Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
56
Cevap
1073
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Cevap: Kader - Cennet ve Cehennem (2. sayfa)
F
19 yıl (4642 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: OPTİMİST

Yanlışı, kötülüğü yapıp edip, faturayı kadere yada başka sebeplere kesmek sorumluluk bilinciyle bağdaşmaz..


Elbette.İyi ve kötü yol mevcuttur.İnsan ikisi arasında tercih yapar.Tercih yapması tamamen kendi inisiyatifindedir.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
P
19 yıl (602 mesaj)
Yüzbaşı

İrade ile karakter eş anlamlı sözcükler midir?


Bu mesaja 2 cevap geldi.
D
19 yıl (645 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: OPTİMİST

Yanlışı, kötülüğü yapıp edip, faturayı kadere yada başka sebeplere kesmek sorumluluk bilinciyle bağdaşmaz..


Tabiki.Kimse kadere suç atamaz.Çünkü biz yaptıklarımızı kaderimizde olduğu için yapmıyoruz.Zaten onları yapacağımız ezelden beri bilindiği için kaderimize yazılmış.
Yani kısaca kader: Hz.Allah (C.C.) bizi yaratırken hayatımız boyunca ne yapacağımızı bildiği için kaderimize yazmıştır.

Dediklerimde hata varsa şimdiden affedin.



S
19 yıl (2360 mesaj)
Yarbay

Kadere güzel bir yorum olarak gördüğüm "Azınlık Raporu" filmini seyretmenizi tavsiye ederim
Birde şu var Allah insanlara verdiği kadarını ister.Aklımız irade gücümüz ne kadarsa o kadarı istenir.Yeterki biz , bize bu kadar verilmiş ne yapalım diye kaytarmayalım


Bu mesaja 1 cevap geldi.
H
19 yıl (10396 mesaj)
Binbaşı

Yazılanların hepsini okudum .. ama arada ince bir çizgi var onu anlamış degilim .. @d@ndelo arkadaşımın son mesajına katılıyorum ve inanıyorum ama ister istemez aklıma bu geliyor peki dünya'ya geliş amacımız bir sınav yani islamı doğru bir şekilde yaşamak imtihan dünyası peki kaderimiz önceden belli ise bu sınav neden ?? hıı bakın ama bu alıntıya katılabilirim .. yani geleceğin bizim elimizde olduğuna inanlardanım yani insan kaderini kendi çizer

quote:

Orjinalden alıntı: emrebo

kadere inanmakla inanmamak arasında cok ince bir çizgi var. eger birini öldürüp bu benim kaderimde varmış derseniz bence yanlış olur.Allah insanlara cogu seyi secme hakkını vermiştir.(bağımsız irade) 7.8 lik bir depremi engelleyemessin bu kaderdir ama senin yaptıgın bina deniz kumundan olur ve yıkılırsa bu kader degildir.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
M
19 yıl (150 mesaj)
Çavuş

Hades, "Kaderimiz önceden belli ise imtihan neden" diyosun. Bunu şöyle tevil edebiliriz . Allah kullarına yaptıkları seçime şahit olması için mühlet vermeyi ve yapageldikleri şeylerin iyice bilinmesi ve ortaya çıkması için bunu murat etmiş olabilir.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
D
19 yıl (645 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: HaDeS

Yazılanların hepsini okudum .. ama arada ince bir çizgi var onu anlamış degilim .. @d@ndelo arkadaşımın son mesajına katılıyorum ve inanıyorum ama ister istemez aklıma bu geliyor peki dünya'ya geliş amacımız bir sınav yani islamı doğru bir şekilde yaşamak imtihan dünyası peki kaderimiz önceden belli ise bu sınav neden ?? hıı bakın ama bu alıntıya katılabilirim .. yani geleceğin bizim elimizde olduğuna inanlardanım yani insan kaderini kendi çizer



Bunuda yazayım dedimde sonradan vazgeçtiydim.
Eğer bu hayatı hiç yaşamadan,önceden bilinen yerimize (cennete,cehenneme(Allah korusun)) gitmiş olsaydık haklı olarak yapmadığımız günahlardan niye ceza alıyoruz diye itiraz edebilirdik.Hz. Allah yapacağımız hatalara,işleyeceğimiz günahlara kendimizi şahit tutuyor.Yani öbür tarafta itiraz etme gibi bir şansımız olmuyor.Gerçi biz itiraz etsek bile öbür tarafta tüm azalarımız dile gelecek.Elimiz sayacak tüm günahlarımızı.Gözümüz baktığımız tüm haramları sıralayacak.Bizlerden şikayetçi olacak.(Hz. Allah affetsin).Ama aksine elimizle verdiğimiz tüm sadaka ve yardımlarıda söyleyecekler.Namaz kıldığımız seccadeler dile gelecek.Aleyhimize şahitlik yapacak.(Cami de farz kılındık tan sonra yer değiştirilmesi bu sebeptendir.Daha çok seccade bize şahit olsun diye.)


Bu mesaja 1 cevap geldi.
Ö
19 yıl (28718 mesaj)
Moderatör

Küllî irade ve Cüzi irade görüyorum ki yine birbirine karıştırılmış.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
19 yıl (3929 mesaj)
Binbaşı

Bence kader ve kaza kavramı iradeninde içinde olduğu çok fazla olasılığın etkilediği birşey.

Burda eğer islam inancına göre sadece irade kavramından kaynaklanan şeyler için ödül ve ceza sözkonusu olursa kısmen itiraz edemem. Ancak yinede aşağıda yazacağım şeylerden dolayı itiraz olacaktır. İradenin dışındaki birçok etmenin ceza yada ödül şekline dönüşmesi adaletle bağdaşmaz.

İslama göre; iradenin nasıl oluştuğu ve hangi yönde olursa irade sayılacağı konusun cevabı islam inancında olmak ve ona göre hareket etmektir. İşte bu noktada itirazlar yükseliyor.

Örneğin hayatı boyunca kendisini insanlık yararına adamış yani iradesini olumlu yönde kullanmış bir bilim insanının, çoğu kişinin başka dinleri inceleme konusunda "gereksizdir" anlayışına rağmen islamı inceleyip kendine göre samimi bir şekilde mantıksız bulması sonucu inanmamış olmasından dolayı bir cezaya çarptırılması itiraz noktalarından biridir.

İradenin illa islamı kabul etmesi gerekliliği tartışma konusudur ve itirazın başlangıcıdır.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Drazy -- 21 Ağustos 2007; 11:20:39 >

H
19 yıl (10396 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: Babajaro

Hades, "Kaderimiz önceden belli ise imtihan neden" diyosun. Bunu şöyle tevil edebiliriz . Allah kullarına yaptıkları seçime şahit olması için mühlet vermeyi ve yapageldikleri şeylerin iyice bilinmesi ve ortaya çıkması için bunu murat etmiş olabilir.





quote:

Orjinalden alıntı: d@ndelo


quote:

Orjinalden alıntı: HaDeS

Yazılanların hepsini okudum .. ama arada ince bir çizgi var onu anlamış degilim .. @d@ndelo arkadaşımın son mesajına katılıyorum ve inanıyorum ama ister istemez aklıma bu geliyor peki dünya'ya geliş amacımız bir sınav yani islamı doğru bir şekilde yaşamak imtihan dünyası peki kaderimiz önceden belli ise bu sınav neden ?? hıı bakın ama bu alıntıya katılabilirim .. yani geleceğin bizim elimizde olduğuna inanlardanım yani insan kaderini kendi çizer



Bunuda yazayım dedimde sonradan vazgeçtiydim.
Eğer bu hayatı hiç yaşamadan,önceden bilinen yerimize (cennete,cehenneme(Allah korusun)) gitmiş olsaydık haklı olarak yapmadığımız günahlardan niye ceza alıyoruz diye itiraz edebilirdik.Hz. Allah yapacağımız hatalara,işleyeceğimiz günahlara kendimizi şahit tutuyor.Yani öbür tarafta itiraz etme gibi bir şansımız olmuyor.Gerçi biz itiraz etsek bile öbür tarafta tüm azalarımız dile gelecek.Elimiz sayacak tüm günahlarımızı.Gözümüz baktığımız tüm haramları sıralayacak.Bizlerden şikayetçi olacak.(Hz. Allah affetsin).Ama aksine elimizle verdiğimiz tüm sadaka ve yardımlarıda söyleyecekler.Namaz kıldığımız seccadeler dile gelecek.Aleyhimize şahitlik yapacak.(Cami de farz kılındık tan sonra yer değiştirilmesi bu sebeptendir.Daha çok seccade bize şahit olsun diye.)





Açıklamalar için çok tşk ederim


Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
19 yıl (10935 mesaj)
Yarbay

quote:

drazy

Örneğin hayatı boyunca kendisini insanlık yararına adamış yani iradesini olumlu yönde kullanmış bir bilim insanının, çoğu kişinin başka dinleri inceleme konusunda "gereksizdir" anlayışına rağmen islamı inceleyip kendine göre samimi bir şekilde mantıksız bulması sonucu inanmamış olmasından dolayı bir cezaya çarptırılması itiraz noktalarından biridir.

İradenin illa islamı kabul etmesi gerekliliği tartışma konusudur ve itirazın başlangıcıdır.


İman Allah ın cc kalbine yaktığı bir nurdur. Birinin müslüman olması Allah ın cc lütfuna bağlıdır. Ancak bu Allah ın cc dilediği mümin dilediğini münkir kılar anlamında söylemedim.

Bunun insana bakan yönü ise insanın cüzi iradesi ile her zaman doğruya yönelmiş olması gerekliliğidir.

Kimyada eşik enerjisi diye bir kavram vardır. Eşik enerjisi aşıldığında reaksiyon gerçekleşir. Ben de imanı biraz ona benzetiyorum. eğer insan samimi gayreti ile dine yönelmeye ve Allah ı cc bulmaya niyetlenmiş ise Allah cc bir şekilde onun kalbini imana açar, ya bir olayı ya da bir kişiyi o kişinin müslüman olmasına vesile yapar. bu sonuca hem Allah ın cc lütfu hem de kulun cüzi iradesi ile gayreti sayesinde gelinir.

" Kulum bana bir adım gelse, ben ona on adım yaklaşırım, kulum bana yürüyerek gelse, ben ona koşarak gelirim" buyuran Allah cc kendine yönelmiş insanları mutlaka hidayete erdirecektir.

bu durumda dediğiniz bilim adamı eğer Allah ı cc aramada samimi ve gayretli ise Allah cc imana nasip eder, eğer samimi ve gayretli değilse bir başka deyişle cüzi iradenin hakkını vermemişse o zaman iman nasip olmayabilir ...



K
19 yıl (847 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: Babajaro

Hades, "Kaderimiz önceden belli ise imtihan neden" diyosun. Bunu şöyle tevil edebiliriz . Allah kullarına yaptıkları seçime şahit olması için mühlet vermeyi ve yapageldikleri şeylerin iyice bilinmesi ve ortaya çıkması için bunu murat etmiş olabilir.



Sizce kaderlerimiz şimdiden belli mi ?


Bu mesaja 1 cevap geldi.
B
19 yıl (3703 mesaj)
Binbaşı

iyi o zaman satanistlerde desin ki "zaten kaderim de boyle olmak cehenneme gitmek vardı".boyle iş olmaz zira cüzzi irade ve külli irade kavramlarını unutmamak gerekir..neye göre cennet ve cehenneme gidecegin senin cüzzi iradenle haraket ettiklerine gore verilecektir elbet.evet Allahın gücü herseye yeter ama bu herseyi yaptıgı anlamına gelmez bunu şu anlamda soyluyorum mesela Allah dilerse herkesin kalbini islama açabilir veyahutta kapayabilir.bu onun kudreti elindedir.fakat bunu her zaman yapmaz cunku kalbin mühürlenmesi ile ilgili ayetlere bakıldıgında bunu inkar edenlerin yaptıklarının karsılıgı olarak aldıgını goruruz kısacası inaçsızlıgını kendileri irade ederler.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
C
19 yıl (7725 mesaj)
Yüzbaşı

Kişi kendi kaderini kendi belirler


Hayat seceneklerden ibarettir.O yolu biz kendimiz seceriz


Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
19 yıl (10935 mesaj)
Yarbay

quote:

Orjinalden alıntı: cornrose

Kişi kendi kaderini kendi belirler

Hayat seceneklerden ibarettir.O yolu biz kendimiz seceriz


bu ifadeleriniz doğru değil.


Bu mesaja 3 cevap geldi.
O
19 yıl (15033 mesaj)
Yarbay

Bence sözün özü şu , Allah insana özgür irade vermiş ve hakikati apaçık bir şekilde ortaya koymuştur. Sapmayı dileyenin sapmasını diler , hidayeti dileyenin de hidayetini diler. Bu manada Allah iradelere en çok saygı duyan varlıktır. Aki olsa imtihanın bi anlamı olmazdı..



O
19 yıl (1043 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: Deep Impact

quote:

Orjinalden alıntı: cornrose

Kişi kendi kaderini kendi belirler

Hayat seceneklerden ibarettir.O yolu biz kendimiz seceriz


bu ifadeleriniz doğru değil.




neden doğru olmasın.Belki siz kaderin tanımını yanlış yorumladınız.Bir sokaktan karşıya geçerken bile 1000lerce seçenek önümüzdedir.Bu binlerce olay da akabinde gelebilecek binlerce olaya bağlıdır,biz onlardan birini seçeriz.Bu seçimin kendisi iradeyi oluşturmaz mı?


Bu mesaja 1 cevap geldi.
C
19 yıl (7725 mesaj)
Yüzbaşı

Yanlış olan yeri neresi?

quote:

Orjinalden alıntı: Deep Impact

quote:

Orjinalden alıntı: cornrose

Kişi kendi kaderini kendi belirler

Hayat seceneklerden ibarettir.O yolu biz kendimiz seceriz


bu ifadeleriniz doğru değil.






Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
19 yıl (10935 mesaj)
Yarbay

İSLÂM'DA KADER ANLAYIŞI


1- CEBRiYE İnsanın, hareketlerinde cebir altında olduğunu kabul ettiklerinden, bu görüş mensuplarına Cebriye denilmiştir. Kurucusu Cehm bin Safvan'dır. (ö - 746) Bunlara göre: Bütün fiillerin, insanın fiillerinin hâliki Allah'tır. İnsanın hiçbir fiilinde iradesi ve seçme hakkı yoktur. İnsanın hareketleri cansızların hareketleri mesabesindedir. İnsanın kendi iradesiyle bir iş yapması onun yaratıcı olmasını gerektirir. Yaratmak ise AIlah'a mahsustur.(3) Görüldügü gibi insanlar da kendi iradeleriyle bir şeyler yapabilir dersek, irade ve yaratma noktasında AIlah'a ortak koşmuş oluruz diyerek insanların iradesini inkar etmişler; bu görüşleriyle güya AIlah'ı acziyetten tenzih ederken, iradesiz insanları bir takım vazifelerle sorumlu tutması bakımından Allah'a zulüm isnad ettiklerinin farkına varamamışlardır. Bu görüşlerine delil olarak gösterdikleri ayet ve hadisler vardır, fakat bu ayet ve hadisleri yanlış anlamışlardır.

Mesela bir ayet-i kerimede kafirler hakkında: "AIlah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde de perde vardır."(4) buyurulmuştur. Onların bu ayetten anladığı mana: insanların kalplerini AIlah mühürlediği içindir ki kafir olmaktadırlar. Halbuki yine kendilerine delil gösterdikleri benzer bir ayette Allah: "Hayır, Allah küfürlerinden dolayı onların kalplerini mühürlemiştir."(5) buyurmaktadır. Demek ki ayetten kesinlikle anlaşıldığına göre insanlar, Allah kalplerini mühürlediği için küfretmiyorlar bilakis kafir olmayı tercih ettiklerinden Allah kalplerini mühürlemiştir. Görüldüğü gibi kendilerine delil gösterdikleri ayet-i kerime kendilerini tekzip etmektedir. Örnek gösterilebilecek daha başka ayetler de mevcuttur. Ancak konunun derinliklerine inmemiz bu makale kapsamında mümkün değildir.

2- MUTEZiLE (KADERiYE) Mutezile mezhebi kader konusunda inkarcı olduğundan, Cebriye'nin tam aksine ilahi iradeyle sınırsız bir insan iradesinin varlığına inanmışlar ve insanı fiillerinin haliki (yaratıcısı) saymışlardır. Kader konusundaki bu çarpıtıcı görüşlerinden dolayı "Kaderiye" diye de anılmışlardır. Aşağıda izah edeceğimiz gibi AIlah her şeyi yaratandır. Hayrı da şerri de o yaratır. İnsanlarda şerri yaratmış olmasını AIlah'a uygun görmediklerinden, hayır da şer de işleyebilen insanı iradi fiillerinin haliki (yaratıcısı) sayarak yaratma açısından insanı AIlah'a eş koşmuşlardır. Halbuki AIlah bir ayette: "Gerçekten biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır"(6) buyurmaktadır.

Bir başka ayette de: "Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır"(7) buyurulmuştur. Görüldüğü gibi gerek Cebriye gerekse Kaderiye birbirinin tam aksine ifrad görüşlere sahip olmuşlar ve ilâhi iradeyle insan iradesi arasındaki nazik noktayı kavrayamamış; yağmurdan kaçarken doluya tutulma misali her iki grup da bir hatadan kaçarken farkında olarak veya olmayarak başka hataların içine düşmüşlerdir. İtikadi konu olan kader hakkındaki düşülen bu hataları, Peygamberin dosdoğru yolundan giden ehli sünnet topluluğu affetmemiş ve bu mezhepleri sapık mezhepler grubuna dahil etmişlerdir.

Söz konusu mezhepler kader meselelerini bütüncü görüşten ve terkip metodundan yoksun olarak ele aldıklarından bu çıkmazların içine düşmüşlerdir. Düşülen bütün bu hataları inceleyen ve sebeplerini tesbit eden ehli sünnet mezhebi alimleri, izah ettiğimiz mezheplerin iyi yönlerini de ele alarak, onların düştüğü ifrat ve tefrite düşmeden bütüncül görüş ve terkip metoduyla kader mevzuunu incelemiş, mutedil (orta yolu) benimseyerek en isabetli sonuçlara varmışlardır.

3- EHL-i SÜNNET Hz. Muhammed ve onun arkadaşlarının akaid (inanç) sahasında izledikleri yolu takip edenler manasına bu topluluğa Ehl-i Sünnet denilmiştir. Müslümanların ekseriyetle tabi olduğu ve takip ettiği yol bu yoldur. Yukarıda görüşlerini izah ettiğimiz ve etmediğimiz bir çok sapık mezheplerle mücadele edip onların yanlış mütalaâlarından İslâm'ı kurtararak, İslâm'ın sağlam inançlarını doğru olarak açıklamaya uğraştıklarından bunlar da mezhep katagorisi içinde mütalâa edilmiştir.

Bu görüşü şekillendiren belli şahıslar değil, her devirde diğer mezheplerle mücadele eden geniş Müslüman alimler ve cemaatler topluluğudur. Bu topluluğun H. 300 (ki Gazali'nin zuhuru)'e kadar yaşayanlarına Mütakaddimin (önce gelenler), bundan sonraki alimlere de Mütaahhirin (sonra gelenler) adı verilmiştir. Önce gelen alimler Kur'an'daki müteşabih (manaları kapalı) ayetlerin teviline gitmemiş, üzerinde yorum yapmamışlardır. Ancak bilahare bu ayetlerin gelişigüzel yorumlanıp Müslümanların manaları açık ayetlere dayanan inançlarını sarsmaya başlayan mezhepler türeyince, sonraki alimler manaları kapalı ayetlerin (müteşabih) Kur'an'ın kati hükümlerine uygun tarzda yorumlarını yapmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Sonraki alimlerden görüşleri belli şekil kazanmış iki alim Ebul Hasan el-Eş'ari ve Ebu Mansur Muhammed Maturidi'dir. Aralarında çok tali mevzularda farklılık bulunan bu iki alim, Ehl-i Sünnet inancını temellendiren Eş'ariye ve Maturidiye mezheplerini kurmuşlardır.(8) İslâm'ın kader anlayışı konusunda üç ana mezhebi konu ettiğimiz için Ehl-i Sünnet'in de Cebriye ve Kaderiye karşısında aldığı tavrı ve temel görüşlerini ortaya koymamız gerekmektedir. Bu açıklamalarımız aynı zamanda İslâm'ın genel kabul görmüş görüşleri olacaktır.

Mevzumuzun başında kaderi tarif ederken Allah'ın, olacak bütün hadiseleri ezelde görüp bilmesi, zaman ve mekana göre tayin ve tesbit ederek takdir etmiş olmasıdır demiştik. Allah'ın ilim ve irade sıfatına tabi olduğunu da ifade etmiştik. Bu tarife göre AIlah'ın ilim ve iradesinin zamana sebkat ederek (öne geçerek) zaman içinde olacak şeyleri tesbiti söz konusudur.

Yani Allah'ın ilmi ve ona göre takdiri önce, hadiselerin zuhuru ve ona göre yaratılması -kadere göre yaratılması- sonra cereyan etmektedir. Kainatta sürüp giden ahengi, uygunluğu ve akıllara hayret veren nizamı gözleyen insan aklı, bu nizamın bir nizamlayıcısı (programlayıcısı)nın olmasını zaruri görmektedir. Hele tevhid prensibinden hareket eden akıl sahipleri, kainatı bunsuz düşünmemektedirler. Yani biz günlük işlerimizi programsız yapamazken, koskoca kainat nasıl programsız olabilir. İşte kader bu programın kendisidir. Bu programı Allah, ezel ve ebedi kuşatan zamansız ilmiyle hadiseleri kuşatarak yapmıştır. Olacak şeylerin onun ilmi dışında cereyan etmesi mümkün değildir. Eğer mümkün olsaydı AIlah'ın ilmi bu takdirde cehalet olurdu. Cehalet ise AIlah'ın şanına uygun değildir.

İşte AIlah bu ilmiyle bildiği şeyleri ezelde takdir etmiş ve yazmıştır. Olacak şeyler bu takdirin dışına çıkamaz. Buraya kadarki izahlarda hemen hemen itiraz vaki olmamıştır. Ancak bu izahlar açısından Allah'ın insanlara bir takım emirler vererek onları sorumlu tutması, emir ve yasaklara uymayanları cehennemle tehdit etmesi söz konusu olunca, itirazlar vaki olmuş ve kader münakaşaları zuhur etmiştir. Ehl-i Sünnet bu meseleyi şöyle ele almıştır
: İnsanda zuhur eden fiiller iki çeşittir.

1- Izdırari Fiiller (Zaruri Fiiller): İnsanın bu fiilleri tamamen iradesinin dışında cereyan eder. Mesela göz kapaklarını oynatması, kalbinin çarpması, uyuması, acıkması vb. Acıkan insanı yemek yememekle mükellef tutmak zulümdür. Çünkü insan yaşamak için onu yapmaya mecburdur. Bu işler iradeyle seçmeyi gerektiren işler değildir. Onun için sorumluluk açısından konu teşkil etmezler.

2- İhtiyari Fiiller (İnsan İradesine Bağlı Fiiller): İnsanın yapmaya muktedir olduğu muhtelif işlerden her hangi birini tercihe müsait fiillerdir. Mesela inanmak veya inanmamak, görebileceğimiz bir şeye bakmak veya bakmamak, başkasının malını gaspetmek veya bundan vazgeçmek vb. insan bu işlerden birini tercih etmek yetkisine ve iradesine sahiptir. İnsanın bu yetkisine Ehl-i Sünnet "cüz-i irade" demektedir. İnsan cüz-i iradesine konu teşkil eden hususlarda mesuldur. Görüldüğü gibi Ehl-i Sünnet insanı, Cebriye'nin düşürdüğü mecburiyetten bu izahla kurtarmaktadır. Yani insan cüz-i iradesine konu teşkil eden hususlarda serbestir. Bu serbestlikten dolayı da mesuldur. İnsanın Kur'an ve hadisle belirlenen bütün mükellefiyetleri cüz-i iradesine konu teşkil etmektedir. Bu noktada konuya açıklık getiren birkaç ayet meali vermek faydalı olur. Bir ayette Allah: "Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Biz ona iki de yol gösterdik"(9) buyurmaktadır.

Bir başka ayette: "Muhakkak, yüce Allah hiçbir şeyle insanlara zulmetmez. Fakat insanlar kendi nefislerine zulmederler"(10) buyurulmuştur. Birçok ayet-i kerimede Allah insanları cehennemle tehdit ederken: "İşlediklerine ceza olarak"(11) "Kazandıklarına ceza olarak"(12) tabirlerini kullanmıştır. Demek ki insan bir şey işliyor, bir şey kazanıyor, bunun karşılığı olmak üzere de ceza veya mükafat alıyor.
İnsan bu işleri yaparken ezeldeki takdirin dışına çıkmıyor, çünkü Allah ezelde takdir ederken insanların cüz-i iradeleriyle yapacağı işleri nazar itibara aldığından, Allah'ın takdiri insanın yapacağından farklı bir şey olmamaktadır. Yani biz bir takım şeyleri Allah takdir ettiği için mecburen yapmıyoruz. Allah bizim nasıl yapacağımızı bildiği için öylece takdir etmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla kaderin dışına çıkmamaktayız.

----Bütün bu izahlardan sonra Ehl-i Sünnet'in vardığı sonuçları ve kader konusundaki inanç esaslarını özetlersek şöyle diyebiliriz: Allah her şeyi yarattığı gibi bunun içinde küfür-iman, günah-sevap cinsinden olan insan fiillerinin tümünü yaratır. Kul kesbeder (kazanır). Kainatta olup biten herşey Allah'ın takdiriyledir. Ancak insanlar zorlama altında değildir. İnsanlar irade fillerini Allah takdir ettiği için yapmaz, ancak Allah insanların yapacağı işleri önceden bildiği için bildiği gibi takdir etmiştir. Bu inanç esaslarına inanmak imanın gereğidir.

tamamı burada

kaynak: diyanet



D
19 yıl (10935 mesaj)
Yarbay

quote:

Orjinalden alıntı: OğuzhanAhan


quote:

Orjinalden alıntı: Deep Impact

quote:

Orjinalden alıntı: cornrose

Kişi kendi kaderini kendi belirler

Hayat seceneklerden ibarettir.O yolu biz kendimiz seceriz


bu ifadeleriniz doğru değil.




neden doğru olmasın.Belki siz kaderin tanımını yanlış yorumladınız.Bir sokaktan karşıya geçerken bile 1000lerce seçenek önümüzdedir.Bu binlerce olay da akabinde gelebilecek binlerce olaya bağlıdır,biz onlardan birini seçeriz.Bu seçimin kendisi iradeyi oluşturmaz mı?



kişi kendi kaderini kendi belirler düşüncesi yukarıda da verilen bilgiye göre mutezile (kaderiye) denilen sapık mezhebe aittir. aksine insan kaderin mahkumudur, kendi fiillerinde söz sahibi değildir diyen cebriye de sapık mezheptir.

bizim yolumuz ise Ehli Sünnet çizgisidir. yukarıda ayrıntılı bilgi var.


Bu mesaja 2 cevap geldi.