| Bence kader bir tepsi gibidir benim şimdi bu yazdığım ya da yazmaktan vazgeçeçeğim ya da tekrar yazmaya karar vermem orada hizada görünüyor.Yani ben kaderi falan değiştirmiyorum o zaten orada... |
|
Waves aslında ne dedi ? ( 2 ) “Allah, tanrı / ilah değildir” mealli laf cambazlıklarına yeltenenlere en iyi cevap, o üzerinde fikir yürüttükleri yüce varlığın vahyinde zaten verilmiş. Aslında ortada cevap verilmeye değer bir görüş olmadığı anlaşılıyor. Ancak, safsata ile zihninde soru işareti belirenlere rehberlik etsin diye derlediğim ayetler aşağıdadır. Çeviri Diyanet’indir. Benzer ifade ile yazılan ayetlerdeki nüanslara dikkat… - Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O Rahman’dır, Rahîm’dir. Bakara/163 - Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. Âl-i İmrân/18 - Allah ancak bir tek ilahtır. Nisâ/171 - Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. Mâide/73 - Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. İbrahim/52 - Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. Hicr/95-96 - Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Nahl/22 - “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur.” Tâ-Hâ/14 - Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. Tâ-Hâ/98 - Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. Enbiyâ/25 - De ki: “Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor.” Enbiyâ/108 - İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Hac/34 - O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kasas/70 - Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. Sâffât/1-4 - Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Zümer/6, Mü’minûn/116, A’râf/158, En’âm/102 - O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilah olandır. Zuhruf/84 - O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. Haşr/22,23 - Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Teğâbun/13, Neml/26, Tâ-Hâ/8, Nisâ/87, Âl-i İmrân/2, Bakara/255 - O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Müzzemmil/9 Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi yüce Kur’an’da Allah’ın “ilah” olduğu ve “O’ndan başka ilah bulunmadığı” açık seçik belirtilmiş. "La ilahe illallah" cümlesinin meali “Sadece Allah vardır.” değildir. Cümle “Allah’tan başka ilah yoktur.” mealindedir. Teessürle görüyorum ki, bu görüşler şirkin en gizlisini, en sinsisini, doğrudan inanç sahiplerini kıskacına aldığı için belki de en tehlikelisini barındırıyor. Niye mi? İmanın temelini oluşturan şahadeti, “Sadece Allah vardır.” şekline indirgeyenler, bir iki cümle sonra O’nun en üstün yaratığının, insanın da varlığını inkâra yelteniyorlar da ondan. Nitekim Waves’in “görüşlerine katılıyorum” dediği cengiz571 bakın yukarıda neler demiş : “İslamiyetle diğer dinler arasındaki en önemli fark Allah’ın tekliğidir. Diğer dinler bir ben var birde Allah der, İslamiyet ise sadece Allah var başka hiç bir şey yok diyor. Eğer sizde bir ben var birde Allah diyorsanız şirktesiniz.” Evet, işte asıl niyet belirmeye başladı… Yani bu görüşe göre : Bir tek Allah var, başka hiçbir şey yok. O’nun yarattığı insan yani “Ben” yokum. Ne var bunda, şirk bunun neresinde, denilebilir? Descartes’ın veciz olarak belirttiği üzere, düşünüyor hatta şüphe ediyor olmamız bizim var olduğumuzun kanıtıdır. Bir tek Allah var ve eğer bir yaratık olarak “ben” yoksam, söyler misiniz o halde düşünen kim?.. Ben Allah’ın yoktan var ettiği naciz bir kulum… Söyler misin Waves, sen nesin?... Allah, şirkin açığından da gizlisinden de tüm inananları korusun…Amin… |
|
Allahın isimleri (esmaları) haricinde bir varlık göster bende sana bir Allah var birde ben var deyim İhlas suresinde Doğmamıştır, Doğurmamıştır Ahad'tır tektir diyor biz Onun halifesiyiz Halife onun namına iş gören demektir ondan bağımsız değil bir damla suyu denize döksen ikilik denizde kaybolur. deniz denizdir, damlada damla deniz coşsa, dalgalansa burada irade denizin olur damlanın değil... kısa ama büyük mana ifade eder bu kelimeler... O koskoca deryada damlayı bulmak imkansız. ne akıl ile ne de kimya ile bulunmaz
|
|
arkadaşlar herşey kader'e bağlasaydık hangi insan hırsızlık-hangi insan zina-hangi insan kumar,içki oynamazdıki.......Kaderi görüş'e sahip olmamak lazım.....İnsan biraz düşünürse ne olacağı belli....Bir düşünün bakalım hoca niçin ezan okuyor?kaderinde yazdığı içinmi?gitsin evinde sıcak yuvasında otursun ve nasıl olsa kaderimde yazıyordu .Böyle olacağı varmış olmuş.....diye birşey olabilirmi? SİZCE???... |
|
Bu topik uzun süre inmeyeceğe benziyor. ben de ara ara tekrarlayıp bilgi tazeleyelim. KADER DİYE BİRŞEY YOKTUR ARKADAŞLAR. Kozmosun yapısından dolayı kader diye birşey yoktur. |
|
Şirk, ister kişinin kendi olsun ister ise algıladığı ve algılayamadığı şeyler olsun tüm bu varlıkların Allah'ın dışında kendi başlarına müstakil varlıklar oluşu görüşü yada zannı ile oluşur! Hiçbir varlık tek başına Allah olamaz ancak hiçbir varlığın da Allah'ın kendi esmasının / manalarının dışında bir mevcudiyeti olamaz!. Kişinin kendi varlığını O' ndan ayrıymışçasına görmesi ve beden boyutunda birimselliğini hissetmeye başladığı ilk anda " Varlığını benlemesi! ", gizli şirk denilen hali meydana getirmiştir. Kişinin kendini ve etrafındaki varlıkları Allah'ın dışında varlıklar olarak görmesi Kuran'da bize bildirilen İhlas suresinin anlamına ters bir haldir. İhlas suresinde Allah'ın Ahad! Yani, Bölünmez parçalara ayrılmaz, varlığına birşeyin girmesi ve çıkması mümkün olmayan salt tek! anlamına gelmektedir. Bu durumda hiç bir birim Ben Allah'ın dışındayım yada içindeyim diyemez! Çünkü herikisinde de Allah'ın varlığına bir sınır çizmek durumunda kalırki, Allah'ın sınırlandırmalardan münezzeh oluşu ihlas suresinde çok açık bir şekilde anlatılmıştır. yadamatrix arkadaşımız bu konuları bu şekilde anlatışımızı insanların kafalarını karıştırmak ve gereksiz boş laflar olarak görmeye istediği kadar devam edebilir. Burada herkes dinden kendi anladığı kadar birşeyler anlatıyor. İnsanlar da kendilerine bahşedilmiş olan akıl, irade gibi özelliklerle konuları değerlendirip neyin yanlış ve doğru oluşunu tesbit edebilmekten aciz değiller. Herkes kendi anladığı kadarıyla bişeyler yazsın ve konuyu paylaşalım. Şayet bu konuların üzerinde hakkı ile duramazsak ve değerlendiremezsek Kuran'ın " Hala kafanızı çalıştırmayacakmısınız","Hala düşünmeyecekmisiniz" Ayetlerine muhatap durumdayız demektir. Basit bir konuda bile yeteri kadar anlayış kazanabilmek için uzun süre o konu ile ilgileniyor ve ancak o zaman konu hakkında bir görüş sahibi olabiliyoruz. Peki bu kadar önemli ve hayati olan bir konuda ne kadar düşünüyoruz?!!! İşin doğrusu kimse bize bu konuların düşünülmesi gerektiğine dair birşey söylememiş aksine bizden öncekiler gibi bizede konuyu hikaye gibi anlatıp, şunu şunu yapacaksın yaparsan Allah seni cennetine koyacak, yapmazsan cehennemine atacak şeklinde olayı o kadar basite indirgeyerek empoze etmiş ki bizde zaten konuyu böyle kafalarımızda yarattığımız hayali bir olaylar silsilesi şeklindeki algılama haline girmişiz otomatikman. Zaten bize anlatanlarında bundan öte bildikleri bişey yok çünkü bu konular araştırılmaz, sorulmaz! Sorarsan kafir olursun, fazla dalma kafayı yersin! Kuran'ın bizlere "Hala düşünmeyecekmisiniz" uyarılarıda işitmeyen kulaklarca duyulmaz! Allah Basiret sahibi kullarından olmayı nasib etmiş olsun! |
şöyle düşünelim; diyelim ki okul da öğretmen hepinizi tanıyor ve sınav yapmadan kimisini sınıfta bırakıyor kimisini de çok ii notla geçiriyor.geçersen bişey yok.ama kalırsan itiraz etmez misin? "sınav yapmadan beni nasıl sınıfta bırakırsınız?" diye.... öğretmen de; "ben kimin ne not alacağını önceden biliyorum çünkü hepinizi çok ii tanıyorum" dese....... yani; Yaradan insanları cennete ve cehenneme bu hayatı yaşamadan soksa; cennete girenler tamam ama ya cehenneme girenler demez mi? "biz neye göre cehennemdeyiz?"diye..... Yaradan bu hayatta yaşadıklarımızı bizim önümüze koymaz mı birer delil olarak? Şahitler de vücudumuzun her bir parçası... umarım ne demek istediğimi anlamışsınızdır...... @deepimpact in dediği gibi....O'nun için zaman ve mekan yoktur...bunun için bizim ne yapacağımızı bilir ve görür...kader de budur zaten....O'nun herşeyi bilmesi ve görmesi... .......yani;"burda yol 2ye ayrılıyo sağdan gidecektim ama karar değiştiriyorum soldan gideyim"derseniz kaderiniz değişmez...kaderiniz hangi yöne giderseniz odur zaten...... |
| bu yorumu daha önce başka bir konuda daha yapmıştım...benzer sorular karşısında yaptım...ve onda da bir cevap gelmedi...bu konu ile ilgili tatmin olduğunuzu düşünüyorum |
ewt 1. mesajımı yazıom.nasip bu kader formunaymış. |
hadis: kim ne için yaratıldıysa o ona kolaylaştırılmıştır
|
|
Arkadaşlar olayı karıştırmayın. Şimdi sizin belirli anne ve babanız var.Ve onların bazı karakteristik yapısı var. Eğer düzgün bir annen baban varsa muhtemelen düzgün bir insan olursun.Çünkü insan 7sinde neyse 70 indede odur Ama sen gider kuruçayda büyürsen izmir'de.İleride uyuşturucu taciri yapan silah satan bir adam olursun. Kaderin muhtemelen budur.Ama sabit kader sadece ölümdür bunun dışındakilere insan özgür iradesi ile değiştirebilir. yani sen mantığını kullanarak doğru yolu daha düzgün bir hayatı tercih edebilirsin. Kendi kaderini kendin çizersin...Ama düşünebildiğin kadarı ile düşünemeiklerin senin kaderin olur ve sen istemeden bilinç altınla hareket edersin. İşte kader budur... |
|
Kader,Allah’ın olmuşu,olacağı ve olanı bilmesidir.Bunun içerisinde cüz-i irade ve külli iradenin her türlü kararı ve uygulaması mevcuttur.Kader ;Allahın ezeli ilmidir. Burada kastedilen ezel; geçmiş silsilelerinin bir ucu değil ki, eşyanın vücudunda esas tutulup ona göre bir zorunlu sıralanmaya varlıklar mecbur olsun! Belki Allahın ilmi için kullanılan ezel; geçmiş ve hazır ve geleceği birden tutar, yüksekten bakar bir ayna misali gibidir. Öyle ise, maddi dünya içinde uzanıp giden zamanın geçmiş tarafında bir uç hayal edip, ona ezel deyip, o ezel ilmine, eşyanın tertiple,sırayla girmesini düşünmek doğru değildir. ve kendisini onun dışında zannetmek… ona göre kıyaslamak gerçekçi değildir. Bu açıklamaları anlamak için şu örneğe bak: Senin elinde bir ayna bulunsa, sağ tarafındaki mesafe geçmiş , sol tarafındaki mesafe gelecek kabul edilse ; o ayna yalnız karşısındakileri tutar.Yukardan bu iki zamana tutsan yukarı çıktıkça daha fazla eşyayı içine alır. Sonra o iki tarafı bir tertib ile tutar, çoğunu tutamaz. O ayna ne kadar aşağı ise, o kadar az görür. Fakat o âyine ile yükseğe çıktıkça, o aynanın görüntüsü daha genişi tutar. Gitgide , bütün iki taraf mesafeyi birden bir anda tutar. İşte şu ayna şu vaziyette iken onun görüntülerinde yer tutan, o mesafelerde akan olaylara birbirine başlangıç, sonuç, uygun, ters denilmez. İşte kader, Allahın Ezeli ilmi olduğu için;ezeli ilim , peygamberimizin anlatımıyla "en yüksekten, ezelden ebede kadar herşey, olmuş ve olacak, birden tutar, hepsini içine alır bir yüksek makam da bir ayine gibidir." Olduğu için, Biz, ve ‘’başda, sonda, uygun gidiyor, ters’’ gibi karşılaştırmalarımız, onun dışında olamaz çünki, geçmişe taşınmış geleceğe bakan ayna tarzında olur.Baştan biliyordu…diye maziden bakan bir ilim Allahın ilmi değildir! İlim Allahın ilmi olunca, her varlığın,bir salise önceki bir salise sonraki Ve hazırki halleri kaderinde vardır.Allah her şeyi biliyor deriz. İlim bize ait ilim olunca geçmişi bir nebze bilebiliriz,fakat geleceği bize göre, ihtimallerle veya öngörülerimiz tutarsa bir düzenle bilebiliriz. Allahın ilminde,öngörüler,tahminler yoktur.Bizim ilmimizde öngörüler tahminler vardır.Onun ilminde her şey kesindir. Fakat irademizi tercihimizi ortadan kaldırmıyor. Nasıl olacaksa öyle biliyor! Yani irade verilen varlıkların seçimi de biliniyor demektir. Kader,bizim cüz-i ihtiyarımıza ters değil.Nasıl olacaksa öyle biliyor! Çünki Kader, bir çeşit ilimdir. Cüz-i irade noktasında bakıldığında ;İlim, olan olaylara tâbidir. Yani nasıl olacaksa, öyle biliyor. Yoksa olanlar, ilme tâbi değil. Sonuç olarak ; ''Madem Önceden biliyor da …'' denmez ve sorgulanmaz! Çünki Allahın Ezeli ilmi demek önceden biliyordu demek değil! Sanırım anlaşılmıştır. |
+1 |
| Kaderin olmasının veya olmamasının bize bir etkisi varmıdır getirisi götürüsü varmıdır? yoktur. ozaman kader gayet gereksiz birşeydir. |
bence en mantıklı açıklama bu olmuş.. |
Kader;Ezeli kısmet |
Bazı arkadaşların dediği gibi kader ince bir mevzuu. Aynı zamanda kadere iman Amentü esasları diye bilinen imanın şartlarından. Bu yüzden "kader yoktur" diyerek inanmayanlara sadece saygı duyabiliriz, tüm inançlara saygı çerçevesinde... İslam Alimleri(a.s) fıkıh kitaplarında, ilmihallerde kaderden bahsederken şu tek cümlelik özeti sunar: KADER, BİR EMİR DEĞİL, BİR İLİMDİR. İslam Alimleri(a.s) sadece bunu söylemekle kalmamış bunu da açıklamış: Allah(c.c) sonsuz ilmi sayesinde herşeyi bilir. Ancak insan -aciz de olsa- iradeye sahiptir(bazısı cüz-i irade der bazısı da irade-i cüzziye). İşte insan bu iradesiyle tercih yapar. Tüm bu "bağımsız,özgür" tercihler hayatımızı oluşturur. Ancak en başta belirtilen esas unutulmamalıdır. O(c.c) sonsuz ilmi sayesinde herşeyi bilir. O zaman; biz tercih yaparız ancak O tercihlerimizi bilir. İşte kader bu bilme olayıdır. Elbette ki O (c.c) isteseydi, istediği herşeyi tıpkı bir robot gibi emirlere harfiyyen itaat edenler şeklinde yaratırdı. Ama böyle yaratmıştır, sorgulamak kimsenin haddine değil. Yine bazı arkadaşların dediği gibi şayet kader hayatımızın "önceden biçilmiş bir kaftan olması" olsaydı, günah sevap diye birşey olmaz, herkes, "bu yaptıklarım benim kaderimde var, bu yüzden içik içerim, kumar oynarım vs." derdi. Bu ise sorumluluğu ortadan kaldırırdı. BİR ÖRNEK VERMEK GEREKİRSE: TAKVİMLERDE AYIN GÜNLERİNİN HAFTANIN HANGİ GÜNÜNE DENK GELDİĞİ YAZAR. MESELA BU AYIN 11. GÜNÜ CUMA. PEKİ BİZ TAKVİME BÖYLE YAZDIĞIMIZ İÇİN Mİ AYIN 11. GÜNÜ CUMAYA DENK GELDİ YOKSA ZATEN ÖYLE OLACAĞI İÇİN VE KOLAY HATIRLAMAK İÇİN Mİ BİZ TAKVİME YAZDIK? TEŞBİHTE HATA OLMAZ. BU SADECE BİR ÖRNEK. SONUÇ OLARAK BİZE İRADE VEREN, İRADE ETTİKLERİMİZİ YARATAN, TÜM BU DÜZENİ BU HALDE KURAN O'DUR (C.C) İnançlarımız bizi bağlar ancak bu diğer insanların inançlarına saygısızlık etmeyi gerektirmez. Müslümanlar için Peygamber Efendimizin isminin salevatsız yazılması saygısızlıktır. Nitekim Cenab-ı Hak bile kulu ve resulüne RESÜLULLAH demiş birinci ismiyle hitab etmemiştir. Başkalarının düştüğü hataya düşmeyelim ve inanmasak da saygılı olalım! |
|
kader beyaz kağıda sütle yazılmış bir yazı, elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı... |
Hz. Rasülullah insanların kendi kafalarında yaratmış oldukları ve ötelerde somut bir varlıkmışçasına yerleştirilen bir Tanrı anlayışını apaçık görmüş ve insanlara İslam dinini tebliğ etmiştir.
Demiştim..
Burada bir yanlış anlama olabilir. Hz. Rasülullah'ın gördüğü bu gerçekler elbette kendisine gelen vahiy'ler doğrultusundadır. Yoksa sadece kişisel görüşü anlamına değil! Çünkü
" O kendi hevasın'dan konuşmaz! " Ayetini hatırlayalım.
Bu mesaja 2 cevap geldi. Cevapları Gizle