|
İSTANBUL HATIRASI Salı günü izinde olmam nedeniyle-ürkerek te olsa-bir İstanbul gezisi yapalım dedik. Kocaeli’nden saat 15.00 civarı çıktık yola. İstanbul’a ürkünt... |
|
İSTANBUL HATIRASI Salı günü izinde olmam nedeniyle-ürkerek te olsa-bir İstanbul gezisi yapalım dedik. Kocaeli’nden saat 15.00 civarı çıktık yola. İstanbul’a ürküntümüze ramak kala bir giriş yaptık(Kadıköy ve Fenerbahçe civarını epey bir arşınladıktan sonra eski Salı Pazarı olan park yerinde burnumuzu-pardon-arabamızı sokacak bir yer bulabildik). Hızlıca vapur iskelesi ve Eminönü’ne kadar canımın içleriyle çaylı tostlu keyifli bir deniz muhabbetiyle Eminönü’ne vasıl olduk. Canımın içlerini çokça gezdiğim Sultanahmet’e yollayıp birkaç saat sonra buluşmak kaydıyla ben başka bir ziyaret yerine yola koyuldum. Yahu defalarca o civarda gezmiş olamam rağmen maalesef İMÇ 6. Blok(Unkapanı)’un oralarda olduğundan bihabermişim. Keyifli bir yürüyüşle adrese geldim. Saat 18.00 civarı olduğu için bina veya dükkanlar kapanma saatindeydi. Sürekli plak alışverişi yaptığım Esenshop’a uğramayı deneyecektim. Telefonda güzel muhabbetler yaptığımız Yasin bey maalesef izindeymiş. Diğer çalışanlar karşılayacaktı beni. Binaya girdim. Tabelalara bakınca içimi tuhaf bir nostalji duygusu kapladı. Bu binanın artık terkedilmiş harabe olduğunu okumuştum her yerde. Valla görüntü pek te öyle değil. Çok boş dükkan var ama dolu dükkan da çok. Bir ıssızlık hakim ama ben akşam saatlerinde gittiğim için olabilir. Neyse, hemen önümde Elenor Müzik mağazasını gördüm. Tabela bile beni bir hoş etmeye yetti. Vitrininde yeni plaklarının afişleri vardı. Maalesef dükkanların çoğu akşam olduğundan kapanmış. Elenor’un hemen bitişiğinde “Türküola Marketing” mağazası var. Alt katta İstanbul Plak, 4. Katta Yaşar Kekeva Plakçılık, Mega Müzik, Ati Müzik, De-Ka Müzik… Bir dolu dükkan var. Mega Müzik gibi bazı dükkanların eski plaklardan oluşan çok güzel vitrinleri var. Açık dükkanlardan eski şarkıların sesleri geliyor sürekli. Seyretmesi de dinlemesi de keyifliydi. Vakit kısıtlı olduğu için hızlıca Esenshop’a girip kendimi tanıttım. Beni çok iyi karşıladılar. Vakit elverdiğince çay eşliğinde muhabbet ettik(20 küsur yıllık İMÇ’li çalışanı varmış), çarşının geçmişiyle ilgili epey bilgi almaya çalıştım ama akşam vakti pek verimli olmadı. Bir daha gideceğim oraya. Sıfır plakların hemen hepsinin sergilendiği iç mekanda epey vakit geçirdim. Ortada çoğu 50’lerin ve 60’ların yabancı plaklarından oluşan kampanya dönem plakları sergisi vardı. Tamamı tane 10 liradan satılıyor haberiniz olsun. Pek bilinen isimler olmasa da 10 liraya sadece plak olması bile güzel. Meraklısına kalabalık film ve CD standları da var. Bir miktar da kitap gördüm. Edip Akbayram’ın Emre Plak’tan yeni çıkan Şahdamar ve Türküler Yanmaz, Ümit Besen Dostlar Sağolsun’u-bendeki dönem baskısının yanına yedek olarak-aldım. Bana internet fiyatı uyguladılar. Ayrıca Kocaeli’nden oraya kadar gittiğim için küçük bir indirim daha yaptılar. Aslında 10 liralık sergiden aldığım 3 plağı da ortalamaya katınca plak başı epey bir ucuza geldi (züğürt tesellisi, heh hee)… Esenshop’tan alışveriş yapmakla isabet etmişim. Çalışanlar çok iyi niyetli. Esenshop’tan ayrılıp katları bir daha gezdim. Biraz fotoğraf çektim. Aklım bu yazdığım yazı gibi darmadağınık bir halde çıktım. İMÇ’den çıkınca kendimi 80’lerde gibi hissettim, Yenicami’ye doğru yürüdüm. İlk kez gidince insan böyle güzel duygular yaşıyor haliyle. Ben bu dükkanların neredeyse tamamının dönem plaklarını topluyorum. Burada müzik yapan insanların Yeşilçam filmlerini topluyorum. Yaşım itibariyle onlarla büyüdüm sayılır. Niye böyle hissettiğimi anlıyorsunuzdur umarım. Yeni cami önünde kalabalıkla birlikte taşlara oturup Ferdi Tayfur gibi etrafı izledim bir süre. Sonra kalkıp gittim. Kadıköy’e geri geldiğimizde bir hareketlilik sezdik. O saatlerde meğer Fenerbahçe’nin maçı varmış (bu arada futboldan hiç anlamam, alakam yoktur). Maç dağılmadan biran önce kaçalım diye apar topar arabaya atlayıp evin oylunu tuttuk. Bana da bu anılar kaldı. Sizlerle de paylaşayım istedim. Uzatıp canınızı sıktıysam bağışlayın ama içinde kalmasın istiyor insan. Selamlar < Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın > |
|
Arkadaşlar selam. Biraz uzun bir yazı olacak. Okuyup okumamak size kalmış... Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Ali. 20 yaşında bir kardeşinizim. Grafik tasarımcıyım. 2023'ten beri arşivle uğra |
|
Arkadaşlar selam. Biraz uzun bir yazı olacak. Okuyup okumamak size kalmış... Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Ali. 20 yaşında bir kardeşinizim. Grafik tasarımcıyım. 2023'ten beri arşivle uğraşıyorum. Grafik tasarım becerilerimi ilerletip 2024 yılında reprodüksiyon işine bulaştım. 2025 yılında ise ilk defa profesyonel anlamda bir albüm çalışmasını bir firmaya teslim ettim: Müslüm Gürses'in Yıkıla Yıkıla ve Sevda Yolu albümleri. Bu albümlerin reprodüksiyonu benim elimden çıktı. Ben bu konuyu çok uzun zamandır takip ediyorum. Forumu aktif olarak kullanmasam bile konuyu hep okurum. Şimdi ise 7. albümümün üzerine çalışıyorum ve zaman epey geçti. Bugün bu konuya yazmamın sebebi, sizin bildiğiniz adıyla İ.M.Ç., kendim "çarşı" dediğim mekân hakkında kendi gözlemlerimi paylaşmak. Yeni baskı plaklar hakkında fikir edinmek isteyenler varsa, küçük de olsa kendi bildiklerimi paylaşabileceğim bir ortam bulmak güzel. İşimi seviyorum. Ömrüm ve imkânlarım yettiği sürece bu iş için çalışmaya devam edeceğim. Umarım faydam dokunur. Arkadaşlar, Çarşı'nın durumu oldukça vahim. Her telden insan var. Elindeki master'ın üzerine farklı albüm kaydedip orijinal bandı yakan mı dersiniz, kendi arşivindeki orijinal fotoğraf taramasını plak prodüksiyonunda kullanmak yerine yapay zeka ile yeni bir görsel üreten mi dersiniz, elindeki bandı talihsiz bir şekilde stüdyosundan çaldıran mı dersiniz... Neler neler var. Ben bu işe girdiğim zaman gerçekten hayret ettim. Bu çarşı nasıl ayakta diye düşündüm. Ama garip bir şekilde çark işliyor. Firma sahipleri, müşterileri dinlemeden "Nasıl olsa elimde basım hakkı var, paramı kazanırım, sana ne?" diyen yapımcılar bu çarşıdan ekmek yiyor, evlerine gidiyorlar. Bizim gibi de ay sonunu zar zor denkleştirip "Ulan, şu albümü alaydık iyiydi" diyeceğimiz insanlar, üstünde bandrol olmasa fason zannedeceğimiz yeni baskı albümlerle yetinmeye çalışıyor. Şimdi bir albüm hazırladığımızı düşünelim. Plak içeriği dediğimiz şey, temelde kapak ve plağın kendisinden oluşuyor. Ben kendi işim gereği kapak tarafıyla ilgileniyorum. Tabii bu yazıda sese de geleceğiz ama önce biraz kendi uzmanlaşmaya çalıştığım alandan devam edeyim. Şu anda tartıştığımız konuda bir hocamız, yeni dönem Orhan Gencebay albümü ile dönem plağını karşılaştırıp fotoğrafın netliğine dikkat çekmişti. Okurken çok mutlu olmuştum. Kendi kendime, "Ulan arkadaş ya, hâlâ dikkat eden insanlar var, süper," demiştim. Şimdi resmi işleri bir kenara bırakalım. Basım iznini aldık ve albümü basacağız. Firma, elinde ne varsa onu değerlendirmeye başlıyor. Firma arşivinde, görsel materyal açısından birkaç farklı kaynakla karşılaşabilirsiniz. Bunlardan ilki dia, yani pozitif veya negatif film materyalidir. Görsel materyal açısından bunu master olarak düşünebilirsiniz. İkincisi fotokart, üçüncüsü ise fotokarttan üretilen kartpostaldır. Eğer kapağı reprodüksiyon edecek grafik tasarımcı bilinçli ise, ilk önceliği dia'ya verir. Dia yoksa fotokart, o da yoksa kartpostal tercih edilir. Bunların hiçbiri yoksa, en kötü ihtimalle eski bir kapak taranır ve temizlenir. Şu anda piyasada gördüğünüz yeni baskı albümlerin büyük bir kısmının kapakları, eski kapakların temizlenmiş veya netleştirilmiş varyasyonlarıdır. Artık burada fotoğrafın hangi programlarla nasıl temizlendiği kısmına girmeyeceğim. Çünkü bu yazıda firmaların ve prodüksiyon sürecinin genel durumundan bahsediyoruz. Fotoğrafı seçtik. Sırada grafik tasarım var. Grafik tasarımcı, elindeki materyale ve kendi becerisine göre kapağı hazırlamaya başlıyor. Barkodunu alıyor ve yerleştiriyor, gerekli bilgileri düzenliyor ve çalışmayı firmaya teslim ediyor. Firma da gerekli gördüğü yerlerde revize talep edebiliyor. İşte bu noktada kapak, dönem baskısından farklılaşmaya başlayabiliyor. Örneğin Türkiye'de 1980'lerin başında üretilen bazı plak kapaklarında, şarkı listesinin ambalajın dışına yazılmadığı dönemler vardı. Şarkı listesi iç kapakta yer alabiliyordu. Yeni baskılarda ise liste çoğu zaman arka kapağa alınıyor. Buna barkod da ekleniyor. Şarkı listesini arka kapağa aldığımızda iç kapak boş kalabiliyor. Bu boşluk da çoğu zaman şarkı sözleriyle dolduruluyor. Yanına sanatçının bir fotoğrafı ekleniyor. Bugün yeni baskı adı altında piyasaya çıkan albümlerin büyük bir kısmında buna benzer bir süreç işliyor. İşte burada, reprodüksiyon ile yeni bir baskı tasarlamak arasındaki fark ortaya çıkıyor. Çünkü elimizde orijinal bir dia olsa bile, onu nasıl kullandığımız; kapağı ne kadar değiştirdiğimiz ve hangi bilgileri nereye yerleştirdiğimiz, ortaya çıkan sonucun dönem plağına ne kadar benzeyeceğini doğrudan etkiliyor. Bizde bu bilinç maalesef yok. Şimdi yapımcıya diyelim ki: "Dönem kapağımızı bozmayalım. Şöyle yapalım: Şarkı listesini selefonun dışına sticker olarak yapıştıralım. Barkod yine arka kapakta olsun ama iç kapağı da bozmayalım." Yapımcı firma o sticker'ın maliyetini bile hesaplayabilir. Belki de işine gelmez. "Olmaz," der. Sonuç olarak senin elinde 1986 model bir kapak yerine, 2026 model bir kapak olur. Evet, albüm her türlü yenilenecek. Barkod eklenecek, bazı bilgiler değişecek, baskı teknolojisi değişecek. Ama bütün bunlara rağmen dönem kapağına mümkün olduğunca yaklaşmak da mümkün. Fakat bunun için biraz bilinç lazım. İ.M.Ç.'de beni en çok şaşırtan şeylerden biri de bu oldu. Elinde albümün orijinal fotoğrafı veya fotokartı bulunan firmalar var. Ama bu materyali kullanmak, taramak, temizlemek ve baskıya hazırlamak yerine yapay zeka ile yeni bir görsel üretmeyi tercih edenler de var. Şaka gibi. Adam Discogs'tan bulduğu kaset kapağı taramasını ücretsiz bir yapay zekâ modeline veriyor, bir iki ayar ile baskıya hazırlayıp albümü basıyor. Anlaması çok güç ve açıkçası zoruma gidiyor. Bazen boşa çabalıyormuşum gibi hissettiriyor bu tarz insanlar. Ama mesele sadece benim yaptığım işin değersizleştirilmesi değil. Asıl mesele, elimizde bulunan arşivin kendisine gereken değerin verilmemesi. Ben yapay zekaya karşı değilim. Grafik tasarımcı olarak ben de kullanıyorum. Fakat elinizde orijinal dia veya fotokart varken bunları bir kenara bırakıp internetten bulduğunuz düşük çözünürlüklü bir görseli yapay zekaya vererek yeni bir fotoğraf üretmek başka bir şeydir. Bu artık restorasyon değil, yeniden üretimdir. Sadece bu da değil. Kendi firmasına ait, firma arşivinde bulunan orijinal bir dia taramasında, fotoğrafın uzaktan çekilmiş olmasından kaynaklanan doğal gren bulunuyor diye bu fotoğrafı yapay zekâya verip yeniden ürettirerek albüm bastıranları da gördü bu gözler. Elinde orijinal kaynak var. Arşiv var. Fotoğraf var. Ama fotoğraftaki doğal greni sorun olarak görüp gidip yapay zekâya yeni bir fotoğraf ürettiriyorsun. İşte benim anlamakta zorlandığım nokta bu. Bazen gerçekten, "Biz neyi korumaya çalışıyoruz?" diye düşünüyorum. Kapak tarafında durum kabaca böyle. İşin benim uzman olduğum kısmı burası. Fakat yeni baskı plaklarda insanların en çok tartıştığı konu aslında kapak değil, ses. Ben ses mühendisi değilim. Ancak bu süreçlerin içinde bulunduğum ve takip ettiğim için, firmaların ellerindeki kaynakların durumu ve baskıya giden süreç hakkında gördüklerimi de paylaşayım. Şimdi kapağı bitirdik diyelim. Kenarda duruyor. Sıra plağın içindeki sese geldi. Burada da süreç aslında kapakta olduğu gibi başlıyor: Firma önce elinde ne var, ona bakıyor. En öncelikli kaynak tabii ki analog master banttır. Ancak her albüm için kanal bantlarının peşine düşülüp yeniden mix ve mastering yapılmıyor. Zaten çoğu zaman böyle bir imkân da yok. Elde bulunan master bantlar veya başka analog kaynaklar dijitale aktarılıyor. Daha sonra gerekli düzenlemeler yapılarak baskıya gönderiliyor ve üretim süreci başlıyor. Ben kendi müzik zevkimden örnek vereyim. En son bir albümün baskıdan önce yeniden mix edildiğine 2023 yılında Müslüm Gürses'in Aldatılanlar albümünde şahit oldum. Albümün ses kalitesi gerçekten çok ciddi şekilde yükselmişti. Ayrıca döneminde yayımlanmamış bir şarkı da albüme ilave edilerek yeniden yayımlandı. Peki firmanın elinde master bant yoksa ne oluyor? İşte burada işler biraz değişiyor. Diyelim ki firmanın elinde bant yok. Hadi kanal bandını geçtim, dönem masterı da yok. E ne yapacak? Eğer elinde DAT varsa, ilk tercih genellikle o oluyor. DAT gerçekten müthiş bir şey değil ama bant yoksa gayet temiz sonuç verebiliyor. Ben seviyorum. [Örnek] Mesela son dönemde aklıma gelen örneklerden biri Umay Umay. Gayet başarılı bir iş olmuş. Neden? Çünkü firma DAT'ı iyi muhafaza etmiş. Zaten albüm 1994 yapımı. Ben 90'ların ortasındaki birçok albümde DAT formatına denk geldim. Yani benim gördüğüm kadarıyla o dönem firmalar repertuvarlarını yavaş yavaş DAT'a aktarmaya başlamış. E peki DAT da yoksa ne olacak? İşte işin benim en sevmediğim kısmı burası. O zaman dönem plağı (o da varsa), kaset, CD veya 45'lik kayıtları dijitale aktarılıp temizleniyor. Dinleyici olarak bunu zaten çoğunuz fark ediyorsunuz. Alim olmaya gerek yok. Ben sadece imkânlardan bahsediyorum. Bugün yapılan bütün yapıtlar imkânlar dâhilindedir. Geri kalan özensiz, bizim beğenmediğimiz kısımlar ise işin üşengeçliği ve boşvermişliğidir. Peki neden bu noktaya geliyoruz? İşte burada İ.M.Ç.'nin biraz talihsiz tarafı devreye giriyor. İ.M.Ç. konumu gereği deniz seviyesinin altında (burası izlediğim bir programdan alıntı :))). Bu yüzden yıllar içinde birçok firma arşivi rutubetten etkilenmiş. Bantların bir kısmı maalesef kullanılmaz hâle gelmiş. Bazen makara sağlam görünüyor ama bant kullanılacak durumda olmuyor. Bazen de bant tamamen kayıp. "Abi yeni baskıyı neden master banttan yapmadınız?" Cevap hazır: "Bant yok." Çarşıda kendi arşivine sahip çıkan firma sayısı maalesef çok az. Zaten firmaların birçoğu kapandı veya el değiştirdi. Bugün hâlâ kendi dönemine ait bantlara veya arşiv materyallerine ulaşabilen firmalar arasında Elenor Plak, Kervan Plak, Güneş Plak, Bayar, Ossi, Emre & Grafson Plak, Coşkun Plak, Türküola, Barış Plak, Topkapı Plak (bazı albümleri), Mega Plak, Yaşar Kekeva Plak ve Ulus Plak gibi isimler var. Bu saydığım firmaların arşivi, benim görebildiğim kadarıyla çok derli toplu olmasa bile bazılarında hâlâ analog bantlar duruyor. Mesela Elenor Plak. Elenor'un arşivinde, baba rahmetli olduktan sonra 104 tane yayımlanmamış şarkı olduğu söylenmişti. [Kaynak] Günümüzde bunun 70 küsurunun hâlâ firma arşivinde olduğu konuşuluyor. Nasıl mı? Kanal bantlarını çöpe atmamışlar. 🙂 1990'ların sonu ile 2000'lerin başında firmalar repertuvarlarını yavaş yavaş DAT'a geçirmiş. DAT'tan sonrası ise artık Allah kerim. Çünkü DAT da sonsuza kadar yaşayan bir format değil. Kasetin kendisi zamanla bozuluyor. Oynatıcıları çok pahalı, bakımı da ayrı dert. Bunu niye anlattım? Çünkü firmalar aslında yeni yeni uyanıyor. Yıl oldu 2026. Çarşı artık eski çarşı değil ama firmalar ellerinde kalan analog bantları yavaş yavaş dijital olarak arşivlemeye başladı. Hatta bazıları bu işi büyük ölçüde tamamladı. Mesela Bayar'da gördüğümüz süreç bu yönde. Yeni baskı yaparlar mı bilmiyorum ama ellerindeki bantları ve kalıpları korumaya çalıştıklarını gördüm. Dijitalde kaset kaydı olarak dağıttıkları albüm kayıtlarını master kayıtları ile yeniliyorlar. Yani Çarşı'da hâlâ ciddi bir arşiv varlığı bulunuyor. Mesele, bu arşivin ne kadarının korunabildiği ve ne kadarının doğru şekilde kullanılabildiği. Şimdi burada iki farklı senaryo düşünelim. İlk senaryomuzda, ucuz bir grafik tasarımcı, hatta grafiker var :)) ve herhangi bir LP mastering yapan kişiyle yeni bir baskı albüm hazırlıyorsunuz. Firma elinde ne varsa onu veriyor. Fotoğraf bulunuyor, kapak hazırlanıyor, eldeki ses kaynağı kullanılıyor ve albüm baskıya gidiyor. İkinci senaryomuzda ise işine az çok hâkim bir grafik tasarımcı ve ses konusunda deneyimli bir LP mastering yapan kişi var. Bu kez elinizdeki kaynaklar araştırılıyor. Orijinal fotoğraflara, dia'lara, fotokartlara, analog bantlara veya DAT kayıtlarına ulaşılmaya çalışılıyor. Eldeki en iyi kaynak hangisiyse, albüm onun üzerinden hazırlanıyor. İki senaryoda da sonuçta yeni bir plak basılıyor ama ortaya çıkan ürün aynı değil. Bunu firmalara anlatamıyorum maalesef. Bu mesajımın başında yapımcılar hakkında "Nasıl olsa elimde basım hakkı var, paramı kazanırım, sana ne?" şeklinde bahsettim. Tabii ki birçoğu böyle değil ama bu çalışma tarzında olanlar var. E hâl böyle olunca ne oluyor? Günümüz teknolojisiyle ve elimizdeki süper kaynaklarla bile albümün kendi dönemindeki hâline yaklaşamıyoruz. İ.M.Ç.'de şu anda basılan yeni baskı plakların büyük bir çoğunluğu, yemin ederim, merdiven altı fason firmalardan çıkmış korsan albümler gibi. Hiçbir gerçekçiliği yok. Kayıt desen kötü, kapak desen berbat. Dönem anlayışını taklit etmeye çalışan ama ne eskiye ne de yeniye benzeyen garip bir yapım ortaya çıkıyor. İki senaryoda da sonuçta yeni bir plak basılıyor ama ortaya çıkan ürün aynı değil. Bunu biraz daha somutlaştırayım. Şimdi vereceğim örnekte firmaları veya kişileri hedef göstermiyorum. Hepinizin dikkatini seviyorum. :) Sadece son dönemlerde çıkan bazı albümlere bakacağız. Mesela bu konuda bir hocamız, Ferdi Tayfur'un yeni çıkan Kurtuldum baskısı için oldukça olumlu şeyler yazmış. Baskının sonunda piyasaya çıkmış olmasından, albümün plak formatında yeniden ulaşılabilir hâle gelmesinden ve genel olarak ortaya çıkan üründen memnun olmuş. Buna itirazım yok. Bir albümün yıllar sonra yeniden plak formatında basılması elbette güzel bir şey. Ancak burada benim anlatmaya çalıştığım mesele biraz farklı. Kurtuldum albümü de dâhil olmak üzere, FerdiFon'dan çıkan albümlerin büyük bir çoğunluğunun ses kaynağı CD'den geliyor arkadaşlar. Yani bunlar analog master banttan yapılan baskılar değil. Bunu özellikle söyleyeyim: Ben CD kaynağa karşı değilim. Az önce Müslüm Gürses'in Aldatılanlar albümünden bahsettik. Orada yeniden mix yapılmış bir çalışmadan söz ettik. Umay Umay'da DAT kaynağından bahsettik. Şimdi de CD'den yapılmış başarılı bir örneğe bakalım. İbrahim Tatlıses - Kral'ın Konseri (Anılarım). Bu albümün ses kalitesi şahane. Dijital platformlarda da yayımlandı. Dinler dinlemez bunun dönem CD'sinden alınmış olabileceğini anlamıştım. Zaten sonradan da teyit ettim: Kullanılan kaynak dönem CD'si. Netlik süper. Fazla yapay hissettirmiyor. Bunun da bir sebebi var. Albüm zaten döneminde yeniden düzenlenmiş bir derleme albüm. Yani CD formatına aktarılırken ortaya çıkan sonuç, albümün kendi yapısına yabancı durmuyor. Burada önemli olan şu: CD kullanıldı diye sonuç otomatik olarak kötü olmuyor. Peki FerdiFon albümleri neden aynı derecede iyi değil? Çünkü mesele sadece "CD kullanıldı" değil, hangi CD'nin kullanıldığı. FerdiFon'un kullandığı CD kaynakları, döneminde iyi hazırlanmış veya iyi yayımlanmış CD'ler değil. İbrahim Tatlıses örneğinde kullanılan CD, dönem Türküola albümünün CD'si. FerdiFon albümlerinde ise, yanılmıyorsam, firmanın kendi bünyesinde 1998 yılında çıkardığı ilk CD versiyonları kullanılıyor plaklarda. Bu CD'lerde sorunlar var. Devirleri ağır. Bazı albümlerde şarkı listeleri yanlış. Kayıtların netliği maalesef iyi değil. Yani elinizde CD var diye "Tamam, kaynak bulundu" diyemiyorsunuz. Bir albümün farklı dönemlerde birden fazla CD baskısı olabilir ve bunların hepsi aynı kalitede olmayabilir. Biri doğrudan iyi bir dijital aktarım olabilir, diğeri ise daha önce başka bir kaynaktan hazırlanmış, sorunlu bir kopya olabilir. İşte burada yine aynı noktaya geliyoruz: Elinizde hangi kaynak var? Bu kaynak gerçekten mevcut en iyi kaynak mı? Yoksa sadece arşivde ilk bulduğunuz CD olduğu için mi onu kullanıyorsunuz? Hadi Kurtuldum böyle oldu, eyvallah. Yaktı Beni... Yemin ederim son zamanların en içler acısı baskılarından biri. Kapak desen, reprodüksiyon değil. Sadece var olan plak fotoğrafları (bakın, kapak taraması demiyorum, kapağın fotoğrafı diyorum) alıp olduğu gibi kullanmak. Dönem CD'sini de olduğu gibi baskıya göndermek. Elinizde kaynak var, ama o kaynağın üzerinde doğru düzgün bir çalışma yok. Albümün yeniden basılması elbette güzel ama bu, ortaya çıkan her işin iyi olduğu anlamına gelmiyor. Bir albümü yeni bir taşıyıcıya aktarmak başka bir şey, o albümün hakkını vererek yeniden hazırlamak başka bir şey. Artık bitireyim. Arkadaşlar, bugün bizim yanımızda kötü baskılara tepki gösteren insanlar bile aynı baskıdan ikişer, bilemedin üçer tane alıyor. Alan insana lafım yok. İnsan istediğini alır. Ama artık bu işe tepki koymamız lazım. Bu çark böyle işlemez. Firmalar iflas etmiş veya etmemiş, açıkçası benim işime gelmez. Kötü bir baskı hem müşteri olarak hem de bir grafik tasarımcı olarak benim işime gelmiyor. Örnek verecek olursam, "Baba" diye hitap ettiğim sanatçının, Müslüm Gürses'in, albümlerinin bu kadar elden ayaktan düşmesi de biraz insanın gücüne gidiyor, yalan yok. Sizi "alın" veya "almayın" diye yönlendiremem. Ama en azından tepkinizi belli edin. Bir yorum bile okey. Çünkü siz tepki göstermedikçe, kötü iş de satmaya devam ediyor. Kötü iş satmaya devam ettikçe de bu çark böyle dönüyor. Bir albümün künyesinde "Grafik: F. Ali Fidan" ibaresini görürseniz, bilin ki buradayım. Etiket atabilirsiniz. Ya da İMÇ işi bir albüm hakkında tartışmak isterseniz, yine buradayım. İMÇ dışındaki büyük firmalar hakkında pek fikrim olduğu söylenemez. 🙂 Kendi işlerimden de pek bahsetmedim ama olsun. Hepiniz sağlıcakla kalın. Tutkunuzu seviyorum. Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Buraya kadar okuduysanız... İyi forumlar... |
|
Merhaba, İlhan İrem senfonik rock üçlemesi setini satın aldım yakın zamanda. Hiç bir yerde inceleme bulamadığım için burada almayı düşünen arkadaşlar için g... |
|
Merhaba, İlhan İrem senfonik rock üçlemesi setini satın aldım yakın zamanda. Hiç bir yerde inceleme bulamadığım için burada almayı düşünen arkadaşlar için gözlemlerimi paylaşmak istedim. box set olarak büyük sayılacak bir kutunun içinde geliyor. kutunun ambalajı baskısı gayet kaliteli. Kutuyu açtığınızda içinde önü ve arkası baskılı bir t-sirt, bir adet sticker, bardak altlığı olduğunu düşündüğüm bir parça çıkıyor. Plaklar her biri tek tek ambalajlanmış baskılı plak kabının içinde. Plak kapları üzerindeki baskı kalitesi açıkçası yeterli bulmadım. düşük çözünürlükte kalmış baskılar. plaklar beyaz şeffaf arası bir renkte basılmış. her biri selefonlu zarf içine koyulmuş. Plak ses baskı kalitesi oldukça tatminkar. Tınılar oldukça gerçekçi geldi bana. Dinlediğim en iyi yeni baskı kalitesine sahip plaklardan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Plak zarfının üzerinde emi türkiye ve rainbowrecord işbirliğiyle yurt dışında basılmıştır gibi küçük bir açıklama var. İlk gözlemlerim bu şekildedir. |
|
Önceki gün D&R'ın internet mağazasından Miles Davis'in Bitches Brew albümünü sipariş ettim. Dün de elime ulaştı. Akşam sadece bitches brew parçasını dinledim ve ben bu albümü daha önce dinlememişim dedim :-) Sesini oldukça beğendim. Yalnız link vermek için D&R'ın sitesine girdiğimde ürün bulunamıyor diyor. Tekrar stoka girerse yada mağazada bulursanız kaçırmayın derim. Bunun dışında bir de alttaki Dire Straits - Making Movie albümünü aldım fakat bu plağın sesini pek beğenmedim. Halbuki orijinal analog kayıttan kopya diyordu. Bir de sanki plak kullanılmış gibi göründü bana tozlu ve plastik jelatini bir değişikti. Ayrıca herhangi bir mp3 indirme kodu falan da çıkmadı. Acaba iade edilen bir ürün olabilir mi? Başına böyle birşey gelen oldu mu? http://www.dr.com.tr/Muzik/Making-Movies--180-GrAudiophile-Vinyl-Mastered-From-Original-Anologue-Master-Tapes-Mp3-Download-V-/Yabanci-Albumler/Rock-Music/Rock/urunno=0000000601818 |
|
Arkadaşlar geçen hafta d&r mağazada indirimli olarak 20 TL'ye satıldığını görünce İlhan Erşahin'in son Wonderland proje albümünü aldım. Albüm gayet güzel ve sesi de hoş geldi. Tavsiye ederim. http://www.dr.com.tr/Muzik/The-Other-Side/Yerli-Albumler/Jazz/urunno=0000000652660 |
|
Plak satıcısı değilim; CD satıcısı da değilim. Plak yeniden piyasaya sürülmüş bir metadır ve bunun teknik sebepleri belli. Madem dediğim o kadar yanlış ve önemsiz bu tepki niçin? Korkacak ne var? "‘As long as you can measure the difference, the CD will be better than the vinyl, absolutely,. says Kees A. Schouhamer Immink, a former Philips engineer in the Netherlands, who was a member of the Sony/Philips task force that created the compact disc standards. ‘But if you say the whole experience — just like smoking cigars with friends — [is better], well, do it. Enjoy smoking cigars with friends, and drink beer and brandy and enjoy listening to an old-fashioned record player. But don't say the sound is better.’" http://www.laweekly.com/music/why-cds-may-actually-sound-better-than-vinyl-5352162 Nete bir bakmak lazım tartışmalar nasıl? Gerçi burada da tartışıldı uzun uzun: http://forum.donanimhaber.com/m_57550737/tm.htm İnsanları tüketiciliğe itmek neden? İmaj satmak doğru mu? |
Verdiğiniz örneğin aksi 5000 tane yazıda ben ekleyebilirim. Bunların hiçbir anlamı yok, bu varsayımlardan kesinmiş gibi çıkarımlarla burada ki tüketiciyi yanıltmamak lazım. Şüphesiz niyetiniz kötü değildir, ama sonuçları pozitif değil. Merakınız devam eder, iyi sistemlerde, farklı kaynaklar dinlemeler yaparsanız bugün yazdıklarınızı neden yazdığınızı sorgularsınız. Yerli kayıtlar malesef çok problemli. Büyük bir türk müziği plak koleksiyoneri değilim. 50-100 arası ilk basım, bence Türk Batı müziğinde önemli olan sanatçının plağı var. Benim genel gözlemim çok az sanatçının kayıtları averajın üzerinde, mfö nün plakları misal bu kategoride. Sezen Aksu plakları, vokal önde enstürmanlar kayıp yada orjinal haliyle ilgisi yok. Yeni Türkü kayıtları keza oldukça gürültülü ve parlak. Barış Manço orjinal plaklarım var, kayıtlar yine oldukça vasat. Erkin Koray, Cem Karaca nın bazı plakları var, kimi fena değil, kimi kötü. Tabi burada kondüsyondan bahsetmiyorum, muhtemelen piyasada bulunabilecek en iyi kondüsyonda plaklardandırlar. Yerli kayıtların yeni basımları ise bence daha da kötü, master tape çoğu kayıt için yok, neden ne şartlarda basılıyor, remaster mı nedir bunlar hakkında bilgi bulmak dahi mümkün değil. Ciddi yol alınmalı. İşin kötüsü yeni yapılan kayıtlardada pek bir özen yok. İşin acısı, yurtdışında, alırsın ilk baskı bir mono beatles albümü misal hard days night, sonraki basımların hepsinden iyi çalar. Her albüm, her kayıt için tabi ki geçerli değil bu söylediğim. Herneyse acılı bir konu bu. |
|
Bir cogunuz izlemistir ama izlemeyenler icin 7 dakikalik sicacik bi belgesel : https://youtu.be/6J6OmXaLdKE |
|
"Up olsa ne olur olmasa ne olur alti üstü forum yoksa sizin bu tarz yerlerden elde ettiğiniz bir geliriniz mi var o konuda da bizim mi görme yetimiz yok" En başta bir satır uyarı yazmıştım sadece; bi araba söz işittim. Mecburen cevap yazdım. Şimdi yine aynı şey oldu. Konu up ettirmekten nasıl gelir elde ediliyorsa öğrenmek isterim bu arada :-) Kimsenin kör olduğunu kastetmedim. "Aydınlık" terimini optik bir terim olarak ışık kaynağının ölçülebilen gücü olarak kullandım zaten. Güneş ve ay benzetmesi yerinde olmadı; "Pleione, 54 Piscium'dan parlaktır" desem daha doğru bir benzetme olacaktı aslında; vakti zamanında çok tartışılmıştır muhtemelen. Ya da Dünya mı Güneş'in çevresinde dönüyor; Güneş mi Dünya'nın diye... O zaman da hangisinin diğerinin etrafında döndüğünü çok iyi bildikleri gibi olmuş itirazınız. :-) "Ciddi setup" terimi de tepki toplayabilir çünkü elitist bir havası var ve daha da kötüsü kuramayacakların plak hevesini kaçırabilir. Konuyu kafamın alıp almadığına gelince, teknik ayrıntıları başka bir başlık altında uzun uzun yazdım; linkleri aşağıda: 20 Nisan 2012 22 Nisan 2012 14 Mayıs 2012 08 Mart 2013 25 Mart 2013 26 Mart 2013 01 Nisan 2013 04 Nisan 2013 15 Nisan 2013 16 Nisan 2013 13 mayıs 2013 Şimdi tekrar yazamayacağım. Merak eden açar okur. Ek: Aşağıya cevap gelmiş ya artık ben bu başlığa yazmıyorum. Ama isterseniz yazayım. Konu uplanıyor çünkü. :-) Okuyanlar takdir etsin... Ek2: Yeni mesaj atmayacağım. İsteyen bu mesaja bakar: Yazdığım tek satır uyarıya bir araba laf işitmeseydim olmayacaktı bunlar. Bilgimden gelir sağlamıyorum ayrıca; itibar da; fayda da. Paylaşıyorum başkaları da yararlansın diye. :-) Kişileri bilgili olmakla suçlamanın ne anlama geldiğini de ayrıca okuyanlar takdir eder. :-) Engizisyona düştük sanki... Bu mesajdan sonra atılan ve konuyu tartışmak yerine tarafımı -sözde- eleştiren mesajlar silinmiş olduğundan Ek, Ek1 ve Ek2 anlamsızlaştı. Yazılanın içeriğini bırakıp, yazanla uğraşmanın yerinde bir davranış olmadığının anlaşılması açısından iyi oldu. |
|
Yoldaki Plaklardan Barış Manço - Estafurullah.. Ne Haddimize ! 1983 Pharaway Sounds http://www.guerssen.com/catalogue.php?ide=26364&preO=true |
|
hüsnü arkan'ın kırık hava plağını alan var mı ..? kalitesi nasıl acaba. http://www.dr.com.tr/Muzik/Kirik-Hava/Yerli-Albumler/Turkce-Pop/urunno=0000000701025 |
Memnun eder. Ada Muzik'in son donem tum plaklari cok iyi. |
çok sağol valla |
Dr'den alırken mutlaka içini açıp plağı kontrol edin. Kayıt kalitesi fena değil fakat paketlemeye falan özen göstermemişler. Benim aldığım çizik çıktı. |
D&r.com.tr den 3 tane aldim. Subeden de 1 tane aldim basima gelmedi. Kulaga kupe olsun bundan sonra :) |
|
https://g.co/kgs/tPkuSG Jazz semai alın bana duva edin çok başarılı muazzam. Bir albüm İlk baskı pahalı 1000 tl falan ama ikincisi alım seviyesi |
Fiyat biraz yüksek gibi ama kondisyonu fena değil. Eminim biraz pazarlık payı vardır. http://urun.gittigidiyor.com/muzik-plak-enstruman/zeki-muren-hayat-opucugu-cilll-lp-166439340 |
|
Plak bugün elime ulaştı. Ses gerçekten analog ve muazzam kalitede. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Fiyat D&R da 40 liraymış Resimler şöyle: http://i.hizliresim.com/pXW010.jpg . . . http://i.hizliresim.com/yN3E7L.jpg . . . http://i.hizliresim.com/WgQ0J8.jpg . . . http://i.hizliresim.com/DBdPQv.jpg |
Super bi haber Bi guzel haber de ben vereyim ; tum D&R magazalarinda bugun ve yarin net yuzde 40 indirim var. (Ceylan ertem-sila-mehmet erdem vs 26 tl'ye geliyor.) |
|
Pharaway Sounds'dan da iki tane nadir plak var yolda olan; Erol Büyükburç - Hop Dedik http://www.guerssen.com/catalogue.php?ide=27699&preO=true Moğollar 1976 http://www.guerssen.com/catalogue.php?ide=27526&preO=true |
|
guerssen yakın zamanda çıkacak olan plakların listesini yayınlamış. bizimkiler şöyle: MANÇO, Baris "Nick the Chopper" LP / CD (Turkey, 1976) COSKUNER, Cengiz "Modern Folk Oyun Havalari" LP (Turkey 197?) ERSEN "Dünden bugüne " LP (Turkey, 1977) ERSEN "Ersen 2" LP (Turkey, 1978) ILHAN IREM "Pencere" LP (Turkey, 1983) KARABÖCEK, Nese "Compilation" LP (Turkey, 70s) KARACA, Cem "Parka" LP (Turkey, 1977) KARACA, Cem "Yoksulluk kader olamaz" LP (Turkey, 1977) KARACA, Cem "Hasret" LP (Turkey, 1980) KARABÖCEK, Gülden "Compilation nº2" LP (Turkey, 70s) DERDIYOKLAR IKILISI "Disko Folk" LP (Turkey-Germany, 1984) KORAY, Erkin "Compilation" LP (Turkey, 70s-80s) ERKUT TAÇKIN "Erkut Taçkin" LP / CD (Turkey, 1975) EROL BÜYÜKBURÇ "Hop dedik" LP / CD (Turkey, 1976) MOGOLLAR "Mogollar" (3rd album) LP / CD (Turkey, 1976) GÜLDEN KARABÖCEK "Compilation" LP / CD KARACA, Cem "Tears / No no no" 7" SELÇUK ALAGÖZ "Compilation" LP / CD KARACA, Cem "Singles compilation" LP / CD http://www.guerssen.com/sello.php?lang=en&format=PR&label listeyi görünce yıkıldım açıkçası çünkü çoğu cd olarak çıkmıyor. benim de pikapım yok. öğrenci bütçemle de uzun bir süre daha bu işlere girmem mümkün değil gibi. ama yine de cem karaca'ları özellikle yoksulluk kader olamaz'ı(bana göre gelmiş geçmiş en iyi türkçe rock parçası olan sevdan beni'yi barındırıyor.) alacağım. umarım istanbul'da kaliteli bir şekilde ripleyecek birini bulabilirim. ya da buradan yardımcı olacak olan çıkarsa çok sevinirim. |
|
Ferdi özbeğen plağı elime ulaştı plağın göbek kısmı şu şekilde: Türk malı falan yazıyor dönem baskısı olduğu çok belli. Birde barkodu poşete değil kapağa yapıştırmışlar. < Resime gitmek için tıklayın > . . . < Resime gitmek için tıklayın > . . . < Resime gitmek için tıklayın > |
Ses sistemleri, amfiler ve medya okuyucular tamam ama ne dinleyecek bu insanlar :)
Ikinci el pazari zaten hali hazirda ne kadar sisirilmis fiyatlarla da olsa yoluna devam ediyor. Orasi dursun bi kosede.
Ikinci elin yani sira turkiye'de de son donemde basilan plaklar var. Bunlardan deneyimlediginiz, memnun kaldiginiz ya da kalmadiklarinizi paylasirsaniz guzel olur.
Misal D&R'da sikca satilan ve albenisiyle beni al beni al diye bagiran bircok plak Emre Muzik etiketi tasiyor.
Emre Muzik'le yaptigim gorusme sonucu ogrendigim ; baskilarin hepsinin dijital ortamdan aktarildigi. Yani plak olayi tamamen gorsel. Analoga dair birsey yok ortada.
Onun disinda Elenor, 45 Records kayitlari da vardi. Bu ve diger plaklar hakkinda bilgilerinizi paylasirsaniz bu konuyla ilgili diger insanlara da ciddi katkisi olur.
"Yeaaa yenilerin hepsi cop" diyip kestirip atmayin lutfen. Niye cop olduklarini da aciklayin :)
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >