| nazizim aryan ırkını üstün görür.diğer ırkları da kendinden aşağı olarak görür.ideolojisinde bu vardır.ayrıca bu aşağıladı ırkların arasındada TURK ırkıda var! kendinize gelin.bunun adı milliyetçilik değil. |
tanımadıgın insanlarla böyle konusma başına kötü şeyler gelebilir.ayrıca ne demek istedigini anlamadım |
o zaman fotoğraflara iyi bak derim he bu arada ben de türk ırkının üstünlüğünü düşünüyorum ama daha isim bulamadım buna bulunca sana söylerim tamam mı? |
| kafanıza göre takılın zaten ülkede herşey çorba |
| Peki nazi ambleminin eski Uygurlarda sonsuz aydınlığın sigesi olduğunuda biliyormusunuz bu bilgi heryerde yoktur bize 3 hafta önce buraya gelen bir konferansta bir hoca söylemişti Orta Asya'da atlarda damgaları bulunurmuş adam resimlerle açıkladı.Bana inanabilirsiniz kaynaklar sağlam ama maalesef internette yok. |
bide anlasalar talha kardeşim |
Uygurlar değil Tibetli keşişler kullanmıştır. |
ben buldum Türkizm |
buda linux'un türk versiyonu gibi oldu türkix türkizm |
öyle birşey zaten vardır PanTürkizm veya Turancılık denir. |
|
Evet. Ayrıca Hunlar da dört eşit kollu haç kullanıyordu. Onlar da Ortadoks muydu yoksa? |
| Bu arada konuyu açan olarak bir açıklama yapayım ben ne nazi sempatizanıyım ne de faşist Türk milliyetçisiyim resimler ilginç geldi ve paylaşayım dedim. Bundan dolayı burasının nazi sempatizanı arkadaşlar tarafından kulüp olarak kullanma isteklerini onaylamıyorum. Eğer öyle bir kulüp kurmak istiyorlarsa kendileri başka bir konu açabilirler. |
|
bu arada İkinci dünya savaşında Görev almış 40.000 Türkü unutmayalım Turkistan lejyonerleri diğe ekşi sözlükte hikayelerini bulabilrsiniz < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > 22 haziran 1941 günü başlayan barbarossa harekatı führer'in sovyetler için söylediği " biz sadece kapıyı tekmeleyeceğiz ve tüm çürük bina yıkılacak " sözünü doğrular şekilde gelişmekteydi. kızıl bolşevik terörüne milyonlarca kurban veren ukraynalılar, baltık ulusları ve daha onlarca halk wehrmacht birliklerini çiçeklerle karşılamaktaydı. ancak nkvd makineli tüfekleriyle birarada tutulabilen kızıl ordunun yüzbinlerce askeri ilk fırsatta ya firar ediyor ya da subaylarını öldürerek teslim oluyorlardı. 1941 kışı geldiğinde wehrmacht'ın elindeki sovyet savaş esiri sayısı iki milyonu geçmişti. bolşeviklere karşı ölümcül nefret duyan onbinler kısa süre içinde reich'ın mücadelesine destek vermek için gönüllü oldu. ilk başlarda sadece "hilfswillige" (gönüllü) adıyla rastgele alman birlikleri arasına serpiştirilen bu askerler gerek sayı gerek etnik çeşitlilik yönünden öyle çoğaldılar ki müstakil birlikler halinde örgütlenmeleri zaruri oldu. sovyet gönüllüleri arasında sayıca en fazla olanlar kızıl vahşete en çok maruz kalmış olan turkistan türkleriydiler. gerek himmler gerek führer türklere özel bir önem vermekteydiler; bu nedenle türk gönüllüler nizami ordu yönetiminde değil seçkin waffen ss yönetiminde örgütlendiler. savaş sona erdiği sırada etnik türkler ss içindeki yabancı gönüllüler içinde 40.000 personel ile ikinci sıradaydılar. işte bu türklerden kurulan birliklerin en ünlüsü "osttürkischer waffenverband der ss" diye isimlendirilen, türkistan lejyonu'dur. alman kontrolündeki yugoslavya'da, müslüman-boşnak ağırlıklı, “13. waffen-gebirgs-division der ss handschar” birliğinde olduğu gibi, ingilizler tarafından sürgüne yollanmış olan kudüs müftüsü (bkz: gross mufti) hacı amil el-hüseyin'in manevi önderliğinde kurulan bu birlik ilk kez 1942 ilkbaharında 162. wehrmacht piyade tümenine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. ancak birliğin ss bünyesinde bir savaş gücü haline dönüşmeye başlaması için kasım 1943 tarihini beklemek gerekmiştir. söz konusu birlik üç taburdan oluşmaktaydı (450. 480. ve i/94. taburlar). her ne kadar adı, “tümen” olarak belirtilmişse de, aslında, tsk ölçülerine göre, alay seviyesindedir. birliğin ilk komutanı, ss yarbayı andreas meyer’dir (ocak 1944 - mart 1944). daha sonraları, alman asıllı yüzbaşı ve yedek subay binbaşılar tarafından idare edilen birliğin, 1944 ekim ayı ile 1944 aralık ayı arasındaki komutanı, ss albayı harun reşit isimli türk asıllı bir subaydır. bu kişinin 1.dünya savaşı sırasında eğitim için geldiği almanya’da kalan ve 2. dünya savaşına ss saflarında katılan bir türk olduğu biliniyor. ancak “harun reşit”, bu türk asıllı kişinin sonradan aldığı takma bir isim de olabilir. 1944 yılı başında kuruluşu tamamlanan birliğin ilk görevi, 1944 yılının şubat ayında, beyaz rusya'ya gönderilerek, cephe gerisinde sabotaj faaliyetlerinde bulunan sovyet partizanlarına karşı, “anti-partizan” yöntemler ile mücadele etmek olmuştur ( ilk olarak, 28 mart 1944’de, minsk yakınlarında, “yuratishki” de partizanlara karşı operasyon yapmıştır.). benzer bir görev ile daha sonra polonya'ya gönderilen (haziran 1944) birlik burada da yine partizanlar ve polonya ordusu ( cephe gerisinde faaliyet gösteren, 1939'da dağılmış olan polonya ordusu'ndan geriye kalan askerlerin oluşturduğu, 'polish home army' isimli kuruluş.) ile mücadele etmiştir. 1944 yılının sonuna doğru slovakya'ya gönderilen birlik, burada da, partizanlara karşı operasyonlarda bulunmuştur. aynı yılın aralık ayında “waffen-gebirgs-brigade der ss (tatar nr. 1)” isimli kırım tatarlarından oluşan başka bir birlik ile birleştirilmiştir. kurulduğu 1944 yılı başında, 3000 kişi civarında olan personel sayısı, 1945 yılının mayıs ayında, 8500 kişiye ulaşmıştır.1945 şubatında avusturya'ya gönderilen birlik, aynı yılın mayıs başında müttefik güçlere teslim olmuştur. kuzey italya'da, esir kampında tutulan bu askerlerden bir kısmı (sovyet yurttaşı olanlar), sovyetler birliği'ne iade edilmiş ve büyük bir olasılık ile bunların tamamı idam edilmiştir. bir kısmının türkiye'ye geldiği bilinmekte, bir kısmı ise savaş sonrası izini kaybettirmiştir. bolşevizme karşı verilen büyük mücadelede yer alan bu kahraman askerlerin tek istedikleri atayurtlarını kızıl zulümden kurtarmaktı. bunun için de canla başla savaştılar. 162. tümen'e bağlıyken katıldıkları stalingrad savaşı sırasında gösterdikleri kahramanlıklar sonucu lejyon üyelerinin bir çoğu 1. sınıf demir haç madalyası kazanmıştı. ne yazık ki o yıllarda dünya türklüğünün tek bağımsız temsilcisi olma iddiasında bulunan türkiye cumhuriyetinin korkak ve ilkesiz yöneticileri bu yiğit insanlara sahip çıkmayarak çoğunun korkunç işkencelerle ölmesine göz yumdu. ancak hatıraları istiklali-i tam aşığı türk gençlerinin hafızasında yerini sonsuza dek almıştır. hepsinin ruhu şad olsun... not: bu yazının informatif bilgi içeriği, "can macit" rumuzlu bir yazarın yazısından alınmıştır. (chevalier sans peur, 16.07.2004 22:31 ~ 26.02.2006 23:58) #5037707 !? çok acıklı bir hikayeleri vardır... yıl 1945... savaş bitmiş stalin kendini dünya'nın kurtarıcısı olarak görüyor ve türkiye'ye karşı olan nefretini saklamıyordu. ama türkiye almanya ya savaş açmış ve bifiil sovyetlerin müttefiki konumundaydı. savaş sırasında bolşeviklere karşı savaşmak kendi vatanlarını hürleştirmek için kazak türkleri türkmenler tatarlar ve bir çok türk hatta türkiye'den bazı türkler naziler tarafından kurulan türkistan tümenlerine katıldılar. bazıları savaştı öldü bazıları sovyetlere esir düştüğü gibi idam edildi ama bazılarıda diğer müttefik devletlerin esiri oldu... stalin derhal ingilizlerden bu esirleri istedi, akıbetleri belliydi... ingilizler başta reddetiler ama sonra razı oldular, stalin'i kızdırmak istemiyorlardı... bu insanlar trenlere dolduruldu ... binlerce kişi... ama asıl dram daha yaşanmamıştı... polonya ile olan sorunlar yüzünden polonya sınırından geçemiyecekti bu trenler türkiye üzerinden gitmelerine karar verildi... umut doğmuştu bu insanların kalplerine tüm türklerin koruyucusu tek hür türk devletinden geçeceklerdi... özgür bırakılabilirlerdi... ama öyle olmadı türk subaylarının göz yaşları arasında bu insanların üzerine vurulan kilitler açılmadı... anlıyorlardı ... kimse stalin'i kızdırmak istemez... o yüzden yalvardılar o subaylara bizi siz vurun diye... ama olmadı ... binlerce insan rus topraklarına vardı ve idam edildiler... |
| Tamda islam ve terörün bir arada kullanıldığı bi dönemde, bu uyduruk resimler birilerinin ekmeğine yağ sürecek cinsten.Gerçe resimlerde onların elinden çıkmıştır ya neyse... |
|
çok saçma düşünüyorsun Bunlar oldu olmadı deyil Hem hristiyan hristiyanı kesmiş Kendi kendilerinin teroru olmuş iki üç müslüman karışmış ne olmuş |
aynı simge mısır hiyerogliflerinde de bulunur. (not: bir gün bu başlığın adı dh nazi fan kılap gibi bir hüviyete bürünürse buradan belirtmek isterim ki ruhum o kadar bozuk değil). |
| Tibet dilinde Stalislava (Gamalı haç) Sonsuz huzur anlamına gelen bir işaretti |
senden bir farkları kalmadı sanırım ne dersin
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle