|
Bu kelimenin anlamını biliyorsanız; lütfen, lütfen ama lütfen konuyu siyasi ve dini tartışmalara çekecek mesajlar yazmayınız. Sonra konu siliniyor, düzgün ve düzeyli yorum yazan arkadaşların emekleri heba oluyor. Lütfen emek hırsızlığı yapmayalım. Bir süre kendimi forumdan uzaklaştırmayı tercih ediyorum arkadaşlar. Nedeni bu linkteki mesajımda ve aynı konuda bulunan önceki mesajlarımda yazıyor. Hoşçakalın. |
MoĞoLLar bu özelleştirilen şirket ve kurumların sadece 1 tanesi yabancılara satılmış oda malum telekom İstanbul gübre sanayi ___GAP Gübre http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-01-23_oyk_igsas.htm bursa gaz ___Çalık grubu http://www.oib.gov.tr/portfoy/bursagaz.htm esgaz ___Kolin inşaat A.Ş http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-02-17_oyk_Esgaz.htm seka karacasu ___Burhan ahşap çelik L.T.D http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-03-15_oyk_seka_karacasu.htm beykoz deri kundura ___Yıldırım dış ticaret A.Ş http://rega.basbakanlik.gov.tr/Eskiler/2004/04/20040410.htm#11 divriği h. işletmesi ___Ereğli demir çelik A.Ş http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-04-07_oyk_divhan.htm kütahya gübre sanayi ___Yıldız entegre ticaret A.Ş http://rega.basbakanlik.gov.tr/Eskiler/2004/10/20041001.htm#9 samsun gübre sanayi ___Erkan inşaat madencilik A.Ş http://rega.basbakanlik.gov.tr/Eskiler/2004/05/20040513-39.gif tümosan ___Alçelik çelik yapı A.Ş http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-05-28_oyk_Tumosan.htm etikrom ___Yıltaş inşaat L.T.D http://www.oib.gov.tr/portfoy/etikrom.htm etigümüş ___Söğütsen seramik A.Ş http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-05-12_oyk_eti_gumus.htm etibakır ___CE-KA inşaat A.Ş http://www.oib.gov.tr/duyuru/2004-04-02_oyk_eti_karadeniz_bakir_samsun_islet.htm kütahya ve adapazarı şeker fabrikası___Torunlar gıda sanayi--Amasya pancar ekicileri kooperatifi http://www.oib.gov.tr/portfoy/seker.htm ataköy turizm.ataköy otelcilik ve ataköy marina___Denizciler Ataköy Ortak Girişim Grubu http://www.oib.gov.tr/duyuru/2005-02-02_oyk_atakoy_otel_marina_yat.htm kıbrıs türk hava yolları___Ada havacılık A.Ş http://www.resmi-gazete.org/y%C3%BCksek/10/sayfa-10.html kuşadası tatil köyü ___Global altyapı A.Ş http://www.resmi-gazete.org/19may%C4%B1s+resmi+tatil/10/sayfa-5.html Efes ve ankara oteli ___Tahincioğlu nida ortak girişim / Çelikler inşaat http://www.nethaber.com/Ekonomi/22981/Emekli-Sandiginin-elindeki-son-otel-Bursa-Celik efes ve ankara oteli türk telekom ___Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu http://www.oib.gov.tr/telekom/turk_telekom.htm |
|
Ümüğümüzü kim sıkıyor? başlıklı güzel bir yazı. Lanet olsun vatandaşı bu durumlara düşürenlere. http://www.cnnturk.com/Yazarlar/EMIN.CAPA/Umugumuzu.kim.sikiyor/28.737/index.html |
Ne sorusuna yanıt vereyim? Siz "hükümet kullanılmasın diye akaryakıta zam yapıyorsa araçlar satılsın diye ÖTV ye niye indirim yapıyor" sorusuna yanıt verdiniz mi? Yine de vereyim. Arkadaş biraz mübalağa yapmış ama söylediğinin ruhu doğru. Mark tedavülde iken Yunanistan'da benzin 1 mark civarındaydı. Kaynak konusuna gelince Alman otomobil klübünün verileridir. Günlük güncellenir. Sağlam kaynaktır. http://www.avd.de/startseite/service-news/benzinpreise/benzinpreise-in-europa/preise-fuer-superkraftstoff/ Vergiler konusuna gelince akaryakıt vergileri tüm dünyada çok yüksektir. Örneğin Almanya'da 1,4 liralık benzin fiyatı baz alınarak yapılan hesaplamaya göre 88,3 kuruşu vergi imiş. Yani 51,7 kuruşluk benzine 88,3 kuruş vergi uygulanıyor. Aynı oran bizde de uygulanıyorsa 1.54 euronun 1 eurosu devlete gitmesi gerek. Bizdeki denetimsizliğin ve vergi kaçakçılığının boyutunu düşününce beynimi afakanlar bastı. Keşke vergi diye ödediğimiz bu yüksek paralar gerçekten devletin kasasına girse. http://www.avd.de/startseite/service-news/benzinpreise/staatlicher-anteil-an-den-kraftstoffkosten/ |
Biraz önce "abartı yok" demiştiniz, şimdi de "biraz mübalağa yapmış" diyorsunuz Ama benim Yunanistan'da bulunan tanıdığım bana benzin 1.5euro civardında derken sallamış oluyordu. Mark bizi ilgilendirmez, euroya bakalım. Akaryakıta bütün dünyada yüksek vergi uygulanıyor. Bu konuda hemfikir olduğumuza sevindim.
Ben akaryakıt kullanılmasın diye değil, akaryakıt tüketici tarafından har vurulup harman savurulmasın, müsrifçe kullanılmasın diye ithalatçı ülkelerin ağır vergi yükü getirdiğini söylüyorum. Yukarıda okursanız, aynen yazıyor. Takdir edersiniz ki bunun daha fazla araba satılmasına destek olmakla çelişen bir yanı yok. |
BAE günlük 2milyon varil petrol üretimi olan bir ülke. Ayrıca 13milyar ton civarında kanıtlanmış petrol rezervleri buluyor. Aslında 28cent bile çok ya neyse |
http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/170335-Elektrige-zam.aspx Sonbahara girmemizle beraber hastalığın(krizin) semptomları iyice kendini göstermeye başladı. Daha önce akaryakıta zam gelmişti yüksek oranda. Üretilen bütün ürünler için elektirik harcanır ve nakliyesi için akaryakıt kullanılır. Dolayısı ile enerjiye yapılan bu zamlar zincirleme olarak bütün ürünleri zamlandıracak. Öte yandan zam, zaten az olan tüketimi daha çok baltalayacak. Bu da krizin süresini ve etkisini uzacatak. Hükümet kısır bir döngüye girdi ve görünen o ki, ne yapacaklarını onlar da bilmiyorlar. Bütçe açık veriyor, vergiye zam yap, bu sefer tüketim düşüyor, vergi gelirleri düşüyor. Tüketim düşünce üretim düşer, işsizlik artar. Nereye kadar? Çıkmaz sokak bu. IMF ile anlaşmak istiyorlar ama siyasi açıdan zarar vermesinden korkuyorlar, o kadar atıp tuttular şimdi anlaşma yaparlarsa, halkın gözünde başarısız gözükürüz diye. Zor günler var önümüzde... Krizin en sert etkilerini bu sonbahar ve kış tecrübe edeceğiz. |
|
"Dellci" başlamışsınız yine meydanlardaki siyasetçiler gibi propagandaya. artık anladık kimi savunduğunuzu. geçen sene talimat gereği adına reform adını verdikleri bir sosyal güvenlik yasası çıkardılar. tamamen insanımızın aleyhine.emekli olupta devlete yük olmayın ,ölüme yakın belki emekli olursunuz dediler. mesele sadece emeklilik de değil.sosyal hakların geriye gitmesi. basit bir örnek; isteğe bağlıyı 9000 güne çıkardılar.sonucu düşünün.bu en basit örnek! yıllarca prim ödemiş ,örneğin ev hanımı emekliliği unutabilir.tabi aynı şey işsizliğin kol gezdiği ülkemizde çalışanlar içinde geçerli. bu kafa aynı yasada ne çıkardı biliyormusunuz! "kendilerine yani milletvekillerine 15 sene geriye borçlanma getirdiler."çalışanlar bir gün geriye borçlanamıyor. kendilerine ve yakınlarına burada sayamadığım bir çok kıyak.özellikle sağlık ve ödemeleri ile ilgili. http://www.alitezel.com/tezel/yazi_goster.php?id=3037 bu zihniyetin nesini savunacağız.savunursak ne olacak. amel defterimize sevap mı yazılacak! |
Hükümetin bazı kararları doğru iken bazı kararları o politikanın aksine çıkabilir, yani bu bizim baktığımızda çok başlı devlet görüntüsü uyandırıyor.. Mesela hükümetin akaryakıt fiyatlarında ÖTV artırımı bir ''tüketimi baltalama'' uygulamasıdır.. Vergi artırımları bir baltalama uygulamasıdır.. ÖTV indirimi ki bana göre yanlıştır, olmaması gerekir.. Mesela Çevre ve orman bakanlığı böyle bir strateji belgesi yayınlarken http://www.iklim.cevreorman.gov.tr/belgeler.htm (Ulusal iklim değişikliği strateji belgesi taslağı) Öte yandan ulaştırma bakanlığı 3. köprü, dev otoyollar projesinden bahsedebiliyor.. Ya da sanayi bakanı çıkıp bireysel araç tüketimi için Ötv indiriminden bahsedebiliyor.. Bu çok başlılık sorunu sadece bu hükümete ait değil, Türkiye'nin yıllardan beridir kronik sorunudur.. Kurumlar arası etkileşim, ortak çalışma ve koordine eksikliği çok eksiktir.. Karar alma mekanizmaları düzgün çalışamamaktadır.. Türkiye'de bir bürokratik yapı fosil yakıt enerji azaltımının olması gerektiğinden bahsederken, diğer kısım aksini yapabiliyor.. Yurtdışının baskısıyla da Türkiye'de fosil yakıt enerji azaltımı gerçekleştirilecektir diye düşünüyorum, sonuçta onlara bağımlıyız, her yönden.. (Tarım ağırlıklı ekonomi derken yanlış kastettim, ekonomi içinde tarımın payının şimdiye oranla çok daha fazla olucağını, insanların kentlerden köylere göç ediceğini söylemek istemiştim, ama oransal olarak tarım mı sanayi mi ağırlıkta olur onu zaman göstericektir.) |
|
bugün babacan orta vadeli ekonomik planı açıkladı. İşte resmi ağızdan türkiye'nin ağlanacak hali ve karanlık geleceği: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=207556
Eğer hakikaten işsizliği düşüremeyeceklerse, zaten 2012'yle ilgili tahmin yürütmelerine de gerek yoktu hani |
ahhh ahhh keşke dedikleri uygulanabilse zaten sorun kalmayacaktı. geçmiş zaman kipini mecburen kullnıyorum çünkü sonraki iktisat kongrelerinde zaten milli politika devlet eliyle çürütüldü. 86 yıl önce nler söylenmiş bir bakalım bugunun gerçeklerine neden uygulanamıyor onu irdelemeye çalışalım. Birlerinin istemediği kesin ama 1920 de de istemiyorlardı eski adı kapütülasyon idi şimdi biraz şekil değiştirdi veya evrime uğradı diyelim. ------------------------------------------------------------- 17 Şubat-4 Mart 1923 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2 Mayıs 1920'de 11 bakandan oluşacak hükümetin kurulması ile ilgili 3 numaralı kanunu kabul etmişti. Bu hükümette bir de İktisat Bakanlığı bulunmaktaydı. Hükümetin programında mali ve ekonomik meseleler üzerinde önemle durulacağı da belirtilmişti. Ancak 1920-1922 yıllarında Türkiye, Kurtuluş Savaşı içinde bulunduğundan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin bu dönemdeki başlıca amacı yurdu istiladan kurtarmaktı. Savaşın gerektirdiği nedenlerle de, hükümet o sıralarda üretim ve endüstriye yatırım yapacak durumda değildi. Ancak yönetici kadro zaferden sonra prensip olarak siyasi ve ekonomik bağımsızlığı öngörmüştü. Lozan Konferansına ara verildiği sırada, İzmir İktisat Kongresi 1135 delege ile 17 Şubat - 4 Mart 1923'de toplandı. İzmir İktisat Kongresinde, Yeni Türkiye'nin ekonomik sorunları tartışıldı. Ayrıca, Lozan'da devamı istenen kapitülasyonlar ve diğer imtiyazların kabul edilmeyeceği ifade ediliyordu. Bu kritik devrede, ekonomik sorunları düzenlemek için kararlar alan İzmir İktisat Kongresinde savaşlardan yorgun çıkan halka, ekonomik yön vermek ve harap olan yurdu kalkındırmak için yapılması gerekenleri tespit etmek amaçlanıyordu. İzmir İktisat Kongresi sonunda; kongreye katılanlar oybirliği ile Misak-ı İktisadı kabul ederek, modern ve müreffeh Türkiye için canla başla çalışmaya and içti. Kongerede ; • Hammaddesi yurt içinde olan endüstri kollarının kurulmasına, • Özel Girişimcilerin Desteklenmesine, • Yatırmcılara kredi sağlayacak bankaların kurulmasına, • Günlük tüketim mallarına öncelik verilmesine, • Önemli kuruluşların millileştirilmesine, • Sanayii teşvik edici yasaların çıkarılması, özellikle gümrük tarifelerinin milli sanayiin kalkınma ihtiyaçlarına göre değiştirilmesi, • Yerli malların karada ve denizde ucuz tarife ile taşınması, • Sanayi banka Atatürk'ün konuşmasını da okursak kaç yıl evvelden ince görüşü yakalamış oluruz. Bütün mesele borç yapmadan ürettim artışıdır. Yoksa boşa havanda su döversiniz. 1. iktisat konuşmanın tüm metni. http://www.izto.org.tr/IZTO/TC/Duyuru-Etkinlik/Kampanya+ve+Projeler/iktisat/1iktisat/kon.htm |
|
sayın dellci , o kadar çok hata yapmışsını ki ,yazacak şeyleri tek yazmak oldukça uzun zaman alacak . Daha önceki ''uyarılarınızı '' da göz önünde tuturak aşagıdaki vereceğim linkleri okumanın temel kavramlarda hata yapamak için gerekli olduğunu düşünüyorum. http://cokus.wordpress.com/2009/08/15/ithalat-kredi-tuketim/ http://cokus.wordpress.com/2009/07/25/buyumenin-sinirlari/ neden borçla büyümemeliyiz anlamak için temele kadar inmek gerekiyor. başkalarını örnek göstererek kendi ayıbımızı kapatamayız. Ama olaya kapütalist düzenin çıkmazı olarak bakarsanız daha geniş bir görüş kazanmış oluruz. http://cokus.wordpress.com/2009/08/17/para/ yazının devamı http://cokus.wordpress.com/2009/08/22/para-ii-para-olcu-birimi-degildir/ büyüme ve nufus artışı arasında çok ciddi bir ilişki vardır bunu da basite indirmek için son bir yazı daha okunmalı. http://cokus.wordpress.com/2009/08/22/nufus/ bütün bunlardan sonra tekrar büyüyeceğiz masalında ısrar varsa farklı bir bakış açısıyla tartışmış olacağımız açıktır. |
|
Türk ekonomisinin yardıma ihtiyacı yok! IMF Başkanı Strauss-Kahn: "Türk ekonomisinin geleceğine güvenim tam". Hükümetin geçen hafta açıkladığı üç yıllık Orta Vadeli Program, 'IMF'siz yola devam' sinyali olarak değerlendirilirken, uluslararası kuruluşlar Ankara'nın yol haritasını teyit ediyor. Standard and Poor's ile birlikte Türkiye'nin notunu yükselten kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody's, "Hükümetin dış destek almasına gerek kalmamıştır." açıklaması yaptı. Türk ekonomisindeki olumlu gelişmelere en büyük destek ise IMF Başkanı'ndan geldi. Fon'un, ihtiyaç duyan ülkelere yardım eden bir kuruluş olduğuna dikkati çeken Başkan Dominique Strauss-Kahn, şu anda Türk ekonomisinin yardıma ihtiyacı olduğu yönünde bir işaretin bulunmadığını söyledi. Bütçenin iyi yönde seyrettiğini kaydeden Kahn, olup bitenlere ilişkin hükümetle aynı görüşe sahip olduklarını aktardı. 2009'un zorlu bir yıl olduğunu, ancak 2010'da hızlı bir iyileşme beklediklerini vurgulayan IMF Başkanı, "Türk ekonomisinin geleceğine güvenim tam." dedi. G-20 üyesi Türkiye'yi, dünyadaki en büyük ekonomilerden biri olarak değerlendiren Kahn ekledi: "Türkiye, hızlı bir biçimde gelişmiş ve güçlü bir ekonomi olacak. Hükümet de bunun için ne yapılması gerektiğini biliyor." Türkiye'nin de bütün gelişmekte olan ülkeler gibi küresel krizden etkilendiğine işaret eden IMF Başkanı Strauss-Kahn, Türkiye'nin mali krizden uğradığı etkinin dolaylı yoldan olduğunu aktardı. Anadolu Ajansı'na konuşan Fon Başkanı, G-20'nin bir üyesi olarak Türkiye'nin, dünyadaki en büyük ekonomilerden biri olduğunu vurguladı: "Türkiye'nin gelişmekte olan bir ekonomi olduğu aşikar ama hızlı bir biçimde gelişmiş ve güçlü bir ekonomi olacak. Tabii ki bunun için atılması gereken adımlar var ve ben hükümetin bu konuda ne yapılması gerektiğini bildiğini düşünüyorum. Türk ekonomisinin geleceğine güvenim tam." Dominique Strauss-Kahn ayrıca, IMF binasında, bir grup Türk gazeteciye, İstanbul'da düzenlenecek IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarının gündemi ve küresel krizin durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıllık toplantıları, IMF açısından en önemli etkinlik olarak niteleyen ve bu toplantıların 3 yılda sadece bir kere Washington dışında yapıldığına işaret eden Strauss-Kahn, İstanbul'daki toplantının, 'tünelin ucu görünüyor' olsa da krizin halen sürdüğü bir döneme denk gelmesi açısından özel bir önem taşıdığını belirtti. Toplantının ayrıca, IMF açısından iki sebeple özel bir önemi bulunuyor; birincisi Türkiye ile IMF arasında geçmişten gelen başarılı ilişkiler, ikincisi de Türkiye'nin ABD hariç yıllık toplantıların ikinci kez düzenleneceği tek ülke olması. Toplantının, gelecek hafta düzenlenecek G-20 toplantısının hemen sonrasında gerçekleşecek olması bakımından da önem taşıdığını ifade eden Strauss-Kahn, bu durumun, G-20'de alınan kararların hayata geçirilmesine imkan tanıması açısından olumlu olduğunu kaydetti. TÜNELİN UCU GÖRÜNDÜ AMA HÂLÂ TÜNELDEYİZ Küresel krizle ilgili olarak da değerlendirme yapan IMF Başkanı Strauss-Kahn, küresel iyileşmenin 2010'un ilk yarısında görülmesinin beklendiğini, her yerde aynı anda bunun sağlanamayacağını, bazı ülkelerde iyileşmenin daha da erken olabileceğini kaydetti. Mali krizi arkalarında bıraktıklarını, ancak ekonomik kriz için aynı şeyi söyleyemeyeceğini belirten fon üst yöneticisi, "Büyük ihtimalle bazı ülkeler için hâlâ kötü aylar, kötü rakamlar ve büyüme oranları göreceğiz. İyileşme 2010'un ilk yarısından önce, belki de ilk yarı sonuna kadar elde edilemeyecek. Tünelin ucunu görüyoruz ama hâlâ tüneldeyiz." şeklinde konuştu. İşsizlik sorununun da hızlı şekilde çözülemeyeceğini dile getiren Strauss-Kahn, büyümenin yeniden başlamasıyla bunun etkisinin görülmesi arasında zaman farkı bulunduğunu anlattı. Bu farkın, ülkenin durumuna göre 8 ila 10 aya ya da 1 yıla kadar çıkabileceğini ifade eden Strauss-Kahn, 'çıkış stratejisi' hazırlamaya ihtiyaç duyulduğunu, ancak bu stratejiyi yürürlüğe koymak için henüz erken olduğunu, bunun için ekonomik krizin kesin olarak arkada bırakıldığından emin olmayı beklemek gerektiğini kaydetti. İstanbul'daki toplantının krizle başa çıkmada yapılanlara ilişkin bir durum değerlendirmesi için imkan oluşturacağını ifade eden Strauss-Kahn, bir yıl önce birçok kişinin tahmininin aksine büyük bunalımın yaşanmamış olmasında, ülkelerin mali ve finansal alanlarda sorumluluklarını yerine getirmesi ve IMF'nin tavsiyelerini dinlemesinin etkili olduğunu belirtti. İleride ne tür krizlerle karşı karşıya kalınabileceğini öngörebilmek için 'erken uyarı egzersizi' üzerinde çalıştıklarını kaydeden Başkan, muhtemel bir krizden kaçınabilmek için koordinasyon içinde olma ve bu yönde bir mekanizma geliştirmenin gerekliliğini vurguladı. IMF Başkanı, ülkelerin çok büyük bir çoğunluğunun, dünyanın geri kalanında neler olduğuna bakmayıp yerel çözümler üretme peşine düşmemesi ve küresel koordinasyon içinde olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. www.haberturk.com |
|
sayın novarix , Bazıları veya yandaş medya bilmeden önündeki verilere bakıp yorum yapınca sadece kelime oyunları kalıyor. Gerçekleri ve neler olacağını merak edenler için okunması gereken bazı dökümanlar koyuyorum. ilk yorumhttp://www.forbes.com/2009/05/27/recession-depression-global-economy-growth-opinions-columnists-nouriel-roubini.html bu derginin okunması tamamlandıktan sonra daha rerin analiz için ekonomi teorisyenlerin uzun vadeli bakışı gerekiyor. Bunu bizlerin yapması zaten imkansız ama yazılanları okuyunca birşeyleri yorumlamak daha farklı olacaktır. http://en.wikipedia.org/wiki/2008-2009_Keynesian_resurgence#The_Keynesian_revival_of_2008.E2.80.932009 2000 sonrası krizin birden çıkmasığını anlamak için biraz uzun bir yazıya göz atmak da yeterlidir.Basit birkaç veriyi göstererek , tüm dünyayı anlamak olanaksızdır. http://en.wikipedia.org/wiki/Private_equity_in_the_21st_century |
|
ekonomide beklentiler ile gerçekleri ayıran şey , sayıları ve ekonomiyi bir bütün olarak görmektir. Bunun içinde stokların ekonomiyi nasıl etkileyebileceğni gösteren bir yazı veriyorum. umarım sabit kalan bakış açımızı bir nemze olsun bazılarımız için değiştirebilir. Makro durum notları The New York Times 16 Eylül 2009 Nobel Ödüllü ekonomi yazarı Paul Krugman, The New York Times gazetesinde yayınlanan yazısında, San Francisco Merkez Bankası’nın başkanı Janet Yellen’in Amerikan ekonomisinin iyileşme süreci hakkındaki çıkarımlarına katıldığını belirtirken resesyonun muhtemelen gerçekleşmiş olan teknik sonu ile tatmin edici performansa benzer herhangi bir durumun arasında büyük bir fark olduğunun altını çizdi. Krugman makalesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk olarak ne kadar derin bir kuyuda olduğumuza bakalım. Üretim farkı hesaplamalarının detaylarına girmek yerine (Econbrowser’da Menzie Chinn bunu oldukça iyi yapıyor), en basit hesaplamaları sunmama izin verin: Resesyonun başlamasından itibaren gerçekte sahip olduğumuz gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) ile ekonominin normal seyrinde büyümeye devam etmesi halinde (1999’dan 2007’ye) elde edilebilecek GSYH rakamlarının karşılaştırması. Bu şuna benziyor: ” haberin tamamı için tıklayınızhttp://www.hurriyet.com.tr/ekonet/12494022.asp?gid=303 Bu grafiğe bakıldığında ABD’nin şu anda olması gereken yerin yaklaşık yüzde 8 altında olduğunu bunun da yılda 1 trilyon doların oldukça üzerinde bir üretim kaybına (ve elbette yüksek işsizlik rakamına) denk geldiğini ifade eden Krugman, GSYH artsa bile bu açığı kapatana kadar bu kayıplarn süreceğini ifade etti TRAJEDİ SÜRÜYOR “Şu ana kadar boşluğun kapandığına dair herhangi bir veri ya da kanıt olmadığını düşünürsek, yaşadığımız trajedinin sürdüğünü söyleyebiliriz” diyen Krugman sözlerine, “Bu da önümüzde bir gerileme olmadığı başka bir deyişle iki dipli resesyon olduğu anlamına gelmektedir” diyerek devam etti. Yazar toplumda iki dipli resesyonla ilgili kaygıları tuhaf görme eğilimi olduğunu belirtip, “şu an içinde bulunduğumuz krizi tahmin edip endişelerini ifade edenlere de aynı şekilde davranıldığını” sözlerine ekledi. Bu endişenin temelsiz olmadığını ifade eden Krugman, nedenlerden birinin mali teşviklerle sağlanan iyileşmenin etkisini birkaç çeyrek içinde kaybetmesi olduğunu belirtti. Yazar bir diğer nedenin de Yellen’in işaret ettiği gibi, şu an kaydedilen ekonomik yükselişin büyük ölçüde stoklara bağlı olduğunun ve bunun bir defa mahsus olan bir durum olduğunu ifade etti. Krugman yasına şöyle devam etti: “Stoklara bağlı yükselişin ne kadar büyük olabileceğini görmek için uzaklara bakmaya gerek yok. Aşağıdaki şekil, 2001 resesyonunun öncesini, durgunluk dönemini ve sonrasını; stok değişiminin üretim üzerindeki etkisiyle veriyor. 2001’in üçüncü çeyreğinden 2002’nin birinci çeyreğine kadar stoklara bağlı bir yükselişin yaşandığını ama sonrasında 2002’inin ilerleyen dönemlerinde neredeyse daralmaya neden olacak bir tablo çizdiğini görüyoruz. Bu tam bir iki dipli, W şeklinde, bir resesyon değildi ama buna yakındı.” Akılcı bir siyaset ve siyaset ortamında, bütün bunların etkilerinin oldukça açıkça anlaşılacağını öne süren Krugman, daha fazla teşvike ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu teşviklerin ulusal borcu arttıracağını ama bunun yıllık trilyonlarca dolar zarara neden olan üretim açığının kapatılmasına değip değmeyeceğini sorgulayan yazar, değeceğini ifade ederek sözlerine son verdi. |
Ne yalan söyleyeyim, dünyanın her yerinde elinde mühür olan, düğmeye basma yetkisi olan herkes bu krizin bir yapısal kriz olduğunu, bunun da dünya genelinde topyekün bir savaş olmadan çözülemeyeceğini biliyor.. Hatta buna hazırlanıyor.. http://www.marketwatch.com/story/wwiii-population-wars-a-12-bomb-equation-2009-09-29 Senin dediğin örnek de bu yapısal bir bozukluğa örnektir, ve maalesef çözümü acıdır.. İş yaratamıyorsan, işsizleri yoket.. Başka çözüm yok.. ABD'de istihdam verileri hala azalıyor.. Yön aşağı.. |
otorite olan ben değil Krugman dır . Kabul etmiyorsanız sizin için sadece bir kayıp sayılır . Kendisi ile ilgili artı veya eksi düşünceleri olanlar olabilir ama tanımayanlar için kimdir diye sormadan önce araştırma yapmalarını öneririm.
önerilerinin doğruluğu veya yanlışlığını zaan gösterecektir. Öngürüyü sizler veya bizler yapabiliyorsak kendisinin kendi konusunda öngörü yapsına diyecek birşeyinizin olmaması gerekir diye düşünüyorum ama sanırım sizin hayalinizde başka gerçekleri barındırıyor. http://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Krugman http://web.mit.edu/krugman/www/ http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_Krugman sanırım linkle okunursa! kim olduğu anlaşılacaktır. |
bunu söyleyenlere e mail ile iletin o zaman,çünkü yazmaya devam ediyorlar ben sadece link verdim. http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/Default.aspx?t=23.07.2009&i=200261 Harvard Üniversitesi ekonomi profesörü Martin Feldstein: “ABD ekonomisi ikinci çeyrekte pozitif büyüme kaydetse bile, çift dip tehlikesi sürüyor”. kaynak :http://www.vakifbank.com.tr/dokumanlar/earastirma/HG27Temmuz-03_Agustos_2009.pdf Çift dip tehlikesine dikkat! Ekonominin krizden çıktıktan bir müddet sonra tekrar krize girmesi olarak tanımlanan çift dipli resesyona ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Roubini, “Böyle bir risk genişlemeci politikalardan ne zaman geri adım atılacağıyla ilgili bir konu. Faiz oranlarının yükseltilmesinde erken davranılması halinde ekonomik toparlanma zora girer. Geç kalınması halinde ise varlık fiyatlarında aşırı şişme ve enflasyon riskini beraberinde getirir” diye konuştu. ABD ekonomisi kaynaklı talep daralmasının Asya ekonomileri tarafindan telafi edilmesinin pek mümkün olmadığını belirtti. Roubini, “Eğer, ABD ile Avrupa Birliği’ndeki toparlanma zayıf kalırsa Çin, Hindistan ve diğer yükselen ekonomilerin tüketim düzeylerindeki yükseliş, ABD ve AB’deki zayıf büyümenin getireceği talep daralmasını yalnızca kısmen telafi edebilecektir. 2008’de ABD’nin tüketim hacmi yaklaşık 10 trliyon dolardı. Çin’in tüketim hacmi ise bu miktarın yüzde 15’ine yakın, 1.3-1.5 trilyon dolar civarındaydı. Buna Hindistan’ın Rusya’nın, Brezilya’nın ve bazı diğer öneli yükselen piyasaların tüketimleri eklendiğinde bile toplam içi tüketim 5 trilyon dolara ulaşmıyor. Bu da gösteriyor ki, küresel talebin dengelenmesi zamana yayılacak ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi zorunla hale gelecek. ” kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=957454&Date=04.10.2009&CategoryID=101 |
Son 1 yılda bankalara 250.000 TL üzeri hesap açan mudilerin sayısı %24 artmış.
Bu yıl bankalara açılan 250.000 TL üzeri mevduatların toplam tutarı geçen yıla göre %10 artmış.
Ocak-2009 döneminde araç satışı 13 bin iken nisan-2009 'da 36 bine fırlamış. Bunların %80'i nakit para ile alınmış.
Ocak-2009 döneminde bankaların araç kredisi yükü 5,2 milyar TL iken nisan-2009'da 4,7 milyar TL'ye düşmüş. Yani ÖTV indirimlerine rağmen taşıt kredisi kullanma miktarı düşmüş. İnsanlar nakite yönelmiş (Bir taraftan bankalar kredi almayı zorlaştırmış ta olabilir).
Yani görüldüğü kadarıyla bu insanlarımız paralarını bankalara yatırmış. Güzel fırsatlar bulduklarında da nakit alışverişe yönelmişler. Araç satış rakamları yukarıdaki gibi. Emlak satışlarını ise bilemiyoruz, kim bilir orada ne gibi değişiklikler yaşandı. Az önce kanalları karıştırırken TOBB başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU'nun çarpıcı açıklamalarını dinledim. Bunları televizyon yayınında TOBB başkanı söyledi. Alışveriş kültürüne göre insanları 3 sınıfa ayırdı. Krizden her zaman etkilenen düşük gelirli kesim, kriz var diyerek bir çok harcamasını kesen kesim ve kriz falan bilmeden her zamanki gibi harcamalarına devam eden gelir düzeyi yüksek kesim.
Rakamlara bakınca gerçekten insan şaşırıyor. Etrafımızda bazı arkadaşlarımız işten çıkartılıyor, bazıları işini kaybedip başka alanlarda işyeri açmayı deniyor. Ama bir taraftan da rakamlara bakıyoruz, paralarını bankalara yatırıp fırsat kollayan insanlarımız var. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? (Lütfen siyasi tartışmalara girmeden konuyu ekonomi ekseninde tartışalım.)
Düzeltme: İmlâ kuralları
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >