1. sayfa
| Yasal mal rejimi tasfiyesi çok kapsamlı ve ileri düzey bilgi gerektiren bir alandır. Öyle ki mal rejiminin tasfiyesi durumunda alanında uzman genellikle aile hukuku üzerinde yetkin hukukçu bilirkişiler tarafından hesaplaması yapılır. Bu sebeple burada hukuka ilgi duyan veya yalnızca avukatlık yapan kişilerin vereceği bilgiler yüzeysel kalacaktır. Yüzeysel ve genel geçer bilgiler kişiyi hukuken yanlışa sevk eder. Alanında uzman bir kişiden görüş alın. |
| Özkan bey doğru söylüyor bunu yüz yüze bir danışmanlık alın gerekirse şirketinizin sabit bir avukatı olsun önmli durumlar bunlar |
| Evet, tespitiniz Türk Medeni Kanunu’nun edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından büyük ölçüde doğrudur evlilik sırasında şirketinizin aktifinde bulunan taşınmazların mülkiyeti şirkette kalır ve “kişisel mal” niteliğini korur; ancak bu taşınmazlardan elde edilen kira gelirleri, bunlarla yapılan yeni yatırımlar ve bu yatırımların şirket değerine yansıması kural olarak edinilmiş mal sayılır ve boşanma halinde eşiniz, şirketin kendisine değil ama evlilik süresince şirketin artmış net değerinin yarısı kadar parasal katılma alacağına hak kazanır; bu, özellikle kira-geliriyle büyüyen gayrimenkul portföylerinde şirketi fiilen “nakit ödemeye zorlayan” ciddi bir bütünlük riski doğurur, bu yüzden profesyonel yapılarda genellikle evlenmeden önce veya evlilik sırasında noterde mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığına geçilmesi, ya da en azından şirket paylarının kişisel mal olarak açıkça sözleşmeye bağlanması ve kârların temettü yerine sermayeye ilave edilmesi gibi yapısal önlemlerle bu riskin yönetilmesi gerekir. |
|
Hocam cevap için çok teşekkürler. Peki aklıma takılan, şirketin mülkiyetini kendi elimde tutsam ama intifa hakkını anne-baba'da tutsam veya trust benzeri ama yine kendi kontrolümde olan bir yapıya versem ne olur? Edinilmiş mallara katılma dışında bir rejime geçelim diyince Türkiye'nin bir kesimi bunu sıkıntı edebiliyor... |
| Çok teşekkürler. Babam pek bu konulara kafa yoran birisi değil ama konuşacağım. |
| Gayrimenkullerin mülkiyetini kendinizde tutup intifa hakkını anne-babanıza vermeniz veya trust benzeri ama fiilen sizin kontrolünüzde olan bir yapıya devretmeniz, evlilik hukukunda eşin katılma alacağını bertaraf etmez, çünkü mahkeme kimin adına kayıtlı olduğuna değil kimin ekonomik olarak faydalandığına ve şirket değerinin evlilikte artıp artmadığına bakar; kira gelirleri ve bu gelirlerle büyüyen şirket değeri yine edinilmiş mal sayılır ve boşanmada eş, şirketin kendisine değil ama evlilik süresindeki değer artışının yarısı kadar parasal alacağa hak kazanır; bu tür yapılar çoğu zaman muvazaalı mal kaçırma olarak delinir, bu yüzden portföyü gerçekten koruyan tek hukuki yol, sosyal olarak zor olsa da, noterde yapılacak bir mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığına geçmek veya şirket paylarını açıkça kişisel mal olarak tanımlamaktır. |
|
Cidden kusura bakmayın, yoruyorum sizi ama bu şekilde hem ben faydalanıyorum hem de konuyu okuyanlar. Danışmanlık da alacağım, teşekkürler tekrardan. Muvaaza için mal rejiminin bitimine 1 yıl gibi yakın bir tarih olması gerekmiyor mu? Ben sistematik bir şekilde kurulmuş uzun vadeli bir yapıdan bahsediyorum. Faydalanma için de zaten maaş, temettü gibi şeyler alıyorum. Mal kaçırma gibi bir dertten değil yani. Edinilmiş mallara katılma rejiminde olup yatırım portföyünün bir çoğunu koruyabilen yok mu koruyucu hukuk hamleleriyle? Mal rejimi düzenlemeleri kesin çözüm ve adaletli ama toplumda henüz bulması gerektiği yeri bulmuş değil. Ayriyeten, tek varisim zaten. Bütün Finansal işlerimi ailem üzerinden görmek ne gibi bir risk yaratır? |
| Up. |
|
Haklısınız muvazaanın delillendirilmesi için işlemin mutlaka mal rejiminin sona ermesine (boşanma/ölüm) 1 yıl gibi kısa bir süre kala yapılmış olması şart değil. Yargıtay, işlemin zamanlamasından çok ekonomik gerçekliğine ve evlilik içinde eşin katılma alacağını bertaraf edip etmediğine bakar bu nedenle intifa devri, aile bireyleri üzerinden şirket/portföy tutulması veya trust-benzeri ama fiilen sizin kontrolünüzde yapılar sistematik ve uzun vadeli olsa dahi, kira/temettü/maaş akışının size yönelmesi ve evlilik süresinde şirket/portföy değerinin artması halinde, bu artış edinilmiş mal sayılarak eşe değer artış payı (alacak) doğurur üstelik tüm finansı anne-baba üzerinden yürütmek tek varisim argümanını güçlendirmez, aksine emanet/örtülü malik karinesi, miras ve alacaklı haczi, ehliyet/vefat riski, vergisel ispat ve örtülü kazanç sorunları yaratır ve boşanmada da muvazaa/perdeyi aralama ile delinir. pratikte edinilmiş mallara katılma rejimi altında portföyü gerçekten koruyan tek sürdürülebilir yol, yatırımın kaynağını kişisel mal (miras, bağış, evlilik öncesi) olarak net biçimde belgelendirmek, evlilik içi emek/gelirle büyüyen kısmı şeffafça ayırmak ve mümkünse mal rejimi sözleşmesiyle payları kişisel mal olarak tanımlamak. aksi yarı-yarıya alacak riskini sadece geciktirir ortadan kaldırmaz. |
1. sayfa
Açıkçası şok oldum birkaç bir şey okuduktan sonra, şirket üzerine kayıtlı gayrimenkuller kişisel mal ama gayrimenkullerin kirası şirket içerisinde olsa bile edinilmiş mal sayıldığı için şirketi büyütürsen büyüttüğün kadarı evlilikte paylaşılıyormuş. Bu şirketin bütünlüğünü korumak adına büyük tehdit değil mi? Evet, malın kendisi paylaşılmıyor ama değerinin yarısı kadar nakit alacağı doğuyor sanırım. Bilgili olan hukukçu arkadaşlarım onaylayabilir mi bunu? Bilgim doğru mu?
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >