Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir
24
Cevap
7296
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Sümer Uygarlığı-1
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Mezopotamya'nın yerli halklarından değildir. Sümerologların okuduğu tabletlere göre halkın bir bölümünün Orta Asya'dan diğer bir bölümünün ise Doğu'dan "Dilmun" denilen bir ülkeden geldiği söyleniyor. Yine de kökenleri tam bilinmemekle birlikte, bilinen bir gerçek, Sami kökenli olmadıklarıdır. Nitekim Sümerce Hint-Avrupa ve Sami kökenli dillerle akraba değildir, gerçi bazı özellikleri Ural-Altay dillerini hatırlatsa da herhangi bir akrabalık veya köken kanıtlanamamıştır. Atatürk'ün Türk Tarih Tezi'ne göre de Sümerler M.Ö. 3500 yıllarında Orta Asya'dan göç etmiştirler. Yine de bunu destekleyecek arkeolojik veya tarihi bulgular yoktur. Yine de örneğin Eski Önasya Tarihi uzmanı Hemmel, Sümerler’i tamamiyle Türk kavmi olarak kabul etmektedir. Orta Asya’dan MÖ 4500-MÖ 5000 yıllarında gelen Türkler'in Sümerler'i oluşturduğunu ileri sürer. Sümerce’deki 350 kelimenin Türkçe olduğu savunur.

Yaşam:

Birbirinden bağımsız site denilen şehir devletleri halinde yaşadılar. En önemli şehirleri; Ur, Uruk,Kiş,Lagaş ve Nippur'dur. Bu şehir devletleri Ensi veya Patesi denilen rahip-krallar tarafından yönetiliyordu. Bütün mezopotamya ülkesine hakim olan krala "Lugal-kalma" denirdi. Krallar başkomutan, başyargıç ve başrahip yetkilerine sahiptirler. Çok tanrılı inanca sahip Sümerlerin tapınaklarına Ziggurat denirdi. Zigguratlar yedi katlı olup toplam üç ana bölümden oluşur. İlk katlar erzak deposu,orta katlar okul ve tapınak,son katlar ise rasathane olarak kullanılmıştır. Yazının icadı serüveni bu tapınaklara dayanır. Mezopotamya'da evler ve tapınaklar taş az olduğundan kerpiç ve tuğladan yapılmıştır. Hem bu özelliğinden hem de sık sık istilalara uğradığından bu yapılar günümüze kadar ulaşmamıştır. Günümüz Uygarlığının temeli olan yazıyı (Çivi yazısı) ilk kez Sümerler tarafından kullanılmıştır. İlk yazılı hukuk kuralları Sümerler tarafından oluşturulmuştur. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk Hukuk devleti diyebiliriz. Otoritenin korunmak istenmesi hukuk kurallarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Lagaş Kralı Urukagine tarafından oluşturulan ilk yazılı kanunlar "fidye ve bedel" sistemine dayanıyordu. Sümerlerin en önemli edebiyat eserleri; Gılgamış Destanı, Yaradılış Destanı ve Tufan Hikayesi'dir. Sümerler Matematik ve Geometrinin temellerini atmışlardır. (Dört işlemi bulmuşlar, dairenin alanını hesaplamışlar, çarpma ve bölme cetvelleri hazırlamışlardır.) Sümerler astronomide de gelişmişlerdir. (Burçları bulmuşlar, bir ayı 30, bir yılı 360 gün olarak hesaplamışlardır.Ayrıca güneş saatini icat etmişlerdir.) Dünyada ilk kez ay yılı hesabına dayanan takvimi Sümerler bulmuşlardır. Akkadlar tarafından egemenliklerine son verilmiştir.

Mezopotamya'da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. "Yaratılış" ve "Tufan"a ilk kez Sümerlerde rastlanır. Sümer döneminde 18'i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı. Bunlara örnek vermek gerekirse Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur zikredilebilir.

Bu dönemde her kent genellikle surlarla çevriliydi. Her kentte en az bir tapınak bulunurdu. Sümerlerde tarihin belki de ilk kral listeleri ile karşılaşılır. Fakat bu listeler genellikle tarihsel gerçeklerin ötesinde mitolojik unsurlara da sahiptirler. Örneğin kral listesine göre Tufan'dan önce Sümerlerin yaşadığı bölgede efsanevi sekiz yönetici (ve dolayısıyla kent) mevcuttu. Kral listesine göre Tufan'dan sonraki ilk Sümer hanedanları Kiş, Uruk ve Ur'dur. Ünlü Gılgamış Destanı'nın kahramanı Gılgamış kral listesine göre Uruk Hanedanı'nın krallarındandır.

< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >

Lagaş'ta iktidara gelen Ur-Nanşe yaptırdığı inşaatlarla öne çıkmıştır. Urukagina da ilk yazılı reformları sayesinde tanınmıştır. Erken dönemlerde Sümerlerin ana tanrısı An'dır, fakat daha sonraki dönemlerde bu tanrı yerine Enlil Sümerlerin baş tanrısı konumuna yükselir. Enlil'in Nippur'da Ekur adında bir tapınağı vardır. Bu nedenle Nippur Sümerlerin dini başkenti sayılırdı ve burada tapınak yaptırmak veya bu tip inşaatlarda çalışmak, hizmetli olmak önemli sayılırdı.

MÖ 2400-2350 yıllarında Sümerler düşüşe geçerken, Akkadlar yükselişe geçmiştir. Sümerler,doğudan gelen Elâmlılar tarafından M.Ö 2000 yılında yıkılmıştır.




Bilim:

Sümerler çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya'da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir sulama sistemi kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip bataklıkları kuruttular hem de düzenli sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. Tekerleği de icad eden bu toplum tarlaları öküzlerin çektiği sabanlarla sürüyorlardı.
60 rakamına dayanan seksajismal sayı sistemini kullanan Sümerler'in "sos" dedikleri bu 60'lık birim bütün zaman ve mekan hesaplarında kullanılmaktaydı ve onları bir uyum içersinde birbirine bağlıyordu. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular. Daireyi 360 dereceye böldüler.

Dil ve Yazı:

İlk yazıları şekiller üzerine kurulu yani her varlık ve olay için bir şekil kullandılar. Çivi yazısı işaretleri geçmişteki bir resim yazısına dayanır. Bir kavramı ifade eden işaretlere ideogram adı verilir.
Sümerce'nin Hint-Avrupa ve Sami kökenli dillerle akraba olmadığı bilinmektedir. Dilin bazı özellikleri Ural-Altay grubu dilleriyle benzerlik gösterse de dil bu gruba dahil edilemez. Her ne kadar Sümer halkı iktidarı daha sonraları başka halklara bıraksa da, her zaman en yaygın konuşulan dillerden olmuştur. Özellikle dini kayıtlarda büyük bir öneme sahip olmuştur.

< Resime gitmek için tıklayın >



Toplum Yapısı:

Devlet kentlerden oluşmuştu ve her kent surlarla çevrili idi. Kent içinde yüksek bir tepeye yapılan tapınak bulunurdu ki bu sosyal yaşamın merkezini oluşturmaktaydı.
Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler. İşbölümü derinleşmişti;1. sınıfı din adamları ve askerler 2. sınıfı halk 3. sınıfı ise kölelerin oluşturduğu bir toplumsal hiyerarşi vardı. Sürekli savaşlar sonucunda halktan her insan kolayca köle edinebiliyordu. M.Ö. 3000-2500 yıllarında yüksek ruhbanlardan oluşan egemen sınıflar, dinsel yapıya sahip kent devletlerinin yöneticileri olarak ortaya çıktılar. Bu kral-rahipler dinsel ve siyasal işleri yürütürlerdi. Bir kentin baş rahibi, aynı zamanda o kentin başkanıydı.
Şimdiye kadar bulunan ilk Sumerce yazılı kanun kitabı, yeni Sumer devrini başlatan üçüncü Ur sülalesinin kurucusu Urnammu tarafından kaleme aldınlmıştır. Sumer kanunlannın daha sonra yazılanlara önderlik ve kaynaklık ettiği anlaşılmaktadır. Alım satım, borçlanma, kira, miras bölüştürme gibi her türlü hukuksal işlerin birer yazılı antlaşma ile yapılması ilk Sumerlilerde başlamıştır. Evlenme boşanmalar da yasal sayılması için yazılı bir antlaşma ile kanıtlanmalıydı. Taşınmaz mallar ilk olarak bir kadastro yoluyla Sumer'de güvenceye alınmıştır.
Vergi dengesizliğini, kırtasiyeciliği, zorbalığı, rüşveti önlemek, kadın ve erkeğin eşit işe eşit ücret almasını sağlamak amacıyla ilk reform yapan yine Sumerliler olmuştur.

Dinsel Yapısı:

Sümer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onlann da çocuklan ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi. Yer, Gök, Hava, Su Tanrılan yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı. Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aym zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralannda bölüşmüşlerdi. Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir.

Tanrıları insan şeklinde algılamaları, Tanrıları şehirlerin dışında evren ve doğa Tanrısı olarak geliştirmeleri ve onlan uyumlu bir sistem içine almaları, Sümerlilerin önemli ruhsal başarıları olarak kabul edilmektedir. Tanrılar yalnız evrende değil, insanların yaşamına da girerler. Örneğin, yorulmak bilmeden gezen Güneş Tanrısı Utu, her şeyi görür, adaleti korur, insanlara yardım eder, ciğer falı bakanların piridir. Bilgelik ve Su Tanrısı Enki, insanların ve sihirbazların koruyucusudur. Venüs yıldızını simgeleyen Tanrıça İnanna, âşıkların ve savaşçılann koruyucusudur.

Sümer'de Tanrılar istediklerini yapar; onlar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilir. Bu, kurban edilen hayvanlann karaciğerlerindeki işaretlere göre anlaşılır. Bu işaretlerin ne olduğu, neyi anlattığı, bu hususta yazılmış kataloglarda bulunur; rahipler ona göre onlan yorumlar. Ayrıca rüya ile de Tanrı istediğini bildirir. Tanrının yapılacak bir işi uygun görüp görmediğini anlamak isteyen; mabede gider, kurban keser, dua eder ve uykuya yatar. Gördüğü rüyanın olumlu veya olumsuz olduğunu da ancak rahip yorumlar.

Sümerliler, bu Tanrılar dünyası üzerine pek çok efsane geliştirmişler; şiirler yazmış, ilahiler bestelemiş, törenler düzenlemiş ve bütün bunları yazıya geçirerek zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamışlardır. Onların kurdukları çokTanrılı din, yavaş yavaş tek tanrıya dönüşerek, bugünkü dinlerin temelini oluşturmuştur. Fakat bu arada diğer Tanrılar da tamamıyla yok olmayarak bu dinlerde melekler, şeytanlar, cinler olarak varlıklarını korumaktadır.



Dinsel Özellikler ve Kurallar:

Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü vardır. Tanrı korkusu, Tanrı yargılaması, kurbanlar, törenler, ilahiler, dualar ve tütsülerle Tanrıyı memnun etmek; iyi ahlaklı, dürüst ve haktanır olmak; büyüklere ve küçüklere saygı göstermek; sosyal adalet; temizlik gibi konulara önem veren bir dini yapıya sahiptir. Temizlik Sumerlilerde çok önemli idi. Tapınağa gidenlerin, dua edenlerin, kurban kestirenlerin vücutça temiz olmaları gerekirdi.
Sumer Tanrıları, insanlara ne istediklerini bildirmez; fakat hoşlarına gitmeyecek bir işi yapan insanları cezalandırırlar. Buna karşılık diğer dinlerde Tanrı bazı kimselere ne istediğini bildirir. İnsanlar da ona göre hareket ederler.
Tanrı ile iletişime giren insanlar çeşitli şekilde trans haline geçerler ve bu kimseler aslında aşağı tabaka sayılan ve büyücülükle bağdaşlaştırılan insanlardır. Konuşan Tanrıça ise, onun ağzından söyleyen de kadın olarak konuşurdu. Özellikle Aşk Tanrıçası İştar'dan haber getirenlerde bu durum daha belirgin olarak göze çarpmaktadır. Bunlar ya Tanrılardan üçüncü şahıs olarak buyruğunu alır veya birinci şahıs olarak kendisini, konuşan Tanrı ile bir yapar.
Sumerlilere göre Tanrılar, şehirleri ve bütün kültür varlıklarını meydana getirmiş ve insanlara vermiştir.
Tanrıların yok edici gücüne örnek olarak da; Tanrı Enlil, Tanrılar meclisinde Ur şehrinin yıkılmasma karar vermiştir. Şehrin Tanrısı buna ne kadar üzülse de elinden bir şey gelmez. Ordular Ur şehrini yıkar. Ayrıca, Sumer Tanrılannın babası Tanrı Enlil, Akad krallarının yaptıklarına kızarak gözlerini dağlara çeviriyor ve oradan barbar ve vahşi Gutileri çekirge sürüleri gibi getirterek Agade'yi ve hemen hemen bütün Sumer'i kırıp geçirtiyor.Gelen ordular Tanrının dünyadaki araçları olarak görülmektedir.
Sümer'de krallarının nasıl sarayları varsa Tanrıların da öyle evleri olmaliydı. Bunun için "Tanrı evi" adı altında görkemli tapınaklar, yanlarında Tanrılarla insanlan yaklaştırdığı düşünülen basamaklı kuleler yapılmıştı. Bu kulelerin üzerinde "yarım ay" şeklinde ve Sümer ay tanrısının sembolü kullanılmıştır. Sümer krallan, Tanrıların yeryüzündeki vekili sayılıyordu.

Kanunlar:

Sümer kanununa göre kısır bir kadının kocasına verdiği cariyesi çocuk doğurunca, hanımına karşı büyüklük taslayamaz, öyle yapmaya kalkarsa cezalandırılır.
Eğer bir adam büyük oğluna tarla, bahçe ve ev hediye eder, ona bir belge yazarsa, baba öldüğünde o payını ayrıca alır ve baba malının diğer kısmını kardeşleriyle eşit bölüşecektir.
Zina suçundan dolayı taşlanma cezası Sümerlilerin ilk çağlarında varmış. Fakat İÖ 2200'lerde Lagaş Kralı Urukagina tarafından yapılmış sosyal reform metninde, geçmiş zamanlarda olduğu gibi iki koca almaya kalkan kadınlar ve hırsızların; bu fena hareketleri yazılı taşlarla taşlanacakları bildirilmektedir. Daha sonra yazılan kanunlarda bu taşlanma konusu bulunmuyor.
Sümer'de bekâret konusu önemlidir. Bir kölenin zorla bekaretini bozan 5 şekel (tahminen 40 gram) gümüş vermek zorunda ve dul olarak evlenen bir kadın, kocasından boşandığında kız olarak evlenen kadının alacağı tazminatın yarısını alabilir.
Sümer'de tecavüz de fena sayılmış. "Hür bir adamın kızı yolda tecavüze uğrarsa; anne, babası onun sokakta olduğunu bilmemişlerse, kız onlara 'tecavüze uğradım' derse, anne, baba onu zorla erkeğe karı olarak verecekler."
Eğer bir adam, nişanlı bir kızla şehirde yatarsa her ikisi de taşlanarak öldürülür.
Sümer'de sosyal adaleti koruyan Tanrıça, senede bir kere insanlan iyi veya fena hareketlerinden dolayı yargılar, kötüleri cezalandırır.
Sümer Tanrılannın esas adlarından başka, niteliklerine göre diğer adları da vardı. Babilliler bu adlardan 50'sini yeni yarattıkları Tanrı Marduk'a vererek tek Tanrı düşüncesine doğru bir adım atmışlardı.
Sümerlilere göre ölüler, "kur" adlı karanlık, dönüşü olmayan bir yeraltı dünyasına giderler. Yeraltındaki ölülerin ruhları için yiyecek ve kurbanlar sunulmazsa, onlar yeryüzüne çıkarak insanlara rahatsızlık veriyorlar. Ölenlerin arkasından çok fazla ağlayıp sızlanmanın, onları sıktığına inanılmaktadır. Sümerliler, kendilerinin, Tanrılar tarafindan seçilmiş üstün bir halk olduğunu yazmışlardır.
Sümerliler kadınları bir tarlaya benzetmişler ve üretkenliklerine vurgu yapmışlardır.
Sümerliler, dünyadaki bütün olayların ve Tanrıların isteklerinin gökte yıldızlarla yazılı olduğuna inanırlardı ve 7 sayısı çok önemliydi. 7 gün geçmek, 7 dağ aşmak, 7 ışık, 7 ağaç, 7 kapı gibi.
Sumerliler, Tanrılarını sevindirmek, onlardan bir istekte bulunmak, hastalıklardan kurtulmak için veya yaptıkları adaklara karşılık kurban kestirirlerdi. Bu kurbanlar sakatsız ve hastalıksız olmalı ve kurban sahibi vücutça temizlenmeliydi. Kurbanlar, rahipler tarafindan özel dualarla kesilirdi. Kurbanın sağ kalçası ve iç organlan Tanrıya takdim edilir, gerisi etrafta olanlara dağıtılırdı.
Sümerlilerde, okul tabletlerine göre 6 gün çalışma, 7. gün dinlenme vardır ve bu günde çalışılmazdı.
Sümer'de Tanrı sadece bir kez duvar arkasından konuşmuştur (Bilgelik Tanrısı Enki, Tufanın olacağını, Nuh'un karşılığı olan Ziusudra'ya duvar arkasından söylemiş). Tanrılar insanlara yapacakları işleri rüyalarda bildirirdi. Bunlardan başka fal ve kehanet yoluyla insanlar, Tanrılann isteğini öğrenirlerdi.

Not: Derlemedir.




Tek başlıkta topladım... M



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >

S
17 yıl (646 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Akkadlar tarafından egemenliklerine son verilmiştir
Sümerler,doğudan gelen Elâmlılar tarafından M.Ö 2000 yılında yıkılmıştır.


Aynı metinde yer alan bu iki cümle. iki farklı topluluk tarafından Sümerler’in aynı anda istilası gibi görünüyor. Doğru telaffuzu şöyle olacak. Kent devletleri arasındaki çekişmelerin artması sonucu ilk önce Elam’ların daha sonra da Akadların saldırısına karşı koyamadılar.

Sümerler’in bilinen uygarlık seviyesini hızlandıran en büyük etken, bölgeye Sümerler’den önce gelen, çeşitli sahalarda gelişme kaydeden ve “İlk Fıratlılar” olarak da bilinen “Obyetliler”dir.

quote:

Sümerler çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı.


Bilmeleri doğaldı. Çünkü çanak-çömlek yapımını Obyetlilerden miras aldılar.

quote:

Dilin bazı özellikleri Ural-Altay grubu dilleriyle benzerlik gösterse de dil bu gruba dahil edilemez.


Sümer dilinin bitişimli bir dil özelliğine sahip olması, dört ünlü ve 16 ünsüz harften oluşması, önek,sonek ve içeklerinin varlığı dil grubuna yakınlığını gösterebilir. Ancak Sümer alfabesinden geliştirilmiş bir dil olan Akad dilinin sekiz sesli ve 20 sessiz harften oluşması, adların-yalın, i ve in hallerinin- bulunması ve geçmiş ve geniş-gelecek gibi zaman kiplerine sahipliği, Sümerler’den ziyade Ural-Altay dil grubuna yakınlığını daha çok ortaya koymaktadır.(Dilbilimci değilim, sadece kanaatim bu yönde)

Yalnız tarihen bildiğimiz bir başka husus da şu: Sümerler siyasi kimliklerinin yitirince yazı dili olarak çivi yazısı güncelliğini devam ettirdi fakat konuşma dili olarak Akad dili daha ön plana çıktı.

Sümer’de krallıkların ortaya çıkmasının nedeni, kent devletleri arasındaki çekişmelerdir. Bugün bilinen haliyle kategorileştirilemeyecek olan siyasal iktidar, başlarda toplumu oluşturan yurttaşların elindeydi. Ama daha sonraları kent devletleri denilen siyasi oluşumların teşekkülü ve bunlar arasındaki üstünlük çekişmesi krallıkları ortaya çıkardı.

O dönemin sosyal ve siyasal yapısına, Sümerler’in çağdaşı olan Elamlar’ın oldukça farklı bir uygulamasını ilave edelim.

Metinde Sümerler’in başlangıçta anaerkil bir toplum yapısına sahip olduğunun sözü ediliyor ya, Elamlar’da da, başlangıç dönemlerinde soy, kadın soyundan devam ettirilirdi. Bu uygulamada tahta, önceki hükümdar sülalesinden birinin kız kardeşinin oğlu geçmek zorundaydı.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi seymes -- 18 Kasım 2009; 19:16:00 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Eklemeniz için teşekkür ederim.



S
17 yıl (22320 mesaj)
Yarbay

Teşekkürler. Güzel paylaşım.



M
17 yıl (4901 mesaj)
Yarbay

quote:

Orijinalden alıntı: bingo crepuscule

o değilde kütüphane memuresinin sümerelog kesilmesi başımıza herhal ancak ülkemizde vukuu bulur her alanda akademik ehliyet arayan bir kısım zevatın ilgili isme can simidi gibi sarılmalarının arkasında hangi maksad gizlidir düşünmüyor da değilim ..neyse çalışmaları devam ediyor sanırım localarda (mason) büyük destek görüyor



Bu bahsettiğiniz kişi Muazzez İlmiye Çığ mı?


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
17 yıl (13309 mesaj)
Yarbay

M evet kütüphane memuresidir (öyle idi) ve akademik kariyere sahip değildir ..fahri doktorasını saymassak eğer



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
17 yıl (4901 mesaj)
Yarbay

İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailece Bursa'ya taşındılar. Bursa'da özel bir okul olan "Bizim Mektep"te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu. Eskişehir'de öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı.

Sümer çivi yazısı

15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Partisinin idarisindeki Almanya'dan Atatürk Türkiye'sine iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış onbinlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, üç bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı, dünya bilim insanlarına eşsiz bir kaynak hazırladı.

1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk kitabını yazdı; ilerlemiş yaşına rağmen ardı ardına eser vermeyi sürdürerek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine "Fahri Doktor" unvanı verdi. 2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından "Özgür İnsan Ödülü" ile ödüllendirildi.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

quote:

Orijinalden alıntı: M

İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailece Bursa'ya taşındılar. Bursa'da özel bir okul olan "Bizim Mektep"te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu. Eskişehir'de öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı.

Sümer çivi yazısı

15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Partisinin idarisindeki Almanya'dan Atatürk Türkiye'sine iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış onbinlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, üç bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı, dünya bilim insanlarına eşsiz bir kaynak hazırladı.

1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk kitabını yazdı; ilerlemiş yaşına rağmen ardı ardına eser vermeyi sürdürerek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine "Fahri Doktor" unvanı verdi. 2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından "Özgür İnsan Ödülü" ile ödüllendirildi.


Bir insanın hayat hikayesi böyle. Peki o insanın bu konularda verdiği bilgilerin doğru olmadığını iddia edenlerin hayat hikayelerini ya da akademik geçmişlerini ya da konudaki uzmanlıklarını biri anlatabilir mi lütfen? En azından burada bu insana hakaret edenlerden biri anlatsın lütfen de, kime inanacağımıza karar verelim.

Saygılar...


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
17 yıl (13309 mesaj)
Yarbay

ben konuya bir yorum sonrası dahil oldum (MALUM)

ve yine ben kendi yorumumda dahil olmak üzere silinmesi için yöneticiye başvurdum

sırf ahenk bozulmasın açtığın konu müspet çizgide ilerlesin diye !!

HATTA farklı başlıklar altındaki konunun tek başlık altında toplanması isteğinide yine ben ilettim

sorularına cevabı konuya ilk dahil olduğum yorumda eklediğim linkte bulabilirsin webbie

silindi ama kb de ara mevcutt






< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi sinuhe.s -- 18 Kasım 2009; 21:45:13 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

S
17 yıl (13309 mesaj)
Yarbay

kültür bilim

neyse bak sen keyfine


Bu mesaja 1 cevap geldi.
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

İzin verdiğiniz için teşekkür ederim 40 yıllık dostum. Hemen keyfime bakıyorum.

Saygılar...



S
17 yıl (646 mesaj)
Yüzbaşı

quote:

Bir insanın hayat hikayesi böyle. Peki o insanın bu konularda verdiği bilgilerin doğru olmadığını iddia edenlerin hayat hikayelerini ya da akademik geçmişlerini ya da konudaki uzmanlıklarını biri anlatabilir mi lütfen? En azından burada bu insana hakaret edenlerden biri anlatsın lütfen de, kime inanacağımıza karar verelim.

Saygılar...




Konudaki ilk mesajım, M.İlmiye Çığ'ın yazdıklarından haberdar olduğum halde onlara değinmeden seyrin nasıl olması gerektiği hakkında fikir verir. Benden sonra iki üyenin Çığ'ın kitabını söz konusu etmesi, benim de kitabından alıntı yaparak sorular eşliğinde cevap vermeme sebep oldu. O cevabımda, Çığ'ın Sümerolog ve akademik bir titre sahip olmadığını belirttim ve bunda yanlışım yok.

Çığ'ın , en başta araştırma ve bunu ortaya koyma metotu açısından doğru davranmadığı da ilgili mesajımda vardı. Eğer, Çığ'ın Sümerler hakkındaki bilgilerinin doğru olup olmadığının ispatını istiyorsanız , forumda varsa bir Sümerolog bunu üstlensin, çünkü bu en fazla onun hakkıdır.

Fakat , "ben de bir tarihçi olmadığım halde, Sümerleri konu edindim ve buraya aktardım, üzerinde de her şekilde bilgi alış verişine hazırım"derseniz, bu minvalde Çığ'ın ilgili görüşleri hakkında , hakaret ve küfür olmaksızın, kitabı üzerinden sizinle konuşabiliriz.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
W
17 yıl (13905 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

Konu ben değilim, siz değilsiniz, İlmiye Çığ değil, İslamiyet değil. En azından benim için. Eğer Sümerliler hakkında bilginiz varsa, buyrun paylaşın. Ben elimden geldiğince sizin yorumlarınızı da, diğer arkadaşlar arasında fanatiklik yapmayanları da dinliyorum. Herkese cevap yazmıyorum, çünkü bazı insanlar buraya sadece kendi fikirlerini empoze etmek, her konuya alakalı-alakasız kendi görüşlerini göstermek amacı ile giriyor ve ben onları yok sayıyorum.

Ama siz buyrun, bilginizi paylaşın. Yukarıdaki metni ben birkaç yerden kopyalayıp sadece imla hataları ile ilgili düzeltmeler yapıp buraya ekledim ve altına da "derleme" olduğunu not düştüm. Bilgi bana ait değildir ve yazanın menşei de beni ilgilendirmez. Eğer bunları yanlışsa, onun geçmişimdeki bilgi ve eğitim birikimine sahip birilerinden benim gibi "derleme" yaparak yanıt verebilirsiniz. Ama verdiğiniz yanıt bana verilmiş olmaz, çünkü ben o kişinin sözcüsü değilim ve kendi düşüncelerimi ispat etmek için onu kullanmıyorum.

Saygılar...


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
17 yıl (646 mesaj)
Yüzbaşı

Sümerlerin bugün had safhada ve bence çok da hak etmedikleri bir düzeyde gündemde tutulmasının en temel sebebi; Sümerolog diye ısrarla lanse edilen M.İlmiye Çığ'ın söylemleridir. Aksi olsaydı, belli kesimlerce Sümerler hakkında ne gibi bir tartışma sebebi ortaya konulabilirdi merak ediyorum.

Tarihin en eski yasaları arasında yer alan Hammurabi Kanunları dahi sözü edilemeyecek kadar pasif hale getirildi. Neden? Sırf Ur Kralı'nın Sümer olmasından dolayı.Daha pek çok saçmalık bulunabilir.Ama neyse....

Sümerler hakkında ekleyebileceğim iki husus var.Çivi yazısının ortaya çıkış sebebi ve rahip sosyalizmi denilen olgu. Fakat bunların ayrıntısı şu an hatırımda değil. Kaynaklara müracaat etmem gerekecek. Bir ara eklerim inşaAllah.



M
17 yıl (2447 mesaj)
Binbaşı



Keşke bizim de zigguratlarımız olsa. Bilim adına bişeyler yapardık belki





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi metete -- 19 Kasım 2009; 16:04:38 >
Bu mesaja 2 cevap geldi.
S
17 yıl (13309 mesaj)
Yarbay

gülmeee gülmee

naber metete


Bu mesaja 1 cevap geldi.
M
17 yıl (2447 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: bingo crepuscule

gülmeee gülmee

naber metete


Şimdi gülmeyecem de ne zaman gülcem

İyilik hacı(!) senden?

Kızdırmışlar seni yine


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
17 yıl (13309 mesaj)
Yarbay

kızmadım yahu serzenişte bulundum



C
17 yıl (2058 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orijinalden alıntı: metete



Keşke bizim de zigguratlarımız olsa. Bilim adına bişeyler yapardık belki



kaç tane istersin

en boy kilo renk soy sop

envayi çeşit var

adını değiştirirsin

cismini değiştirirsin

tamamen özgürsün

her muamele serebst yani

yeterki sen bilim üret

o kapasitede olduğunu düşündüğüne göre

biz bütün desteğimizle arkandayız


Bu mesaja 1 cevap geldi.