|
Balıkesir'de dehşet: Afla çıktı, restoranda açtığı ateşte 2 kişi öldü Balıkesir'de cezaevinde afla tahliye olan bir kişinin, restorana yaptığı silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri sayısı 2'ye yükseldi. DHA Olay, 31 Aralık gecesi Gömeç ilçesinde restoranda meydana geldi. İddiaya göre; aftan yararlanarak tahliye olduğu öğrenilen Gürkan T. (42), restorana gelen Gürkan T. (42), alkollü içecek istedi. İş yeri sahibi Ahmet E., isteği reddetti. Bunun üzerine mekandan ayrılan Gürkan T., otomobilindeki tüfeği alıp geri döndü ve içeride oturanlara rastgele ateş açtı. Tüfekten çıkan saçmalar, Gömeç Belediyesi çalışanı Hasan Durka, Zafer A. ile Ahmet E.'ye isabet etti. İhbarla bölgeye çok sayıda sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Sağlık görevlilerinin kontrolünde Hasan Durka'nın yaşamını yitirdiği belirlendi. Yaralanan Zafer Aydoğdu ile Ahmet E., ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Jandarma ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Kısa sürede yakalanıp gözaltına alınan şüpheli Gürkan T., dün sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Ahmet E. hastanedeki tedavi sonrası taburcu edilirken, sağlık durumu kritik olan Zafer Aydoğdu ise hayatını kaybetti. Saldırıyı düzenleyen Gürkan T.’nin tutuklandığı olayla ilgili soruşturma devam ediyor. https://www.dailymotion.com/video/x9x3es8 Vebali günahı Affı çıkaran ve destekleyenlerin boynuna...!!!! |
|
Ümit Özdağ için beraat kararı Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın, 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı 'Cumhurbaşkanına hakaret' davasından beraatine karar verildi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 19 Ocak'ta Antalya'da partisinin il başkanları istişare toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Ümit Özdağ ve avukatları katıldı. Geçtiğimiz duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık Özdağ hakkında 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. 'YAPMIŞ OLDUĞUM SİYASİ ELEŞTİRİDİR' Son sözü sorulan Özdağ, "Yapmış olduğum siyasi eleştiridir. Bu yargılamanın hiç olmaması gerekirdi. Benim yapmış olduğum eleştirilerde, siyasetçiler tarafından Erdoğan'a karşı daha ağır ifadeler kullanılmıştır. Bunlarla ilgili bırakın cezai soruşturmayı, herhangi bir yargılama dahi gerçekleşmemiştir. Siyasi ve hukuki düşman ceza hukuku uygulamalarının bir neticesini yaşıyoruz. Beraatimi talep ediyorum" dedi. BERAATİNE KARARI VERİLDİ Kararını açıklayan mahkeme, Ümit Özdağ'ın suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verdi. İddianamede Ümit Özdağ'ın 'Cumhurbaşkanına alenen hakaret' suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açılması için gereken yeterli şüphenin mevcut olduğu da belirtilerek, 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Özdağ'ın kullandığı ifadelerle 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçunu işlediği değerlendirildiğine yer verilen iddianamede, söz konusu suçla ilgili Adalet Bakanlığı'ndan kovuşturma izini alındığı da kaydedildi. İddianamede, Özdağ hakkında 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçundan tutuklama kararı verildiği, bu suç yönünden ayrılan soruşturmanın devam ettiğine de yer verildi. Ümit Özdağ 21 Ocak'ta tutuklanarak Silivri'deki Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu'na gönderilmişti. 148 gün haksız yere tutuklu kalan Ümit beyin diyetini sanırım bu kararı veren hakim heyeti ve iddianame sunan savcı paylaşır.. şöyle hepsi 1 ay katıksız f tipinde yatsa çok adaletli olur.. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > kendilerini savunmak için ilk duruşma için neredeyse 1 yıl tutuklu kalacaklar bakın daha suçun varlığı belli değil,ortada kesinleşmiş bir suç yok ve sadece ilk duruşma için 1 sene bekleyecekler |
|
Bu AKEPE kendi agziyla itiraf ediyor.. Cevdet Yilmaz dan inciler.. 'Sosyal Panorama 2025 Türkiye'de Değişen Nüfus ve Ailenin Geleceği Kitap Lansmanı ve Sempozyumu' programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Evliliğini erteleyen gençlerimizin ertelememeleri için böyle bir mekanizma oluşturmuş durumdayız. Ocak ayından itibaren de buradaki desteklerimizi arttırıyoruz. 18-25 yaş aralığında olanlara 250 bin liraya çıkaracağız bu kararı verdik" dedi İstanbul'da Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nda (SETA), 'Sosyal Panorama 2025 Türkiye'de Değişen Nüfus ve Ailenin Geleceği Kitap Lansmanı ve Sempozyumu' düzenlendi. Sempozyuma Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül ile SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş ve çok sayıda davetli katıldı. "2001'DE DOĞURGANLIK HIZIMIZ 2,38'MİŞ, 2024 YILINDA 1,48'E KADAR DÜŞMÜŞ" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugünkü sempozyum kapsamında lansmanı gerçekleştirilecek olan Sosyal Panorama 2025 Nüfus ve Aile kitabı hazırlanmış durumda. Bu eserin, Türkiye'nin toplumsal yapısına ilişkin değerlendirmeler yaparak, ülkemizin nüfusuna dair olguları ve projeksiyonları somut bir zeminde ele almak suretiyle, politika yapımına ve karar süreçlerine değerli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Cumhurbaşkanımız, 'en az üç çocuk' diyerek aslında bu politikanın ilk ifadesini ortaya koymuş oldu. Gittiği birçok yerde bunun altını çizdi. O tarihlerde gerçekten yeterince bunun önemi belki anlaşılamadı. Ama şu gün geldiğimiz noktada ne kadar önemli bir uyarı olduğunu hep birlikte görüyoruz. Ben de bazı rakamlar vermek isterim. 2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38'miş. 2017 yılında 2,08 olmuş. 2024 yılında 1,48'e kadar Türkiye'de düşmüş. Bir kadının tüm ömrü boyunca doğurmasını beklediğimiz çocuk sayısı 1,48'e kadar düşmüş durumda. Bu bazı Avrupa ülkelerinin de altında artık. Fransa'da 1,6, 1,7 hatırladığım kadarıyla. Bazı Avrupa ülkelerinden de daha geriye gitmiş durumdayız doğurganlık hızı bakımından. Burada kritik bir eşik var, o da 2,1. Bu doğurganlık hızı 2,1 olursa nüfus durağan kalıyor, değişmiyor, uzun vadede. Bu eşiğin altına düştüğümüz zaman hemen azalmıyor nüfus ama belli bir süre sonra nüfusumuz azalmaya başlıyor. Biz bu oranı yeniden 2,1'e taşıyamazsak, onun üstüne taşıyamazsak maalesef bir süre sonra nüfusumuz gerilemeye başlayacak, bırakın artmayı. 2050, 2100 projeksiyonları var. Oralarda bugünkü nüfusumuzun gerisine düştüğünü görüyoruz Türkiye'nin, çok daha düşük bir nüfusa doğru gittiğini görüyoruz bu oranlar değişmezse. TÜİK'in yaptığı, sitesinden bakabilirsiniz, uzun vadeli projeksiyonlar var, buralarda bunu görüyoruz. Bu, tarihimizin en düşük değeri, 1,48. Tüm çabamız bunu yukarıya çekmek" ifadelerini kullandı. "NÜFUS ARTIŞ HIZIMIZ DÜŞÜYOR" Yılmaz, "Nüfus artış hızımız düşüyor, binde 13,1'den, binde 3,4'e gerilemiş durumda 2008-2024 döneminde. Çocuk ve genç sayısı oranı azalırken, yaşlı nüfusumuz artıyor. Ortanca yaşımız 86 milyonun ortalama yaşı nedir diye soracak olursanız; 2000 yılında 24,8'miş tüm toplumumuzun ortanca yaşı. 2024'te 34,4'e yükselmiş. Her yıl 3-4 ay yaşlanıyor toplam nüfus. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı dediğimiz bir şey var. Bir ülkede 65 yaşın üstünde olanlar toplam nüfusun yüzde 10'unu aşarlarsa, o ülke artık 'yaşlandı' diyoruz. Türkiye, 2023 yılında bunu yaşadı. Tam da 2023'te oldu, enteresan bir şekilde. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 65 yaş üstü nüfusumuzun oranı toplam nüfusun yüzde 10'unu aştı ve Türkiye en yaşlı ülkeler kategorisine maalesef girmiş oldu. Genç nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 20,5'miş 2000'de. 2024'te 14,9'a gerilemiş. Bu mevcut eğilim devam ederse önümüzdeki 20 yıl içinde toplumumuzdaki genç nüfus oranı yüzde 10 seviyesine düşecek. Son 23 yılda Avrupa Birliği ve OECD'nin ortalamalarına yaklaştık ama henüz ortalamada değiliz. Üçte biri düzeyindeydi, Türkiye'nin kişi başına gelirinin Avrupa Birliği'ne, OECD'ye oranı üçte bir civarındaydı. Son 23 yılda biz bunu üçte ikiye çıkarmış olduk. Ama henüz tam o arzu ettiğimiz yüzde 100'ü de yakalamış değiliz. Onun için bir gayret içindeyiz. Evlenme oranları ve doğurganlık hızı azalırken; boşanma, ilk evlenme yaşı, ilk anne olma yaşı, tek ebeveynli aile sayısı, yalnız yaşayan birey sayısı ve yaşlı nüfus artıyor. Bizim kamu olarak tüm imkanlarımızı evlilere, evleneceklere açmamız lazım" şeklinde konuştu. "18-25 YAŞ ARALIĞINDA OLANLARA DESTEĞİMİZİ 250 BİN LİRAYA ÇIKARACAĞIZ" Cevdet Yılmaz, "Destekleyici programlarla birlikte bir finansal destek veriyoruz. Aile Bakanlığımız buna özel sponsorları da dahil etti şimdi. İşte ev eşyasında ciddi indirimler, başka birtakım desteklerle birlikte imkanı olmadığı için evliliğini erteleyen gençlerimizin ertelememeleri için böyle bir mekanizma oluşturmuş durumdayız. Ocak ayından itibaren de buradaki desteklerimizi arttırıyoruz. 18-25 yaş aralığında olanlara desteğimizi 250 bin liraya çıkaracağız bu kararı verdik. 26-29 yaş aralığında olanlara da 200 bin TL'ye çıkaracağız. Niye 18-25'e biraz daha fazla yaptık? Az önce bahsettiğim analizlerden dolayı. Bu 20-25 yaş arası evliliği biz arttırmadan nüfus meselesini çözmemiz zor görünüyor doğrusu. Bu aralıktaki evliliği daha fazla arttırmak için buradaki miktarı diğerine göre farklılaştırmış olduk" dedi. |
|
Otomobil ithalatına ek vergi Yerli üretimi korumak amacıyla AB ve STA olan ülkeler dışından ithal edilen binek otomobillere, cinsine göre yüzde 25–30 oranında veya 6.000–8.500 dolar arasında ek vergi getirildi. Düzenleme 60 gün içinde yürürlüğe girecek Ticaret Bakanlığı, otomotiv ithalatına yönelik yeni ek mali yükümlülükleri içeren düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlandığını açıkladı. Düzenleme, yerli üretimi korumak, cari açığı azaltmak ve sektördeki istihdamı desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Buna göre, Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması kapsamı dışındaki ülkelerden ithal edilecek binek otomobiller için şu oranlarda ek vergi uygulanacak: -Konvansiyonel ve hibrit (plug-in hariç) otomobiller: %25 veya araç başına en az 6.000 ABD Doları, hangisi yüksekse -Plug-in hibrit otomobiller: %30 veya en az 7.000 ABD Doları, hangisi yüksekse -Elektrikli otomobiller: %30 veya en az 8.500 ABD Doları, hangisi yüksekse. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanma tarihini izleyen 60’ıncı günde yürürlüğe girecek. Başlamış ithalat işlemleri için ise geçiş süreci tanınacak. Bakanlık, küresel ticaretteki gelişmeler ve artan korumacılık eğilimleri doğrultusunda, otomotiv sektöründe yerli üretimi ve ihracatı destekleyici yeni adımların devam edeceğini vurguladı. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > İYİ Parti'den istifa AKP'ye geçen Yeşiltepe Belediye Başkanı İsmail Akpınar, Cumhurbaşkanı ve parti genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elini öpmeye çalıştı. |
|
Bakıyorum habire anasayfa haberi diye filanca füzeye bilmem ne vidası ürettik, bilmem ne santraline şu kadar enerji yatırımı yaptık , iha yaptık , yol yapdık vs vs... Hatta ÖTV artışını bile yumuşatarak yazmışlar ona bile pozitif gelişme havası vermeye çalışmışlar... hani öyle 1-2 haber olsa neyse bütün ekranda gercek konudan çok kıytırıktan anasayfa haber konuları sanki DH ve AKP anlaşmış erkenden propaganda ya başlamış.. < Resime gitmek için tıklayın > Burdan GUN "goebbels" e selamlar... |
|
Türkiye’nin tarım devi borç batağında! Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştu... Kurumun başındaki isim AKP’li… 26 Mayıs 2025 / 07:37 Düzenleme: 26 Mayıs 2025 / 07:37 Kaynak: Nefes Atatürk’ün talimatıyla kurulan FİSKOBİRLİK'in 61 milyon lirası kredi borcu olmak üzere 2 milyar lirayı aşan borcu olduğunu Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan söyledi. 1938’de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan Türkiye’nin en köklü tarımsal kooperatiflerinden olan Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) borç sarmalından kurtulamıyor. Nefes’te yer alan habere göre; Bina ve arsa satışları yoluyla nakit yaratmaya çalışan, borçları yüzünden gayrimenkulleri ipotek ettiren FİSKOBİRLİK, 2024 yılı mali bilançosundaki borçlar katlanarak artıyor. BORÇ SARMALI DİKKAT ÇEKTİ 160 bin üyesi olan 87 yıllık köklü kurum olan FİSKOBİRLİK’in 61 milyon lirası kredi borcu olmak üzere 2 milyar lirayı aşan borcu olduğunu Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan Nefes'e açıkladı. En son açıklanan 2024 bilançosunun üzerine, 2025 bilanço dönemi olan Temmuz sonu yaklaştıkça da, FİSKOBİRLİK’in borç sarmalı merak uyandırdı. 44.3 MİLYON TL ZARAR ETTİ FİSKOBİRLİK’in 31 Temmuz 2024 sonu itibariyle borçları toplamda 966 milyon 456 bin TL olarak kayıtlara geçti. Kazancı ise kağıt üzerinde 242.5 milyon TL olarak gözüken FİSKOBİRLİK, ortak içi işlemlerle ve tahsili mümkün olmayan 468 milyon TL alacak sonrası Temmuz 2024 itibariyle 44.3 milyon TL zarar etti. 2025 bilançosunda bu zararın artacağı, borçların katlanacağı ise öne sürülüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, “Şu anda bütün gayrimenkullerine birebir ipotek karşılığında bankalardan kredi kullanılmış, mal varlığının tamamı kadar borcu var. Son yıllarda Tirebolu ve Fatsa ile Giresun’da genel müdürlüğün önü, entegre tesisinin önü, ne buluyorlarsa, hangisi öncelikle satılıyorsa onu satma derdine düşmüş bir yönetimle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. KURUMUN BAŞINDAKİ İSİM AKP’Lİ Şirketin başında oturan AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, kurumun sadece 11 kişilik yönetim kadrosunun yıllık maliyeti 14 milyon TL olurken bunun 5 milyon 88 bin 637 TL’si ‘huzur hakkı’ adı altında yönetime veriliyor. “MİLLETVEKİLİ OLMASI KURUM İÇİN BİR DEZAVANTAJA DÖNÜŞMÜŞ” Fiskobirlik’in borcuna ayak basan Nurittin Karan Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın, kurumu kişisel emellerine alet ettiğini iddia etti. Karan, “Fiskobirlik’in kurtuluşu sadece gayrimenkul satışı ile çözülemez. Aslında Yönetim Kurulu Başkanının milletvekili olması kurum için bir avantaj olması lazım. Ama biz görüyoruz ki başkanın milletvekili olması kurum için bir dezavantaja dönüşmüş. Başkan sadece kurumu borçlandırmak için milletvekilliğini kullanıyor. Satışa çıkan Giresun’daki araziye, Giresun Üniversitesi takas yoluyla talip oldu. Bayraktar buna yanaşmıyor, çünkü acil para lazım” dedi. Bayraktar en son Giresun’da Karadeniz Sahil Yolu’na sıfır konumdaki 7.5 dönümlük arazi satışa çıkarmıştı. |
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi dekanlıklarına veteriner hekimlerin atanması tepkilere neden oldu. Eflanili yöneticiler, Karabük’ün yetiştirdiği akademisyenler dururken yapılan atamalara karşı ortak ses yükseltti.
Karabük Üniversitesi bünyesinde bulunan Tıp Fakültesi Dekanlığına, tıp alanında yetişmiş, bölgenin insanı olan bir bilim insanı yerine veteriner hekim atanması tepkilere yol açtı. Aynı atamayla birlikte Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına da veteriner hekim atanması, kamuoyunda tartışmaları daha da alevlendirdi.
Karabük’te başlayan tepkiler kısa sürede şehir dışına taşarken, Eflani ilçesinde konuyla ilgili geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, hakkı olmasına rağmen ataması yapılmadığı ifade edilen Eflanili Prof. Dr. Nihat Yılmaz’ın neden tercih edilmediği sorusu gündeme geldi.
EFLANİ’DE GENİŞ KATILIMLI TOPLANTI
Eflani’de yapılan toplantıya;
- Eflani Belediye Başkanı Hüsnü Akın,
- AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Ersoy,
- BRTV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Çetinkaya,
- CHP İlçe Başkanı Sadık Yalçın,
- MHP İlçe Başkanı Fatih Safran,
- Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı Cafer Cebeci,
- Anahtar Partisi İlçe Başkanı Sabahattin Kalaycı,
- İl Genel Meclis Üyesi Mesut Aydın,
- Ziraat Odası Başkanı Mehmet Karadeniz,
- AK Parti İlçe Teşkilat Başkanı Hakan Gündüz,
- Üniversite Yaptırma Derneği Başkanı Ömer Karagözoğlu ve Faruk Kartal katıldı.
“REKTÖR KARABÜKLÜLERE MESAJ MI VERİYOR?”Toplantıda, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesine yaptığı veteriner hekim atamaları masaya yatırıldı. Katılımcılar, “Acaba rektör Karabüklülere bir mesaj mı veriyor?” sorusunu gündeme getirirken, bilimsel anlamda kendini yetiştirmiş Karabüklü akademisyenler dururken bu tercihlerin yapılmasının anlaşılmakta güçlük çekildiğini ifade etti.
Ayrıca son günlerde kamuoyunda konuşulan ve Rektör Kırışık’a atfedilen, “Ben kendime Karabüklü dekan atayayım, rakip mi yaratacağım?” şeklindeki söylemler de toplantıda dile getirildi.
“KİM HAK EDİYORSA O ATANSIN”
Toplantıya katılanlar tek tek söz alarak şu ortak mesajı verdi:
“Biz illa Prof. Dr. Nihat Yılmaz atansın ya da Diş Hekimliği Fakültesine Taylan Çebi atansın demiyoruz. Ancak Karabük’ün yetiştirdiği profesörler, akademisyenler ve alanında uzman isimler dururken bu hassasiyetin gösterilmesini bekliyoruz. Kim hak ediyorsa, liyakatli ve alanında uzman olan o atansın. Karabüklülerin hakkını herkes savunmalı.”
Katılımcılar, liyakat ve alan uzmanlığının esas alınması gerektiğini, Karabük’ün yetiştirdiği bilim insanlarının görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.