bahsediliyor sadece...
"Maneviyat yok", "Başarıya ulaşmanın yolu" var sadece...
İhtiyar adam torunun dizine oturtmuş askerlik anılarını anlatıyormuş: - Esir düştüğümüz düşman komutanı hepimizi karşısına alıp bize iki seçenek verdi 'ya hepinize tecavüz edeceğiz ya da öldüreceğiz. Birini seçin' Çocuk bastırmış: - Eee... Ondan sonra ne oldu dede? Adam bir süre düşündükten sonra: - Ve hepimiz öldük demiş
Başka insanlar sözkonusu ise işin içine etik değerler de girer tabi. O zaman başarıya nasıl ulaştığın da önemli bir hale gelir. Ama suya ulaşmak hayati bir durum arzediyorsa maneviyat nereye kadar etkili olabilir.
İhtiyar adam torunun dizine oturtmuş askerlik anılarını anlatıyormuş: - Esir düştüğümüz düşman komutanı hepimizi karşısına alıp bize iki seçenek verdi 'ya hepinize tecavüz edeceğiz ya da öldüreceğiz. Birini seçin' Çocuk bastırmış: - Eee... Ondan sonra ne oldu dede? Adam bir süre düşündükten sonra: - Ve hepimiz öldük demiş
Başka insanlar sözkonusu ise işin içine etik değerler de girer tabi. O zaman başarıya nasıl ulaştığın da önemli bir hale gelir. Ama suya ulaşmak hayati bir durum arzediyorsa maneviyat nereye kadar etkili olabilir.
Ahlaki açıdan yazının eksik olduğunu düşünmüyorum zira degistirilebilecek etkenler yerine degistirilemeyecek etkenlere odaklanmak herseyden önce ahlaki bir sorumluluk bilinciyle alakalı. Bizim öncelikle bu sorumluluk duygumuzu gelistirmeye ihtiyacimiz var. Bu gelişirse degistirilebilir etkenleri kullanma yönteminde de ahlaki olanın tercih edilebilecegini dusunebiliriz sanıyorum.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi simplycity -- 20 Ocak 2014; 9:22:48 >
İhtiyar adam torunun dizine oturtmuş askerlik anılarını anlatıyormuş: - Esir düştüğümüz düşman komutanı hepimizi karşısına alıp bize iki seçenek verdi 'ya hepinize tecavüz edeceğiz ya da öldüreceğiz. Birini seçin' Çocuk bastırmış: - Eee... Ondan sonra ne oldu dede? Adam bir süre düşündükten sonra: - Ve hepimiz öldük demiş
Başka insanlar sözkonusu ise işin içine etik değerler de girer tabi. O zaman başarıya nasıl ulaştığın da önemli bir hale gelir. Ama suya ulaşmak hayati bir durum arzediyorsa maneviyat nereye kadar etkili olabilir.
İntihar bombacılarına sormak lazım bu soruyu
İntihar bombacılarının yaptıkları şeyin etik olup olmadığını düşündüklerini sanmıyorum. Tek amaçları cennete gitmek olsa gerek.
Böyle bir durumda olaya normalde pozitif bakan bir kişi kuyunun derinliğini değiştiremeyeceğini düşünerek uzatmanın bir yolunu arar. Ama ya bunun bir yolu yok ise. Diyelim dağ başındasınız. Ortada ip niyetine bir sarmaşık bile yok.
İpin boyunu uzatmaktan ümidi kestiğimizde hala pozitif düşünmeye devam edebiliyorsak kuyunun derinliğine etki edemeyeceğimiz fikrinin de aslında doğru olmadığını görürüz. Kuyunun içine taş doldurarak derinliği azaltabiliriz. Bu diğerine göre daha zor olacaktır ama bizi sonuca ulaştıracaktır.
Büyük buluşlar böyle gelir. Başlangıçta görünmeyen çözümler, diğer kanallar tıkandığında bizim gözümüze daha görünür hale gelebilir.