|
İzmir Adliyesinde görev yapan bir devlet memuruna bir banka, 1 YTL limitli kredi kartı gönderdi. 1 YTL'lik limit nedeniyle şaşkına dönen memur Göksel E, bankanın uygulamasına anlam veremediğini söyledi. Göksel E, 3 yıllık devlet memuru olduğunu belirtti. Bankaya babası adına çektikleri 3 bin YTL'lik kredi işlemi için gittiğini kaydeden Göksel E, yaşadıklarını şöyle anlattı: ''Kredi kartım olup olmadığını sordular. Kredi kartımın olmadığını söyleyince 'O zaman size bir kredi kartı verelim' dediler. Gönderdikleri kredi kartı geldi. Limitini kontrol etmedim. Markete alışveriş yapmaya gittim. Alışveriş sonunda kredi kartımı verdim. Market görevlisi limitimin yetersiz olduğunu söyledi. Önce, 'Acaba bir yanlışlık mı oldu?' diye düşündüm. Daha sonra bankanın kartla birlikte gönderdiği, limit miktarının da yer aldığı evraka baktım ve kartımın 1 YTL limitli olduğunu gördüm.'' Kredi kartı veren şubeye yeniden gittiğini kaydeden Göksel E, ''Bana 1 YTL'lik kredi kartı göndermişsiniz dedim. Banka görevlisi, '1 milyon YTL'lik olamaz? Bir yanlışlık olmuştur' şeklinde yanıt verince, yalnızca 1 YTL'lik dedim. Kontrol ettiler ve ileride kart limitinin artabileceğini söylediler'' dedi. Kredi kartını iptal ettirdiğini kaydeden Göksel E, ''Bankanın ne yapmak istediğini anlayamadım. 1 YTL ile ne alınabilir ki? 'Size kart veremeyiz' deselerdi daha iyi olurdu. Üstelik kullandığım takdirde 30 YTL'lik de masraf alacaklarmış'' şeklinde konuştu. Konunun iş çevresinde duyulması ve espri konusu yapılmasından rahatsız olduğunu da anlatan Göksel E, şöyle devam etti: ''Bazı arkadaşlarım, bankanın elinde geleceği gören cihaz bulunduğundan şüphelendiklerini, bazıları da kredi kartı limitimle seçimlerden sonra 1 litre mazot alma olasılığımın olduğunu söylüyorlar. Son derece güven sarsıcı ve gurur kırıcı bir durum. Dava açmayı düşünüyorum'' dedi. Öte yandan Göksel E'ye bankadan kredi kartıyla birlikte gönderilen yazıda, ''Limitiniz 1 YTL.... Taksitle alışveriş yapabilir, her alışverişten c..-para kazanabilir ve c... paralarınızı Türkiye'nin en geniş üye iş yeri ağında dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz... Keyifli alışverişler dileğiyle...'' şeklindeki ifadeler dikkati çekiyor. http://www.sabah.com.tr/2007/06/23/haber,855185CE9E234E4A9282732C6838BC75.html
|
|
6000 ytl normal fiyatı olan tv'yi bimeks haftanın fırsatı olarak 2.777 ytl'ye veriyor. http://www.bimeks.com.tr/kampanyalar/?kid=738 Özellikler süper. Ama böylesine büyük ve kalite bir tv'yi nasıl yarı fiyatından aşağı veriyor ? Teknofiyatdan araştırdım ve 2 yerde (eksen & ekonomik ticaret) bu tv 6000 ytl. Böyle bakınca inanılmaz bir fırsat. Sizce pazarlama aldatması var mı, yoksa kaçmaz mı ? |
|
1- ** Domatesli Biberli Yumurta (menemen) ** Büyükce bir tavaya yağ domates ve biber koyup bir sigara yakıyoruz. Sigaranın külü yere duşmek üzereyse yumurtalari eklemenin zamani gelmiş demektir. Yumurtalari kırıp sigaramızı bitiriyoruz. Pişmiştir herhalde ocağın altını kapatıyoruz. 2- ** Makarna ** Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip maç izlemeye basliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz.Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz. Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin uzerine dogru dokuyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor) Üzerine ketçap SIKIP yiyiyoruz. Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica fazlalaştiklarında bazen hangisini fırlattığınız karışıyo. 3- ** Pilav ** Pilav aslinda basit bir yemek degil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumusak ve tane tane olmasi gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirincleri tek tek pisirdiginizde tane tane oluyorlar ama uzun sürüyor. Maharet hepsini bir arada pişirebilmekte; ama cok da sorun etmeyin. Nasil olsa icine yoğurt koyup bulamac haline getirdigimizde hepsi birbirine yapisiyor.Kisaca yag koyup uzerine pirinc ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pisiriyorsunuz.Hem bunu süzmeye de gerek yok. 4-**Patates Kızartması ** En kolay islerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kızgın yağa atıyorsunuz. Tek yapmaniz gereken altini zamaninda kapatmaniz. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yüzden sadece tv'de yarışma varken yapın. Bir de diğer yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabağa koymak gerekiyor. Onun dışında cok kolay. **PÜF NOKTALARI** 1-) Yemekleri daima tencerenin icinden yiyin. Boylelikle tabak kirletmemis olursunuz. 2-) Asla sade pilav yapmayin. Domatesli pilav yaptiginizda altini tuttursaniz bile renginden anlasilmaz. 3-) Mutlaka soğanli bir yemek yapacaksaniz asla soğana dokunmayin.Özellikle rendelediğinizde elleriniz cok kötü kokuyor. Bunun yerine soğana ekmek tahtasiyla bes alti kez vurmayi deneyin, ayni isi görür. 4-) Patates kizartacaksaniz soyduğunuz patatesleri asla yikamayin. Kizgin yağa attiginizda cok kötü patliyorlar. 5-) Yemekler asla kendi baslarina hareket etmezler. Sayet gecen ay yaptiginiz tavuk kendi kendine kimildamaya basladiysa kurtlanmis demektir. Sakin yemeyin ! 6-) Sebzeleri pisirdikce vitamin değerleri düşer. Mümkün olduğunca olduğunca ciğ tüketin. 7-) Karpuz tabaga koyulmamasi gereken bir meyvedir. İkiye ayırıp ortasından kaşıkla yiyebilirsiniz. Tencere kapağı en mükemmel tabaktır. 8-) Buzdolabının sebzelik olarak adlandirilan kısmı yemeyi düşünmediğiniz şeylerin saklanmasi icin idealdir. Bu bolüme konan seyler nasil olsa bir sure sonra unutulur. 9-) Sebzeliğin kapağını SIKI kapatirsaniz çürüyen şeylerin kokusu dolaba daha az yayılır. 10-) Spagetti pakedini acmak icin pakedi ortasindan SIKIca kavrayin ve altını tüm gücünüzle fayansa vurun. Pakedin üst tarafi yırtılacaktır. Belki bu işlem sırasında makarna un ufak olabilir ama risk almaya değer. Özellikle misafirlerin yaninda yapmanızı tavsiye ediyorum. Öyle daha güzel, bu size cok mhaço bir hava verir. |
|
Daha önce Güzel ve Dahi yarışmasıyla gündeme gelen Esra ve Ceyda Ersoy kardeşler, İkinci bölümüyle ekranlara yineden dönen Şarkı Söylemek Lazım yarışmasına damgasını vuruyor. Programdaki showları ve konuşmalarıyla olay yaratan kardeşler,dün gece Gülben Ergen’in SÜRPRİZ programındaydı. TUNCER DAMGA VURDU Programda Türkücü Mahmut Tuncer, şarkıcı Kutsi ve renkli kişilikleriyle son günlerin en flaş iki ismi haline gelen Esra&Ceyda Ersoy kardeşler vardı. Programa her yaptıkları olay olan ikizler değil Mahmut Tuncer damga vurdu. Canlı yayında Esra&Ceyda kardeşlerle yerlerde sürünen Tuncer, kızlara yapmadığını bırakmadı. MASAJ YAPMAK ZORUNDA KALDILAR Programın sunucusu olarak konuklarını kollamak yerine onlar üzerinden prim yapmaya çalışan Gülben Ergen’de Tuncer’e bu konuda oldukça yardımcı oldu. Canlı yayında kızların “Yapamam” sözleriyle ikna olmayan Gülben ve Tuncer’in ısrarlarına dayanamayan kardeşler, Türkücüye masaj yapmak zorunda kaldı. Bununla yetinmeyen Tuncer kızlara “Takla atarken üstüme atlayın” dedi. RATİNG YERLERDE Gülben Ergen’in büyük bir umutla ve ciddi bir bütçeyle başladığı programının ratingleri iç açıcı değil. Bu durumun altından kalkmaya çalışan Gülben Ergen, durumu kurtarma çabasıyla rating uğruna her şeyi yapıyor. OKAN’A NE OLDU BÖYLE!.. Yıllarca Televizyon Çocuğu, Zaga ve Televizyon Makinesi’nde bu tür programlarla dalgasını geçen Okan Bayülgen, Gülben Ergen’in Sürpriz programının yapımcılığını yapıyor. Yaptığı medya eleştirileriyle gündem oluşturan Okan Bayülgen’e şimdi sormak lazım: “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” Programın bu hallerini görünce insanın “Gülben Ergen şarkı söylemeye devam etsin, Okan da yeniden ekranlara dönsün” diyesi geliyor. MAHMUT TUNCER KİMDİR Mahmut Tuncer’in Türk halk müziğine kazandırdığı eşsiz eserlerinden de (!) bahsetmeden geçmeyelim dedik. Halk müziğine kazandırdığı şarkı sözleriyle çığır açan(!) Tuncer, “ay em de sori ne soriğ, ciğerim siye noliğ", "mıhtar emmi", "bakkal amca", “cenderme gibi eserlerle bu alandaki dejenerasyona katkı sağlamış şarkıcılarımızdandır. Linkde video var http://www.ensonhaber.com/Medya/140772/Canli-yayinda-ikizleri-TACIZ-ETTI.html Yahu bu programın bir kısmını izledim ben, taciz kısmını görmedim. Medya şarlatanı olmuş bu embesil tikky kızlar için mahmut tuncer'e ana sayfalarında "kıro türkücü" demişler ![]()
|
|
Ses ayarları açık, motor ve efektler var ama bir türlü müzik açılmıyor. Neden olabilir
|
Evde kimse yok, canım haşlanmış darı istedi, gittim tansaşdan aldım. 4 saattir kaynıyor ama olmadı habire su buharlaşıyor, ben de üstüne ilave yapıyorum ama halen sert Nasıl haşlıyorsunuz ya bu mısırları ![]()
|
“Yaman kelime”ydi ayrılık; “benzetmek azdı ölüme”...Ve her kim uğrarsa bu zulme, “gündüzü olurdu gece...”
Selahaddin Pınar’ın tamburu “Ayrılık yarı ölmekmiş/ o bir alevden gömlekmiş” diye inler ve sorardı:“Ey sevgili sen nerdesin/ nerdesin ey sevgili?”
“Çerağ” nedir bilmezdik; ama Sevim Tanürek, “Alev alev çerağız biz/ Ayrılsak da beraberiz” deyince bir yangın fitili tutuşurdu yüreğimizde...
Sonra Zeki Müren çağlardı, tane tane söyleyerek:“Aynı bedende can gibiyiz/ cana can veren kan gibiyiz/Yanıp da bitmez kül gibiyiz/ biz ayrılamayız/Eller ayırsa bile/ yollar ayırsa bile/ biz ayrılamayız.”
Büyüdük; o “çerağ” da içimizde büyüdü alev alev...
Sevdalandık... ayrıldık... yandık.
Ayrılıkla ölümü, biz de Abdürrahim Karakoç’un “Mihriban”ıyla kıyasladık:“Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban...”
Timur Selçuk, “Ayrılanlar için” değil, bizim için çalıyordu:“Ne kadar acı olsa / ne kadar güç olsa/ Her şeyi, evet her şeyi unutmalı”ydık.“Kalırsa içimizde bir derin sızı kalır”dı.
Derken vuslat kolaylaştıkça; basitleşti ayrılmalar da...
Kocamaya bir yastık yetmez oldu. Sönenin son ateşiyle yakılan sigaralar gibi; ayrı düşülen yavuklunun hasreti, yeni bir aşkın kollarında giderildi. Ve günün birinde Ajda Pekkan, “başı yukarda meydan okuyarak hayata”, ayrılıkların üzerindeki o kırık yeniklik duygusunu silip attı:“Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık” diye kovaladı eski sevgiliyi:
“Bir zamanlar sen de bana acımadın/ yalnız kaldım/ Yıkılmadım ayaktayım.”
Herkes bu çıkışı bekliyordu sanki...
“Ümitlerin ötesindeki o şehir” bir anda tarumar oldu.
Bir baktık ki 20. yüzyılla birlikte, ayrılan yollarda söylenen şarkılar da değişmiş, herkese bir güven gelmiş.
“Aşk dediğin geliyor, geçiyor” diyen Hande Yener, ayrılığın onuncu gününde eski sevgilisine “Yalnız değilim, sıkılmıyorum” mesajı göndermiş.
Nazan Öncel, bir vedalaşmayı “Jetonu mu yoktu, aramadı gitti/ velhasıl bitti” diye özetlemiş.
Sonra jeton da tarih oldu.
Ayrılık acısının ilacı bulundu.
Demet Akalın bir yıl önce “seve seve” ayrıldığı sevgilisiyle “İsim neydi çıkaramadım/ adın neydi hatırlamadım” diye kafa buldu.
Şimdilerde dillerde gezen bir yaz şarkısında ayrılıklara iyi gelecek formülü açıklıyor:
“Hemen yeni bir aşk bulunur, yerin çabuk doldurulur/ Sevgilimi koluma takarım/ Bebek’te üç beş tur atarım/ Olmadı bi de sinema yaparım/ gördüğün gibi çok unutkanım.”
Dedim ya, ayrılığın eski tadı yok.
Şarkılardan belli...
CAN DÜNDAR