|
Öncelikle bu konu başlığı sadece burada bahsedilen Uygulamaya aittir. Muhteşem özellikleriyle yönetim işlemlerinizi kısa sürede halletmenizi sağlar. Apartman yönetim sistemi, web sitesi, uygulaması satıcıları reklam ve pazarlama amaçlı mesaj yazmasınlar. Aradığını bulmak isteyenlerden ağır küfür yedikleri belli ve kulakları çınlatabilir. Böyle konulara b.. sineği gibi üşüşüyorlar. Program işletme defteri mantığıyla çalışır. İşletme defteri kullanılan her yönetimde kullanılabilir. Apartman, site, kooperatif, hobi bahçeleri vb. Hatta aidat toplanan her yerde(kurumlarda çay parası toplama vb bile) çalışabilir. Önce bir yönetim oluşturulur, yönetime ait bloklar eklenir ve bloklara ait daireler. Banka hesap hareketlerini tek tuşla içeri aktarabilir. Aynı şekilde excelde kopyala-yapıştırla hazırlanabilen binlerce aidat tanımını da tek tuşla içeri aktarabilir. Kasadaki parayı demirbaş, sarfiyat, gecikme tazminatı vb kalemlere göre tutar. Hesap kuruş şaşmaz. Gecikme tazminatı etkinleştirilirse geciken aidatlara tazminatları otomatik hesaplar. Kolayca yönetime ait borç listeleri oluşturabilir. Bu listelerde herkes durumunu görebilir. Hemen PDF olarak gruplarda paylaşılabilir. Gelir-giderleri işletme defteri sayfaları olarak alt toplamlar vb. bilgileriyle beraber çıktı verebilir. İstenirse sürekli A4 olarak da çıktı verebilir. 64 Bit Access uygulamasıdır. Bilgisayarda Office yüklü olmalı yada 64 Bit Access Runtime yüklü olmalıdır. Daha fazla güncel özellikler için lütfen linki kullanın. https://www.bilgisayarbilisim.net/konular/apartman-site-kooperatif-hobi-bah%C3%A7esi-y%C3%B6netim-program%C4%B1.149078/ |
|
Çok saçma ama windows 10 da bir güncelleştirme sonrası tarayıcıda ve windows gezgininde çalışan klavye başlat arama kısmına, ayarlar arayüzündeki herhangi bir yerde wifi şifresi girilwn yerde yani kısacası windows 10 un yeni sistem arayüzünde çalışmaz oldu. Çözüm olarak Microsoft Türkiye’nin işe yaramaz ekibi ise işe yaramayan sıfırlama, sistem geri yükleme öneriyorlardı. Çözümü başka biryerden buldum. C:\windows\sysyem32\ctfmon.exe dosyasını çalıştırın herşey bir anda düzeliyor. Peki bu normalde neden çalışmıyor? İsterseniz bağlangıç klasörüne kısayolunu atabilirsiniz. Bunu kontrol eden bir hizmet buldum ve elle başlatmaya ayarlanmış, normalde otomatik olmalı ki her bilgisayar başladığında çalışsın. O zaman hiçbirşey yapmaya gerek kalmıyor. Bu bilgiyi burdan alıp kendi bulmuş gibi yazan çakallarra selam olsun. Dokunmatik Klavyeyi ve El Yazısı Paneli.... Touch Keyboard and Handwriting Panel... |
|
10 senelik bir çalışma süreci sonucunda ki aslında 8-9 sene yazları 2 ay çalışmadı yani 8 senelik çalışma sonunda diyelim bosch kgn57a00ne buzdolabımda ortaya çıkan durum. Halbuki aldığımda ekstra ücret verip 7 yıl garanti uzatması yapmıştım, sanki arızaları buna göre ayarlıyor mit i aklıma geldi, neyse. Başlık açarken alt üst diye belirtmedim. Çünkü benim dolabımda derin dondurucu kısmı altta, birçoğunda da üstte oluyor. Bahsettiğim problem günlük kullanılan kısmın soğutmaması. İlk önce dolapta meyve kokusu farkettim, 2-3 gün sonra iyice arttı ve belirgindi. Yeşillikler sarardı çöpe gitti. Bir iki kap içindekilere baktığımda küflenme gördüm. İşte soğutma kesilmesi bir anda olmayınca insan farketmiyor. Ula dedim bir gariplik var bu işte aklıma hemen soda şişeleri geldi. Aldım elime hafif bir serinlik var. İç taraftaki her şeye elledim, bildiğin ılık gibiydi. Balkona çıktım valla balkon daha soğuk baktım dışarısı 3 derece. Aman allahım buzdolabı bozulmuş! Hemde o ara temaslı olduğumuzdan karantinadayız ilk haftası anca bitmiş. Hemen aklımdan senaryolar geçmeye başladı gırtlak tan bir what can i do sometimes, öhö öhö... Dedim balkonu kullansak dışarı soğuk ama ev güney cephe ve kışın gündüzleri dahi balkon içeriden daha sıcak. O olmaz napalım, servis çağırsak karantina bir türlü, %90 ihtimalle yiyeceğim kazık hayalimden canlandı içime sinmedi o diğer türlü. Ayrıca genelde aman bişey olmaz diye bir yerleri kırıyor eğiyor bir daha o cihazdan hayır gelmiyor orası da var. Dedim ben bunu yapayım elim yatkın ama bu nofrost, uzay teknolojisi gibi bişey herhal nasıl olacak derken öğrencilere veremediğiz kendi kendine öğrenme becerileri eldivenlerimi taktım ve açtım interneti. Youtube dan yabancı sayfalara kadar ki ingilizce okuduğumu anlarım herşeyi okudum. Meğer bu nofrost normal dondurucunun fanla tek merkezden kanalllarla soğutmalı türü, arada bir de merkezdeki soğutucunun üzerindeki buzları eriten rezistansı olan zavallı bir makineymiş .. Bi de üzerinde elektronik kontrol kartı var. Eskiden mekanik olan birçok parça ise elektronik sensörler haline gelmiş ki elektronik zaten uzmanlık alanlarımdan biridir. Bu arada bazı gizemli şeyler çok öncelerden başlamıştı. Bu sorun olmadan evvel 1-2 hafta önce alt derin dondurucu kapağının tam kapanmadığını farketmiş, bir iki uğraşmış olmayınca aman nolcak en fazla elektrik faturası azcuk fazla öderiz diye boşvermiştim. Aslında bir ara ayar yapmaya çalıştım ama menteşelerde oynama ve boşluk yoktu ki ama bir şekilde menteşe kısmındaki milimlik oynama kapak ucuna doğru 3-4 milim aşağı düşme yapıyor ve manyetik fitiller metal kısmı görmüyor tam yapışmıyordu. Hani o ŞAK!!! kapanma sesi var ya o tam gelmiyordu. . Elden gelen birşey yok dedim ama meğer kelebek etkisi böyle başlıyormuş, nerden bilebilirdim. Ama bu sorunu çok sonra çözdüm onu da sonda açıklayacağım. Şimdi aklımda kurduğum bozulma senaryosu şu şekilde olmalı idi: Derin dondurucu kapağındaki milimlik aralıktan içeri giren evin nemli havası, hemen giriş yerindeki evaporatörün kanallarından çekilerek burada soğumuş ve üzerindeki nemi oraya kar olarak bırakmış. Bu karlar zamanla çoğalarak evoperatörün hem derindondurucu hava giriş kısmını hem de soğutucu bölümden gelen hava giriş kısmını tamamen kapatmış. Evopuratör kapağının hava giriş kanalları kısmı kardan dolayı şişmiş nerdeyse. Evaporatör hava geçişi yönünden bloke olmuş. Hava çeken fan çalışıyor ama soğutucu bölümüne havayı çekip göndermiyor. Peki buzdolabının buz çözme işlevi yani defrost işlevi devreye girerek neden buna engel olamadı? Normalde buzdolabı arada bir kat küt diye sesler çıkarıyordu, bildiğin kemik kırar gibi ses çıkarıyordu. Ama son zamanlarda bu sesi pek duymadığımı da fark ettim. Neyse buzluktakiler dışarı çıkarıp üzerinei yalıtım amaçlı örtük. Daha sonra evoperatörün üzerindeki plastik kapağı açtım ama kapak yerinden çıkmıyordu sebebi ise üzerindeki karın çok fazla olması ve sıkışmış olmasıydı. Az bir aralayıp saç kurutma makinesi ile yavaş yavaş tüm karı erittim. Saç kurutma makinesini sürekli aynı yerlere tutmamaya dikkat ettim çünkü buzdolabının iç plastiği ısıya karşı çok hassas. Kar tam eridikten sonra rezistansı yerinden çıkardım ve ölçü aleti ile ölçüm. Belirli bir ohmaj değeri gösterdiğinden dolayı çalıştığına kanaat getirdim. Kısa devre yada açık devre gösterseydi hasarlı sayacaktım. Daha sonra buzdolabına topladım ve çalıştırdım. Normal soğutucu bölümüne soğuk havanın geldiğini fark ettim, hem de gayet iyi üflüyordu. Sorun çözülmüş görünüyordu. Ta ki yaklaşık 2 hafta sonra tekrar aynı sorunu vermeye başlayana kadar. Bu sefer sürekli takibimde idi, evoperatörün olduğu kısma bakıp kar durumunu izliyordum. İlk başta pek karlanma yoktu ama garip bir şekilde eski buz kırma seslerini hiç duymaz olmuştum. Sonra bir baktım bir anda hava kanalları yine tıkanacak kadar karlanmış. Hemen buzluktakileri dışarı çıkartıp tekrardan karı erittim ve bu kısımda bulunan diğer iki parçayı da kontrol etmeye karar verdim. Bunlar termal sigorta ve defrost sensörü idi. Bu arada bu arızalarda yaklaşık 2 hafta süre tekrarlama için belirgin... Yaptığım ölçümler sonucunda ikisinin de arızalı olduğunu anladım. Termal sigorta 72 dereceye ayarlı bir termik sigorta idi ve o dereceyi bir kez görünce atıyor ve değiştirilmesi gerekiyordu. Defrost sensörü ise ntc tipi bir ısı sensörü idi. Bunlar elektronik uğraşan birisi için çok karışık parçalar değildi ama çalıştığı yerler göz önüne alındığında kablolama ve yalıtım özellikleri bunları özel parçalar kılıyordu. Üstelik ikisinin birden arızalanması garipti. Araştırdım ve nasıl olduğunu mantıklı bir şekilde açıklayabilecek duruma geldim. Aslında burada buzdolabını tasarlarken bir hata yapıldığında ortada. Bosch mühendisleri burda bşr durumu öngörememiş, o nedenle aynı sorun siemens ve profiloda da sık görülüyor. Özellikle rezistans yapısı yeri yoğunluğu ve sensör yerleşimi ile ilgilş olabilir bu. Tam hatayı ve sebebini anladım kendilerine yazarım. Senaryo şu şekilde gerçekleşmiş olmalıydı: İçeri giren nemli hava soğuk evaporatör ile ilk karşılaştığı yerde, yani tam hava kanallarının giriş kısmında yoğunlaşarak burada karlanma yapıyordu. Evopuratörün geri kalan kısmında ise bu kadar karlanma yoktu yani dengesiz bir karlanma söz konusu oluyordu. Defrost sensörü ise tam bu karlanmanın olduğu bölümde bulunuyor, yani ön tarafta. Buzdolabı zamanı gelip defrost işlemine geçtiğinde rezistansı ısıtmaya başlıyor ve derost sensörü ile bu sıcaklığı izliyordu. Normalde üzerinde buz varken eriyene kadar sıcaklık pek yükselmez ve buzlar tamamen eridiğinde ise belli bir dereceye, bu da sanırsam 8 derece geldiğinde sıcaklığı algılayıp rezistansı kapatıyor olmalıydı. Ama işler o şekilde gitmedi Rezistans ısınmaya başlayınca evaporatörün arka tarafında bulunan az miktardaki buzu hemen eritti ve sonrasında arka tarafının sıcaklığı hızla yükselmeye başladı. Yoğun karlı olan ön taraftaki erime ise henüz tamamlanmadığından burdaki sensör rezistansın ısıtmasını durdurmadı. Ne zaman ki sensör sıcaklığı hissetmeye başladı rezistansın çalışmasını durdursa da arka tarafta oluşan ve biriken yüksek ısı hızla öne doğru ilerlemeye devam etti ve sensörümüzün arızalanmasına sebebiyet verdi. Evopuratördeki oluşan aşırı ısınmadan dolayı da termal sigorta atarak rezistansın enerjisini kesti ve buzdolabının yanmadan kurtardı. Belki de termal sigorta bir sonraki defrost işleminde de yanmış olabilir. Şöyle ki defrost sensörü arızalanınca sürekli düşük sıcaklık algılayıp rezistansı evoperatörü 72 derece çıkaracak kadarçalıştırmış da olabilir. Sonuç olarak hem termal sigorta hem de defrost sensörünün değişmesi gerekiyordu ve 60₺ internetten sipariş edip değiştirdim. Hiçbir parça kırılmadı, tırnaklar atmadı, yalama olmadı, zorlama olmadı. Evopuratörün alüminyum levhaları bile takarken olması gerektiği gibi dümdüzdü. Servisler bişey olmaz etki etmez deyip hiç dikkat etmiyorlar. Çoğu beyaz eşya tamircisine bunların neden bozulduğunu sorsanız bu işin mantığını açıklamıyorlar. Sadece bunlardaki sorun budur, bunlar değiştiğine düzelir diyorlar. Zaten markalara göre yapılan klasik arızalar var oradan biliyorlar. Yani buzdolabının derin dondurucu kısmının kapağındaki milimlik aralık bakın başımıza ne gibi işler açtı. Bu kapağıda tam kapanır hale getirdim hem de basit bir şekilde. Kapağın alt menteşesinin üzerinde buzdolabını dengeye alma ve sabitleme ayağı koymuşlar. Normalde bunu kullanmadığımızdan ve dolabı yerine çıkarıp gitmek de kolaylık olsun diye kullanmıyorduk ama menteşe üzerindeki ayağı çevirerek yere temas ettirip yüke aldığımızda belki milimlik bir esneme sayesinde kapağın tam yerine oturduğunu fark ettim. Sağlı sollu bu ayakları yere temas ettirerek dolabı dengeyi aldım. Tüm sorunlar çözülmüş oldu.... İnşallah birilerinin işine yarar. Videosunuda link veriyorum: Videoyu izlemek için tıklayınız |
|
Krank kasnağı düz bir kasnak değildir. Orta kısmı ile dış kısmı arasında darbe emici özelliği olan kauçuk bir katman bulunur. Görevi ise ilk çalışmada yada ani yüklenmelerde krank mili hız değişimini v kayışına ve bağlı diğer elemenlar yumuşak iletmektir. Eğer aracınızda bu tip bir krank kasnağı varsa ki yüksek ihtimaldir, bu parçanın ömrü motor ömrü kadar değildir. Şimdi düşünürsek triger kayışını neden değişiyoruz, çünkü malzemesinin bir ömrü var, işte bu krank kasnağı da içinde benzer malzeme içerdiğinden bir ömrü var. Nasıl ki zamanı gelen triger kayışını değişmezseniz belki 3-5 sene daha gidebilir ama çok riskli bir durum olduğunu tahmin edersiniz. Krank kasnağı da değişmezse hiçbirşey olmadan devam edebilir ama günün birinde iyice sağlamlığını kaybetmeye başlar. Ya motorda rölantideyken harıltı, lokurtu, titreme sesi başlatır ve sesin kaynağını bulmanız da zor olabilir. İçteki kauçuk özelliğini kaybettiğinden v kayışı aşırı titreşim yapmaya başlar v kayış gergisi bunu tolere etmeye çalışsada başarısız olur. Motor düşük devirde yüke binerse ki klima, direksiyon çevirme gibi bu daha da artar. Aşırı titreşimli v kayışı diğer bağlı kasnakların ki klima şarj dinomosu gibi bilyalarını, balansını bozabilir. Hatta krank miline zarar verebilir. V kayışı atabilir yada kopabilir. Yada kasnak içindeki kauçuk sıyırır ve krank mili dönmesine rağmen kasnak dışı dönmemeye başlar. İçteki kauçuk sürtüne sürtüne sesle beraber duman çıkarabilir. V kayışı durur ve bundan güç alan şarj dinomosu, direksiyon gibi kıısmlar çalışmaz hale gelebilir, kazaya dahi sebebiyet verebilir. Gördünüz mü triger değişiminde ek işçilik ödemeden değişebileceğiniz kasnağı değiştirmediniz ve tekrar işçilik ödeyeceksiniz ve belki yolda kaldınız allah korusun kaza yaptınız. Zaman kaybettiniz ve belki bu sorunu bulana kadar huzur kaybettiniz. Daha da kötüsü yukardakilerden birisi başınıza geldi ve çok daha fazla masraf ettiniz. Üstelik ustalar kasnağa şöyle bir bakıp bunda bişey yok demiş de olabilir. Tecrübeli ve akıllı usta bulmak zor. Unutmayın en iyi tamir bakımdır. |
|
Yetkili servis çıkışında yapılan son kontrollerde üçüncü stop lambasının yanmadığını ve baktırmamı söylediler. Kendim kontrol ettiğimde lambaya elektrik geldiğini tespit ettim ama düzgün yanmıyor arada zayıf parlamalar yapıyordu. Lambayı ayrıntılı kontrol için söküp çıkardım ve ledlerden birinin arızalandığını farkettim. Biri yanmayınca diğer ikiside yanmıyordu. Basit bir smd led arızası, arar bulurum en olmadı kırmızı şerit ledlerin üzerinden söker hemen hallederim diye düşündüm. Devreyi inceleyince valeo marka olup 3 ledin de seri bağlı olduğunu ve aradaki dirençlerden bu ledlerin 60mA akımla çalıştığını tespit ettim. Şerit ledler üzerindeki bileşen değerlerinden 20-30mA gibi bir akımla çalıştığını biliyordum. Yine de bir tane takıp denedim. Beklediğim gibi normalden daha parlak yandı ama kırmızı olmasına rağmen orjinal ledler gibi kızıl değildi. Zaten yerine yerleştirdiğimde de laborjinaller kırmızıyken sanki bu beyaz yanıyor gibi görünüyordu. Uzun lafın kısası piyasadan bulduğum herhangi bir kırmızı ledi taksam yüksek akımda çalıştığından ilerde tekrar arıza verecek bi daha uğraştıracak, yada devre üzerindeki direnç değerlerini komple değiştirip ona göre piyasa ledi kullanacaktım. Yada bu devre üzerindeki herşeyi söküp üzerine şerit led yapıştırıp bağlantısını yapacaktım. < Resime gitmek için tıklayın > Stop lambası 3 ledden ışığını alıp onu dağıtan bir de optik parça içeriyordu ve devre onun üzerine montajlı idi. Dedimki iyisimi ben bunledin aynısını bulayım, orjinal olsun. Ama led o kadar küçüktükü üzerinde bir model numarası yoktu. İnternette uzunca bir araştırma yaptıktan sonra bu ve birçok araçta kullanılan 4 ayaklı ortak katotlu ledin modelini buldum. LSE6SF-V2BA-1-1 yada LS E6SF-V2BA-1-1 olarak geçiyor. Osram süper kırmızı automotive led olarak tanımlanmış. Bu model ledler renault, bmw, Nissan, audi vs birçok aracın lambalarında kullanıldığını da farkettim. Yani öyle her ledi kullanmıyorlar. Zaten diğerleri red, bunlar süper red diye geçiyor ve akım, ışık dalga boyları vsvsvsvs hepsi farklı. Bu parçayı zaten bulunduğum şehirde bulamadım, internetten türkiyenin en büyük elektronik malzemecisi diye geçinen firmaları tek tek aradım ama yok. En son aliexpress den getirmek durununda kaldım. Ürünler gelince de diğer iki ledi de sökerek 3 ledi de yeniledim ve test ettim harika çalışıyordu. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > Devreyi yerleştirip lambayı arabaya taktım. Takarken çerçeve contasının eskidiğini ve aralandığını farkettim. Aten basınçlı suyla yıkadıktan sonra arka camda damla izleri görüyordum, burdan alıyormuş. Contayı söküp temizledim. Denk geldiği yere şefaf uv dayanımlı kaliteli silikonu çepeçevre sıktım ve lambayı yerleştirdim. Tam ortaladıktan sonra taşan fazla silikonları peçeteyle alıp, düzeltip taşanları sildim ve kurumaya bıraktım. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > Günün birinde sökmek gerekirse silikon engel olur diye düşündüğünüzü biliyorum. Aklınızda bulunsun pet şişeyi kesip elde ettiğiniz bir parçayı bıçak gibi kullanarak silikonu ayırarak sökebilirsiniz. Şu an elimde 2 tane çıkma, 2 tane yeni LSE6SF-V2BA-1-1 ledlerden mevcut uygun bir fiyata verebilirim. |
|
Arkadaşlar aracımın sağ arka kapı hoparlörünü evde kendim tamir ettim. Hem ileride kendime yazılı bir kaynak olarak kalması, hemde ihtiyacı olan arkadaşların faydalanması için nasıl yaptığımı burada paylaşmak istedim. Öncelikle sorunu tanımlayayım: Araçta sesi yüksek açınca bas vuruşlarında sağ arka kapı hoparlöründen pırt pırt ses gelmeye başlıyordu. Aracın orjinali olarak üstünde Arkamys 3D destekli ses sistemi ve Bose marka amfi ve hoparlörler var(araştırmalarım sonucu öğrendim) Araç Grand Scenic 3. Kapı döşemesini söktükten sonra hoparlörün patlak olmasını, yani körük yada hunisinde yırtık bekliyordum ama yoktu. Garip bir durum, ama ses yüksek olduğunda sorun yapıyordu. Sebebini ilk başta anlayamadım. Araç ses sistemleriyle uğraşan birkaç yere sordum. Dedikleri ise aynı hoparlörden bulunamayacağı. Böyle durumlarda UYGUN!? bir hoparlörü öncekinin yükseltici kasnağını keserek yapıştırıp vidayla sabitleyeceklerini söylediler. Bende gerisin geri çıktım gittim ve sanayide hoparlörün perçinlerini söktürerek kapıdan ayırttım. Hoparlör 10 cm yakın bir yükseltici kasnak içinde ve bir bütün olarak üretilmişti. Kenar körükleri ise gerçek kauçuktan imal edilmiş ve konisi ise sert sokulu örgü bez idi. Açıkcası gayet kaliteli görünüyor ve araç ile bütün parça uyumu vardı. Şöyleki kapı döşemesi takıldığında tam olarak bu kasnağın üzerine oturan kısım vardı. O nedenle başka bir hoparlörü alıp kasnağı kesip biçerek yapılacak iş, döşemenin oturmasında bariz sorun çıkartacaktı. Üstelik Bose marka amifiye uygun olarak üretilmiş Bose hoparlör idi. Başka bir hoparlörün empedansından tutunda, mıknatıs değerlerine, bobin yapısına ve ses aralıklarına kadar uyum sağlama konusunda çok fazla soru işareti vardı. Orjinalini internette aradım ama piyasada yoktu, sadece yurt dışında bir araçtan çıkma amfisi ve tüm hoparlörler ile birlikte ses sistemi olarak bulabildim ama onunda fiyatı devenin nalıydı, ölü bir tercih olarak doğdu. Ya böyle kullanmaya devam edecektim yada başka bir hoparlörü herşeye rağmen uydurma yoluna gidecektim ki birden aklıma neden olmasın diye bir fikir geldi. Hoparlörün içini açacaktım, en fazla tamamen bozulur olacağına varır idi. İnternette araştırmaya başladım ve bobin sarmasından yerleşimine kadar birçoğu yabancı kaynaklardan taramalar yaptım. Türkçe kaynak pek yoktu. Bally tarzı yapıştırıcı bu konuda olmazsa olmazdı ve ballici olmadığımı satıcıya kanıtlayarak bir tane aldım. Sprey katalizörlü Cyanoacrylate bazlı yapıştırıcım da bitmişti, onu da yeniledim. Elektronik tamiri için lehim seti ve ölçü aleti gibi yardımcı malzemelerim zaten var idi. Herşey hazır olunca işleme başladım.Öncelikle hoparlörün toz kapağı denen bobinin hemen üstündeki kabarık kımsı maket bıçağı ile çapaklamadan ve içteki bobin vs değdirmemeye çalışarak kestim ve açtım. İlk başta anlamadım ama sonra sorunu farkettim. Bobinin üzerine sarıldığı silindir şeklindeki metal levhanın birleşim yerinde bir düzensizlik vardı. Fabrikasyon hatası gibi duruyordu. Hoparlörün körüklerini sıcak hava tabancasıyla(saç kurutma makinesi de olabilir) ısıtarak yapışkanlarını gevşettim ve koni kısmını alt ve üst körüğüyle ve bobinle beraber ayırdım. Tabii soket bağlantı yerindeki ipek iletkenin lehimlerini de söktüm. Hoparlör hareket ederken yüksek baslarda bu kısım mıknatıs göbeğine sürterken arka taraftaki bobin de dış mıknatısa sürtüyordu. Hoparlör rahat hareket edemiyor ve belli başka noktalarda da sürtünme izleri vardı. Hoparlör yüksek baslarda bu sürtünen kısımlardan takılıyor ve rahat ses veremiyordu. Artık sorun belliydi ve bu hatayı önce el aletleriyle ince ince düzelttim ve hoparlörü toplayarak araca gittim. Ama malesef sonuç hüsran oldu. Bu bobini tutan silindirin çapı sanırsam biraz dar geliyordu. Genişletmek ise imkansız görünüyordu. Ama imkansız yoktur, zor vardır deyip ertesi gün bir daha uğraşayım dedim. En fazla biraz daha zaman kaybederdim(ki tüm gece uykusuz kaldım). Baktım ki bu silindir levha adam olmayacak değiştirmeye karar verdim. Alüminyum dan imal edilmişe benziyordu ve ince idi. Düşündüm ve teneke kutu içecekler aklıma geldi. Ama ince olanı hangisi olur diye düşünürken gazsız olanlar basınçsız olacağından daha ince imal edilmeliler diye düşündüm. Soğuk kahve tarzı olan bir teneke içecek aldım ve hiç kırmadan ve ezmeden tırtıklı mevve bıçağı ve devamında maket bıçağı ile dip ve baş kısmını itinayla kestim. üstü ve altı açık silindir olarak ortaya çıktı. Sonra diklemesine keserek levha olarak açılabilir hale getirdim. Böylece istediğim kadar kısmı kesip alabilecektim. Gerçektende tam aradığım incelikte idi. Bobinin üzerine sarılmış olduğu silindirin üstündeki kağıt bantları çıkardıktan sonra ısıtarak metal silindiri birleşim yerinden içe doğru bükünce bobinden de ayrılıp gelmeye başladı. Bobine zarar vermemeliydim çünkü belli hesaplara göre imal edilmişti ve zarar görürse aynı telden aynı sargıyı elde etmek bir sürü zahmet ve risk olurdu. En sonunda zarar vermeden ayırmayı başardım ve çıkan bu parçayı şablon olarak içecek kutusu levhasına hafifce yapıştırdım. Mutfak makası ile aynı ölçülerden uzunlamasına yarım milim kadar fazla olacak şekilde keserek çıkarttım. Levhayı iki ucu bir araya getirip silindir haline getirerek mıknatıs içindeki yuvasına yerleştirdim ve deneye deneye içinde en rahat edebileceği minimum uzunluğa kadar hafif hafif makasla kırparak getirdim. Ardından bobinin bu silindir üzerinde oturacağı yeri bally ile parmağımla hafifce ıslattım ve bobini üzerine geçirdim yerleştirdim. Biraz kuruyup sabitleşene kadar bekledim. Bobinin dış kısmında üzerinde bir yerde sürtme izi vardı ve emayesi zarar görmüş gibiydi, yalıtım amaçlı olarak bu kısma hafifce tırnak cilasını dokundurdum ve kurumasını bekledim. Dikkatimi çeken diğer bir nokta ise çıkan silindirin üzerinde belli yerlerde delikler var idi. Vardır adamların bir bildiği, belki hareket ederken hava sıkışması olmasın diye yapmışlardır vb düşünerek yeni silindir ile üst üste getirip ezmeden bükmeden hassas davranarak aynı noktalara matkapla delikler açtım. Bu arada bobinden koniye doğru giden çıkış tellerden biri koptu. Öyle olunca diğerini de ben kopardım. Zaten bobini tam ayırmak gerekiyordu ve sonunda istemeden olsada gerçekleşti. Hunideki telleri ve ipek iletkenle birleşim noktalarını da sıcak hava tabancasıyla ısıtarak çıkardım ve yollarını temizledim. önce kağıt bant ile bobin uç tellerini uzak tutarak ir tur sardım ardından ikinci turu bobin uç tellerinide içine alacak şekilde sardım. Silindire tam yuvarlak şeklini vermek için bir boruya kağıt bant dolayarak tamda bu silindirin boşluksuz ve biraz zorlayarak üzerine geçebileceği bir kasnak oluşturdum. Üzerine geçirip sıcak hava tabancasıyla iyice şekil alsın diye yanmayacak kadar ısıttım. Sonra soğuyunca yavaşça çıkarıp mıknatıs yuvasına yerleştirdim. İki kat kağıttan bir silindir yapıp hem gerekli iç boşlukları ayarlaması hemde bobini sabitlemesi için iç mıknats göbeği ile bobin silindiri arasına yerleştirdim. Ve sıkı bir şekilde oturdu. Bobinler de bir yere sürtmüyordu ve bu şekilde sabitlemeye karar kıldım. Önce alt körlüğü, önceki silindirin üzerindeki yapıştığı yerin ölçülerine göre yeni silindirin üstüne üstten bol bally ile sabitledim. Yapıltırıcıyı alt tarafa bobine doğru kaçırmamak gerekli. Kuruyunca üst koniye önce bobin uclarını yerleştirdim ve ardından önceki silindirdeki yapışma hizası ölçüsüne göre silindire bol bally sürerek üzerine oturttum. Bally bu aşamada akışkan olduğundan hoparlörü ters çevirdim ve koni ile silindir kısmında donmasını sağladım. Donunca bu sefer bir de toz kapağı tarafındaki koni ile silindir birleşim yerine daire boyunca kürdanla japon döktüm ve donmasını bekledim. Bu kısım esnememeli ve taş gibi tutmalı ki bally alttan iyi yapıştırsada esnek olduğunu hatırladım. Zaten sökerken üstünden de bu kısımdan sert bir yapıştırıcı çıkmıştı. Bobin uç telleri ile ipek teli koni üzerindeki kanalında ufakça lehimledim ve üstünü bally ile ince sıvadım. İpek iletkeni arka taraftan soket ile tekrar lehimledim. Son olarak da plastik kasnak üzerindeki üst körüğün kenarlarının denk geleceği, yapışması gereken kısımlara bir tornavida ucuyla bally sürdüm. Tam daire şeklide bally sürdükten sonra körüğün kenarlarını hiç esnetmeden yapıştırdım. Akabinde hemen sıcak hava tabancasıyla ısıttım ki bir yerlerde yanlış yapışma olmulşa yumuşayarak doğal yerini bulsun diye düşündüm. Kurumasını bekledim. Son olarakda bobin silindirini ortalayan ve sabit tutan ara kağıdı çıkardım. Elimle kontrol ettim ve hiçbir sürtünme olmadan hareket ettiğini gördüm. Üstten her yönden iki elle denegelice bastırdım, alttandan iki elle her yönden dengeli ittim ve sorun olmadığını gördüm. Arabaya denemek için götürdüm denedim. Bu sedee sonuç gayet güzeldi. Mutlu bir şekilde eve çıkıp toz kapağınıda yapıştırdım. Ertesi gün sanayiye gidip hoparlörü perçinle yerine sabitledim ve kapı döşemesini tekrar taktım. Kaç gündür araçta son ses müzik dinliyorum ve sorun yok. Çok mutlu oldum. Aşağıda resimleri veriyorum. Telefondan yazıyorum eğer eksik ve hata olursa bu metni düzeltebilirim. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Direkt başımız gelenin çözümünü yazayım. Tuz kabının conta somunu gevşemiş. Tuz kapağıno açınca, tuz koyma boğazımın etrafında büyükçe bir sıkıştırma halkası var, o gevşemiş. Öncelikle makinası arkaya doğru yatırıp, alttaki suyun boşlamasını sağladık ve alt kapağı açtık. Islanan yerleri kuruladık. Dikleyip, tuz haznesinin bahsettiğim halkasını sıkıştırıp kapağını kapattık ve çalıştırdık. (Bu olay tuz haznesini yeni dokdurduktan sonra gerçekleşmişti, anlaşılan ağırlık gevşek contadan aşağı au sızdırdı.) Sorun yok, çalışıyor. |
|
Bu konuda örnek kaynak bulamadığım için kendi tecrübe ettim ve paylaşıyorum. Aracımın üzerinde Phillips XenStart 4300k D1S Xenon(HID) ampüller vardı. Aracım 2012 trafiğe çıkıştı son 2 senedir ışık şiddetinde azalma fark etmeye başladım, son zamanlar iyice loşlaştı. Uzun yolda yoruyordu ve farın dış temizliğini yapıldı değişen birşey olmayınca iç kısmı kontrol ettik ama içi de temizdi. Çok az mercekler üzerinde toz var gibiydi ama ışığı etkileyecek kadar değildi. Son aşamada ampülleri değiştirmeye karar verdim ve araştırmaya başladım. Orjinali daha ucuz olmasına rağmen %50 fazla ışık veren photon ph4510 kodlu xenonlardan bir çift satın aldım. Fiyatları fazla ama hayati önemi olunca mecburen almak gerekiyor. Amacım iyi bir görüş elde etmek olduğundan yine 4300k gün ışığı renk sıcaklığında olanlardan aldım. Bu aracın farlarının sökülmesi tampon inmeden olmuyor galiba. O nedenle araç üzerinde xenonları değiştirdim. Şimdi bu aşamaları anlatacağım. Parmaklarınızı ince işte kullanabiliyorsanız sıkıntı yaşamazsınız. Tozsuz, rüzgarsız bir yerde bu işlemi yapmalısınız, hava durgun olmalı, elleriniz yeni yıkanmış yağdan tozdan arınmış olmalı. Uzun zamandan beri yerinde sabit duran parçaları tekrar ayırmaya çalışırken biraz zorlanması normaldir,göz önünde bulundurun. Sol far için: Cam suyu haznesinin sarı kapağını dikkatlice yerinden oynatarak (uzun hortumuyla beraber gelecek) çıkarın. Xenon ampül kısmının yumuşak toz kapağını çıkarın, içine bakın. İçinin tozsuz oluş durumu farlarınız iç tozu hakkında fikir verebilir. Bu toz kapaığını sabunlu su ile fırçalayarak yıkayın ki tekrar dokununca eliniz tozlanmasın. Sağ far için: Xenon yumuşak kapağının hemen arkasında tahminen 10cmx5cm oranlarına yakın sigorta kutusu var, bunun kapağını üzerindeki 3 tırnak kilidine(2 si arka biri önde) bastırarak yavaşça çıkarın, akü kablosu biraz engel olabilir ama zorlamayın. Sonra xenon bölme yumuşak toz kapağını çıkarın. Bu iki kapağı da fırçayla güzelce sabunlu suyla yıkayın. Kapakları toz, tüy bırakmayan bir mikrofiber bezle iyice kurulayıp tam kuruması için uygun bir yere koyduktan sonra tek elinizi kullanarak her 2 xenon lambasının arka metal kaplı kare kısmının aşağısına bakan soketini yavaşça yerinden oynatarak(kesinlikle kablosundan çekmeyin) aşağı doğru itin ve bağlantısını çıkarın. Acele etmeyin, sabırlı olun. Eliniz kirlendiyse tekrar yıkayın ve kurulayın. Xenon lambanın arka metal kısmının çevresinde çevirmek için birbirleriyle zıt konumda 2 kulakçık olacak. El ile yoklayarak bulun. Saat yönünün tersi yönünde yavaş yavaş çevirerek kilidi açın. Aceleci davranıp abanmayın, çok zorlarsa hafif ileri geri yapın tekrar deneyin. Xenon lambaları hafif oynatarak geriye doğru çekin ve çıkarın. Ani hareketlerden kaçının, aracın boşluğuna düşürebilir, yada kırabilirsiniz dikkatli olun. Tam geriye doğru düz doğrultuda çekin, sağa sola esnetmeyin. Çıkan ampülleri güvenli bir yere koyduktan sonra yeni ampülleri kutusundan çıkarın. Ellerinin yağdan ve kirden arınmış olmalıdır. Ampüllerin cam kısmına dokunmayın. Ampülleri far yuvasına sokarken soket kısmı aşağıda olmalıdır ve ucuyla yuvayı hafif yoklayarak deliğini bulun, olmuyorsa sakın zorlamayın bir ayna yada telefon kamerası ile deliğin tam yerini aklınıza not edip tekrar deneyin. Ampül kafası deliğe girince dip yuvarlak kısmının tam oturması için hafif sağ sol yapabilirsiniz. Tam yerine oturduğunu ampülün arka metal kutu kısmının düz oturmasından ve yuvadaki bu kısmın etrafına oturan tırnakların yerlerinde olduğundan anlayabilirsiniz. Kilit kulakçıklarını saat yönünde çevirerek ampülleri yerine kilitleyin. Ampülleri hafif geri çekerej yerlerinden oynamadığından emin olun. Tekrar yumuşak toz kapaklarını kapatın ve diğer parçaları yerlerine takın. Hayırlı olsun. İşinize yaradıysa bir hayır duası edin yeter. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Arkadaşlar salonumda bulunan venge rengi bilindik kaliteli marka kaplama mobilyalarımı kendim boyadım bu tecrübelerini paylaşmak için konu başlığını açıyorum. Burda yer alan bilgiler kendi tecrübelerimdir, izinsiz başka yerlerde başkaları tarafından kendi tecrübe ve bilgileri gibi kullanılmasını hoş görmüyorum. Su bazlı boya ve vernikle, ev ortamında. Koku vs olmadan. Bu bilgileri üreticileri dahi veremiyor, kendi mallarını dahi tanımıyorlar mı neden ama bilgi çok sınırlı... Bu metni telefonla yazmaya çalıltım, hatalar olduysa hoşgörün. Venge den beyaza geçtim ve sonuç mükemmel oldu. Her görenin hoşuna gitti ve yüzeleri deri kaplamaya benzeyen benzeraiz bir desene sahip oldu. Tam düz ve pürüzsüz yüzey beklentiniz olmasın, zaten ben bu sonucu görünce çok daha memnun oldum. İşi güzel yaparsanız aynı fabrikasyon gibi oluyor. Öncelikle şunu da belirtmek istiyorum boyama işi gayet güzel oldu Herhangi bir kavlama dökülme olmadı boyama desen de kendi üzerine güzel durdu yani sprey boyama gibi öyle parlak dümdüz bir yüzey elde etmedim ama çok güzel görünüyor Sanki deri ile kaplanmış bir yüzeydeseni elde ettim bunun içinde birkaç yöntem de öğrendim Kullandığım malzemeleri sıralıyorum mobilyaları Demonte hale getirmek için şarjlı vidalama ya da uygun hızı ayarlanabilir matkap kullandım yanında da birçok Yıldız uç çeşiti olması yararınıza olacaktır. Zımpara tozu ve boya dökülmemesi için uygun ebatta sermelik hışır naylon. Boya ve vernik uygulamak için 10cm lik 5 adet süngerli rulo. Zımpara için 100-90 numara zımpara kağıdı ve bu zımparaları yüzeylerine yapıştırmak için inşaat süngeri ve sünger eritmeyen bir yapıştırıcı. Ben poliüretan bazlı bir yapıştırıcı kullanarak iki yüzeyine de yapıştırdım. Boya olarak rich multisurface in 3 kiloluk boylarından aldım, piyasa da cadence diye bir marka da var. Ayrıca panel kapı boualarıda sanırsam kullanılabilir. Ben antik beyaz olanı seçtim. Vernik olarak yarım litrelik rich mat vernik tercih ettim. Parlak olmasını, yansıma yapmaması için bilerek istemedim ama mat bile biraz parlak oldu. Köşeleri ve rulonun ulaşmadığı noktaları boyamak için plastik yumuşak kalın kıllı farçalardan kullandım 2-3-4 parmaklık olanlar iş gördü. Toz maskesi ve koruyucu gözlükde zımparalama sırasında lazım. Şimdi öncelikle ne yapmamalısınız onları söyleyeceğim: Boya ve vernikte kullandığınız rulo ve fırçaları açıkta bırakmak.(hızlıca kurur, özellikle de vernik ve rulonuz kullanılamaz, iz bırakır hale gelir, ya durulayıp kurumaya bırakın yada kısa süre sonra hemen kullanacaksanız bir buzdolabı poşeti içine koyun hava almasın) Ruloyu metal çubuğu üzerinde bırakmak. (metal çubuk pas yapar ve boyanıza az da olsa karışırsa telafisi zor durumlarla karşılaşırsınız, her zaman metal çubuğu güzelcw temizleyin ve iyi kurutun, yüzeyini kaplayacak damlamayacak taşmayacak azcık yağ da sürebilirsiniz) Seyreltmek için direkt çeşme suyu kullanmak.(ben hep kaynayıp beklemiş suyun üzerinden kullandım) Görünmeyen ve alta gelen kısımlara zımpara ve boyada özen göstermemek. (yanlış hesap bağdattan döner, iş bittikten sonra keşke demeyin) Verniği az kullanmak. (en önemli kısım verniğin iyi ve kat kat atılmasıdır, boyaya mukavemet veren budur) Karışık montaj sırasını not etmemek.(sonra dakikalarca uğraşıp bir de boyaya zarar verebilirsiniz) Ayrılabilir parçaları, aksesuarları üzerinde bırakmak.(erinmeyin, sökün, altra boyanmayan alan kalmasın, fabrikasyon gibi olsun, paarçalar üzerinde boya izi kalmasın en önemlisi rulo ve fırçanız zarar vermesin) Boya tam sertleşmeden montaja geçmek yada dokunmak, taşımak.(her kat boyadan sonra yapacağınız işleme göre uygun bir süre beklemek. Dokunma kurumaaı hızlı olur ama iyi kuruması 1 gün, tam sertleşme günler alabilir) Boyayı ev tekstillerine, giysilerinize bulaştırmayın ve hatta eldiven kullanabilirsiniz. Bulaşma olursa hemen bol suyla durulayın, geç farkedilenleri suda bekletip yumuşatın. Öncelikle zımpara işleminden başlayacağız bu iş için odanın tüm tabanına Hışır poşet ile kaplıyoruz ondan sonra para söyleyeceğimiz mobilyaları ortaya alarak birleştirici parçaları sökmeye başlıyoruz sultanlar birbirine kilit mekanizması ile bağlanmış da bunlar kolay ayrılır ama diğer birçok aksesuar vida ile montaj yapılmıştır Bunları tek tek söküm en çok uğraştıran genellikle katlanabilir yemek masası oluyor ya da çok raflı olan diğer mobilyalar Mobilyalar levhaları halinde parçalara ayrıldıktan sonra üzerinde de hiçbir aksesuar kalmayınca dümdüz yeminler oluşuyor bunları uygun bir şekilde yere koyarak zımparalama işlemine başlıyoruz zımpara yapılırken yüzeyde büyük derin çizikler oluşmasına müsaade etmeyin Önemli olan her yerin eşit bir şekilde zımparalanması yüzey kaplamasının iyice açılması Bu işlem sırasında bol toz çıkar zaten belirttiğim numara zımpara kullanırsanız herhangi bir büyük çizik oluşmaz. Narin davranmayın iyice bastıra bastıra heryerini güzelce zımparalayıp Hatta ve hatta kenar bantlarında güzelce zımparalayın. Bu işlemi hiç erinmeden sabırla yapın ve iyi bir toz maskesi ve koruyucu gözlük kullanın. Tüm sunta levhaları arkalı önlü, yanlar dahil zımparalayın. Zımpara işlemi bitince ıslak bir bez ile güzelce tozlarını alın ve sık bezi temizleyin. Parçaları bir kenara toplayıp Hışır poşet örtüyü tozutmadan toplayıp atın gitsin. Yeni Hışır poşet örtüyü serin ve parçalar için bir boya sıralaması belirleyin. Çıkmayan ama boyadan korunması gereken parçaları maskeleme bandı ile kapatın ve fazlalıkları maket bıçağıyla alın. Bu işlem için piyasada kullanılan beyaz kağıt gibi maakeleme bantları iş görür ama altına boya alma ihtimali yüksektir. Daha kaliteli olanları internette bulabilirsinin. Büyük alanları standart maskeleme bandıyla kapatın kenarları kaliteli olanla boya aızmasına karşı garantiye alın. Boya yaparken odaya toz tüy girmesine izin vermeyin. Rüzgar hızlı kurumaya neden olabilir. Ortam çok sıcak olmamalıdır. İlk kat vuracağınız boyayı 7/10 oranında sulandırın. Sulandırma konusu işin püf noktası. Kalın katlar atarsanız pütürlü bir yüzey elde edebilirsiniz ve boya iyi yayılmayabilir. İlk kat zımparalanan yüzeye iyi nüfuz etmesi için belirtiğim ölçüde sulandırılmış olması iyi olur. Diğer katlarda ben 5/5 yani yarı yarıya sulandırdım. Sulandırdıktan sonra iyice karıştırmayı unutmayın. İlk kattan sonra birgün beklemesi iyi olur. Sonraki katları bi sabah bir akşam attım. Sürekli aynı yönlerde ruloyu sürün ve düzeltmeniz gereken yerleri ilk dakika içinde halledin, sonrasında dokunmayın. Hızlı kuruduğundan yüzeyi bozabilirsiniz. İlk kat görüntüsü sizi korkutmasın ayrıca diğer katlarda ıslak ve kuru yerler arası ton farkı oluşabilir bunu olmamış olarak algılamayın. Venge mobilyayı beyaza boyamak 4-5 kat gerektirebilir. Boya su oranı az olursa daha kalın olacağından hızlı kapatır ama yüzey istediğiniz gibi olmayabilir. Sunta levhaların ilk önce bir yüzünü sonra diğer yüzünü ve kenarlarını aynı kat sayısınca boyayın. Boyarken oluşan kabarcıklara bir 10-20 saniye sonra hafifçe üfleyin hepsi kaybolur. Boyalı yüzeye kat atarken aynı bölgede fazla gel git yapmayın alttaki boya tekrar yumuşayıp bozulabilir. Bu çok önemli. Son kat boya attıktan sonra en az 12 saat bekleyin ve verniğe geçin. Vernik işleminde üzerinizde tüy, toz çıkaran giysi olmasın, odada hava akımı olmasın, bir yerden toz tüy girmesin. Ne kadar uğraşsanızda açık renklere vernik atarken ufak tüyler gelebilir ilk saniyelerde alabilirseniz alın yoksa ellemeyin, inatlaşmayın. İş bitince yakından bakmadıkça belli olmayacaktır. Verniği bol bol kullanın, aynı yönde rulo ile uygulayın. Vernik ne kadar iyi olursa boya dayanımı o kadar iyi olacaktır. Sunta levhaların ilk önce bir yüzünü sonra diğer yüzünü ve kenarlarını aynı kat sayısınca vernik atın. Tüm parçalara sıra ile rulodaki verniğe kuruma fırsatı vermeyicek kadar bol bol vernik atın. Her kat vernikten sonra ruloyu, metal çubuğundan çıkarıp bol su ile durulayın ve metal çubuğun üzerinde pas var ise temizleyin. Bu önemli çünkü tüycükler rulo üzerinde birikmemeli. Sürekli sürtünmeye maruz kalan çıkıntılar, yüzeyle ve tekerlerklerin denk geldiği yerlere itina gösterin ve buralara daha fazla kat atabilirsiniz. Son kat vernik iyice kuruduktan sonra mukavemeti ufak ve göz önünde olmayan bir yerde deneyin. Boyama bitince tüm parçaları tekrar uygun sıra ile monte edin. Ben kulpların üzerindeki venge renklerini dahi ayırıp boyadım. Montaj sırasında yüzeylere matkap ucu gibi çizici temaslardan kaçının, dikkatli olun. Tüm işlemler bittikten sonra eğer hasar gören, boyası kalkan ufak noktalar var ise önce sivri bir aletle altını aşındırın, sonra bir kürdan ucuyla direk sulandırıılmamış boyayla rötüşlayın. Kuruyunca üzerine ufak bir sünger parçasıyla bas çek yaparak vernik atın. Maskeleme bantlarını kaldırın ve işlem tamam. Yeni bir salon ve yemek odası tamınız oldu. Maliyeti 10/1 e anca vardır. Mukavemet olarak ise gayet iyi, süpürge, çocuk vs çarpmalarda birşey olmuyor. Ama normal mobilyaya zarar veren zedelenmeler buna da zarar verir. Ama sorun değil artan boya gerektikçe rötüşlamaya her zaman yeter. Bu işlemleri hanımla istişare yaparak, bol zaman olan dönemler için planlayın, ve ara sıra yardıma ihtiyacınız olacağını belirtin. Bol ışıklı bir ortam olmalıdır. Haydin yeni mobilyalarınız şimdiden hayırlı olsun. İşini görenler bir hayır dua etsin yeter. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
Sebep, geçen ara tatilde yüksek sesle müzik dinlerken sağ ön hoparlörün sesi bozuldu. Körük ya da spider sorunu diye düşünmüştüm ama değilmiş. Herhangi bir sorun yok ama yüksek seslerde ses bozulmaya başlamıştı. Daha önce de sağ arka kapı hoparlörünü elden geçirmiştim. Onun sorunu ise yüksek kısık farketmeksizin belli titreşimlerde ses cızırdıyordu. Her ne kadar revize etsem de bir zaman sonra tekrar bu cızırtı başlıyordu. Ha şunu da söyliyeyim bunu belki çoğu kişi farketmez anlamazda. Sadece ses konusunda titiz olanlar anlar.
Baktım olmayacak anlaşılan hoparlörlerinin de bir ömrü var. Ya malzemesi ya da hoparlörlerin göbek kısmı plastik olduğundan bir deformasyon oluşuyor. İş bittikten sonra farkettim ki spiderlerin yapışma yerleri gevremiş. Bu arada orjinal hoparlör parça kodu 281440015r. Araçta Arkamys 3D ses ssistemi var ve yüksek seste gayet yeterli. Baslı müzikleri yüksek sesli dinlerim, bunun da etkisi vardır.
Uzun süre araştırdım orjinali tekrar mı alsam diye. Orjinali bulamadım. Araç Grand Scenic III. Bulsam da kim bilir ne zaman üretildi. Megane, fluance gibi modellere ve hatta uyabilecek audi vs araçların hoparlörlerine de baktım. Ama araçtaki hoparlör çok yüksek ve kapı döşemesine kadar uzanıyor. Böyle bir yükseltici kasnak ya da uyumlu hoparlör yok.
Araçta tweeter zaten ayrı. O nedenle tweetersız ve kaliteli bir 16cm hoparlör aradım. Orjinal hoparlörün çapı, iç kısmı, yüksekliği vs ölçmüştüm. Orjinal gibi olabilecek uyumlu hoparlörü uzun zaman araştırdım. Teknik özellikleri ve uluslararası dahi kullananların yorumlarını okudum özellikle bass performanslarınu izledim. Aracıma en uygun olarak Pioneer TS-G1610F modelini seçtim.
Kapı döşemesini söktükten sonra ilk iş olarak hoparlör körüğünü ayırdım.
İpek kabloları havya ile yerinden ayrıdım.
Hoparlör mıknatısı tutan ayakları kasnak tarafından kestim ve iç kısmı komple dışarı çıkardım geride piyasada bulamayacağımız yüksek kasnağı kaldı.
Kasnağın kenarındaki 3-5mm lik çıkıntı kısmınıda kestim ve yüzeye sıfırladım.
Hoparlörü bağlantı kısmı soket tarafına gelecek ve görüldüğü üzere bir vide bağlantı noktası tam olarak sokete denk gelecek şekilde yerleştirdim. Dıştan dışa tam birebir oldu.
Bu şekilde karşılıklı 4 vida atacağım deliklerden havya ile işaretledim.
İşaretlediğim yerleri vida girecek kadar tekrar havya ile genişlettim.
Hoparlör setinin içinden çıkan vidalama karşılık metal parçalarının büyük delik kısımını üste, vida tutan tarafını vida deliğininin altına gelecek şekilde havya ile plastiği eriterek yerleştirdim.
Üst kısımda çıkıntı yapmasın diye metal parçayının vida üstündeki uv kısmınu havyayla ısıtarak plastiğe gömdüm.
Vidaları yerine sürüp kontrol ettim. Sıkıntı yoktu.
Bağlantı kablolarını 8 cm civarı kestim ve uclarını açtım ve kıvırdım. Kısa kesmemşn sebebi içerde fazla kalıp titreyip cızırtı yapmasın diye. Montaj için yeterli.
İpek kablonun bağlantj lehimlerini soktüğüm yerdeki fazla lehimi, lehim pompasıyla temizledim. Bu kısımda lehimlemeden önce her kablonun dolanacağı ikş çentik var. Bunların ağzı açık olmalı. Her iki kablonunda ucunu bu çentiklerden geçirip yerleştirerek lehime hazır hale getirdim. Bu arada artı ucu yeşil kabloya, eksi ucu diğer kabloya gelecek şekilde yerleştirmeli. Soketi kalın olan kablo artıdır. Fotoğtaflarda sol taraf artı uc oluyor.
Tek seferde lehimi yedirerek yapıptım. Fazla oyalanmamalı zira plastik soket eriyebilir.
Hoparlörün tam kenar kısmındaki kapak takma girintisinşn altı, kasnak üzerinde tam olarak kestiğimiz kenara den geliyor ve esas temas noktası burası. Bu kısıma çepecevere ince bir şekilde DAYSON siyah mastik sürdüm. Hem yapıştırsın hem de akustik açıdan en önemlisi arka ile ön arasında titreşimin geçeceği boşluk kalmasın.
Hoparlörü yakın tutarak, dayson mastiğe değmeden kablo soketlerini taktım.
Yavaşca hoparlörü vida deliklerine denkleyip yerine koydum.
Kaymaması için bir elim hoparlörü tutarken, diper elimle karşılıklı 2 vidayı yerine taktım ve yeteri kadar çevirdim. Diğer 2 vidayı da takıp çevirdim.
Müzik açtım ve kontrol ettim.
Durum şu.
Ses kalitesi güzel.
Derin basları güzel vurabiliyor.
Yüksek seste dahi baslarda bozulma yok.
Sonuç gerçekten de güzel oldu.
Sonrasında
Vida kafalarını 1 er cm gevşetip dayson sürdüm ve geri sıkıladım. Aynı şekilde boş kalan vida deliklerini de dayson ile doldurdum. Burdaki ama hoparlörün arka kısmındaki hemen titreşimin öne gelmemesi.
Vidaların sıkılığını tekrar kontrol edip tatlı sert seviyede bıraktım. Sonuçta plastik abanırsak olacak belli.
Kenarlardan dışarı taşan dayson mastiği parmak ucumla çepecevere yedirerek düzledim. Açıklık var mı diye kontrol ettim, yoktu. Olsaydı oraya dayson sıkıp parmağımla yedirecektim.
Kapı döşemesini tekrar taktım.
Ve mastiğin donması için bir gün bekledim.
Ayrıca orjinal hoparlör kasnağı değişmedi.
Orjinal soketi de değişmedi.
Yeni hoparlörlerde herhangi bir modifiye yapılmadı.
Yeni hoparlörler döşemedeki kağışığına tam denk geldi.
Hem orjinal gibi, hem orjinalinden daha iyi oldu.
Salak saçma fiyatlı, bulması da zor orjinal hoparlörlere de mahkum kalmadık.
https://www.youtube.com/watch?v=9XuVWYJNya8&feature=youtu.be
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >