Burada açılmış bir haberine hiç denk gelmediğim için bu konuyu açayım dedim. Türk-Yunan ilişkilerine ciddi biçimde format atıldı. Ama tabii iyi ilişkiler ne kadar sürer ve tarihsel ihtilaf ne kadar onarılır bilemem, günün birinde iki partinin de birbirini bildirgeyi ihlal etmekle suçlaması olası. Tarih tekerrür edecek diye bir zaruriyet yok elbette ama bunun gibi geçmiş sözlerden ve antlaşma maddelerinden sık sık dönülmüş olduğu gerçeği bu bildirgenin kalıcı olacağına dair beklentiye gölge düşürüyor ama umarım yanılırım.
Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Kiryakos Miçotakis, kendi Hükümetlerini temsilen (müştereken "Taraflar" olarak anılacaktır), 7 Aralık 2023 tarihinde Atina'da, iyi niyet ve iş birliği ruhu içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin 5. toplantısına başkanlık etmiş olup,
PP1. İki ülke Hükümetleri arasında yenilenen iş birliği iradesini tanıyarak;
PP2. İki komşu ülke arasındaki bağların bölgenin refahını ve dinamizmini önemli ölçüde arttırma potansiyeline sahip olduğunun altını çizerek;
PP3. Dostluk ve karşılıklı güven ortamında her iki toplumun yararı için ortaklaşa çalışmaya devam etme ihtiyacını vurgulayarak;
PP4. Mevcut kurumsal mekanizmalar aracılığıyla ikili ilişkileri yoğunlaştırmayı amaçlayarak;
PP5. İyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek amacıyla, her iki Tarafın da mevcut ve gelecekteki zorluklar karşısında birbirlerinin hukuki pozisyonlarına halel getirmeksizin dayanışma ruhunu geliştireceklerini vurgulayarak;
PP6. Söz konusu olumlu atmosferi ve gündemi teşvik etmek amacıyla, her iki Tarafın da sonuç odaklı bir yaklaşımla her düzeyde ziyaret teatisini teşvik edeceğinin altını çizerek;
PP7. Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel amaçları ve uluslararası hukukun evrensel olarak kabul edilen ilkeleri arasında uluslararası barışın korunması ve devletler arasında dostane iş birliğinin yer aldığını anımsayarak;
PP8. Dostane ilişkileri, karşılıklı saygıyı, barış içinde bir arada yaşamayı ve anlayışı geliştirmeye ve aralarındaki her türlü anlaşmazlığı barışçıl yollarla ve uluslararası hukuka uygun olarak çözmeye kararlı olarak;
PP9. Özellikle ihtilaflı durumlardan ve olası tırmanmadan kaçınılmasının vurgulanması suretiyle, ikili ilişkilerin başarılı bir şekilde yönetilmesi için her düzeyde etkili iletişim kanallarının ve mekanizmalarının öneminin altını çizerek;
PP10. Her iki Tarafın da ilişkilerine, ekonomik alanda iş birliğinin arttırılması ve toplum düzeyinde bağların derinleştirilmesi, böylece iki komşu halkın refahına ve barış içinde bir arada yaşamasına katkıda bulunulması hedefiyle yaklaşacaklarını vurgulayarak, ayrıca bu amaçla, Ortak Eylem Planı aracılığıyla ekonomik ve ticari konularda pozitif gündemin teşvik edilmesinde kaydedilen önemli ilerlemeyi göz önünde bulundurarak, iki tarafın ilave iş birliği konularını araştıracaklarının altını çizerek;
Aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmaya varmışlardır:
OP1. Taraflar, aşağıda kayıtlı sütunlar temelinde devamlı, yapıcı ve anlamlı istişarelerde bulunmayı kabul ederler:
(a) Siyasi Diyalog: - ortak ilgi alanlarına giren konular hakkında, - İstikşafi/İstişari görüşmeler;
(b) Geliştirilmiş Ortak Eylem Planı kapsamında, ticaret-ekonomi, turizm, ulaştırma, enerji, inovasyon, bilim ve teknoloji, tarım, çevre koruma, sosyal güvenlik ve sağlık, gençlik, eğitim, spor ve ortaklaşa kararlaştırılacak diğer alanlarda ortak çıkarlara yönelik adımları içeren, önemli ve somut çıktılar elde etmek, gündemi yapılandırılmış bir şekilde düzenlemek ve yeni maddelerle devamlı güncellemek amacıyla Pozitif Gündem;
(c) Yersiz gerginlik kaynaklarının ve bunlara ilişkin risklerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunacak, askeri alandaki tedbirleri de içeren Güven Artırıcı Önlemler.
OP2. Taraflar, söz konusu Bildirge’nin lafzını ve ruhunu zayıflatacak, itibarsızlaştıracak veya bölgelerinde barış ve istikrarın muhafazasını tehlikeye atacak her türlü beyan, girişim veya eylemden sarfınazar etmeyi taahhüt ederler.
OP3. Taraflar, aralarında ortaya çıkan herhangi bir anlaşmazlığı, doğrudan istişare yoluyla veya Birleşmiş Milletler Şartı’nda öngörülen, ortaklaşa belirlenecek diğer yollarla dostane biçimde çözmek için gayret göstereceklerdir.
İşbu Bildirge, uluslararası hukuk uyarınca Taraflar için bağlayıcı bir uluslararası anlaşma teşkil etmez. İşbu Bildirgenin hiçbir hükmü Taraflar için yasal haklar veya yükümlülükler yarattığı şeklinde yorumlanamaz.
Atina'da, 7 Aralık 2023 tarihinde, Yunanca, Türkçe ve İngilizce dillerinde ikişer nüsha olarak, tüm metinler eşit derecede sahih olmak üzere düzenlenmiştir. Yorum farklılığı halinde İngilizce metin esas alınacaktır.
The full text of the Greece-Turkey Declaration is the following:
“The President of the Republic of Türkiye, H.E Mr Recep Tayyip Erdoğan and the Prime Minister of the Hellenic Republic, H.E. Mr. Kyriakos Mitsotakis, representing their respective Governments (jointly referred as “the Parties”), having chaired the 5th meeting of the High-Level Cooperation Council between the Republic of Türkiye and the Hellenic Republic on December 7th, 2023, in Athens, in a spirit of goodwill and cooperation,
PP1. Recognizing the renewed will for cooperation between the Governments of the two countries;
PP2. Underlining that the bonds between the two neighbouring nations harbour the potential to markedly increase the region’s prosperity and dynamism;
PP3. Emphasizing the need to continue jointly working for the benefit of both societies in an atmosphere of friendship and mutual trust;
PP4. Seeking to intensify the bilateral relations through existing institutional mechanisms;
PP5. Underscoring that in order to enhance the good neighbourly relations, both Parties will cultivate a spirit of solidarity in the face of current and future challenges without any prejudice to each other’s legal positions;
PP6. Underlining that to promote the said positive atmosphere and agenda, both Parties will encourage exchange of visits at every level with a result-oriented approach;
PP7. Recalling that among the fundamental objectives of the Charter of the United Nations and the universally acknowledged principles of international law are the maintenance of international peace and friendly co-operation among states;
PP8. Determined to foster friendly relations, mutual respect, peaceful coexistence and understanding, and to resolve any dispute among them by peaceful means and in accordance with international law;
PP9. Underscoring the importance of effective communication channels and mechanisms at every level for the successful management of their bilateral relations, with particular emphasis on avoiding conflictual situations and potential escalation;
PP10. Emphasizing that both Parties will approach their relations with the objective of increasing economic cooperation and deepening of people-to-people ties, thus contributing to the prosperity and peaceful coexistence of their two neighbouring peoples, further stressing that to this end, in view of the significant progress made in fostering the positive agenda on economic and commercial affairs through the Joint Action Plan, the two sides will explore additional items of cooperation; What Greece and Turkey have agreed:
OP1. The Parties agree to engage in continuing, constructive and meaningful consultations based on the following pillars:
(a) Political Dialogue: -On issues of mutual interest, -Exploratory/Consultative talks; (b) Positive Agenda, within the scope of the enhanced Joint Action Plan, involving measures of common interest in the fields of business-economy, tourism, transportation, energy, innovation, science and technology, agriculture, environmental protection, social security and health, youth, education and sports or any other field to be jointly decided, with the aim of attaining significant and concrete deliverables, streamlining and continually updating the agenda in a structured fashion with new items; (c) Confidence Building Measures, involving measures in the military field, which would contribute to the elimination of unwarranted sources of tension and the risks thereof;
OP2. The Parties are committed to refrain from any statement, initiative or act likely to undermine or discredit the letter and spirit of this Declaration or endanger the maintenance of peace and stability in their region.
OP3. The Parties will endeavour to resolve any dispute arising between them in an amicable manner through direct consultations between them or through other means as provided for in the United Nations Charter.
This Declaration does not constitute an international agreement binding upon the Parties under international law. No provision of this Declaration shall be interpreted as creating legal rights or obligations for the Parties.
Done in Athens, on the 7th of December 2023, in two copies, each in the Greek, Turkish and English languages, all texts being equally authentic. In case of divergence of interpretation, the English text shall prevail.”
Bu yorumum da ama kısmen yanıldığımı veya Türkiye ile ilgili bazı noktaları atladığımı düşünüyorum. Bence Türkiye'nin ABD'den F-16 alabilmesi için Ankara Yunanistan ile arayı düzeltti. Zira Yunan lobisi Yahudi lobisi kadar olmasa da Kongre'de güçlü ve savaş uçaklarının satılmasında esas engel Yunan lobisiyle ilişik senatörlerden ve Kongre odaklarından çıkıyordu. Yunan diaspora vetosu kalkınca şimdi uçakların gelme olasılığı artmıştır. Bir de Türkiye ve Yunanistan Doğu Akdeniz'i zaten resmi müttefikler olarak beraber paylaşabilecekken kaynaklarını birbirlerine karşı sürtüşme yaratacak tavır ve girişimlerde ziyan etmeleri mantıklı değildi. Yunanistan daha büyük cüsseli Türkiye'yi daha büyük kazanımlar için kendisine kaldıraç yapabilir, Türkiye de dost Yunanistan'ı kolluyorum diyerek Yunan desteğiyle Doğu Akdeniz'deki Mısır, Rusya, Suriye gibi daha büyük devletlerle aşık atmaya odaklanabilir. Bu karşılıklı fayda dinamiği - ticaret, turizm, yatırım vb diğer alt ve yan başlıklarıyla beraber iyi yürürse işbirliği ve bildirgenin ruhu sürer. Öbür türlü eğer tekrardan ayrılıkların gelişimine mahal verilirse tarihte Atatürk döneminden sonraki çöküşünde yaşandığı gibi çöker. Nedense yeterince vurgulanmaz ama Atatürk dönemi Türk-Yunan ilişkilerinde bir altın çağdı. Atatürk eski düşmanını önce yendi, sonra da en iyi dostu yaptı. Pakt oluşturdu. Venizelos sonunda Atatürk'ü çabalarından dolayı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi. Yani Yunanistan'la epeyce olumlu bir dönemimiz oldu ama bu Kıbrıs gibi krizlerin gelişimiyle sonrasında sürdürülemedi.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Kültürel ve tarihsel mirası ve yaşı uyarınca HİÇBİR İBADETHANE MÜZE YAPILMAMALI. Bir ibadethaneyi müze yapmak, "o ibadethanenin ait olduğu inancı yer yüzünden sildik, burada ibadet yapılmasını yasakladık, tarihi miras olarak gelip turist gibi gezebilirsiniz" manasına gelir. O inancın temsilcileri yaşamaya devam ediyorsa bu kimsenin haddine değildir. Bunu bir Müslüman olarak sadece camiler için değil, müzeye dönüştürülmesi düşünülecek kilise ve sinagoglar için de söylüyorum. Bu inançların inananları yani cemaatleri istemediği sürece, inanmayan insanlar böyle şeyler talep edemez, hakları yok. Adı üstünde "ibadethane", tarihi yapılar da olsa güncel olarak ibadethanedir. Gezmek isteyen ibadethane kimliğiyle de gezip görebilir.
Bush Yönetiminin Irak İşgali gayet de eleştirilen ve daha yapılmaya kalkışıldığı zamanda bile Amerika dahil dünya çapında gösterilere neden olan bir olay. ABD'de bu operasyonu eleştiren çoktur ama işte özgürce eleştirebiliyorlar. Amerikan tarihçileri Kızılderili katliamlarını rahatça eleştirip Andrew Jackson gibi zamanında kahraman addedilmiş başkanlarını bu konuda rahatça yerden yere vurabiliyorlar. Olay burada.
Almanya örneği için bu videoyu izlemenizi tavsiye ederim. Bu sadece basit bir uzun vadeli politik hesapla açıklanamaz. Bu bir kültür ve zihniyet meselesidir:
Batı Trakya Türk azınlığı hakkında dedikleriniz doğru ama açıkça suçlarsanız onlar da size bilhassa Kıbrıs krizinden itibaren Boğazönü adalarındaki ve İstanbul'daki Rum azınlıktan bahsetmeye başlarlar. 1955 6-7 Eylül Olayları ve 1964 Sürgünü gibi hadiselerden dem vururlar. Kısaca suçlarsanız onlar da hemen sizi suçlar. Suçlama diliyle değil; düzgün bir biçimde diplomasi yoluyla Türk azınlıkların ve diasporanın koşullarının iyileşmesi için çalışmak lazım.
Böylesi tek taraflı bir suçlama anlayışının herhangi bir sonu yok; anlamsız bir nefret ekmek ve sizi kendi toplumuzdaki fertlerin ve kendi hükümetlerimizin kabahatleri ve yanlış fiilleri konusunda umursamaz göstermek haricinde herhangi bir yere varamıyor, anlamadığınız kısım burası. Batı Trakya Türklerinin durumu önemli ve konu başlığıyla da zaten doğrudan ilişkili ama buradaki esas ana mesele değiller. Yoksa her şeyin bir bütüne bağlandığı bahsetmediğiniz sayısız alt başlık var: Kıbrıs Türklerinin durumu misal.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Yunanistan ve Türkiye arasında 15 farklı anlaşma imzalandı - Yetkin Report
https://twitter.com/iletisim/status/1732742504703819886?s=20
İngilizcesi:
Full Text of the Friendship Declaration Between Greece, Turkey – Athens-News.GR
Bu konudaki başka bir yorumum:
https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/157518078
Bu yorumum da ama kısmen yanıldığımı veya Türkiye ile ilgili bazı noktaları atladığımı düşünüyorum. Bence Türkiye'nin ABD'den F-16 alabilmesi için Ankara Yunanistan ile arayı düzeltti. Zira Yunan lobisi Yahudi lobisi kadar olmasa da Kongre'de güçlü ve savaş uçaklarının satılmasında esas engel Yunan lobisiyle ilişik senatörlerden ve Kongre odaklarından çıkıyordu. Yunan diaspora vetosu kalkınca şimdi uçakların gelme olasılığı artmıştır. Bir de Türkiye ve Yunanistan Doğu Akdeniz'i zaten resmi müttefikler olarak beraber paylaşabilecekken kaynaklarını birbirlerine karşı sürtüşme yaratacak tavır ve girişimlerde ziyan etmeleri mantıklı değildi. Yunanistan daha büyük cüsseli Türkiye'yi daha büyük kazanımlar için kendisine kaldıraç yapabilir, Türkiye de dost Yunanistan'ı kolluyorum diyerek Yunan desteğiyle Doğu Akdeniz'deki Mısır, Rusya, Suriye gibi daha büyük devletlerle aşık atmaya odaklanabilir. Bu karşılıklı fayda dinamiği - ticaret, turizm, yatırım vb diğer alt ve yan başlıklarıyla beraber iyi yürürse işbirliği ve bildirgenin ruhu sürer. Öbür türlü eğer tekrardan ayrılıkların gelişimine mahal verilirse tarihte Atatürk döneminden sonraki çöküşünde yaşandığı gibi çöker. Nedense yeterince vurgulanmaz ama Atatürk dönemi Türk-Yunan ilişkilerinde bir altın çağdı. Atatürk eski düşmanını önce yendi, sonra da en iyi dostu yaptı. Pakt oluşturdu. Venizelos sonunda Atatürk'ü çabalarından dolayı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi. Yani Yunanistan'la epeyce olumlu bir dönemimiz oldu ama bu Kıbrıs gibi krizlerin gelişimiyle sonrasında sürdürülemedi.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >