Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir
13
Cevap
9526
Tıklama
1
Öne Çıkarma
ABD Ekonomisi Üzerine (Benim Başlığım)
G
2 yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

-FED anlaşılan enflasyonu zamana yayarak bitirme derdinde. Çünkü mevcut tüketici enflasyonunun nedenini en çok pandemiye bağlıyorlar. Ekonomik rakamlardaki yavaş iyileşme durumlarını ümit ile izliyorlar ancak sonuç bellidir. Bu rakamların yanıltıcı da olması oldukça olası bir durumdur. Bence asıl belirleyici olacak olan ay, mart ayıdır. Şubat ayı yıllık enflasyonunu ABD 7.9 olarak açıklamıştı ocakta da 7.5 olarak söylemişti. 0.25 baz puanlık faiz artışıyla piyasalara balans ayarı çeken FED'in mart ayı yıllık enflasyon açıklaması onların nezdinde önemli olacaktır. Çünkü mayıs ayında yine bir faiz artışı olabilir ya da söz konusu iç piyasada bir toparlanma olursa sabit bırakabilirler ancak ben buna çok az ihtimal vererek faiz artışlarının devam edeceğini düşünüyorum. Ukrayna krizinin ABD ekonomisini ne kadar vuracağını düşünsem de enerjı bulma da ABD'nin sıkıntı yaşacağını düşünmeyenlerdenim ben de. Gerekli enerji ihtiyacını karşılamayı başaracaktır. Avrupa'da kısa süreli olarak Araplara bel bağlamış durumda. Avrupa'nın bu konuda somut adımlar atarak bu krizi aşması gerek. Aksi halde bu durum onlar için daima bir eksik daima bir zaaf olarak kalacaktır.

-Mart ayı açıklamasında ABD için yıllık 8.1 - 8.2 civarı bir enflasyon beklentisi içerisine girdiğimi söylemek istiyorum. Bazı yerlerde rakamlar yüksek. Bunun nedeni belirsiz gelecek.. Powell açıklamasında Ukrayna krizi belirsiz demişti. Ancak Powell bu krize yönelik alelade bir geçiştirme de bulunmuş olması bize ABD'nin dış etkenleri şimdilik 2.plana attığını göstermiştir. Asıl etkenler içte.. Bize göre FED şuan tamamen yanlış bir politika izlemektedir. Bu şekilde zamana yayarak enflasyonu bitirme çabası tamamıyla nafile bir çabadır. Çünkü rakamlar 7.9'u göstermiş ve bunu daha da geçecektir. Bu rakamlar ise bize zamana yayarak bir enflasyon ile mücadele formülü vermemektedir yani bu durum bu yöntemle çözülemeyecektir. Çözebileceğiniz kadar küçük rakamlar değil çünkü. ABD ekonomisi için çok ciddi rakamlar bunlar. FED eninde sonunda şahin bir politika izleyip enflasyona agresif bir müdahale yapmak durumunda kalacaktır. Bu sebeple MART ayı enflasyon verisi bize net bir yol gösterecektir.

-ABD halkı FED'in kararına çok tepki gösterdiler. Çünkü enflasyonun faturasını en çok halk öder. 0.25 %95 0.50 %5 olarak tablo ilk karşılarına çıktığında bu işin bu kadarcık bir artırımla çözülemeyeceğini biliyorlardı. Bu yüzden çok tepkiliydiler. Ancak ne var ki piyasalar önemsiz buldu bu kararı. Bazı yayın kuruluşlarınla olumlu karşıladı diyebilirler ancak olumlu karşılamak ile ÖNEMSİZ karşılamak arasında fark vardır. Ekonomistlerin normalden daha fazla açıklama ve faiz artırımı kararı olacağı yönündeki iddiaları da yine zaman yayma politikasından kaynaklıdır. 0.25 - 0.50 şeklinde gitmeye devam edebilir FED diye düşündü ekonomistler. Haksız da sayılmazlar. Ancak enflasyonun dengeden şaşıp artışa devam etmesi FED'i ciddi bir faiz artışına itebilir. İkinci bir neden ise Ukrayna krizinin ABD ekonomisini olumsuz etkileyebileceği düşüncesi. Bu iki neden çok önemli.

-FED kararını en çok etkileyen ana neden üretimdir. Üretim ABD'nin herşeyidir. ABD teknoloji üreten bir ülke ve hemen hemen herşeyi ithal eder. Zaten o kadar büyük bir ekonomiyi her anlamda başka şekilde besleyemezsiniz. Ancak bu durum tüketim ürünlerine vurduğunda çok sıkıntı. Yine bunu da ithal etmeye devam edebilmesi için teknoloji üretip satıp tarım ürünü almak zorunda. Yoksa iç piyasadaki fiyatlar uçar. Pandemi ABD'yi işsizlik anlamında çok sarstı. Birçoğu vatandaş ellerindeki birikimler ile yoluna devam edip çalışmamayı seçince ABD'de bir işsizlik dalgası yayıldı. En büyük neden pandemi tabi. Pandemi dağılır dağılmaz FED dedi ki, madem pandemi dağıldı rakamlar eski haline geri döner. Hemen dönmesini isteniliyorsa bu durum zor. Halk hala pandemiden kayıp vermeye devam ediyor ABD'de ve kapalı alanlarda orada da maske takıyorlar bu uygulama kalkmasına rağmen. Yani bu güven yerine ne zaman geri konulur bilinmez ancak faiz artışı ile paranın değeri artınca birikim yapmış ve çalışmayan insanların ellerindeki paranın değeri artacak ve çalışma hayatına geri dönmeyecekleri o birikim ile yaşamaya devam edecekleri ihtimali FED'i faiz artırımından alıkoyuyor. Ancak şöylesi bir durum var ki faiz artırımı yapmazlarsa halk enflasyondan çok zarar görür ancak çalışma hayatına daha fazla para kazanabilmek geri dönmek zorunda kalırlar. FED halkı çalışma hayatına dönmesi için zorluyor. Ekonomimize güveniyoruz sözleri bu yüzden. Ancak zorlayarak olur mu bende bilmiyorum. Bakalım mart ayı enflasyonu bize neler söyleyecek. Ona göre yorumlarımıza devam ederiz.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 23 Mart 2022; 10:37:25 >

K
geçen yıl
Binbaşı

Takibe aldım, bekliyorum.



< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >

G
geçen yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

-Öncelikle Mart ayı enflasyonu gerçekten şaşırtıcı biçimde bizim için bile fazla geldi. Normal olarak tahminlerimizi 8.2'lerde tutarken, Yıllık %8.5 enflasyon açıkladı ABD. Bu gerçekten büyük bir sorun olduğunun göstergesi. Bu durumu sokaktaki yarım akıllılar gibi bizene ABD'den diyip bir kenara atamazsınız. Bu olay bize gösterir ki ABD doları dünyada nereye girdiyse orada servet kaybı yaşanmış demektir. Bu da doğal olarak elinde birkaç bin dolar bile bulunduran en küçük yatırımcıyı bile olumsuz etkileyen bir durum. Çok fazla gevezelik yapmak istemesem bile ABD'deki ciddi sorunlara değinmek, burada kendilerini konuşmaya devam etmek istiyorum zaten başlığın da açılış sebebi bu zaten. Neyse..

-ABD'nin normalden daha fazla enflasyon açıklaması demek, ekonomilerinde freni patlamış araba gibi yokuş aşağı gittiğini gösteren bir durum var demek. ABD'yi vuran 2 önemli kriz var ortada; gıda ve enerji krizi. Enerji krizine yakalanmamak için dünyayı kendi sömürgesi haline getirebilecek olan bu devlet gıda krizinden o kadar kolay çıkamıyor. Zaten enerjiyi bir şekilde kapatırız deseler bile GIDA konusunda tamamen sınıfta kaldılar. Mevcut enflasyondan dolayı paralarının değeri düştü ve gıda tedarik etmekte zorlanıyorlar. Bunun nedeni ABD halkı pandemiden sonra tekrar çalışma hayatına dönmek istemedi ve üretmeden ithal edemezsiniz. Zaten işsizlik baş belası bir durum oldu onlar da. Fabrikaları ve hizmet sektörü çalışacak eleman bulamıyor. Bu da üretimi baltalıyor. Kısacası üretemeyen ABD, önemli ithalat kollarından biri olan gıdayı ithal edemiyor. Böylece yurt içindeki gıda fiyatı artıyor. Halk daha da panikliyor ve ellerindeki paralarla market raflarını boşaltmak uğruna herşeyi yapıyorlar. Boşaltıyorlar ve bu durum yatırımcıyı panikletiyor ve yatırımcı da parasını ABD piyasalarından çekme eğilimi yaratıyor. Bu durumda gıda fiyatları tavan oluyor. Zaten ne demiştik? FED faiz kararını açıkladığında halkın tepkisi var bu duruma demiştik. Çünkü FED faizi artırıp fazla parayı piyasadan çekme yolunu seçmedi. Böylece para değer kaybettikçe kaybetti.

-Tüm bu tabloya dışarıdan tekrar bakacak olursak, işsizlik - enflasyon - üretimde yavaşlama gibi etkenlerin negatif büyümeyi işaret ettiğini söyleyebiliriz. Zaten ekonomilerinde tamamen olmasa bile kısmi bir resesyon hali gözlere çarpıyor. Neden kısmi diyorum? Bunca kötü olaya rağmen ABD ekonomisi üretimde çok ama çok yavaş bir toparlanma göstermiş durumda. Zaten Powell açıklamasını yaparken ne demişti? Toparlanma görüyoruz ve ekonomimize güveniyoruz. İşte onlar zannetti ki yeniden gün yüzüne çıkacağız. Hayır! Dünyada devam eden bir virüs varken ve Rusya dünyayı tehdit ederken bir karamsarlık oluşuyor haliyle. Bu durumda insanın temel iç güdüsü olan eğer tehlike varsa evine kapan ve kendini koru doğası ortaya çıkıyor. Bu durum insanların, ABD halkının psikolojik olarak olumsuz etkilendiklerini gösteren birşey. Yani insanlar çalışma hayatına katılmıyorlar ve ellerindeki parayla yetiniyorlar. Hatta takip edin kripto para işine daha çok zaman bile ayırıyorlar. Zaten hiçbir şekilde üretmeyen ve çalışmayan insan al-sat durumlarındaki aradaki fiyat farkından ve spekülasyondan başka bir şeyden kazanç sağlayamaz.

-Evet bir resesyon ihtimalinden bahsettik. Yani ekonomik toparlanmanın hızlanmayı bırakıp yerinde sayması durumu. Zaten hali hazırda bir enflasyona da sahipler. Bunlar birleşince ortaya ne çıkar? STAGFLASYON. Ekonomideki bu hastalık hali, resesyon ve enflasyonun aynı anda görülmesidir. Bu tehlike var mı? Var. "E tamam o zaman FED faiz artırsın bitti gitti işte"... O iş o kadar kolay değil arkadaşlar. FED neden faiz artırmıyor ve ekonominin kendi başına toparlanmasını bekliyor? Buna değinelim biraz da. Faiz artınca nolur? Para piyasadan çekilir ve değeri artar. Halk çalışma hayatına katılmayıp napıyor? Elindeki para ile hayatını üretmeden ve aktif çalışma hayatına bir şekilde katılmadan idame ettirmeye çalışıyor. Şimdi ellerindeki paranın da değeri artarsa nolur? Hiç katılmazlar. Hatta çalışma hayatindakiler de birikimleri varsa kendilerini aktif çalışma hayatından soyutlayıp pasif moda geçerler. Bukez yukarıda açıkladığım kısmi resesyon yerini tam bir resesyona bırakır ve asıl durgunluk o zaman olur. Resesyon durumlarında yatırımcı ülkede durmayı istemez çünkü o ülkede üretilen bir değer yoksa neye yatırım yapabilirsiniz ki? Parasına mı? ABD 2008 krizinde o kadar çok para bastı ki, enflasyonun etkilerini hala yaşıyor. Bunlar hep Chopper Ben( Ben Bernanke )' in marifeti. Ne demişti? ABD'yi bu krizden kurtarmak için gerekirse helikopterle para dağıtırım. Dağıttın noldu? Para eninde sonunda ana vatanına geri döndü. Bir kısmı bile dönmüş olsa nolur? Enflasyon.. Aşırı para basmak arkadaşlar eğer bir resesyon ihtimali ile karşı karşıyaysanız ekonomiye hızlı para sokmak ve bunun dahilinde tüketime ağırlık vererek üretim mekanizmalarını çalıştırmak demektir. Ancak bunun bir sonucu olur. Monetarizm ne der? Paranın miktarı fazla olursa, enflasyon olur. ( Paranın miktar teorisi ).. Bu durumda içinden çıkamayacağınız bir enflasyon bataklığına saplanırsınız. Faizi de söylediğim nedenden dolayı artıramazsınız. Ortada üretim yoksa para da olmamalıdır. Üretim varsa da para, zaten bir şekilde ihtiyaç halinde piyasaya sürülür.

-Peki FED ne yapacak bu durumda? Ekonomistlerin genel isteği faiz artırımı ve piyasadan para çekilmesi. Bu durumda resesyon ihtimalini doğuruyor. Aslında FED 2008 krizinden sonra faiz artırımı için eline birden fazla koz geçirmişti. Ama hep politika faizini düşük tuttu. Çünkü ABD ortadoğu da savaşırken bir kiralık ordu(YPG) besliyor. Çin ile savaşırken bu savaşlar hep maliyet demek, Avrupa'ya yardım için elini cebine atıyor, Ukrayna için elini tamamen cebine atıyor. Bunlar hep masraf arkadaşlar. Bu kadar masraf adama para bastırtır. Yani parayı piyasadan çekmedi ve daima masraf adı altında bastıkça bastı. Kısa vadeli hırslar ABD'yi bu noktaya getirdi zaten. Dış borcu o kadar fazla ki, dudak uçuklatan cinsten. Aslında bir devlette hırs olması alışılmış bir durumdur ancak bu hırs uğruna ekonomi ilmini çöpe atıp mantıksız hareketler yapmak ülkeyi bu noktaya getirir. He FED'in ne yapacağından bahsediyorduk.. FED çok mantıksız davranıyor arkadaşlar. Şahin bir politika çizerek ciddi bir faiz artırımı yaparsa, halkı çalışma hayatına kesin bir şekilde katacak bir formülü elinde tutuyor olmaları gerek aksi halde resesyon ihtimali var. Ama tablo bu kadar vahimken parayı piyasadan çekmezse, enflasyon arttıkça artacak yine bundan kurtulmak için üretim-tüketim mekanizmasının çalışması gerek. Yani insanların çalışma hayatına dönmesi gerekli. Aslında her durumda insanların çalışma hayatına dönmesi gerekli. Ve gıda tedarik işini hemen halletmeleri gerek. Bu da FED'in değil de yönetimin işi. Biden ile zor gibi duruyor.

-Aslında yazıyı daha fazla uzatmak istemesem de likidite olayından bahsetmeden olmaz. Çünkü bu durumlar hep iç içe ve birinden bahsedip diğerinden bahsetmemek konuyu eksik bırakır.. Likidite olayına gelecek olursak; önce açıklamaları yapmadan önce bilgi verelim ki akıllar karışmasın. FED'in likidite(yani paraya dönüşebilecek kolay mallar) alması demek üretim-tüketim zincirinden birisi çalışmıyor ya da işlevini tam olarak yerine getiremiyor demektir. FED ne yapıyor? Mal mı ürettin gel diyor sana tahvil vereceğim bana sat diyor çünkü asıl alıcı olan halk alımı yeter miktarda yapamıyor. Üretici de tahvili alıp malı FED'e satıyor. Böylece üretici yara almadan üretmeye devam ediyor. Ancak sorun asıl alıcı da. Sen alıcının ne kadar alım yapıp ne kadar ne yapmayacağını ancak tahmin edebilirsin, tam olarak bilemezsin ki. Bilemediği rakamlar noluyor? Ortaya saçılan fazla para demek bu da. Yani enflasyon. Arkadaşlar üretim-tüketim zincirini döndüren kesimler, halk ve üretim yapan firmalardır. Bankanın burada rolü yok. Yapılan suni müdahale ekonomide eksi bir durum olarak illaki geri dönüşü size yapacaktır. Ama bunlar enflasyonu direk artıran değil sadece artmasına destek çıkan durumlardır. Ayrıca bir yerden sonra da tüketicinin sisteme girmesi gerek ki, bu da alınan tahvillerin ihraç edilmesi demektir. Bunun da yapılması lazım. Ancak tüketici işlevsiz durumda. Bunun asıl nedeni, likidite tuzağıdır. Yani insanlar ekonomiye güvenlerini kaybettiklerinde paralarını sisteme sokmazlar ve bir yere yatırım yaparak kendilerini pasif moda geçirirler. Böylece arz-talep skalasında ana eksen olduğu gibi kayar. Powell açıklamasında ne dedi? Ekonomimize güveniyoruz. Bu demek oluyor ki, insanlar rahatlasın rahat rahat para harcasın enflasyonu indireceğiz. Çünkü insanlar likidite alıp neden beklerler? Para enflasyona uğradığında ve halkın ekonomiye güveni sarsıldığında. Bu yüzden bunu söylemek zorunda kaldı. Ancak ben her zaman çarkı çeviren ana aktörlerin oyunda olması gerektiğini düşünüyorum ve yapılan diğer müdahaleleri suni buluyorum. İllaki geri dönüşü oluyor bir şekilde.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 15 Nisan 2022; 3:29:49 >

< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >

G
geçen yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

FED Mayıs Ayı Politika Faizi Artışı: 50 Baz Puan
FED Nisan Ayına Ait Yıllık TÜFE(enflasyon): %8.3

-Politika faizi artışı gerçekleştiğinde yorumumu yaparak başlığıma yazı eklemek istedim. Ancak biraz daha bekleyip olayların nasıl geliştiğini gözlemleyip, enflasyon rakamlarının ortaya çıkmasını bekledim diyebilirim. Konuya FED küçültme bilançosunu 95 milyar dolar açıklamasıyla başlayacağım. Bu kadar fazla parayı piyasadan çekmesi küresel anlamda devam eden bir enflasyon furyası olması sebebiyledir. Bunun başlıca nedenlerine değinmek gerekirse; Covid-19, ABD-Çin küresel ticaret savaşı, Ukrayna-Rusya savaşı, Mülteci sorunları, ABD ve AB ekonomisindeki resesyon hareketleri vb. gösterilebilir. Zaten az biraz medya takip ediyorsanız ana başlıkları sizde görebiliyorsunuz demektir. ABD'nin temel sorunlarından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Üretim-tüketim halkasındaki kırılmalar, savaşın etkileri vb. Bu sorunlar devam ederken bizim asıl endişemizin zaten halihazırda var olan enflasyona eklenebilecek resesyon endişesi ile birlikte ortaya çıkabilecek bir stagflasyon sorunundan bahsetmiştim. Şuan ki FED politika faizi 0.75-1.00 aralığında. Biz FED'in şahin görünümü ile bu aralığın daha da artacağını düşünüyoruz ancak ABD ekonomisindeki toparlanma rakamlarını yakından incelememiz gerekli çünkü FED, Powell'ın açıklamalarından da anlaşılacağı üzere önüne gelen ekonomik göstergeleri çok yakından takip ediyor ve hangi alanda ne kadar toparlanma var, işsizlik ne durumda, arz-talep zinciri nasıl bir ilerleme kaydediyor vs. hepsine bakıp kararını ona göre veriyor. Toparlanma varsa piyasadan para çekmeyi yavaşlatma yönlü hareket edecek olup, ciddi bir enflasyon bunalımı yaşanıyorsa ona göre de politika faizi artıracak demektir.

< Resime gitmek için tıklayın >
-Enflasyon rakamlarına değinmem gerekirse gördüğünüz gibi sürekli bir artış söz konusu. Ancak Nisan ayında bir kırılma var. Şimdi buradaki kırılmayı görenler ABD ekonomisi yavaş da olsa toparlanıyor mu diye soruyorlar kendilerine ancak bu durum tamamen piyasadan para çekilmesinin sonucudur. Şimdi sorunun ortadan kalktığını zannetmeyin daha önceden söylediğimiz gibi para değerlendiği için resesyon endişesi ortaya çıkıyor( diğer yazımda açıklamıştım ). Aslında bundan sonrası çok önemli FED ekonomistlerin naralar atarak FAİZİ ARTIRSANA dediğini yapıp parasına değer kazandırdı ve halan daha buna devam edeceğini söyledi. Peki bundan sonrası ? Stagflasyon hastalığında insanlar ellerindeki değerli parayı elde etmek için çalışmak zorunda kalsalar da ABD zengin bir ülke ve ekonomiye aktif bir şekilde katılmayan milyonlarca kişi likidite tuzağı kapsamına girebilir. Üstelik ABD'de şuan gıda ve enerji dışında bırakılarak hesaplanan Çekirdek enflasyon, %6.2 yani beklenen %0.4 artıştan fazla olarak %0.6 şeklinde gerçekleşti. Yani burada diyor ki, petrolü doğalgazı ve gıdayı bir kenara koyduk diğer ürünlerin de fiyatları artıyor diyor. Bu demek ki, üretim-tüketim halkasında birçoğu alanda halan daha raylar yerine oturmamış. Enflasyondaki yıllık azalış ise tamamen parayı piyasadan çekme olarak gerçekleştiğinin bir kanıtı. O zaman FED'in üretim-tüketim zinciri olmaksızın yaptığı bu hareketleri aslında tamamen zaman kazanma. Zaten beklenti gördüğünüz gibi %8.1 yani beklentiyi de aşmış vaziyette. Özellikle görmüş olduğum bir haberde Powell'ın masadan 75 baz puanlık faiz artışını kaldırdığıydı. Powell'ın şuan ki şişmiş olan balonu patlatmadan onun içindeki havayı alması gerekiyor ve adımlarını temkinli atmalı, biliyor ki 75 baz puan resesyona sokar ekonomiyi ve bu yüzden yavaş yavaş balonun havasını almak için 50 baz puanı uygun buldu. Şu saatten sonra 25 baz puan balans ayarı, 50 baz puan orta şeker, 75 baz puan acil durum planıdır.

-ABD, Çin ile girişmiş olduğu ekonomik savaşta biliyorsunuz ve sitem ediyorsunuz başta Apple ürünleri olmak üzere bir sürü firması tedarikte sıkıntı yaşadıklarını zaten söylemişti. Üretim mekanizmalarına bulaşmış bir virüs gibi bu durum. Bir şekilde dünya ekonomilerinin durgunlaşması nedeniyle aralarında bazı alanlarda halan daha devam eden tedarik, Çin'in pandemi nedeniyle uygulamaları ve önlemleri sıkılaştırması sebebiyle çok ciddi bir sekteye uğrayabilir. Bununla ilgili ABD'nin önlem alması zaten gerekmekte. Yaklaşan tehdidin yanı sıra Uzun vadede bu alandaki eksiklerini de zaten kapatmalı. Çin'e de değinmemiz gerekirse Üretici enflasyonu %8 olurken Tüketici enflasyonu ise %2.1 oranında gerçekleşti. Onlarda da sorun var aslında. Üreticilerin ürettikleri malların fiyatları daha maliyetli hale gelmiş vaziyette. Bu da üretim zincirlerinde pandemi kaynaklı bir yavaşlamaya işaret ediyor çünkü beklenti %7.7'ydi. Tabiki bu da tüketici enflasyonunu etkileyen bir durum.

-Her ne kadar bazı yayıncı kuruluşlar durumu olumlu olarak açıklasalar da ben resesyon endişemi dile getirmek istiyorum müsaadenizle. Ancak ondan önce bugün açıklanan bazı verileri buraya koyarak bir şeyler söyleyeceğim.

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >

Tabloda gördüğünüz gibi ABD halkının gelirlerinde ciddi bir daralma mevcut. Beklenti aynı olması yönündeydi ancak beklentiyi bile şaşırtarak %0.5 olması gerekirken, %0.4 olarak gerçekleşti. Gelir de bir azalma söz konusu. Giderler ise Mart'ta %1.4 artış halindeyken, Nisan için beklenti %0.7 olmasına rağmen %0.9 olarak gerçekleşti. Yine de giderler de bir azalma söz konusu.

< Resime gitmek için tıklayın >

Çekirdek PCE verileri ise bize gıda ve enerji dışarıda bırakılarak hesaplananı gösteriyor. Bu da %0.3 oranın bir iyileşme gözüküyor.

Ancak tüm bunları açıklamamıza rağmen tabloya gerçekten bakmak gerekirse giderlerdeki azalma hiç hoş değil. Normalde para değer kazandığında elindeki paranın değerli olduğunu bilen halkın harcamaları da artırması bir olasılıktır. Ancak burada İstenilen sonuç tam olarak elde edilememiş gözüküyor. Anlaşılan güçlü bir likidite'den nakde dönüş yok. Bu durum bize şunu gösterir ki, halk hala spekülatif ekonomik göstergelere güvenememiş vaziyette. Maymun çiçeği virüsü vakası da ABD'de etkisini gösteriyor. Dün 7 eyalette 9 maymun çiçeği virüsü vakasından bahsedildi ve bu ABD'de yayılacak gibi duruyor. Ukrayna-Rusya savaşının belirsizliği ve Çin'in kapanma sonucunda ABD'de oluşan tedarik zinciri sıkıntısından bahsetmiyorum bile.
Giderlerdeki azalma ise bazı ABD vatandaşlarının pasif hayata geçtiğini bize gösteren bir durum. Pasif hayata geçen insanlar belli ihtiyaçlarını zulalayıp, onun haricinde harcama yapmadan aylarca geçirebilirler. Buda bize belli bir para ile ya da emeklilik için ayırdıkları miktarlar ile yaşadıklarını gösteren bir durumdur. Gelirlerini herhangi artırıcı bir şeyler yapmaya çalışmıyorlar. Biliyoruz ki ülkede nisan ayı işsizlik %3.6 olarak gerçekleşti, tamam aylık %0.1 artarak paralel bir tablo çizse bile yıllık bazda %5.5 olarak arttığını görmemek imkansız. Powell çıkıp sürekli bir iyileşmeden bahsediyor ancak sürekli aynı giden bir şey de nasıl iyileşme olabilir. İnsanların daha çok çalışması gelirlerini artırması gerekiyor, buna rağmen gelirler de bir düşme, işsizlikte sabitlik devam ediyor. ABD halkını likidite tuzağından çekip çıkartamadılar.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 27 Mayıs 2022; 18:48:56 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
İ
geçen yıl
Yüzbaşı

Hocam bu nasdaq daha düşer mi 12 bin şuan. Nasdaq hissesi içeren fonlar var elimizde. Faiz artırımı devam ederse düşecek gibi. 1 yıl mı 2 yıl mı.




Bu mesajda bahsedilenler: @sorunluadam999
M
geçen yıl
Yüzbaşı

Güncellemelerinizi bekliyoruz hocam



< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @sorunluadam999
K
geçen yıl
Yarbay

Yorumlarınız ve konu umarım düzenli olarka devam eder. Elinize sağlık.



G
geçen yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

MAYIS AYI

-Şimdi, ABD 10 yıllık tahvillerine baktığımızda faizlerin değerlerinin arttığını görüyoruz. Tam bu noktada durumu açıklamak gerekirse şöyle düşünün. Tahvil'e bir mal diyelim. Piyasada fazla bulunursa nolur? Değeri Azalır. Değeri azalan bu ürünü satmak için devlet ne yapar? Faizini artırır. Yani insanlar ellerinde tahvil tutmuyor, piyasaya satıyorlar. Neden? Bir para birimine güven kalmazsa, o para biriminden o devletin sana borçlu olmasını istemezsin çünkü sana borcunu vereceği para da o senin güvenmediğin paradır. Yani tahvil faizlerinin artması, tahvilin kendi değerinin düştüğünü gösterir, tahvilin değerinin düşmesi ise tahvilin yazılı olduğu devletin para biriminin değer kaybetmesi ile doğru orantılıdır. Doğrudan nedenidir demiyorum çünkü bir mal gibi düşünün diye bu yüzden dedim size. Bir mal piyasada az ya da fazla olabilir çünkü arz-talep dengesi her an değişebilir. Buna göre değeri de inişli çıkışlı olabiliyor. Peki bu anlattıklarımıza dayanak nerededir? Tabiki ABD Tüketici Güven Endeksi'nde. Yani CB. Yani ''Conference Board''.. Tüketici güveni ABD'de çok çalkantılı bir zamandan geçiyor arkadaşlar. Güven ortamını henüz tesis edemediler. Evet Mayıs ayında beklenenden az düştü ancak bu tamamen piyasadan paranın çekilmesiyle alakalı bir durum. ABD parası belli bir değeri kazanınca bazı küçük çevreler bu rakamlara etki edecek kadar güvenebilmişler. Ancak güven ortamı tam anlamıyla oluşmadığı sürece ben bu durumu ' geçici güven ' olarak görüyorum. Elbette geçici güvenenler, güvendikleri durum her ne ise bunun devam edip etmeyeceğini görmek isteyeceklerdir diye düşünüyorum.

-ABD Başkanı Biden ile FED Başkanı Powell arasındaki kritik görüşme.. Bu görüşme ile ilgili çok fazla şey söyleyemeyiz çünkü basına sınırlı bilgi verildi ve ayrıntılar paylaşılmadı. Bizi ilgilendiren asıl kısım ise, Biden'ın FED'e karışmayacak olması ve hatta destek vereceğini söylemesidir. FED'in aslında boğuştuğu tek bir sorunu yok ve sorunlarından en önemlisi piyasalara güven vermesi. Biden o toplantıdan sonra FED'e karışabileceğine dair ya da bir güvensizlik veren açıklamada bulunsaydı, bunun ABD için sonuçlarını düşünmek dahi istemiyorum. Aslında bu durumla ilgili örnek vermek dahi istemesem bile kendi ülkemize baktığımızda ve yönetimin MB ile arasındaki takışmalarda TL'ye güvenin ne noktaya geldiği sanırım aklınızdaki bütün soruları cevaplayacaktır. Neyse, uzun lafın kısası bu iyi bir gelişme.

-ABD Tarım Dışı İstihdam verilerine gelecek olursak, 3 Haziran'da açıklanan veriler bu ekonomideki hassas noktaları anlamamız açısından çok önemli ve değerlidir. Tarımın dışında kalan özel sektör iş gücü piyasası beklenti rakamları olan 325K'nın üzerine çıkarak, 390K'ya gelmiştir. Aslında bu tablo olumlu gibi görünse de bir önceki ay revizeli hali olan 436K'dan buraya geldi. Yani bir düşüş illaki söz konusu ancak artışın beklentinin üzerinde olması bize durumu biraz daha detaylı incelememizi gösteriyor. Biliyorsunuz ki FED faiz artırımlarına başladı. Paranın değeri arttı dolayısıyla değerli olan paraya sahip olma isteği de arttı, halkın uzunca süre aktif iş hayatına dönmemesiyle tasarrufları da eridi. Bu nedenlerin tamamını toplarsak beklentinin üzerinde olarak 65K'lık olan artışı ( tabi bu revizesiz hali ) sanırım açıklayabiliyoruz. O zaman sistem belli. Halkı enflasyon ile mücadele ettiğine inandırarak enflasyona kurban et, paraları bitsin, sonra parayı değerli birşey haline getir onu elde etmek için tekrar çalışmaya başlasınlar ve ekonominin çarkları yeniden dönmeye başlasın. Tarımdışı istihamın kaderini mayıs ayında değil, asıl, haziran ayında göreceğiz. Faizler artınca paranın değeri arttı. Açıkladığım gibi, bakalım istihdamın beklentinin üzerindeki bu artışı ekonomiye yavaş yavaş da olsa yeniden dönüşü mü yoksa sadece paranın değerinin artmasından kaynaklı olan kısa vadeli bir sirkülasyon mu? Sonuçta resesyon ihtimalinden de bahsetmiştik daha önceki yazılarımızda. Farkettiyseniz işsizlik rakamları yerinden oynamıyor. Geçen ay da %3.6'ydı bu ay da aynı. İşsizlik yerinden oynayıp artmaya başlarsa resesyondan kurtulamazlar. Nezle olacaksınız ama semptomları var değil mi? Baş ağrısı, burun akıntısı vs. İşte işsizliğin artması da resosyon adlı ekonomik hastalığın en bilinen semptomudur. Anlatabilmişimdir umarım. Bu yüzden faiz artışlarını yaparken çok dikkatli olmalılar ve işsizliği asla tetiklememeliler.

-ABD'nin Aylık Ortalama Saatlik ücretlerine bakacak olursak, %0.3 olarak sabit olup, %0.4 olan beklentinin altında olduğunu görüyoruz. ABD'de çok daha düşük rakamları gördüğü için soruyorum; ücret niye düşer? İşçi bulunamadığından mı? Hayır. Bir işveren bir işi yaptırmak için gerekli olan işçiyi bulamazsa arkadaşlar (Klasik İktisadın bilinen temel öğretilerine göre) o iş için verilen ücret artar. Ama burada saatlik ücretlerde bir sabitlik bir yavaşlama var. O zaman işçi fazlası mı var? Öyle olmalı değil mi? Bu da hayır malesef arkadaşlar. ABD'de insanlar sosyal yani bir arada olan çalışma hayatlarına katılmayarak günlük ücrete yönelik çalışıyorlar. Yevmiyeci gibi düşünün. Adam gelir işini yapar ücretini alır gider. Bir daha gelir mi gelmez mi o işi yapar mı yapmaz mı bilinmez! Böylece işverenin cebinden işçi için ayrılan ücretin fiyatı düşer. E bu iyi bişey değil mi? Değil. Üretim devamlı ve fazla olmazsa koca ABD ekonomisinin çarkları döner mi? Dönmez. Demek ki neymiş? İşçinin bu şekilde dışardan çalışmayı bir an önce bırakıp, hergün gelebileceği bir iş bulup o firmada yıllarca çalışıp, bir şeylerin üretilmesine ve dolayısıyla ülkesine zenginliği getirmesine katkıda bulunması gerekir. Kısaca olayı böyle açıkladık ama istihdamın artmış olmasına rağmen sabit kalır mı ücretler? Kalır. E firmanın da biyerde kâr elde etmesi lazım. Pandemide en az çalışan kadar işveren de yara aldı. Hem istihdam arttı ama devamlı mı yoksa tekrar azalacak mı bu da belli değil. Eleman bulduk hemen ücretleri azaltalım istemez işveren, çünkü bu durumda zaten piyasa işçi bulma konusunda yetersizken işçinin kaçmasını istemezler. O düşme olayı piyasa yeter sayıda işçiye ulaştığında olur ancak ve şimdilik bu durum ABD için bir hayal. Şuanlık işveren için ücret durumu sabit ya da artış yönünde olmalıdır yoksa sonuçlarını onlar daha iyi biliyorlar. İşveren yapmasa bile ekonomik olarak azalması da bu söylediğim sebepten dolayı olur ki; FED istediği karşılığı almakta zorlanıyor demektir.

-ABD'de Nisan ayının enflasyonu %8.3 iken, mayısta %8.6 olarak ölçüldü. Ben bundan önceki yazılarımda enflasyonun tamamen FED'in politika faizi artışından kaynaklanan bir düşmesi olduğunu önceki yazımda söylemiştim. Ve bunun kanıtı olarak da çekirdek enflasyon verilerinde halan daha bir artışın olduğunu ancak buna rağmen de enflasyon verilerinin düşmesinin ise faiz artışı kaynaklı olduğunu ve enflasyon rakamlarının suni bir müdahale ile sayısal olarak düştüğünü söyledim. Çünkü üretim-tüketim zincirindeki kırılma hala onarılmadı. Üstelik Çin'de Sıfır Vaka politikası kapsamında Şangay ve Pekin'de bir kısıtlama ve yasaklar yoluna gitti. Bu da yedek parça konusunda ABD'nin ucuza parça bulmasını zorlaştırdı ve zaten piyasada ürünlerin fiyatları artarken, teknoloji piyasasının da yedek parça bulamaması bu ürünlerin de fiyatlarını artırdı. Çin'in sıfır vaka kapsamında kapanmasının zamanı da çok manidar. ABD'nin tam tökezlediği bir zamana denk geliyor diyebiliriz. Üstelik FED, bu durumu görmüş olmalı ki Biden-Powell toplantısında teknoloji piyasasının asıl sorunları da masaya yatırılmış olmalı. Powell, Biden'a '' teknoloji piyasasına ucuz yedek parça temini yapabilecek ülke bul ve bu ülke taşınma açısından kolaylıklar getiren bir ülke olsun '' demiştir. Demelidir. Teknoloji piyasasının bu konudaki eksiği yakın ve fakir bir ülkenin( Latin Amerika ülkeleri bu durum için uygun ) yedek parça sahasına dönüştürülmesi konusunu illa Biden'a bunu söylemiştir Powell. Çekirdek Enflasyon yıllık bazda %6.2'den %6.0'a düşmüş olsa bile aylık %0.5'lik beklentiyi aşarak %0.6'lık bir artış ile yine yoluna devam ediyor. Aylık olarak enflasyon değerlerinde %1'lik bir artış görüyoruz. 100 liraya aldığınız bir ürün artış 101 lira. Michigan Üniversitesinin verileri öncü veriler olarak açıklanır. Bu bağlamda 8 puan düşürerek 50.2'ye çekmişler onlar da tüketici güven endeksini. Resmi rakamlar değil tabiki de ancak öncü veriler her zaman önemlidir. Yatırımcı her zaman öncü verileri takip ederek, resmi verileri ele alır. Yani Tüketici Güven endeksinde ciddi bir düşüşten bahsediyor bu üniversite de. Enerji fiyatları aylık bazda yüzde 3.9 arttı, yıllık artış da yüzde 34.6’ya ulaştı. Enerji konusunda ABD zorlanacak anlaşılan. Ancak açıklarını kapatacaklarına dair inancımı da korumak istiyorum. Gıda fiyatlarında da zaten sıkıntı yaşadığını önceki yazılarımızda söylemiştik. Ancak Ukrayna kaynaklı olan ve adı Gıda Sıkıntı'sından çok Buğday Krizi olarak nitelendirilen sıkıntı dünyada gıda taleplerini karşılamada genel bir sorunun yaşandığını bizlere gösteriyor. ABD'de hiç piyasa bilmeyen bir insanın enerji ve gıda alanında sıkıntı olduğunu bilmemesi düşünülemezken, bir de jepolitik özellikler gereği bu sorunlara eklenen barınma sorunları da ortaya çıkıyor. Bu barınma krizine ayrıca değinmek istiyorum.

-ABD'nin San Francisco Körfez bölgesinde yaşanan soruna göre 3 üç odalı bir evde 14 kişi kalıyor. Peki bu sorun neden ortaya çıkıyor? Bir evde bu kadar insan niye yaşar? Kira fiyatları uçtuğu için. Konut fiyatlarındaki bu artış bu son zamanlarda özellikle arttı. ABD Ulusal Müteahhitler Birliği açıklamalarını da takip ettim. Para değer kaybedince noluyor? İnsan ev sahibi olamıyor. Ev sahibi olamayacağını anlayan insan da kiralık ev bulma ve hayatını orada idame ettirme durumu ortaya çıkıyor. Bu da kira fiyatlarını yukarı yönlü fırlatıyor. Aslında bunlar zincirleme eylem. İnsanlar paralarının değerleri düştüğünde parayı konuta gömerler, verirler kiraya. Sonra gelsin aylık düzenli bir gelir. Uğraşmazlar yani her ay her ay paramın değeri düşecek mi ne olacak diye. Kaçış yolu gibi düşünün. Likidite tuzağına düşen kişiler genelde kolay nakde çevrilebilecek şeylere parayı gömerler. Altın,gümüş vs. Ancak bu da bir yoldur. Üstelik ev yapmanın maliyeti artınca da ortaya çıkan evin değeri ve kira bedeli artar. Ev yapılırken çimento,demir bilimum diğer malzemelerin fiyatları pahalandı ve bu da kira ve ev satınalma bedellerini yükseltti haliyle. Ben aslında sorunun kronik olduğunu düşünüyorum. Temelden gelen bir sorun değil. Noldu yani, bugüne kadar böyle bir sorun vardı da biz mi bilmiyorduk. Kanatimce bu sorun küçük bir kar parçasının tepeden aşağı yuvarlandıkça bir çığa dönüşmesi gibi birşey. Paranın değeri düşer. Konut yapım masrafları artar. Halk işgücüne pandemiden katılmaz ve geliri düşer ve kiralık konuta olan ihtiyaç artar. Elinde parası olan konuta parayı gömer talep artar bunun sonucunda da fiyat artar. Ben tüm bu denklemdeki kar parçasını ENFLASYON olarak görüyorum. Sonuçları da çığ'ın ta kendisidir.

-Daha önceki yorumlarımızda 25 baz puan balans ayarı, 50 baz puan orta şeker, 75 baz puan acil durum planı demiştik, şunu da eklemek isterim ki 75 baz puanın üstü yani 75+ baz puan kritik müdahaledir. Ben biraz FED'in geçmişine gitmek istiyorum. Chopper Ben 2008 mortgage krizinden ABD'yi kurtarmak için para basmıştı. Ortalıkta çok sayıda dolanan para tüketici-üretici zincirini o yıllarda tedavi etmiş gibi göründü. Ancak kıdemli bir sürü ekonomist dedi ki; bu kadar para basmanın bize dönüşü enflasyon bataklığı olacaktır. Enflasyon demiyorlar, bataklık diyorlar. Yani içinden çıkılamaz bir enflasyon furyasından bahsediliyor. Bu kadar sıkıntı oluşturacak bu uygulamaya rağmen bu adam 2 dönem FED başkanlığı yaptı. Diyelim ki Ben Bernanke bu kadar parayı bastı tamam da ABD neden bu kadar yıldır böylesine geniş bir para yuvalanmasını geri çekmedi? ABD'nin dünyadaki menfaatlerine bağlıyorum ben mevcut durumu. Aslında bu konu başlı başına bir siyasi konu olarak ele alınabilir. Siyaset benim işim değil, bu yüzden değinmek istemiyorum. Ancak ABD'nin yapmış olduğu ve diğer yatırımcılar, ekonomistler tarafından eleştirilen en büyük hata tahvil alımı yapmasıdır. Arkadaşlar, dünyaya para süremeyeceğini anlayan ABD, tahvil alımı ile piyasaya para sürmeye devam etti. Bu yüzden şuan ki yangın bu kadar büyüdü. Ben Bernanke'nin başkanlığını alan Janet Yellen ne yaptı sice? HİÇ. Kocaman bir hiç. Neden mi böyle dedim? Bu kadar paranın ortaya saçılmış olduğunu (sözde) göremeyen Yellen %0 faiz ile dünya enflasyon alarmı verirken Pandemiden, 0'da tuttu faizi. İşsizlik artıyor, yok. İhracat-İthalat zincirinde kopma var, yok. Üretim-Tüketim dengesi rayından şaştı, yok. Tüketici güven endeksi sarsıldı, yok. Üretim maliyetleri yükseldi(üretici enflasyonu), yok. Sonunda da Enflasyon kapınızı çaldııııı. Şimdi de yok desenize ! FED çok uzun süredir hata yapıyor aslında. Geçen Yellen bir açıklama yapıp ne dedi biliyor musunuz? Krizin geldiğini göremedim, hata yaptım dedi. Lafı mı olur canım altı üstü şurada ABD içinden çıkılamayacak bir enflasyon bataklığına girdi ve bir sürü bilinen dünyaca ünlü istatistik kurumu bir de resesyondan bahsediyor da. Ama olsun canın sağolsun. İşin çok ilginç yanı ABD üzerine yatırımlarını kaydıran çok büyük yatırımcılar ürktü. Sermaye ürkektir arkadaşlar, böyle ülkelerde durmayı sevmez. Bu da ABD'ye yansıyacak uzun vadeli bir zarar olabilir.

-Tahvili azaltma yolunda adımlar atacak FED. Ancak bu çok zor bir durum. Yatırımcı faiz artırmadığınız sürece yani suni bir yol kullanmadığınız sürece paranızın değerinin düştüğünü veya düşeceğini biliyor. Değeri düştükçe tahvil faizlerinin de artacağını biliyor. Sana satar mı? Elinizdeki bir malın ileride kıymetleneceğini bilirseniz onu satar mısınız? Satmazsınız. Satış ne zaman olur? Yatırımcı bakar ABD gerçekten toparlanma sürecine girdi. Faizler aşağıya inmeden yani çok zarar etmeden, satar. Bitti gitti. Zaten faiz artışlarının devam edeceğini söylemeniz paranızın değerinin düşeceğini ilan etmeniz gibi birşey ki bu durumda tahvilini satan olur mu bilinmez! İşsizliği de güncelledi FED. %3.5'dan %3.7'ye çıkarttı. Bu işsizliğin arttığını gösteren bir durum olmakla birlikte, beklenenden daha az işsizlik maaşına başvuranlardaki düşme, politika faizinin kısa süreli yanılsamasından ve tasarrufu eriyenlerin ekonomiye katılmasından başka birşey değildir. Bu da işsizliğin artacağının sinyalini veren olumsuz bir gelişme aslında.

-İhracat tabi ki devam ediyor çünkü ABD'deki bir sürü şirket uluslararası bir üretim yaptığı için çok güçlü bir müşteri potansiyeli var. Ancak Çin'in kendilerine yedek parça sağlama konusundaki sıkıntılarını, sattıkları ürünlere yansıttılar. Fiyatlar arttı ki bu da uzun vadede belki alıcıyı kaybetmek bile olabilir. Yedek parça işi çözülmeli. Çin'den çok belirsiz mesajlar geliyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ABD'nin enerji ve gıda ithalatına da ket vurmuş durumda. Tüm bunların toplamı da ithalattaki düşmeyi açıklıyor. Üstelik Enflasyon bazlı fiyat yükselmeleri de perakende satışlarındaki aşağı yönlü hareketi de açıklar nitelikte.

-Açıklamadığım bir Biden-Petrol firmaları arasındaki sözlü kavga kaldı. Bu kavganın ne anlama geldiğini bilmeyenlere şöyle söyliyim; durum, bu ülkedeki yönetim ve yağ satıcılarının aşırı kârından kaynaklanan savaşa benziyor. Bir ülke bir malı üretemeyebilir. Bunda sıkıntı yok. Ne yapmalı? David Ricardo ne demişti? Karşılıklı üstünlükler yasası. Bu yasa der ki; bir malı üretemiyor olabilirsin ancak sende hangi malı üretmede iyiysen onu fazla üret ve üretemediğin malı da o fazla ürettiğinle takasla ve ihtiyacını karşıla der. Olay gayet basit. ABD'de üretim sıkıntısı şuan zaten var. Üretemiyor ve doğalgaz, petrol alamıyor. Diyeceksiniz ki OrtaDoğu'da çöktüğü yerler.. ABD'nin nüfusu 350milyon ve sadece kendisine değil, petrolü ihraç ettikleri yerlerde dahil olmak üzere yetmiyor. Bunun başlıca nedeni enflasyon kaynaklı paranın değerinin düşmesi. Ancak haberlerde yer alan bilgilerde bazı kurnazlıklardan bahsediliyor. Paranın değerinin düştüğü bir ülkede ekonomi bozulur, ekonomi bozulunca ahlak bozulur, ahlak bozulunca da normal seviyelerde seyreden dolandırıcılıklar ayyuka çıkar. Yani daha da çok artar. Ancak bu zincirin de ilk halkası enflasyondur. Önce petrol şirketlerine saldırmadan önce şu iki suçlu olan Bernanke ve Yellen'e saldır Biden, üstelik gittin bir de Yellen'i Hazine bakanı yaptın, yani suçluyu başka yerlerde arama. Petrol şirketlerine edeceğin müdahale serbest piyasaya edilen müdahale olarak sayılır ve bunun da karşılığını görmek isteyenler yine ülkemize bakabilirler. Biden'ın şu süreçte yanlış adımlar atması hiç hayırlı olmaz diyeyim.

-ABD Çekirdek PCE aylık bazda yalnızca %0,3 artış yaşayarak yıllık oranı %4,9’dan %4,7’ye düşürdü. Ekonomist çevreler 0.4 civarı bir iyileşme bekliyordu. Ancak artan fiyatlara karşı Amerikan halkı harcamalarını kısma yoluna gidiyor. FED'in öncü göstergesi olarak baktığı bu durum bile bize bir iyileşmeden bahsetmiyor aslında. Resesyon açıklamaları şu sıralar kulislerde çok sık duyulmaya başlandı. Zaten enflasyon+resesyon ortaya Stagflasyon hastalığını çıkartıyor. FED resesyona sokmamak için ekonomiyi, işsizlik rakamlarını stabil tutmaya çalışıyorsa da bu durum gerçekten onlar için çok zor.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 5 Temmuz 2022; 17:9:11 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
K
geçen yıl
Binbaşı

Peki hocam, şunu sormak istiyorum; bu işten en kârlı çıkan taraf kim? Komplo teorilerini bir yana bırakırsak eğer, Çin'in bu süreçten en az hasarla çıkan devlet olduğunu görüyorum. (Ya da hata ediyorum, bilemiyorum.)

Bir sorum da şu; bu çığdan herkes nasibini aldı, amenna. İleriki süreçte neler olacak? Bu yönde bir tahmininiz var mı?



< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @Liberal_Biri
G
geçen yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

HAZİRAN AYI

-Bu ayki ABD tarım dışı istihdam verilerine baktığımızda, mayıs ayında olan 390K olan değerlerin revize edilmiş hali ile 384K yani, düşerek 372K’ya indiğini görüyoruz. Bu durum bizi istihdam piyasasında bir düşme olduğunu düşünmeye itiyor, tarım dışı istihdamın düşmesi ABD'nin en önemli işgücü alanında zayıfladığını gösterir. Çünkü ABD'nin asıl işgücü alanı teknoloji üzerine kuruludur, sanayi üzerine ve hizmet sektörü üzerine kuruludur. Zaten bu durumu destekleyen en büyük olay ABD'li şirketlerin eleman bulmakta zorlanmasıdır ki bunun yanı sıra en ilginç olan durum ise bir sürü ABD’li şirketin işten çıkarımlar yapmasıdır işten çıkarımların ana nedenlerine değinmek gerekirse, tabi ki enflasyondur. Enflasyon paranın değerini düşürür, paranın değeri düştüğünden dolayı satılan mallara bu düşüş oranında bir zam gelir aslında burada şirketlerin çok daha fazla kâr elde etmesi gerekirken asıl alıcı olan halkın üretime katılmamasından ve fakirleşmelerinden dolayı, bu satılan ürünleri satın alamamasından kaynaklanır. Zaten baskı altında olan halk, ürünleri satın alamaz, şirketlerde yüksek maliyetli ürettikleri bu ürünleri satamayınca enflasyon dolayısıyla, biliyorsunuz ki işçi ücretlerine zam yapmak zorunda kalmışlardı, işçiler onlara tamamen bir yük olarak gelir aslında. Enflasyonun ekonomide durgunluğa yol açması her zaman beklenen bir durum değildir ancak dünyadaki sıkıntılar katlanarak Amerika'ya bir ekonomik yansıma olarak geri döndüler. Tabi bunda Çin'in kapanması da önemli bir faktör. Ancak Amerikan ekonomisi günümüz resesyon şartlarına tamamen uyum sağlayıp bu durumun içerisine girmek için belli bir yolu çoktan kat etti, resesyon durumlarında üretim ve tüketim zincirlerinden en az birisi kopmuşsa zaten diğer zincir de kopma aşamasına gelmiş demektir. İlk aşamayı atlattınız diyelim, yani üretimi bir şekilde yaptınız diyelim ikinci aşama ne olacak yani tüketim.. Amerikan halkının dünyadan çok öncelikle kendi halkına satış yapması gerekmekte. Ancak bunu başaramıyor. Çünkü halk üretime katılmadığı gibi üretimden kendilerine gelecek olan ücreti de cebine alamayacağı için tüketim zincirine de katılamıyorlar ve şirketlerde zaten maaşı fazlalaşmış olan işçiyi çıkartmakta buluyor çözümü. Tam bu aşamada işsizlik rakamlarına bakmamız gerekiyor.

-İşsizlik rakamlarına baktığımızda geçen ayda olan %3.6’lık değerin yine bu ayda da %3.6 olarak gösterdiğini görüyoruz. Bu durum bize herhangi bir değişme olmadığını Amerikan FED'in yüksek faiz artışlarına rağmen çok fazla yol kat edemediğini gösteriyor. Evet parayı değerli yaptılar ancak çalışan olmadıktan sonra değerli bir paranın kıymeti de kalmıyor. Aslında olay tam anlamıyla belli. Parayı değerli yap, enflasyon artışından dolayı ürünlerin fiyatı yükselsin ve halk bunu alamayınca değerli olan parayı elde edip bu ürünü satın almak için çalışmaya başlasın ancak bu formül tutsaydı, bugüne kadar zaten bu iş bu kadar uzamazdı. Demek ki her şey istenildiği gibi gitmiyor ve bu durum bizi resesyon ihtimalini ciddi ciddi düşünmeye itiyor. İşsizlik rakamları şimdilik sabit ancak yukarıya doğru yapılacak bir sıçrama resesyona girdiklerinin resmi bir göstergesi olur. FED’in kendi planına bakacak olursak işsizlik rakamlarını tetiklemeden bu enflasyondan çıkmaya çalışıyorlar çünkü işsizlik rakamları o kadar önemli ki bunu bir kere tetikleyince önünü alamazsınız ve resesyondan kurtulamazsınız. Çünkü yukarı yönlü bir sıçrama işsizlik dalgasını başlatabilir zaten şu an ekonomiye katılım en düşük seviyede, birde bu rakamlar arttı mı katılımın kan kaybetmeye başladığını anlamış oluruz.

-Amerika'da sözü geçen ekonomistlerin ve bazı çevrelerin kripto paralara yönelik düzenlemelerde çok daha fazla regülasyon yapılmasını istemelerinin nedeni, Amerikan dolarındaki güvensizliğin bu dolara sahip olanları stablecoinlere kaçırmasından dolayıdır. Bu durum tabi ki dolardaki güvensizliğin en gözle görülen sonuçlarından bir tanesi. Amerikalıların paralarının kripto para borsalarında güvensiz bir şekilde bir hiç uğruna gitmesini hiçbir Amerikalı yetkili istemez. Çünkü paranın değer kaybetmesi kadar kötü bir şey varsa, o da değer kaybeden paradan kaçan Amerikan halkının stablecoinlerde parasının tamamını kaybetmesidir. Amerikalıların zaten paralarının değeri eriyor ve yükselen faizlerle tutulmaya çalışılsa da etki etmiyor, bir de coin borsalarında birikimlerini kaybetmesi durumu.. Senaryoyu düşünmek bile istemiyorum. Coinlerde biliyorsunuz ki son zamanlarda bir güvensizlik ortamı oluştu. Bitcoin gibi ana coinlerde aşırı değer kaybı amerikalı yetkilileri tedirgin etti. Çünkü dolardan kaçanlar coinlere gidiyordu, coinlere kaçış normalde sıkıntı değil ancak coinlerde Amerikan halkının parasının erimesi gerçekten başlı başına bir sorun ve regülasyon şart. Eğer bir regülasyon olmazsa Amerikan halkının parası coinlere boş yere gidebilir ancak endişenin asıl kaynağı bu değil, stablecoinlerde değerler değişmez çünkü zaten dolara endeksli ama Amerikan halkı bir kere coin piyasasına girdi mi daha fazla kazanmak uğruna diğer coinlerede yatırım yapabilirler ve bu yatırım esnasında oluşan iniş-çıkışlar da para tamamen yok olabilir endişenin asıl kaynağı budur. Yani sıkıntı paranın kaçtığı yön değil, paranın kaçtığı yer. Ve o yerin acilen düzenlenmesi gerekiyor.

-ABD Tüfe yani enflasyon %8.6'lık skorunu yenileyerek son 40 yılın en yüksek rakamına çıkıp %9.1'i gördü. ABD'de artışlar devam ediyor. FED faiz artışıyla bunun önüne geçemediği gibi hızını da kesemedi. Daha önceki düşmelerde ise tamamen faiz artışı kaynaklı etkilerin olduğunu önceki yazılarımızda söylemiştik. Herhalde bu durum da bunu kanıtlar nitelikte. ABD çoklu sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Konut krizi, enflasyon, yedek parça sorunu, enerji ve besin fiyatlarındaki artış ve destekleyici pazarı olan AB'nin de krize girmesi, bardağı taşıracak son damla niteliğinde. İşsizlik değerleri her ne kadar oynamasa da ABD'li firmalar eleman bulamama sıkıntılarını sık sık dile getiriyorlar. Bazı şirketler bu sorun kaynaklı üretimini sınırlamış vaziyette. Bazıları da artan ücretler sonucunda eleman çıkartıyorlar. ABD'de denge tamamen kaymış vaziyette. ABD Çekirdek Enflasyona bakacak olursak( gıda ve enerji fiyatlarının dışarıda bırakılarak hesaplandığı değer ) geçen ay %6.0 olan değer, beklenti %5.7 olmasına rağmen beklentiyi aşarak %5.9 olmuştur. Geçen ayın altında kaldığı için bu değeri iyileşmiş olarak mı görmeliyiz? Hayır. Çünkü bir ürüne talep ne kadar çok olursa, enflasyon ortamında o ürünün sayısal değeri o kadar hızlı yukarı çıkar. Aradaki fark ise halkın tamamen o ürüne yönelik talebinin düştüğünü gösterir. Parasızlıktan yani. Ürünü alacak parayı bulamazsan, normalden daha az yükselebilir. Ancak yükseliş değerleri halan daha devame den bir sorunun göstergesi. Bu da gıda ve enerji dışındaki ürünlerde de bir artış trendinin yaşandığını gösteren durum. Ekmek mesela 1 liradan enflasyon oldu 3 liraya çıktı, diyeceksiniz ki bunun cep telefonu fiyatlarının artmasıyla ne ilgisi var? Şu şekilde ki enflasyon parasal bir olgudur ( Monetarizm; Milton Freedman'ın öğretisi - Kaynak Kitap: Paranın Miktar Teorisi Üzerine Çalışmalar / Studies İn The Quantity Theory of Money ) . Paranın değeri azaldıkça, para ile ölçülebilen her ürünün sayısal göstergeleri yukarı yönlü hareket eder.

-ABD işsizlik haklarından yararlanma konusunda da son 1 ayda 22K üzerinde bir artıştan bahsetmek istiyorum. Bu da demek oluyor ki işsizlik rakamları halan daha %3.6 olarak gösterse de daha fazla kişi işsiz kalıyor ve daha fazla kişi işsizlik sigortasından yararlanma yoluna gidiyor. Şöyle ki firmalar mallarını üretirler ancak üretici enflasyonu kendilerine vurduğu için ve hali hazırda TÜFE'den de piyasanın yediği darbeler doğrudan kendilerine yansıdığı gerekçesiyle ( bu nedenlere değinmeyeceğim her bir şirketi ayrı ayrı incelemek zorunda kalabiliriz konu uzamasın ) ürünlerini pahalı bir maliyetle üretirler. Bu tabiki kendi iç piyasasında satışı azaltıp hatta durma noktasına geldiği gibi ihraç ettiği ülkelerde de bu durum aynıdır. Dolayısıyla pahalı maliyetle üretilen ürünler tüketiciye satılmadığı için tüketim zinciri de bu aşamada kopar ve böylece firmalar bu kopma oranında masraf azaltma yoluna giderler. Bu azaltma ürün üretilirken yapılan parçalarda olabilir, işçiyi işten çıkartmalar meydana gelebilir, firmalar işçilerin maaşlarını ödemede gecikmeler yaşayabilir vs. Rezil olmamak ve belki de daha sonradan piyasaya tekrar çıkmak isteyecek firmalar adlarını kirletmeden iflas verir. Kalan firmalar işçi çıkartmaya devam eder. Enflasyon durumlarında genelde para erirken ve ürünlerin fiyatları yukarı doğru çıkarken, tüketicinin aldığı maaş ya da eline geçen paranın rakam ile gösterilen değeri de eş bir oranda onu mağdur etmeyecek şekilde artmalıdır. Yoksa açlık ve sefalet oluşur. Ancak bu durum hızlı bir enflasyon ortamında genelde artan ürün fiyatlarına tüketicinin aldığı maaşın yetmemesini meydana getirir ve insanlar daha az satın alabilir hale gelir. Daha önceki yazılarımda söylemiştim '' üretmek kadar önemli birşey daha varsa o da ürettiğini satabilmektir ''. Bunlar tamamen satamamanın sonuçları.. Zaten ABD İmalat sanayi PMI verilerinin de 52.7'den 52.3'e düşmesi de bu durumu destekler nitelikte. Bu veriler ile ilgili bilmemiz gereken en önemli nokta 50'nin üstünde mi altında mı? Eğer altına düşerse daralma başladı demektir ki, olası resesyondan kurtulma ihtimalleri oldukça azalıyor demektir.

-ABD Dayanıklı Mal Siparişlerinde Haziran ayı için %1.9'luk bir artış gerçekleşti ancak bu bana kalırsa iyi bir haber gibi görünmemekte, Amerikan halkı artık kısa süreli ihtiyaçlarını karşılayacak mallara yönelmeyi bıraktı diyebilirim. Bir malın ömrünün uzun olması alıcı için o malın sağladığı ihtiyacı uzun süreli karşılama beklentisinden ortaya çıkmaktadır. Yani zevke yönelik ya da dayanıklı ihtiyaçlar haricinde Amerikan halkı kısa süreli olarak ihtiyacını karşılayan harcamalarını kapatmaya doğru gidiyor. Bu da demek oluyor ki, Amerikan halkı fakirleşme yolunda hızla ilerliyor. İhtiyaçlar 2 halde kısıtlanır; ya paranız yoktur az miktarda alırsınız ya da para tasarrufa gidiyordur harcama yapamazsınız. Bir halkın tasarruf yapması iyi birşeydir, zenginlik bununla doğar. Tasarrufunu yatırdıkları kurumlar bu miktarı alır girişimcilere veya sanayicilere verir onlar iş kolu ya da fabrika kurarlar. Böylece kazanan kişi ülkesine de zenginliği getirir (Jean Baptiste Say - A Treatise on Political Economy - Chap. XI, On Production). Ancak burada bir tasarruf yok. Likidite tuzağı var. Daha önceki yazılarımda likidite tuzağına değinmiştim. Paraları da enflasyona uğrayan ABD halkı hızla fakirleştiğinden az miktarda ve dayanıklı alıyorlar. Artış tamamıyla ' elimde kullanabileceğim az param var ve paramı dayanıklı, beni bu kriz ortamında daha uzun süre idare edecek ucuz yollu bir mala harcayabilirim ' düşüncesi sebebiyledir. Kısacası bu artış iyi birşey değil, acı birşey.

-FED yine 75 baz puan ile müdahale etti ancak firmaların yaşadığı sorunlar var ve düzelmeyen bir enflasyon verisi var. Artık faiz artışı da durduramıyor bu durumu. Daha önceki 75 baz puanlık artışa rağmen %0.5'lik bir artış gerçekleştirmişti TÜFE. Tüketim zincirinde zaten kopmalar mevcut enflasyon dolayısıyla ancak firmalar üretim yapmaya devam ettikleri her vakit bir şans var demekken yukarıda yazdığım nedenler dolayısıyla onlar da tehlike alarmını çalmaya başladılar. Bakacağız ne kadar etki etti ne kadar etmedi. FED'in yetkilileri ve Hazine bakanlığındaki bazı uzaman isimler de dahil olmak üzere, önemli ekonomistler arasında resesyon konusunda bir anlaşmazlık var. Birisi ılımlı resesyon diyor, birisi sert resesyon diyor, birisi de resesyona uğramadan işin içinden çıkarız diyor. Yani her kafadan bir ses çıkıyor. İlerleyen zamanlarda Amerikan ekonomisinde neler olduğunu göreceğiz.

-ABD'de en değerli veriler olarak gösterilen Çekirdek PCE verileri malaesef haziran ayında da beklentileri aşarak %0.6 ile %4.8'e çıkmış vaziyette. Üstelik harcamalar da aylık %1.1'lik bir artış olmuş. Gıda ve enerji fiyatlarının dışarıda bırakılarak açıklandığı bu veri, Amerikalıların daha fazla enflasyon ile karşılaşıp daha fazla harcama yapma gereklerinin ortaya çıktığını gösteriyor. Birikimin köreldiği ve zenginliğin sıkıntılı durumlar ile karşılaştığı bariz olmuştur. Eskiye nazaran biriktirme sıkıntıları ortaya çıkıyor ve bu da satın alma gücünü düşürüyor.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 6 Ağustos 2022; 0:4:54 >

G
geçen yıl
Yüzbaşı
Konu Sahibi

TEMMUZ AYI

-ABD'de açıklanan son tarım dışı istihdam verilerine göre bu sayı, 528K'ya çıkmıştır. Bir önceki ay bu veriler 398K'ydı. Beklentiler de 250K olarak belirlenmişti. Yani beklenti içerisine girenler dediler ki, ABD ekonomisi bir resesyonu illaki yaşayacaktır. Hayır! Bizler hiçbir zaman umudumuzu kaybetmedik ve beklentilerimizi sabit tuttuk. ABD tarihine baktığımızda birçok ekonomik kriz olduğunu ve bunları atlattıklarını görüyoruz. ABD bana kalırsa bu krizi daha sorunsuz bir şekilde halledebilirdi Yellen zamanında müdahale etseydi. Ancak Yellen müdahale etmeyip dünya pandemiden kırılırken sadece oturup izlemeyi ve ekonomimize güveniyoruz demeyi seçti. Ülkesi için bir tehdidin geldiğini dahi göremedi. Onu geçelim bu sayının artmasındaki asıl sebeplere gelecek olursak, diğer yazılarımızda da aynı noktaya değinmiştik. Pandemiden ve dünyadaki savaş çanlarının şiddetli bir şekilde çalmasından ekonomilerin birbir çatırdamasının ABD halkı üzerinde kötü bir etki bıraktığını ve bu etkiden dolayı halkın çalışma hayata bir türlü dönmediğini daha önceden aktarmıştık. FED bunun için ne yaptı? Önce ABD şiddetli bir enflasyona maruz kaldı, ardından konut, enerji, besin krizi gibi sorunlar da baş göstermeye başladı. Ürünlerin ve hizmetlerin bedelleri arttıkça birikimine güvenen ABD halkı uzun süre çalışma hayatına katılmayınca birikimleri de eridi. Para değer kaybettiği için çalışmayabilirlerdi ancak FED faiz artırımına başlayınca para değer kazanmaya doğru yelken açmış oldu. Değerli olan parayı elde etmek ve sorunsuz bir şekilde hayatını sürdürmeye devam etmek isteyen halk, bu parayı elde etmek için gönülsüzce çalışmaya başladı ancak 08-17 işlerde değil. Yevmiyeci olarak.. Ardından anlattığım ekonomik ortam belli bir süre ve aşama kat etti, sonrasında birikimi biten ve artık dayanacak belli bir miktarı olmayan halk 08-17 çalışma hayatına katılmaya başladı ve saatlik ücretler bugün aylık bazda %0.3 olarak beklenirken %0.5'e kadar çıkarak iyi bir artış gösterdi. Bu demek oluyor ki, aktif çalışma hayatına ABD halkı katılmaya başladı. Ama benim asıl endişe kaynağım, bu durumun geçici olması yönünde. İlk gelen verilere göre Konaklama, Sağlık, Yemek hizmetleri gibi alanlarda bu artışın fazla olması. Bunlar tamamen pasif bir insanın hayatındaki durumlar ve olaylar. Yani istihdam artmış olabilir ancak pasif istihdam sektörleri bunlar, krizi yaşayan bir ülke halkı için.

-ABD İşsizlik rakamlarında %3.6'dan %3.5'a doğru bir iyileşme olduğu gözlenmiştir. Bunun nedeni yukarıda açıkladığım sektörlerdeki hızlı bir işe alım olduğundan dolayıdır. Aslında pozitif anlamda bakmak gerekirse belli sektörlerdeki istihdam artışı diğer sektörleri de etkileyebilir. Şöyle ki, yemek firması çok fazla sipariş alıyor diyelim. Bu durum karşısında mecburen işe eleman almaya başlayacaklardır. Bu sayede işe giren kişiler kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir. Araba alacaklardır bu sektöre katkı sağlarlar, beyaz eşya alacaklardır bu sektöre katkı sağlarlar, mobilya alacaklardır bu sektöre katkı sağlarlar vs. Yani istihdamın açılmış olup kısıtlı da olsa belli sektörlerde sağlam baş göstermesi teması olabilecek her sektörü doğrudan etkileyecektir. İstihdam, istihdamı doğuracaktır diye düşünüyorum. Zaten işsizlik haklarından yararlanmalara baktığımızda haftadan haftaya açıklanan bu sayılar da bizlere 250K - 255K civarı bir ortalamada dolaştığını ciddi bir artışta gözlenmemekle birlikte açıkladığım bazı istihdam toparlanmaları neticesinde küçük de olsa iyileşme söz konusu. Ancak devamlılık bizler için çok önemlidir. Bu sayılarda olacak azalma istihdamın güçlü desteklenmesi olduğu gerçeğini bizlere unutturmamalıdır.

-Beni asıl endişelendiren konuya giriş yapmak istiyorum '' Enflasyonu Düşürme Yasası '' ... ABD yönetimine bu son zamanlarda neler oluyor anlamış değilim! Nereden geliyor bu sosyalist naraları? Bu saçma yasa tasarılarını kim icat ediyor anlamıyorum. Ne yani, Joe Biden tekrar başkan seçilebilmek için popülist saçmalıkların ardına sığınarak ABD'ye asıl zenginliği getiren şirketlere mi saldıracak? Kim sizi böyle bir saçmalığa teşvik ediyor? Kurumlara aşırı vergi getirmek onları vergi kaçırmaya iter, işçi alamamaya iter, makine ve ekipman alıp büyüme konusunda sıkıntılara iter vb. Kısacası şirketler büyümeyi sürdüremez hale gelebilir. Kaldı ki, ABD de diğer dünya devletleri de bilir ki asıl zenginlik serbestlikten gelir. Bu ne müdahaleciliktir? Hükümet daha bir sürü harcamaya daha onay vermiş vaziyette. Şu enflasyon ortamında ortaya ekstra para saçılması enflasyonu nasıl etkileyecek zannediyorsunuz? İlaç fiyatları piyasadaki rekabet kurallarıyla düşer ya da çıkar. Eğer ki devlet doğrudan bir müdahale de bulunup bu ilaç fiyatlarını üreticiye rağmen düşürürse ilaç üretmenin neresi kazançlı hale gelir? İlaç üreticileri zarar ettiği taktirde bu sektörde ne kadar daha tutunmayı isteyecektir bu da muamma. Özel sektörün önünü açıp her türlü dolaylı teşviğe zemin hazırlayacağınız yerde müdahale ediyorsunuz. Vergi diyorsunuz. Devlet eliyle iş tutmaya çalışıyorsunuz. Bu yaptığınız doğrudan bir müdahaledir ve kabul edilemez. Joe Biden, FED başkanı ile oturup konuşmadı mı? Demedi mi müdahale etmeyeceğiz size güveniyoruz diye. Enflasyona yönelik yasa tasarısı hazırlayıp bunu imzaya sunmak ne demektir? Müdahale değil de nedir?

-ABD'de Enflasyon gerçekten sağlam bir düşme emaresi gösterdi. Bu sevindirici bir haber. Petrol fiyatlarındaki 120dolar civarı fiyatlardan 92dolarlara kadar düşmesinin bunda etkisi bir hayli büyük olsa da, beklenti rakamı olan %8.7'yi aşarak enflasyon %8.5 oranında gerçekleşmiştir. İstihdam gerçek anlamda etkisini yavaş yavaş da olsa göstermektedir. İnsanlar ellerindeki birikim bittikçe, şimdilik bazı sektörler olmak üzere işe girmeye başladılar. Enflasyonu zaten başka türlü düşürmeniz mümkün değil. İşsizlik rakamları önümüzdeki günlerde düşüş vermeye devam ederse anlarız ki ABD ekonomisi inceden inceden toparlanmaya başlamıştır. Peki petroldeki düşüşün TÜFE rakamlarına katkısı nasıl olmaktadır? Şöyle ki, ekonomilerin temel girdilerinden olan petrol fiyatlarının artması, petrol ithalatçısı ülkelerde girdi maliyetlerinin artmasına ve ödemeler dengesinin bozulmasına neden olmaktadır. Maliyetlerin artması ile birlikte enflasyon oranları artar ve milli gelir büyümesi yavaşlar. Yani söylemek istediğim petrol fiyatlarının artması demek sadece petrolün değil, petrol ürünlerinin de fiyatlarının artmasıyla aynı şeydir. Petrol fiyatlarının gerilemesi bu ürünlerle birlikte bir sürü üründe gerilemeye bu da enflasyonda bir aşağı düşmeye neden olmuştur. Kısaca, petrol fiyatlarının düşüşü + istihdamın özellikle belli sektörlerde artması enflasyonu aşağı itmiştir. Ancak beni asıl endişelendiren şey, besin ve enerji maddelerinin dışarıda bırakılarak hesaplandığı çekirdek TÜFE.. Çekirdek TÜFE'ye baktığımızda Haziran'dan Temmuz hiçbir oynama gözükmüyor. Beklenti artması yönündeyken düşmüş olması da diğer ay bizi ne bekleyecek bunu beklememiz gerektiğini söylüyor. İstihdam artarsa ve petrol türevi ürünlerinin fiyatlarının düşmesi ortaya fazla para saçılmamasıyla birlikte olumlu bir katkı sağlarsa diğer ayda bir düşüş gösterebilir. Ancak Çekirdek TÜFE ağustosta da bir yükseliş sergilerse enflasyon halan daha bir sürü sektörde devam ediyor demektir.

-ABD ÜFE'deki olumlu gelişmeler aslında beni çok umutlandırdı. Aylık bazda baktığımızda petrol fiyatlarının düşmesi bir sürü petrol türevi üründe kendisini gösterdiği için %0.5'lik bir düşüş ile bizlere umut vermiştir. Üretici için fiyatlardaki bu azalma pandemiden sonra ilk defa oluşmuş bir olay olması açısından gerçekten önemlidir. Petrol fiyatlarındaki vergilendirmeler yeteri miktarda düşürülerek hatta bazı yerlerde tamamen askıya alınarak bu gidişat sürdürülebilirse ABD TÜFE'sine ve ÜFE'sine olumlu etkileri devam edecektir. Üreticinin yüzünü güldüren bu olay neticesinde üretilen petrol türevi ürünlerde bir fiyat düşüşü önümüzdeki günlerde bekliyoruz.

-ABD PMI rakamlarındaki daralma gerçekten çok ciddi bir üretim eksikliğinin de habercisi durumda. Bu sektördeki daralma ABD'nin asıl zenginliğine vurulan darbe anlamına geliyor. Aylık %0.9 düşerek rakamlar %51.3'e kadar gelmiştir. Daha önceki yazılarımızda da söylediğimiz üzere söz konusu rakam 50'nin altına düştüğünde daralma meydana geliyor ekonomide. Zaten ABD'deki resmi kurumlarda büyüme beklentilerini aşağıya çektiler yani %3.8'den %1.4'e.. Hizmet ve İmalat sektörleri düşüş gösterdiği zaman diğer sektörlerde hafif de olsa oluşmuş olan toparlanmayı gördüğümüz kadarıyla da ABD ekonomisi için bu resesyon ve ekonomik krizden tam anlamıyla çıktılar diyemeyiz. Durumları iyi analiz etmek gerekiyor neticesinde. Bazı sektörlerde istihdam bazında toparlanmalar gözükse de halk hala ürünleri pahalı alıyor ve %8.5'luk enflasyon gerçeği ile yüzleşirken konut bulmakta da zorlanıyorlar. Böyle bir enflasyonist ortamda ev satmak yerine kiraya vermek devamlı bir gelir elde etmek demektir. Dolayısıyla iş hayatına katılmadan kendini idame ettirme şansı demektir. Açıkcası enflasyon ne kadar artarsa ve sektörlerdeki daralma ne kadar hızlanır ve yoluna devam ederse satışlar son derece azalıp kiraya verme oranları yukarı yönlü çıkacaktır.

-ABD PCE Endeksine ( çekirdek enflasyon göstergesi ) baktığımızda temmuz ayı için, geçen ay %4.8 olan sayının bu ay da %4.6'lara kadar düştüğünü görüyoruz. Bu durum bazı sektörlerde canlanmayı bizlere açıklamakla birlikte birdahaki ay düşecek sabit mi kalacak yoksa çıkış mı gerçekleştirecek sorusunu sormamıza neden oluyor çünkü, bu ay petrol türevi ürünlerde aşağı yönlü bir dalgalanma belli ürünlerin fiyatını besin ve yakıt maddelerini dışarıda bırakarak hesaplandığında düşüş yaşatmışa benziyor. Ancak kalıcılık ve devamlılık çok önemli. Hane halkı harcamlarındaki %0.1'lik artış ise bazı sektörlerde iş bulan halkın harcama yapabilmesine olanak sağlamış vaziyette ve petrol türevi ürünlerdeki düşüş halkın bu düşüşü bir daha göremeyebilecekleri endişesi ile onları tekrar satın almaya yöneltmiş olma ihtimali mevcut. Ancak bu mevcudiyet fazla bir değer değil gördüğümüz gibi.

-ABD İşsizlik haklarından yararlanma başvurularına bakacak olursak her hafta ölçülmesine rağmen sadece temmuz içinde ne olduğunu görmek isteyenler yapılan 4 ölçümde 235K'dan başlamak kaydıyla son ölçümle birlikte 256K olarak temmuz ayını kapatmış vaziyette. İyi değil tabiki de bu durum. Enflasyon ortamında ekonomi çarklarının dönmesi üretimde asla ülkenin geriye düşmemesi ile olur. Burada bir kayıp söz konusu. Temmuz da her ne kadar düşüş olsa aslında ''AĞUSTOS'' başlığında bu konuya değinecek olsam da ağustos ayında umut verici düşüşler var. Normal olarak vatandaşın belli bir yaştan sonra emekli olması doğal karşılanabilir ancak vatandaşın enflasyon ve kriz zamanlarında istihdamın içerisinde yer alması üretim olanaklarını artması demektir. Sonuçta yapacağınız yapıyı da bir temel üzerine dikmek zorundasınız ve fabrikaların temeli aslında makineler değil onların çalışmasını sağlayan insanlardır.



G
12 ay
Yüzbaşı
Konu Sahibi

AĞUSTOS AYI

-ABD'nin bu tarım dışı istihdam verisi 315K geldi. Bu çok ama çok kötü bir rakam, biz bu kadar kötü olacağını sanmıyorduk. Temmuz ayında umut verici bir 528K'yı gördükten sonra bu kadar düşmesi, imalat ve hizmet sektörünün de zaten daralması mevcut durumu tamamen destekler nitelikte. Bazı sektörlerde yani sağlık hizmetlerinde, perkandecilikte, iş sağlayıcıları başta olmak üzere haberlerin verdiği söylemler gereği bu sektörlerin artış göstermesi bizim istediğimizi bize vermez. PMI verilerindeki umutsuzluk çok kötü bir noktada olunduğu gerçeğini bizlere gösteriyor. Şimdi bazı arkadaşlar şöyle düşünebilir; nasıl yani bütün medya kuruluşları ABD'de istihdamın güçlü kaldığını söylerken nasıl sen olumsuz konuşabilirsin ki?... Arkadaşlar bu veri Temmuz da 528K'ydı, şimdi nolmuş beklenti değeri olan 300K'yı aşıp 315K'ya çıkmış ve bu umut verici. Böyle birşey olabilir mi? Bir adam kaza geçiriyor ve doktor diyor ki, 'ömrün boyunca normal yürüyemeyecek sakat kalacaksın' ama siz adamın başına gelmiş diyorsunuz ki 'olsun hiç yoktan bacağın yerinde '... Bu nasıl birşeydir ki ve bu nasıl bir akıl yürütmedir ki medya kuruluşları bu durumu umut verici olarak servis edebilsin? ABD hükümeti yanlısı medya kuruluşları bloomberg,investing vs. çıkacak diyecek ki 'bak beklentiyi aştık umut verici'. Sen de buna inanacaksın. Böyle bir dünya yok arkadaşlar.. İnsanlar kör değil ki gördüğü vahim tabloyu ona umut verici olarak açıklayabilin. ABD asıl kendisini dünya devi haline getiren sektörler olan, hizmet sektörü, imalat sektörü vs. sektörlerde daralacak, böyle durumlar olmasa adından bile bahsedilmeyen bir sürü yan sektörde biraz istihdam sağlayacak sonra çıkıp diyeceksiniz ki umut verici. Kusura bakmayın ama bunu kimse yemez. Halan daha Yellen'in zamanında atmamış olduğu adımların suçunu, Bernanke'ın fazlaca basmış olduğu paranın yükümlülüğünü çekiyorsunuz. Asıl bu durum nasıl toparlanacak? Temmuz ayında yorum yaparken dedim ki bazı sekörlerde umut var istihdam istihdamı doğurur ve diğer sektörlere de sıçrama olasılığı var ama kalıcılık çok önemli dedim. Daha yazıyı yazar yazmaz birdahaki ay söylemlerimi ağzıma tıktılar. FED neden bu kadar adımları geç attı?

-Önemli bir durum daha var ki o da işsizlik oranı. Önceki yazılarımda demiştim ki işsizlik yerinden kıpırdamazsa resesyonu ılımlı atlatabilme belki de hiç geçirmeme olasılığı bile olabilir ABD'nin. Ancak Temmuz ayında bize umut verip %3.6'dan %3.5'a düşen işsizlik rakamı bu ay %3.7'ye çıktı. Durum gittikçe kötüye gidiyor. Yönetim ile ortak adımlar atması gerekebilir FED'in. Sadece faiz artırımı ile çok ilerleme kaydedemezler. Bugüne kadar gördük ki, faiz artırımları zaman kazanmadan ibaret ve durumu kurtarabilir bir yanı yok. Zorunluluktan bazı sektörlerde artış var ancak asıl sektörler olan imalat ve hizmet sektörüne yansıyamıyor bu durum. Yansıyamadıkça insanlar çalışmıyor ve insanlar çalışmadıkça da üretim çarkları dönmüyor. Tüketim zorunlu sektörlerde oluyor ve insanlar evlerine kapanıyor, mevcut durumu daha da kötü bir hale dönüştürüyorlar.

-Zorunlu sektörler haricinde önemli sektörlerdeki insanların işten kaçışması durumunun en iyi göstergesi aslında saatlik ücret oranlarının azalmasıdır. Yine temmuz ayında %0.5 olan bu ücretlerin %0.3 ile sağlam bir düşüşü içinde barındırması, yevmiyeci olarak işlerini gördükleri, resmi 08-17 saatlerini içeren özel sektördeki işçi yığınına dahil olamamaları ekonomiyi zora sokan hareketlerdir. İnsan bencil bir valıktır herkesten ve herşeyden önce kendisi için çalışır. Çalışarak kendisine istediğini alacağına inanmayan, zengin olunamayacağını düşünen kişiler çalışmayı istemezler ve bu durumu mümkün kılan bir destek unsuru varsa çalışmaları için artık bir nedenleri yoktur demektir.

-Tavan fiyat uygulamasına değinmek istiyorum. Tavan fiyat uygulaması, bir ürünün alabileceği en yüksek fiyatın devlet eliyle belirlenmesi, satıcı ya da üreticinin bu fiyattan daha yüksek bir fiyatta ürünü satamamasıdır. AB ve ABD, Rusya'nın doğalgaz, kömür ve petrol ürünlerini satarak gelen gelirler ile bu savaşı devam ettirdiğini, hatta ve hatta bunlar ile Avrupa'ya sürekli bir yaptırım uygulamasının önüne geçmek amaçlı bu hamleyi yapmışlardır. Hali hazırda doğalgaz ve elektrik için uygulanan bu uygulamayı petrole de yansıtacaklar, en azından medyatik açıklamalar bu yönde. Biz tabi olayın siyaseten olan boyutunu incelemeyip ekonomik yönlerine bakacağız. Ekonomide tavan fiyat uygulaması genelde devletin tüketiciyi korumak amaçlı yapmış olduğu bir yöntem olarak kabul edilse de biz liberaller bunu her zaman müdahale olarak görmüşüzdür. Bu durumlarda görülen sonuç; talebin arzı aşmasıdır. Sonuçta devletin özel sektöre müdahale etmesi kabul edilemez birşeydir. Fiyatlar rekabetle düşer çıkar, ihracat ve ithalat rakamları ile değişime girer, piyasada ürünün azlığı ya da çokluğu ile belirlenir. Bunlar Serbest Piyasa düzenidir. Ancak söz konusu düşman bir ülke olduğunda bir sürü ekonomik değer çöpe atılıyor malesef. Zaten toplumların birbirleri ile düşman olmamaları da açık bir toplum olmaları ile olabilir. Başka da bir yöntemi bulunmamaktadır. ( Karl R. Popper - Açık Toplum ve Düşmanları ) Ekonomik olarak sonuçları; kaçakçılık artar çünkü normal fiyatı bir ürünün 20 iken devlet en fazla 10'a satacaksın derse satıcı bunu kabul etmeyip satış faaliyetlerini illegal yönteme çekerek 18 - 18.5 gibi fiyatlara verir. Bu sayede alışveriş devam eder ancak illegal mi olur? Olur. Hükümet her an bir karar çıkartıp kaçakçıların üzerine polisi gönderip ticareti çökertebilir. Bu sayede faaliyetler sekteye uğrar. Bu durumlarda normalde piyasadaki üretici o alandan kaçar ancak burada uygulanan politika düşman bir devlete karşı yürütülüyor yani sonuçları normal iktisat kuralları çerçevesine kısmen giriyor. Ancak gördüğümüz kadarıyla doğalgaz ve elektrik de uyguladıkları bu politika her ne kadar bu ürünlerin fiyatlarını artırdıysa ve tavan fiyat uygulaması petrole de uygulanırsa, petrol fiyatları da uçar. Aslında biraz daha detaylı bakmak gerekirse, Çin ve Hindistan zaten Rusya için bir pazar yani, Rusya bu ülkelerde ciddi bir biçimde ihtiyacını karşılayabiliyor ancak Avrupa ve ABD pazarı çok önemli. Çünkü paraları çok değerli. Bu pazar için Rusya elinden geleni yapsa da şu saatten sonra aralarında bir anlaşma sağlanabilir mi kestirmesi zor. Ancak bilinmesi gereken bir konu var ki, eğer bir ülke diğer ülkeye tavan fiyat uygulaması verip ihtiyacını düşük maliyetle karşılamak amaçlı illegal yolları bile kullanabiliyorsa bu uygulama sadece 'biz yaptırım uyguladık' diyebilmek için olur. Aksi taktirde illegal yollara yönelik operasyonları hemen başlatmaları bu yolları engellemeleri gerekiyor. Engelleme olmazsa bilin ki illegal yoldan alışveriş devam ediyor demektir. Engellemelere yönelik operasyonlar olursa yaptırım uygulayan ülke yaptırımı konusunda ciddi demektir.

-Enflasyon fiyatlarındaki düşüş aslında ABD yönetiminin petrol firmalarıyla olan bir gayriresmi savaşıdır. Biliyorsunuz ki Biden yönetimi sürekli petrol firmalarını krizi fırsata çevirip ceplerini sürekli doldurmakla suçluyordu. Bu suçlamalardan sonra alınan belli sinyaller neticesinde 10 milyon varil petrol piyasaya ABD yönetimi tarafından sürüldü. Bu serbest pazarın tam anlamıyla devlet eliyle işgalidir. Doğru değildir. ABD'nin doğru stratejik politikalar uygulamayıp ilerde oluşabilecek krizleri öngöremeyip ve hata yapıp, bunun neticesinde acısını da kendi özel sektöründen çıkarması olayıdır. Biz böyle görüyoruz. Çünkü piyasaya devlet tarafından yapılan müdahaleler tarafımızca asla kabul görmemektedir. Enflasyon bu sebeple %8.5'dan %8.3'e düşmüştür. Tamamıyla akaryakıt fiyatlarında bu aşağı yönlü hareket bu düşüşün temelidir. Mesela akaryakıtın düşmesine rağmen, elektrik ve doğalgaz da bir düşüş olmadığı gibi artış devam etmekte. Yani bu serbest piyasaya müdahalenin bile alanı kısıtlı demek oluyor ki sonuçta tamamına müdahale edemezsiniz.

-Tüketici Güveninde bir hatrı sayılır yükselme mevcut 95.7 olan değer 103.2'ye kadar çıkmış durumda. İki ay üst üste enflasyonun düştüğünü gören ve fiyatların yükselmesine rağmen bu duruma yavaş yavaş da isyan ederek de olsa alışan Amerikan halkının tepkisi diyebiliriz bu duruma. ABD yönetiminin bazı sektörlere yönelik devletçi adımları da Amerikan halkını da devletlerine daha çok güvenir hale gelmelerini sağlar vaziyette. Piyasaya petrol sürmeler, ilaç fiyatlarının düşüşü vs.. Amerika zamanında liberal ve özel sektöre ağırlık veren politikalarını böyle çöpe atıp keynesyenci tavırları da takınarak devletçi uygulamalara girişmiştir ancak bunların sonu hep fiyaskodur. Özel sektöre günden güne daha fazla müdahale eden bir ABD yönetimi var karşımızda. Ne olacağını kestirmek çok güç.

-ABD İşsizlik haklarından yararlanma konusunda gerçekten önemli gayretler mevcut. 260K'dan başlamak kaydıyla 243K'lara kadar düşüş gördük. Bu çok önemli bir gelişme ancak bildiğimiz gibi değerli olan paraya talebin artması ve elde biten birikimlere binaen bir işte çalışmanın zorunlu hale gelmesinden dolayıdır. Şunu da söylemem gerekir, bunlar tamamen üretimin tekrar canlanması halkın üretim-tüketim zincirine tekrar dahil olması için atılan adımların birer sonucudur. En önemlisi FED'in politika faizini 75 baz puan artırmasıdır bu da az önce saydığım 2 sonucu doğurmuştur. Bir diğer olayı ise, tahvil satışlarına hız vermesidir. Bu da parayı değerli kılar. Tahvil satışları devam ettikçe parayı kendi kasasına geri çeken FED, piyasadaki değerini artırma yoluna gidiyor. Tahvil faizleri de bu yüzden bu sebeple çok artmış vaziyette ve dolar da bu sebepler ile euro'yu sollamış durumda. Tabiki FED'in içeri çekmek için çok büyük paraları istemesinden dolayı kısa vadeli olan tahvil satışları değil de 10 yıllık olanlara ilgi kaymış durumda. Bu durumda çok büyük miktarları kendisine geri istediğini gösteriyor. Hazır konusu gelmişken söyleyelim. Powell-Biden toplatısında Biden'ın Powell'ın kararlarına karışmayacağını söylemiş olacağını çok büyük ihtimalle tahmin ettiğimi daha önceki yazılarımda söylemiştim. Ancak eksik bir tahmin yapmışım gibi duruyor bu durum. O toplantıdan sonra Biden özel sektöre çok fazla hamle yaptı. Demek ki FED de bunun karşılığı olarak Biden'a ne yaparsan yap bize müdahale etme demiş olması gerekiyor çünkü bu son durumlardan bu ortaya çıkıyor. ( Hamleyi olay anında tespit edemiyorsan sonuçlarından ne olduğunu anlamalısın. )

-ABD ÜFE'deki %0.1'lik gelişme beni endişelendirdi açıkcası. Geçen ay %0.5'lik bir düşüş ile iyi bir gelişme kaydetmiş olsalar şimdi ki bu azıcık gelişme bir müdahale sonucunda bu iyileşmenin olduğunu bizlere gösterir ki bu da süreliliği olmayan bir durumdur. Öte yandan ABD PMI rakamlarındaki 51.3'ten 51.8'e yükselişi her ne kadar müşteri talebinin artışı olan bir durum gösterse de hükümet kaynaklı olarak bazı kanallara yapılan müdaheleler sonucu maliyetlerin fazla artmamasıyla açıklayabiliriz, yani talep arttı da maliyet o kadar artmadı. Çok da bir fark yok ancak bu kısaca böyle açıklanabilir.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 3 Ekim 2022; 18:32:33 >

G
11 ay
Yüzbaşı
Konu Sahibi

EYLÜL AYI

-ABD Tarım Dışı istihdam verisi ağustos ayında 315K iken, eylül'de 263K olarak düşüştedir. Tabiki beklenti rakamlarının üstünde olduğu için bu rakamları olumlu olarak yorumlayanlar var. Elindeki birikimleri eriyen, artan fiyatlar karşısında çalışma ihtiyacında olan kişiler çalışma hayatına girişlere başladılar. Hizmet ve imalat sektörlerindeki yaralar kapanmadı tam anlamıyla. Ağustos ayında hizmette bir artış gördük, o da ABD yönetiminin piyasaya petrol sürmesinin bir sonucu olarak oluştu. Ancak buradaki asıl konu FED'in faiz artışının istihdama etkisi. İmalat sektöründe bir gerileme, hizmet sektöründe azalma mevcut. Bunun nedenine detaylı anlatalım. Aylık 1000$ kazanacak bir işçi bunu 1 haftada kazanıyorsa, devamlı çalışmasını gerektiren bir durum yok demektir. Hadi enflasyon var herşeyin fiyatı pahalanmaya başlasa bile temel ihtiyaç + ikincil ihtiyaçları alınca geriye ihtiyaç olarak birşey alınmayacaksa çalışmanın bir anlamı, ekonomik kriz ve sektörlerin resesyon tehlikesine girdiği bir zamanda, yok demektir. Ama şunu unutmamak gerek, aşırı faiz artışı parayı değerli kılar, değerli olan para daha kısa sürede kazanılıp rayında giden istihdamı köreltip kişiyi sigortalı işçiden yevmiyeciye dönüştürür, birikimi olanın birikimi uzun süre dayanacağından onu çalışma hayatına girmekten alıkoyar. Üretime girmeyen kişiler günlük işlerle para kazanabilir hale gelirler. Ancak genel olarak ABD halkı yaşlı bir nüfusu içinde barındırıyor ve bu nüfus anlattığımız şekilde (yevmiyeci olarak) ihtiyacını karşılasa bile genç nüfus işe girip düzenli olarak 08-17 çalışma sistemine dahil oluyor. Sorunu enflasyonu bitirmek olarak görmeyip üretimi artırarak çözmeye çalışmalılar. Sonuç olarak 6 milyonlardan işsiz sayısı 5.8 milyona düşmüş vaziyette. İleriki zamanlarda hizmet ve imalat sektörünün iyileşmesini ve işsiz sayısının da düşerek ekonomiye katkı sağlamasını temenni ediyoruz da etmesine durumlar hiç de iç açıcı değil.

-Eylül de işsiz sayısının düşmüş olması umut verici bir gelişme. Zaten işsizlik oranı da %3.7'den %3.5 düşmüş vaziyette. İmalatta tam anlamıyla başarı sağlanamasa da, hizmet sektöründe bu ay sabitlik söz konusu. Yani sisteme tutunmaya çalışan kısım hizmet sektörü. İmalat ve sanayi sektörüne bakmak gerekirse sanayi bu ay %0.4'lük bir artış gösterdi ancak tüketim mallarındaki sağlam gerileme, imalat endeksindeki gerilemeyi açıklamaya yetiyor.

-ABD ortalama saatlik ücretler bu ay da geçen ay gibi %0.3'lük standartını korumaya devam etti. Ücretlerdeki sabitlik aslında zayıflamış bir istihdam piyasasının varlığını gösteriyor. Saatlik ücretlerde sağlam bir artış olması imalat ve hizmet sektörlerinde ve işgücü piyasasında sağlam bir toparlanmayı gösterdiğinden sabitlik bize standartlığı ve tam anlamıyla sektörlerin FED'in hareketlerine cevap vermediğini gösteriyor. Zaten politika faiz artışlarında çok büyük ataklara kalkan ülkelerde işgücü piyasası durma noktasına gelir.

-Gündem konum olarak ABD Senatosu'ndan Fed Başkanı Powell'a gönderilen uyarı mektubunu konuşmak istiyorum. Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Sherrod Brown, kısaca, enflasyon ile mücadeleniz yetersiz, istihdamı sağlayın baskı altında kalıyoruz, politika faizini artıyorsunuz ancak kısa vadeli kazanımdan başka bir işe yaramıyor demeye çalışmış. (politika faiz artırımlarının bir sonucu olmayacağını sadece zaman kazanmaktan öteye geçmeyeceğini ve nedenlerini daha önceden anlatmıştık) Senato'dan veya Amerikan yönetiminden FED'e gelen baskılar alışıldık şeyler olabilir böyle kriz zamanlarında. Ancak FED bağımsız bir kuruluştur. Para basma yetkisi kendisinde olduğu için Merkez Bankası sıfatını taşımaktadır ve özel bir banka rezerv bir para birimini kontrol ediyorken böyle yerli yersiz çıkışlar rezerv bir para birimi bile olsa onun itibarını zedeler. Evet enflasyon ile mücadele ediyorlar ancak destek olmaktan çok köstek oluyorsunuz gibime geliyor. Bugünlerde, para basma ücreti gibi komik bir rakamı özel bankaya ödeyerek parasının bağımsızlığını garanti altına alan Amerika, halktan gelen baskılardan çekinerek ve oy kaybedeceklerini varsayarak aslında doların bağımsızlığına gölge düşürmektedir. Zaten çıkarttığınız son zamanlardaki yasalarla özel piyasaya gereğinden fazla müdahale ediyorsunuz ama bu konu ciddi. Dolar gibi dünyaca ünlü ve güvenilen bir para biriminden bahsediyoruz. Amerika birçoğu kazanımlarını gerek ekonomik, gerek politik vs. bu para sayesinde en üst noktalara taşımıştır. Doları basan bankaya karşı basına yansıyabilecek adımlar atmaktan kaçınılmalıdır. Biliyoruz ki Senato Amerikan halkının gazını almak için açıktan böyle bir adım attı. Ancak bu adım doların güvenini insanlara düşündürtür. FED'e güvenilmesi ve güven mesajı verilmesi daha doğru olur. Dışarıdan gören birisi olarak bakarsak olaya, FED'e müdahale gibi bir saçmalık da bir ara masaya yatırılmıştı. Görmek istemediğimiz bir adım olsa da aklımızın bir kenarına 'acaba' diyerek not ettik.

-Tüketici Güven Endeksi eylül ayında 103.2'den 108'e çıkmıştır. Bu endeksi aslında iki yönlü açıklamak gerekir. Olumlu yanları; işsizliğin düşmesi ve istihdamın artması, ücretlerin yükselmesi sonucu daha fazla ürünü ya da yakıtı alabilme yetisi, düşen yakıt fiyatlarıdır. Olumsuz yanları; gıda fiyatlarının aşırı artması sonucu çalışan ücretlerin yetmemesi, enerji fiyatlarının yani kömür, doğalgaz gibi temel ısınma ihtiyaçlarındaki çok büyük fiyat artışları, halkları bu sıralar en yakından ilgilendiren kira fiyatlarının artmasıdır. Bu endeksi diğer değişen değerlerden farklı görerek benzin fiyatlarının azalması olarak yorumlamalıyız. Finansal çevreler bu durumun tüketici güven endeksindeki olumlu etkisinin büyük olduğu yönünde bir düşünceye sahipler. Biz her zaman dediğimiz gibi Amerikan yönetiminin özel sektörlere müdahalesi hep fiyasko ile sonuçlanmıştır. Çünkü özel sektör hangi kısıtlamayı getirirseniz getirin, kendi yolunu çizer. Özel sektörü ancak özel sektör ile değiştirebilirsiniz.

-ABD İşsizlik maaşı başvurularında 232K'dan 193K'lara doğru bir düşüş ile sağlam bir iyileşme gözlemledik. ABD iç piyasasına göre küçük ve orta vadedeki işletmelerde bir artış söz konusuyken okul sezonunun da açılmasıyla istihdam hızlanmış görünüyor. Başvurularda zayıf kalan imalat sektörüyken, hizmet sektörü yine umut vaadediyor.

-ABD ÜFE değerleri bu ay +%0.4 olarak gerçekleşti. Bu iyi bir gelişme değil tabiki. Üreticide enflasyon demek üretilen malın fiyatının artması demektir. Ancak bu ay genel bir incelemeye bağlı tutarsak bu tabloyu, gıda-enerji ve diğer ulaşım vb. hizmetlerde genel bir düşüş gözlense de talep fazlalığından dolayı artış gözleniyor. Üreticiye bu durum şöyle yansır; üretici bir mal talep artışı sebebiyle değerlenmişse piyasayı takip eden hammaddeciden malın hammaddesini daha pahalıya alır. Çünkü hammaddeyi satan kişi bilir ki talep fazla ve üretici bu ürünü ürettiğinde illaki piyasada o ürün hızlıca satılacak. Bu sebeple talep fiyatları bu şekilde etkileyebilir. Bu durum yaşanmayadabilir ve üreticiyi doğrudan etkiler. O da üretici bir malın talebinin fazla olduğunu gördüğünde ürünün fiyatını talep doğrultusunda ya da biraz daha ekleyerek satabilir. Bildiğimiz gibi mallara ihtiyaç duyulduğunda fiyatları artar ancak haddinden fazla malın fiyatını artıramazsınız çünkü ABD yönetimi nasıl petrol firmalarına müdahale amaçlı varil varil piyasaya petrol sürdüyse buna da müdahale edebilir ve bu işten edeceğiniz kârı tümüyle ortadan ya çok büyük kısımla birlikte ortadan kaldırabilir.

-ABD'de enflasyon %8.2'ye kadar düştü ancak sorun bu değil. Zaten biz bunun piyasaya sürülen petrolden kaynaklandığını ve yakıt fiyatlarındaki rahatlamadan kaynaklandığını söylemiştik. Geçen ay bu oran %8.3'tü, bu durumun halan daha etkileri var demektir bu rakam. Etki bittiğinde gerçek enflasyon rakamı da zaten ortada. ABD yönetimini yöntemleri açısından sabahlara kadar eleştirebilsem bile Senato'dan bir eleştiri doğru yapıldı FED'e karşı. Senato kısa vadeli çözümler bularak kısa vadeli kazanımlar peşinde koşmayın demişti. İyi de dediler. FED'in gerçekten de doğru ve uzun soluklu çözümler bulması gerekiyor (burada yanlış anlaşılma olmasın, ABD yönetiminin ve diğer yasama organlarının FED'e karışmasına yine karşıyız.)





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-96EA43C7C -- 2 Kasım 2022; 21:39:7 >

G
9 ay
Yüzbaşı
Konu Sahibi

EKİM AYI

-ABD Tarım Dışı istihdam verisi ekim ayında geçenki aya göre paralel olarak 261K seyretti. Az bir düşüş var ancak mevcut durumların aynılığını koruduğunu görüyoruz. Sağlık hizmetlerinde, teknik hizmetlerde ve imalatın bazı alanlarında hafif çaplı toparlanmalar görsek de benim bu konuyla bağlantılı olarak asıl yorum yapmak istediğim konu; Amazon ve Apple gibi büyük şirketlerde işe alımların durdurulması. Bu şirketler ABD'nin asıl gücü olan hizmet sektöründeki önemli yapıtaşlarıdır. Amazon zaten son zamanlarda işçilerin sendikalaşması ve bir sürü hak talepleriyle büyük bir mücadele veriyordu. Bildiğimiz üzere işçileri makroekonomik sıkıntıların oluştuğu ortamlarda en çok iki şey sendikalaşmaya iter; haklarının yenilerek hayat kalitelerinin düşmesi ve enflasyonun en alt çalışan kesim olan kendilerine günden güne daha fazla zarar vermesidir. İki şirkete de az biraz değinmek gerekirse, Apple zaten uzun suredir devam eden sorunu çip tedariki yüzünden bu halde. Çinden çip ithalatını yapıyor ve telefonunu üretip piyasaya sürüyordu. Çin halan daha covid etkilerinden tam anlamıyla kurtulmuş değil. Hatta Apple o kadar uzun süre ithalat yapamadı ki, elindeki az çip ile ve Güney Kore'nin sınırlı tedarikiyle iPhone 14'leri çıkarttı. Onu da az sayıda çıkarttı. ABD yönetimi bazı sektörlerde de devam eden bu sorunu görüp yurtiçinde Çip üretebilecek firmalara hibe verdi. Ancak fabrika kurulacak, o teknoloji o fabrikaya konulacak, üretim başlayacak. Bunların hepsi uzun bir süreç. Bugüne kadar atılmamış geç adımlar. Amazon'a bakacak olursak makroekonomik sorunlar ilk olarak kendilerini vurduğunda her şirketin yapacağı şeyleri ve klasik adımları attılar. Enflasyona rağmen aynı ücrette işçi çalıştırmak ve kârı maksimize etmek, aralıksız işçi çıkartımları, şirket içerisinde işçilere ait bazı hakların yasal gaspı. Bunlar da işçiyi çaresizce örgütlenmeye itti ve sendikalar peydah oldu. Tabiki bu durumda Amazon'u arada bıraktı ve işçilere karşı daha dikkatli olmaya itti. Özel bir şirket, sendikalı işçileri reddeder. Çünkü beladırlar. Onları rahatça çıkartamazlar ya da yaptırım uygulayamazlar. Biz böyle durumlarda işçilere ait her hakkın korunması gereken yasaların ve hükümetlerin olmasını doğru buluyor bu şekilde de sendikaya ihtiyaç olmayacağını düşünüyoruz. 

-ABD işsizlik oranı bu ay artış göstererek %3.7'ye çıkmıştır. Hizmet sektöründeki çalkalanmalar devam ediyor. ABD'nin hizmet sektörünün zarar görmesi 306bin kişiyi işsiz bırakmıştır. 

-ABD ortalama saatlik ücret oranı ekim ayında %0.4 oranında artmıştır. Tabiki toparlanan bazı sektörlerin etkisi var ancak, en büyük etki paranın değerinin artmasıdır. Yani ortada hemen hemen birşey yok. Ancak sanayi sektörüne dair umutlarım var açıkcası. İmalat sektöründe de sağlam toparlanmalar olsa ve bununla birlikte saatlik ücretler artsa işte bu durum iç açıcıdır deriz. Ancak bu durum şuan mevcut değil. İş bırakmalar da devam ediyor. Tamamen bir resesyon olmadan kurtulmayı başarsalar da kısmi resesyondan kurtulamayacaklar gibi. Hizmet sektörünün bu kadar negatif ışık yakıyor olması onunla bağlantılı olan imalat sektörünü de etkiliyor.

-ABD mortgage faizlerinde zirveyi gördü. Bu zirve bize ne anlatır? FED faiz artırır, dolar FED'in kasasına geri döner, piyasada miktarca az olan dolar çok değerli olur ve dolayısıyla bankayı banka yapan ana nesne olan paranın faizi de yani bunu elde edebilmenin bedeli de fazla olur. Konut alıcıları konut kredilerinin faizleri fazla olduğundan bu kredileri almaya yönelmez ve ev satın almaları sekteye uğrar. Evler alınmayınca talep düşer, talep düşünce de fiyatlar aşağıya doğru gelme eğilimi gösterir göstermesine de maliyetler çok engelliyor bu durumu ve o sebeple indiği de yok. Biz daha öncesinde artan konut ihtiyaçlarına yönelik yazı yazmıştık. Konut fiyatlarını artıran unsurlardan bahsetmiştik. En güçlü sebebin de enflasyon olduğunu söylemiştik. Yapı malzemelerinin fiyatlarının artışı enflasyon ile ilgili. Talebin artışı, insanların enflasyonist ortamlarda paralarını en garanti yere gömme çabası ve bunlardan birtanesinin de gayrimenkul olması demiştik. FED, konuta olan talebi artan konut kredisi faizleri ile kırmış oldu, zaten yapı malzemelerinin de enflasyondan dolayı artmış ve artıyor olması ev fiyatlarının da düşmesini engelliyor. Ancak konut fiyatları bu tabloya göre yine de zirvede kalamaz. Eksilen talep, fiyatların aşağı inmesinde etkili olacaktır her ne kadar yapı malzemelerinin fiyatları artsa da.

-ABD Tüketici Güven Endeksi ekim ayında 102.5'e düşmüştür. Yüksek fiyatların çok fazla etkisi olmuştur. Bastırılamayan bir enflasyon furyası ekonomik göstergeleri zedelemekle kalmamış harcama güvenini düşürmüştür. FED'in agresif tutumu tabiki işsizliği artırmış, bu da tüketici için olumsuz bir durumu işaret etmiştir. Gaz ve Gıda fiyatlarının artması, tüketiciyi doğrudan etkileyen unsurlar olduğu için olumsuz etki bırakması kaçınılmaz bir durum. Tüm bu olumsuzlukları destekleyen göstergelerden bir tanesi de tüketicilerin tatil planlarını ertelemesi ya da hiç gitmemesi olmuştur. Bu durum Amerikan halkı için moral bozucudur. İş bulma zorluğu ise Eylül ayından itibaren Ekim ayında yükselerek zirveyi görmüştür. FED politika faizinde bir yavaşlamaya gitse bile mevcut işsizliği artık haddiden fazla artırdı, piyasada büyük firmalarda bozulmalar meydana geldi.

-ABD İşsizlik maaşı başvurularında 219K'dan 217K'ya bir düşüş olsa da genel görünüm çok fazla bir değişim olmadığını göstermekte. Ancak az da olsa bir düşüş olması halan daha işgücü piyasasına katılımı gösteriyor. Tabi iş bulma zorluklarının bu kadar artması da mevcut düşüşü yavaşlatıyor. Bu konuda ciddi kolaylıkların sağlanması için özel sektör teşvik edilmeli. Büyük firmalarda işten çıkartmalar var ancak bu durum sendikalaşmayı artırdı. Benim bildiğim işveren, sendikalı işçiyi istemez ve işi kılıfına uydurup büyük işçi kıyımları yapabilir, böyle olmasa bile işe alma konusunda taşeronları kullanır ve kendisi doğrudan firma kadrosuna almaz. 

-ABD’de üretici enflasyonu Ekim’de aylık %0,2 yıllık %8 oldu. Hizmet sektöründe istenilen tam olarak alınamasa da mallara yönelik talep artışı oldu. Mazotta ve kuru yaş sebzeliklerde mevsimsel bir artış yaşandı. Petrol fiyatlarında ABD yönetimi piyasaya petrol sürdüğünde ucuzlama yaşanmıştı ancak son aylarda petrol fiyatlarında yine bir artış yaşanıyor. Bu durumların tamamını topladığımızda ÜFE'deki artışı açıklayabiliriz. Ancak oranın bu düşmüş hali bile bize, bu ay için enflasyonist baskıların azaldığını gösteriyor. Tek temennimiz bu durumun hızını kaybetmeden devam etmesi.

-ABD Enflasyon rakamlarında bir düşüş söz konusu. %7.7'lik bir rakamla yüzümüzü güldürmüştür. Kira artışları bu ay da yüzümüzü güldürmedi ve yukarı yönlü hareketine devam etti. Bu ay doğalgazdaki düşüş bir nebze olsu rahalatsa da gıda ve enerji son ayda yükselişini korudu. Yine ekim ayında dışarıda yemek yeme ve market alışverişi gibi kalemlerde yaşanan maliyet artışı, giyim gibi kalemlerde kaydedilen düşüşle dengelendi. FED'in şahin duruşunun ve daha yüksek bir politika faizinin geleceğini söylemesi ise enflasyonu aşağı iten nedenler arasında.



DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.