1. sayfa
| sözleşmesi dondurulabilir bunun örneklerini daha önce görmüştük. |
|
| Sözleşmesi donurulur bu süre zarfında para almaz. Tedavisini GS karşılar olur biter. |
| söylediklerinin tek hedefi endüstriyel futbol |
|
Konunun özeti son pragrafta var aslında, futbolun endüstrileşmesi bu sonuçları doğurdu. Çünkü kulüpler şirketleşti ve ekonomik başarı, sportif başarı kadar önemli hale geldi hatta perde arkasında ekonomik başarı daha önemli hale geldi. Kasaya giren para, kaleye giren golden önemli olunca artık etik ve ahlaktan çok söz etmenin de manası kalmadı. Eskiden yöneticiler takım kaptanı ruhuyla düşünür öyle haraket ederdi, fanatik bir taraftar gibi ama artık yöneticiler CEO gibi yaklaşıyorlar ve aday olurken de başka beklentiler ile geliyorlar (prestij, güç vb) Son yıllarda petrol zenginlerinin kulüp satın almaları da zaten futbolun ne kadar büyük bir endüstri haline geldiğini ve popülaritesinin nasıl bir prestij sağladığını gösteriyor aslında. Abramoviç'i dünyanın en tanınmış ilk 100 kişisinden biri yaptı, kim tanıyordu daha önce kendisini... Neyse asıl konumuza gelirsek (çok uzadı) paranın imanı da, ahlakı da, etiği de yoktur. Futbolda sporcu ahlakı ve etiği artık sadece sahada oynayan 22 kişiden beklenebilir ama yine 50 yıl öncesinin amatör ruhuyla değil. En azından sahada daha kabul edilebilir seviyede ahlaksızlık var. Bununla yetineceğiz maalesef... |
| eğer futbolcu ile kulüp anlaşırsa maaşının yarısını yada %25 ini alabilir sakatlık sürecinde. tedaviyide kulüp karşılar. zaten bu oyuncuların maaşının %25 bile çok para. |
| Adam doktor olmuş haberimiz yok.Bir sakatlanma olduğu zaman sana sorarız artık kaç ayda iyileşir diye PM ile |
sabrinin yıllık 1 milyon 250 bin euro garanti para aldığı bir dünyada ben artık futbolu irdelemem maçı izler tvyi kapatırım benim için futbol budur |
Bu konudan bunu anladıysan ben senle tartışmam, bu mesajdan sonra muhatab bile olmam. |
1. sayfa
1-Fesh edilirse: Ujfa'yı düşünün, 1 sene boyunca şampiyonluk için yırtınan bir oyuncu. Aldığı parayı haketmek için bütün tecrübesini takıma sarfetmiş, Semih'e yardım etmiş gelişmesinde. Sonra elinde olmadan sakatlanıyor ve kulübü ona "git" diyor. Zor bir durum olmalı.
2-Edilmezse: Çoğu insan kıt kanaat yetindiği aylığıyla gidip GS ürünü alıyor. Ve bu paranın bir kısmı da, evinde yatan, gününü gün eden bir oyuncuya gidiyor. Tek yaptığı iş yatmak olan bir insan 150-200 bin euro aylık alıyor.
Burada hangisi doğru? İkisi de doğru ve ikisi de yanlış. Ama suçlu Ujfa ya da GS değil. Suçlu, futboldur. Çünkü futbol aslında etik değerler katilidir.
Bu sadece bir olay. Diğer ahlak dşı durumlara bakıp bakış açımızı genişletelim.
-"Bir takım"ın taraftarı tonla parayı takımına yatırıyor. Kombine alıyor, lisanslı ürün alıyor, deli gibi para harcıyor takımına. Ama bu takımın yöneticisi diktacı ve başarısız bir TD ile çalışıyor. Takım, prestiji çok yüksek bir turnuvaya katılamıyor. Üstelik oradaki takımların bir kısmının maddi değeri çok daha düşükken.
-"Güzide bir kulübün" başına baş belası birisi başkan oluyor. Kulübün bütün maddi dinamiklerini tüketiyor, borç batağına sürüklüyor o kulübü. Kulüp o kadar kötü duruma geliyor ki, UEFA'dan men ediliyor, kulüp gençlerle çalışmak zorunda kalıyor. Arkada kalan milyonlarca taraftarına ise yas tutmak düşüyor.
-Bir çok "şehir kulübü" aslında başarılı olmayı hakediyor. Düşünsenize, 300 bin nüfuslu bir şehir, taraftarı deli gibi seviyor takımını. Ve gittiği her yerde destekleyip, ürünlerini kullanıyor takımının. Belki de denizde tuttuğu balığın parasını gidip takım formasına harcıyor. Sonra bir büyük şehir takımı geliyor ve yetiştirdikleri yıldızları alıp gidiyor... Bu takım Avrupa'da kupayı çok hakettiği halde, belki de şehrin nüfusundan ve ekonomik durumundan ötürü asla Avrupa'da başarılı olamayacak.
Verilecek örnekler daha çok var, ama okumak zor olacağı için yazmıyorum. Görüldüğü gibi futbolun ahlaksız bir sistematiği, hiyerarşisi var. Futbol piramitinin üst kısımlarında reklam ve para delisi olan ve bulunduğu koltuğu kullanarak kitleleri kandıran ama kulübün parasını iyi değerlendiremeyen yöneticiler; insanlar asgari ücretle yaşarken, milyon dolarları alan futbolcular; sokaktaki adam kadar futbolu bilmeyen TD'ler, yorumcular, gazeteciler var.Bu piramitin ara basamaklarını saymadan en alta bakalım, acaba kim var? Tabiki biz, yani taraftarlar. Sürekli veren ama hiç alamayan bir grubuz. Tıpkı beslenme piramitindeki "ot" gibi.
Bizler manevi haz almak için kulüplerimize para harcarken, bu paraların bize dönüşü sevinç ve mutluluk olmuyor. Her başarısızlığın arkasından birbirimizle yaptığımız kavgalardan, tartışmalardan,,stresten ve sinirden başka geri dönüşü yok bize.
Ama asıl nokta şu ki, futbolu bu kadar ahlaksız yapan bizim sevdamızdır. Örneğin, yöneticiler gündeme gelmek için kışkırtıcı üslup kullandığında, birbirimizi boğazlayacak duruma gelmemiz; çocukların rızkından kesip, yedek kulübesinde oturduğu için elin İspanyoluna yıllık 3M Euro vermemiz; takım kaybettiğinde, futbolcu,TD ve yönetici, lüks hayatına devam ederken,bizim ağlamamız hep bu sevdadan işte.
Yani Ujfa falan nedir ki... Futbol, olduğu gibi etik dışı bir kavramdır.Bunun sebebi ise en başta bizleriz... Ve biz sevdamıza gem vurmadıkça, bu düzen de böyle gidecektir.
Hele ki endüstriyel futbol böyle, üzülmek de var sevinmek de, almak da var satmak da, kandırmak da var kandrılmak da demeyelim. Buna da sebep bizleriz. Sevda para etmez derler bir de, sizce de öyle mi? Sevdalardan doğan milyar dolarlık bir pasta, afiyet olsun yiyenlere.
İçimden geldi yazdım öyle, sıktıysa affola.
Sebep gösterilmeden silinen bir konudur, tekrar açtım.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.